• Sonuç bulunamadı

Ölüm korkusu

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Ölüm korkusu"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

l l l i g i l l I l l l l l l l l l l l l l l l l l l l l l l l l l l l l I I I I I I I I « I I I I i l l l l l I I I l l l l l l l l l l l l l l I l l l H i l l l i i » ı i ı ı u * » « ı ı ı , ı ı ı ı ı ı , , i |i , », , l , l , , , S:,,,B

T A R İ H İ B A H İ S L E R

■ £

?

' I

ım=miMMmmıııııiimuuımıımnmmHiHiıııııuiHiıımi!imııııııımmmıııiMmmımmııiH!iı=mı

Ölüm

ko

Hayat elbette tatlıdır. Eskilerin deyimi ile (kimse tatlı canına kıyıl- ıın istemez.)

Türlü meşakka­ te, ıstıraba rağmen

Í

L.

Yazan:

Halûk Y. Şehsuvaroğlu

yaşamak gü­ zel şeydir. Ve şüphe yok ki güzel yaşamak bir sanattır. İnsan ken­ di ömrünü iktisadi imkânlarına, zevklerine göre en iyi bir şekilde tanzim etmek ister, hayatında ga­ ye bildiği işleri bir sıraya koyar ve onların tahakkuk ettiğini gör­ dükçe de mesut olur. Çünkü bilir ki ömür pek kısadır. Bu kısa öm­ re bütün arzuları, ihtirasları sığ­ dırmaya Ve hepsinin oluşunu gör­ meye imkân yoktur. Seneler bir­ biri arkasından hızla gelip geçer ve insan ömrünün son yıllarında tahakkuk edebilen ve edemiyen işlerin muhasebesine oturunca muhankak büyük bir hüsrana uğ­ rar.

Onun için medenî cemiyetlerde büyük sanatkârlar, âlimler halk­ tan gördükleri rağbetten başka, devlet tarafından da himaye edi­ lirler. Araştırma yapanlar, eser verenlerin, günlük tasalar içinde heba almamalarına itina edilir. Onlar da kendilerine bahşedilen imkânlar sayesinde kendi cemiyet­ lerine ve bütün insanlığa ölmez e- serler bırakırlar.

insanların, nasılsa bitip tüken­ meye mahkûm bir ömrün endişe­ sine düşmeleri ve dünyada en a- ziz, en değerli varlığının hayat olduğuna inanmaları hakikaten şaşılacak bir keyfiyettir. Bir de­ fa öyle insanlar vardır ki yaşama­ ları ile cemiyete ve insanlığa bir ışık olm a« hassasından mahrum­

durlar. Sonra bilm elidir ki har yattan üstün olan varlıklar var­

1

i

dır. Şeref, haysiyet gibi, insanlar bu iki varlık için hayatlarından bi le vazgeçmek hassasında olmalı­ dırlar.

Nasılsa bitip, geçecek bir ömür için şereflerin, haysiyetlerin feda edilmesine imkân yoktur.

Hayat, iktisaden gelişmiş mem­ leketlerde, huzur içinde olan di. yarlarda elbette daha kıymetlidir. Ve oralarda insan hayatına verilen değer de geri memleketlerde gö­ rülen usulden çok daha ayrıdır.

Bir hikâye anlatırlar: Bir gün Mısır valisi Mehmet A li Paşa ma­ iyeti ile bir yere giderken önüne bir fellâh atılmış ve öldürmek ü- zere hançerini göğsüne uzatmış maiyeti derhal fellâhı çevirmiş ve kılıçlariyle onu orada öldürm e« istemişler fakat Mehmet A li Paşa buna derhal mâni olmuş ve fellâ- hın bir saraya yerleştirilm esini, emrine cariyeler verilmesini, her gün kendine çıkan yemeklerden fellâha da bir tabla gönderilmesi­ ni emretmiş ve fellâh böylece bir ay şahane bir ömür yaşamış, bir ay »onra Mehmet A li Paşa fellâhı huzuruna çağırtmış, ellerini çırpıp cellâtlarını da davet etmiş ve öl­ dürün emrini vermiş. Fellâh, deh­ şet içinde paşanın ayaklarına atı­ lıp bağışlamasını rica etmiş, Meh­ met A li Paşa;

— Olmaz demiş, beni öldürmek istediğin gün dünyanın nimetlerin­ den bihaberdin, seni o anda öl- diirtseydim, büyük bir gam duy­ mazdın, fakat bir aydanberi benim hayatımı yaşadın, şimdi dünyaya zevkle, lezzetle bağlısın ve şimdi seni öldürmekle ben de lâyık ol­ duğun cezayı vermiş oluyorum, demiş.

Türk m illeti olarak büyük bir tarihten geliyoruz. Asırlar boyun­ ca devam eden ince bir medeniyet kurmuşuz, fakat bunun yanında, OsmanlI imparatorluğunun hak ve adalet sistemi, muasır anlayı­ şa çok mugayirdir. Tanzimat fer­ manının ilân edildiği 1839 tarihi­ ne kadar insanların hayatları hiç bir adli teminat altında bulunmu­ yordu. Hükümdarlar. Sadrâzam­ lar, V aliler diledikleri vatandaşın boynunu sualsiz, sorgusuz vurdur­ mak yetkisine sahiptiler.

imparatorlukta ihtilâller birbi­ rini kovalamış ve iktidar sahiple­ ri her defasında büyük bir hayat kaygusuna düşmüşlerdi.

Fakat kellelerin birbiri üstüne yuvarlandığı böyle zamanlarda mâneviyatlarını, metanetlerini boz mıyan kahraman yaradışlı vezirle­ re rastlanmıştı. insan hayatının pek ucuz olduğu devirlerden biri şüphe yok ki IV . Murââ zamanı idi. O devirde bir Sipahi isyanın­ da Sadrâzam Hafız Paşanın kah­ ramanca ölümünü vak'a nüvisler tafsilâtiyle hiıcâye etmektedirler.

A t meydanının âsilerle dolduğu, ulemanın da bunlara katıldığı o gün, vezirlerden Bayram Paşa, Sad râzama, bugün divana gelmesin tehlike mukarrerdir, diye haber göndermiş, fakat Hafız Paşa güle­ rek ben ölümü rüyada gördüm öl­ mekten gam yemem, cevabım ver­ mişti.

Yolundan dönmiyen Sadrâzamı saray önünde sipahiler (B re vu­ run) naralariyle karşılamışlar, bi­ rinin attığı taşı diğerleri takip et­ miş, Hafız Paşa atından düşmüştü. Kendisi saray adamlarının

yardı-mi ile İçeri «İm di bu defa da âsi­ ler IV . Muradı ayakta divanına ça­ ğırıp Sadrâzamın

başını istemiş­ lerdi.

Padişah, esasilere uzun nasihat- larda bulunmuş, fakat hiç bir söz fayda vermemişti. Bunun üzerine Üsküdara geçmekte olan Hafız Paşa geri çevrilmişti. Hafız Paşa âsilerin karşısına büyük bir meta, netle dikilmiş ve sözünü geçire- miyen padişaha dönerek;

— Padişahım, Hafız gibi hezar kulun yoluna fedadır. Ancak ri­ cam budur ki beni sen katletme, bu zalimler şehit etsinler. M eyli­ mi Üsküdara defnettir, deyip Bes­ mele çekmiş ve bir âyet okuyarak meydana yürümüştü. Bu esnada Padişah ağlıyor ve meydana atı lan Hafız Paşa da âsiler tarafın dan parçalanıyordu.

Tarihimizde Hafız Paşa gibi me­ tin vezirler görülmüştür.

Muhakkak ki insanlar vazifele­ rini son nefeslerine kadar yapma­ lı. Fakat içlerinde ölüm korkusu taşımamalıdır.

içlerinde ölüm korkusu taşıyan insanlar kadar, etrafı ölümle teh­ dit edenlere de şaşmamalıdır. Çün kü kimse kendi ömrünün hududu­ nu bilemez ve büyü« karakter sa­ hipleri bu tehditlere sadece güler­ ler.

Var olduğumuz kadar yok olma­ mız da tabiîdir ve bunun zamanı gelince telâşlanmakta, paniğe uğ­ ramakta sebep ve fayda yoktur.

İnsanlar sadece şeref ve haysi yetleri için yaşarlar ve son ne­ feslerine kadar bu iki hassalarını muhafaza ve müdafaa ederler.

Yalancı dünyada, ikballerin, mevkilerin yaldızı ile gözleri ka- maşanlara ve ölmekten korkanla­ ra şaşmaktan başka ne yapılabilir.

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Program, Digitized Sky Survey (Say›sal- laflt›r›lm›fl Gökyüzü Taramas›) ve Sloan Digital Sky Survey (Sloan Say›sal Gök- yüzü Taramas›) adl›, görünür

ekselanslarınızın istekleri mütareke şartnamesinin maddesine istinat ettiği gibi, mektubunuzun muvakkat askeri mahiyet taşıdığı anlamını çıkarıyorum”. Yani Ali Nadir

reketi nedir” , “ Saidi Nursi’nin öğrencileri kimlerdir” , “ Nurculuk hareketine kimler bel bağlamıştır” , “ Türk top- lumundaki ağırlıkları ne­ dir”

Bulgular: Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi Psikiyatri Servisi’nde hemşirelik ekibi tarafından yürütülen etkinlikler; günaydın toplantısı, işe

[r]

Dolayısile bugün tarihinden bahsedeceğimiz «Karagöz» ün altı yüz seneye ya­ kın bir mazisi vardır: Karagözün bânisi, «Sahib-i zıll-ü hayal Kör Haşan

daha sonra bu çözeltinin akış hücresi içindeki absorbansının ölçülmesi ile kolaylıkla ölçülebilir. Kalibrasyondan sonra, Beer yasasından c hesaplanır. Dağılma,

Tez çalışmasında dünyada ve Türkiye‟de film gösterimi yapılan mekânların tarihi gelişimi, kent kültürü içinde sinema olgusu, seyircinin filmi sinemada