fkthife § A K Ş A M = *= ■
r a y
o & D
i m S mı 8<ç y ü ı ü
Yazan : SÜ LEYM AN KÂNİ İRTEM
— Tercüme iktibas hakkı mahfuzdur —Tefrika No. 730
H a m d i b e y in ik in ci bir hizm eti: K e n d i
s in e hayırlı bir h ale f yetiştirm esi..
Hamdi bey (Ağlıyan kızlar) lâhdi- j-
nin cephesinden mülhem olarak İstan- bulda Çinili köşkten sonra ilk müze binasını da kurmuştur.
Bu bina evvelce bir katlı idi. Ab- dülhamid Yıldız sarayında tahnit et tirdiği kuşların müzeye naklini irade etmişti! Hamdi bey bu iradeden isti fade ile buraya ikinci bir kat daha ilâve ettirdi. Tahnit edilmiş kuşlar Yıldızdan Topkapıya nakledildi ama Hamdi bey bu üst kat salonlarını da artık kıymetli eserlerle doldurmuştu!
Yıldız kuşlarının birer, ikişer Saray- bumunun suları içine gömüldüğü söylenir!
Ressam, diplomat, finansiye olan Hamdi bey vücude getirdiği bu tesi sat ile namım ebedî olarak silinmemek üzere arkeologlar defterine geçirdi. Meziyetleri kendisine her batından pek çok dostlar kazandırdı. Fakat şöhretini çekemiyen hasımîarı da çıktı.
Bu ikinci takımdan bazıları Hamdi beyi fikrinde, ruhunda maske taşı
makla itham ettiler; bir kısmı (ru
hunda dinî değilse de siyasî bir taas- sub hâkimdir. Garb fikirli görünme si frenkleri aldatmak içindir! Vatan perver görünmesi eski Türklere aslen Sakızlı Rum olan babasını, kendisinin bir Fransız kadmile evlenmiş olması nı, ecnebilerle münasebetlerini, fren- gâne meşrebini unutturmak içindir!) dediler.
Hocalar ve müteassıplar (lâedriyun- dandır; ahlâken fazıl değildir!) diye çekiştirdiler.
Fakat Hamdi bey aleyhindeki bu ithamlara, dedikodulara ehemmiyet vermedi; bildiğinden şaşmadı.
Abdülhamid (Ayaslog) hafriyatında meydana çıkan bazı eserleri Avustur ya imparatoruna, (Bergama) da bulu nan (Zevsjüpiter - mezbahını) Alman ya imparatoruna hediye etmişti. (1) Elçilerin bazılarını da böyle antikalar - kendi tabirile (Hamdi beyin kırık, dökük mermer ve alçı parçalarını) - hediye ederek memnun etmeği siyaset icablarma uygun görürdü; Irakta çı kan eserlerden bir çoğunu bu yolda dağıtmıştı.
Almanya imparatoru ikinci Vilhelm îstanbula gelince müzeyi ziyaret et miş, (İskenderin lâhdi) önünde hay retle irkilip dakikalar geçirmişti.
İmparatorun bunu kendisine hedi ye olarak Abdülhamidden istiyeceğini anlıyan Hamdi bey o kadar zahmetle elde ettiği bu pek kıymetli eseri ya bancı bir müzeye ve millete kaptır maktan son derece müteessir olarak saraya gitmiş, baş mabeyinci Hacı Ali beye:
Müze müdürü Hamdi bey (Müze bu eserden mahrum edilecek olursa müdüriyetten istifa edeceğini, bunun Avrupada pek fena tesir uyan
dıracağını, bu hediyeyi kıskanacak di ğer Avrupa hükümdarlarını da mem nun etmek için müzeyi boşaltmak icab edeceğini) yana, yakıla anlatmış, mesele hünkâra aksetmiş, İskenderin lâhdi de bu suretle elimizde kalmış idi. (2)
Artist ve idealist Hamdi bey ihdas ettiği sanayn nefise mektebini idare de, müzeyi tanzimde, Fransız akade- misile muhaberelerinde, Avrupadaki eski eserler mütehassıslarile münaka şa ve müzakerelerinde yorulmadan devam etti. Tanıdığı pek çoktu. Bey oğlu ecnebî mahfellerinde, kadın mec lislerinde çok itibar görüyordu. Fa kat yaşı ilerledikten sonra kozmopolit âleminin içtimalanndan, eğlencelerin den zevk almamağa başladı. Bu sa lonlarda cahil veya ahmak bir çokla- rile temas edip sıkılmaktan ise hayal perest bir adam gibi yalnızlığın zevk leri, kendi kolleksiyonlan, resimleri, kitapları arasında yaşamağı tercih etti.
Hamdi bey garbın islâmiyetle, Türk lükle mukayesesinde hararetü ve ga-
leyanh vatanperverlik duygularile
muhakemeler yürütürdü. Bu yolda ya pılan hücumlarda hazır eevablığile ve frenk muhataplarının gösteriş ad dettikleri bir şiddetle AvrupalIlara
müslümanlığı, vatanım, Türklüğü
müdafaa etmeğe kendisinde daima ik tidar bulurdu. •
O bütün hayatmda kalbinin iyili ğini ortaya döken hareketleri esirge
memiş, doğru ve âdil davranmıştır. Hamdi bey iyi bir ziraatçi olduğunu da ispat eylemiştir.
Kuruçeşmede yalısındaki bahçesile bizzat meşgul olur, gül ve krizantem ler yetiştirirdi. Gebzede zeytin ağaç ları ve bağları vardı; Adapazarında Diboski isminde bir Lehli - ki bazı de fa kendisine modellik etmiştir - ile ortaklaşa kuşkonmaz gibi kıymetlice sebzeler yetiştirmek, şarap ve tereyağ çıkarmak ile uğraşırdı. îlk ve sonba harlarda İzmit körfezi sahilinde eski hisar harabelerinin altındaki köşkü ne çekilir, orada mütebessim bir sami miyetle dostlarını kabul ederdi. Bun lar arasında Alman arkeolog profesör Vigant, Bavyeralı ressam Nimayer,
arkeolog Hüman gibi Avrupadan
mahsusen kendisine misafirete gele rek aylarca kalanlar olurdu. Hamdi bey dostlarile böyle samimî içtima- larda, nargilesinin homurtuları ara sında, gençliğinde kadınlar nezdinde kazandığı muvaffakiyetleri tatlı, tatlı yadeylemekten zevk alırdı.
Müzeye can veren Hamdi beyin na mı bizim de, bizden sonrakilerin de hatıralarımızda daima hürmet ve takdir üe yadedile, edile yaşıyacaktır.
Hamdi beyin şükran ile karşılana cak diğer bir işi de yanma muavin olarak aldığı kardeşi bay Halil Etemi kendisine halef bırakmasıdır. Eskile rin hayrülhalef dediklerinin bundan iyisi olamaz. Bay Halil Etem de müze müdüriyetinde ağabeyinin ikinci bir nüshası olduğunu ispat etmiş, Hamdi beyin eserini bir kat daha tekemmül ettirmek için o da kendini müzeye vakfeylemiştir.
Hüsnüniyetin, bilgi ile çalışmanın, azmin insanı nihayet muvaffakiyete isal eylediğine misaller aranınca mü zeler bize hakikaten hürmete ve imti- sale şayan bu iki kardeşi'gösterecek
tir. (Arkası var)
( 1 ) Enver Behnan Şapolyo: Müzeler tarihi. Almanlar bu taşlarla Berlinde bir
(Bergama müzesi) kurmuşlardır! ( 2 ) Yeni çıkan müzeler tarihi Hamdi beyin Almanya elçisine de müracaat et tiğini ve intihar edeceğini söylediğini yağıyor.
A K B A
Ankarada her dilde gazete mecmua ve kitapları bUtüu mektep kitapları ve kırtasiyeyi ucuz olarak A K B A müesse- selerinde tedarik edebilirsiniz. ________ Telefon : 3377
Taha Toros Arşivi