ÖRGÜT KÜLTÜRÜ ĠLE GÜVENLĠK
KÜLTÜRÜ ĠLĠġKĠSĠNĠN Ġġ SAĞLIĞI VE GÜVENLĠĞĠ AÇISINDAN ĠNCELENMESĠ: BĠR
MADEN ĠġLETMESĠNDE UYGULAMA
(Doktora Tezi)
Burcu AKDENĠZ
T.C.
DUMLUPINAR ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ
ĠĢletme Anabilim Dalı
Doktora Tezi
ÖRGÜT KÜLTÜRÜ ĠLE GÜVENLĠK KÜLTÜRÜ ĠLĠġKĠSĠNĠN Ġġ SAĞLIĞI VE GÜVENLĠĞĠ AÇISINDAN ĠNCELENMESĠ: BĠR MADEN ĠġLETMESĠNDE
UYGULAMA
DanıĢman:
Doç. Dr. Ceren GĠDERLER
Hazırlayan: Burcu AKDENĠZ
Kabul ve Onay
Burcu AKDENĠZ‟in hazırladığı “Örgüt Kültürü ile Güvenlik Kültürü ĠliĢkisinin ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Açısından Ġncelenmesi: Bir Maden ĠĢletmesinde Uygulama” baĢlıklı Doktora tez çalıĢması, jüri tarafından lisansüstü yönetmeliğinin ilgili maddelerine göre değerlendirilip oybirliği / oyçokluğu ile kabul edilmiĢtir.
.../.../2017
Tez Jürisi Ġmza
Kabul Red
Prof. Dr. Gülten GÜMÜġTEKĠN
Doç. Dr. Ceren GĠDERLER (DanıĢman) Doç. Dr. Pelin KANTEN
Doç. Dr. Aydın KAYABAġI
Yrd. Doç. Dr. N. Derya ERGUN ÖZLER
Doç. Dr. Ayhan KAHRAMAN Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü
Yemin Metni
Doktora tezi olarak sunduğum “Örgüt Kültürü ile Güvenlik Kültürü ĠliĢkisinin ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Açısından Ġncelenmesi: Bir Maden ĠĢletmesinde Uygulama” adlı çalıĢmamın, tarafımdan bilimsel ahlak ve geleneklere aykırı düĢecek bir yardıma baĢvurmaksızın yazıldığını ve yararlandığım kaynakların kaynakçada gösterilenlerden oluĢtuğunu, bunlara atıf yapılarak yararlanılmıĢ olduğunu belirtir ve bunu onurumla doğrularım.
.../.../2017
ÖZGEÇMĠġ
1980 yılında Antalya‟da doğdu. Ġlk ve orta öğrenimini Antalya‟da tamamladı. 1998-2003 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Ġngilizce Mütercim-Tercümanlık bölümünde lisans eğitimini baĢarıyla tamamladı. 2003 yılında Kütahya, Dumlupınar Üniversitesi‟nde Ġngilizce okutmanı olarak göreve baĢladı. Aynı yıl Anadolu Üniversitesi, Ġktisat Fakültesi, Kamu Yönetimi bölümünde baĢladığı lisans eğitimini 2007 yılında tamamladı. 2013 yılında Dumlupınar Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalındaki yüksek lisans öğrenimini “Bir Kamu Yönetimi Sorunsalı Olarak Kriz Yönetimi: Türkiye-ABD KarĢılaĢtırması” isimli teziyle tamamladı.
ÖZET
ÖRGÜT KÜLTÜRÜ ĠLE GÜVENLĠK KÜLTÜRÜ ĠLĠġKĠSĠNĠN Ġġ SAĞLIĞI VE GÜVENLĠĞĠ AÇISINDAN ĠNCELENMESĠ: BĠR MADEN ĠġLETMESĠNDE
UYGULAMA AKDENĠZ, Burcu
Doktora Tezi, ĠĢletme Ana Bilim Dalı Tez DanıĢmanı: Doç. Dr. Ceren GĠDERLER
Aralık, 2017, 242 sayfa
Her iĢletme en baĢta içinde var olduğu ülkenin kültürü, ikinci olarak faaliyet gösterdiği sektörün getirdiği kültürel özellikler ve üçüncü aĢamada kendi kurucuları ve yöneticilerinin liderliğinde Ģekillenen örgüt kültürü ile yoğurulmaktadır. Bu kültürel özellikler örgütün üyeleri arasında paylaĢılan temel değerler, varsayımlar ve algılardan kaynaklanmakta, iĢlerin yapılıĢ tarzı, iletiĢim Ģekilleri, gelenekler, usuller, teamüller, bireyler arası ve gruplar arası iliĢkiler gibi daha pek çok özellikte somutlaĢmaktadır.
Güvenlik kültürü ise her iĢletmede iĢ sağlığı ve güvenliği konusuna bakıĢ açısını, güvenliğin ne derece öncelikli olduğunu, bu konudaki sorumluluğun kimlere atfedildiğini, sorunların ne Ģekilde ele alınıp çözümlendiğini belirlemektedir.
Bu çalıĢma iĢ sağlığı ve güvenliği kavramını yönetim organizasyon disiplini bakıĢ açısıyla ele alarak bir iĢletmenin güvenlik kültürünün iĢ sağlığı ve güvenliği çabalarının baĢarısı için bir ön koĢul olduğu varsayımından yola çıkmaktadır. Güvenlik kültürünün ise örgüt kültürü açısından değerlendirilmesinin iĢletmenin daha iyi anlaĢılması açısından faydalı olacağı görüĢünden hareketle bir iĢletmenin güvenlik kültürünün o iĢletmenin örgüt kültürü özellikleri açısından değerlendirilmesi amaçlanmaktadır.
Bu çerçevede geliĢen araĢtırma sorularının yanıtlanabilmesi için öncelikle iĢ sağlığı ve güvenliği, örgüt kültürü ve güvenlik kültürü kavramları ile ilgili literatür incelenmiĢtir. Literatür taraması ile güvenlik kültürünün önemi ortaya konmaya çalıĢılmıĢtır. Daha sonra yüksek mesleki riskleri ile meslek hastalığı ve iĢ kazası oranları göz önünde bulundurularak bir maden iĢletmesinde örgüt kültürü ve güvenlik kültürü konularında bir araĢtırma yürütülerek bu değiĢkenler arasındaki iliĢkiler ortaya
konmaya çalıĢılmıĢtır.
Veri toplama sürecinde demografik bilgi formu, Cameron ve Quinn (1999) tarafından geliĢtirilen OCAI örgüt kültürü ölçeği ve Dursun (2012) tarafından geliĢtirilen Güvenlik Kültürü Ölçeği kullanılmıĢtır. AraĢtırma Kütahya ilinde yerleĢik bir maden iĢletmesinde yürütülmüĢtür. AraĢtırma sonucunda örgüt kültürünün Rekabet Eden Değerler Çerçevesi (CVF) Modeli ile belirlenen dört örgüt kültürü tipi (Klan, Adokrasi, Pazar ve HiyerarĢi) ile güvenlik kültürünün güvenlik önceliği, güvenlik iletiĢimi ve kadercilik gibi değiĢkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı iliĢkiler tespit edilmiĢtir.
Anahtar Kelimeler: Örgüt Kültürü, Güvenlik Kültürü, ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği, Örgüt
ABSTRACT
AN ANALYSIS OF THE RELATIONSHIP BETWEEN ORGANIZATIONAL CULTURE AND SAFETY CULTURE IN VIEW OF OCCUPATIONAL
HEALTH AND SAFETY: A STUDY AT A MINING ENTERPRISE AKDENĠZ, Burcu
Ph. D. Dissertation, Department of Business Administration Supervisor: Assoc. Prof. Dr. Ceren GĠDERLER
December, 2017, 242 pages
Every organization is shaped by firstly the culture of the country it is established in, secondly the culture of the sector it belongs to and thirdly the culture initiated by its founders and directors. The cultural charachteristics of an organization have their roots in the basic values and perceptions shared by its members and are reflected in working methods, communication styles, traditions, procedures, routine practices and the interindividual and intragroup relationships.
Safety culture, on the other hand, defines the shared point of view concerning occupational health and safety (OHS) issues, priority degree of safety at work, how the responsibility of safety is shared and how the problems concerning safety are solved in an organization.
This study considers the occupational health and safety topic with a management and organization perspective and it is set off with the assumption that a good safety culture is a prerequisite for the success of OHS efforts. Also it is considered to be more beneficial to examine safety culture of an organization within its organizational culture.
In this context, in order to answer the basic research questions, the literatures of OHS, organizational culture and safety culture were reviewed first. Thus importance of safety culture was explained. Second, considering high levels of health and safety risks of the mining sector, and emprical research concerning organizational and safety cultures was carried out at a coal mine located in Kütahya, Turkey.
Data was collected using a survey composed of demographical questions, Organizational Culture Assessment Tool (OCAI) by Cameron and Quinn (1999), and
safety culture scale by Dursun (2012). Results of the analyses revealed that the four organizational culture types, namely Clan, Adhocracy, Market and Hierarchy, have statistically significant relationships with the dimensions of safety culture such as priority of safety, safety communication and predestinarianism.
Keywords: Organizational Culture, Safety Culture, Ocuupational Health and Safety,
ĠÇĠNDEKĠLER ÖZET... V ABSTRACT ... VĠĠ TABLOLAR LĠSTESĠ ... XĠĠ ġEKĠLLER LĠSTESĠ ... XĠV KISALTMALAR ... XV TEZ METNĠ ... 1 GĠRĠġ ... 2 BĠRĠNCĠ BÖLÜM Ġġ SAĞLIĞI VE GÜVENLĠĞĠ 1.1. Ġġ SAĞLIĞI VE GÜVENLĠĞĠ KAVRAMI ... 5
1.2. Ġġ SAĞLIĞI VE GÜVENLĠĞĠNĠN ÖNEMĠ VE MEVCUT DURUM ... 10
1.3. KÜRESEL DÜZEYDE Ġġ SAĞLIĞI VE GÜVENLĠĞĠ ĠLE ĠLGĠLĠ KURUMLAR VE MEVZUAT ... 17
1.3.1. ILO-Uluslararası ÇalıĢma Örgütü (International Labor Organization) ... 17
1.3.2. WHO - Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization) ... 19
1.3.3. EU-OSHA- Avrupa ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Ajansı (European Agency for Health and Safety at Work) ... 20
1.3.4. ENETOHS- Avrupa ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Eğitim Öğretim Bilgi Ağı (European Network Education and Training in Occupational Health and Safety)... 21
1.3.5. ISSA- Uluslararası Sosyal Güvenlik Birliği (International Social Security Association) ... 22
1.3.6. ĠĢçi Sağlığı Küresel Faaliyet Planı (The Global Plan of Action on Worker‟s Health 2008-2017) ... 22
1.3.7. Avrupa Sosyal Haklar SözleĢmesi ... 23
1.3.8. ILO- Madenlerde Güvenlik ve Sağlık SözleĢmesi ... 24
1.4. TÜRKĠYE‟DE Ġġ SAĞLIĞI VE GÜVENLĠĞĠ ĠLE ĠLGĠLĠ KURUMLAR VE MEVZUAT ... 24
1.4.1. ÇSGB- ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ... 25
1.4.2. ĠSGGM-ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü ... 25
1.4.3. ĠSGÜM- ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Merkezi ... 26
1.4.4. ĠĢ TeftiĢ Kurulu ... 27
1.4.6. Mesleki Yeterlilik Kurumu ve Mesleki Yeterlilik Belgesi ... 29
1.4.7. SGK- Sosyal Güvenlik Kurumu ... 30
1.4.8. 6331 Sayılı ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ... 31
1.5. Ġġ SAĞLIĞI VE GÜVENLĠĞĠNDE RĠSK YÖNETĠMĠNĠN ÖNEMĠ VE ĠLGĠLĠ STANDARTLAR ... 33
1.5.1. OHSAS 18001 ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi Standardı ... 36
1.5.2. ISO 31000 Risk Yönetimi Standartları ... 38
1.6. Ġġ SAĞLIĞI VE GÜVENLĠĞĠ VE GÜVENLĠK KÜLTÜRÜ ĠLE ĠLGĠLĠ BAġLICA ÇALIġMALAR ... 39
1.7. Ġġ SAĞLIĞI VE GÜVENLĠĞĠ AÇISINDAN ĠNSAN FAKTÖRÜ VE KÜLTÜRÜN ÖNEMĠ ... 46
ĠKĠNCĠ BÖLÜM ÖRGÜT KÜLTÜRÜ VE GÜVENLĠK KÜLTÜRÜ KAVRAMLARI 2.1. ÖRGÜT KÜLTÜRÜ KAVRAMI ... 51
2.1.1. Örgüt Kültürünün Tanımı ve Önemi ... 54
2.1.2. Örgüt Kültürünün OluĢumu ve Etkileyen Faktörler ... 59
2.1.3. Örgüt Kültürünün Unsurları ve ĠĢlevleri ... 62
2.1.4. Örgüt Kültürünün Boyutları ve Öne Çıkan Örgüt Kültürü Modelleri ... 66
2.1.4.1. Parsons‟un (AGIL) Modeli ... 69
2.1.4.2. Ouchi (“Z” Kültürü) Modeli ... 70
2.1.4.3. Peters ve Waterman (Mükemmellik) Modeli ... 71
2.1.4.4. Kilmann Modeli ... 72
2.1.4.5. Schein Modeli ... 74
2.1.4.6. Deal ve Kennedy Modeli ... 75
2.1.4.7. Handy Modeli ... 77
2.1.4.8. Denison Modeli ... 78
2.1.4.9. Quinn ve Cameron Modeli ... 79
2.2. GÜVENLĠK KÜLTÜRÜ KAVRAMI ... 83
2.2.1.Güvenlik Kültürünün Tanımı ve Özellikleri ... 85
2.2.2. Güvenlik Kültürünün Yapısı ve Boyutları ... 92
2.2.3. Güvenlik Kültürü ÇalıĢmalarının GeliĢimi ve Öne Çıkan Modeller ... 97
2.2.4. Örgütlerde Güvenlik Kültürünün Sağlanması ve GeliĢtirilmesi ... 100
2.2.4.1. ĠĢ Güvenliği Eğitimi ve Önemi ... 101
2.2.4.2. Güvenli DavranıĢların GeliĢtirilmesi ... 102
2.2.4.3. Pozitif Güvenlik Kültürü Ortamı Sağlanması ... 109
2.2.4.4. Güvenlik Yönetimi ... 110
2.2.4.5. Güvenlik Liderliği ... 115
2.2.5. Güvenlik Kültürünün Ölçümü ve Dursun‟un (2012) Güvenlik Kültürü Ölçeği ... 119
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
TÜRKĠYE KÖMÜR ĠġLETMELERĠ KURUMU GARP LĠNYĠTLERĠ ĠġLETMESĠ MÜESSESESĠ, KÜTAHYA ARAġTIRMASI
3.1. METODOLOJĠ ve ARAġTIRMANIN BULGULARI ... 136
3.1.1. AraĢtırma ile Ġlgili Genel Bilgiler ... 136
3.1.1.1. Madenlerde ĠSG ve TKĠ Garp Linyitleri ĠĢletmesi ... 136
3.1.1.2. ÇalıĢmanın Amacı ve Önemi ... 144
3.1.1.3. AraĢtırmanın Varsayımları ... 146
3.1.1.4. AraĢtırmanın Sınırlılıkları ... 146
3.1.1.5. AraĢtırmanın Soruları ve Hipotezleri ... 146
3.1.2.1. Model ... 150
3.1.2.2. AraĢtırmanın Evreni ve Örneklem Seçimi ... 152
3.1.2.3. AraĢtırmada Kullanılan Veri Toplama Araçları ... 152
3.1.2.4. Verilerin Analizi ... 160
3.2. Bulgular ve Yorum ... 164
3.2.1. Katılımcıların Demografik Özellikleri... 164
3.2.2. Güvenilirlik ve Faktör Analizi ... 166
3.2.3. Normallik Varsayımının Ġncelenmesi ... 170
3.2.4. Ölçeklere ĠliĢkin Korelasyon Analizi Sonuçları ... 172
3.2.5. Güvenlik Kültürü ile Katılımcıların Demografik Özellikleri Arasındaki Farklar ... 176
3.2.6. Kurum Kültürü Tipleri ve Güvenlik Kültürü Boyutları Arasındaki ĠliĢkilerin Doğrusal Regresyon Analizi ile Ġncelenmesi... 180
3.2.7. Algılanan Baskın Örgüt Kültürünün Belirlenmesi ... 183
3.3. AraĢtırma Bulgularına ĠliĢkin Genel Değerlendirme ... 185
GENEL DEĞERLENDĠRME VE SONUÇ ... 197
KAYNAKÇA ... 203
DĠZĠN ... 219
TABLOLAR LĠSTESĠ
Sayfa
Tablo 1.1. ĠĢ Sağlığı Kavramının Tarihsel GeliĢimi………... 9
Tablo 1.2. Türkiye‟de Maden Sektöründe ĠĢ Kazası Geçiren Sigortalı ĠĢçi Sayıları………... 12
Tablo 1.3. ĠĢ Kazalarının Neden Olduğu Kayıplar………. 16
Tablo 1.4. Uluslararası Literatürde ĠSG ve Güvenlik Kültürü Konularında YapılmıĢ BaĢlıca ÇalıĢmalar……… 40
Tablo 1.5. Yerli Literatürde ĠSG ve Güvenlik Kültürü Konularında YapılmıĢ BaĢlıca ÇalıĢmalar………... 43
Tablo 1.6. Ġncelenen ĠSG ve Güvenlik Kültürü Konularında YapılmıĢ Tez ÇalıĢmaları………... 45
Tablo 2.1. Amerikan Tarzına UyarlanmıĢ Z Tipi Yönetim YaklaĢımının Japon ve Amerikan Yönetim Tarzlarıyla KarĢılaĢtırılması………. 71
Tablo 2.2. Denison Örgüt Kültürü Ölçeğinin Boyutları………. 79
Tablo 2.3. Örgütsel Güvenlik Kültürünün ÇeĢitli Tanımları……….. 88
Tablo 3.1. Tarihte Büyük Maden Kazaları………. 140
Tablo 3.2. Katılımcıların Demografik Özelliklerine Göre Dağılımları ………. 165
Tablo 3.3. Güvenlik Kültürü Ölçeğinin Psikometrik Özellikleri……… 169
Tablo 3.4. Veri Temizliği Sonrası Sürekli DeğiĢkenlere Ait Betimleyici Ġstatistikler………... 171
Tablo 3.5. DeğiĢkenler Arası Pearson Korelasyon Katsayıları………... 173
Tablo 3.6. Anlamlı Farklılık Elde Edilen Betimleyici DeğiĢkenlerde Güvenlik Kültürü Ortalamaları ve Standart Sapmaları……… 177
Tablo 3.7. Güvenlik Kültürünün Yönetimin Bağlılığı ve Güvenlik Önceliği Boyutunun Örgüt Kültürü Tipleri ile ĠliĢkisi………... 180
Tablo 3.8. Güvenlik Kültürünün Güvenlik ĠletiĢimi ve Eğitimi Boyutunun Örgüt Kültürü Tipleri ile ĠliĢkisi……….. 181
Tablo 3.9. Güvenlik Kültürünün Güvenlik Farkındalığı ve Yetkinliği Boyutunun Örgüt Kültürü Tipleri ile ĠliĢkisi………... 181
Tablo 3.10. Güvenlik Kültürünün ÇalıĢanların Katılımı Boyutunun Örgüt
Kültürü Tipleri ile ĠliĢkisi……… 182
Tablo 3.11. Güvenlik Kültürünün Kadercilik Boyutunun Örgüt Kültürü
Tipleri ile ĠliĢkisi……….. 182
Tablo 3.12. Güvenlik Kültürünün Raporlama Kültürü Boyutunun Örgüt
Kültürü Tipleri ile ĠliĢkisi……… 183
Tablo 3.13. Demografik Özelliklere ĠliĢkin Hipotezlerin Kabul-Red Tablosu... 186
Tablo 3.14. Klan Tipi Örgüt Kültürü ile Ġlgili Hipotezlerin Kabul-Red
Tablosu……….... 191
Tablo 3.15. Adokrasi Tipi Örgüt Kültürü ile Ġlgili Hipotezlerin Kabul-Red
Tablosu………. 192
Tablo 3.16. Pazar Tipi Örgüt Kültürü ile Ġlgili Hipotezlerin Kabul-Red
Tablosu………. 193
Tablo 3.17. HiyerarĢi Tipi Örgüt Kültürü Ġle Ġlgili Hipotezlerin Kabul-Red
ġEKĠLLER LĠSTESĠ
Sayfa
ġekil 1.1. Risk Değerlendirmesi AĢamaları……… 36
ġekil 2.1. Rekabet Eden Değerler Çerçevesi (CVF)………... 80
ġekil 2.2. Güvenlik Kültürü Üçgeni……… 96
ġekil 2.3. ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Yönetiminin BaĢlıca Faaliyetleri…………... 112
ġekil 2.4. 10 Adımda ĠSGĠP ĠSG Yönetim Sistemi………. 113
ġekil 3.1. AraĢtırmanın Modeli………... 151
KISALTMALAR
ABS Güvenliğe KarĢı Dikkat Önyargısı YaklaĢımı BBS DavranıĢ Temelli Güvenlik YaklaĢımı BSI Ġngiliz Standartlar Enstitüsü
CVF Rekabet Eden Değerler Modeli
ÇASGEM ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve AraĢtırma Merkezi
ÇSGB ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
ENETOHS Avrupa ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Eğitim Öğretim Bilgi Ağı ESAW Avrupa ĠĢ Kazası Ġstatistikleri
EU-OSHA Avrupa ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Ajansı EUROSTAT Avrupa Birliği Ġstatistik Kurumu GBÇO Güvenlik Bilinçli ÇalıĢma Ortamı
GLĠ Garp Linyitleri ĠĢletmesi
HSE Sağlık ve Güvenlik Yöneticileri IAEA Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ILO Uluslararası ÇalıĢma Örgütü
INSAG Uluslararası Nükleer Güvenlik DanıĢma Grubu
ISSA Uluslararası Sosyal Güvenlik Birliği ĠSG ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği
ĠSGGM ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü
ĠSGÜM ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Merkezi
KOBĠ Küçük ve Orta Ölçekli ĠĢletme
MANOVA Tek Yönlü Çok DeğiĢkenli Varyans Analizi
NIOHS Amerikan Ulusal ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Enstitüsü
OCAI Örgüt Kültürü Değerlendirme Aracı
SGK Sosyal Güvenlik Kurumu
TBMM Türkiye Büyük Millet Meclisi
TKĠ Türkiye Kömür ĠĢletmeleri Kurumu
TTK TaĢ Kömürü Kurumu
% Yüzde
X Aritmetik ortalama (tablo ortalaması) α Güvenirlik (reliability)
S.D. Standart sapma (standard deviation) df Serbestlik derecesi (degree of freedom) p Önem (anlamlılık) düzeyi
n Ankete cevap veren denek sayısı
R Korelasyon katsayısı
R2 Bağımsız değiĢkenin bağımlı değiĢkeni açıklama derecesi
GĠRĠġ
Uzun yıllar, iĢletmelerde iĢ kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesi amacıyla teknik tedbirlere ağırlık verilmiĢ, çalıĢanların konulan kurallara sorgulamaksızın uymaları beklenmiĢtir. Ancak birçok iĢletme yöneticisi bütün bu çabalara rağmen azalmayan iĢ kazası ve mesleki hastalık oranlarından dikkate alınması gereken daha baĢka faktörler olduğunun farkına varmıĢtır. Madalyonun diğer yüzünde ise maliyet hesaplarına dayanarak birçok ĠSG önleminin ötelenmesi kararı alan yöneticiler her zaman var olmuĢtur. Tıpkı sigaranın ve alkolün zararları konusunda Ģüphe olmamasına rağmen tiryakilerin bu alıĢkanlığa devam etmeleri gibi çalıĢanların ve bazı yöneticilerin de riskler ve tehlikeleri bile bile ve alınabilecek önlemleri göre göre bu konuda eylemsiz kalmalarının altında yatan daha derin nedenler vardır: değerler, varsayımlar, normlar, adetler, görgü, alıĢkanlıklar, algılar, tutumlar kısaca kültür.
On yıl öncesi ile kıyaslandığında Türkiye‟de iĢ hayatında daha fazla kadın, engelli, göçmen ve mülteci ile eğitimli çalıĢan bulunduğu, ayrıca sendikalara üyelik oranları azalırken hizmet sektöründe çalıĢanların oranının ise arttığı gözlemlenmektedir. Bu geliĢmeler arasında, iĢ hayatında daha fazla kadın, engelli ve mültecinin bulunması ve sendikalı çalıĢanların azalması iĢ sağlığı ve güvenliği açısından daha fazla dezavantajlı çalıĢanın varlığına iĢaret etmektedir. Sendikalara üyelik oranındaki düĢüĢ çalıĢanların ortak inisiyatif çerçevesinde hareket etme ve hakkını arama imkanının azalması ile sonuçlanmaktadır. Eğitimli çalıĢanların sayısının artması iĢ sağlığı ve güvenliği konusunda artan beklentilere neden olurken, hizmet sektöründe çalıĢanların sayısındaki artıĢ ise iĢ sağlığı ve güvenliği riskleri açısından göz önünde bulundurulması gereken yeni ve özgün koĢulları doğurmaktadır.
ĠĢ sağlığı ve güvenliği, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye‟de de önemi giderek daha iyi anlaĢılan ciddi bir konudur. Sadece iĢ kazaları ve meslek hastalıklarının iĢletmeler ve devlet açısından getirmekte olduğu yüksek maliyetler ile somutlaĢan ekonomik yönü değil, çalıĢanların ve ailelerinin yaĢadıkları zorluklar ve bu doğrultuda ortaya çıkan sosyal sorunlar da konunun daha fazla ciddiye alınmasını gerektiren faktörlerdir.
Bir yandan iĢ sağlığı ve güvenliği açısından gündeme gelen sektörler ve iĢ alanları çeĢitlenmekte diğer yandan hala bazı sektörlerde yüksek riskler ve büyük kazalardan dolayı konuyla ilgili artan bir çaba söz konusudur. ĠnĢaat, madencilik ve makine sanayi bu yüksek riskli sektörlere verilebilecek örneklerdir. Türkiye‟de 2014 yılında Manisa ilinde yaĢanan Soma maden ocağı kazası 301 madencinin ölümüyle sonuçlanmıĢ, bu olay gerek yurt içinde gerekse yurt dıĢında büyük yankı uyandırmıĢtır. Bu büyük krize teknik anlamda etkili ve organize bir müdahale gerçekleĢtirilmekle beraber eleĢtiriler kazanın önlenebileceği ve kayıpların bu derece büyük rakamlara ulaĢmaması için alınabilecek önlemler olduğu yönünde dile getirilmiĢtir. Sonuç itibarı ile bu üzücü olay Türkiye‟de iĢ sağlığı ve güvenliği çalıĢmalarına teknik, teknolojik ve hukuki anlamda ciddi ivme kazandırmıĢtır.
ġüphesiz iĢletmeler ve diğer kurumlar iĢ kazalarının önlenememesi sorununa çözüm arayıĢlarını farklı kollardan sürdürmektedir. Ancak çözümün sadece teknik önlemlerin artırılması ve hukuki müeyyidelerin ağırlaĢtırılması ile çözülmesi pek mümkün görünmemektedir. Bütünsel bir çözüm için sosyoloji, psikoloji, yönetim organizasyon, örgütsel davranıĢ ve insan kaynakları yönetimi gibi birçok disiplinin katkılarının faydalı olacağı düĢünülmektedir.
BĠRĠNCĠ BÖLÜM
1.1. Ġġ SAĞLIĞI VE GÜVENLĠĞĠ KAVRAMI
Sosyal güvenlik, insanların gelirlerine bakılmaksızın toplum huzurunu ve refahını bozan sosyal tehlikelerin verdiği zararlardan korunmasını gerektiren insan haklarının bir parçası ve devletin temel görevlerinden biri olarak primli ya da primsiz sistemlerin kullanılması, kiĢilerin sosyal tehlikelerin zararlarından korunma güvencesidir. Bu doğrultuda Türkiye‟de sosyal güvenlik hakkı, Anayasamızın 60. maddesindeki “Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teĢkilatı kurar” hükmü ile açıkça ortaya konmuĢtur (www.sgk.gov.tr, 2016). Bu durumda, sosyal güvenliğin iĢ sağlığı ve güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtmek yanlıĢ olmayacaktır.
ĠĢ güvenliği kavramının kabul gören bir tanımına göre; “ĠĢ güvenliği, iĢ yerlerindeki çalıĢma koĢullarının sağlık ve güvenlik içinde olmasını temin eden ve sonucunda iĢ kazaları ile meslek hastalıklarını azaltan bir bilimdir” (Aktay, 2011: 3). ĠĢ güvenliğini, iĢ yerlerinde iĢin yürütülmesi nedeniyle oluĢan tehlikelerden ve sağlığa zarar verebilecek koĢullardan korunmak için gerçekleĢtirilen ve metodolojisi olan çalıĢmalar olarak yorumlayan Yiğit (2013), ILO ve WHO‟nun ortak iĢ sağlığı tanımını ise Ģu Ģekilde aktarmaktadır:
“ÇalıĢan tüm insanların fiziksel, ruhsal, moral ve sosyal yönden iyilik durumlarının sağlanmasını ve yüksek düzeyde sürdürülmesini; iĢ koĢulları ve kullanılan zararlı maddelerden dolayı çalıĢanların sağlığına gelebilecek zararların önlenmesini ve ayrıca iĢçinin fizyolojik özelliklerine uygun yerlere yerleĢtirilmesini, iĢin insana ve insanın iĢe uygun olmasını temel alan tıp bilimidir” (Yiğit, 2013: 2).
ĠĢ kazaları ve bunların önlenmesi iĢ sağlığı ve güvenliği konusunun iki temel unsurundan birini teĢkil etmektedir. ĠĢ kazasının tanımına bakıldığında, en net tanımlar ILO, WHO ve Türkiye‟deki ilgili kanunlarda görülmektedir. Uluslararası ÇalıĢma Örgütü ILO‟ya göre, iĢ kazası, önceden planlanmamıĢ, bilinmeyen ve kontrol altına alınamamıĢ olan etrafa zarar verebilecek nitelikteki olaydır. Dünya Sağlık Örgütü‟ne (WHO) göre ise iĢ kazası, “önceden planlanmamıĢ, kiĢisel yaralanmalara, maddi zarara ve üretimin durmasına sebep olan olay”dır (www.csgb.gov.tr, 2015).
ĠSG çalıĢmalarında sıkça kullanılan bazı temel terimler ILO tarafından kısaca aĢağıdaki gibi tanımlanmaktadır (ILO, Investigation Guide, 2015: 4):
ĠĢ Kazası (Occupational Accident): ĠĢ esnasında ya da yapılan iĢ nedeniyle
meydana gelen ölümcül yahut ölümcül olmayan bir yaralanmaya neden olan olaydır. Örneğin yüksekten düĢme ve çalıĢmakta olan bir makineyle temas gibi. Meslek Hastalığı (Occupational Disease): Bir iĢ esnasında ortaya çıkan zararlı
etkilere maruz kalınması nedeniyle meydana gelen her türlü hastalıktır. Örneğin ahĢap tozuna veya kimyasal bileĢiklere maruz kalmaktan kaynaklanan astım gibi.
Tehlikeli Olay (Dangerous Occurrence): Ulusal yasa ve yönetmelikler çerçevesinde önceden tanımlanmıĢ, çalıĢanlara yahut topluma yaralanma ve hastalık gibi Ģekillerde zarar verme potansiyeli olan bir olaydır. Örneğin devrilerek sadece maddi zarara neden olan bir vinç gibi.
Ramak kala vaka (Near-miss Incident): Ulusal yasa ve yönetmelikler çerçevesinde önceden tanımlanmıĢ olup olmamasına bakılmaksızın çalıĢanlara yahut topluma zarar verebilecek ancak zararsız atlatılmıĢ olaydır. Örneğin örülmekte olan bir duvardan düĢen bir tuğla gibi.
Tehlike (Hazard): Zarar verme potansiyeli olan her Ģeydir. Örneğin kimyasallar, elektrik, merdiven üstünde çalıĢmak, güvenlik önlemi alınmamıĢ bir makine, açık bir çekmece, fazlasıyla çaba gerektiren stresli bir iĢ gibi.
Risk (Risk): Yukarıda sayılanlar gibi pek çok tehlikeden bireylerin zarar görmeleri anlamında düĢük ya da yüksek olasılık ve bu olasılığın gerçekleĢmesi halinde meydana gelebilecek zararın büyüklüğünün göstergesidir.
Avrupa Birliği istatistik kurumu EUROSTAT bünyesinde sürdürülen Avrupa ĠĢ Kazası Ġstatistikleri-ESAW projesi iĢ kazasını iĢ esnasında gerçekleĢen, fiziksel ya da ruhsal zarara sebep olan münferit olay Ģeklinde tanımlarken, ölümcül ve ölümcül olmayan Ģeklinde bir ayırım yapmaktadır. Buna göre ölümcül olmayan iĢ kazaları, en az dört günlük iĢ devamsızlığına neden olan ve bazı kaynaklarda “ciddi iĢ kazası” olarak adlandırılan kazalardır. Ölümcül olanlar ise, kurbanın bir yıl içerisinde ölümüne neden olan kazalardır. Ölümcül olmayan kazalar insanların kalıcı Ģekilde engelli olmalarına, iĢgücü piyasasından çıkmalarına ve iĢsiz kalmalarına neden olabileceği için ayrıca ciddi anlamda iĢ günü kaybına neden oldukları için çalıĢanlar ve aileleri için yüksek maliyetleri beraberinde getirmektedir (http://ec.europa.eu, 2016).
“ĠĢyerinde veya iĢin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen özre uğratan olay” Ģeklinde tanımlanmaktadır.
5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda iĢ kazası ayrıntılı bir Ģekilde açıklanmıĢ ve 13. Maddesinde baĢlıklandırılarak aĢağıdaki gibi tanımlanmıĢtır:
Sigortalının iĢyerinde bulunduğu sırada,
ĠĢveren tarafından yürütülmekte olan iĢ nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalıĢıyorsa yürütmekte olduğu iĢ nedeniyle,
Bir iĢverene bağlı olarak çalıĢan sigortalının, görevli olarak iĢyeri dıĢında baĢka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl iĢini yapmaksızın geçen zamanlarda,
Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iĢ mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
Sigortalıların, iĢverence sağlanan bir taĢıtla iĢin yapıldığı yere gidiĢ geliĢi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.
ĠĢ sağlığı ve güvenliği çalıĢmalarının ikinci unsurunu ise iĢ sağlığı konusu oluĢturmaktadır. Ani Ģoklar yaratan özellikle ölümlü kazalar, kamuoyunun daha fazla dikkatini çekmekte ve iĢ sağlığı ve güvenliği denince ilk akla gelen sorun iĢ kazaları olmaktadır. Ancak iĢyerindeki sağlık koĢullarının çalıĢanlar üzerindeki etkileri ve meslek hastalıkları gibi konular da aynı derecede önem arz etmektedir. Yiğit (2013), üretim teknolojileri ve kimyasallarındaki geliĢmelerden dolayı meslek hastalıklarının günümüzde iĢçi sağlığını iĢ kazalarından çok daha fazla tehdit ettiğini belirtmektedir (Yiğit, 2013: 33). Bu bağlamda iĢ sağlığının tanımına bakıldığında konunun geniĢ kapsamı fark edilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), sağlığı, “…yalnız hastalık ve sakatlığın olmaması değil, bedensel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hali” olarak tanımlamaktadır (Aktay, 2011: 3). Dolayısıyla “iĢ sağlığı” kavramının geniĢ bir çerçevede anlaĢılması sadece görünen hastalık ve kazalar ile sınırlı düĢünülmemesi ve çalıĢanın sosyal ve psikolojik iyiliğinin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Böyle düĢünüldüğünde iĢ sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi gereken sektörler ve iĢ kollarının genel olarak bilinenden çok daha çeĢitli olduğu ortaya çıkmaktadır.
5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Madde 14‟te meslek hastalığı “Meslek hastalığı, sigortalının çalıĢtığı veya yaptığı iĢin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya iĢin yürütüm Ģartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir” Ģeklinde tanımlanmaktadır.
Bir hastalığın meslek hastalığı sayılabilmesi için yapılan iĢ ile doğrudan bağlantılı olması gerekmektedir. BronĢit olan her çalıĢanın bu durumu meslek hastalığı sayılamayacağı gibi kanserojen maddeler kullanan bir iĢyerinde çalıĢan kiĢinin kansere yakalanmasının meslek hastalığı sayılamayacağını ifade etmek de doğru değildir. Öte yandan ağır çalıĢma koĢullarından etkilenerek aniden hastalanan bir çalıĢanın durumu iĢ kazasına bir örnek teĢkil etmektedir. Örneğin maden ocağında havalandırma tesisatındaki bir arıza neticesinde rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan bir iĢçinin tedavi olarak iĢe dönmesi yahut hayatını kaybetmesi iĢ kazası olarak değerlendirilmektedir. Aynı iĢ yerinde yeterli havalandırma yapılmaması neticesinde yıllar sonra silis tozları nedeniyle silikoz hastalığına yakalanan bir maden iĢçisinin durumu ise meslek hastalığına bir örnektir (Yiğit, 2013: 33). Kısacası bir sağlık probleminin meslek hastalığı sayılması için yapılan iĢ ile yaĢanan sağlık problemi arasında bir sebep-sonuç iliĢkisi söz konusu olmalı ayrıca sorun uzun vadeli bir süreç içerisinde ortaya çıkmıĢ olmalıdır.
ILO-WHO ĠĢ Sağlığı Ortak Komitesi‟ne göre iĢ sağlığı kavramının üç temel hedefini aĢağıdaki gibi sıralamak mümkündür (Encyclopaedia of Occupational Health and Safety, Services and Practice, 1998: 16-19):
ÇalıĢanların sağlık durumları ve çalıĢma kapasitelerinin artırılması ve sürekli olarak izlenmesi,
ĠĢin ve iĢyeri ortamının iĢ sağlığı ve güvenliği standartlarına uygun hale getirilmesi,
ĠĢ yerindeki örgütlenme ve çalıĢma kültürünün iĢ sağlığı ve güvenliğini destekleyecek Ģekilde geliĢtirilmesi.
Ayrıca ILO/WHO ĠĢ Sağlığı Ortak Komitesi, iĢ sağlığı alanındaki çalıĢmalarının amacını hangi iĢi yaparlarsa yapsınlar bütün çalıĢanların fiziksel, zihinsel ve sosyal refahlarının mümkün olan en yüksek düzeye çıkarılması ve burada tutulmasını hedefler. Ġkinci hedef ise çalıĢma koĢullarından kaynaklanan sağlık sorunlarının önlenmesidir. Üçüncü hedef iĢçilerin iĢleriyle ilgili olan sağlığa zararlı risklerden
korunmaları, son olarak dördüncüsü ise iĢçilerin fiziksel ve biyolojik kapasitelerine uygun mesleki ortamlarda çalıĢtırılmalarıdır. Özetle temel amaç, iĢin insana, insanın da iĢine uygun hale getirilmesini sağlamak Ģeklinde dile getirilmektedir (Benjamin: 2001: 26). Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, halen dünya çapında iĢçilerin sadece %15‟inin mesleki risklerin önlenmesi, sağlık gözetimi, güvenli çalıĢma metotları eğitimi, ilk yardım ve iĢ sağlığı ve güvenliği konularında danıĢmanlık sağlayan uzmanlaĢmıĢ iĢ sağlığı hizmetlerine eriĢim imkânı bulunmaktadır (www.who.int, 2006).
1980‟li yıllarda ivme kazanan sürdürülebilir kalkınma kavramı çerçevesinde WHO, iĢ sağlığı kavramının çevre sağlığından ayrı düĢünülemeyeceği yaklaĢımını benimsemiĢ ve disiplinler arası bir paradigma ortaya koymuĢtur. Bu bağlamda iĢ sağlığı uygulamalarının geliĢimi temel olarak üç seviyede gerçekleĢen beĢ prensip çerçevesinde değerlendirilmiĢtir. Günümüzde, geliĢmiĢ ve iĢ kazası oranlarını en düĢük düzeylere çekmeyi baĢarmıĢ ülkelerin sahip oldukları prensiplerin temeli ve bu prensiplere iliĢkin somut uygulamaları ortaya çıktıkları yıllara göre aĢağıda Tablo 1.1‟de görülmektedir (Encyclopaedia of Occupational Health and Safety, 1998: Cilt 16, 20-21):
Tablo 1.1: ĠĢ Sağlığı Kavramının Tarihsel GeliĢimi. Prensipler
Düzeyler Önleme Koruma Adaptasyon Destek Zarar azaltma
Bireyler Kazaların önlenmesi ve endüstriyel hijyen 1920‟ler Endüstriyel tıp KiĢisel koruyucu ekipman 1930lar ĠĢin bilimsel organizasyonu ĠĢ analizi 1950ler ĠĢgören destek programları 1950ler Tedavi tazminat 1910lar Gruplar (maruz kalanlar, özel ihtiyacı olanlar) Güvenli ve sağlıklı çalıĢma çevresi YerleĢik güvenlik (Built-in safety) 1970ler Mesleki tıp makine koruyucuları (machine guarding) 1940lar Tasarım ve ergononomi 1950ler ĠĢçi sağlığı destek programları Workers‟health promotion programmes 1980ler Acil durum planlaması ve hazırlıkları 1970ler Toplum ve Tüm ÇalıĢanlar (temel sağlık hizmetleri prensipleri) Kontrol teknolojileri Çevresel sağlık yönetimi 1970ler Çevre sağlığı Epidemiyoloji Koruyucu sağlık 1960lar Uygun teknolojiler, Tüketicinin korunması 1970ler Sağlık eğitimi ve destek programları 1970ler ĠyileĢtirici sağlık hizmetleri Rehabilitasyon 1920ler Kaynak: Encyclopaedia of Occupational Health and Safety, Services and Practice‟ten adapte edilmiĢtir (1998: 16/20-21).
Görüldüğü üzere sanayileĢmiĢ batı ülkelerinde ĠSG çalıĢmaları dar kapsamlı baĢlamıĢ ve zaman içerisinde konunun farklı yönleri ele alınarak sadece çalıĢanlar değil
tüm toplumun göz önünde bulundurulması gerektiği anlaĢılmıĢtır. Ayrıca sadece mühendislik disiplini çerçevesinde yürütülen çalıĢmaların yeterli olamayacağının farkına varılmıĢ, tıp, çevrebilim, ergonomi ve eğitim disiplinlerinden de yardım alınmaya baĢlanmıĢtır.
1.2. Ġġ SAĞLIĞI VE GÜVENLĠĞĠNĠN ÖNEMĠ VE MEVCUT DURUM
Son yıllarda Türkiye‟de iĢ sağlığı ve güvenliği koĢullarının iyileĢtirilmesi açısından önemli adımlar atılmaktadır. GeliĢmekte olan bir ülke olarak Türkiye ister istemez geliĢmiĢ batı ülkelerinin geçtiği yollardan geçerek özellikle üretim ve sanayi sektöründe yoğun bir Ģekilde sanayileĢmenin getirdiği sosyal sorunlar ile yüzleĢmektedir. Ne yazık ki geliĢmiĢ ülkelerin insana verdikleri değeri artırarak iyileĢtirdikleri çalıĢma koĢullarının örnek alınması benzer Ģekilde Türkiye‟de de büyük büyük can ve mal kaybına neden olan vakalar gerçekleĢene ve siyasetçiler açısından ciddi kamuoyu baskısı oluĢana dek söz konusu olamamıĢ, bu doğrultuda yürütülen çalıĢmalar iveme kazanamamıĢtır. Güncel duruma bakıldığında iĢ sağlığı ve güvenliği konusunda Türkiye‟de teknolojik ve hukuki önlemlerin yanı sıra sosyal açıdan da daha fazla çalıĢma yapılması gerektiği görülmektedir.
ILO ve Dünya Sağlık örgütünün çabalarına rağmen sorun küresel anlamda azımsanamayacak boyutlardadır. Dünyada her 15 saniyede bir iĢçi, her gün ise yaklaĢık 6 bin 300 kiĢi iĢ kazası veya meslek hastalıkları nedeniyle yaĢamını kaybetmektedir. Her yıl yaklaĢık olarak 360 bin kiĢi iĢ kazası, 1 milyon 950 bin kiĢi ise meslek hastalıklarından dolayı yaĢamını yitirmektedir. Her yıl 270 milyon iĢ kazası meydana gelmekte ve 160 milyon kiĢi meslek hastalığına yakalanmaktadır (TMMOB, 2014: 1). Ölüm ve yaralanmaların büyük kısmı, nüfusun çoğunluğunun tarım, balıkçılık ve madencilik gibi yüksek riskli sektörlerde çalıĢtığı geliĢmekte olan ülkelerde gerçekleĢmektedir. Dünyanın her yerinde en yoksul ve en az korunan gruplar olarak kadın, çocuk ve göçmen iĢçiler bu olumsuz koĢullardan en çok etkilenen gruplardır (Ar, 2015: 419).
Türkiye iĢ kazaları konusunda Avrupa ve dünyada ilk sıralarda, ölümlü iĢ kazalarında ise Avrupa‟da birinci, dünyada üçüncü sırada yer almaktadır. AraĢtırmalar iĢ kazalarının %98‟inin, meslek hastalıklarının ise neredeyse %100‟ ünün
önlenebileceğini gösterdiği halde gerekli önlemler alınmadığı için ne yazık ki her yıl iĢ kazaları ve meslek hastaları nedeniyle birçok insanın hayatını kaybettiğini göstermektedir (www.mmo.org.tr, 2015). ĠĢçi sağlığı ve iĢ güvenliği, 2015 yılında 16-18 Nisan tarihlerinde Adana Çukurova Üniversitesinde gerçekleĢtirilen 8. Ulusal ĠĢçi Sağlığı ve ĠĢ Güvenliği Kongresi‟nde aĢağıdaki gibi tanımlanmıĢtır (www.mmo.org.tr, 2015):
ĠĢçi sağlığı ve iĢ güvenliği bir kuruluĢun gerçekleĢtirdiği faaliyetlerden etkilenen tüm insanların (çalıĢanların, geçici iĢçilerin, alt yüklenici çalıĢanlarının, ziyaretçilerin, müĢterilerin ve iĢyerindeki herhangi bir kiĢinin) sağlığını korumayı ve iĢ güvenliğini sağlamayı, bir baĢka ifadeyle; iĢyerinde meydana gelebilecek iĢ kazası ve meslek hastalıkları gibi her türlü riske karĢı gerekli ve yeterli tedbirleri almayı, bu husustaki Ģartları yerine getirmeyi ve bu hedefleri yerine getirmeye yardımcı olabilecek tüm araç-gereçlerin eksiksiz bulundurulmasını öngören, çalıĢma yaĢamının en temel unsurlarından biridir.
Söz konusu Kongre‟nin sonuç bildirgesinde Türkiye‟de iĢ kazası sonucu sürekli iĢ göremezlik sayısında belirgin bir artıĢ olduğu dile getirilmiĢtir. ĠĢ kazası sonucu ölüm sayısı 2004 yılında 543 iken, 2013 yılında 1.360‟a ve 2014 yılında ise 1.886‟ya yükselmiĢtir. ĠĢ kazası sonucu ölümler, 2013 yılında 2012‟ye kıyasla yüzde 83 oranında artmıĢtır. 2012 yılı iĢ kazası sayısı 74.871 iken, 2013 yılında iĢ kazası sayısı 191.389 olmuĢtur. 2013 yılında 2012 yılına göre iĢ kazalarında yüzde 291 oranında artıĢ olmuĢtur. Meslek hastalıklarında Türkiye‟nin durumu trajik olarak nitelenmekte, meslek hastalığına yakalanan çalıĢanların sayısının gerçeğinden çok düĢük gösterildiği iddia edilmektedir. 2013 yılında çalıĢan sigortalı sayısına göre yaklaĢık 75 bin civarında meslek hastalığı tespit edilmesi gerekirken, SGK istatistiklerinde tespit edilen meslek hastalığı sayısının 371 olmasının bir çeliĢki arz ettiği belirtilmektedir (www.mmo.org.tr, 2015). Sayısal sonuçlardaki bu uyumsuzluğu, SGK kayıtlarının sadece sigortalı iĢçileri kapsaması ve sigortasız çalıĢanlar ile kayıtlara geçmemiĢ vakaları içermemesi ile açıklamak mümkündür.
Avrupa ülkeleri arasında, iĢ kazası istatistiklerindeki uyumu sağlamak üzere 1990 yılında, “Avrupa ĠĢ Kazası Ġstatistikleri (European Statistics on Accidents at Work- ESAW)” adlı bir proje baĢlatılmıĢtır. ESAW metodolojisine göre Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından düzenlenen 2014 ve 2015 yıllarında maden sektöründe iĢ kazası geçiren sigortalı iĢçi sayıları Tablo1.2‟de verilmiĢtir:
Tablo 1.2: Türkiye‟de Maden Sektöründe ĠĢ Kazası Geçiren Sigortalı ĠĢçi Sayıları. 2014 2015 Kömür ve linyit çıkarılması faaliyetlerinde oluĢan iĢ kazası sayısı 10.026 7429 Ham petrol ve doğalgaz çıkarımı faaliyetlerinde oluĢan iĢ kazası sayısı 165 84 Metal cevheri madenciliği faaliyetlerinde oluĢan iĢ kazası sayısı 1030 997 Diğer madencilik ve taĢ ocakçılığı faaliyetlerinde oluĢan iĢ kazası sayısı 1557 1639 Madenciliği destekleyici hizmet faaliyetlerinde oluĢan iĢ kazası sayısı 271 271
Kaynak: www.sgk.gov.tr, 2016 ve 2017 yılı verileri.
Sonuç itibarıyla toplamda maden sektörü için 2014 yılı iĢ kazası geçiren iĢçi sayısı 13.049 olarak kayıtlara geçmiĢtir. Bu dönem için en yüksek sayıdaki iĢ kazası vakası madencilik sektöründe kaydedilmiĢ olup bu sektörü sırasıyla metal-makine, inĢaat ve kara taĢımacılığı sektörleri takip etmiĢtir. Meslek hastalığına yakalanan ve SGK kayıtlarına geçen iĢçi sayısı sadece kömür ve linyit çıkarılması faaliyetlerinde çalıĢanlar için 19, diğer madencilik ve taĢ ocakçılığı faaliyetleri kapsamında ise 2 olup, diğer ilgili baĢlıklar altında meslek hastalığına yakalanan iĢçi sayısı belirtilmemiĢtir (www.sgk.gov.tr, 2016).
2014 yılının tüm sektörler için toplam iĢ kazası geçiren çalıĢan sayısı 221.366 olarak SGK kayıtlarına geçmiĢ, bunlardan 193.192‟si erkek 28.174‟ü kadın iĢçilerdir. Meslek hastalıkları açısından bakıldığında, 470‟i erkek ve 24‟ü kadın olmak üzere toplam 494 sigortalı iĢçinin meslek hastalığına yakalandığı ifade edilmektedir. Ġller bazında değerlendirildiğinde ise en yüksek iĢ kazası geçiren iĢçi sayısı 46.559 ile Ġstanbul ilinde kaydedilmiĢ, bu ili 20.814 ile Ġzmir takip etmiĢtir. Bu sayı Kütahya ili için 2.165‟i erkek ve 196‟sı kadın olmak üzere toplam 2.361 iĢçi olarak kaydedilmiĢtir (www.sgk.gov.tr, 2016).
ESAW metodolojisine göre, Avrupa Birliği için Nisan 2015 tarihinde güncellenen istatistiki verilere bakıldığında, 2012 yılında AB ülkelerinde en az dört günlük iĢe devamsızlığa neden olan yaklaĢık 2.5 milyon ölümcül olmayan iĢ kazası ile 3.515 ölümcül iĢ kazası meydana gelmiĢtir. 2009 yılı verileri ile kıyaslandığında bu rakamlar ciddi anlamda bir düzelme ve geliĢme söz konusu olduğunu göstermektedir. 2009‟da ölümcül olmayan kazaların sayısı 2012 yılı ile karĢılaĢtırıldığında yaklaĢık 313.000 vakalık bir azalma ve ölümcül kazaların sayısında ise 310 vakalık bir azalma olmuĢtur. Bu açıdan AB ülkeleri için iĢ kazaları konusunda olumlu bir geliĢme olduğundan bahsetmek mümkündür. Kadın ve erkekler açısından değerlendirildiğinde,
ölümcül olmayan kazaların 5 tanesinden 4‟ünde, ölümcül kazaların ise her 20 tanesinden 19‟unda erkeklerin kazaya maruz kaldıkları tespit edilmiĢtir (http://ec.europa.eu, 2016). AB ülkeleri arasında ölümcül olmayan kazalara vaka sayısı açısından bakıldığında ise en yüksek sayılar sırasıyla Almanya (709.940), Fransa (461.376), Ġspanya (281.045) ve Ġtalya (274.040) için kaydedilmiĢ, ölümcül kazalarda ise, bu sıralama Fransa (524), Almanya (473), Ġtalya (469) ve Polonya (303) Ģeklinde gerçekleĢmiĢtir (http://ec.europa.eu, 2016).
2012 yılı için SGK verilerine bakıldığında, Türkiye‟de kaydedilen toplam iĢ kazası geçiren iĢçi sayısı 74.871 olup, bunların 2.209‟u ölümcül olmayan (sürekli iĢ göremezlik sayısı) ve 745‟i ölümcül kaza (ölüm sayısı) olarak açıklanmıĢtır (www.sgk.gov.tr, 2012). Görüldüğü gibi ölümcül iĢ kazaları açısından bakıldığında, Türkiye‟de kendinden daha ileri sanayileĢme düzeyindeki Avrupa ülkelerine kıyasla çok daha fazla sayıda iĢ kazası sonucu ölüm gerçekleĢmiĢtir.
Ar (2015), Türkiye‟de madencilik sektörü için özel ve kamu iĢletmelerindeki kaza oranlarını kıyasladığı çalıĢmasında, kamu sektöründeki rakamlara kıyasla özel sektördeki iĢ kazası vakalarının sayısındaki yüksekliğe dikkat çekmiĢ, bu farkı özelleĢtirmeler ve denetleme sistemindeki yetersizlikler ile açıklamıĢtır. Ülkede yıllık iĢ kazası ortalamasının 73.937, ölüm vakalarının ortalamasının ise 1.152 olduğunun belirtildiği çalıĢmada bu sayılarının AB ortalamaları ile karĢılaĢtırıldığında son derece yüksek olduğu ifade edilmiĢtir (Ar, 2015: 424).
Ülke mevzuatında yapılan en son değiĢiklikler, iĢyerinde önleme ve korumayı öncelikli konular arasına sokan kapsamlı hükümler içermektedir. 23 Mart 2015 tarihinde Türkiye ILO‟nun 1988 tarihli 167 sayılı ĠnĢaat Alanlarında Güvenlik ve Sağlık SözleĢmesi (The Safety and Health in Construction Convention) ile 1995 tarihli 176 sayılı Madenlerde Güvenlik ve Sağlık SözleĢmesi‟ni (The Safety and Health in Mines Convention) imzalamıĢ bulunmaktadır (http://ilo.org, 2015). Türkiye 23 milyonluk çalıĢan nüfusu ve hedeflediği ekonomik büyüme nedeniyle iĢ sağlığı ve güvenliği konularında dikkat çeken bir ülke haline gelmiĢtir. Türkiye‟de 2013 yılı itibarı ile hizmet sektörü %50 ile toplam istihdamda en yüksek paya sahip sektör iken, sanayi sektörü %26,4 ve tarım sektörü ise %23,6 paya sahiptir (TÜĠK, 2013: 9). Bu açıdan bakıldığında iĢ sağlığı ve güvenliği konusunun sadece sanayi, maden ve inĢaat sektörü ile sınırlı kalmasının artık olanaksız olduğu ve her türlü iĢletmeyi kapsadığı düĢüncesi
pekiĢmektedir.
Türkiye‟de iĢ sağlığı ve güvenliği konusunda söz konusu olan bazı temel sorunlar Yiğit (2013) tarafından Ģöyle sıralanmıĢtır (Yiğit, 2013: 16-17):
ĠĢ yerinin yapısından kaynaklanan sorunlar: Türkiye‟de faaliyet gösteren
iĢletmelerin büyük çoğunluğunun 10 kiĢiden az çalıĢanı istihdam ediyor olması ve ĠSG çalıĢmalarına ayırabilecekleri mali kaynakların sınırlı olması etkin bir iĢ güvenliği organizasyonu oluĢturulmasına imkân vermemektedir.
Yasal düzenlemelerden kaynaklanan sorunlar: Türkiye‟de ĠSG ile ilgili
yasalar ve diğer yasal düzenlemeler çok sayıda ancak birbirinden bağımsız ve koordinasyondan yoksun olduğu için yasaların uygulanması ve sorunların hukuki yollarla çözülmesi karmaĢık ve zorlu bir süreç haline gelmektedir.
Eğitimle ilgili sorunlar: Türkiye‟de sadece çalıĢanların değil genel anlamda
vatandaĢların güvenlik ve konunun önemi bağlamında eğitim ihtiyacı mevcuttur. Öte yandan eğitim sisteminde konu ile ilgili somut bir özellik gözlenememektedir.
Kaza ve hastalığa yakalanma durumunda ortaya çıkan sorunlar: Bu konu
kazalarda hızlı müdahale imkânlarının kısıtlılığının yanı sıra meslek hastalığı hastanelerinin sayısının ve imkânlarının kısıtlılığı ile ilgilidir.
Örgütlenme ve araĢtırma eksikliklerinden kaynaklanan sorunlar: Kanun ve
yönetmeliklerin uygulanması bağlamında ve özellikle denetim boyutunda söz konusu olan sorunlar Türkiye için önem arz etmektedir.
KılkıĢ (2014) ise Türkiye için en temel sorunlardan birinin küçük ve orta ölçekli iĢletmelerin (KOBĠ) ekonomideki hâkimiyeti olduğunu belirtmiĢtir. AraĢtırmacı, 2008-2012 yıllarının verilerine bakıldığında ise KOBĠ‟lerde meydana gelen iĢ kazalarının Türkiye‟de meydana gelen toplam iĢ kazaları içerisindeki oranının %51 ile % 61 arasında değiĢtiğini ortaya koymuĢtur. Bunun yanı sıra Türkiye‟deki kayıt dıĢı istihdam oranının %40 civarında olduğu göz önünde bulundurulduğunda bu rakamların çok daha yüksek olabileceğinin altını çizmektedir. Bu duruma çalıĢanların eğitim düzeylerinin düĢük olması, sendikalaĢma durumunun kısıtlı olması, hatta hiç mevcut olmaması ve ĠSG hizmetleri anlamında teĢviklerin yetersiz olması sorunu derinleĢtirmektedir (KılkıĢ, 2014: 55-56).
yasal düzenlemeler yapmaktan daha fazlasını içerdiğini belirtmek yanlıĢ olmayacaktır. Pala (2005: 21) devletin iĢ güvenliği kültürünün geliĢtirilmesi konusundaki görevlerini aĢağıdaki gibi sıralamaktadır:
Kayıt-dıĢı istihdamın ve çocuk iĢçiliğinin önlenmesi, Cinsiyet ayrımcılığının yok edilmesi,
Sosyal güvenliğin desteklenmesi,
Gelir dağılımı adaletsizliğinin azaltılması ve yeterli asgari ücret sağlanması, ĠĢyerinde çalıĢan iĢçi sayısına bakılmaksızın, her çalıĢanın ĠSG hizmetlerinden
yararlanmasının sağlanması,
Kamu sağlık hizmetlerinin düzenlenmesi,
Özellikle meslek hastalıklarının yeterli bir Ģekilde takip edilebilmesi için güvenilir bir kayıt sistemi kurulması,
Hekim iĢ müfettiĢi istihdamının yaygınlaĢtırılması,
ĠĢ kazalarının “Bilimsel” analizi ve ĠĢçi Sağlığı Enstitülerinin yaygınlaĢtırılması, Yasalar ile çalıĢanların daha fazla korunmasıdır.
Türkiye‟nin son yıllarda özellikle Suriye‟den aldığı göç ve göçmen sayıları da göz önünde bulundurulduğunda bu listeye bir madde daha eklemek doğru olacaktır:
Göçmen ve mültecilerin kayıtsız çalıĢtırılmasının önüne geçilerek onların da ĠSG çalıĢmalarında göz önünde bulundurulması.
ĠĢ kazalarının ülke ekonomisi açısından neden olduğu iĢgücü kaybı ve sosyal güvenlik sistemi üzerine yüklediği ağır maliyetlerin yanı sıra iĢ kazalarının iĢletmelere doğrudan ve dolaylı çeĢitli maliyetleri bulunmaktadır. AraĢtırmacılar tarafından bu kayıplar ile ilgili rakamların gündeme getirilmesinin temel amacı iĢverenlerin ĠSG önlemlerinden tasarruf etmeyi amaçlayan uygulamalarının kazaya neden olması durumunda neden olacağı kaybı ortaya koymaktır. Bu kayıplar aĢağıda Tablo 1.3‟te görüldüğü gibi, doğrudan ve dolaylı olmak üzere iki baĢlık altında incelenmektedir
Tablo 1.3: ĠĢ Kazalarının Neden Olduğu Kayıplar
Doğrudan kayıplar Dolaylı kayıplar
Kaza anında gerçekleĢen ilkyardım masrafları,
Kaza geçiren çalıĢana (kazalıya) ödenen geçici ve sürekli iĢ göremezlik ödenekleri ve kendisine yahut ailesine ödenen tazminatlar,
Gerekli dinlenme süreleri için ödenmesi gereken üçte iki tutarında ücret,
Mahkeme masrafları ve ölümlü kazalarda gündeme gelen cezai hükümlerin bedelleri.
Kazalının çalıĢamamasından doğan iĢgücü kaybı,
Kazalının iĢ arkadaĢlarının verdikleri aralar örneğin kaza anı ile hemen sonrasında üretime ara verilmesi,
Usta ve yöneticilerin kazanın incelenmesine ve yasal iĢlemlere ayırdıkları ve normal iĢlerine ara verdikleri zaman,
Kazalının üzerindeki iĢlerin yeniden düzenlenmesi için harcanan zaman,
Aksayan üretim neticesinde iĢ akıĢ programındaki aksamalar,
Makinelerin durması ya da hasar görmesi,
Malzeme ve hammaddenin zarar görmesi,
Kazaya uğrayan iĢçinin iĢe dönüĢünde düĢen verimi,
SipariĢlerin zamanında yerine getirilememesi nedeniyle uğranan kayıplar örneğin geç teslimden kaynaklanan cezalar ve erken teslim halinde elde edilecek olan primler,
Firmanın itibarının zedelenmesi
Ġlgili makamların soruĢturma masraflarıdır.
Kaynak: Yiğit, 2013: 55-56.
2014 yılında Ġstanbul‟da gerçekleĢtirilen 7. Uluslararası ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Konferansında iĢ yerlerinde iĢ sağlığı ve güvenliğini artırmak için sosyal güvenlik kültürünün geliĢtirilmesi gerektiği üzerinde durulmuĢtur (app.csgb.gov.tr, 2015).
Sonuç itibarı ile Türkiye‟de bir yandan iĢ sağlığı ve güvenliği konusu ile ilgili yasal düzenlemeler ve bunların uygulanmasındaki eksikliklerin giderilmesi; diğer
yandan ise çalıĢanlar, yöneticiler ve hatta toplumsal düzeyde bu konu ile ilgili farkındalığın artırılması ve kültürel bağlamda güvenliğin öncelikli bir konu olduğunun genel kabul görmesi ihtiyacı gözlenmektedir. Bu bağlamda, iĢ sağlığı ve güvenliği konusunda farkındalığın artırılması ve kalıcı davranıĢ değiĢikliklerinin sağlanması ile güvenliğin iĢ hayatının temel bileĢenlerinden biri haline getirilebilmesi için güvenlik kültürü kavramının bir araç olarak kullanılabileceği düĢünülmektedir. ĠĢ sağlığı ve güvenliği çalıĢmalarında güvenlik kültürünün bir araç olabileceği öngörülmekte ve bu aracın örgütlere uygulanabilmesi için güçlü bir örgüt kültürüne entegre edilebileceği düĢünülmektedir.
1.3. KÜRESEL DÜZEYDE Ġġ SAĞLIĞI VE GÜVENLĠĞĠ ĠLE ĠLGĠLĠ KURUMLAR VE MEVZUAT
Ülkelerarası haksız rekabet ve adaletsizlik durumu iĢ sağlığı ve güvenliği alanında ülkelerin ulusal düzeyde yaptıkları çalıĢmaların ve yasal düzenlemelerin uluslararası düzeyde yapılacak çalıĢmalar ile bazı temel standartlara kavuĢturulması ihtiyacını doğurmuĢtur. Bu bağlamda Türkiye için Uluslararası ÇalıĢma Örgütü, Dünya Sağlık Örgütü ve Avrupa Birliği iĢ sağlığı ve güvenliği alanında ortaya koydukları düzenlemeler ve kabul ettikleri belgeler ile ulusal mevzuatın belirlenmesinde etkili kuruluĢlardır (KılkıĢ, 2014: 31).
Bu bölümde dünya çapında iĢ sağlığı ve güvenliği koĢullarının belirlenmesinde etkili olan bazı kurumlar kısaca tanıtılacak, ayrıca Türkiye‟nin de imzalamıĢ bulunduğu bazı sözleĢmeler çerçevesinde Türkiye‟nin mevzuatına da yansıyan bazı standartlardan bahsedilecektir.
1.3.1. ILO-Uluslararası ÇalıĢma Örgütü (International Labor Organization)
ĠĢ sağlığı ve güvenliği konusunda ilk akla gelen kurum kuĢkusuz ILO‟dur. Kurucu misyonunu “ÇalıĢma yaĢamında barıĢ refah açısından vazgeçilmezdir.” Ģeklinde özetleyen ILO bu doğrultuda gerçekleĢtirdiği faaliyetleriyle sosyal adaletin yanı sıra uluslararası planda tanınan insan ve emek haklarını gerçekleĢtirmek için çalıĢmaktadır (www.ilo.org, 2016). ILO‟nun en önemli çalıĢma alanlarından biri çalıĢma hayatı ve sosyal koĢullar ile ilgili uluslararası standartların oluĢturulmasıdır. Günümüze kadar
gerçekleĢtirdiği çok sayıda uluslararası sözleĢme ve tavsiye kararının yaklaĢık 70 tanesi iĢ sağlığı ve güvenliği ile ilgilidir. Uluslararası sözleĢmeler onaylayan ve taraf olan devletler açısından bağlayıcıdır ve sözleĢme ile tanınan hakların yerine getirilmesi bir zorunluluktur (Akpınar, 2014: 9).
BirleĢmiĢ Milletler bünyesinde faaliyet gösteren ILO 1919 yılında, Birinci Dünya SavaĢı‟na son veren Versay anlaĢması kapsamında kurulmuĢtur (www.ilo.org, 2016). BirleĢmiĢ Milletler bünyesinde varolan, çalıĢma ve iĢ dünyası konularında uzmanlaĢmıĢ bir ajans olarak ILO üye devletler için uluslararası çalıĢma standartlarını belirler, iĢ hayatındaki hakları destekler, insana yakıĢan istihdam fırsatlarını artırmak için çaba gösterir ve son olarak sosyal korumanın geliĢtirilmesi ve iĢ dünyasında diyalogun güçlendirilmesi için faaliyetler yürütür. 1944 Tarihli Filedelfiya Bildirgesine göre ISG konusunda üye ülkelere destek sağlama görevini ILO üstlenmiĢtir. Uluslararası asgari çalıĢma standartlarının ve ILO‟nun geniĢletilmiĢ politikalarının belirlenmesi için her yıl Uluslararası ÇalıĢma Konferansı toplanmaktadır. Bu konferanslarda ayrıca üye ülkelerdeki çalıĢanların ve iĢ dünyasının sorunlarının tartıĢıldığı forumlar da gerçekleĢtirilmektedir (Baloğlu, 2013: 35-36). Bu bağlamda ILO hükümetleri, iĢverenleri ve iĢçileri bir araya getiren eĢsiz bir platformdur (ILO Information Leaflet, 2016). ILO‟nun bu üç taraflı yapısı, tüm kadınlar ve erkekler için insana yakıĢır iĢlerin yaygınlaĢtırılması açısından benzersiz bir platform sunmaktadır. ILO‟nun dört stratejik hedefi bulunmaktadır. Bu hedefler aĢağıda sıralanmıĢtır (www.ilo.org, 2016):
ÇalıĢma yaĢamında standartların, temel ilkelerin ve hakların yaygınlaĢtırılması ve yaĢama geçirilmesi.
Kadınların ve erkeklerin insana yakıĢır iĢlerde çalıĢıp insana yakıĢır kazanç sağlayabilmeleri için gerekli olanakların artırılması.
Herkes için sosyal korumanın kapsamının geniĢletilmesi ve etkililiğinin artırılması ve
Üç taraflılığın ve sosyal diyalogun güçlendirilmesidir.
ILO sahip olduğu, insana yakıĢır iĢ, geçim ve saygınlık ihtiyaçlarına yanıt verme çabalarıyla geçen yaklaĢık doksan yıllık süreçte, çalıĢma yaĢamına iliĢkin eĢsiz
bir uzmanlık ve deneyim edinmiĢtir. ILO, üç bileĢenine ve bir bütün olarak topluma çeĢitli Ģekillerde hizmet etmektedir. Bunlardan bazıları aĢağıdaki gibi özetlenebilir (www.ilo.org, 2016):
Temel insan haklarının gözetilmesine, çalıĢma ve yaĢam koĢullarının iyileĢtirilmesine ve istihdam fırsatlarının güçlendirilmesine yönelik uluslararası politika ve programlar geliĢtirmek,
Uygulamaların denetlenmesine yönelik kendine özgü bir sistemle desteklenmek üzere uluslararası çalıĢma standartlarının belirlemek,
Bu politikaların etkili biçimde uygulanmasında ülkelere yardım etmek üzere bileĢenlerle aktif ortaklık yoluyla hazırlanan ve uygulanan yaygın bir uluslararası teknik iĢbirliği programı hazırlamak ve
Tüm bu çabaların daha ileriye taĢınmasına destek olacak eğitim ve araĢtırma çalıĢmaları yürütmektir.
1.3.2. WHO - Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization)
Dünya Sağlık Örgütü iĢ sağlığı konusunda etkin olan ve ILO ile iĢbirliği içerisinde çalıĢan diğer bir önemli kurumdur. BirleĢmiĢ Milletler bünyesinde çalıĢan örgütün temel görevi üye ülkeler için uluslararası sağlık faaliyetlerinin koordinasyonu ve yürütülmesini sağlamaktır (www.who.int, 2016).
WHO‟nun iĢçiler için en temel sağlık hizmetlerine ve düzenlemelerine eriĢiminin sağlanması yönündeki faaliyetleri aĢağıdaki gibi özetlenebilir (www.who.int, 2016):
Birinci derece sağlık merkezlerinin iĢ sağlığı hizmetlerine eriĢim imkanı olmayan iĢçiler baĢta olmak üzere tüm çalıĢanların özel sağlık ihtiyaçlarına uygun önleyici, tedavi edici ve insan merkezli rehabilitasyon sağlamalarına yardımcı olmak.
Çok taraflı ve temel anlamda uzmanlaĢmıĢ hizmet veren iĢ sağlığı hizmetlerini güçlendirmek ve bunların birinci derece sağlık merkezleri ve sağlık hizmetleri ağının geri kalanıyla bağlantısını geliĢtirmek.
ĠĢçi sağlığı konusunda uzmanlaĢmıĢ insan kaynağının geliĢtirilerek hem birinci derece sağlık merkezleri hem de iĢ sağlığı uzmanlarının arasında artırılması için uluslararası çabaları harekete geçirmek.
WHO‟nun bu iĢ sağlığı ve güvenliği konusundaki faaliyetleri 2007 yılında Dünya Sağlık Asamblesi tarafından belirlenen ĠĢçi Sağlığı Küresel Faaliyet Planı 2008-2017 dâhilinde yürütülmektedir (www.who.int, 2015). Kısacası bu örgütün özellikle meslek hastalıklarının tespiti, gerekli önlemlerin alınması ve ilgili makamların bu konuda teĢvik edilmesi anlamında ILO‟yu desteklediğini belirtmek mümkündür.
1.3.3. EU-OSHA- Avrupa ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Ajansı (European Agency for Health and Safety at Work)
Avrupa Komisyonu‟nun önerisi ile 1994‟te kurulan Ajans iĢyerinde güvenliğin sağlanması ve sağlık bilgisi konusunda gerekli önlemlerin alınması ve koruyucu sağlık hizmetleri verilmesi konularında bilgi toplamak, bu bilgileri AB organları ve ilgili kurumlar ile paylaĢmak görevlerini üstlenmektedir. 1997 yılı itibarı ile Ajans, Avrupa çapında bir bilgi ağı oluĢturmuĢtur (Baloğlu, 2013: 33).
Avrupa çapında iĢyerlerinin daha güvenli, sağlıklı ve üretken olmasını sağlayarak iĢletmelere, çalıĢanlara ve hükümetlere faydalı olmayı amaçlayan Ajans çalıĢma koĢullarının geliĢtirilmesi için risk önleme kültürünü desteklemektedir. Ajansın faaliyetlerini ana baĢlıklar halinde aĢağıdaki Ģekilde sıralamak mümkündür (https://osha.europa.eu, 2016):
Sağlıklı iĢyeri kampanyaları: Ġki yılda bir düzenlenen farkındalık
kampanyalarıdır.
Ġnternet Üzerinden EtkileĢimli Risk Değerlendirmesi Projesi (OIRA Project): Küçük ve orta ölçekli iĢ yerlerinde risk belirlemesi ve yönetimi
amaçları ile kullanılabilecek araçlar sağlamayı amaçlamaktadır.
ESENER AraĢtırması: Avrupa çapında iĢ yerlerinde ĠSG yönetiminin nasıl
yapılması gerektiği ile ilgili kapsamlı bir ankettir.
OSH-Wiki: ĠSG konularında doğru ve güvenilir bilgi sağlanabilmesi amacıyla internet ortamında iĢbirliği ile hazırlanan bir ansiklopedidir.
Öngörü projeleri: ĠSG kapsamında yeni ve olası risklerin değerlendirilmesi ve
duyurulması amacıyla yürütülen projelerdir.
ĠSG Genel Değerlendirmeleri: Belirli ĠSG konuları hakkında genel
değerlendirmeler ve öncelikler ile ilgili bilgilendirme çalıĢmalarını kapsamaktadır.
NAPO filmleri: Önemli ĠSG konularında çekilmiĢ basit ve eğlenceli video filmlerinin hazırlanması faaliyetleridir.
1.3.4. ENETOHS- Avrupa ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Eğitim Öğretim Bilgi Ağı (European Network Education and Training in Occupational Health and Safety)
Avrupa ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Eğitim Öğretim Bilgi Ağı (ENETOHS), iĢ sağlığı ve güvenliği eğitimi ve uzmanlığı alanındaki soru ve sorunlar hakkında deneyim alıĢveriĢi sağlayan bir platformdur. 2005-2007 yılları arasında Avrupa Komisyonu‟nun Leonardo Da Vinci Programı çerçevesinde desteklediği bir proje olarak ortaya çıkan bu platform 16 Avrupa ülkesinden 36 ortak ile çalıĢmalarını sürdürmektedir. Türkiye de bu ortaklardan biri olup ĠSGÜM (ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Merkezi) ile temsil edilmektedir. ENETOHS amacını “Avrupa‟da iĢ sağlığı ve güvenliğini koruma alanındaki eğitim ve uzmanlaĢma uygulamalarında ortak bir kalite güvenliği oluĢturulmasına katkıda bulunmak ve iĢ sağlığı ve güvenliğinin eğitim sistemiyle yüksek nitelikli bütünleĢmesini sağlamak bakımından bir itici güç oluĢturmak” olarak tanımlamaktadır. Bu bağlamda ENETOHS‟un çalıĢmaları aĢağıdaki hedef kitleleri kapsamaktadır (ENETOHS Newsletter 6, www.enetohs.net, 2016):
Avrupa‟daki kaza sigortası kurumları bünyesindeki öğretim elemanları ve eğitimciler,
Genel öğrenim kurumları ile meslek öğrenimi kurumlarındaki eğitim-öğretim personeli (gündüz kreĢlerindeki personel, öğretmenler, yetiĢtiriciler, yüksekokul öğretmenleri, serbest eğiticiler),
Kanaat önderleri (Multiplikatörler) ve politik karar alıcılar (dernek temsilcileri, bakanlıklar, sosyal iĢ ortakları, AB Komisyonu).
Bu platform, özellikle iĢ sağlığı ve güvenliği eğitimleri bağlamındaki projeleri ve mevcut eğitim programları ile Avrupa Birliği ülkelerinde önemli ilerlemelere
önderlik etmiĢtir ve Türkiye‟de sık sık eleĢtirilen ve yetersiz bulunan ĠSG eğitimleri anlamında bu platformdan faydalanılması mümkündür. Birçok kaynakta iĢ kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesinde anahtar rol üstlenen ve temel çözüm yollarından biri kabul edilen ĠSG eğitimleri her ne kadar kültürel özellikler çerçevesinde her ülkede kendine özgü Ģekillerde mevcutsa da farklı ülkelerde faydası ortaya konmuĢ eğitim yaklaĢımlarından faydalanılmasının etkili olabileceği söylenebilir. ĠĢ kazası ve meslek hastalıklarının AB ülkelerinde azaltılmasında eğitimin önemli bir rol oynamakta olduğunu belirtmek yanlıĢ olmayacaktır.
1.3.5. ISSA- Uluslararası Sosyal Güvenlik Birliği (International Social Security Association)
Uluslararası Sosyal Güvenlik Birliği dünya çapında sosyal güvenlik ajansları ve örgütlerini bir araya getiren bir kuruluĢtur. Sosyal güvenlik alanında uluslararası iĢbirliğini sağlamak amacı ile 1927 yılında dünyanın farklı ülkelerinde sosyal güvenlik sistemini yürüten yasal sorumluluk üstlenmiĢ idari kurum ve kuruluĢları bir araya getiren bir örgüt olarak kurulan ISSA 150 ülkeden 340 üyeye sahiptir. Amacı sosyal güvenlik eğitiminde mükemmelleĢmeyi sağlamak ve böylece küreselleĢen dünyanın sosyal boyutu olarak dinamik sosyal güvenliği desteklemektir. Dünya çapında dinamik sosyal güvenlik sistemlerinin kurulmasına destek olmak amacıyla üyelerine bilgi eriĢimi, uzman tavsiyesi, iĢ standartları, pratik kılavuzlar ve iletiĢim platformları sağlamaktadır (www.issa.int, 2016).
BirleĢmiĢ Milletlerin bir üyesi ve Avrupa Birliği aday ülkesi olarak birçok ülke gibi Türkiye‟yi de bağlayan bazı temel yasal düzenlemeler mevcuttur. Bu kısımda bu düzenlemelerden kısaca söz edilmektedir.
1.3.6. ĠĢçi Sağlığı Küresel Faaliyet Planı (The Global Plan of Action on Worker’s Health 2008-2017)
Bu planda iĢçi sağlığının sadece iĢyerindeki tehlikeler ile değil, sosyal ve bireysel koĢulların yanı sıra sağlık hizmetlerine ulaĢabilme imkânları tarafından belirlendiği belirtilmiĢ, müdahalelerin iĢyerindeki tehlikeler ile ilgili temel önlemlerin alınması ve daha sağlıklı iĢ yerleri geliĢtirilmesi ile sınırlı kaldığı ortaya konmuĢtur (WHO Publication, 2007: 3). Bu belge ile BirleĢmiĢ Milletler tüm Üye Devletlerine