• Sonuç bulunamadı

Kendi peşinde koşan ressam Atlıhan'ın resimleri Galeri Sanat Yapım'da sergilendi:resimlerin de kaderi vardır

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Kendi peşinde koşan ressam Atlıhan'ın resimleri Galeri Sanat Yapım'da sergilendi:resimlerin de kaderi vardır"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

‘Kendi peşinde koşan ressam’ Atlıhan’m resimleri Galeri Sanat Yapım’da sergilendi

‘R esm ilerin de kaderi yardır’

ürk resmi kendi dinamik tavrını belirlemek

zorunda. Türk resmi artık daha dinamik bir

yönsemeyi benimsemeli.

ECE TEMELKURAN

ANKARA -Efes antik tiyatroda dü­

zenlediği “Ergin’in Kontra-maganda

Sergisi” adlı etkinlik ve “happening”le

geçtiğimiz yıl yoğun tepkiler alan res­ sam Ergin Atlıhan’ın resimleri. Galeri Sanat Yapım’da sergilendi. Resmin,

“enerji ve cesaretle” biı ilgisi olduğunu

söyleyen ressam, “bir şey olmaktan

çok, bir şey yapmakla” ilgilendiğini

vurguluyor.

Amerika’da yaşayan Atlıhan, Türk resim geleneğini onaylamadığını, Türk resminin bundan sonraki yön- semesinin enerji ve cesaret yüklü ol­ ması gerektiğini belirtiyor. Ressam Atlıhan, resmin başlı başına bir dil ol­ duğunu ve sözcüklerle yeniden anlat­ mayı anlamsız ve gereksiz bulduğunu belirterek, sorulanınızı şöyle yanıt­ ladı:

- Diplomasız ressamlardansınız. 1960’lardaki akademiye girme girişi­ miniz başarısızlıkla sonuçlandı. Diplo- masızlıktan söz eder misiniz?

Çalışmalarımı çok “hızlı” bulduk- lan için beni akademiye almadılar; iyi de oldu. Türkiye’de elinizde bir dip­ lomanız varsa, kimsenin sizin o işi iyi yaptığınıza ilişkin bir kuşkusu olmu­ yor. Oysa öğrenmek başka türlü bir süreç. Ben resmi Avrupa’da, resme baktığında resmi yaşayan insanlar arasında öğrendim. Yaşamımda Londra, Paris, Wiesbaden, New York gibi kentler oldu. Buralarda eylemler düzenleyerek ve resim çalışmalanmı gitgide hızlandırarak yaşamımı sür­ dürdüm. Yaşamın içinde bir öğrenme süreciydi bu. Çünkü, Avrupa’da resim insanın dünyaya gözünü açmasıyla başlayan bir süreç. Bu insanlar, vaftiz sırasında bile kilise duvarlanndaki re­ simleri görüyorlar. Bundan sonra da yaşamlannın bir parçası oluyor. Ben kendimi, sadece o coğrafyada yaşayan bir insan olarak gördüm, kimliğim asla değişmedi.

- Tarihiniz, hem coğrafî hem de dü­ şünsel bir hız içeriyor. Bu, resimlerinize nasıl yansıyor?

Bunlar resimlerime “hız” olarak yansıyor. Resimlerimi çok kısa sürede üretiyorum. Resmin bir yerine gelince, resmin bittiğini hissedip bırakıyorum. Fazla üstelediğim resimlerin zorla­ maları, daha sonra bana fazlalıklar gibi geliyor. Bu kısa süren resimler,

yine de uzun bir sürecin sonuçları. Ayrıca çizginin de enerji olduğunu dü­ şünüyorum. Bu, büyük boyutlu resim­ lerde daha çok açığa çıkıyor. 45 metre­ lik bir panoya resim yapmakla, küçük boyuta çalışmak arasında bir cesaret ve enerji farkı vardır. Büyük resimler­ de insanın gösterdiği cesaret önemli­ dir. Hep daha dinamik bir resim isti­ yorum.

“Tanzimat resmine ayak dirediğini­ zi” sık sık söylüyorsunuz. Yeni resim nasıl olmalı?

Ben Tanzimat resmine “fermanlı” resim diyorum. Türkiye'ye resim setre ve iskarpinle birlikte girdi. Resim bir

“modus vivendi” olarak alındı. Bu re­

sim durağan bir resim. Paşaların yaptığı resimlerle oluşan bir resim kül­ türünden ne bekleyebilirsiniz, ki? Bu­ gün onların yaptıkları karpuz resim­ leri hala milyarlarca lirayla el değiştiri­ yor. Karpuzlar birisinin eline geçiyor, ordan başkasına. Karpuzlar sürekli el

değiştirirken, Türk resmi kendi dina­ mik tavrını belirlemek zorunda. Türk resmi artık daha dinamik bir yönse­ meyi benimsemeli.

- Resimlerinizde mavinin yoğun kul­ lanımı, Picasso’nun geç mavi dönemini anımsatıyor. Mavinin sizin resminize denk düşen anlamı hangisi?

Yaşadığımın bir mavi dönem oldu­ ğu doğru; ancak, mavinin anlamlan bende değişken. Bazı resimlerde varo- luşsal bir sıkıntıyı anlatırken bazı re­ simlerde umutsuzluğun umuda dö­ nüşmesini simgeliyor. Çünkü sanatçı, umutlu olmak zorundadır. Sanatçı umutsuz olduğunda söyleyecekse bir şeyi kalmaz. Pandora’nın kutusu açıldığında artık dünyaya sadece umutsuzluk yayılıyor. Bundan etki- lenmemeliyiz. Ama yine de mavi umutsuzluksa, bugün Türkiye’de her­ kesin mavi giymesi ya da her yeri maviye boyaması gerekir.

- Enerji olarak tanımladığınız çizgi

yoğunluklarının ortasında hep kadın yüzleri var.

İmgesel olan kadındır. Yaratıcı olan da odur. Bu yüzden, elim hep kadına gider. Hayatın kaynağını erke­ ğe sunan ve sabırla yaşamı kuran kadınsa, imgesel olması da doğal. Er­ kek, ancak kadınla ilişki kurduğu sü­ rece yaratıcı olabilir. Evren de kadındır. Resimlerimdeki gizli kadın portrelerinin gerekçesi bu.

- Kendi kendini belirleyen bir resmi­ niz var. Bu anlamda tekniği nasıl tanımlıyorsunuz?

Benim resim tekniğim yok. Çünkü resimler, insanlar gibidir; onların da kaderleri vardır. Resim, ressamı sü­ rükler. Resmi yapan ressam değil, res­ min kendisidir. Bu doğrultuda teknik, resim bittikten sonra ortaya çıkan bir kavram. Resmin oluşu sırasında resim kendi ideolojisini kuruyor. Ben kendi yaşamımda da böyle bir yol benimsi­ yorum. Önceden ressam olacağım

diye bir şey söylemedim hiç. Sait Fa- ik’in böyle bir anekdotu var. Mesleği­ ni nasıl seçtiğini sorduklarında Faik,

“Ben seçmedim. Yalnızca başarılı oldu­ ğum konu buydu” diyor. Resmimin de,

yaşamımın da böyle yönü var.

-

Coğrafyalar-İnsan, kendini tanımak için önce­ likle bulunduğu coğrafyadan çıkmalı. Başka ülkelerde ve başka dillerde kur­ duğunuz ilişkilerde kendinizi tanı­ mladıkça genişlersiniz. Bu da, ya­ ratıcılık anlamında çok yararlı bir ey­ lem. Hele resim yapıyorsanız ve res­ min bir değer olarak yaşandığı ülkele­ re gidiyorsanız bu, daha da güzel.

- Resimleriniz bir sergi dizisinden çok ayrı ayrı ressamların yapıtlarını andırı­ yor.

Ben kendimin peşindeyim. İnsanın yaşamı koşmak gibi olmalı. Bundan daha doğru bir şey olamaz. Hiçbir re­ sim bir diğerine benzemeyecek. Zaten benzememeli.

İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

“Ortodoksluğun sınırlarını zorlayan özgün bir aydın, bazı gelişmeleri önceden kestiren bir azizdir o.” Yusuf Akçura’yı François Georgeon böyle

içleri boş kalıpları fırlatarak, tutarak cümlelerde senden iyi hokkabazlık yapıyor delikanlı doçentlerin en cahili bile!..

Üslûbuna hayran olduğum bu büyük muharririn bende el yazısı ile «D icle ve B en» adlı bir manzumesi rar ki sonradan bunu Firâk-i-Irak yapmıştır.. Bu

Mart 1924 senesinde kadın erkek, genç | ihtiyar, çocuk, Sultan Osman’ın kanını ta- j şıyan bütün şehzadelere ve Sultanlara a r- | tık Vatanlarında

Çok yakın zamanda Zhao ve Chen brinzolamide bağımlı geri dönüşümlü bir kornea ödemi olgusu bildirmiş olmakla beraber, bu zamana kadar topikal dorzolamid %2

1959 yılında Cumhurbaşkan­ lığı Senfoni Orkestrası yönetici yardımcılığına atanan Şimşek, ay­ nı zamanda Devlet Konservatuva- rı’nda koro, orkestra ve bando

Ülkemizde ERC’nin Covid-19 ile ilgili kılavuz bilgileri Resüsitasyon Derneği tarafından yasalarımız doğrultusunda revi- ze edilerek yayımlanmış (6) , COVID-19

Bu çalışma içerisinde tanjant demette tam ve dikey liftlerle ifade edilen almost kontakt ve almost parakontakt yapılar ile bunlara uygulanan kovaryant türevler