• Sonuç bulunamadı

Tombak:Yaldızlı bakırdan San'at eserleri

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Tombak:Yaldızlı bakırdan San'at eserleri"

Copied!
8
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

SADBERK HANIM MÜZESİ

T O M B A K

YALDIZLI BAKIRDAN SAN’AT ESERLERİ

(2)

T ürk ve İslam san atları arasında en az bilinen san at dalı m aden sanat ve işçiliğidir. OsmanlI dönem inde gelişm iş olan TOMBAK işleri ise bu daim daha az incelenen kolu olm uştur. O sm anlı tekstil sanayi ürünleri ile çinileri yüzyılı aşkın b ir zam andan beri AvrupalI k o le k ­ siyoncular ve m üzelerce aran an m erak konuları olm asına karşılık Os­ manlI m aden sanatı eserleri ne B atı’da ne de Doğu'da öyle b ir yay­ gınlık ve rağbet kazanm am ışlardı. Bu d urum kısm en eşyaların şu­ raya buraya dağılm ış olm asından kısm en de konuyu incelem ekteki zorluktan ileri geliyordu. Bununla birlikte son yıllarda bu alanda da değerli a ra ştırm acılar Osmanlı T ürklerindeki m aden san atın a dair yayım lara yeni bilgiler getirm işlerdir.

TOMBAK sözcüğü eski sözlüklerim ize göre H intçeden geçmiş ola­ ra k bilinir. Ahmet Vefik Paşa (1828-1891) L e h çe-i Osm ani adlı ünlü sözcüğüne «Hindi kelim edir. Altın karışık ve altın kaplam a b akır ve tunç - Tom bak güğüm, leğen, ibrik» diye yazar. Ş em settin Sam i Bey (1850-1904) de Kamus-i T ürki’de bunu yinelem ektedir. «Asıl mahall-i im âli olan H int lisanında olup Avrupaca da bu isim le m aru ftu r. Al­ tın la karışık veya altın kaplam alı b a k ır veya tunç- Bu halitad an ma- m ü l : Tom bak leğen, ibrik.» B aha yeni ve büyük sözlüklerden H üse­ yin Kâzım K ad ri’nin T ürk Lügati adlı eserde gerçek daha iyice belir­ tilm iştir: «Malay lehçesinde: tam baga bakır; İtalyanca tom bacco; Portekizce tam baka- bakır, kalay ve çinkodan altına takliden yapılan halita.» Nihayet, Meydan Larousse ve Okyanus- Türkçe Sözlük gibi en son ansiklopedi ve sözlükler TOMBAK hakkında şunları yazm akla ye­ tinm işlerdir: «(İtal. tom bacco’dan fr. to m b ac) yüzde seksen bakır, yüzde yirm i çinkodan m eydana gelen sarı renkli alaşım ; kuyum culuk­ ta şerit veya tel şeklinde kullanılır. Bu alaşım dan yapılm ış: tom bak le­ ğen. Altın kaplam alı b ak ır eşya)».

İngilizcede de aynı şekilde yazılan (Tom bac ) sözcüğünün o dile Malay dilinden Fransızcaya uyarlanışından geçmiş olduğu ve 1602 ta ­ rihinden beri İngilizcede kullanıldığını öğreniyoruz. (The S horter Oxford English Dictionnary) adlı büyük sözlük şunları yazar: (An alloy of copper and zinc, in various proportions, containing from 82 to 99 p e r cent of copper. Used in the E a st forgongs o r bellers; in Europe, u nder various nam es, as Prince’s m etal, M annheim gold, etc. as a m aterial for cheap jewellery.)

C. E. Arseven, S anat Ansiklopedisinde, Tom bak hakkında şunları yazar: «Malazyaca tam baga denir. 10 kısım çinko ve 100 kısım sarı b a­ kırdan m ürekkep b ir h alita olup altın taklidi olarak yapılan eşya için kullanılır. B undan yapılan evaniye (evani - hapkacaklar) bazen altın

(3)

d a kaplanır. T ü rk ler to m b ak tan ham am tası, nargile, leğen ibrik, kahve güğüm ü, gülâptan gibi b ir çok güzel ve san atk âran e eşyalar yap­ m ışlardır. B una helali dahi derler.» Helali sözcüğü karşılığında da kı­ saca: «Çinko ile b ak ırd an m ürekkeb b ir halitad an yapılm ış m adeni eş­ ya veya k ab a verilen isim dir. T om bak d a denir.» diye yazılm ıştır.

Bizde Tom bak eşya yapım ı çok eski yüzyıllara çıktığı halde Tom­ b ak sözcüğünün dilimizde hangi tarih d en beri kullanılm ıya başlandı­ ğını bilm iyoruz. Sözcüğün F ransızca yolu ile dilimize girdiğini tahm in edilebilir. Doğudan, H int yoluyla, Malay dilinden yaygınlaşarak gelen bu sözcük, F ransızca’da büyük L arousse’ların 1923 ve 1966 yıllarındaki iki ayrı basım ında, esasda b ir olm akla b erab er iki ayrı biçim de tarif edilm iştir. F ark çinko yüzdesinin 10 ve 20 olarak belirtilm esinde ve anlam daş olarak gösterilen sözcüklerdendir. Bizde H e l a l i de denil­ diği gibi F ransızcada da sim ilior, laiton demi-rouge, verm eil, chrysocale ve chrysochalque gibi sözcükler kullanılm aktadır.

(4)

T om bak’ın bugün anladığım ız biçim ine en uygun tarifin i N uret­ tin R üştü Büngül’ün Eski E serler A nsiklopedisinde buluyoruz. «Bakır ve p irin çten yapılm ış eşyanın, cıva yaldızı ile (B akır üzerine elle sü­ rülen) yaldızlanan çeşidine denir.»

C. E. Arseven’in sanatlarım ız hakkında yazdığı ve b u alanda öncü­ lük etm iş olan L’Art Turc (İstan b u l 1939) adlı Fransızca eserinde Os­ m anlIlarda m aden sanatı bölüm ündeki özet bilgiler arasın d a tom bak­ tan da kısaca söz edildiği görülür; o da aşağı yukarı aynı şekilde bil­ gilerin özetidir: «Türkler altın kaplam a b ak ırd an eşyalar da y ap ar­ lardı. B u tü r işlere tom bak denir. Tombak, b a k ır eşyayı cıva esaslı yaldızla kaplam aktır.»

Anadolu b ak ır bakım ından zengin b ir ülke olm ası itibariyle on­ dan geniş b ir şekilde yararlanılm ış olm asında şaşılacak b ir yön yok­ tur. T ü rk ler b akırdan iki tü r alaşım yapm ışlardır: B akır ve çinko ala­ şımı (pirinç) ya da bakır, kurşun, çinko alaşım ı (tunç) ve bunların yanm da, genellikle Avrupa’dan ithal edilen, kalayın da k arıştırılm a­ sıyla (bronz) dan da eşyalar yapm ışlardır.

(5)

B ronz Avrupa’dan, kalayla b irlikte gelmiş b ir alaşım olm ası iti­ bariyle O sm anlIlar daha çok ya saf b a k ır ya d a pirinç kullanm ışlardır. Yalnız kalay, alaşım a çokça girm em iş olsa da, kaplam a işinde kulla­ nılm ıştır. Bu, iki nedenle kullanılırdı; Birincisi, sağlık yönünden zehir, lenm elere karşı b a k ır kap lar kalaylanırdı; İkincisi de, daha ucuza m al edilen güm üşe benzer görünüm de k ap lar yapılm ış olurdu.

K aplam a işine çok eski zam anlar raslam r. O rtaçağ’da Avrupada olsun, İslâm dünyasında olsun, san atk ârlarca, kaplam a işi, k apların üstüne belli yöntem le kalay sürüştürülm esiyle yapılırdı. OsmanlI m a­ den san atların d a altın kaplam a ve yaldızlam a bakımmdain da buna

benzer b ir du ru m görülür. Ancak b u yöntem h er m adenle kullanıla­ mazdı; yaldızlam a için güm üşten sonra en uygun m aden bakırdır. İş­ te tom bak odur. B u nedenle tom bak eşyanın tahlil edilince oldukça saf b akırdan yapılm ış oldukları görülür. Bizde genellikle tom bak deyi­

(6)

m inin pirinç, tunç ya da bronz gibi b ir alaşım dan çok doğruca b ak ır üzerine elle sürülm ek yöntem iyle kaplanm ası anlam ına alınm ası bun­ dan ileri gelm ektedir.

Kimi a ra ştırm acılar cıva yaldızının İslâm lığın ilk çağlarından be­ ri İra n ’da belki O rta Doğu’nun başka yerlerinde kullanılm ış olduğunu, X. yüzyılda E l H em edani, XI. yüzyılda —büyük T ürk bilgini— El-Bi- runi ve 1300’de E b ü ’l-K a s ım K aşâni’nin bu yöntem den söz etm iş ya da ta rif etm iş olm alarına dayanarak bildirm ektedir. Ancak bu kapla­ m a genellikle güm üş üzerinde, pek n adir olarak da b ak ır üzerinde ke m er tokaları, eğer takım ı p arçaları gibi kim i şeylerin üzerinde görül­ m üştür. T ürkler a t koşum ve eğer takım larını aynı şekilde süslem iş­ ler, Anadolu Selçuklularından kalm a, üzerinde kıym etli ta şla r bulu­ nan altm kaplam a b ak ır fcir plâka vb. bunun sürekliliğini gösterir. Kimi yazarlar altın kaplam anın V enediklilerden öğrenildiğini ileri sü r­ m üşlerse de başkaları bunu Bizans’ta yaldızlı bakırın bulunuşunun saptanm asıyla çürütm üşlerdir.

Bu tartışm aları yanıtlıyan b ir AvrupalI yazar «Her ne olursa ol­ sun (bulunan eşyalardan da görüleceği üzere) altın kaplam a O sm an­ lIlarda İslâm dünyasının ilk zam anlarında görülenlerden çok daha geniş şekilde kullanılm ış olduğu isbat edilm iştir.» divor. Kesin olan bakıra altın kaplam a b ir Osmanlı geleneği ve tekniğidir.

Tom baktan yapılm ış eşyaların b ir listesinin düzenleme denem esi yapılm ak istenirse müze ve özel kolleksiyonlarda görülen tü rleri şöy^e sıralayabiliriz: 1) Cami kandili, 2) Şam dan, 3) Leğen, 4) İbrik, 5) Çe­ şitli taslar, 6) M atara, 7) K apaklı m aşrapa, 8) G ülâptan, 9) B uhur­ dan vb. gibi günlük kullanım eşyaları. B unlar arasın d a kum-kum ya­ h u t Türkçem izde kullanıldığı şekliyle Kum -kum a denilen, yuvarlak ge­ niş karınlı ve d a r boyunlu şişe, vazo yada m a ta ra tü rü n ü n de tom bak­ tan yapıldıkları görülür. B unlar çoğunlukla Zemzem suyu ya da m ü­ rekkep konm ak için kullanılırdı; bu biçim de gülaptanlar da vardır. 10) K apaklı sahanlar, 11) Tepsiler, 12) Kahve güğümü, 13) Kahve si­ tili, 14) Nargile, 15) Vazo, 16) Tuzluk, 17) Fincan zarfı, 18) vb. ve da­ ha başka tü rd e eşyalar da yapılm ıştır. Örneğin 1) Kubbe ve san crk alem leri, 2) Çeşme m usluğu, 3) Kapı p lâkaları (Süleym aniye cam iin­ de ve Topkapı Sarayında görülür.) 4) Ocak, şöm ine araçları, 5) Miğ­ fer, 6) Tören zırhı (F atih ’in ünlü sadrazam ı M ahm ut P aşa’ya ait böy­ le b ir zırh M etropolitan M useum Of A rt’ta bulunm aktadır.) 7) Atla­ rın alın zırhı, 8) Tom bak hançer, 9) Üzengi, 10) Fener...

Tom bak eşyanın döküm , k a b artm a yöntem leriyle yapıldığı gibi to rn ad an geçirme, vb. suretiyle yapıldığı da görülür. Yüzeylerdeki

(7)

süslem elerde ise yivli süslem e, oyma, kazım a, delik işi, kafeskâri işle­ me,, helezoni yivler vb. Helezoni kıvrım lı süslem eler, başka İslâm ül­ kelerinde görülm em iş olup Osm anlIlara m ahsustur. B unların kim ileri Suriye ve Bizans’ta görülm ekle b irlikte özellikle yivli süslem eler m in­ yatürlerdeki kap lard a dahi görülecek k ad ar gelenekleşmiş ve bu yön­ tem pek geniş şekilde kullanılagelm iştir.

Delik işi tekniği ya da kafes halinde süsler, daha çok dini veya as­ keri sancak alem lerinde, kubbe alem lerinde göze çarpm aktadır. B un­ la r tü rlü biçim ve kalıplarda yapılm ış olup M emluk ve İra n eserlerine benzem ektedir.

(8)

Delik işi tekniği başka tü r eşyalarda da bezek olarak kullanılm ış­ tır. Bezem eler ve süslem eler çoğu kez b u h u rd an lard a olduğu gibi b ir işe yaram ak üzere yapılm ıştır.

Y ukarıda saydığımız zırh, m iğfer, hançer vb. gibi daha çok savaş­ ta kullanılan araçların çoğunlukla çelikten yapılm akla birlik te bazı­ ları altın kaplam alı bakır, yani to m baktan bezemeli olarak yapıldık­ ları görülür. B unların belki de savaş alanları için olm adıklarından törenler ve geçitler için kullanıldığı sorunu çıkm aktadır. Yine tom ­ b ak tan sancak alem leri de yapılm ıştır. Ancak b u n la r savunm a sebe­ biyle yapılm adıkları cihetle to m b ak tan yapılm ış olm alarında ve savaş alanlarında da kullanm alarında b ir sakınca olm am aktadır.

O sm anlı m aden sanat eserlerinde dekorasyon ve süslem elerin öte­ ki İslâm ülkeleri görülenlerden daha sade olm asını olum suz b ir yan olm aktan çok bu sanatın en olum lu niteliğini ortaya koyar. Bu du­ ru m şekilde m ükem m elliğin ve biçim in süse ve dekorasyona üstün gelmesi olm uştur.

Tom bak ve altın kaplam a bakır eşyanın nerelerde yapıldığı konusu ile, yapan san a tk â rla r hakkında genellikle bilgimiz azdır. Ba­ kırcılıkla ü n alm ış ve belgelere geçmiş eserleriyle yalnız T okat ve orada yapılan bazı eşyalar bilinm ektedir. Öte yandan Tom bak eşyanın en güzelleri ve çeşitleri XVI. ve XVII. yüzyıllarda yapılm akla birlikte daha sonraki tarih lerd e de tü rlü tom bak eşya yapılm ıştır.

9/XI/1982 F .B .

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

İlaç katılım payı SGK’dan gelir ve aylık alanlar için %10, diğer kişiler için %20 Tıbbi malzeme katılım payı SGK’dan gelir ve aylık alanlar için %10, diğer kişiler

* Mütenevvi eklerin, diş açılmasına lüzum olmadan, muhtelif kuturdaki borular için tedarik edilebilen hususi boru aksamile (somunla sıktırma veya şariyet esasına dayanan

oda ile yeniden ilâve edilen büyük oturma salonundan iba- Mimar manzaraya hâkim olan cihetlere yaptığı geniş balkonlar ve çatıya verdiği az ve tatlı meyille binaya cam

Evin plânına, haricî mimarisine, renklerine ve detaylarına itina edilerek muvaffak olmuş bir bina tesiri elde

Büyükadada Dadilar çamlığında denize hâkim bir sırt üzerinde bu sene ikmal edilen bu köşk, etrafındaki tabiat parçasına iyi ve iddiasız bir sadelikle imtizaç ettirilerek

Böyle dü¸sün- memizin sebebi, denklem sisteminde verilen ifadelerin kökler toplamı kökler çarpımı ve kökler kareleri toplamları gibi ifadelere benzer olmasıdır2. Buna

5.2 iferensiyel ve integralle

Bu güzel kız her gün öğlen saati güneş tam tepedeyken çiçeğinin yanına gidip “Utûtûm utûtûm kim ekti seni, kim baktı seni” der, çiçeği de “Sen ektin beni,