EVET
“ O n P a ra
Al bir örnek daha. Karaköy’den vapurla Kadıköy’e geçiyoruz. Yanımda o yılın bir roman yarışmasının yar gıcılar kurulundan bir üye var. Ayrıca açıklaman- gere kir ki bu yargıcı, çalışkan, çok verimli olduğu için de ğer verdiğim bir yazarımız. Çevremizde kimse yok ama, sanki vereceği gizi birileri duyabilirmiş gibi elini ağzına siper edip kulağıma eğilerek oy vereceği roman yazarının adım söyledi. Evet ama, o yazarın küçükadıyla, yıllar önce ölmüş ünlü bir gazeteci ve oyun yazarının soyadını birleştirerek söyledi. Yani, ödül için oy verdiği yazarın — hem de ünlü bir yazar — daha adım bile bilmiyordu. Belki dalgınlık, olabilir. Ama kuşkulandığım için yokla dım; adım bile bilmediği o yazarın ödül için oy verdi ği romanım da okumamış, öyleyse neden oy vermiş ve neden bana açıklamak gereğini duyuyor? Gerçek nede nini anılarımda açıklamak üzere şuncasını söyliyeyim; o yazarı sevdiğimi bildiği için...
Yazarının adını bilmediği ve okumadığı romana ödül için oy veren yargıcı on para eder mi?
örneklerim çoktur Akbal, biraz daha zorlarsan, be ni «On Para Etmezler» diye bir kitap yazmak zorunda bırakırsın
Bu kez sana bir de ad vereyim: Yapıtlarını okudu ğum, değer verdiğim, senin gibi Sait Faik ödülü yargı cısı olan bilimci ve yazıncı Tahsin Yücel. Milliyet Sa nat Dergisi’nin bir sayısında yayınlanan konuşmasında, yargıcılar kurulu üyesi bulunduğu Sait Faik ödülü Ya rışmasına yaşlı yazarların katılmasını kınayan, yeren ve bu konuda önyargısını belirten bir yazı yazdı. Tahsin Yücel, değerli, hatta çok değerli bir yazıncı, bir bilim ci olabilir, ama benim değer ölçülerime göre, bu açık lamasından sonra bir yazın yargıcısı olarak on para et- mez. Nedenlerini sıralayayım;
1 — Sait Faik ödülü yönetmeliğinde yaşlı yazarla rın yarışmaya katılamayacakları yazılı değildir.
2 — Tahsin Yücel, yaşlı yazarların bu yarışmaya katılmalarım doğru bulmuyorsa, ya ödül yönetmeliğinin kendi düşüncesine göne düzeltilmesi koşuluyla yargıcılık yapmalı, ya da — değiştirtemezse — yargıcılıktan istifa etmelidir. Doğru ve doğrucu bir yargıcının yapacağı, bu iki davranıştan biridir. Yücel, ne yönetmeliği değiş- tirtiyor, ne de doğruluğuna inanmadığı bir yönetmeliğe göre yargıcılık etmekten vazgeçiyor.
3 — Tahsin Yücel, söz konusu konuşmasında, üyesi bulunduğu bir kurulda bir yargıcının yapmaması gere ken şeyi yapmış, önyargısını açıklayarak, önceden belli ederek, yargıcılığın doğruluk ilkesini bozmuştur.
4 — Ben yazarlığa otuz yaşımdan sonra başlayabil dim ve ilk kitabım kırk yaşımdan sonra yayınlanabildi ve yirmi yıl öncesindenberi kimi yıllar bu yarışmaya ka tılmaktayım. Yirmi yıl önce de mi yaşlıydım? Bu yaşlı lık da neye göre? Kırk yaşından, elli yaşından sonra ilk kitabı yayınlanmış yazar, Yticel’e göre, Sait Faik ö - diilü yarışmasına katılmamalı mı?
Ötekilerin adlarını vermedim de, neden Tahsin Yü- cel’in adını açıkladım? Çünkü, Tahsin Yücelle ortaklaşa anımız bulunacak denli ilişkimiz olmadı. Bana ilişkin tek bildiğim yanı buydu, yazdım.
Bundan sonra da, yeni öykü kitabı çıkarabilirsem, yine katılacağım Sait Faik ödülü yarışmasına. Bu açık lamamdan sonra, belki sen ve Tahsin Yücel, eskiden yap tığınız gibi, yine benim yapıtıma oy vermeyeceksiniz ya da tersine, ne denli yansız olduğunuzu kanıtlamak için — bana bile — oy vereceksiniz; ikisi de umurumda değil... Demek, senin sandığın gibi, «şimdi de Aziz Nesin’in gö zü Sait Sait Ödiilü’nde» değil. Nedir öyleyse? Hâlâ an- layamadm mı? Belki, evet belki, kendi çapımda Türk yazuıma ve yazıncılarına bir hizmetim olur, ödül konuş mamda.... Tıpkı TDK ödül konuşmamda olduğu gibi. Ve bundan başka da, inatçılığım var. Hangi nedenlerle bu yarışmalara katılmaya başladığımı ORTAKLAŞA den gisine açıklamıştım.
Hadi on para etmezlere bir örnek daha vereyim. «Büyük Grev» adlı kitabımla Sait Faik Yarışmasına kar tılmıştım. Elbet kazanmayabilirdim, benim deneyimle rimde bir yazar bunu önceden bilmelidir. Kazanamadım. Ama nasıl? Bu ödül olayından bir süre sonra ölmüş olan bir yargıcı, Sait Faik yargıcılar toplantısına katılmamış tı. Eh, işi çıkar, katılmaz. Ama o gür. işi yoktu ve