• Sonuç bulunamadı

Atatürk ideolojisi nedir?

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Atatürk ideolojisi nedir?"

Copied!
7
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Nazmi Ziya Güran'ın bu tablosu İstanbul Hesim ve Heykel Müzesi'nden alınmıştır

3

(2)

BURHAN

FELEK

PAZAR ŞAKASI

N

URİ içeri girerken ağzı kulaklarına varıyor­ du. Kasketi ensesine atmış, elindeki gazete- |j ye vurarak Ahmet’e doğruldu:

__Gördün mü bizim uşakları!

__Görmedim... |||.

__ Sen görmezsin! Ama kazeteler yazdı. Dünya parmağını isirdi.

Ahmet işi alaya alıyordu. ||| __Hangi parmağını ısırdı?

Nuri önce alayın farkında olmadı.

__Hangi parmağını mı? Başparmağını ısırdı. __Hangi elinin? deyince Nuri çaktı.

__ Sen alay edersin! Ama bizim çocuklardaki yürek, ha bu mahallenin davulu kadar.

Rahmi: __Ses iyi mi? __ Neyin sesi?

__Davulun... |||

Nuri onu da tersledi.

__ Sus be serseri. Sen mi kaldın bizum çocuklarla alay edecek?

__Nuri ağabey, o lâf yok mu, o lâf! __Hangi lâf be!

__Senin ağızından çıkan lâf...

__ Benim ağızım fabrika gibidur. Hangi lâf ____Senin ağzından çıkan serseri lâfı...

__Benim ağzımdan serseri lâfı mı çıkar? __Uzatma ağabey. Sen bana serseri dedin. __Farkında değilim.

__Al onu geriye...

|gf

__Nasıl alayım?

ğğğ

Ahmet lâfa karıştı:

__Nuri sen lâf nasıl geri alınır bilmez misin? __Yok Ehmet... Bize öyle şeyler öğretmediler. __ Bık kardeşim , meselâ şu serseri [diye Rahmi’yi gösterirken] Rahmi:

__Ağabey, yanlış nişan aldın! diye itiraz ederken Ahmet devam etti:

__ ... Şu serseri lâf mı geri almak için nefesini |§| içine çekerek “ serseri benim” dersin, olur biter.

Nuri:

_ Ben serseri miyim?

__Oğlum, ben sana ders verdim. Sen öyle söyleme de başka türlü söyle! Ama konuşurken ne­ fesini içeri çekeceksin.

Rahmi bu işi pek beğendi... __Hadi bakalım Nuri ağabey...

Nuri bir türlü beceremedi. Tükürüğü genzine kaçtı. Herkes gülüyordu. Nihayet şakayı anladı...

__Siz beni maytaba aldınız be! Ahmet:

__ Ha şunu hileydin! Tabiî maytaba aldık. __ Ama [gazeteye vurarak] ha bunu maytaba ' alamazsınız!

__Nedir o?

__Ha bu Talyanlardan aldığımız pakurlu gemi... __ Oğlum, Talyan değil, İtalyan... ît diye başlayacaksın.

__ Benum terbiyem müsait değildur öyle lâf et­ meye... B iz...

__Pekâlâ. İtalyan demeye de mi terbiyen müsait değildir?

__ Uzatma lâkırdıyı. Gemiyi yedi kişi kaçırmış. Hem de Taly anlarla sarmaş dolaş...

__ Hadi be! Ötekilerin eli armut mu devşiriyor­ du?

— [Eliyle gazeteye vurarak] Ha bunu kaynanam mı yazdı?

Ahmet:

__ Yok Nuri, kaynanan yazmamıştır. Okuması | yazması yoktur kaynananın...

__Ölmüş kadını ne karıştırdın şimdi...

__ Siz adamı deli edersiniz. Beni everdikleri zaman kaynanam yoktu.

__Düğüne gelmedi mi?

__ Hay gözün kör olsun Relimi. Kadın ölmüştü be!

Rahmi gülerek:

__Seni damat görünce yüreğine inmiştir.

__Yüreğine inmedi... |ğ|

__Ya neresine indi?

__Bir yerine inmedi. Kaynanam çok evvel vefat etmiş

__Öyleyse zavallı kadını bu işe ne karıştırıyor­ sun? Günah değil mi?

__Siz adamı divane edersiniz. Onu ben karıştır­ madım. Siz karıştırdınız.

__ Yahu! Şimdi gözümüzün önünde "Bunu kaynanam mı yazdı?” demedin mi?

__Dedumsa size ne? O benum işimdir. Sen ha bu gemiyi kurtaranlara lâfın var mı?

__Yok Nuri, doğrusu hiç lâf yok.

__ Hah! Ulan bir kere de benden tarafa olun be! Hep ayıdan tarafa kalmayın.

__Yok, adamlar doğrusu işlerini temiz yapmış­ lar. Nöbetçiyi bağlamış, mürettebatı kamaraya kapamışlar.

__Kim dedu?

__ Oğlum, gazeteler yazdı. Başka türlü de İtalyan gemicileri bizimkilere:

“ . Buyrun. Gemiyi size teslim edelim... derler mi?”

__ E, o kadarı olur. Ama sonra adamlar ikram I I etmişler.

_ Geminin kumanyasından değil mi? __ Nereden olacaktı ya!

__Sonra, almışlar...

__Almışlar gemiyi, getirmişler buraya.

__Sonra ne olmuş?

İğ!

__ Sahibine vermişler.

__Orası biraz karışık. Galiba polis elkoymuş. __Koysun! Bizim gemiyi getirdiler ya! Sen ona

bak... ¡ 1

__Ya geri verirlerse?

__Ona biz karışmayız. Sen bizimkilerin yüreğine bak, yüreğine... Libya’dan mı ne getirmişler.

__Libya’ dan, Libya’dan. Eski Trablus...

_ Tamam... Ben ona bakarım. Var mı içinizde böyle yürekli adam. Recep sen...

_: Ben yokum ağabey.

__ Yok, onu demeyecektim. Bana bir çay yap, eyi demlensun.

H 1

% -

♦ , # 1 I l l l l l l l j

Sahibi:

Genel

Yayın

Milliyet Gazetecilik r | | | | I U v l Müdürü: Sj. «d.na Ç l& pL tutU :

E R C Ü M E N T A B D İ

K A R A C A N İ P E K Ç İ

Genel Müdür:...N U R E T T İ N D E M I R K O L Haber ve Makalelerden Sorumlu M ü d ü r ... H A Ş A N PULUR Spor Bölümünden Sorumlu M ü d ü r ... N A M IK S E V İK Teknik Sekreter... T U R H A N A Y T U L

BU G A Z E T E B A S I N A H L Â K Y A S A S I N A U Y A R

B A S I L D I Ğ I Y E R M İL L İY E T M A T B A A S I - İS T A N B U L

»T A K V I

Vakit Güneş öğle tkindi Akşam Yatsı İmsak

Vasati 6 .3 9 I I .58 I4 .3 9 I6 .5 6 I8 .3 0 5 .0 0 Ezani I.4 2 7 . Ol 9 .4 2 I2 .0 0 1 .3 4

U - J

12.02

10 Kasım 1974,Hicrf 1394,Şevval 2 5 ,Rumi 1390,Ekim 28

DÜŞÜNENLERİN FORUMU

J f ô f a t T b f e e f c in ,

[

; . ı rı p N

^

z g

İl e r

B u n lar a rtık b ü y ü m e y e c e k le r mi?

[

GER 1974 yılının kasım ayında Tür­ kiye’ye gelişi memnunsuzluk uyan­ dırmayacak tek kimse varsa, o da A- merika Dışişleri Bakanı Dr. Henry Kissln- ger’dir. Kissinger’i, Roma’da komünistler yuhalayabilirler. Atina, Kissinger’i iste­ meyebilir. Kıbrıs’ta, Kissinger’ln Büyükel­ çisini öldürenler, Amerika Dışişleri Bakanı Ada’nın Rum bölgesine gitmeye kalkışsa, ona suikast düzenleyebilirler. Ama 1974 yılının kasım ayında bir Türk, Dr. Kissin­ ger’i Türkiye’de düşmanca karşılamanın tertibine girişirse, Türkiye’nin menfaatleri­ ni ya anlamıyordur, ya da başka bir men­ faati Türkiye’nin menfaatinden üstün gö­ rüyor demektir. Böylesi, bir Türk komü­ nisti dahi değildir.

Bu sıralar Alain Peyrefitte’ın “Çin U- yandığı Zam an...” adlı kitabını okuyorum. Doğmaların insanları nasıl körleştirdiği, o kadar güzel belirtiliyor ki... Mao, doktori- ner komünistlerin aksine, Çin’deki komü­ nist ihtilâlinin işçi proletaryasına değil, halkın yüzde 90’ını teşkil eden fakir köy­ lülere dayandırdığı takdirde, başarı kaza­ nabileceği inancındadır. Bundan dolayı Moskova komünistleriyle çatışmıştır. Sta- lin, buna karşı çıkmış, Mao’yu fiilen afaroz etmiştir. Kruşçev de öyle. Alain Peyreflt- te, Stalin’in ve ondan sonra Kruşçev’in tu­ tumunu şöyle anlatıyor: “Bir prensip yok olacak yerde Çin ihtilâli yok olsun, daha iyi.”

Bundan bir kaç hafta evvel “at gözlü­ ğümden bahsederken, işte bu düşünce tarzını kastediyordum. 1974 yılının kasım ayında Kissinger’in, Türkiye’ye gelişine karşı tertibe girişmek bırakınız Türklüğü, Türk milliyetçiliğini, vatanseverliği ve yurtseverliği, ama “Türk komünistliği” bile değildir.

Halbuki, her halde her şeyle suçlansa “Amerikancılık” ve “çıkar çevreleri taraflı­ lığı” ile suçlanamayacak Ecevlt, koalisyon ortağı, tutucu sağcı Milli Sllamet Partisl’ni Amerika Dışişleri Bakam’nın Türkiye ziya­ retini sabote etmekle kınarken, ülkenin en aydın sayılması gereken çevrelerinden Orta Doğu Teknik Ünlversltesi’nde de bu ziyaret dolayısıyla boykot ilân ediliyor, gene bir takım zorbalar sınıflara girip dersleri kaba kuvvetle tatil ettiriyorlardı ve bunlara bizzat öğrenciler hak edilmiş mu­ kabeleyi yapamıyorlar, boykotu kabulleni­ yorlardı. Bir başka grup, Kızılay’da Ameri­ kan bayrağını yakıyordu. Diğer bazı fa­ kültelerde ise, “sempati boykotları” dü­ zenleniyordu.

Neye karşı sempati? Dünyadan haber­ siz, bir kırık plağı hâlâ çalanlara mı? Kissingerbu gün, bırakınız Amerika dışını, Amerika’nın içinde, inançlarından dolayı da değil, basit seçim yatırımları uğrunda Türkiye aleyhinde vaziyet almış kudretli Kongreçoğunluğuna karşı, Başkan Gerald Ford ile birlikte pençe pençe mücadele ver­ mektedir. Kıbrıs’ ta Türkiye’ ye yaktığı ye­ şil ışığı açık tutmak için elinden geleni yapmaktadır.

Tutumun temelindeki tutarsızlığı bir yana itiniz. Ama bu tarz tutumların Türki­ ye’yi o unutulmaz “1971 ilkbaharı”nda 12 Mart’a götürdüğü, bundan sonra da bundan başka hiç bir yere götürmüyeceği açık ve seçik ortada değil midlr?(Kaba kuvvet kendisinden daha kuvvetlinin önün­ de diz çökmeye mahkumdur. İki tabancalı veya sopalı, bir sınıf dolusu masum öğ­

renciye hükmünü geçirir o iki tabancalı ve sopalının, başka kuvvetler harekete geçti­ ğinde neye döndüğünü daha pek yakın bir geçmişte gördük).

EÇENLERDE, bir ödül töreni dola­ yısıyla bir üniversiteye gittim. Töre­ ne verilen arada koridorlarda dolaşı­ yordum. Bir öğrenci derneğinin tablosuna asılmış bir bildiriyi okudum. Aman yarabbi böylesine yavan, bu kadar manasız ve dünyadan habersiz, fikir değil lâf .salatası teşkil eden, çiğnene çiğnene sakızlıktan da çıkmış ve çöp sepetine layık hale gel­ miş kerametler söyleyen bildiri nasıl bir yüksek öğretim müessesesinin duvarında yer alır, bulup çıkaramazdım. Amerikan emperyalizmi.. Amerikan kapitalizmi., ve “geri kalmış” da değil, “geri bıraktırılmış” Türkiye.. Bu Türkiye’yi o bildirinin sa­ hipleri kurtaracaklar.

Nasıl?

Her halde, bugün Türkiye için çalışan bir Kissinger geliyor diye - üstelik, gelme­ di de... - Amerikan emperyalizmini, Ame­ rikan kapitalizmini sopalı, tabancalı, taşlı protesto zorlamalarıyla.

Bu kaba kuvvete karşı çıkan öteki kaba kuvveti haklı görüyorum, onu kolluyorum sanılmamalı. Türkiye’de artık bir “Demirel iktidarı” bulunmadığına göre, AP Genel Başkanının yakışıksız “Solu sağa, sağı sola kırdırm ak” felsefesi şüphesiz geçerli olmayacak, devlet herkese haddini bildire­ cektir. Ama solculuğu, aslında aydın İleri­ cilik olan solculuğu böyle anlamak geride kalması gereken bir anakronizm olmalıy­ dı.

Nerede? Bırakınız öğrencileri, bildirileri aşırı solun yayın organlarında yer alan, hatta TRT bültenlerine sızmayı başaran bir teknik adam odalan birliği var. Evlere şen­ lik, bir şey. Kimi temsil ederler, temsil et­ tiklerini söyledikleri teknik adamların ço­ ğunluğu uyur mu? Türkiye’yi NATO’dan çı­ karırlar, Türkiye’nin Amerikayla ilişkileri­ ni keserler, Ortak Pazar’ı kapı dışarı eder­ ler, bayat Amerikan emperyalizmi, Ameri­ kan kapitalizmi, CİA hikâyelerini tekrarlar dururlar ve başka da bir şey söylemezler...

Bu edebiyata artık yüksek öğrenim gençliğinin elinin tersiyle “defol” işareti­ ni vermesi lâzımdır. Çünkü bu gençlik artık b ü y ü m e lid lr, o lg u n la ş m a lıd ır. Avrupa gençliği kendi “1968 llkbaharı”ndan gerek­ li dersleri almışken bizim gençliğimizin hâlâ 1971 öncesi çizgisinde dolanıp dur­ ması onun itibarını toplumda yitirecektir de, yitirecektir.

Sağlam ülkelerin gençliği İse, dinamik güç olarak itibarını korumalı, onu yiicelt- melidir.

D

EVRİMİZ, barış içinde beraber yaşa­ ma devridir. Amerikan emperyalizmi de var, Rus emperyalizmi de... Tür­ kiye bunların ikisiyle de, gayet akıllı tarz­ da, barış içinde beraber yaşamayı becer­ mesini bilmelidir. Menfaatlerinden hiç bir şey kaybetmeden.. Biz Don Kişot değiliz. Bir Demlrel’in “komünizme karşı” hükümet kurmaya kalkışması ne ise, bize bugün dost bir Kissinger’in ziyaretini Amerika aleyhinde, kaba kuvvet kullanarak gösteri­ ye çevirmek öylesine ilkel, gülünç bir dav­ ranıştır.

Gözümüzün bebeği gençler. Lütfen ar­ tık büyüyün..

TEŞEKKÜR’lerimiz

B A B A M IZ

NURETTİN ÇAĞLAYANın

vefatında Camiye ve Kabristanına kadar gelen ve bizleri arayan bilcümle dostlarımıza, arkadaşlarımıza ve akraba­ larımıza teşekkürler ederiz.

Milliyet: 13530 A ÎL E S İ

ACI KAYBIMIZ

Sevgili meslektaşımız, hâmliniz, ağabeyimiz, en yakın dostumuz, birlikte uzun yıllar çok güzel günler geçirdiğimiz, sınıf arkadaşımız

Av. Lütfi Üçok’u

7 kasım 1974 günü kaybetmenin derin acısı içindeyiz. K endisini A llah ’ ın rahmetine tevdi eder, geride kalanlara başsağlığı dileriz.

Arkadaşları Milliyet: 13538

iKATILANLARl

« im li

1

KUMAŞ ve GİYİM SANAYİİ

Büyük Postahane karşısı

No. 36-38 Sirkeci

İstanbul Tel: 2217 86

f i O0

)U â n e i*

} ? f a /u 'f i a t u r a

YUSUF ZİYA 6ENÇAL v* KARDEŞLERİ KOLL. ŞTİ.

Sultanhamam.Hoca Hanı Sok.

Diri Han Zemin Kat No. 401

İstanbul-Tel: 22 56 87

Bozkurt Mensucat bir Koç Holding kuruluşudur.

haberli

gelen

fırsat™

Fırsat her zaman geliyorum demez! Bu nedenle değerlendirilmesi güçtür. Ama bu kez haberli gelen bir fırsat var: Yılsonu çekilişimiz. ^

3 MİLYON

liralık zengin İkramiyelerimizden kazanmak İçin birikmiş paranızı şubelerimizde çoğaltarak, bu “ haberli gelen fırsat“dan siz de yararlanınız.

Y ü n " A S İ L B A Y > k t ı !

K um aşçılar, lüks konfeksiyoncular,

tüccar t e r z ile r .. .

E ^ İ T J R T M E N S U C A T in

yeni ve modern yün tesislerinde,

6 4 ^ Merinos yününden 155 cm eninde,

453 g r /m ağırlığında imal edilen

% 4 5-5 5 Yün-Terilen karışım lı,

ÂSİLBA/

piyasanın

en yüksek kaliteli düz kumaşıdır.

TÜRKİYE GENEL SATICILARI

Atatürk’ün yaptıkları ve dünya görüşüyle ilgili forumda (soldan sağa doğru) Prof.

Esat Çam,

Prof.

Sencer Divitçioğlu,

Ord. Prof.

Reşat Kaynar

ve

Ali Gevgilili

bir arada görülüyor...

A ta tü rk ideolojisi

* ALİ GEVGİLİLİ

- “ Türkiye çok uzun

süre

Mustafa Kemal Atatürk’ü

daha çok

efsaneleşmiş kişiliğiyle ele almıştır. Millî

Mücadele yıllarının kahramanı, devrimle-

rin yapıcısı olan Atatürk, tarihsel olduğu

kadar duygusal yönüyle de büyük bir ön­

derdir.

Atatürk'ün 1920'lerde ver­ diği hızla 1970'ler ortalarının Türkiye'si yeni sosyal, ekono­ mik, politik, kültürel aşamala­ ra varmış bulunuyor. Bu aşa­ mada efsane Atatürk kadar, gerçek Atatürk de büyük önem taşır

Yapacağımız forumun ko­

nusunu, bilimsel açıdan, A ta­ türk'ün inançları, uygulamala­ rı, dünya görüşü ve ideolojisi sorunu teşkil edecek: Atatürk Türk toplumunun tarihsel geli­ şimi içinde neleri temsil etmek­ te, ideolojisi hangi özellikleri taşımaktadır? Forum, gerçek Atatürk'ü çok yönlü olarak bu s o r u n l a r ç e r ç e v e s i n d e araştırmaya çalışaçak.

Sayın Ord. Prof. Kaynar, Atatürk’ün temel görüşlerini, tarihsel durumunu ve ideoloji­ sini nasıl değerlendiriyorsu­ nuz? Bir siyasal tarihçi ve hukukçu olarak, sizce, Atatürk ya da Atatürkçülük ne biçimde açıklanabilir?”

ATATÜRK.DOKTRİMER

DEÜJLEKLEKTjKTJR

* Ord. Prof. K A Y N A R - “ Atatürkçülük, Türkiye Cum­ huriyeti devletinin ideolojik temelidir. Bu ideolojiyi genel açıdan değerlendirirsek, bu bir teori değil, bir uygulamanın ü- rünüdür. Başka bir deyişle, Atatürkçülük doktriner değil, pragmatik'tir. Nitekim, A ta ­

türk, 1 kasım 1937 günü

Meclis’i açış nutkunda şunları söylemişti:

“ Bizim yolumuzu çizen, için­ de yaşadığımız yurt, bağrından

nedir?

Ord. Prof. Reşat KAYNAR (İstan­

bul İktisadî ve T ic a r î İlim ler

Akademisi Öğretim Üyesi), Prof.

Dr. Esat ÇAM (İstanbul İktisat

Fakültesi Dekanı), Prof. Dr. Sen­

cer DİVİTÇİOĞLU (İstanbul İkti­

sat Fakültesi Öğretim Üyesi)

çıktığımız Türk milleti ve bir de milletler tarihinin binbir macera ve ıstırap kaydeden yapraklarından! çıkardığımız sonuçlardır.”

Atatürk, bu sözlerinde de belirttiği üzere, toplumun y a­

ratıcı gücünü harekete getirip yurdun ihtiyaçlarına, gerçekle­ rine ve yararlarına uygun temel düşünce ve ilkeleri hazırlarken, taklitçiliğe kapılmadan çağdaş uygarlığın unsurlarından da seçmeler ve ayıklamalar yapa­

rak halkın kalkınmasına ilişkin düşünce ve ilkelerini belirtmiş­ tir. Bundan dolayıdır ki, j bu dü şünce ve ilkeler, yurdun yararla nna ve gerçeklerine uygun ol­ mak şartıyla gerek sosyalist ge rekse k a p ita list sistem lerin yurda yararlı u nsurlarından seçmeler ve ayıklamalar yapı­ larak oluşmuştur; yani eklek- tik’tir. Ancak, ne Atatürk’ün sağkğmda, ne de ölümünden sonra onun düşüncelerini b i­ limsel metotlara dayanarak bir sistem içinde belirleyenlediği­ miz için, bu konuda herkes kendi amacına göre yorumlar yaparak bu ideolojinin saptı­ rılmasına yol açmıştır. Bu yüz­ den de boş kalan zihinlere ya­ bancı ideolojilerin gelip yerleş­ mesi olayıyla karşdaşmış bu ­ lunduk. Oysa, Atatürkçülük az gelişıfıiş ve bağımlı ülkeler için bağımsızlık mücadelesinin bir örneğidir.

Atatürk ideolojisinin amacı, siyasal, iktisadi, sosyal ve kültürel yönlerden ulusal ve tam bağımsız devlet düzeyinde çağdaş uygarlığa yönelik ola­ rak k alkın m a’ dır. A ta tü r k ­ çülüğün ana amaçlarını önce CH P’ye mal edilen ve 1937’de Anayasa'ya da yerleştirilen cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, lâiklik, devrimcilik ve devletçilik ilkelerinde topla­ nabilir. İdeolojisinin teoriden çok uygulamaya dayalı olm a­ sından dolayı ilkelerde çeşitli k oşu lla ra g öre bir takım değişmeler görülür.. Nitekim, 1924 A n a y a sa sın ın ikin ci maddesinde yer alan ilkeler, 1961 Anayasasında ve bu m et­ nin de ikinci maddesinde Tür­ kiye Cumhuriyeti devletinin tanımı olarak milli, demokra­ tik, lâik ve sosyal devlet biçi­ mine dönüşmüştür. Bu yapılır­ ken de, devletin yönetici temel ilkesinin Atatürkçülük olduğu varsayımından hareket edil­ miştir.

Atatürkçülüğün niteliğini a- çık ve seçik olarak anlayabil­ mek için onu hazırlayan tarihi oluşumu da çok kısa olarak g özden geçirm ek yararlı olacaktır.

Yakın tarihimizde Atatürk- çüliik’ten önce Tanzimat, B i­ rinci Meşrutiyet ve İkinci M eş­ rutiyet _ adlarıyla ı girişilen batılıla şm a atılım la rı v a r­ dır. Ancak bu atdımlarla Ata-

Devamı 9. sayfada 1863

OSM ANLI

B A N K A S I

A r t ık y u v a n ız a d a

A

Ä

u

n

e r d ir e b ile c e k s in iz

(3)

ATAMIZI

ANIYORUZ

ANKARA, A A.

C

UMHURİYETİMİZİN kurucusu büyük

önder Atatürk, ölümünün 36. yıldönümü

olan bugün bütün yurtta. Kıbrıs’ın Türk

kesiminde ve dış temsilciliklerimizde törenler­

le anılacaktır. Atatürk haftası da bugün baş­

layacaktır.

Anıt - Kabir'de düzenlenen tören bugün sa­

at 8.55’de başlayacak, Cumhurbaşkanı Fahri

Korutürk, kabre bir çelenk koyarak Atatürk’­

ün manevî huzurunda saygı duruşunda

bulu-Büyük Önder'in, aramızdan

ayrıldığı saat olan 9.05'de

bütün yurtta ve Kıbrıs'ta

saygı duruşu yapılacak

nacaktır.

Atatürk’ün aramızdan ayrıldığı saat olan

9.05’de bütün yurtta. Kıbrıs’ta ve dış temsilci­

liklerimizde saygı duruşuna geçilecektir. Aynı

anda yurdumuzdaki bütün taşıtlar kornaları­

nı, fabrikalar da sirenlerini çalacaklardır.

Atatürk’ün ölüm yıldönümü nedeniyle dün

Türk ulusuna bir mesaj yayınlayan Diyanet İş­

leri Başkanı Dr. Lütfi Doğan, “ Bu acılı gün­

de büyük milletimi, millî varlığımızın bilinçli

olarak, her türlü tehlikelerden, gerektiği gibi

koruması için üzerimize düşen görevleri, ek­

siksiz yapma azmimizi tazelemeye, birbirimizi

en içten kardeşlik duygulan ile sevmeğe, nef­

simizde ve yaşayışımızda beliren kırgınlık ve

çekişmeleri bu duygularla yenmeğe dâvet

etmeyi önemli bir görev sayıyorum” demiştir.

Genelkurmay Başkanı, Atatürk'ün 36. ölüm

yıldönümü nedeniyle mesaj yaymladı

SANCAK: «REJİMİ TEKRAR

KARANLIĞA SOKMAK

İSTEYENLERE KARSIYIZ»

K o ru tü rkr m illî koalisyon

ve seçim te k lif e d e c e k

Tarafsız başbakan olarak Kontenjan Senatörü

Prof. S adi Irm ak üzerinde duruluyor

B

A N K A R A . ÖZEL

U M H U RB AŞK AN I Korutürk’ün

yarın saat 10’da parti liderleri, Mec- İis ve Senato başkanlar! ile Çanka­ ya’ da yapacağı toplantıda bağımsız bir parlamenterin başkanlığında, “ Millî Bera­ berlik Hükümeti" kurulmasını ve bu hükü­ metin en uygun tarihte erken seçime gide­ cek şekilde hazırlanmasını öne süreceği be­ lirtilmektedir.

Böyle bir hükümeti kurabilecek bağımsız parlâmenterler arasında üzerinde en çok durulan isim Kontenjan Senatörü Prof. Sa­ di Irmak olduğu belirtilmektedir. T H A ’nm haberine göre de, adaylar arasında yine Kontenjan Senatörü Hava Kuvvetleri eski Kumandanı Muhsien Batur, ve Başba­ kanlık eski Müsteşarı, eski Devlet Bakanı Zeyyat Baykara’da vardır.

Korutürk’ün bu son çabası da fayda vermezse kendisinin bütün girişimleri ve teklifleri kamuoyuna açıklayacağı bildi­ rilmektedir.

tt

p a r t i l e r n e d i y e c e k?

Korutürk’ün erken seçime dayalı "M illî

Beraberlik Hükümeti" önerisi dün Ankara siyasî çevrelerinde duyulmuş ve çeşitli y o ­ rumlara yolaçmıştır.

Bazı A P ’liler. bağımsız başbakanın ku­ racağı koalisyona CH P clahil bütün partile­ rin katılmasını, seçim kanununda gerekli değişikliklerin yapılmasını, 1975. ekiminde seçime gidilmesini kabul etmektedirler. B unlara g öre, seçim kanununda bir değşiklik yapılmazsa, seçim parlâmento aritmetiğini değiştirmeyecektir.

CH P’NİN GÖRÜŞÜ

CHP ise, mayıs, ya da en geç haziran ayında erken seçime gidecek "M illî Bera­ berlik Hükûmeti"ne (Evet) diyecek ve

başbakanın kimliği üzerinde de fazla

durmayacaktır. Fakat başbakanın parlâ­ mento içinde ve dışında itibar sağlamış ve tarafsızlığı ile tanınmış bir kimse olmasında yarar görmektedirler. C H P’liler seçimin daha geç bir tarihe atılmasına taraftar değillerdir. Eğer diğer partiler ekim ayı üzerinde anlaşırlarsa CHP bu koalisyona katılmayacak, fakat dışardan destek

ola-Devamı Sa. 10 Sil. 9 da

f

Yunanlılar bir Türk şilebi

için 7 milyon lira isliyor

m

¡ ¡ ¡ İ l l l i s l

A T A T Ü R K 'te n

REÇETELER 9

-A tatürk'ün20 M artl923’te Konya Türkocağı'n- da gençlerle yaptığı konuşmadan:

“ Bizim milletin, bilhassa aydınlarımızın çok dikkatle, çok önemle gözönüne alacakları bir sebep vardır ve bence bu sebep şimdiye kadar ilerliyeme- yişimizin, en son basamakta kalışımızın asıl sebe­ bidir. Çöküşümüzün ana sebebini şu nokta teşkil

ediyor: İslâm dünyası iki sınıf halinde ayrı toplu­ luklardan kurulmuştur. Biri çoğunluğu teşkil eden halk tabakası, diğeri azınlığı teşkil eden aydınlar tabakası. Bozuk zihniyetli milletlerde büyük ço­ ğunluk başka hedefe, ay dm denen sınıf başka zih­ niyete sahiptir. Bu iki sınıf arasında tam bir zıtlık ve tam bir muhalefet vardır. Aydınlar aslî kitleyi kendi hedeflerine sevketmek ister, halk kitlesi ise bu ay dm sınıfa tâbi olmak istemez. O da kendine başka bir yön seçmeğe çalışır. Aydınlar sınıfı tel­ kinle, aydınlatma ile çoğunluğu kendi amacına göre

yönetmeğe muvaffak olamayınca, başka vasıtala­ ra başvurur. Halka baskı ve cebir yapmağa baş­ lar, halkı baskı idaresi ile zaptetmeğe çalışır. Artık burada çözümleyici noktaya geldik. Halkı ne bi­ rinci usul ile, ne de baskı idaresi ile kendi hedefimi­ ze sürüklemeğe muvaffak olamadığımızı görüyo­ ruz. Neden?

Bunda başarı kazanmak için aydm sınıfla hal­ kın zihniyet ve hedefleri arasında bir uygunluk ol­ ması gereklidir. Yani aydm sınıfın halka telkin e- deceği ülküler, halkın ruh ve vicdanından alınmış olmalı. Halbuki bizde böyle mi olmuştur? O aydın­ ların telkinleri milletimizin ruhlarının derinliklerin­ den alınmış ülküler midir?

Şüphesiz hayır. Aydınlarımızın içinde çok iyi düşünenler vardır. Fakat genel olarak şu hatâmız da vardır ki, araştırmalarımıza temel olarak çok defa kendi memleketimizi, kendi tarihimizi, kendi geleneklerimizi, kendi özelliklerimizi ve ihtiyaçları­ mızı almayız. Aydınlarımız belki bütün dünyayı, bütün diğer milletleri tanır, lâkin kendimizi bilme­ yiz.

Devamı Sa. 10, Sü. 8. de

l|||bsPs

Çillioğlu şilebinin sahibi,

«Geminin değerinden

fazla kurtarma bedeli

isteniyor» dedi

SAMSUN, TH A

Y

U N A N İSTAN ’ ın, “ Çillioğlu” şilebini ser­ best bırakması için altı milyon 700 bin lira kurtarma ücreti istedikleri açıklanmıştır.

İs m a il Ç illioğ lu K ollek tif Şirketine ait bulunan 495 gros tonluk “ Çillioğlu” şilebi, İtal­ ya’ dan yüklediği 500 ton de­ mirle İstanbul’a gelirken, Pat- ros körfezi açıklarında pervane düşürmüştür. 31 ekim gecesi pervane düşüren Çillioğlu şilebi bir Yunan gemisi tarafından yedeğe alınarak Yunanistan'ın

Patros limanına çekilmiştir. Şilebin Samsun’daki

yetkili-Uevamı Sa. 10, Sü. 3. de

TÜRKİYE, PETROL

TÜKETEN ÜLKELER

ÖRGÜTÜNE GİRİYOR

BRÜK SEL, T H A Bir Arap petrol ambargosu sırasında petrol sioklarını p a y ­ laşmak amacı ile Birleşik A m e­ rika’nın liderliğinde kurulan Petrol Tüketen Ülkeler Bloku- na aralarında Türkiye'nin de bulunduğu beş ülke daha üye olm ak için ba şv u rm u ştu r Türkiye'den başka bloka katıl mak isteyen ülkeler İsveç, İs viçre, Avusturya ve tspan ya’dır.

Beş ülkenin bloka üye olabil mesi için bloku ilk kuran 11 ül kenin onayı gerekmektedir. Bu ülkeler Birleşik Amerika, Ja ponya Kanada ve Fransa dışın da kalan Avrupa Ekonomik

Topluluğuna üye ülkelerdir.

Genelkurmay Başkanı,

«Macera heveslilerine

karşı Silâhlı Kuvvetlerin

güçlü ve şuurlu

olduğunu» söyledi

A N K A R A , TH A EN E LK U R M A Y Baş­ kanı Orgeneral Semih Sancar, Atatürk’ün ö- lüm yıldönümü nedeniyle y a ­

yınladığı mesajmda, “ Hangi

taraftan olursa olsun, içerden ve dışardan büyük Türk mille­ tinin geleceğini ve rejimi tekrar karanlığa sokmak iste­ yen heveslilere karşı Türk S i­ lâhlı Kuvvetleri dünden daha güçlü ve şuurlu olarak görevle­ rinin başında bulunmaktadır" demiştir. Genelkurmay Başka­ nı Orgeneral Sancar’m mesajı şöyledir:

“ Büyük önder Atatürk'ün ö- lümünün 36'ncı yıldönümünde onun varlığı ve ilkelerini tek hayatiyet kaynağı olarak kabul eden Türk Silâhlı Kuvvetleri aziz A ta'sın ı tazimle anar.

Devamı Sa. 10, Sü. 4. de

özfuranlı: «Siyasî

partiler bindikleri

gemiyi batırırlarsa

kendileri boğulacak»

İZ M İR , TH A İzmir Barosu Başkam Avu­

kat Mehmet İskender öztu-

ranlı, Atatürk’ün ölüm yıldö­ nümü ve hükümet bunalımıyla ilgili dün verdiği yazılı demeç­ te, “ Siyasal partiler aynı gemi­ deki yol arkadaşlarıdır. Devlet gemisini batırmamak ve bu ge­ minin su üstünde durabilmesi için tüm tedbirleri beraberce almak zorundadırlar. Gemiyi batıracak olurlarsa herşeyden önce suların içinde boğulacak-

Devamı Sa. 10, Sü. 7. de

CHP Gençlik Kolları

Kurultayı kavgalı başladı

CHP Gençlik Kollarının kurul­ tayı kavgalı başlamıştır. Bir grup genç delege olmadıkları ileri sürü­ lerek içeri alınmamışlardır. Bunun üzerine gençlerle toplum polisleri arasında çatışma olmuştur. Atılan taşlardan bir foto muhabiri y a u - lanmış, toplum polisi de cop kul­ lanmıştır. A .A ’nın bildirdiğine g ö ­ re CH P Genel Merkez Müdürü Sa­ kıp Hiçeumez olay çıkarıp içeri girmek isteyen bu gençlerin “ Sü­ leyman G enç’in adamları olduğu­ nu” söylemiştir, içeri giremeyen

gençler dışarıda toplanarak

“ Kahrolsun faşistler” diye bağır­ mışlardır.

CHP Gençlik Kolları 7. Kurul- tayı’nın toplandığı Derya sinema­ sının Necatibey Caddesine bakan pencerelerine birçok döviz asılmış­ tır.Dövizler şöyledir:

"G izli faşist ajanı C IA "y a Tür­ kiye'de yer y o k " ,“ Tekelci sömürü­ ye hayır", "emekçiler ele ele halkçı-devrimci gençler” ve "D e v ­ rimci atılıma katkıda bulunan y a­ zar ve çizerlere içten saygı.”

Ecevit: Meclisler

toplumun 10 yıl

daha gerisindedir

9 ,

Başbakan, MSP Lideri için, «Suudi Arabistan

politikasını yürüttüğü gibi, Türkiye'nin dış

politikasını yürütemeyecektir» dedi

A N K A R A , ÖZEL A y n Gençlik Kollarının 7.

L H P Kurultayından ko-

nuşan Ecevit “ Bu parlâmento ile Tür­ kiye'nin hiçbir sorunu halledile­ mez. Parlâmento, yurt sorunlarına bakış açısından toplumun 10 yıl gerisindedir. Bunalımdan kurtul­ manın tek çaresi seçimdir” demiş­ tir.

, Erbakan’a çatan Ecevit “ K ıb­

rıs’ta Rum bölgesinde kalan

on bin Türk’le ilgili kararı

açıklamakla ” suçlamış ve “ Suudi Arabistan politikasını yürüttüğü gibi Türkiye’nin dış politikasını yürütemeyecektir. Suudi Arabis­ tan'da neler olduğunu biliyoruz” demiştir.

Ecevit “ Türkiye’de tehlikeli bir oyun oynandığını,” , söylemiş “ Bu

oyun demokratik solu ortadan

kaldırmak için oynanmaktadır” demiştir.

(Ecevit’in konuşmasının geniş özeti 7 inci sayfadadır.)

Demirel, «Ecevit

korku ve vehim

içindedir» dedi

AP Lideri: «istifa eden

hükümet nöbetçidir,

nöbetinin bittiğini

kendisi tayin edemez»

A N K A R A , ÖZEL.

mb| Genel Başkanı De-

J g P

mirel, dün Başbakan Ecevit’e cevap ver­ m iş, “ K en d isin in sö y le d iğ i C H P’yi eritme plânı vehimden korkudan ibarettir,” demiştir.

Ecevit'in hükümet kurmak­ tan kaçtığını ileri süren De­ mirel, "Ş im di de görevi bırakı­ rız diyor. İstifa eden hükümet nöbetçidir. Nöbetçi nöbet za­ manının bitimini kendisi tayin edemez. Sayın Ecevit hüküme­ ti işgal edemeyince boykota karar vermiş görünüyor." de­ miştir.

(Demirel’in konuşması 7. sayfadadır)

soyguncunun

İmam Ayglin

olduğu tesbif edildi

C E Y H A N , CU M ALI P U SA TÇ I bildiriyor Ceyhan'da İş Bankası Şube­ sinin soyulması ile ilgili olarak sürdürülen soruşturma sırasın­ da, şebekeye mensup altıncı soyguncunun da kimliği sap­ tanmış, bunun Iş Bankası İs­ tanbul Acıbadem şubesi so y ­ gununa adı karışan ve o gün­ den bu yana aranan 27 yaşın­

daki İmam Aygün olduğu

açıklanmıştır.

Banka personelinin fotoğra­ fından tanıdığı ve “ Çifte ta-

Devamı Sa. 10, Sü. 3. de

Ankara'da yağ tanzim

satışları pazartesi

günü başlayacak

A N K A R A , A A

Ankara Belediye Başkan

Vekili A . Galip Orhun, A n ­ kara’da bir süredir hissedilen yağ darlığını gidermek am acıy­ la, 11 kasım pazartesi günü saat 11’den itibaren şehrin çe­ şitli semtlerinde yağ tanzim satışları yapılacağını açıkla­ mıştır.

İlk uygulama olarak, pazar­ tesi günü Şentepe, Esentepe, Y e n id o ğ a n , Çinçin B a ğları semtlerinde, Ankara Belediye-

Devamı Sa. 10, Sü. 7. de

ERBAKAN. «ECEVİT

GİDERSE BİZ

K A LIR IZ» DEDİ

A N K A R A , ÖZEL M SP Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Erbakan dün yaptığı basın toplantısında “ Ecevit ve C H P ’li bakanlar çekilirse hu­ kuken hiçbirşey olmaz. 7 M SP’li bakan yedi bakanlığa daha vekalet eder, geri ka­ lan on bakanlık için de atama yapılır” de­ miştir.

Erbakan "B u on bakanın atamasını kim yapacak?” sorusuna da “ Ben liste götürürüm, Cumhurbaşkanı uygun g ö­ rürse atama yapar” demiştir, Erbakan, "M S P ülkeyi E cevit’ten bin kat daha iyi idare eddr” demiştir.

(Erbakan’ın basın toplantısı 7. sayfa- mızdadır.)

Feyzioğlu: «Ecevit

hükümeti pahalılık,

anarşi getirdi»

A N K A R A , ÖZEL COP Genel Başkanı Turhan Feyzioğlu Ecevit hükümetini pahalılık getirmek ve anarşiyi hortlatmakla suçlamış “ CHP Genel Başkanı ve Başbakan Ecevit, Türkiye'ye ucuzluk, bolluk ve iç barış vaadederek göreve başlayalı dokuz ay o l­ muştur. Dokuz ay sonra Türkiyenin man-

Devamı Sa. 10, Sü. 1. de

Timisi: «Faşist yönetimi

arzu edenlerin hevesleri

kursaklarında kalacaktır»

A N K A R A , ÖZEL TB P Genel Başkanı Mustafa Timisi, tüm devrimci örgüt ve kişilerin dikkatini çekerek tahriklere kapılmamalarını iste­ miştir.

Timisi, üniversite olayları ile ilgili ola­ rak dün basına verdiği yazılı demeçte, Ankara’da meydana gelen kanlı ve silâhlı öğrenci olaylarının son derece üzücü ve düşündürücü olduğunu söylemiş, “ 12 Mart öncesi gençliğinin devrimci, top-

Devamı Sa. 10, Sü. 2. de

KISSINGER İN ERTELENEN GEZİSİNİN TEPKİLERİ

M A K A R İ O S , B M d e

K U L İ S İ N İ A R T T IR D I

0

«Türkiye'nin samimiyetsizlik gösterdiğini» iddia eden

Makarios, Tarafsızlar Grubunda etkili olmaya çalışıyor

M. A Lİ B İR A N D W ashington’dan bildiriyor

m M M Dışişleri Bakanı A i m Kissinger’in An- kara’yı ziyareti­ nin ertelenmesi Amerika'daki Rum baskı mekanizmasını ha­ rekete geçirmiş ve kamuoyun­ da Türkiye aleyhinde tepkiler doğmasına yol açmıştır.

Ziyaretin ertelenmesi haberi­

nin açıklanmasından sonra,

Kongredeki Rum taraftan se­ natör ve milletvekillerine bin­ lerce mektup ve telefori gelm e­ ye başlamış, New-York gaze­ telerine de aynı şekilde “ Türk- 1er dünyayı hiçe sayarak sert tutumlarında ısrar ediyorlar" yolunda mesajlar yollanmıştır. “ Washington P ost" ve "N ew

-York Times” ile yaptığım g ö ­ rüşmede, Türkiye aleyhindeki mektupların birdenbire arttı­ ğını söyleyen ilgili bölüm şefle­ ri "İster istemez bunların hiç değilse bir bölümünü yayınla­ mak zorundayız” demişlerdir. B .M .'D E K U LİS

B irleşm iş M illetler G enel Kurulunda, Kıbrıs Rum Dele­ gasyonu ve Makarios'un ekibi oldukça geniş bir kulis faali­ yetine girmiştir. Baş delege

Rossides ve yardımcıları.

"Türkiye’ nin samimiyetsizliği­ nin bir defa daha ortaya çıktı­ ğ ı" temasını işlemektedirler, özellikle Tarafsızlar Grubunda Türkiye aleyhinde bir cereyan başlamıştır.

Son durumun öncelikle M a­ karios'un lehine geliştiğini be­

lirten buradaki diplomatik

çevreler, “ Başpiskoposun en korktuğu müzakerelerin başla­ masıdır. Zira o taktirde A d a ’ya dönüşü ve idareye el koyması gecikir. Amerika ve diğer ül­ keler de kendisine havanın yu­ muşadığı bir devrede bu tip bir hareketten kaçınmasını ısrarlu belirtmişlerdir. Oysa bugün binlerce göçmen acı çekerken ve ufukta da çözüm görülmez­ ken, her an ise el koyabilir ve kazanma şansı da yüksektir" demektedirler. Başpiskopos zi­ yaretin iptalinden hemen son­ ra California'ya hareket etmiş ve bir dizi konuşma yapacağı açıklanmıştır.

A tina'da ABD Elçiliği açıklama yaptı:

«Amerika'nın,

Kıbrıs için

hiç bir plânı yok»

)

Atina'da ABD Büyükelçiliği bu yolda bir açıklama

yaparken, «To Vima» gazetesi de Kissinger'in

Ankara'ya gitmeyişini bir «Türk - Amerikan

oyunu» diye tanımlamıştır

A T IN A , CEM B A S A R bildiriyor.

A

T ÎN A ’daki Amerikan elçi­ liği dün bir açıklama yapa­ rak Amerika’nın "K ıbrıs ile ilgili olarak hiçh’ r plânı bulun madiğini” öne sürmüştür.

ö te yandan Yunan başkentinde yayınlanan "T o Vima” gazeteBİ dün K is s in g e r ’ in A n k a ra 'y a gitmemesini bir “ Türk - Amerikan oyunu" diye yorumlarken, Kıbrıslı Rum liderlerin federatif yönetime razı oldukları yolundaki haberler de ilk kez yayınlunmaya başlamış­

tır.

"T o V im a", K ıbrıs’la ilgili ola­ rak diplomatik gözlemcilere daya­ narak verdiği bir haberde Türki­ y e ’deki h ük ü m et bu n alım ın ın . K ıbrıs’ta işgal edilen bölgede bir “ defacto" durumu yaratmak ama­ cı ile suni şekilde oluşturulduğunu ileri sürmüştür.

“ Katlmerini” gazetesinin, " F e ­ derasyonun şekli konusunda Ma­ karios v e K lerid es an laşam ı­ yorlar.” başlıklı yazıda, Maka- rios’un sadece federasyonu kabul

(4)

G İR İŞ

Atatürk’ün

ö lü cünün üstünden 36,

onun kurduğu

C u ıtıh u ru y e t’lm izin

üs­

tünden 51 yıl geçti. Atatürk kitaplığını

ve blbliyoğrafyasını gözden geçiriyo­

rum; binlerce kitap, on binlerce araş­

tırma yazısı... Fakat bunların birinde

olsun, Atatürk’ün fikir yapısı kaynak­

larına, bu kaynakların onun devlet a-

damı yapısına nasıl katkılarda bulun­

duğuna değinilmemiş bile... Birkaç

serpinti bilgi, birkaç not, birkaç tanıt­

m a...

Atatürk’ün bu pek önemli yanının

derin araştırılmasına heves uyandır­

mak için, minik bir doküman dosyası

sunuyorum. Eğer bu konuda yapılmış

araştırmalar varsa ve gözümden kaç­

mışsa, yazarlarından ve okurlarından

beni bağışlamalarını dilerim.

İ.B.

(Soldan) Besim Atalay, Haşan A li Yücel, Celâl Sahir, Ahmet Cevat İbrahim Necmi Dilmen, Hamit Zübeyir Koşay ve Kagıp Hulusi özden.

Dilemre, Reşit Galip, Atatürk, A fet İnan, Ruşen Eşref TTnaydın, (Cemal Işıksel'in albümünden)

«Erzurum Kongresi»nden son «Dil Kurultayıma kadar

ATATÜRK'ÜN

YÖNETTİĞİ HER DAVADA

BİR DÜNYA GÖRÜSÜ YATAR

[

1

]

A

T A T Ü R K ’ün -m e s le ğ i dışında— geniş bir an­ siklopedik bilgisi oldu­ ğu bilinir. Ancak ansiklopedik bilgi dışında hangi fikirleri in­ celediği, hangilerinin etkisi al­ tında kaldığı pek araştırılma­ mıştır. Oysa bir insan, ne ka­ dar yetenekli olursa olsun, bilgi ile beslenmedikçe başarılı so­ nuçlara varamaz. Kaldı ki, da­

ha “ Erzurum Kongresi” nden başlayarak son “ Dil Kurulta­ yı” na kadar içinde bulunduğu ve aktif olarak yönettiği bü ­ tün dâvâlar, bir fikri ve bir

dünya görüşünü yansıtıyor.

Onun devlet adamı ve devrimci kişiliğinde yaşayan “ Diri fi­ kirler” i olduğu kadar, “ Temel fikirler" i debilmek gereğinde- yiz. Tekin A lp’in “ K E M A ­ L İZ M ” adiyle çıkardığı genişçe kitapta olsun, Recep Peker’in

Kemalizm'i anlatan

konfe-Mesleği dışında geniş ansiklopedik bilgisi olduğu bilinen Atatürk'ün,

devlet adamı ve devrimci kişiliğinde yaşayan «Diri Fikirleri»»

kadar «Temel Fikirlerini de bilmek zorunluluğu vardır.

ranslannda ve İnkılâp kür­

süsü derslerinde olsun, böyle bir araştırmaya ve açıklamaya

ÇALIŞMA BAKANLIĞINDAN

Bakanlığımız Merkez ve İller Kuruluşlarında açık bulunan ve aşağıda kadro, Unvanı, sınıfı, derecesi ile bulundukları yerleri ve aylık tutarlan gösterilen kadrolara sınavla açık­ tan veya mülâkatla naklen eleman alınacaktır.

Adayların 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48’inci maddesindeki koşullarla memuriyet derecesinin gerektirdiği öğrenim koşullarını taşımaları gerekir.

18.11.1974 pazartesi günü saat 14’de yapılacak sınava katılmak isteyenlerin en geç 15.11.1974 cuma akşamı çalışma saati bitimine kadar boş kadroların bulunduğu illerdeki Bölge Çalışma Müdürlüklerine, Merkez Kuruluşumuzda açık olan kadrolar için de Ankara'da Çalışma Bakanlığı Zat İşleri Müdürlüğüne başvurmaları duyurulur.

Aylık tutan

Kadro Ünvanı Sınıfı Derecesi Sayısı Bulunduğu yer (Brüt) Açıklama

Mütercim G .l.H . Merkez (Araş­

tırma Kurulu Bşk.) Derleme ve A n ­ ket Uzmanı Teknik Ressam Uzman Yard. Tek. Hiz. G .l.H . 3920 TL. 3920 T L . 2960 TL. 2560 TL.

Memur G .l.H . 10 1 Merkez (Araş- 2000 TL.

Yabancı Dil- 10 1 tırma Kurulu Bşk.) 2000 TL. bilir Daktilo Memur 11 1 M 1800 TL.

'Uzman Istatis- 10 1 Merkez (Çalışma 2000 TL.

tikçi Kalkülatör 10 1 Gn. Müdürlüğü) 2000 TL. 1. S. Mümeyyiz 10 1 t» ’> 2000 TL. 2.S. 12 1 ” ” 1600 TL. Daktilo ” 13 1 1400 TL. Memur 15 1 1200 TL.

Laborant 13 1 Merkez (İşçi 1400 TL.

Memur 13 1 Sağ. Gn. Müdürlüğü.) 1400 TL. Daktilo 13 2 ” ” 1400 TL. 14 1 »» M 1200 TL.

Memur 14 1 Merkez (Zat İşi. 1200 TL.

Daktilo 15 1 Müdürlüğü.) 1200 T L . T ek n isyen T .H .S . 12 1 Merkezde 1600 TL. 1. S. Mümeyyiz G .l.H . 13 1 (Levazım Müdürlüğü.) Merkez 1400 TL. Daktilo 14 1 (Kâğıt İşi. Müdürlüğü.) 1200 TL. 1. s. M üm eyyiz G .l.H . 9 1 Gaziantep 2200 TL. „ 10 3 2 İstanbul - Aydın 2000 TL.1

Memur 10 2 Adana - Kocaeli 2000 TL.

2.S. Mümeyyiz 11 2 Sivas-Zonguldak 1800 TL. Memur 12 1 Elâzığ 1600 TL. Memur 13 5, 2 1 Ankara-Bursa 1 1 Gaziantep - Diya Kayseri-Elâzığ 1400 TL. Daktilo 12 ş 2 rbakır 1600 TL. Daktilo 13 2 İstan bu l» 1400 TL. Daktilo 14 3 Edirne-Kocaeli- 1200 TL. Şoför 13 1 Adana Ankara 1400 TL. 15 4 Edirne-Van - 1200 TL.

Hademe Yard. Hiz. 14 11

Istanbul-lzmir- Istanbul-Ankara - 1200 TL. B u k a d r o y a müktesep hakkı 5’inci derece o- lanlar atanabilir. sosyal Politika, Ekonomi ve İs ­ ta tistik alanla- nnda çalıştırıla­ ca ğ ın d a n , ö ğ r e ­ nimi bu alanlar­ da olan en az bir yabancı dili araş­ tırma ve incele­ me y ap a b ilecek derecede bilen.

rastlamadığımız gibi, Kin-

ross’tan Şevket Süreyya’ya,

Arm strong’a kadar yapılan

büyük hacimli biyografilerde de yeteri kadar bilgi yok.

Lord Kinross, tarih okudu­ ğunu, Napolyon’un hayatını incelediğini ve eleştirdiğini yazıyor ve çağın “ Halkçı” dü­ şüncelerini John Stuart Mill'i okuyarak öğrendiğini belirliyor

(1). Şevket Süreyya Aydem ir, tarih okuduğuna, hatip Ömer N aci’nin etkisiyle Namık K e­ mal’i okuyup siyasî fikirlere kaydığına değiniyor (2).

Kuşkusuz bunlar, Atatürk gibi toplum yapısını yeniden düzenlemiş ve bir devrimcinin fikir kaynaklarını açıklamak­ tan çok uzaktır. Bu nedenle, elimdeki bazı belgeleri ve

bil-B r i t i s h airw a ys

r e q u ir e

PASSENGER SERVICE ASSISTANT

(Male) Yeşilköy Airport

Duties include assisting with the reception of passen­ gers, baggage cargo, ground and flight operations work. Good standard o f education and spoken English essential.

Military service must be completed. Travel Trade or Airline experience an advantage.

A ge 21-30.

Apply in writing to:

M r. PETER N. NORTH

District Superintendent İstanbul British Airways Cumhuriyet Caddesi, 10 - Elmadağ ^ (Basın I • * • • • 1*7) - 13r-31 Izmir-Adana- Bursa-Antalya- Eskişehir-G aziantep - Konya-Balikesir- Samsun. (Basin: 24691 - 13352)

y u v a n ız a r e n k k a ta c a k

a y n b ir h a v a v e r e c e k

Gelsin artık su ASTRAGAN !

satış

elem anları

aranıyor

Büyük ve gelişmekte olan bir sınai kuruluşun mamullerini piyasalayacak, İstanbul, Ankara, Adana, Samsun, İzmir şehirlerinde ikamet edecek ve anılan bölgelerin çevrelerine seyahat edebilecek genç, dinamik elemanlar alınacaktır. A ra n ıla n v a s ıfla r :

Genç yaratıcı ve dinamik olmak ; Askerlikle ilişkisi olmamak ;

Asgari lise öğrenimi görmüş olmak ; Teminat verebilmek.

Taliplerin özgeçmişlerini bildirir bir yazı ile aşağıdaki adrese müracaatları rica olunur.

P K. 45, Levent - İstanbul

10 KASIM 1974

irk ick itk itititk itititirititit'k ititirititirititk k itirk ickirkifiritk

■ t

O L A Y L A R

• ( ■ i > ( > ( * t • t ' t - i « i - ( • t • t - (

gileri kamuoyuna açıklayarak bu konuda çalışacaklara y a­ rarlı olmak istiyorum.

Bu konuda ilk kaynağım,

Yahya Kemal Beyath’dır.

Onun bir anısına dayanır. 1952 yılının 10 Kasım'mda Park Otel salonlarında yaptığı bir sohbette şöyle konuşuyordu

“ Madrit'de Türk Sefiri ola­ rak bulunduğum günlerde Is ­ panya'da iç savaş başladı. Kral kaçtı; ülke, Mussolini - Hitler faşizmiyle, Stalin komünizmi­ nin savaş stadyomu haline gel­ di. Allahın günü tepemize bombalar yağıyordu. Paris'te özel bir işim olduğu için Fran­ sa ’ya geçtim; fakat tam bu ­ günlerde Atatürk beni aratmış, “ Fransa’d a ” demişler, bundan çok sinirlendiğini dostlarım ba­ na ulaştırdı. Dönmedim bir da­ ha M adrit’e. Doğru Bükreş’e geçip orada elçilik eden Ham­ dullah Suphi'nin yanma yerleş­ tim; çünkü bu olanlardan sonra Ankara’ya gitmeyi göze alamı­ yordum.

Şu rastlantıya bakın, bir kaç gün sonra Hamdullah Sup­ hi’yi Ankara’ya çağırmazlar mı? ... Çaresiz beraberce İs ­

tanbul’a geldik. Hamdullah

Ankara'ya gidecekti, kendisin­ den Atatürk'ü görmesini ve durumu anlatmasını rica ettim. Söylemiş. Büyük adam, gül­ müş; "K ızgın falan değilim kendisine haber ver, gelsin, bir akşam birlikte oturalım" de­ miş; gittim.

Gerçekten beni çok iyi kar­ şıladı. Sofrada kendisine yakın bir yere oturttu. Hâlimi, hatı­ rımı sordu ve Madrit olayma hiç değinmedi Büyük adam!. Meğer beni Behçet Kemal'le ce­ zalandırmayı tasarlamış!.. O gece Behçet Kemal’e birçok şiirler okuttu ve bu şiirlerin, iyi şiir olduğuna benden fetva al­ dı! Cezası da buymuş! Ben, Behçet Kemal’in okuduğu şiir­ leri hep “ Fenomen” diye karşı­ ladım. Bu sözden Behçet Ke­ mal havalara uçtu, Atatürk de memnun oldu. Yemekten sonra Behçet Kemal elime sanlıp te­ şekkür etmek isteyince, ben kendisine “ Fenomen” ! “ Cev­ her” değil “ Olay” anlamına kullandığımı söylemek azizliği­ ni de yaptım. (Parmağı ile ken­ disini dinleyenler arasında bu­ lunan Behçet Kemal’i göstere­ rek) İşte kendisi de burada. İtiraf ediyorum, Atatürk beni Behçet Kemal’in şiirleriie ceza­ landırmak isteyince, ben de azizliğimle Behçet'i cezalandı­ rayım diye öyle konuştum. Fikrim elbette bu değildir. Behçet, iyi bir şairimizdir.

FELSEFE ÜSTÜNE

Bütün bunian söylememin

nedeni, Atatürk’ün o akşam sofrada yaptığı bir konuşmaya aramızda bir şahit olduğunu belirtmek içindir. O gece A ta­ türk çok neşeliydi. Çeşitli k o­ nulara değindi ve bir ara bana dönüp:

— Bana felsefeyi tarif eder misin?..

dedi. Böyle apansız bir soru karşısında nasıl bocaladığımı tahmin edersiniz. Felsefe, bir kere benim konum değil. Sonra sofrada felsefeyi benden çok daha iyi bilen kimseler var. Benim olsa olsa, felsefede bir genel kültürüm olabilir. Bu ge­ nel kültür de Atatürk gibi bir insan tarafından apansız sorul­ muş bir soru karşısında buğu­ lanıp uçuverdi. Biraz duraksa­ dım ve şöyle konuşmaya başla­ dım:

"Felsefe, bütün bilgilerimi­ zin üzerinde sürekli eleştiri y a­

parak sistemli düşünmek-

dir." Sonra her felsefenin bir başka felsefeyi eleştirmekten çıktığını, metafiziğe dayanan bir konusu olduğu için bilim- selleşemediğini, bilimselleşebi­ len yanlarının felsefeden koptu­ ğunu anlattım; hatırıma gelen filozofların fikirlerini özetledik­ ten sonra: “ Görülüyor ki paşa hazretleri’ dedim, "Felsefe, “ tnsan” ın kâinat karşısında bir akıl davranışıdır.”

Konuşmamdan son derece - I * t • t - Î - t • t

î «Bir gece ansızın gelebilirim...»

irirk iH rk itk içitititk irk itititk k itirirk -kirkit it-kir k-kic k irk *

memnun oldu, teşekkür etti, sofradakilere beni öven birkaç cümle söyledikten sonra yine bana döndü:

— Konuşmanızın başında ve sonunda söylediğiniz iki cümle çok hoşuma gitti. Felsefenin bu çeşit bir tarifine bugüne kadar hiç bir kitapta rastlamadım Çok gem^ çerçeveli ve felsefe nin de ruhuna uygun tariflerdi Bunları yazıp bana veriniz.

Ben Atatürk’ün bu sözleri ü zerine büsbütün perişan o

dum. Çünkü sözlerimin başın­ da ve sonunda ne söylediğimi kesinlikle bilmiyordum. Onları içimden geldiği gibi söylemiş, öteki sözlerimi kitaplarda Tas­ ladığım fikirlerle doldurmuş­

tum. Yanımda oturan H am ­

dullah Suphi’ye ne söylediğimi hatırlayıp hatırlamadığını so ­ rarken Behçet Kemal imdadı­ ma yetişti. A yağa kalkarak: — Paşam buyrun.. Üstadın sözlerini ben not etmiştim.

Dünyalar benim oldu. Bana

o gece, bunca yardımı ., ’’ tığı halde Behçet'e “ fenomen” . ziziiğini nasıl yapabildiğime hâlâ şaşıyorum!”

YARIN:

RUŞEN EŞREF İN SÖZLERİ

1

(1) Atatürk Lord Kinross sayfa (2) “ Tek A dam ” Ş .S . Aydemir Cilt 1 Sah. 69

(3) __ “ Atatürk Notları” Behçet Kemal Çağlar

’ e mektup

KALORİFERLER YANSIN AMA

TASARRUF UNUTULMASIN

A

N K A R A ve İstanbul belediyeleri, kaloriferlerin yakılması için radyo ile ilân ettiler. Fuel-oil fiyatları gittikçe artıyor, belediyeler bol keseden emir

veri-j Burslu

| öğrenciler

| unutuldu

I

| Burslu yüksek tahsil

| gençliği adına sesleni-

| yoruz: Yıllardan beri

| arttırılacağı hususunda | yapılan vaadler ve bu | vasıtayla toplanan siyasî parsalar, günümüz Türki­ y e ’sinde Sağlık Bakan- lığı’nın bursuyla tahsiline devam eden sayısız yük ­ sek öğrenim talebesinin mağdur duruma düşmesi­ ni önleyememiştir.

Krediler artırılırken

| burslu talebelerin hesaba

| katılmayışı gerçekten

1 üzücü bir haldir. Çünkü, | gerçekten muhtaç olan |i öğrenci kitlesi, daha ağır

DERT

KUTUSU

şartları kabullenmiş olan | burslu talebelerdir.

Böyle olduğu halde, bu | haksızlığın hiç bir talebe ^uruluşu tarafından kı­ nanmaması esef ve hay­ ret vericidir.

Konunun ehemmiyeti ||

ve acil çözüm bekleyen bir ^ husus olduğunu yetkilile- i re beyan ederek yüksek S tahsil talebesinin bu izdi- | rabına son verilmesini ^ umutla bekliyoruz.

Ömer M IZ R A K | D .Bakır Üniversitesi Tıp ^ Fak. Talebe Derneği Baş- p

kanı İ

MAAŞ ALMAK

DERT OLDU

14.6.1974 tarihinde O rm an G en el M ü ­ dürlüğü’ne gönderdiğim

dilekçe ile emekliye şevki­ mi istedim. Aradan 2 ayı aşkın bir süre geçtikten sonra 20.8.1974 tarihinde emekliye sevk edildiğimi bildirdiler.

İşin bundan sonrası y a ­ ni emekli maaşımın b a ğ ­

lanma işlemi Emekli

Sandığı'nca yürütülerek

sonuçlandırılacak idi.

4 .1 1.197 4 tarihin de Emekli Sandığı'na gide­ rek orada görevli m e­ murlardan birine duru­ mumu anlattım ve işimin ne zaman sonuçlanabile­

ceğini sordum. Memur

bana dedi ki, - Buraya her gün senin gibi binlerce in­ san gelir, biz bunların her

biri ile ayn ayrı uğraşacak olursak işin içinden çıka­

mayız. Gerçi müracaat

eden çoktu ama, memur sayısı daha da çoktu. Ça­ resizlik içinde koridorda dolaşırken aklıma Genel Müdür’e çıkmak ve derdi­ mi ona anlatmak geldi. Bu düşüncemi açıklamak için Genel Müdür'ün ka­ pısına vardım. Bu defa da kapıdaki memur bana içe­ riye girme izni vermedi ve böylelikle en son umudum da sönüp gitti.

M .Sabrı özer. Emekli Sicil No: 27 -

382 - 48 Ankara Cad. Kare Plâjı

civan Haznedar A p. D .7. PEN DİK

yorlar, oturma ve yatak odalarında 20 derece, mutfak ve koridorlarda 15 derece, Salonda 20 derece, banyoda 24 derece olacak. Bu hususlara riayet etmeyenler şu — Jee>eef“ n n ola ra 9İkâ>'et cdi-Fakat bu arada belediye­ ler halka, tasarruf için hiç bir tavsiyede bulunmuyor­ lar. Milyonlarca döviz kar­ şılığında Fuel-oil ve akar­ yakıt alıyoruz. Çok idareli kullanmamız gerek.

Apartman dairesinde ba­ yanlar, yazlık entarileri, baylar atletle dolaşır, su 20 derece az gelir, açar telefo­ nu şikâyet ederler.

Kapıların ve pencerelerin çevresine sünger yapıştır­ maz, ısı kaybını önlemez­ lerse şikâyet ederler...

Bazan da çok sıcak olur.

Radyatörleri kapamaz,

pencereleri açmak suretiyle ısı kaybına sebep olurlarsa şikâyet ederler...

Bazı ülkelerde akaryakıt tasarrufu için, çift arabası olan tek araba kullanır ve dolmuş yapılırken, bizde is­ raf sürer gider.

İlhamı İZ G ÎE Y Hoşdere 8 no.lu Apt. Y öne­ ticisi

400 metre

bora için

sosuz kaldık

İlçemiz Marmara denizi kenarında kurulmuş birinci sınıf bölgeye haiz ve A vru ­ pa transit yoluna 35 km.

mesafede bulunmaktadır.

Son birkaç yıl içinde turizm dönemi olan ilkbahar ve yaz

aylarında büyük gelişim

göstererek 5 bin olan nüfu­ sumuz 25 bine ulaşmakta­ dır.

3.11.1971 tarihinde bele­ diyemiz içme su ihalemiz İller Bankası kanalıyla ya­ pılmış olduğu halde aradan 3 yıllık bir zaman geçmesi­

ne rağmen 200’lük 400

metre bortfnuj» temin olma­ yışı nedeniyle vatandaşları­ mız büyük su sıkıntısı çek­ mektedirler.

H. Avni Başer Şarköy Belediye

(5)

O evde de sular kesilir

zaman zaman...

Am a banyo yarıda

çamadır ortada kalmaz

nıcbır zam an!

0 evin sıcak su sorunu,

Arçelik termosifonuyla çözümlenmiştir.

Su ve gaz basıncına ihtiyaç göstermeyen,

depo suyuyla da çalışabilen

Otomatik

Otomatik Arçelik termosifonuyla...

Genel Satıcıları: BEKO TİCARET A. Ş. Tel.: 49 00 39 BURLA BİRADERLER ve Şsı. T el.: 45 52 00

termosifonu

i ç e lIk

k a lite d e ö n c ü ... f i y a t t a ö lç ü

İ l

NPU

80

100

120

160

Köşebent

50 x 50 x 5

60 x 60 x 6

60 x 60 x 8

80 x 80 x 8

H ASM ALAZ A.5

İTHAL MALI

DERHAL TESLİM

DEMİR FİYATLARIMIZ

580

560

570

krş.

krş.

krş.

Pek yakında ithal malı 8 m/m yuvarlak F İL M AŞ İN Piyasaya arzedilecektir.

Koraköy Tersane Cad. No: 17-İstanbul

Tel: 45 67 52 - 4973 23 - 44 9724 - 44 2417

¿Í

İNSAN YETİŞTİRME DÜZENİMİZ

POUT İK A/EĞİT İM/KALKINM A

Dr. YAHYA KEMAL KAYA

I

!!

ATATÜRK

ansiklopedisi

c ild i ç ık tı

Atatürk'ün bütün hayatı, bütün yakın Türk tarihi...

Yarli ve yabancı bütün kaynaklar, arşivler...

Yayınlanmış ve yayınlanmamış bütün belgeler, fotoğraflar...

Kişilerin ve olayların bütün gerçek yönleri...

Yine lüks bez cilt içinde, yine birinci hamur kâğıda renkli şahane baskılı,

yine beher cildi 150.— TL. olarak.

Dış ülkelerde yıllardır yaygın bir şekilde uygulanan bir sistemle ve

Türk okuyucularına saygımızın ve güvenimizin ifadesi olarak

T ü rk iy e de ilk defa

ATATÜRK

ansiklopedisi

L cildini önce okuyacaksınız

dilerseniz bedelini

ödeyeceksiniz, dilerseniz

iade edeceksiniz.

Lütfen yandaki istek fişini 10.— TL.'lık (ambalaj ve posta bedeli karşılığı olarak)

damga pulu ile birlikte «İstanbul Reklâm, Cağaloğlu-istanbul» adresine postalayınız

Size yollayacağımız 1. cildi, 10 gün içinde ya iade ediniz;

ya da 140.— TL.'lık bir havale çıkararak bedelini

(10.— TL.'lık damga pulunu daha önce gönderdiğiniz için) tamamlayınız.

YAYINLAYAN: İSTANBUL REKLÂM

Cağaloğlu-istanbul

GENEL D A Ğ IT IM :

MİLLİYET DAĞITIM

- 3 «

Atatürk Ansiklopedisi nin 1. cildini

aşağıdaki adresime gönderiniz.

10 gün içinde kitabın bedelini göndereceğimi veya

kitabı aynen iade edeceğimi kabul ederim.

(Bu isteğim beni başka bir taahhüt altına sokmayacaktır)

Adı Soyadı :

Adres :

imza

9

Başlıca eğitim sorunlarımızı ve bu sorunların altında y a­ tan siyasal ve yönetimsel nedenleri inceleyen kitap.

Kitapçılardan isteyiniz. Genel dağıtım

Ankara İstanbul İzmir

Doğan Yayınevi Ge-Da Ğe-Da Milliyet: 13535

HIGHWAY CONSTRUCTION

CA N SU LT L IM IT E D a Canadian Consulting Engineering Consortium has vacancies in Saudi Arabia for the follo­ wing:

RESIDENT ENGINEERS

University graduation essential plus minimum o f 5 years experience in all fields of Highway Construction.

ENGINEERS

Highway, Civil or Materials.

University graduation essential plus minimum of 5 years experience in one o f the following fields: Highway Cons­ truction; Bridge Construction; Soil Stabilization Techni­ ques and Asphalt Mixes.

SURVEYORS

2nd and 1st Class

High School graduation essential plus experience in H igh­ way Surveying of 5 years for 2nd Class or 10 years for 1st Class.

TECHNICIANS and INSPECTORS

High School graduation essential plus 5 years experience in Highway Construction, Bridge Construction, or High­ way Materials Testing and Control

or University graduates with minimum o f one year experi­ ence in Highway Construction.

Assignments will ne for work on the construction sites and are expected to be for 2 years.

Applications are invited from qualified men, and those in­ terested should air mail as quickly as possible full details of experience, copies o f diplomas, and letters o f recommenda­ tion to:

M. Borahan P- O. Box 324

CANSULT L IM IT E D Riyadh, Saudi Arabia.

B O B a O B O O B i C B B O e e O O O O O Q O Q O O i I ,

La.vO

PIS KOKULARI YOK EDER

L a .v O

BÜTÜN ECZANELERDE

TEŞEKKÜR

Kıymetli babamız ve dedemiz, E. O R G E N E R A L

FAHRETTİN ALTAY'ın

ölümü dolayısıyla izhar buyurdukları ilgi ve kadirşinaslık­ larıyla bizleri ihya etmiş olan başta pek muhterem Cumhurbaşkanımız, Sayın Senato Başkan ve üyeleri ve eski sayın cumhurbaşkanlanmıza, T .B .M . Meclisine, Sayın B a şb ak an v e Y a rd ım cısın a , Sayın Bakanlar Kurulu, sayın partiler başkanları ile Saym Millî Savunma Bakanı, Saym Genelkurmay Başkanı, Saym Kuvvet ve Ordu Komutanları, İstanbul Garnizon ve Merkez Kom u­ tanları ile askerî birlik ve eski silâh arkadaşlarına, Sayın İstanbul Valisi, Saym Belediye Reisi, Türkiye îş Bankası Saym Umum Müdürlüğü ve Mensuplan Sendikası ile tş Bankası Beyoğlu Şubesi müdüriyet ve mensuplarına, üniversite fakülteleriyle saym gazete idareci ve mensupla- nna, merasime çelenk gönderen, E. Vakfına yardım yapan, telgraf, telefon ve bizzat evimize kadar gelerek büyük acımıza iştirak eden dost ve akrabalanmıza, en derin tazimlerimizle teşekkürlerimizi sunarız.

Kızı: H A Y R U N N ÎS A ÎNSEL Oğlu: T A R IK A L T A Y ve TO RU N LARI Milliyet: 13529

n

M illiy e t

Y A Y I N L A R I

Tarih Dizisi :

kruscev

in

a n ıla rı

(2 c i l t )

Dünyada büyük

yankılar uyandıran

anıların tamamı

M illiy e t

Dağıtım

Cağaloğlu-istanbul

TEŞEKKÜR

Kıymetli kardeşim Elektrik Yüksek Mühendisi,

SUAVİ KARAMlKOĞLU'nun

hastalığı esnasında yurt içi ve yurt dışında maddi,

manevi yardımlarım esirgemeyen T. Elektrik Ku-

rumuna ve arkadaşlarına sonsuz minnet ve şükran

hislerimi arzederim.

KARDEŞİ

Stüdyo; 7.843-13525

< X X X X X X X X X X X X X X X X X X X X X X X X X X X X X X X X X X X |

YAĞ

Ayçiçeği, pamuk çekirdeği, çay, tütün ve benzeri yağ tohumlardan yemeklik yağ istihsal etmek üzere ekstraksi- yon rafinasyon ve vinterizasyon tesisleri istenilen kapasi- ; tede kısa zamanda işler halde teslim edilir.

Müh. Hüseyin Çobanoğlu Tel: 18 87 43 iş - 12 45 10 ev / A N K A R A X X X X X X X X X X X X X X X X X iX X X X X Milliyet,: 13534i!

I Z O C A / V l

ELEMANLAR

ARIYOR

Gebze'deki fabrikamız için:

1 - YÜKSEK MAKİNE MÜHENDİSİ

VEYA MAKİNE^MÜHENDİSİ

Almanca, Fransızca, İngilizce

lisanlarından birini gayet iyi bilen,

azami 30 yaşında.

2 - YÜKSEK M İM AR VEYA M İM A R

Teknik Müşavirlik Büromuzda

çalıştırılmak üzere,

azami 30 yaşında.

Almanca veya İngilizce

lisanını gayet iyi bilen

elemanlar aranmaktadır.

Ücret tatminkâr olup, bütün sosyal

haklardan istifade ettirilecektir. Ayrıca,

Almanya ve Fransa'da staj imkânı

sağlanacaktır.

Müracaatçıların askerliklerini yapmış

olmaları şarttır.

İlgililerin kısa özgeçmişlerini bildirir

bir yazı ile veya şahsen,

İ Z O C A M A. Ş.

Bankalar Caddesi Türkeli Han

K a t : 3 K ara köy

adresine müracaatları rica olunur.

Müracaatlar gizli tutulacaktır.

Referanslar

Benzer Belgeler

Tablo 1’de koroner arter hastalığı için düzeltilebilir ve düzeltilemeyen risk faktörleriniz verilmiştir.. Koroner arter hastalığı için

Ancak ne mutlu ki çok büyük olumsuzluklara ve tüm emperyalist ülkelerin birlik içinde ülkemizi işgal ederek Türk Milletini yok etmek amacıyla hareket etmelerine

Atatürk’ü dış politikada gerçekçilik yönüyle ele almaya çalıştığımız için, onun milli politikasının en genel şekliyle değerlendirilmesini

Mustafa Kemal Atatürk’ün hukukçulara h taben yaptığı aşağıdak k konuşma, Atatürk’ün hukukçulara verd ğ önem ve Türk ye Cumhur yet ’n n çağdaş uygarlık

Atatürk çok sade bir kahvaltı alışkanlığı vardı kahvaltıda bir iki dilim ekmek ile bir bardak ayran veya bir kâse yoğurt tüketirdi... Atatürk’ün en sevdiği yemeklerin

Bu inançla Aziz Milletimizin ve Tüm İslam Aleminin Mübarek Mevlid Kandilini tebrik ediyor, Kandilin Müslümanların ve tüm İnsanlığın huzuruna vesile olmasını.

İki çarpı bir Altının beş katı Dört kere yedi Birin sekiz katı Beş çarpı dört Üç kere dokuz Üç çarpı beş İkinin beş katı Dört kere yedi Altının iki katı Dört çarpı

Türk milletinin küllerinden yeniden doğmasını sağlayan Gazi Paşa’nın; büyük önem vererek Türk milletine miras bı- raktığı 105 adet özel evrakından biri olan