• Sonuç bulunamadı

Cemâleddin İshak El-Karamanî’nin En-Nesâ’ihu’s-Sûfiyye Fi’l-Mevâ‘izi’d-Dîniyye ve Risâle Fî Etvâri’s-Sülûk isimli eserlerine dair

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Cemâleddin İshak El-Karamanî’nin En-Nesâ’ihu’s-Sûfiyye Fi’l-Mevâ‘izi’d-Dîniyye ve Risâle Fî Etvâri’s-Sülûk isimli eserlerine dair"

Copied!
23
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Gönderim Tarihi: 30.11.2015 Kabul Tarihi: 08.02.2016 e-ISSN 2458-9071

Öz

Yazma eserler, kütüphane kataloglarına bazen yanlış isimle kaydedilebilmektedir. İzmir Milli Kütüphanesi numara 2016/1’deki yazma, kataloğa Cemâleddin İshak el-Karamanî’nin Risâle fî Etvâri’s-sülûk adlı eseri olarak kaydedilmiştir. Hâlbuki bu yazma, aynı müellifin en-Nesâ’ihu’ssûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye adlı başka bir eseridir. Bu katalog üzerinden çalışma yürüten bir araştırmacının en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye’yi Risâle fî Etvâri’s-sülûk ismiyle yayımladığı anlaşılmaktadır. en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye‘nin bu araştırmacının tespit etmediği nüshaları da vardır. Bu nüshalarda eser adı açık bir biçimde yer almaktadır. en-Nesâ’ihu’ssûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye‘nin muhtevasını âyet, hadis, kelâm-ı kibâr ve şiirlerle desteklenen öğütler oluşturmaktadır. Bu muhteva eserin ismiyle de uyumludur. Dervişlerin insân-ı kâmil olmak için yürüdüğü manevî yola sülûk adı verilir. Mutasavvıflara göre sülûk ve nefsin mertebeleri vardır. Bu mertebeler için 'etvâr-ı seb‘a‛ terimi kullanılır. Kaynaklar Cemâleddin İshak el-Karamanî’nin Etvâr-ı Seb‘a ismiyle de bilinen Risâle fî Etvâri’s-sülûk adlı bir eserinin bulunduğunu bildirmektedir. Fakat kütüphanelerde Cemâleddin el-Karamanî'nin Risâle fî Etvâri’s-sülûk’ü olarak bildirilen üç farklı yazma eser yer almaktadır. Bunlardan hangisinin Karamanî’nin Risâle fî Etvâri’s-sülûk adlı eseri olduğunun tespiti, kütüphanelerdeki seyr ü sülûk ve etvâr-ı seb‘a risalelerinin tasnifiyle mümkün olacaktır. Bu çalışmada Cemâleddin el-Karamanî’nin en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye ile Risâle fî sülûk isimli eserleri hakkında bilgi verilmiş, ilgili araştırmacının Risâle fî Etvâri’s-sülûk adıyla yaptığı yayımın hatalı görülen yönü ortaya konmaya çalışılmış ve bu yayımın gerekli tashihlerden sonra en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye ismiyle yapılması teklif edilmiştir.

Anahtar Kelimeler

Tasavvuf, Cemâleddin İshak el-Karamanî, en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye, Risâle fî Etvâri’s-sülûk.

* Yrd. Doç. Dr., Celal Bayar Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Bölümü, [email protected]

CEMÂLEDDİN İSHAK EL-KARAMANÎ’NİN

EN-NESÂ’İHU’S-SÛFİYYE Fİ’L-MEV‘İZİ’D-DÎNİYYE VE RİSÂLE FÎ

ETVÂRİ’S-SÜLÛK İSİMLİ ESERLERİNE DAİR

ABOUT EN-NESÂ’İHU’S-SÛFİYYE Fİ’L-MEV‘İZİ’D-DÎNİYYE AND

RİSÂLE FÎ ETVÂRİ’S-SÜLÛK BY CEMALEDDİN İSHAK

EL-KARAMANÎ

Suat DONUK*

(2)

SUTAD 39

Abstract

Manuscripts can be recorded in the library catalogue with incorrect names sometimes. Manuscript in the number 2016/1 in Izmir national library was recorded in catalogue as Cemaleddin Ishak el-Karamani's work which is named as Risale fi Etvari's -suluk. Whereas, this manuscript is another work named as en-Nesa’ihu's-sufiyye fi'l-Mevai’zi'd-diniyye of the same author. It is understood that who is a researcher making study in catalogue information published en-Nesa’ihu's-sufiyye Meva’izi'd-diniyye with the name Risale fi Etvari's-suluk. EnNesa’ihu's-en-Nesa’ihu's-sufiyye fi'l-Meva’izi'd-diniyye has copies that researcher could not determine. The name of work is included clearly in those copies. Admonishment constitutes the contents of enNesaihu's-sufiyye fi'l-Mevaizi'd-diniyye which are supported by verse, hadith, nice kalam and poems. This content is in compliance with the work's name. Sulûk is moral way that Sufi experts walk in this way in order to be absolute people. According to mystics, this way and personality have got degrees. The term "etvar-ı seb'a" is used for those degrees. Sources informs that there is a work named as Risale fi Etvari's - suluk known with the name Etvari's-Seb'a of Cemaleddin el-Karamani. But there are three different works informed as Cemaleddin el-Karamani's Risale fi Etvari's - suluk in manuscript libraries. The determination of them whichever is the work of Karamani as Risale fi Etvari's - suluk will be possible for confirmation of leaflets of seyr-u-suluk and etvar-ı seb'a which have many samples in libraries. In this study, detailed information has been given for works named as en-Nesa’ihu's-sufiyye fi'l-Meva’izi'd-diniyye and Risale fi Etvari's - suluk of Cemaleddin Ishak elKaramani, it has been revealed for faulty aspect of publishing that researcher made with the name of Risale fi Etvari's - suluk and it has been offered that this publishing is made against with the name of en-Nesa’ihu's-sufiyye fi'l-Meva’izi'd-diniyye after necessary correction of this publishing.

Keywords

Mysticism, Cemâleddin İshak el-Karamanî, en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye, Risâle fî Etvâri’s-sülûk.

(3)

SUTAD 39

GİRİŞ

Osmanlı Devleti kültür dünyasından günümüze intikal eden pek çok tür ve sayıda yazma eser bulunmaktadır. Çoğunluğu Türkiye‟deki kütüphanelerde bulunan nüshaların bir kısmı yurtdıĢındaki kütüphanelere dağılmıĢtır. Türkçenin yanı sıra Arap, Fars, Yunan ve Ermeni dillerinde de yazılan bu nüshaların Türkiye‟deki sayısının 300.000‟i aĢtığı tahmin edilmektedir. Adedi çok olan yazma eserler tür bakımından tasnife tabi tutulduklarında karmaĢık bir durum ortaya çıkmaktadır. Nitekim yazma eserler ilk önce bilimsel ve sanatsal olmak üzere iki baĢlık altında toplanmaktadır. Sanatsal olanlar, manzum ve mensur biçiminde sınıflandırıldıktan sonra her iki sınıfın altına pek çok tür sıralamak gerekmektedir. Aynı durum bilimsel yazmalar için de geçerlidir. Din, siyaset, tıp, hukuk, coğrafya, tarih vb. pek çok türde yazmaya rastlamak

mümkündür.1

Hem adet hem dil hem de tür olarak pek çok çeĢidi bulunan yazma nüshaların tetkiki, tespiti ve tasnifi ayrı ayrı güçlükler taĢımaktadır. Sözünü ettiğimiz her üç aĢamayı da gerçekleĢtirecek kiĢinin bilgi birikimi geniĢ, donanımlı biri olması gerekmektedir. Osmanlı Türkçesi, Arapça ve Farsçaya, bu milletlerin dönem ve sanatçılarıyla tüm edebiyatlarına, Arap alfabesiyle yazılan el yazısı karakterlerine, tarihî metinlerin sistematiğine ve bibliyografyaya hâkimiyet yazmaları tetkik edecek Ģahıslarda bulunması gereken ilk özelliklerdir. Özenli ve disiplinli bir çalıĢma yöntemine sahip olma ile titizlik bu kiĢilerde olması gereken diğer vasıflardır. Bu özelliklerden bazıları uzmanlık gerektiren iĢler arasında yer aldığı ve iĢleri nüsha inceleme ve sınıflandırması olan çoğu kiĢide bulunmadığı için bazı problemler ortaya çıkmaktadır. Bu mevzuda sıkça karĢılaĢılan sorun kütüphane kataloglarında çok sayıda bilgi yanlıĢının bulunmasıdır.

Güler GönültaĢ tarafından hazırlanan Manisa İl Halk Kütüphanesi Türkçe El Yazmaları

Kataloğu‟nda, Seyyid Vehbî Efendi adlı yazarın Latîfe-i Seyyid Vehbî ismini taĢıyan, ahlak konulu

manzum bir eserinden söz edilmektedir (1986: 31). Edebiyat tarihimizde birden fazla “Vehbî” mahlaslı Ģairin varlığı bilinmektedir. Bunlardan Seyyid Vehbî (ö. 1149/1736) olarak bilinen sanatçının Latîfe adlı bir eseri kayıtlara geçmemiĢtir. Onun kaleme aldıkları arasında ahlak konulu manzum bir telif de görünmemektedir (Dikmen 2001: XXXVII-75; Arslan 2015: 1). “Vehbî” mahlaslı olup “Sünbülzâde” nisbesi ile diğer Vehbî‟lerden ayrılan bir Ģair vardır. Hiciv türünde kaleme aldığı Ģiirlerle divan edebiyatında tanınan Sünbülzâde Vehbî‟nin (ö. 1224/1809) Lutfiyye isimli manzum bir ahlak kitabı bulunmaktadır (Kuru 2010: XXXVIII-141; Gürgendereli 2015: 1). Manisa İl Halk Kütüphanesi Kataloğu‟nda bildirilen eser Lutfiyye-i

Sünbülzâde Vehbî olmalıdır.

Ġsmet Parmaksızoğlu‟nun tertip ettiği Kıbrıs Sultan II. Mahmud Kütüphanesi Kataloğu’nda “… hayatı hakkında bir kayda tesadüf edemediğimiz ġair Hakkânî tarafından tertip edilen bu Türkçe divan…” biçiminde bir cümle sarf edilmiĢtir (1964: 16). Burada hayatı hakkında bilgiye ulaĢılamadığı bildirilen Ģahsın mahlası yanlıĢ okunduğu için böyle bir sorun ortaya çıkmıĢtır. Hâlbuki nüshadaki yazılar titizlikle okunsa eserin sahibinin mahlasının Hakanî olduğu tespit edilecekti. Nitekim edebiyat tarihimizde bu mahlası kullanan bir Ģair bulunmaktadır (Tuman

1 Bu paragraf kaleme alınırken Niyazi Ünver ve Dursun Kaya‟nın yazmalar.gov.tr web sitesinde yer alan “Yazma Kitaplar” isimli çalıĢmasından istifade edilmiĢtir. bk. https://www.yazmalar.gov.tr/elyazmaciligimiz_tr.php (E. T.: 13.11.2015)

(4)

SUTAD 39

2001: I-238). Hilye-i Saadet isimli dinî mesnevisiyle tanınan Mehmed Bey‟in (ö. 1015/1606) mahlası Hakanî‟dir (Uzun 1997: XV-68; Pala 2015: 1).

ġadi Aydın‟ın Ġran‟daki kütüphane fiĢlerine dayanarak meydana getirdiği İran

Kütüphaneleri Türkçe Yazmalar Kataloğu‟nda Mülhime-i Cevrî isimli bir eserden söz edilmektedir.

15 ġevval 1037 (18 Haziran 1628) yılında istinsah edilen bu yazmanın Kasaboğlu Ali Beg adına telif edildiği belirtilmektedir (Aydın 2008: 49). Bu katalogda sözü edilen eserin adı Melhame olmalıdır. Cevrî Ġbrahim Çelebi‟nin (ö. 1065/1654) kaleme aldığı bu mesnevi Kasaboğlu Ali tarafından yazılmadığı gibi böyle bir Ģahsa ithaf edilmiĢ de değildir (Boyraz 2000: 72).

Söz konusu bu hatalar sadece basılı kütüphane katalogları ile sınırlı olmayıp Türkiye yazmaları toplu elektronik kataloğunda da sıkça görülmektedir. Örneğin bu elektronik katalogda, Princeton Üniversitesi Türkçe Yazmaları koleksiyonu numara Garrett Collection Barudi Series Ottoman Turkish 1932Yq‟da kayıtlı Vak’a-i Kerbela isimli bir yazma eser

bulunmaktadır.2 Yazarı Ethem Bey olarak gösterilen bu nüsha, gerçekte Fuzûlî‟nin (ö. 963/1556)

Hadîkatü’s-sü’edâ isimli eserini ihtiva etmektedir.

Türkiye yazmaları toplu elektronik kataloğunda bir yazma eserin yanlıĢ tespitine örnek olarak Yapı Kredi Sermet Çifter AraĢtırma Kütüphanesi numara 262‟de kayıtlı bir nüshayı göstermek mümkündür. Zeyl-i Şakāik isimli eser yazmalar.gov.tr elektronik kataloğunda

Nev„îzâde Atâyî‟ye (1046/1636-37 [?]) ait olarak gösterilmektedir.3 Fakat varak görüntüleri

temin edilip okunduğunda bu eserin Nev„îzâde Atâyî‟nin değil, UĢĢâkīzâde Hasîb‟in (ö. 1136/1724) Zeyl-i Şakāik‟ı olduğu anlaĢılmaktadır.

Kataloglarda görülen hatalar, eser ve yazarları yanlıĢ biçimde tespit etmekle sınırlı değildir. Bazen eser ve yazar adı doğru bildirilen nüshalar hakkında mühim yanlıĢ bilgiler de verilebilmektedir. Nev„îzâde Atâyî‟nin Hadâ’iku’l-hakā’ik fî Tekmileti’ş-şakā’ik isimli Şakā’ik-ı

Nu‘mâniyye zeylinin Topkapı Sarayı Müzesi R. 1438‟de kayıtlı nüshası kataloğa eser-yazar

isimleri bağlamında doğru olarak girilmiĢtir. Bununla beraber aynı katalogda bu yazmanın

“müellif hattı” , yani bizzat yazarının elinden çıkmıĢ bir nüsha olduğu bildirilmektedir.4

Müstensih, müellif hattı baĢka bir nüshadan istinsah ettiği yazmanın sonundaki telif kaydını aynen yazdığı için kataloğu hazırlayanlar bu sonuca varmıĢ olmalılar. Fakat nüshanın harf karakterleri, el yazısı mevcut olan Nev„îzâde‟ninkileri andırmamaktadır (Donuk 2015: 182). Ayrıca sözü edilen yazmanın 145b varağının kenarına iĢlenen çok küçük bir kayıtta Atâyî‟nin ölümünden yaklaĢık yirmi beĢ sene sonra istinsah edildiği belirtilmektedir (Nev„îzâde Atâyî, [yz] 1632: 145b).

Ġzmir Milli Kütüphanesi numara 2016/1‟de kayıtlı nüsha, kütüphane kataloğuna yanlıĢ biçimde geçirilen yazma eserlerden biridir. Cemâl Halîfe ve Cemâlî el-Karamanî adlarıyla da tanınan Cemâleddin Ġshak el-Karamanî‟nin (ö. 933/1526-27) kaleme aldığı bu eserin ismini

İzmir Milli Kütüphanesi Kataloğu, Risale fî Etvâri’s-sülûk Ģeklinde bildirmektedir (Yardım 1997:

III-173). Fakat yazmanın metni okunup incelendiğinde bunun Cemâlî el-Karamanî‟nin Risâle fî

Etvâri’s-sülûk isimli eseri olmadığı, en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye adlı telifi olduğu

anlaĢılmaktadır. Söz konusu kataloğu hazırlayan araĢtırmacı; cildi, zahriyesi veya baĢlığında eser adı yazılı olmayan nüshayı yeterli düzeyde incelemeden, yazarın tüm kitaplarını göz önünde bulundurmadan, tahmin ile bir yargıya varmıĢ olmalıdır.

Edebiyat tarihinde, konusu eser inceleme ve neĢri olan bilimsel çalıĢmaların ilk basamağını eserin nüshalarının ve lüzumlu kaynakların tespiti meydana getirmektedir. Bir çalıĢmada tarihî dönemlerden kalan tüm kitapları incelemek mümkün olmadığı için bunların özeti

2 bk. https://www.yazmalar.gov.tr/detay_goster.php?k=112482 (E. T.: 13.11.2015) 3 bk. https://www.yazmalar.gov.tr/detay_goster.php?k=117230 (E. T.: 13.11.2015) 4 bk. https://www.yazmalar.gov.tr/detay_goster.php?k=98517 (E. T.: 13.11.2015)

(5)

SUTAD 39

durumundaki kütüphane kayıtlarından istifade edilmektedir. Yazma eser katalogları hazırlanırken yapılan hatalar, bu kataloglar üzerinden baĢlatılan tarihî metin neĢri çalıĢmalarını ilerleyen aĢamalarda çok ciddi sorunlarla karĢı karĢıya bırakabilir.

Nitekim Cemâleddin Ġshak el-Karamanî‟nin en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye isimli eserinin kütüphane kataloğuna Risâle fî Etvâri’s-sülûk biçiminde kaydedilmesi bu konuda çalıĢma yapan bir araĢtırmacıyı mühim bir hataya sevk etmiĢtir. Yüksek lisans tezi olarak tarihî bir eseri hadisleri bakımından incelemeyi amaçlayan araĢtırmacı Mehmet Sait Toprak, muhtemelen bu kataloğu esas aldığı için en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye adlı eseri

Risâle fî Etvâri’s-sülûk zannetmiĢ, eserin adını net olarak bildiren daha güvenilir nüshalarını

tespit edemediği için çalıĢmasını Hadisleri Bakımından Risale fi Etvari’s-sülûk ismi ile tamamlamıĢtır (Toprak 2000: 1-480). Üstelik asıl gövdesini en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye

fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye metninin meydana getirdiği bu tezini gözden geçirerek Risâle fî Etvâri’s-sülûk (Seyr ü Sülûk Makâmları) Cemâlî el-Karamanî adı altında kitap olarak yayımlamıĢtır (Toprak 2013: 1-381).

(Eserin kapağı için bk. Resim 1, araĢtırmacının kurduğu metnin ilk sayfası için bk. Resim 2) Bu çalıĢmanın amacı Cemâleddin Ġshak el-Karamanî‟nin en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye

fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye ile Risâle fî sülûk adlı eserlerini ayrıntılı bir Ģekilde tanıtmak, Risâle fî Etvâri’s-sülûk ismiyle yapılan yayının hatalı tarafını ortaya koymak ve lüzumlu tashihlerden sonra en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye adıyla tekrar yayımlanmasını teklif etmektir.

1. en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye

Cemâlî mahlası kullanan Cemâleddin Ġshak el-Karamanî‟nin kaleme aldığı eserleri tarihî kaynaklar içerisinde en derli toplu biçimde Kâtib Çelebi‟nin (ö. 1067/1657) Süllemü’l-vusûl ilâ

Tabakāti’l-fuhûl isimli tabakāt kitabı vermektedir.5 Burada Cemâlî el-Karamanî‟nin yazdığı

eserler olarak Tevâbi‘ fi’s-Sarf, Hâşiye alâ Tefsîri’l-Beyzâvî, Tefsîrü’l-Kur’ân (Mücâdele Sûresi‟nden Kur‟ân-ı Kerîm‟in sonuna kadar), Risâle fî Etvâri’s-sülûk, Şerhü’l-ehâdîsi’l-erba‘în, Risâle

fi’d-Devrâni’s-sûfiyye (Molla Arab-ı Vaiz‟e reddiyye biçiminde yazılmıĢtır) ve tesirli kasideler

Ģeklinde bildirilmektedir (Kâtip Çelebi 2010: I-295).

Cemâl Halîfe‟ın eserlerine değinen kaynaklardan Mecdî Mehmed Efendi‟nin (ö. 999/1591)

Hadâiku’l-hakāik isimli Şakāik-ı Nu‘mâniyye tercümesi; Risâle fi’d-Devrâni’s-sûfiyye, Tevâbi‘ fi’s-Sarf, Hâşiye alâ Tefsîri’l-Beyzâvî, Tefsîrü’l-Kur’ân, Şerhü’l-ehâdîsi’l-erba‘în ve Arapça güzel kasideler

biçiminde bir liste vermektedir (Özcan 1989: I-373).

Ġslam ilim âleminde bibliyografi türünün en önemli eserlerinden biri olan Kâtib Çelebi‟nin

Keşfü’z-zünûn isimli eserinde Cemâleddin Ġshak el-Karamanî‟nin eserleri dağınık biçimde yer

almaktadır. Envârü’t-tenzîl ve Esrârü’t-te’vîl (Hâşiye alâ Tefsîri’l-Beyzâvî), Tefsîrü’l-Cemâl Halîfe (Tefsîrü’l-Kur’ân), Risâle fî Etvâri’s-sülûk, Risâle fi’d-Devrâni’s-sûfiyye ve Raksihim,

Şerhü’l-ehâdîsi’l-erba‘în ve Risâletü’n-nushiyye li-Tâlibi’t-turuki’l-fethiyye Keşfü’z-zünûn‟da Cemâlî el-Karamanî‟ye

ait olduğu bildirilen eserlerdir (Kâtip Çelebi 2014: I-391; II-691, 705; III-830; Öngören 2001: XXIV-449).

Ġleriki zamanlarda yazılan kaynakların, bilgilerini neredeyse aynen tekrar ettikleri bu eserler içerisinde en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye‟den söz eden Kâtib Çelebi‟nin

Keşfü’z-zünûn‟udur. Kâtib Çelebi‟nin esere verdiği Risâletü’n-nushiyye li-Tâlibi’t-turuki’l-fethiyye

ismi en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye‟yi anlam itibariyle karĢılamaktadır. Birden fazla isimle anılma hususu, tarihî eserlerde sıkça rastlanan bir durumdur.

5 Cemaleddin Ġshak el-Karamanî hakkında bilgi bulabildiğimiz eski kaynak olan TaĢköprîzâde‟nin eş-Şakāiku’n-nu‘mâniyye fî Ulemâi’d-devleti’l-Osmaniyye’sinde maalesef onun kaleme aldığı eserlere değinilmemektedir. bk. Ahmed Subhi Furat (haz), Eş-şekâiku’n-nu‘mâniye fî Ulemâi’d-devleti’l-Osmaniye-Taşköprülü-zade, Edebiyat Fakültesi Yay., Ġstanbul 1985, s. 370-371.

(6)

SUTAD 39

en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye hakkında tamamlayıcı bilgilere onun mevcut nüshaları sayesinde ulaĢmaktayız. Onun Manisa Yazma Eser Kütüphanesi numara 45 Ak Ze 17‟de özenli bir biçimde istinsah edilmiĢ, fiziksel açıdan iyi durumda bir nüshası vardır. 955/1548-49 yılı ile mevcutlar arasında en eski istinsah tarihli yazma olan bu nüshaya göre eserin tam adı en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye‟dir (Cemâleddin Ġshak el-Karamanî [yz] 1548-49: 1a-129a). (Yazmanın ilk sayfası için bk. Resim 3) Yukarıda en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye

fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye‟yi Risâle fî Etvâri’s-sülûk ismi ile yayınladığını belirttiğimiz M. Sait Toprak, bu

nüshayı çalıĢmasına dâhil etmemiĢtir (Toprak 2013: XXXI-XXXII). Metin tesisinde bu nüsha esas alınsaydı muhtemelen böyle bir hata yapılmayacaktı. Nitekim yazmanın kapağında eser adı açık bir biçimde Ģöyle yazılıdır:

M. Sait Toprak‟ın Risâle fî Etvâri’s-sülûk (Seyr ü Sülûk Makamları) – Cemâlî el-Karamanî adlı yayınında incelemeye dâhil edilmeyen en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye nüshalarından biri de ĠBB Atatürk Kitaplığı No. OE Yz 0762‟de kayıtlıdır (Yazmanın ilk sayfası için bk. Resim 4). Bu yazmada metnin baĢlığında eserin isminin muhtasar biçimini görmekteyiz.

Kitâbu’n-nesâih min-Makālât-ı Kutbu’l-ârifîn Cemâl Halîfe (Rahmetu‟llâhi „Aleyh) Ģeklinde yazılan

eser adının orijinal görüntüsü Ģu Ģekildedir:

en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye‟nin Ġzmir Milli Kütüphanesi numara 2016/1‟de

kayıtlı yazmasının kapak veya baĢlığında herhangi bir eser adı bulunmamaktadır. Daha önce değinildiği üzere katalog yazarı, eserin adını yanlıĢ biçimde Risâle fî Etvâri’s-sülûk olarak tespit etmiĢtir. (Buna binaen araĢtırmacı Mehmet Sait Toprak‟ın yaptığı yayında esas aldığı bu yazmanın ilk sayfası için bk. Resim 5.)

Diğer bir en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye nüshası olan Süleymaniye Kütüphanesi Hacı Mahmud Efendi Bölümü numara 2895‟de kayıtlı yazmanın kapağında aĢağıda verildiği üzere “Cemâlî – Tasavvufa ait bir eser” yazılıdır:

Bu nüshanın net bir biçimde eser adı bildirmemesi M. Sait Toprak‟ı bir kez daha yanlıĢa sevk etmiĢ; o, bu yazmayı Risâle fî Etvâri’s-sülûk‟ün baĢka bir nüshası olarak kabul etmiĢtir (Toprak 2013: XXXI). (Yazmanın ilk sayfası için bk. Resim 6)

M. Sait Toprak‟ın zahriye veya baĢlığında herhangi bir eser adı yer almadığı için Risâle fî

Etvâri’s-sülûk zannettiği en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye6 nüshalarından biri de Süleymaniye Kütüphanesi

Ayasofya Bölümü No. 1748‟de kayıtlıdır (Yazmanın ilk sayfası için bk. Resim 7). Katalogda eserin adının Kitâb-ı Cemâlî gibi genel bir ifadeyle geçmesi araĢtırmacıyı bu Ģekilde hareket etmeye itmiĢ olmalıdır (Toprak 2013: XVI).

6 Nesâihu’s-sûfiyye fi’l-Mevâizi’d-dîniyye isimli eser bu çalıĢmanın ilerleyen kısımlarında gerekli hallerde en-Nesâihu’s-sûfiyye biçimiyle kısaltmaya tabi tutulacaktır.

(7)

SUTAD 39

en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye, isminden anlaĢılacağı üzere muhtevası

bakımından nasihat-nâme türüne girmektedir. Âyet, hadîs, kelâm-ı kibâr ve Ģiir iktibasları yardımıyla öğütler veren eserin mukaddimesinde bildirilen sebeb-i telif de buna iĢaret etmektedir. Burada Cemâl Halîfe‟nin belirttiği sebep, eserin “dinî vaazlarda tasavvufî nasihatler” anlamına gelen ismine uymaktadır. Yazar, Arapça münâcaat ve na„t bölümlerinden sonra Allah Teâlâ, Hz. Muhammed ve meleklere … inananlara acıyıp, onların dünya ve ukba rahatlarını düĢünüp, Allah ve Peygamber katında yüzleri ak olması, enbiya ve evliya … nazarında rezil olmamaları ve cehenneme girmemeleri için Allah, Resûl, ulemâ, sulehâ ve urefânın sözlerini takdim ederek eserini telif ettiğini belirtmektedir. Mukaddimedeki ilgili yerin aslı Ģöyledir: Hakk Sübhânehü ve Te‘âlâ’ya hamd-i bî-hadd ve senâ-yı bî-‘add ve Hazret-i Resûl’e ve

âline ve ashâbına ve etbâ‘ına ve ahbâbına salât-ı bilâ-gāye ve tahiyyât-ı mâ-lâ-nihâye ve sâir enbiyâ-yı mürselîn ve melâike-i ‘izâma ve hamele-i kirâma du‘â-yı ‘âmm ve selâm-ı tâmm inşâ vü izhâr ve tezkâr ü tekrâr kılmakdan sonra erkân-ı ‘izzete ve a‘yân-ı rif‘ate ve ashâb-ı devlete ve erbâb-ı ni‘mete ve musâdır-ı gayrete ve müzâhir-i himmete ve mücâmi‘-i fursata ve mütâbi‘-i sıhhate ve Allâhu Te‘âlâ’ya inanup bilenlere ve Resûlu’llâh’ı kabûl kılanlara ve Kur’ân’un hakīkatine ve hadîsün sıdkiyyetine îmân ü ikrâr ve i‘tirâf ü izhâr idenlere ve cehenneme ü cennete ve elem ü lezzete ve sevâb ü ‘ikāba ve su’âl ü hisâba ve bâkī ahvâl-i âhirete ve ehvâl-i kıyâmete hakk u sâbit diyenlere ve recâ tutup havf yiyenlere şefkat ü re’fet ve rikkat ü ‘atfet eyleyüp ve dünyâ vü ‘ukbâ ve ûlâ vü uhrâ kuvvetlerin ve râhatların ve sa‘âdet ü siyâdetlerin murâd u matlûb ve maksûd u mahbûb idinüp ve Mevlâ-yı Hakîm ve Resûl-i Kerîm katında tâ‘at ü istikāmet ve inkıyâd ü itâ‘atle yüzleri ağ ve sözleri sağ olup mu‘azzez ü mükerrem olmalarına meyl ü mahabbet ve iltikāt ü rağbet idüp ve enbiyâ vü evliyâ ve asfiyâ vü etkıyâ ve cümle mahlûkāt ve cemî‘-i masnû‘ât arasında rüsvây ü şermsâr ve belâlara giriftâr ve zebânîler elinde esîr, cehennem içinde hor u hakīr olmalarına havf ü vehm idüp kasd olundı ve ‘azm kılındı ki rızâ-yı Rahmân ve cefâ-yı şeytân ve hürmet-i Resûl-i Emîn ve gayret-i kabûl-i dîn içün Hakk Celle ve ‘Alâ’nun ve Resûlu’llâh-ı Mu‘allâ’nun ve ulemâ-yı ‘âmilîn ve sulehâ-yı kâmilîn ve ebrâr-ı zevi’l-‘ışk ve’ş-şevk ve ahyâr-ı ûli’s-sıdk ve’z-zevkun kelimât-ı dürer-bâr ve elfâz-ı güher-nisârlarından ve anlardan müstefîd ü müntefi‘ ve müstefîz ü mütemetti‘ olduğumuz sözlerden birkaç hazretlerine ihdâ vü inhâ ve i‘lâm ü ilkā idile…(Cemâleddin Ġshak el-Karamanî [yz] 1552-53: 1b-2a)

Bu açıklamanın hemen akabinde yazar âyet-i kerîme (agyz: 2b-3a) ile hadîs-i Ģeriflerden (agyz: 4a) ve Hz. Ali (agyz: 5a) gibi din büyükleri ile Abdülkadir Geylânî (ö. 561/1165-66) (agyz: 8a), ġeyh Sadreddin-i Konevî (ö. 673/1274), Ġmâm-ı ġâfi„î (agyz: 42a) gibi evliyâların sözlerinden iktibaslar yapar. Bazen de Hz. Osman (agyz: 58b), Hz. Ömer (agyz: 20a) benzeri Ġslâm büyüklerinin yaĢamlarından rivayetler bildirir. Alıntıların bitiminde “ya„ni” kelimesini bağlantı edatı olarak kullanarak bunları açıklamaya ve manalarına göre öğütler vermeye baĢlar. Araya konuyla alakalı Arapça (agyz: 10b), Farsça (agyz: 11a) manzumeler ile Cemâlî (agyz: 14a) mahlasından kendisinin kaleme aldığı anlaĢılan Ģiirler serpiĢtirir. Türkçe dıĢındaki manzumeleri de açıklayarak öğüte bağlar.

en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye bu çerçevede “Fasl” (agyz: 5a, 117a) adı verilen, birbirinden kesin

çizgilerle ayırmanın zor olduğu on yedi bölüm boyunca devam etmektedir. Bazı bölümlerin baĢlarında istisnaî olarak ayet, hadis, Ģiir ve söz iktibası olmaksızın doğrudan nasihat verildiği görülmektedir. Buna bir örnek olarak 12. faslı vermek mümkündür. ġair eserin nasihat-nâme türüne girdiğine doğrudan iĢaret eden bu bölüme Ģöyle baĢlamaktadır: Dahı gerekdür kim ehl-i

Hak olan, ulemâya ve ukalâya musâhabet ide. Ve hukemâya ve sulehâya muvâfakat eyleye. Ve anlardan gelen kelâmu’llâhı ve ehâdîs-i Nebî ve kelimât-ı kâmilîn[i] istimâ‘ ide ki cânı dirile ve gönli tâzelene. Ve hakda gayreti ve şer‘de himmeti arta. Hak Celle ve ‘Alâ buyurur… (agyz: 113b-114a)

(8)

SUTAD 39

Cemâlî el-Karamanî‟nin esere yerleĢtirdiği bir manzumesinde isminde “nasihat” kelimesini kullanması ve baĢtan sona tasavvufî öğütler vermesidir. BaĢlığında “Kasîde-i Nâsiha-i Muhrika” yazılı olan bu Ģiir en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye‟deki en uzun manzumedir (Toprak 2013: 148-152). Üstelik bu Ģiir Türk edebiyatında yer alan manzum nasihat-nâme örneklerinden biri olarak kabul görmektedir (Kaplan 1993: 49).

Yukarıda ortaya koyduğumuz üzere konusu âyet, hadis, özlü söz ve Ģiirler yardımıyla nasihat vermek olan bir eserin isminin “(seyr ü) sülûk mertebeleri hakkında kitapçık” anlamını taĢıyan Risâle fî Etvâri’s-sülûk olması akla uygun gelmemektedir.

2. Risâle fî Etvâri’s-sülûk

Cemâleddin Ġshak el-Karamanî‟nin eserlerini zikreden kaynaklar arasında sadece Kâtib Çelebi‟nin (ö. 1067/1657) Süllemü’l-vusûl ilâ Tabakāti’l-fuhûl ile Keşfü’z-zünûn‟u Risâle fî

Etvâri’s-sülûk‟ün ismini vermektedir. Bunlardan Süllemü’l-vusûl ilâ Tabakāti’l-fuhûl„da eser hakkında

herhangi bir malumat verilmemiĢtir. Keşfü’z-zünûn‟da ise Risâle fî Etvâri’s-sülûk için “Tarikata girme durumları hakkında bir risaledir. Etvârü’s-seb‘a diye de isimlendirilmiĢtir.” Ģeklinde izahat yapılmıĢtır (Kâtip Çelebi 2014: II-691).

Risâle fî Etvâri’s-sülûk isminin Türkçeye çevirisini “(seyr ü) sülûk mertebeleri hakkında

risale” biçiminde yapmak mümkündür. Etvâr-ı Seb‘a ise “yedi durum/ tarz/ derece” olarak tercüme edilebilir. Asıl isim içerisinde geçen “sülûk” kelimesi tasavvufî bir terimdir. Sözlükte “yola girmek, yolda yürümek, bir Ģeyin içine nüfuz etmek, katılmak, intikal etmek” anlamlarına gelen sülûk, terim olarak ise “talibin, bir mürĢidin gözetiminde yaptığı manevi yolculuk” demektir (Uludağ 2010: XXXVIII-127). Tasavvuf ehlinin, ruhun insan-ı kâmile uygun bir hâl alması için gerçekleĢtirilen bu manevi yolculukta bazı mertebelerden geçmesi gerektiğine inanılır. Seyr ala‟llâh, seyr ma„a‟llâh, seyr fi‟llâh, seyr „ani‟llâh, seyr bi‟llâh, seyr ila‟llâh ve seyr li‟llâh olarak isimlendirilen ve yedi makamdan oluĢan bu mertebelere Salahaddin UĢĢâkī (ö. 1196/1781-82) ve diğer bazı mutasavvıflar “etvâr-ı seb„a”, yani yedi tavır tesmiye etmektedirler (Pakalın 1983: III-290-291). “Tasavvufa girmiĢ kiĢilerin, nefislerinin terbiye edilmesi ya da ruhlarının olgunlaĢması yolunda geçirdiği safhalar” biçiminde terim anlamı kazanan etvâr-ı seb„a, ayrıca nefsin mertebeleri için de kullanılmıĢtır. Bu anlayıĢa göre nefsin mertebeleri “emmâre, levvâme, mülhime, mutmainne, râziye, marziye, sâfiye” Ģeklinde sıralanır (Tek 2005: I-181). Bundan dolayı özellikle nefsin kötülüklerden arındırılmasını esas alan (Uludağ 1997: XV-394) Halvetiyye tarikatına mensup pek çok Ģahıs tarafından “etvâr-ı seb„a” konulu risale kaleme alınmıĢtır. YiğitbaĢı Ahmed ġemseddin, Sünbül Sinan, Mecdüddin Ġlyas Saruhânî, Sofyalı Bâlî, Niyâzî-i Mısrî etvâr-ı seb„ayı ele alan eserler yazan Ģahıslardan bir kaçıdır (Bostancı 1996: 18). Kendisi de bir Halvetî Ģeyhi olan Cemâlî el-Karamanî Risâle fî Etvâri’s-sülûk adlı eserde tasavvuf yoluna girenlerin yürüdüğü, yedi makamdan meydana gelen bu manevi yolu, diğer bir deyiĢle etvâr-ı seb„ayı iĢlemiĢ olmalıdır (Öngören 2012: 35).

Yazma eser kütüphanelerinin hâlihazırdaki kayıtlarının bildirdiğine göre Cemâleddin Ġshak el-Karamanî‟ye ait, tasavvuf mertebelerini, yani etvar-ı seb„ayı anlatan üç nüsha bulunmaktadır. Bu nüshaların künyeleri;

 Ankara Milli Kütüphane, No. 06 mil. Yz. A 9007/13. (Yazmanın ilk sayfası için bk.

Resim 8)

 Konya Bölge Yazma Eser Ktp., Burdur Ġl Halk Ktp, No. 15 Hk 197/6. (Yazmanın ilk

sayfası için bk. Resim 9)7

7 Bu eserin baĢlığında “Risâle el-Etvârü‟s-sitte (Altı tavır)” yazılıdır. Fakat muhtevasında “Etvârü‟s-seb„a (yedi tavır)” bulunmaktadır.

(9)

SUTAD 39

 Süleymaniye Ktp., ġehid Ali PaĢa Bölümü, No. 1194. (Yazmanın ilk sayfası için bk.

Resim 10)

biçimindedir. Fakat her üç nüsha mukayese edildiğinde bunların farklı eserler oldukları görülmektedir. Cemâleddin Ġshak el-Karamanî‟nin tasavvuf mertebeleri konusunda bir risalesi olduğunu bilen müstensih veya mütemelliklerin nüshaya ona aidiyet bildiren bir ifade yazması

neticesinde bu yazmalar kayıtlara böyle geçmiĢ olmalıdır.8

Cemâl Halîfe‟ye ait olduğu bildirilen bu nüshalar incelendiğinde bazı ortak özellikler taĢıdıkları görülmektedir. Her üçü de Arapça mensur eserlerdir. Hacmi küçük risaleler olmaları baĢka ortak bir özelliktir. Nitekim Süleymaniye nüshası 6, Burdur nüshası 5, Milli Kütüphane nüshası 4 varaktan ibarettir.

Her üç nüsha, tasavvufî mertebeleri konu edinmiĢtir. Süleymaniye nüshasında iĢlenen mertebeler emmâre, levvâme, mülhime, mutmainne, râziye, marziye, sâfiye biçimindedir. Milli Kütüphane yazmasında bunlarla birlikte seyr-ala‟llâh, seyr-ma„a‟llâh, seyr-fi‟llâh, seyr-„ani‟llâh, seyr-bi‟llâh, seyr-ila‟llâh ve seyr-li‟llâh makamlarına da değinilmektedir. Burdur nüshasında ise tavr-ı evvel, tavr-ı sânî, tavr-ı sâlis Ģeklinde bir sıralama ile toplamda yedi tasavvufî mertebe ortaya konmaktadır.

Üç nüshanın aynı eserler olmadığını yukarıda belirtmiĢtik. Bundan dolayı adı geçen telifler farklı özellikler de sergilemektedir. Örneğin, seyr ü sülûk konusunu iĢledikleri halde konunun esasını oluĢturan makamları ayrı isimlendirmelerle ele almaktadırlar.

Süleymaniye nüshası, mukaddime bölümünde yapılan açıklamaya göre diğer bir eserin kısaltılmıĢ hâlidir. Metnin sonuna konan çizimlerle etvâr-ı seb„anın açıklanması, bunda bulunup diğer iki nüshada olmayan bir baĢka özelliktir.

Milli Kütüphane nüshası hem nefsin dereceleri hem sülûk mertebelerini anlatması cihetiyle diğer iki eserden ayrılmaktadır. Bu husus bu eseri diğerlerine nazaran daha tafsilatlı kılmaktadır. Metnin sonunda yer alan istinsah kaydına göre bu nüsha 1088/1677-78 senesinde yazılmıĢtır. Geriye kalan iki nüshanın istinsah tarihi belli değildir.

Etvar-ı seb„a konulu eserler genel itibarla ya seyr-ala‟llâh, seyr-fi‟llâh gibi seyr ü sülûk makamlarını ya da emmâre, levvâme benzeri nefis dereceleri esas alınarak tertip edilir. Burdur nüshası ise etvâr-ı evvel, etvâr-ı sâni gibi farklı bir tertibe göre hazırlanmıĢtır.

Kütüphane kayıtlarının bu eserler için verdiği, “Cemâleddin Ġshak el-Karamanî‟ye aittir.” biçimindeki bilgiyi Ģu anki Ģartlara göre teyit etmek mümkün değildir. Çünkü ortada aynı konuda yazılmıĢ, bazı özellikleri benzer üç farklı eser vardır. Bunların mukaddime veya hatimesinde, müellifinin kimliğini açığa çıkartacak bir bilgi de yoktur. Eserlerin baĢlığında açık bir eser-yazar künyesi de bulunmamaktadır. Sadece Milli Kütüphane nüshasında eserin Cemâlî el-Karamanî‟nin Risâle fî Etvâri’s-sülûk‟ü olduğu Ģu Ģekilde yazılıdır:

Fakat Cemâlî‟nin Risâle fî Etvâri’s-sülûk‟ünün bu eser olduğuna emin olmamız için aynısından baĢka nüsha veya nüshaların tespit edilmesi gerekmektedir.

Yazma eser kütüphanelerinde isminde “sülûk” ve “etvâr-ı seb„a” bulunan pek çok nüsha bulunmaktadır. Bunlar Türkçe9 - Arapça,10 muhtasar11 - tam,12 tercüme13 - telif,14 manzum15 -

8 Mesela Milli Kütüphane, No. 06 mil. Yz. A 9007/13 nüshasının ilk varağının baĢında “Risâle fî Etvâri‟s-sülûk el-Müsemmâ bi‟l-Etvâri‟s-seb„a li‟Ģ-ġeyh Cemâleddin Ġshak el-Karamanî (vr. No. 130b)” yazmaktadır.

9 Bir örnek için bk. Ankara Milli Kütüphane, No. 06 Mil Yz A 2399/8. 10 Bir örnek için bk. Burdur Ġl Halk Kütüphanesi, No. 15 Hk 197/6.

(10)

SUTAD 39

mensur16 olmaları bakımından farklı çeĢitler sergilemektedir. Türkiye yazmaları elektronik

toplu kataloğunda “sülûk, etvar, seb„a” kelimeleri tarandığında bu türde onlarca yazma

görüntülenmektedir.17 Bizce, Cemâleddin Ġshak el-Karamanî‟nin Etvâr-ı Seb‘a ismiyle de bilinen

Risâle fî Etvâri’s-sülûk„ünün doğru bir biçimde tespiti ancak tüm bu yazmaların tasnifinden

sonra gerçekleĢebilecektir.18

Yukarıda seyr ü sülûkün, tasavvuf ve tarikata giren kiĢinin insân-ı kâmil olmak için bir derviĢin gözetiminde yaptığı manevi yolculuk olduğunu, bu ilerleyiĢte manevi olgunluk tamamlayıncaya kadar seyr-ila‟llâh, seyr-fi‟llâh, seyr-ma„a‟llâh, seyr-„ani‟llâh gibi makamlardan geçtiğini belirtmiĢtik. Mehmet Sait Toprak‟ın Risâle fî Etvâri’s-sülûk adıyla yayına hazırladığı eserin muhtevasında seyr ü sülûk süreci veya etvâr-ı seb„a kavramlarının izahı bulunmamaktadır (2013: XI-XII). Toprak‟ın kapağına “Manevi Tekamül Mertebeleri” ifadesini de yerleĢtirdiği yayında bu makamlar ile ilgili tasavvufî terimler de yer almamaktadır.

Etvâr-ı seb„a ibaresinin nefsin mertebeleri için kullanıldığına, bu mertebelere emmâre, levvâme, mülheme, mutmainne benzeri isimler verildiğine daha önce değinmiĢtik. M. Sait Toprak‟ın yayına hazırladığı eserin metni nefis ile ilgili hususî bir izahat veya tasavvufî terim de ihtiva etmemektedir.

Mehmet Sait Toprak‟ın Risâle fî Etvâri’s-sülûk olarak yayımladığı eserin muhtevası 1.

en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye bölümünde tafsilatlı olarak anlatıldığı üzere din

büyüklerinin sözleri, evliyânın rivayetleri, âyet-i kerîmeler, hadîs-i Ģerîfler ve Arapça-Farsça Ģiirlerden hareketle nasihatler vermekten ibarettir (Toprak 2013: 2-266).

Diğer adı Etvâr-ı Seb‘a (Yedi Tavır) olan Risâle fî Etvâri’s-sülûk„te mantık icabı ya yedi unsurdan ibaret bir konu olmalı, ya da eser yedi bölümden meydana gelmelidir. Fakat Toprak‟ın yayımladığı eserde on yedi fasıl bulunmaktadır (Toprak 2013: XVI). Konu da daha önce belirttiğimiz gibi müminlere öğütlerdir.

Ġsminde “risâle (kitapçık)” ifadesi bulunan eserlerin umumiyetle hacimsiz olmaları bilinen bir durumdur. Etvâr-ı seb‘a risaleleri incelendiğinde bunların ortak özelliklerinden birinin kısa anlatımlı, hacimsiz kitapçıklar oluĢları dikkat çekmektedir. Nitekim Tasavvufta Etvâr-ı Seb‘a ve

Sofyalı Bâlî’nin Etvâr-ı Seb‘ası isimli tezde yer alan Türk edebiyatında “Etvâr-ı Seb„a” konusunda

yazılmıĢ risaleler listesine göre bunlar varak sayıları daha çok 6 ile 20 arasında değiĢen eserlerdir (Bostancı 1996: 30-33). Bunun nedeni olarak yedi adımlı bir yolculuğu veya yedi hususu ayrıntıya girmeden konu edinmelerini göstermek mümkündür. Cemâleddin Ġshak el-Karamanî‟ye atfedilen üç Risâle fî Etvâri’s-sülûk nüshasının en hacimlisinin altı varak olması buna baĢka bir örnek olarak verilebilir. Mehmet Sait Toprak‟ın ise Risâle fî Etvâri’s-sülûk ismiyle yayına hazırladığı eserin en hacimsiz nüshası 74, en hacimli yazması 154 varaktır (2013: XXXI-XXXII).

12 Bir örnek için bk. ġeyh Velî Ayntâbî, Süleymaniye Ktp., Halet Efendi Bölümü, No. 827 (Bostancı, agt, s. 32.). 13 Bir örnek için bk. Ġstanbul Millet Ktp, Ali Emiri Koleksiyonu, No. 34 Ae Manzum 927.

14 Bir örnek için bk. Cemâl-i Halvetî el-Aksarayî, Risâletü’l-etvâri’s-seb’a, Manisa Yazma Eser Ktp., No. 45 Hk 2963/6. 15 Bir örnek için bk. Süleymaniye Kütüphanesi, Hekimoğlu Bölümü, No. 438 (Bostancı, agt, s. 32.).

16 Bir örnek için bk. Sünbül Sinan, Süleymaniye Ktp., Hacı Mahmut Efendi Bölümü, No. 2835 (Bostancı, agt, s. 31.).

17 bk. https://www.yazmalar.gov.tr/detayli_arama.php?cmd=search&eserAdi=seb%27a+&yerno=&yazar=&not=&kolek siyon=&olcu=&kutuphane=&satir=&kagit=&yaprak=&yaziTuru=&dvd=&konu=&mustensih=&istinsahYeri=&telif 1=&telif2=&telifTuru=Hicri&istinsahTarihi1=&istinsahTarihi2=&istinsahTarihiTuru=Hicri&submit=%A0%A0Ara %A0%A0 (E. T.: 13.11.2015) https://www.yazmalar.gov.tr/detayli_arama.php?cmd=search&eserAdi=etvari%27s-s&yerno=&yazar=&not=&koleksiyon=&olcu=&kutuphane=&satir=&kagit=&yaprak=&yaziTuru=&dvd=&konu=& mustensih=&istinsahYeri=&telif1=&telif2=&telifTuru=Hicri&istinsahTarihi1=&istinsahTarihi2=&istinsahTarihiTur u=Hicri&submit=%A0%A0Ara%A0%A0 (E. T.: 13.11.2015)

(11)

SUTAD 39

3. SONUÇ

Yazma eser kütüphane katalogları Arapça ve Farsçayı iyi bilen, Türk, Arap ve Fars edebiyatlarına hâkim, eski yazının her türlüsünü çözebilen, donanımlı kiĢilerce hazırlanmalıdır. ġimdiye kadar bu hususa riayet edilmediği için hâlihazırdaki kütüphane kataloglarında pek çok hatayla karĢılaĢmak mümkündür. Edebiyat tarihçisi bu durumun farkında olarak çalıĢmalarını yürütmelidir. Katalog bilgilerinden istifade etmeli, fakat eseri bizzat inceledikten sonra çalıĢmasına yön vermelidir. Ġzmir Milli Kütüphanesi numara 2016/1‟deki yazma, Cemâleddin Ġshak el-Karamanî‟nin Risâle fî Etvâri’s-sülûk isimli eseri olarak kataloğa kaydedilmiĢtir. Fakat bu yazma, aynı yazarın en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye adlı eseridir. AraĢtırmacı Mehmet Sait Toprak, katalog bilgilerinden hareketle en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye adlı eseri Risâle fî Etvâri’s-sülûk ismiyle yüksek lisans tezi olarak çalıĢmaya baĢlamıĢtır. Nüsha tespiti aĢamasında en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye„nin, içinde en eski istinsah tarihlisinin de bulunduğu bazı yazmalarını gözden kaçırmıĢtır. Kataloglarda ismi net biçimde belirtilmeyen üç nüshayı da

Risâle fî Etvâri’s-sülûk zannetmek suretiyle çalıĢmasına dâhil ederek tezini tamamlamıĢtır. Bu

Ģekilde metnini kurduğu en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye‟yi Risâle fî Etvâri’s-sülûk

Manevi Tekâmül Mertebeleri adıyla kitap olarak da yayımlamıĢtır.

Cemâleddin Ġshak el-Karamanî‟nin en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye adlı eserinin ismi net biçimde belli olan nüshaları vardır. Bu nüshalar ile M. Sait Toprak‟ın Risâle fî

Etvâri’s-sülûk adıyla yayımladığı nüshaların metinleri aynıdır. Bu metnin mukaddimesinde yazar

eserini müminlerin rezil olmamaları ve cehenneme girmemeleri adına, Allah Teâlâ‟nın, Hz. Muhammed‟in, din büyüklerinin, evliyaların sözlerini sunmak için kaleme aldığını belirtmektedir. Eser, baĢtan sona kadar, senedi âyet, hadis, kelâm-ı kibâr ve Arapça-Farsça-Türkçe Ģiirler olan nasihatlerden meydana gelmiĢtir. Bu muhteva en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye

fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye ismine de uygun düĢmektedir.

Seyr ü sülûk ve etvâr-ı seb„a tasavvufî birer terimdir. Seyr ü sülûk, tasavvuf ehlinin kemâle ermek için bir derviĢ gözetiminde katettiği manevi yolculuktur. Etvâr-ı seb„a bu yolda geçilen yedi aĢamaya tekabül etmektedir. Aynı zamanda nefsin çeĢitlerine de bu isim verilmektedir. Kütüphanelerde etvâr-ı seb„a ve seyr ü sülûk hakkında kaleme alınmıĢ pek çok yazma eser bulunmaktadır. Bunlardan biri de Cemâl Halîfe, Cemâlî el-Karamanî isimleriyle de bilinen Cemâleddin Ġshak el-Karamanî‟ye aittir. Asıl ismi Risâle fî Etvâri’s-sülûk olan esere Etvâr-ı Seb‘a da denilmektedir. ġuanki kütüphane kayıtlarına göre Cemâl Halîfe‟nin Risâle fî

Etvâri’s-sülûk‟ünün üç yazma nüshası bulunmaktadır. Fakat bu üç nüsha aynı dil ve muhtevada

oldukları halde farklı eserlerdir. Bunlardan hangisinin gerçekte Cemâleddin Ġshak‟a ait olduğunu tespit etmek Ģuan için mümkün görünmemektedir. Cemalî el-Karamanî‟nin Risâle fî

Etvâri’s-sülûk‟ünün tespiti ancak yazma eser kütüphanelerindeki tüm etvâr-ı seb„a risalelerinin

tasnifi ile mümkün olabilecektir.

Sülûk ve etvâr-ı seb„a hakkında yazılan risalelerin bazı ortak özellikleri bulunmaktadır. Mutasavvıfın insân-ı kâmil olmak için yürüdüğü manevi yolu anlatması, seyr ila‟llâh, seyr „ala‟llâh, emmâre, levvâme gibi sülûk ile ilgili tasavvufî terimleri izah etmesi, hacimsiz olması, çoğu zaman çizimler ile terimleri açıklaması bu eserlerin ortak hususiyetlerinden bazılarıdır. Mehmet Sait Toprak‟ın Risâle fî Etvâri’s-sülûk ismi altında yayına hazırladığı eserde bu özelliklerin hiçbiri bulunmamaktadır.

Tüm bunların ıĢığında bizce, Mehmet Sait Toprak‟ın Risâle fî Etvâri’s-sülûk Manevi Tekâmül

Mertebeleri-Cemâlî el-Karamanî adıyla yayımladığı eserdeki bilgiler gözden geçirilmeli, Risâle fî Etvâri’s-sülûk olarak kurulan ve büyük bir çabanın ürünü olduğu belli olan metin en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye biçiminde tashih edilmeli ve bu isimle yeniden yayımlanmalıdır.

(12)

SUTAD 39

KAYNAKÇA

ARSLAN, Mehmet (2015.11.13), “SEYYĠD VEHBÎ, Hüseyin”, Türk Edebiyatı Ġsimler Sözlüğü, EriĢim Tarihi:2015.11.13,http://www.turkedebiyatiisimlersozlugu.com/index.php?sayfa=detay&detay =2018

AYDIN, ġadi (2008), Ġran Kütüphaneleri Türkçe Yazmalar Kataloğu, Ġstanbul: TimaĢ Yayınları. BOSTANCI, Ali Haydar (1996), Tasavvufta Etvâr-ı Seb„a ve Sofyalı Bâlî Efendi‟nin Etvâr-ı Seb„ası,

Ġstanbul: Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, YayımlanmamıĢ Yüksek Lisans Tezi. BOYRAZ, ġeref (2000), Türk Halk Biliminin Yazılı Kaynakları Olarak Melhemeler, Ankara: Hacettepe

Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, YayınlanmamıĢ Doktora Tezi.

Cemâleddin Ġshak el-Karamanî (1552-53), en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye, Ġzmir Milli Kütüphanesi, No. 2016/1.

Cemaleddin Ġshak el-Karamanî (1548-49), en-Nesâ‟ihu‟s-sûfiyye fi‟l-Mevâ‟izi‟d-dîniyye, Manisa Yazma Eser Kütüphanesi, Akhisar Zeynelzâde Koleksiyonu, No. 45 Ak Ze 17.

Cemâl-i Halvetî el-Aksarayî, Risâletü‟l-etvâri‟s-seb‟a, Manisa Yazma Eser Ktp., No. 45 Hk 2963/6. DĠKMEN, Hamit (2001), “Seyyid Vehbî”, Türkiye Diyanet Vakfı Ġslam Ansiklopedisi, C. 37, Ankara:

Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları.

DONUK, Suat (2015), Nev„î-zâde Atâyî - Hadâiku‟l-hakāik fî Tekmileti‟Ģ-Ģakāik (Ġnceleme-Metin), Manisa: Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, YayımlanmamıĢ Doktora Tezi. FURAT, Ahmed Subhi (1985), EĢ-Ģekâiku‟n-nu„mâniye fî

Ulemâi‟d-devleti‟l-Osmaniye-TaĢköprülü-zade, Ġstanbul: Ġstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları.

GÖNÜLTAġ, Güler (1986), Manisa Ġl Halk Kütüphanesi Türkçe El Yazmaları Katalogu, Manisa: Türk Kütüphaneciler Derneği Yayınları.

GÜRGENDERELĠ, Müberra (2015.11.13), “SÜNBÜLZÂDE, Vehbî”, Türk Edebiyatı Ġsimler Sözlüğü,

EriĢim Tarihi: 2015.11.13,

http://www.turkedebiyatiisimlersozlugu.com/index.php?sayfa=detay&detay=2123

KAPLAN, Mahmut (1993, Ağustos), "ġeyh Cemâl-i Karamanî‟nin Nasihatnâmesi", Yedi Ġklim Dergisi, Cilt V, Sayı 41: 49.

Kâtip Çelebi (2010), Süllemü‟l-vusûl ilâ Tabakāti‟l-fuhûl, (editör) Ekmeleddin Ġhsanoğlu, C. I, Ġstanbul: Ġslam Konferansı TeĢkilatı Ġslam Tarih, Sanat ve Kültür AraĢtırma Merkezi Yayınları. Kâtip Çelebi (2014), KeĢfü‟z-zünûn, (çev.) RüĢtü Balcı, Ġstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları.

KURU, Selim Sırrı (2010), “Sünbülzâde Vehbî”, Türkiye Diyanet Vakfı Ġslam Ansiklopedisi, C. 38, Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları.

Nev„îzâde Atâyî (1632), Hadâiku‟l-hakāik fî Tekmileti‟Ģ-Ģakāik, Topkapı Sarayı Müzesi Türkçe Yazmaları, No. R. 1438.

ÖNGÖREN, ReĢat (2001), “KARAMÂNÎ, Cemâleddin Ġshak”, Türkiye Diyanet Vakfı Ġslam Ansiklopedisi, C. 24, Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları.

ÖNGÖREN, ReĢat (2012), Osmanlılar‟da Tasavvuf, Anadolu‟da Sûfîler, Devlet ve Ulema (XVI. Yüzyıl), Ġstanbul: Ġz Yayıncılık.

ÖZCAN, Abdülkadir (1989), ġakaik-ı Nu„mâniye ve Zeyilleri, C. I, Ġstanbul: Çağrı Yayınları.

PAKALIN, Mehmet Zeki (1983), Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, Ġstanbul: Milli Eğitim Basımevi.

PALA, Ġskender (2015.11.13), “HAKANÎ, Mehmed Beg”, Türk Edebiyatı Ġsimler Sözlüğü, EriĢim Tarihi:2015.11.13,http://www.turkedebiyatiisimlersozlugu.com/index.php?sayfa=detay&detay =3904

PARMAKSIZOĞLU, Ġsmet (1964), Kıbrıs Sultan II. Mahmud Kütüphanesi Katalogu, Ankara: Kütüphaneciler Derneği Yayınları.

TEK, Abdurrezzak (2005), Aziz Mahmud Hüdâyî‟nin Seyr ü Sülûk AnlayıĢı, Aziz Mahmud Hüdâyî Uluslararası Sempozyum Bildirileri, Cilt 1, Ġstanbul: Üsküdar Belediyesi Yayınları.

TOPRAK, Mehmet Sait (2000), Hadisleri Bakımından Risale fi Etvari‟s-sülûk (Cemali el-Karamani), Ġzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, YayımlanmamıĢ Yüksek Lisans Tezi. TOPRAK, Mehmet Sait (2013), Risâle fî Etvâri‟s-sülûk (Seyr ü Sülûk Makâmları) Cemâlî el-Karamanî,

Ġstanbul: Okuyanus Yayınları.

TUMAN, Mehmet Nail (2001), Tuhfe-i Nâilî, (haz.) Cemal Kurnaz-Mustafa Tatçı, Ankara: Bizim Büro Yayınları.

(13)

SUTAD 39

ULUDAĞ, Süleyman (1997), “Halvetiyye”, Türkiye Diyanet Vakfı Ġslam Ansiklopedisi, C. 15, Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları.

ULUDAĞ, Süleyman (2010), “Sülûk”, Türkiye Diyanet Vakfı Ġslam Ansiklopedisi, C. 38, Ankara: Tütkiye Diyanet Vakfı Yayınları.

UZUN, Mustafa (1997), “Hâkānî Mehmed Bey”, Türkiye Diyanet Vakfı Ġslam Ansiklopedisi, C. 15, Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları.

YARDIM, Ali (1997), Ġzmir Milli Kütüphanesi Yazma Eserler Katalogu, C. III, Ġzmir: Milli Kütüphane Vakfı Yayınları.

(14)

SUTAD 39

EKLER

RESİMLER

Resim 1: Mehmet Sait Toprak tarafından yayına hazırlanan Risâle fî Etvâri’s-sülûk adlı kitabın kapağı

(15)

SUTAD 39

Resim 2: Mehmet Sait Toprak tarafından Risâle fî Etvâri’s-sülûk ismi ile kurulan metnin ilk sayfası

(16)

SUTAD 39

Resim 3: Cemâleddin İshak el-Karamanî’nin en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye adlı eserinin Manisa nüshasının (No. 45 Ak Ze 17) ilk sayfası

(17)

SUTAD 39

Resim 4: Cemâleddin İshak el-Karamanî’nin en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye adlı eserinin İBB Atatürk Kitaplığı nüshasının (No. OE Yz 0762) ilk sayfası

(18)

SUTAD 39

Resim 5: Cemâleddin İshak el-Karamanî’nin en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye adlı eserinin İzmir Milli Kütüphane nüshasının (No. 2016/1) ilk sayfası

(19)

SUTAD 39

Resim 6: Cemâleddin İshak el-Karamanî’nin en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye adlı eserinin Hacı Mahmud Koleksiyonu nüshasının (No. 2895) ilk sayfası

(20)

SUTAD 39

Resim 7: Cemâleddin İshak el-Karamanî’nin en-Nesâ’ihu’s-sûfiyye fi’l-Mevâ’izi’d-dîniyye adlı eserinin Ayasofya Koleksiyonu nüshasının (No. 1748) ilk sayfası

(21)

SUTAD 39

Resim 8: Cemâleddin İshak el-Karamanî’nin Risâle fî Etvâri’s-sülûk (Etvâr-ı Seb‘a) isimli eseri olarak kaydedilen Ankara Milli Kütüphane, 06 mil. Yz. A 9007/13 numaralı yazmanın ilk sayfası

(22)

SUTAD 39

Resim 9: Cemâleddin İshak el-Karamanî’nin Risâle fî Etvâri’s-sülûk (Etvâr-ı Seb‘a) isimli eseri olarak kaydedilen Burdur İl Halk Kütüphanesi 15 Hk 197/6 numaralı yazmanın ilk sayfası

(23)

SUTAD 39

Resim 10: Cemâleddin İshak el-Karamanî’nin Risâle fî Etvâri’s-sülûk (Etvâr-ı Seb‘a) isimli eseri olarak kaydedilen Süleymaniye Ktp., Şehid Ali Paşa Bölümü, 1194 numaralı yazmanın ilk sayfası

Referanslar

Benzer Belgeler

Türk edebiyatında kaleme alınmış kasideler incelendiğinde bunların ilk beytinin musarra olduğu, beyit sayılarının genellikle 31 ile 99 arasında değiştiği, nesib

Adres Kırklareli Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Kayalı Kampüsü-Kırklareli/TÜRKİYE e-posta:

Derlemeye konu olan Stevens Johnson Sendromu terimi ilk kez 1922’de Amerika Birleflik Devletleri’nde iki çocuk hastal›klar› uzman› olan Albert Mason Stevens ile Frank

[r]

Hiç şüphesiz bu konuda en önemli çalışmalardan biri İbnü′l-Cezerî′nin de (ö. Hüzelî′yi ayrıcalıklı kılan husus ise, genç yaşta memleketinden çıkıp

Saatlerde “yirmi geçe, yirmi var” ifadeleri için “üçte bir” anlamına gelen sulus kelimesi kullanılır.. و Vav harfi “geçe”

لاق هّنا هنع هللا ىضر سنا نع هللا همحر ّىطويّسلا ماملاا لاق مّلسو هيلع ىلاعت هللا ىّلص هللا لوسر لاق هب ّنميقي لاف ناطلس اهيف سيل ًادلب مكدحا لخد اذاف ضرلاا

Bilindiği üzere İslâm hukukunun kaynakları (Şer’î Hükümler); ittifak edilen deliller ve ihtilaf konusu olan deliller şeklinde ikili bir tasnife tâbi tutulmuştur. Bütün