EVET
HflVIB
Tütengii’e
s
«Tütengii'e Saygı», 1921— 107».
İki yıl geçti aradan. Ne katil var ortada, ne de ci nayetin ardındaki gizler çözüldü. Herşey karmaşık, ka ranlık. Giden gitti. Herşey bitti mİ Hayır. Tütengil bu gün her zamankinden daha canlı, daha etkin. Güncel liğin İçinde yaşıyor. Nice kurbanlar gibi. Yazılan, kitap ları anılarıyla hesap soruyor. Toplumdan, yönetimden, blzlerden. Neden, niçin, nasıl? Kimler kimler kimler?
»Dıştan bakıldığında katı gibi görünen Tütengil ger çekte son derece duygulu, fedakâr ve tam anlamıyla kötü gün dostu İdi. Yakınlarına yardımcı olmak onun İçin çok büyük bir zevkti. Her saniyesini büyük bir ti tizlikle kullanan bir kişi olmasına rağmen, ameliyat olan eski bir öğrencisinin, aynı zamanda dostunun her gün yanında bulunmuş, bunu da görev yapan bir kişinin öze niyle yapmıştır.» diye yazıyor eşi Şükriye Tütengil...
ölümünden sonra kâğıtları, kitapları arasında on üç maddelik »İlke Düşünceler»! bulmuş eşi... Bir yılbaşı günü yaşamda izlemesi gereken yolu yöntemi kendisi için saptamış. Kendine bir program çizmiş... Yakından tanıyan dostları hiç de şaşmazlar Tütengil'in bu yanı
na. «Benden yarına kalacak olan namusluca yaşanmış bir hayat, kitaplarım ve çocuklarım olabilir. Sorumlulu ğumu hiç bir zaman unutmamalıyım» diye yazm ış... Bu İlkeler arasında bakın daha neler var: «İçinde bu lunduğum çetin çalışma yolu ancak metotlu ve sabırlı bir çalışma İle aşılabilir. Günlük heves ve duygular az mimi kırmamalıdır» «Doğruluk, sadelik, alçak gönüllülük dün olduğu gibi yarın da yoldaşlarımdır». «Herşeyln hesabını kendimize vermeli herkesten önce kendimizden utanmalıyız.» «Dalma faziletli olmak bir tabiat vergisi değil, İnsanca bir cehit işidir. Kendimizi daima göz al tında tutmalıyız. Yılmadan yorulmadan.» Bu İlkeler den en ilginç olanı da bence şu: «Sanat dalları hayatın tuzudur. İlimden gelen kuruluğu sanatın ılık nefesiyle gidermeliyim.»
Kendimi birden Levent semtinin dar, ufak, çiçekli bahçelerle süslü yollarında buldum. Ne çok severdi gez meyi, dolaşmayıl Kimi sabahlar erkenden yola çıkardık. Boğaz’a Baltalimanına İnerdik, ilkyaz .mevsiminin tatlı lığını duya duya... Konuşarak, tartışarak, arada bir ta ze çimenlerin üstünde dinlenerek. Sonunda Rumellhisar'-
da, Emirgan’da bir küçük lokantada, bir kahvede bir İki saatliğine «felekten kâm» alarak... Ne bilecektik sekiz - dokuz yıl ötesini... Bütün bu güzel anların buharlaşıp gideceğini...
«Tütengii'e Saygı». Ne güzel bir ad! Tütengil'in anı sına en cok yakışan bir sesleniş bu. Çünkü Tütengil için herşey saygıyla başlardı. Tartışmalar saygılı olmalıydı, konuşmalar, eleştiriler, hatta kavgalar. Anısına yayınla- nanan bu kitabın böyle bir ad taşıması bu anlamlı ger çeği bir kez daha duyuruyor. Prof. Dr. Emre Kongar’ın yazdığı gibi, «...ta m bir bilim adamıydı. Gösterişi sev mezdi. Nadiren yükselttiği sesi, adeta uygun sözcükleri arayarak sakin ve ağır konuşması gösterişi sevmeyen kişiliğinin görünüşünü bütünlerdi. Ciddi adamdı Tütengil. Özel yaşamında da ciddiydi, resmi yaşamında da.» ö y leydi. ama o görünür ciddiyetin altında İçtenlikli bir yü rek vardı. Sanata, şiire, yazına, müziğe, resme, tüm gü zelliklere açık, yakın bir yaratılış. Ressamlarla, şairler le, yazarlarla dostluk etmesi, onların da sevdikleri, vaz geçemedikleri bir kişi olması, bunu gösterir. Bilimsel ki şiliğinin yanı sıra yaşam, sanat, yazın üzerine yazdık ları da «deneme» türünün seçkin örnekleridir.
«Tütengii'e Saygı» kitabında Turan Erol'un, Vedat Günyol’un, Server Tanilli'nin, Başaran’ın özgün yazıları var. Anıların izinde yürüyen Turan Eroi, — kİ Tütengil’in cok sevdiği bir dostuydu— Diyarbakır'da biriikte geçir dikleri günleri anlatırken şöyle diyor: «Masabaşı söyle şilerinin mutlaka bir ana konusu olurdu. Konuyu çoğun Tütengil ortaya atardı, Dostlar toplantısının anlamsız iç kili bir lâklâkıyat havası içinde geçmesine razı olmazdı» Gerçekten de zamanı boşuna harcamamak, insanoğluna tanınan sınırlı bir süreci ziyan etmemek titizliği Tüten- gil’de en aşırı çizgideydi. Sanki içine doğmuş, altmışı na varmadan bu dünyadan çekip gideceği. Hem de ken diliğinden, doğasal bir zorunlulukla değil, sevgisiz kişi lerin tuzağına düşerek, azılı canavarlara kurban olarak.. «Tütengii'e Saygı», her yurtsever aydının kitaplığın da yeri olan bir yapıt. Bir belge, ilerde daha niceleri, çok
daha özgünleri, başarılıları yayınlanacak «Tütengil in celem elerine kaynak olacak bir derleme... Benim İçin Tütengil hiç bir zaman unutulmayacak, «ölmüş» sayıl mayacak bir dost... Her an karşıma çıkıvereceğini san dığım yaşayan bir varlık... Tanilli’nin dediği gibi, «Y a şadığı cağa ve topluma korşı bir bilim adamı olarak, so rumluluğunu yerine getiren bilinciyle yücelecek ve anıt- laşacak» bir kişi...
OKTAY
AKBAL
İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Ta h a To ros Arşivi