• Sonuç bulunamadı

Beyoğlu'nda şimdi de "cafe"ler dönemi başladı

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Beyoğlu'nda şimdi de "cafe"ler dönemi başladı"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

\~ Y ~ S O < y } r" !■>

Tünel ile Galatasaray arasında açılan “cafe”ler istiklal Caddesi’nin görünümünü değiştirdi

Beyoğlu’nda şimdi de “cafe”ler dönem i başladı

D İLEK G İR G İN CAN_________ "Cafe''ler. özellikle sori bir yıldır, serüvenine katıldıkları Beyoğlu’na farklı.bir hava, hoş bir görünüm ge­ tirdiler. İstanbul Belediyesinin çok önem verdiği Beyoğlu’nu güzelleş­ tirme çabası, bazı eleştiriler alsa da. kimi çevrelerde yapılanların yeterli olmadığına dair bir inanç bulunsa da. artık bu mekanda rahatlıkla ge­ zilip. kültür etkinliklerine katılına- bildiği. alışveriş edilebildiği de bir gerçek. Beyoğlu'nun eski şaşaalı günlerini yaşamış olanlar için belki bugünkü görünüm epeyce sönük. Ama kısa bir süre öncesine kadar bi­ rahane kültürünün en tipik özellik­ lerini taşıyan Cadde-i Kebir'in şim­ diki halinden memnun olanlar da az değil. Tramvayın dönüşünden son­ ra birer birer açılmaya başlayan ve eskilerle birlikte bu yeni oluşuma ayak uyduran "cafe"lerin Beyoğlu’- riun yeni havasında epeyce olumlu etkileri var.

"Cafe"ler. özellikle Tünel- Galatasaray arasını kendilerine me­ kan edinmişler. Yola serpiştirilmiş masalarıyla da geçenleri mutlaka bir kahve içmeye davet ediyorlar.

A

V isa bir süre

öncesine kadar

birahane kültürünün

en bariz özelliklerini

taşıyan Cadde-i

Kebirin şimdiki

halinden memnun

olanlar da az değil.

^ Eski "cafe"ler, Beyoğlu'nun deği­ şiminde kendilerinin de mutlak rol oynadığına inanıyorlar. Yenilerse zaten değişimlerden etkilenerek Be- yoğlu'nu seçmişler. Müşterileri ço­ ğunlukla yabancı turistler, İstiklal Caddesi üzerine yayılmış olan kon­ solosluklarda çalışan personel, öğ­ renciler ve entelektüeller. Tünel’in hemen girişinde bir yıl kadar önce açılan Cafe Gramofon, gerçekten çok hoş bir mekan. Duvarları eski İstanbul kartpostallarıyla süslü. Sa­ hibi Mert Aybek, genelde “cafe”ler- de ya kahve vc pasta, ya yemek ya da içki satıldığını, ama Cafe Gra- mofon'da günün hangi saatinde ne gerekiyorsa onun olduğunu, öğre­ nim gördüğü Viyana’da “cafe’’lerde yaşadığı bu tarz bir zevki kendi ”ca- fe”sinde yaşatma arzusunda oldu­ ğunu söylüyor. Aybek, Cafe Gra- mofon'un açılmasında Beyoğlu’- ndaki değişimin etkili olduğunu be­ lirtiyor. “Beyoğlu çevre görünümüy­

le, stil olarak Cafe Gramofon için dü­ şündüğüm tarza çok uygundu. Tünel meydanının görünümü de öyle. Ayrı­ ca, Tünel'le 20 yıllık tanışıklığımızın duygusallığıyla, işin ticari yanı da önemliydi. Ama eğer Beyoğlu geç­ mişle bugün arasındaki kötü döne­ minde olsaydı, böyle bir ‘cafe’ aç­ mayı düşünmezdim doğrusu” diyor.

Mert Aybek, Galatasaray-Taksim

arasını daha rahatsız edici bulduğu­ nu, Galatasaray-Tünel arasında daha bilinçli bir düzelme olduğunu, kaliteli yerlerin peşpeşe açıldığını, bu duruma öncülük ettiklerine inandıklarını belirtiyor. “Galatasa­

ray’dan bu tarafa doğru gelen yoktu. Belki bu nedenle Tünel bölgesi daha eski kalmış, bu yüzden de şimdi daha hoş.” Yolun trafiğe kapatılması­

ndan sonra insanların daha çok zevk için Beyoğlu'na geldiğini de vurguluyor Mert Aybek. Cafe Gra- mofon’un müşterileriyse saatlere göre değişiyor. Öğlen genellikle konsolosluklarda çalışaplarla, çev­ redeki okullann Alman öğretmenle­ ri ve üst düzey sekreterler, akşam üstleri yazar-çizer takımı, günün bi­ tiş zamanlarında bir kahve içme zevkini duymak isteyenler, akşam­ larıysa sakin bir mekanda müzik dinlemek isteyenler (Cafe Gramo- fon’da haftanın dört günü caz prog­ ramı var) geliyor, Aybek'in an­ lattığına göre.

Burç Pastanesi, Beyoğlu'nun es­ kilerinden. Açılalı 9 yıl olmuş. Sahi­ bi Şakir Ekinci, “Beyoğlu’nu biz de­

ğiştirdik” diyor. Ekinci. 49 yıldır Be­

yoğlu'nda. Önceleri İnci Pastanesi’- nde çalışmış. 1984 yılında da Burç Pastanesi’ni açmış. “Eskiden bura­

lar tamamen ölüydü. Biz buraya gel­ dik. Sonra da herkes bizi taklit etti. Şimdi buralara daha çok yabancılar, özellikle de Almanlar, Alman Lisesi’- ndekiler, Fransız okulundakiier geli­ yor. İsveç ve Hollanda konsolosları hep bizim pastanemize gelir, sohbet ederiz onlarla. Bizim pastanenin bir özelliği de çalışan herkesin yabancı dil bilmesi. ” diyor.

Eskilerin pek iyi hatırlayacağı Le- bon, Richmond Otel’in girişimiyle bir buçuk yıldır Cafe Lebon adıyla hizmet veriyor. Cafe Lebon'un mü­ dür asistan Hakan Bilgitay, müşte­ rilerini genellikle İstanbul’da yaşa­ yan gayrimüslimlerin, civardaki otellerde kalan turistlerin ve tiyat­ royla basın camiasının oluşturduğu­ nu söylüyor. Galatasaray-Tünel arasında da, Galatasaray-Taksim bölümünde olduğu gibi kültür et­ kinliklerinin yoğunlaşmasını sağla­ yacak mekanlar açılması arzusunda olduğunu dile getiriyor. Richmond Otel'in yöneticisi Rezan Kulaksız da, “Lebon’a eski nostaljiyi yaşamak

isteyen insanlar geliyor. Biz, İstan­ bul’un eski merkezi olan Beyoğlu’nun eski haline dönmesi için çaba gösteri­ yoruz. Gerçi eski insanlar da artık yok. Bu nedenle var olanı yeni insan­ lara uyarlamaya çalışıyoruz. Beyoğ­ lu’nun hoş bir havası var artık. Cici cici yerler açıldı. Sokak aralarına bile yayıldı bunlar” diyerek görüşle­

rini anlatıyor. Galatasaray Lisesi’- nin karşısında 7 ay önce açılan Oba Cafeteria da sokaklara taşmış me­ kanlardan. Sahibi Tarkan Soylu,

“İstanbul’a gelip de Beyoğlu’ndan geçmeyen kimse yoktur. Biz de zaten mazisinden dolayı Beyoğlu’nu seçtik. Değişen görünümünün etkisi büyük”

diyor. Oba Cafeteria’ya yazın turist­ ler, kışın öğrenciler gidiyor.

Kam boz Cafe, 12 yıldır Beyoğlu’­ nda. Ancak Kamboz Cafe’nin sa­ hiplerinden Şevket Aykan, Beyoğ­ lu’nun değişen yüzünün sadece gös­ termelik olduğunu, trafiğin kaldırı­ lmasıyla çok şey yitirildiğini, İstiklal Caddesi’nin eski itibarının kal­

madığını söylüyor. İstiklal Caddesi’ne taşan “cafe”ler Beyoğlu’ndaki birahane kültürünü sild i. (F O T O Ğ R A F :N E S L lH A N K A Y SE R IL IO Ğ L U )

:

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Halen mevcut sur üzerindeki kapı­ ların isimlendirilmesinde çekilen zor­ luk, bugün pek azı kalmış olan ve bulunanların da bir kısmı inşa edil­ miş

Abidin Dino ile Türk basınının ölümsüz gazetecisi Abdi İpekçi. arasında geçen bu söyleşiden kı­ sa bir bölümü bulmacamıza

senaristi ve eski filmin yönetmeni Halit Refiğ, TRT eski Genel Müdürleri Doğan Kasaroğlu, Cangiz Taşer ve dizi filmin yakıldığı dönemde TRT Genel Müdürü olan Macit

The British NPO Business in the Community defines corporate responsibility as the management of a company’s positive impact on society and the environment

Ayrıca metin içinde cümlenin tamamlandığına kesin kanaat getirilen, Rûz’un veya Şeb’in nida ile karşısındakine hitap ettiği kısımlardan önce nokta

Çalışmada ölçeğin cronbach alfa iç tutarlılık güvenilirlik katsayısı özbakım sürekliliğini sağlama boyutu için 0,66; özbakım yönetimine katkı boyutu için

Örtü uygulamasına ait genel ortalamalar değerlendirildiğinde, tüm ölçüm dönemlerinde üzeri örtülmüş meyvelerin kümülatif çatlama yüzdesinin,

stok hacmi bulunduğunu, ağ kafeslerde alabalık üreten işletmelerde işletme başına ortalama 237.9 ton olan teorik balık üretim kapasitesinin %89.7‘sinde