No. 5 M U S İ K İ 7
rihî tilrk m usikisini de gülünçleştiriyorlar rağbeti kırdılar; şu halde, bizim büsuütün ay rı arzum uza, garp eserlerini gençliğe tanıt mak maksadımıza olsun itiraz etmeyiniz . . „
yollu müdahalelerde bulundular; son hareketle rin saikleri işte bu gençlerdir. Cemiyetin “ tari
h î türk m usikisi „ [ Edvâr musikisi j şubesi
el’an, ilmî konserler, tarihî konferanslar ile süs lü tarihî toplantılar yapmıyorsa, bundan, kendi leri ( san’atlarının siyasetini görememeleri, ga yelerinin programını çizememeleri, umumî maa rif siyasetimize müvazî hattı hareketlerini bula mamaları ) mes’uldiir : atalet kanunu mucibin ce kendi san’atı anlayışları el’an eski uırumî zihniyetlerin aynı kalmış olabilir, ayıp değil; fa kat, etraf, muhit çok şükür yerinde saymıyor ki.!
Ş. 3i. 0. Amatör Orkestrası
Cemiyetin orkestrası 1929 teşrinievelinde te essüs etmiştir. Müessisi, şef Eşref beydir. Or kestranın başlangıçta yalnız ( 11) azası varken, sonradan iltihak edenlerle bu miktar ( 17) ye yükseldi; arkasından 5 aza daha kayt olunması üzerine 22 kişi ile ilk konser Süreyyapaşa Tiyat rosunda verildi.
ilk konser arkasından amatörler arasında işe karşı ciddî bir meyi ve alâka uyanmıştır. O su retle ki, son 15 mayıs 1931 de verilen 7 inci konsere 57 aza iştirak etti.
Ceırjiyetin gayesi halk arasında musikiyi ta mim olduğuna göre, halkın şimdiki seviyesi ile mütenasip kolay eserlerle işe başlanmış, ve he nüz ağır klâsiklere doğru adım atmıştır. Prog ramlarda, daima, klasik, romantik ve dramatik- lerden seçilmiş eserler görülmektedir.
Azanın kâfîesi amatörlerdir; aralarında İçtimaî mevkii yüksek hakikî amatörlerin bulunması, ve bütün azanın tahsil görmüş zevat olması, nezih toplantının devamlı ve gittikçe ciddileşen mesa isinin gizli amilidir. Son zamanlarda memlekette birkaç amatör veya profesyonel orkestra kurul du ise de - ki başlıcası biriki sene Tötonya al man klübiinde Herr Yung idaresinde çalışmış tı - içlerinde yalınız Kadıköy Orkestrası uzun bir tarih geçirmek yoluna girebilmiştir ; muvaf fakiyette güzide Kadıköylülerin dahli de büyük tür. Son konserin davetlileri, salonu ağzına ka dar dolduran zarif bir kitle idi.
Azalar arasındaki sikr muhadenet de dikkate Şayandır : notalarım ve hattâ bazı sazlarını bile münhasıran aralarında topladıkları paralarla te darik etmektedirler. Belediye ile maarif biraz naktî yardımda bulunsa, Cemiyet, hem faaliye tini teşmil edebilecek, hem de tedariki çok mas- rafli olan koro, senfoni ve saire eserlerini getir terek repertuvarım kuvvetlendirebilecektir. Elde ki bazı ağız sazları çok eskimiş bir halde bu lunduğu gibi, İngiliz kornosu, kontrufagot, bas
klarinet, saksofon, tenpan, harp gibi sazlar da
hiç yoktur. Gerek ağız ve gerek tel sazlarını tahsil için müracaatlar oluyor, fakat, bedeli ağır olan sazların tedariklerini - demirbaş eşyadan sayılmaları şartile - orkestra kasasına bırakıyor lar : memlekette henüz hiç kullanılmıyan harp çalgısını tahsil için ayrı ayrı tarihlerde iki hanım müracaat etmiştir; hattâ bir tanesi iştira bede line yarı yarıya iştirake bile razı olduğunu söy lemişti . ! Elde para bulunsa, hem bütün bu noksan malzeme getirtilebilir, hem de lüzumlu dersler için hususî mahiyette sınıflar açılabilir.
Orkestracılar arasında kuvvetli artistler esas iskemleleri tutmaktadırlar : birinci /remcmlardan Lûtfi, Bedri. Cahit, Şehap beylerle, Matmazel Adrien ve Luiz, ikinci /ceracmlardan, Lûtfi, İs mail Hakkı, İhsan beyler; viyola, Hancıyan' bey; viyolonsel, Şeref, Kemal ve Kantoplu beyler; kontrbas Muhittin, flüt Nuran, klarineı Jan, tromba Zeki ve Vahram, tüba Ruhî, korno Ed- gar beyler cidden muvaffak olan amatörlerdir; diğer arkadaşlarının yardımile icranın temizliği ni temin etmektedirler . . Orkestranın iki mühim siması olan solo keman Hüseyin Bey ile, solo viyolonsel M. Kadletz’e gelince, İkincisinden ay rıca bahsedeceğiz. *
Hüseyin bey, henüz pek genç bir amatör olmasına rağmen, kemanı merakla tahsil etmiş tir; ayrıca da son derecede istidatlı ve musiki ile meşbu bir artisttir. Her iki el tekniki çok imtizaçlıdır. Hazin ve kendine mahsus bir çalışı vardır. Konsertmaysterlere has kuş uçurtma
yan deşifrajı arasında, hissesine düşen soloları
da berrak bir ifade ile dinletişi cidden zariftir. Hususî hayatındaki tevazuu her orkestracıda bu lunması lâzımgelen geçim şartlarının birincisi dir : hiç bir arzuya itiraz etmez, nereye istense gider, bütün mevcudiyetile çabalar.
8 M U S İ K İ No. 5
Şef Ahmet Eşref beyden en sonda bahset memize rağmen, muvaffakiyetin başı, işin mües- sisi, bu kadar genci kendine bağlayıp her haf tanın cuma tatillerinde kan ter içinde provaları yaptıran hep odur. Şahsiyetinin, kıdemli bir musikici, çok okumuş ve lisan âşinâ bir mü nevver, yorulmak bilmez bir iş adamı olmak gibi üç cephesi vardır : yaşının gençliğine rağ men bu kadar ince bir işi muvaffakiyetle- başa rabilmesinin hikmeti işte budur. Musikiye henüz pek genç iken heves etmiş, çocuk denecek bir yaşta kemanı sevip anlamış, en evel eski ma- beyn orkestrasında çaldıktan ve ders aldıktan sonra bir ara da Zati Bey ile çalışmıştır. Fener- yolunda, şimdi muktedir musikiciler olan Mu hittin bey ve diğer bir iki amatör arkadaşile muntazaman toplaşırlar, Fransızcayı henüz hece ledikleri bir sırada Richter, Jadasson, Berlioz, Lavignac, P. Rougnon ve sairenin akor, diso-
nan, modülasyon sahifelerini anlamağa çalışır
lardı . ! Eşref, gene bu çoeokluk senelerinde imrendiği şefliği de en evel kitaplardan anlama ğa çabalamış - çünkü başka yol yoktu ki ! - , Berlioz, Feliks Weingartner ve Deldevez’in şef lik yezılarını tetebbiie koyulmuştu. Şimdi ise, idare tahsilinin en tabiî imkânım ele geçirmiş bulunuyor; artık işi anlamış bir seviyededir, kendisini memlekete genç bir şef olarak hediye etmiş bulunuyor. Musiki nazariyatını, tarihini, biografilerini, eserlerini tetebbü yegâne zevki olup, aletleri de iyice tanımıştır. Elindeki nota
nın ta ruhunu görür. Merak ve çalışkanlık
kadar büyiik mektep olmaz sözünün misalini
Eşref beyin san’at şahsiyetinde görmekteyiz (1) Nazik, sevimli seciyelerini de bu arada hatırla malıyız. Kendisine il işilmesi güç bir istikbal ha zırlayacak olan bu işte, arkkdaşlarımn yardı- mile, bir kat daha yükselmesini dileriz.
Hülâsa, ( Ş. M . C. Senfonik Orkestrası) , baş tarafta izahına çalıştığımız eski tarz kusurlu cemiyetlerden ayrılıp şuur ile çalışan, mütevazı başlangıçtan mütekâmil istikbale doğru uzun tarihini yaşamağa azim ile koyulan ilk millî
(1) K onservatuvar denilen tahsil müesseselerindeıı mahrum olan dünkü Avrupada, artistler, hele ( auta-
d id a c te) 1ar hep bu şekilde yetişmediler mi ? Birçokla
rının muadillerini bugünkü konservatuvarların yetiştir memesi de ayrı mesele. Her şeyin başı istidattır , ,
Cclile Kemin İtamın
Memleketimizi>ı ses ta h sili (/örmüş yiizide k a d ın la rınd a ndır. M uhterem rdibem iz Lcıjla U f tun toru nu, Konser vatu varım ız m uallim lerinden p iy a n ist .Ye zitle Hf. nin kızıdır. M ektep la/ısi/iııi uzun seneler za rfın d a İsvierede, m usiki re ses tah silim ise 1 ¿yu
nada yapm ıştır. IJİrkaç lisana h a kki te v a k ıf olup
cümlesinde aynı kuvvette ta yaııııi edebilmesi, sevim li şah siyetini Avrupa m ahfillerinde de ta n ıtm ıştır. Ses san 'ahudaki teknik kuvveti yanında, um um i terbiyei fik riy e si de kayde şaya nd ır. İstanbul Opera Cemi
yetinin bu kış için h a zırla n a n biiyiik konserlerinde ilk ılefa olarak halk karşısında da söyliyecek. f/ra-
mofon mulıipleriıive esasen İnıııaıı sesini ta kd ir
im kânını unıuııı h a lkım ıza k a za n d ıra ra k olan k ıy m etli san a tk â rım ıza m u va ffa kiyetler tem enni ederiz.
— Hıı sik i — musiki ieşekkiilümüzdür. Resmiyetin muhakkak
surette kendisine el vermesi, * biitiin kuvvetli şehir amatörlerinden sazlarile yardım görmesi lâzımdır; ( Musiki ) samimiyetle bunu diler.
M . R .
Şu yazılara da bakılabilir : “ K adıköy M usiki Ce
m iyeti „ [ Vakit, 5 Eylül 1930] , M. Ragıp
“ K adıköy Senfonik K onseri „ ( Vakit, 9 Eylül 1930 ) M. Ragıp