Farklı bölümlerde öğrenim görmekte olan son sınıf üniversite öğrencilerinin yenilenebilir enerji kaynakları hakkındaki farkındalıkları

Tam metin

(1)
(2)
(3)

2

FARKLI BÖLÜMLERDE ÖĞRENİM GÖRMEKTE OLAN SON SINIF ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI

HAKKINDAKİ FARKINDALIKLARI

HATİCE İLKNUR TİFTİKÇİ

YÜKSEK LİSANS TEZİ İLKÖĞRETİM ANA BİLİM DALI

FEN BİLGİSİ ÖĞRETMENLİĞİ BİLİM DALI

GAZİ ÜNİVERSİTESİ

EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

(4)

i

TELİF HAKKI ve TEZ FOTOKOPİ İZİN FORMU

Bu tezin tüm hakkı saklıdır. Kaynak göstermek koşuluyla tezin teslim tarihinden itibaren …(…) ay sonra tezden fotokopi çekilebilir.

YAZARIN

Adı : Hatice İlknur Soyadı : TİFTİKÇİ

Bölümü : Fen Bilgisi Öğretmenliği İmza :

Teslim tarihi :

TEZİN

Türkçe Adı: Farklı Bölümlerde Öğrenim Görmekte Olan Son Sınıf Üniversite Öğrencilerinin Yenilenebilir Enerji Kaynakları Hakkındaki Farkındalıkları

İngilizce Adı: Awareness On Renewable Energy Sources For Last Class Of University Students Who Are Studying İn Different Departments

(5)

ii

ETİK İLKELERE UYGUNLUK BEYANI

Tez yazma sürecinde bilimsel ve etik ilkelere uygunluğumu, yararlandığım tüm kaynakları kaynak gösterme ilkelerine uygun olarak kaynakçada belirttiğimi ve bu bölümler dışındaki tüm ifadelerin şahsıma ait olduğunu beyan ederim.

(6)

iii Jüri onay sayfası

Hatice İlknur Tiftikçi tarafından hazırlanan “Farklı Bölümlerde Öğrenim Görmekte Olan Son Sınıf Üniversite Öğrencilerinin Yenilenebilir Enerji Kaynakları Hakkındaki Farkındalıkları” adlı tez çalışması aşağıdaki jüri tarafından oy birliği/oy çokluğu ile Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, İlköğretim Anabilim Dalı, Fen Bilgisi öğretmenliği Bilim Dalı’nda Yüksek Lisans tezi olarak kabul edilmiştir.

Danışman: Yrd. Doç. Dr. Ömer SAYLAR

Fen Bilgisi Öğretmenliği Anabilim Dalı, Gazi Üniversitesi

Başkan: Prof. Dr. Ergin HAMZAOĞLU

Fen Bilgisi Öğretmenliği Anabilim Dalı, Gazi Üniversitesi

Üye: Yrd. Doç. Dr. Nilay KESKİN SAMANCI Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalı, Gazi Üniversitesi

Tez Savunma Tarihi: 15 / 10 / 2014

Bu tezin Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, İlköğretim Anabilim Dalı, Fen Bilgisi öğretmenliği Bilim Dalı’nda Yüksek Lisans tezi olması için şartları yerine getirdiğini onaylıyorum.

Prof. Dr. Servet KARABAĞ Eğitim Bilimleri Enstitüsü Müdürü

(7)

iv

TEŞEKKÜR

Çalışmam boyunca büyük özveri içinde, her türlü destek ve yardımlarını gördüğüm tez danışmanım Yrd. Doç. Dr. Ömer SAYLAR’a, tezimin her aşamasında sabırla yardımcı olan, bilgi ve deyimleri ile yol gösteren Yrd. Doç. Dr. Nilay KESKİN SAMANCI’ya, çalışmamın daha hızlı ilerlemesinde kolaylık sağlayan Yrd. Doç. Dr. Melike ÖZER KESKİN’ e, envanterin İngilizce çevirisinde yardımcı olan Yrd. Doç. Dr. Kadriye Dilek AKPINAR’a, çalışmamın öncesinde ve sonrasında her an yanımda olan ve her türlü desteğini esirgemeyen Prof. Dr. Recep KANIT’a teşekkürü borç bilirim.

Hayatım boyunca bana maddi ve manevi destek sağlayan ve her an yanımda hissettiğim aileme ve çalışmamda emeği geçen herkese yardımlarından dolayı teşekkür ederim.

Hatice İlknur TİFTİKÇİ Ekim, 2014

(8)

v

FARKLI BÖLÜMLERDE ÖĞRENİM GÖRMEKTE OLAN SON SINIF

ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN YENİLENEBİLİR ENERJİ

KAYNAKLARI HAKKINDAKİ FARKINDALIKLARI

(Yüksek Lisans Tezi)

Hatice İlknur TİFTİKÇİ

GAZİ ÜNİVERSİTESİ

EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

Ekim 2014

ÖZ

Ülkemizde üretilen enerjinin, ihtiyacımız olan enerji miktarını karşılayamaması günümüzdeki önemli çevre sorunlarından biridir. Enerji ihtiyacının çoğunun fosil yakıt kaynakları ile sağlanması ve bu kaynakların tükenilebilir olması, yenilenebilir enerji kaynaklarının önemini artırmaktadır. Yenilenebilir enerji kaynakların (YEK) kullanılabilirliğini artırmak ise ilerde bu kaynakları kullanacak olan öğrencilere verilecek etkin bir çevre eğitimi ile mümkündür. Bu noktadan yola çıkarak bu çalışmada farklı bölümlerde öğrenim görmekte olan son sınıf öğrencilerine YEK hakkındaki farkındalıklarını öğrenmek amacıyla bir ölçek uygulanmıştır. Güvenirliği 0,944 olarak bulunan ve 39 maddeden oluşan “Yenilenebilir Enerji Farkındalık Ölçeği” (Renewable Energy Awareness Scale), Morgil, Seçken, Yücel, Özyalçın Oskay, Yavuz ve Ural tarafından 2006 yılında geliştirilmiştir. Bu ölçekte maddeler likert tipi beşli derecelendirme ölçeği formatında İngilizce olarak hazırlanmıştır. Ölçeğin bu araştırmada kullanılması için İngilizceden Türkçeye çevrisi yapılmıştır. Türkçeye uyarlanan ölçeğin güvenirlik analizi için küçük bir gruba anketin ön uygulaması yapılmış ve ölçeğin güvenirliği (Cronbach Alfa değeri) 0,70 olarak hesaplanmıştır. Araştırmada kullanılan anket 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Gazi, Afyon, Nevşehir, Kastamonu ve Aksaray Üniversitelerinde farklı bölümlerde öğrenim görmekte olan 442 son sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Elde edilen veriler öğrencilerdeki yenilenebilir enerji farkındalığının; üniversite, fakülte, bölüm, cinsiyet, akademik ortalama ve mezun oldukları lise türü değişkenleri üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla

(9)

vi

analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda Gazi Üniversitesi’nin diğer üniversitelere göre, fakülteler arasında eğitim fakültesinin fen edebiyat fakültesine göre, bölümler arasında ise Fen Bilgisi Öğretmenliğinin diğer bölümlere göre farkındalık düzeyinin anlamlı derecede daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte yenilenebilir enerji farkındalığının cinsiyete, başarı puanına ve mezun olunan lise türüne göre anlamlı bir farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır.

Anahtar Kelimeler : Yenilenebilir enerji, yenilenebilir enerji kaynakları, çevre eğitimi, Sayfa Adedi : 86

(10)

vii

AWARENESS ON RENEWABLE ENERGY SOURCES FOR LAST CLASS

OF UNIVERSITY STUDENTS WHO ARE STUDYING IN DIFFERENT

DEPARTMENTS

(M.S. Thesis)

Hatice İlknur TİFTİKÇİ

GAZI UNIVERSITY

GRADUATE SCHOOL OF EDUCATIONAL SCIENCE

Ekim 2014

ABSTRACT

It is one of the today’s major environmental problems that the amount of energy which produced in our country is not enough for our energy which we need one. It increases the importance of renewable energy sources because most of energy requirements provide from fossil fuel sources and these resources can run out. To increase the availability of renewable energy sources in the future is possible with an effective environmental education which is given to students, which will reveal the importance of these resources. Based on this point, in this study to learn awareness on renewable energy sources at last class of university students who are studying in different departments was applied a scale. Renewable Energy Awareness Scale which consists of 39 items and its reliability has found as 0,944 was developed in 2006 by Morgil, Seçken, Yücel, Özyalçın Oskay, Yavuz and Ural. The items in this scale were prepared in English and a likert-type five rating scale format. The scale is translated from English to Turkish for used it in this study. Turkish adaptation of scale was applied a small group as pre-test for its reliability analysis and the reliability of scale (Cronbach's alpha value) is calculated as 0, 70. Survey which is used in the study was applied to 442 students who are studying different sections at Gazi, Afyon, Nevşehir, Kastamonu and Aksaray Universities in the 2012-2013 academic year. Data obtained from the research was analyzed in order to examine the effect students’ renewable energy awareness in according to university, faculty, department, gender, academic average and type of high school which has graduated. At the result of the research, the level of renewable energy awareness is meaningly higher in Gazi University among other universities which survey is applied, the faculty of education between the faculties of education and science and literature which survey is applied, elementary science education among the other departments which

(11)

viii

survey is applied. On the other hand, from the point of the level of renewable energy awareness, there are no meaningly differences with sexes, academic achievement grades and types of high school which is graduated.

Key Words : Renewable energy, renewable energy resources, environment education Page Number : 86

(12)

ix

İÇİNDEKİLER

TELİF HAKKI ve TEZ FOTOKOPİ İZİN FORMU ... i

ETİK İLKELERE UYGUNLUK BEYANI ... ii

Jüri onay sayfası ... iii

TEŞEKKÜR ... iv

ÖZ ... v

ABSTRACT ... vii

İÇİNDEKİLER ...ix

TABLOLAR LİSTESİ ...xi

SİMGELER ve KISALTMALAR LİSTESİ ... xiii

BÖLÜM I ... 1 GİRİŞ ... 1 Problem Cümlesi ... 12 Araştırmanın Amacı ... 12 Araştırmanın Önemi ... 13 Varsayımlar ... 13 Sınırlılık ... 14 Tanımlar ... 14 LİTERATÜR ÖZETİ ... 15 BÖLÜM II ... 27 YÖNTEM ... 27 Araştırma Modeli ... 27 Çalışma Grubu ... 28

(13)

x

Veri Toplanma Aracı ... 30

Veri Analizi ... 31

Normallik Testi Sonuçları ... 31

BÖLÜM III ... 33

BULGULAR ve YORUM ... 33

Yenilenebilir Enerji Farkındalık Ölçeğinden Elde Edilen Veriler ... 33

Öğrencilerin Yenilenebilir Enerji Farkındalık düzeyleri nasıldır? ... 36

Araştırma Problemleri’ne İlişkin Bulgular ... 41

BÖLÜM IV ... 51 SONUÇ ve ÖNERİLER ... 51 SONUÇ ... 51 ÖNERİLER ... 56 KAYNAKLAR ... 59 EKLER ... 63

(14)

xi

TABLOLAR LİSTESİ

Tablo 3.2.1: Araştırmaya katılan öğrencilerin fakülte ve bölümlere göre dağılımı ... 28

Tablo 3.2.2: Araştırmaya katılan öğrencilerin üniversiteye göre cinsiyet dağılımı ... 29

Tablo 3.2.3: Araştırmaya katılan öğrencilerin bölümlere göre cinsiyet dağılımı ... 30

Tablo 3.2.4: Araştırmaya katılan öğrencilerin fakültelere göre cinsiyet dağılımı ... 30

Tablo 3.2.5: Toplam Puan Normallik Testleri ... 32

Tablo 4.1: Yenilenebilir Enerji Farkındalık Ölçeğinin uygulandığı öğrencilerin okudukları üniversite bakımından dağılımı ... 34

Tablo 4.2: Yenilenebilir Enerji Farkındalık Ölçeğinin uygulandığı öğrencilerin okudukları bölüm bakımından dağılımı ... 35

Tablo 4.3: Yenilenebilir Enerji Farkındalık Ölçeğinin uygulandığı öğrencilerin mezun oldukları lise türü bakımından dağılımı ... 36

Tablo 4.4: Yenilenebilir Enerji Farkındalık Ölçeğinde kullanılan maddelere öğrencilerin verdikleri cevapların frekans ve yüzdeleri ... 37

Tablo 4.5: Farklı üniversite öğrencilerinin yenilenebilir enerji farkındalık düzeylerinin karşılaştırılması (Kruskal Wallis Testi Sonuçları) ... 42

Tablo 4.6: Gazi Üniversitesi dışındaki diğer üniversite öğrencilerinin yenilenebilir enerji farkındalık düzeylerinin karşılaştırılması (Kruskal Wallis Testi Sonuçları) ... 43

Tablo 4.7: Eğitim ve Fen Fakülteleri Öğrencilerinin yenilenebilir enerji farkındalık düzeylerinin karşılaştırılması (Mann-Whitney U Testi Sonuçları) ... 44

Tablo 4.8: Farklı bölüm öğrencilerinin yenilenebilir enerji farkındalık düzeylerinin karşılaştırılması (Kruskal Wallis Testi Sonuçları) ... 45

Tablo 4.9: Fen Bölümü öğrencileri dışındaki diğer bölüm öğrencilerinin yenilenebilir enerji farkındalık düzeylerinin karşılaştırılması (Kruskal Wallis Testi Sonuçları) ... 46

(15)

xii

Tablo 4.10: Öğrencilerin cinsiyetlerine göre yenilenebilir enerji farkındalık düzeylerinin karşılaştırılması (Mann-Whitney U Testi Sonuçları) ... 47 Tablo 4.11: Başarı puanlarına göre öğrencilerin yenilenebilir enerji farkındalık düzeylerinin karşılaştırılması (Kruskal Wallis Testi Sonuçları) ... 48 Tablo 4.12: Mezun olunan lise türüne göre öğrencilerin yenilenebilir enerji farkındalık düzeylerinin karşılaştırılması (Kruskal Wallis Testi Sonuçları) ... 49

(16)

xiii

SİMGELER ve KISALTMALAR LİSTESİ

EPDK: Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu SPSS: Stastical Packet for The Social Science

PISA: Programme for International Student Assessment (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı)

p: Madde Güçlük İndeksi

YEK: Yenilenebilir Enerji Kaynağı %: Yüzde

(17)

1

BÖLÜM I

GİRİŞ

Günümüzde bireylerin topluma uyum sağlayabilmeleri için kendilerine gerekli olan bilgiyi elde etmesi, yeni bilgiler üretmesi, bilimsel düşünce yeteneğine sahip olması ve teknolojiyi günlük yaşamda kullanabilmesi gerekmektedir. Ayrıca araştırma, problem çözme, karar verme gibi yeteneklerinin de gelişmiş olması gerekmektedir. Bir bireyin bu becerilere sahip olması için de etkili bir fen eğitimi sürecinden geçmiş olması gerekmektedir. İşte bu noktada fen eğitiminin gerekliliği ortaya çıkmaktadır (Güçlüer ve Kesercioğlu, 2010). Fen eğitimi toplumu oluşturan bireylerin yaşamlarını belirlemesinde, doğru alışkanlıkların kazanılmasında, toplumların gelişmesinde ve kalkınmasında hayati bir öneme sahiptir. Bu nedenle bilim ve teknolojinin baskın olduğu böyle bir toplumda fen okuryazarlığı bir avantaj olarak düşünülebilir. Bu alanda yapılan araştırmalar fen okuryazarlığının fen eğitiminin en önemli unsuru olduğunu göstermektedir. Fen okuryazarlığı; bireylerin araştırma, sorgulama, eleştirel düşünme, problem çözme ve karar verme becerilerini geliştirmeleri ve yaşam boyu öğrenmeyi sağlamak için fenle ilgili bilgi, beceri, tutum, değer ve anlayışın bir bütünüdür. Bu bağlamda fen okuryazar vatandaşların fen ve teknoloji ile ilgili konuları okuyabilir, yazabilir ve eleştirel düşünebilir olmaları beklenmektedir (Güçlüer ve Kesercioğlu, 2010; Özdemir, 2010).

(18)

2

Fen eğitiminin günümüzde öncelikli amacı olan fen okuryazarlığı kavramı, sadece matematik ve teknolojik konularda bilgi sahibi olmak değil, bu bilgileri ve bilimsel süreçleri günlük hayatta kullanabilmek şeklinde tanımlanmaktadır (Özdemir, 2010).

Özdemir (2010) fen ve teknoloji öğretmen adaylarının fen okuryazarlığının durumunu incelediği çalışmasında öğretmen adaylarının Fen Teknoloji Toplum Çevre (FTTÇ) ilişkisini genel anlamda kavradığını ancak teknolojik gelişmelerdeki temel fen kuramlarını yani fikirsel arka planını anlayamadıklarını ortaya koymuştur. Bu durum, öğretmen adaylarının fen okuryazarlığının mevcut olgu, kavram ve ilkelere ilişkin bilgilerinin yüzeysel olmasına bağlanmıştır. Bu eksikliğin giderilmesi için öğrencilerin teknolojik gelişmelere kaynaklık eden bilimsel keşifleri ile bunların çok yönlü etkilerini anlamaları ve teknolojiyi bilinçli bir şekilde kullanmayı sağlayacak öğrenme yaşantılarına daha fazla ağırlık verilmesi gerektiğini önermiştir.

En son 2006 yılında uygulanan PISA (Programme For International Student Assesment – Uluslar Arası Öğrenci Değerlendirme Programı, 4,5,6) verilerine göre araştırmaya katılan 57 ülkeden fen bilimleri ortalama başarı puanları açısından Türkiye 47. sırada gelmiştir. Bu araştırma sonuçları değerlendirildiğinde fen eğitiminde bazı aksaklıklar olduğu söylenebilir (Cebesoy ve Dönmez Şahin, 2010).

Fen ve teknoloji eğitiminin amacı; bireyin günlük yaşamda karşılaştığı olaylara ilişkin edindiği bilgilerle yaşamını kolaylaştırmak, bireye doğayla baş edebilme becerisini kazandırmaktır. Fen ve teknoloji eğitimi ile bireylere sadece eğitim süresince yararlanabileceği bilgiler değil, günlük yaşamında ve hayatı boyunca kullanabileceği bilgiler aşılamak, mantıklı yapıcı çözümler önerebilmesini sağlamak, bilimsel düşünce becerilerinin kazandırılması ile onların fen okuryazarı bireyler olarak yetiştirilmesi de amaçlanmaktadır (Anagün, Ağır ve Kaynaş, 2010).

Anagün vd. (2010) tarafından yapılan araştırmada ilköğretim öğrencilerinin fen ve teknoloji dersinde öğrendikleri bilgileri günlük yaşama aktarmada sorunlar yaşadıkları ortaya konmuştur. Fen eğitiminde yapılan buna benzer diğer araştırmaların odak noktası; bilgilerin ve süreçlerin ezberlemekten çok öğrencilerin günlük yaşamları ile bağdaştırabileceği şekilde öğrencilere kazandırılmasıdır. Bunun için de öğretmenler, öğrencilerin bilimsel bilgileri edinme sürecinde günlük yaşamla bağlantı kurarak eğitim vermelidir. Böylece öğrencilerin edinmiş olduğu fen ve teknoloji ile ilgili bilgiler

(19)

3

ezberleyerek değil anlayarak öğrenilmiş bilgiler olacaktır ve öğrencilerin doğayı daha iyi anlamalarını sağlayacaktır.

Öğrencilerin fen ve teknoloji dersinin doğasını anlaması, bu bilgileri toplum ve çevre ile ilişkilendirmesi, bu ilişkiden elde ettiği bilgi, anlayış ve becerilerini mevcut sorunlara çözüm yolları ararken kullanması gerekmektedir (Cebesoy ve Dönmez Şahin, 2010). Çevre; canlı ve cansız varlıkların etkileşimidir. Fakat insanların çevreye zarar vermesi bu etkileşimi bozan nedenlerin başında gelmektedir. İnsan faaliyetleri sonucunda çevre ile ilgili bazı sorunlar ortaya çıkmış ve bu sorunlar artarak günümüze kadar gelmiştir. Özellikle sanayi devrimi ile makinelerin dünyaya hâkim olması sonucunda çevre sorunları daha da büyümüş ve işin içinden çıkılmaz bir hal almıştır. Bu sorunları gidermek için çevre sorunlarına sebep olan en büyük faktörün yani insanların, çevre bilinci kazanmaları gerekmektedir. Çünkü çevre bilincine sahip bireylerin artması sonucunda çevreye olan duyarlılık artmakta, çevre sorunları azalmaya başlamaktadır. Çevre bilincinin oluşmasında en önemli rol etkili bir çevre eğitimidir. Bunu gerçekleştirecek olan çevre eğitimcilerinin asıl amaçları çevre okuryazarı ve çevreye karşı duyarlı bireyler yetiştirmektir ve geliştirmektir (Bakırcı ve Artun, 2011).

Çevre eğitimi; toplumun her kesiminde yer alan bireylerin çevre bilincinin geliştirilmesi, çevreye duyarlı olmaları, kültürel değerlerin korunmasını sağlamaları, çevresel konulara aktif olarak katılmaları, sorunlara çözümler bulmaları olarak tanımlanabilir. Bir başka yönden çevre eğitimi, bireylerin yaşadıkları çevre hakkındaki bilgi ve farkındalıklarını yükseltmek için verilen eğitimdir. Çevre eğitiminin çevre hakkında duyarlı ve bilgili bir vatandaş olmasını amaçlayan disiplinler arası bir çalışma alanı olduğu da söylenebilir (Karataş ve Aslan, 2012)

Çevre eğitiminin, küreselleşen dünyadaki önemi hızla artmakta ve öğretimdeki önemi daha da belirgin hale gelmektedir. (Cebesoy ve Dönmez Şahin, 2010). Yapılan çalışmalar yaşanabilir bir çevreye sahip olabilmek için eğitimin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymuştur. Gelecek nesillere daha sağlıklı ve güvenilir bir ortam bırakmak ancak çevreye duyarlı bireylerin yetiştirilmesi ile mümkün olabilmektedir. Çevre eğitimi ile ilgili araştırmalarda çevre eğitimi alan öğrencilerin almayan öğrencilere göre çevreye yönelik bilgi ve tutumları açısından dersi alan öğrencilerin lehine bir sonuç bulunmuştur (Erökten ve Durkan, 2010).

(20)

4

Çevre eğitimi dersi verecek olan öğretmenlerin yükseköğretim düzeyinde iyi bir eğitim alması gerekmektedir. Çevreye duyarlı bireyler yetiştirmek ancak gerekli donanım ve sorumluluğa sahip öğretmenler tarafından sağlanabilir. Çünkü öğretmen adaylarının bilinçli bir birey olmaları öğretmen olduklarında yetiştirecekleri öğrencilerinde çevreye duyarlı olmalarını sağlayacaktır. Bu nedenle tüm öğretmen adaylarına günümüzde büyük bir öneme sahip olan çevre eğitimi dersi verilerek gelecek nesilleri yetiştirmede bilinçli bireyler olmaları sağlanmalıdır (Erökten ve Durkan, 2010).

Çevre sorunlarının ortaya çıkardığı olumsuzluklar bireyin alışılagelmiş düşünce ve davranışları değiştirmek ile giderilebilir. Davranış değişikliği tutum, bilgi, değer yargıların değişikliği ile mümkün olur. Dolayısıyla çevreye karşı olumlu tutum ve yargıların oluşması ancak etkili bir çevre eğitimi ile mümkündür denilebilir (Uzun ve Sağlam, 2007).

Günümüzdeki çevre eğitimi programları yeterli düzeyde değildir. Yanlış yapılandırılmış bilgiler ve kavram yanılgıları çevre eğitiminin etkin ve doğru bir biçimde verilmesini engellemektedir. Bu nedenle etkin bir çevre eğitiminin gerçekleştirilmesi ve kavram yanılgılarının giderilmesinde öğretmenlere önemli bir rol düşmektedir. Ancak yapılan araştırmalar öğretmenlerin de çevre sorunları ile ilgili bazı kavram yanılgılarına sahip olduğunu göstermektedir (Bal, 2004).

Çevre eğitiminde karşılaşılan sorunlarından biri de eğitimin sadece teoride kalması, uygulama olarak desteklenmemesidir (Bakırcı ve Artun, 2010). Öğretim programları ve okul, öğrencilerin çevre ile ilgili bilgi edinmeleri konusunda önemli birer kaynaktır, ancak tek başına yeterli değildir. Bunun yanında medya, belgeseller, aile, internet, kitaplar, çevre gezileri öğrencilerin çevre okuryazarlığına katkı sağlayan tamamlayıcı kaynaklardır. Dolayısıyla öğretmenler bu tamamlayıcı kaynakları etkin bir şekilde kullanabilmelidirler (Erdoğan, Bahar ve Uşak, 2012).

Bunun yanında etkili bir çevre eğitiminin verilmesindeki ana engel öğretmenin profesyonel gelişim eksikliğidir. Bu nedenle öğretmen eğitim programları çevre eğitimi ile ilişkili olarak desteklenmelidir. Bunun amacı, öğrencileri amatör çevreci olarak geliştirmektir (Bakırcı ve Artun, 2011).

(21)

5

Günümüzün çevre sorunlarından biri haline gelen ve giderek endişe verici bir boyuta ulaşan enerji tüketimine karşılık alternatif çözüm; çevre eğitiminin konuları arasında yer alan yenilenebilir enerji kaynaklarıdır (YEK).

Dünya enerji ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılayan fosil yakıt tüketimi hızla artmaktadır ancak bu kaynaklar bu tüketime ayak uyduramamaktadır. Enerjiye yönelik talep sabit kalsa bile fosil yakıt kaynaklarının sınırlı olması nedeniyle gelecekte tükeneceği tahmin edilmektedir (Sevim, 2011). Günümüzde gelişen teknoloji ve artan enerji ihtiyacı toplumları yeni arayışlara yönlendirmektedir. Dünya nüfusunun hızla artması ve hızlı endüstrileşme, enerji gereksinimini karşılanamaz bir boyuta ulaştırmıştır. Bu nedenle insanoğlu yeni ve yenilenebilir enerji kaynakları kullanımı ve arayışına başlamıştır (Fırat, Sepetçioğlu ve Kiraz, 2012).

Enerji; yaşamdır, bir iş yapabilmek için gerekli olan etken, iş yapabilme yeteneği ve bir güçtür. Yenilenebilir (sürdürülebilir) enerji ise; geri dönüşü olamayan çevre hasarlarına yol açmayan, ekolojik dengeyi bozmayan, bir çevirimde atık olarak kullanılan enerjiyi bir başka çevrimde girdi olarak kullanan, kuşaktan kuşağa sorunsuz devam edebilen enerjidir. Yani sürekli devam eden doğal süreçlerdeki var olan enerji akışından elde edilen enerjidir (Fırat vd., 2012).

Fırat vd. (2012) yayınladıkları araştırmalarında yenilenebilir enerji kaynaklarının (YEK) tanımını ‘‘kendi kendine ve doğal olarak yenileyen, temiz enerji kullanımı ve çevreyi korumayı destekleyen enerji kaynaklarıdır’’ şeklinde yapmışlardır. Üstün, Apaydın, Başaran Filik ve Kurban (2009) YEK’ in tanımını şöyle yapmıştır: “doğal çevrede sürekli tekrarlanan enerji akımlarının nicelik ve nitelik özelliklerini bozmayacak şekilde kullanımı veya doğanın kendi evrimi içinde, bir sonraki gün aynen mevcut olabilen enerji kaynağıdır”.

En genel anlamda yenilenebilir enerji kaynağı; enerji kaynağından alınan enerjiye eşit oranda veya kaynağın tükenme hızından daha çabuk bir şekilde kendini yenileyebilmesi ile tanımlanır. Örneğin, güneşten elde edilen enerji ile çalışan bir teknoloji bu enerjiyi tüketir, fakat tüketilen enerji toplam güneş enerjisinin yanında çok küçük kalır. En genel yenilenebilir enerji şekli güneşten gelendir. Güneş, dünyanın en önemli enerji kaynağı olarak bilinmektedir. Diğer bütün enerji kaynakları güneş enerjisinden elde edilir. Yani

(22)

6

bütün enerji kaynaklarının temelini güneş oluşturur (Fırat vd., 2012). Genel anlamda enerji kaynakları iki başlık altında toplanabilir:

Yenilenebilir enerji kaynakları a. Güneş enerjisi

b. Rüzgâr enerjisi

c. Biyokütle (biomass) enerjisi d. Hidrolik enerji

e. Jeotermal enerji f. Hidrojen enerjisi

g. Deniz kökenli(gel-git) enerji Yenilenemeyen enerji kaynakları a. Fosil yakıt temelli enerji b. Nükleer temelli enerji

Yenilenebilir Enerji Kaynakları

a. Güneş Enerjisi: Güneş, dünyamız için temiz ve tükenmez bir enerji kaynağıdır. Artan nüfus ve endüstrileşme sonucu ihtiyaç duyulan enerjinin de artmasıyla güneş enerjisine olan ilgi artmıştır. Güneş enerjisi, birtakım karmaşık nükleer reaksiyonlar sonucu ortaya çıkmakta ve dünyaya radyoaktif ışınlar haline ulaşmaktadır. Bu ışınların çoğu yeryüzüne ulaşmakta kalanı ise atmosfer tarafından absorbe edilmektedir. Bu radyoaktif enerjinin %0.01 kısmı bile kullanılsa, günümüz enerji ihtiyacı karşılanmış olur. Güneş enerjisi, ısıl ve elektriksel uygulamalarda kullanılmaktadır. Günümüzdeki mevcut teknoloji ve ekonomiklik nedeniyle daha çok ısıl amaçlı olarak kullanılmaktadır (Mazı ve İzci, 2004). Güneş enerjisinin ısıl amaçlı kullanımında; güneş enerjisinden ısı elde etme amaçlanır ve ısı doğrudan kullanılabileceği gibi elektrik üretiminde de kullanılabilir (Mazı ve İzci, 2004). Günümüzde daha çok binaların ısıtılması, soğutulması, endüstriyel bitkilerin kurutulması ve elektrik üretimi gibi amaçlar doğrultusunda kullanılmaktadır (Pehlivan, 2000).

(23)

7

Güneş enerjisinin elektriksel uygulamasında; güneşten elektrik enerjisi elde etme amaçlanmaktadır. Ancak güneş pillerinin verimlilik ve özellikle ekonomiklik açısından uygun olmaması günümüzdeki kullanımını oldukça kısıtlamaktadır (Mazı ve İzci, 2004). Güneş enerjisi sınırsız bir enerji kaynağı olmasına rağmen, ihtiyaç duyulan enerji miktarı arttıkça gereken yüzey alanı da arttığından, malzemenin çok yer kaplaması fosil yakıtları daha çok tercih edilmesine neden olmaktadır. Ayrıca coğrafi konum, sis, nem ve bulut gibi hava koşulları güneş enerjisinin yeryüzüne sürekli ve eşit olarak dağılmasını engeller. Bu nedenle güneş enerjisinin kesintili yani süreksiz bir enerji olması da tercih edilmesinde dezavantajdır (Bayram ve Bulut Bayar, 2000). Bir diğer dezavantajı da ilk andaki yatırım masraflarının yüksek olması ve isteğe bağlı kontrol edilemez olmasıdır (Çakar, Başaran Filik ve Kurban 2009).

b. Rüzgâr Enerjisi: Rüzgâr, güneşin yeryüzünü ve atmosferi farklı miktarlarda ısıtması sonucu oluşan basınç ve sıcaklık farkından oluşan; doğal, yenilenebilir, temiz ve sürekli bir enerji kaynağıdır (Çukurçayır ve Sağır, 2008). Rüzgâr enerjisi (rüzgâr türbinleri) hava hareketlerinden doğan enerjiyi yakalayarak elektrik üretiminde kullanılmak üzere mekanik enerjiye dönüştürür. Rüzgâr çiftlikleri genellikle denize kıyısı olan ya da dağlık geniş alanlara kurulur (Bayram ve Bulut Bayar, 2000).

Çakar vd. (2009), rüzgâr enerjisinin kararlı, güvenilir ve sürekli bir kaynak olmasıyla beraber gelişen teknoloji ile de birim maliyetinin düştüğünü belirtmektedir. Ayrıca dışa bağımlı olmayan bir kaynak olması da tercih edilme nedenlerindendir. Ancak rüzgâr türbinlerinin kullanımında geniş çaplı bir elektrik enerjisi üretimi için ortalama 20 adet rüzgâr türbini gereklidir ve her biri için 700-1000 m2 alana ihtiyaç vardır. Rüzgâr çiftlikleri

için geniş bir alana ihtiyaç duyulması bir dezavantaj olsa da rüzgâr türbinleri kuruldukları arazinin %5’ ini işgal etmektedir ve türbinlerin kanatları yerden oldukça yüksekte bulunmaktadır bu nedenle kalan arazi tarım, otlama ve diğer amaçlar için kullanılabilmektedir (Çukurçayır ve Sağır, 2008). Çakar vd. (2009)’ne göre rüzgâr enerjisinin diğer dezavantajları ise; görsel ve estetik açıdan olumsuz olması, gürültülü olması nedeniyle kuş ölümlerine yol açması ile radyo ve TV alanında parazitlenme yapmasıdır.

c. Biyokütle Enerjisi: Güneş enerjisinin fotosentez yoluyla bitkilerde toplanmasıyla oluşan bitkisel ve hayvansal kökenli tüm canlı organizmalara biyokütle denir. Diğer bir

(24)

8

tanımıyla, biyokütle güneş enerjisinin dolaylı formu olan organik karbondur. Biyokütleden üretilen enerji biyokütle enerjisi olarak tanımlanır (Mazı ve İzci, 2004). Biyokütle en büyük teknik potansiyele sahip olan enerji türü olarak tanımlanmaktadır.

Biomass (biyokütle) enerji kaynakları klasik ve modern olmak üzere iki çeşittir. Klasik biomass kaynakları; ormandan elde edilen yakacak odun ile bitki ve hayvan artılarından oluşur. Modern biomass kaynakları ise, enerji hammaddesi üretimi amacıyla yetiştirilecek enerji bitkileri (tatlı darı, şeker pancarı, şeker kamışı, mısır, buğday, arpa, çavdar) ve tarımsal yan ürünler ile atıkların değerlendirilmesi sonucu elde edilecek olan ısı, elektrik ve sentetik yakıt türü enerjilerdir (Bayram ve Bulut Bayar, 2000).

Biyokütle her yerde yetiştirilebilen, sosyoekonomik gelişme sağlayan, çevreye zararsız, elektrik üretiminde ve taşıtlar için yakıt olarak kullanılabilen stratejik bir enerji kaynağıdır. Güneş enerjisinde olduğu gibi biyokütle enerjisinde de kısıtlayıcı etmen arazidir. Ayrıca dağınık bir şekilde bulunan bu tarım artıklarının taşıma ve işçilik maliyeti yüksek olması biomass enerjisi için bir dezavantajdır (Çukurçayır ve Sağır, 2008).

d. Hidrolik Enerji: Suyun potansiyel enerjisini kinetik enerjiye dönüştürmesiyle elde edilen enerjidir. Hidrolik enerji yaygın olarak nehirler üzerine barajlar inşa edilerek kurulan, suyun potansiyel enerjisini elektrik üretmek için mekanik enerjiye dönüştüren enerjidir (Çukurçayır ve Sağır, 2008).

Hidrolik enerjinin alternatif bir kaynak oluşu, çevre kirliliğine neden olmaması, işletme ve bakım masraflarının az olması, ulusal bir kaynak olup dışa bağımlı olmaması, güvenilir olması tercih edilme sebeplerindendir (Çukurçayır ve Sağır, 2008). Hidroelektrik enerji güneş, rüzgâr, biyokütle gibi diğer yenilenebilir enerji kaynaklarına göre daha çok tercih edilmektedir. Bunun sebebi ise; diğer enerji kaynaklarından kısa dönmede büyük ölçüde enerji elde edilememesi ve hidrolik enerji ile aynı seviyede hizmet verememesidir. Çünkü bu türden enerji kaynakları yedek sisteme gereksinim duyan, aralıklarla işleyen kaynaklardır. Maliyet açısından bakıldığında da hidroelektrik diğer bütün enerji kaynaklarına oranla en uygunu olarak görülmektedir. Ayrıca termik santraller ve doğal gaz santralleri gibi yenilenemeyen enerji kaynaklarına göre çevresel faktörler açısından da daha avantajlıdır (Mazı ve İzci, 2004).

(25)

9

Hidroelektrik enerji üretiminin tesisin kurulduğu yere göre değişmekle beraber öncelikle yörenin sosyoekonomik durumuna göre çevre üzerinde bir etki göstermektedir. Yörenin flora ve faunası, doğal hayatı, tarihi ve kültürel değerleri santralin kurulması durumunda su altında kalabilmektedir. Yörenin bitki örtüsü su altında kaldığından hidroelektriğin, bilinenin aksine iklim değişikliğine neden olan karbondioksit ve metan üretilmesine katkıda bulunduğu dolayısıyla iklimi olumsuz yönde etkilediği üzerine ilişkin görüşler de bulunmaktadır (Mazı ve İzci, 2004).

e. Jeotermal Enerji: Yer kabuğunun derinliklerindeki ısının yer altı sularını ısıtması sonucu ısınan suyun yeryüzüne çıkması sonucu oluşan bir enerji türüdür. Günümüzde jeotermal enerjiden konutların ısıtılmasında, kaplıcalarda, seraların ısıtılmasında ve elektrik üretiminde yararlanılmaktadır (Çukurçayır ve Sağır, 2008). Yerkabuğundaki jeotermal enerjinin %1’lik kısmı enerjiye çevrildiğinde mevcut petrol ve gaz yataklarının vereceği enerjinin 500 katını verebilmektedir. Bu nedenle hidrolik ve biyokütle enerjisinden sonra 3. sırada gelmektedir (Mazı ve İzci, 2004).

Jeotermal enerji, sürekli ve kesintisiz güç üretebilir, küçük santraller halinde kurulmaya uygun, ulusal olup dışa bağımlı olmaması, fiyatı doğal gaz ve kömürlü termik santrallerle rekabet edebilecek kadar düşük, kapalı sistemlerde yaydığı emisyonun sıfır olması bir avantajdır. Bu nedenle çevreciler için vazgeçilmez bir enerji kaynağıdır (Mazı ve İzci, 2004).

f. Hidrojen Enerjisi: Fosil yakıt kaynaklarının yetersizliğine ve tükenebilirliğine karşılık olarak alternatif çözüm, en güçlü yakıt olan hidrojen enerjisidir (Mazı ve İnci, 2004). Genellikle NASA tarafından uzay çalışmalarında yakıt pili olarak kullanılmaktadır. Bununla beraber dizüstü bilgisayar, cep telefonları gibi mobil uygulamalarda, ulaşım sektöründe ve elektrik santrallerinde kullanılmaktadır.

Hidrojen evrende bol miktarda bulunan bir elementtir ve birim kütle başına düşen enerji günümüzde kullanılan enerji kaynaklarından daha fazladır. Örneğin 1lt sudan elde edilen hidrojen ile üretilen enerji 1,6lt benzinden üretilen enerjiye denktir. Hidrojenin yanma ürünü saf sudur. Bu nedenle sera gazı gibi iklim değişikliğine yol açacak gaz emisyonu sıfırdır (Mazı ve İzci, 2004). Ancak hidrojen enerjisinin su gibi hem yenilenebilir hem de fosil yakıtlar gibi yenilenemeyen enerji kaynaklarından elde etmek mümkündür. Fosil yakıtlardan elde edilen hidrojen enerjisi yaydığı sera gazı emisyonu nedeniyle yenilenebilir

(26)

10

ve çevre dostu bir enerji kaynağı değildir. Hidrojen enerjisinin yenilenebilir bir enerji kaynağı olması için enerjinin açığa çıkarılmasında kullanılan kaynağında yenilenebilir olması gerekmektedir. Ayrıca çok temiz ve yüksek verimli bir enerji kaynağı olan hidrojen enerjisinin maddi açıdan yüksek bir değere sahip olması, aşılması gereken bir problemdir (Çukurçayır ve Sağır, 2008).

h. Deniz Kökenli (Gel-Git) Enerji: Deniz kökenli enerji kaynakları dalga enerjisi, deniz akıntıları, deniz sıcaklık enerjisi ve gel-git (med-cezir) enerjileridir (Çukurçayır ve Sağır, 2008).

Günümüzde dalga enerjisi ve gel-git enerji kaynakları daha yaygındır. Okyanus ve deniz yüzeyinde rüzgârdan kaynaklanan rastgele inişli çıkışlı dalga hareketleri dalga enerjisini oluşturmaktadır. Gel-git enerjisi ise; Ay’ın az da olsa Güneş’ in Dünya’yı kütle çekim kuvveti ile çekmesi sonucunda denizde meydana gelen kabarıp alçalma hareketinden elde edilen enerjidir (Çukurçayır ve Sağır, 2008).

Günümüzde kullanılan ve hiçbir olumsuz etkisi olmayan gel-git enerjisinin bir takım dezavantajları da vardır. Bu enerji kaynağından günün belli saatlerinde enerji elde edilebilmektedir. Ayrıca sadece okyanusa kıyısı olan belli bölgelerde gel-git olayı meydana gelmektedir. Bu nedenle süreksiz yani kesintili bir enerji kaynağı olduğundan diğer yenilenebilir enerji kaynaklarına göre daha az tercih edilmektedir (Çukurçayır ve Sağır, 2008).

Yenilenemeyen Enerji Kaynakları

a. Fosil yakıt temelli enerji: Elde edilmesi kolay ve tesis kurma masraflarının düşük olması nedeniyle günümüzde en çok kullanılan enerji türlerindendir. Fosil temelli yakıtlar; kömür, linyit, doğal gaz, petrol gibi enerji kaynaklarından oluşur. Bilinen fosil temelli enerji kaynaklarının, hızlı nüfus artışından kaynaklanan enerji ihtiyacının artması nedeniyle 21. yüzyılın sonlarına doğru büyük bir bölümünün tükeneceği tahmin edilmektedir. Ayrıca bu kaynakların tüketilmesi, çevre kirliliğine, küresel ısınmaya, asit yağmurlarına ve sera gazlarının oluşmasına neden olmaktadır (Yavuz, 2000).

b. Nükleer temelli enerji: Uranyum, plütonyum gibi radyoaktif elementlerin çekirdeklerindeki enerjinin ortaya çıkarılması esasına dayanır. Günümüzde çoğunlukla sanayileşmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kullanılan nükleer enerjinin çevre üzerine etkisi,

(27)

11

fosil temelli enerji kaynaklarına göre daha azdır. Ancak nükleer enerji santrallerinin atık ürünlerinden biri olan radyoaktif maddelerin çevre kirliliği üzerinde ki olumsuz etkisi uzun sürelidir (Yavuz, 2000).

Fosil yakıtların miktarının sınırlı olması ve bir gün tükeneceği gerçeği alternatif enerji kullanımının gerekliliğini göstermektedir. Enerji kullanımı gün geçtikçe artmaktadır. Bu nedenle fosil yakıtlara olan bağımlılık, gezegenimize zarar verdiği ve tükenebilir olması nedeniyle azaltılmalı, bunun yerine daha temiz ve güvenilir olan yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı tercih edilmelidir. Bu nedenle insanlar eski alışkanlıklarından vazgeçip yeni bir yaşam tarzı bulmalıdırlar.

Günümüzde kullanılmakta olan enerji kaynaklarının birçok avantajının bulunmasının yanında ekonomiklik, kullanışlılık, verimlilik, arazi ve hava şartları gibi durumların etkilerinden dolayı dezavantajları da bulunmaktadır. Bu durumda bilinmesi gereken hangi enerji kaynağının hangi durumda daha faydalı olacağıdır. Bu sorunun çözümünde ise bireyin sahip olduğu çevre bilinci ve duyarlılığından faydalanmak gerekmektedir. Çağımızdaki bireylerin ise çevre sorunları ve bunlara çözüm önerileri sunabilmeleri için etkin bir çevre eğitimi bilincine sahip olmaları beklenmektedir. Etkin bir çevre eğitimini veren kişilerin de çevre hakkında geniş bir yelpazede bilgi ve sorumluluk sahibi olmaları ve bu bilgiyi etkin ve doğru bir biçimde gelecek nesillere aktarmayı başarabilmeleri gerekmektedir. Böylece günümüzde çevre sorunlarında önemli bir yer tutan insan faktörü sıkıntısı aşılmış olacaktır.

Çağımızda önemli çevre sorunlarından biri; üretilen enerjinin ihtiyacımız olan miktarı karşılayamamasıdır. Enerji ihtiyacının çoğunun fosil yakıt kaynakları ile sağlanması ve bu kaynakların tükenilebilir olması, yenilenebilir enerji kaynaklarının önemini artırmaktadır (Fırat vd., 2012). Gelecek nesillerin daha sağlıklı ve güvenilir bir ortamda yaşamlarını sürdürebilmeleri için çevreye duyarlı ve bilinçli bireyler yetiştirmek bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu durum da ancak etkin çevre eğitimi ile sağlanabilir. Öğretmen adaylarının yükseköğrenimleri sırasında ezberden uzak, aktif öğrenme yöntemlerini uygulayabilen, çevre bilinci ve sorumluluğuna sahip bireyler olarak yetişmesi, gelecek nesillerin çevre duyarlılığı kazanması konusunda önemli bir yere sahiptir. Çevre eğitiminin verilmesinde sadece öğretmenler değil çevre duyarlılığını gelecek nesillere aktarmada rol oynayan herkes bu konuda sorumludur. Bu noktadan yola çıkılarak bu çalışmada farklı bölümlerde

(28)

12

öğrenim görmekte olan son sınıf öğrencilerinin YEK hakkındaki farkındalıklarının araştırılması ve buna bağlı olarak mevcut durumun değerlendirilmesi amaçlanmıştır.

Problem Cümlesi

Bu çalışmada; “farklı bölümlerde öğrenim görmekte olan üniversite son sınıf öğrencilerinin YEK hakkındaki farkındalıkları nasıldır?” sorusuna cevap aranmıştır. Bu temel araştırma sorusu çerçevesinde üniversite son sınıf öğrencilerinin YEK hakkındaki farkındalıklarını etkileyen faktörler ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda oluşturulan alt problemler aşağıda sunulmuştur:

1. Üniversite son sınıf öğrencilerinin YEK hakkındaki farkındalıkları öğrenim görmekte oldukları üniversiteye göre değişmekte midir?

2. Üniversite son sınıf öğrencilerinin YEK hakkındaki farkındalıkları öğrenim görmekte oldukları fakülteye göre değişmekte midir?

3. Üniversite son sınıf öğrencilerinin YEK hakkındaki farkındalıkları öğrenim görmekte oldukları bölümlere göre değişmekte midir?

4. Üniversite son sınıf öğrencilerinin YEK hakkındaki farkındalıkları cinsiyete göre değişmekte midir?

5. Üniversite son sınıf öğrencilerinin YEK hakkındaki farkındalıkları akademik başarı puanlarına (not ortalamalarına) göre değişmekte midir?

6. Üniversite son sınıf öğrencilerinin YEK hakkındaki farkındalıkları mezun oldukları lise türüne göre değişmekte midir?

Araştırmanın Amacı

Çağımızda önemli çevre sorunlarından biri; üretilen enerjinin ihtiyacımız olan miktarı karşılayamamasıdır. Enerji ihtiyacının çoğunu fosil yakıt kaynakları ile sağlanması ve bu kaynakların tükenilebilir olması, yenilenebilir enerji kaynaklarının önemini artırmaktadır. Gelecek nesillerin daha sağlıklı ve güvenilir bir ortamda yaşamlarını sürdürebilmeleri için çevreye duyarlı ve bilinçli bireyler yetiştirmek bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu zorunluluğun yerine getirilebilmesi ancak etkin çevre eğitimi ile sağlanabilir. Öğretmen

(29)

13

adaylarının yükseköğrenimleri sırasında ezberden uzak, aktif öğrenme yöntemlerini uygulayabilen, çevre bilinci ve sorumluluğuna sahip bireyler olarak yetişmesi, gelecek nesillerin çevre duyarlılığı kazanması konusunda önemli bir yere etkidir (Fırat vd., 2012). Bu noktadan yola çıkarak bu çalışmada farklı bölümlerde öğrenim görmekte olan son sınıf öğrencilerinin YEK hakkındaki farkındalıklarının araştırılması amaçlanmıştır.

Araştırmanın Önemi

Yapılan araştırmalar, insanların YEK hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olmadığını bunun nedeninin de çevre eğitimini vermesi beklenen öğretmen adaylarının YEK hakkında yeterli donanıma sahip olmayışından ve müfredatta bulunan bu derse yeteri kadar önem verilmemesinden kaynaklandığını göstermektedir. Ayrıca yine yapılan araştırmalarda öğretmenlerin YEK hakkında bilgi seviyesinin ansiklopedik düzeyde olduğu ve uygulamada yetersiz kaldığını ortaya koymaktadır (Karabulut, Gedik, Keçebaş ve Alkan, 2011; Liarakou, Gavrilakis ve Flouri, 2009). Yurt dışındaki gelişmiş ülkelerde, öğretmen adaylarının YEK ile ilgili bilgi seviyesini ölçen ve bu konuda var olan sorunlara çözüm önerileri getiren araştırmalar mevcuttur ancak bu araştırmalar Türkiye’de henüz istenilen aşamada değildir. Ayrıca Türkiye’de bu konuda yapılan sınırlı sayıdaki araştırmalarda öğretmen adaylarının çevre eğitimi ve YEK hakkında istenilen seviyede bilgi sahibi olmadıkları ortaya çıkmıştır. Bu nedenle bu araştırmanın; çevre eğitiminde YEK’ in önemine dikkat çekmek, öğretmen adaylarının bu konudaki mevcut farkındalıklarını ortaya çıkarmak ve farkındalığa etki eden faktörleri ortaya çıkararak mevcut sorunlara çözüm önerileri getirebilmek açısından önemli olduğu düşünülmektedir.

Varsayımlar

Araştırmaya katılan öğrencilerin sorulan sorulara gerçek durumlarını yansıtacak şekilde cevap verdikleri varsayılmıştır.

(30)

14 Sınırlılık

Bu araştırma; çalışma konusuyla, uygulanan envanterle ve çalışma grubuyla sınırlıdır. Tanımlar

Fen okuryazarlığı: Bireylerin araştırma, sorgulama, eleştirel düşünme, problem çözme ve karar verme becerilerini geliştirmeleri ve yaşam boyu öğrenmeyi sağlamak için fenle ilgili bilgi, beceri, tutum, değer ve anlayışın bir bütünüdür.

Fen eğitimi: Kişinin karşılaştığı nesneleri, olayları ve bunların ilişkilerini gözleyip, inceleyip araştırması ve sonuçlara varması olarak tanımlanabilir.

Alternatif çözüm: Bir problemin çözümü için seçilebilecek bir başka yol, yöntem, seçenektir.

Ekolojik denge: Canlıların tabiatta hayatlarını sürdürebilmesi ve birlikte yaşayabilmesi için birbirini tamamlamaları ve birbirlerinden istifade etmek istemeleriyle oluşan tabi dengedir.

Rüzgâr çiftlikleri: Elektrik üretimi için kullanılan ve aynı yerde bulunan rüzgâr türbinleri grubudur.

(31)

15 LİTERATÜR ÖZETİ

Benchikh (2001) yaptığı küresel yenilenebilir enerji eğitimi ve öğretim programı hakkındaki çalışmasında günümüzde var olan enerji ihtiyacı ile gelecekte ortaya çıkacak olan enerji ihtiyacına değinmiştir. Bu enerji sorunun giderilmesinde de yenilenebilir enerji eğitiminin önemine dikkat çekilmiştir. Yenilenebilir enerji uzmanlarının yetiştirilmesinde verilen eğitimin temelinin çoklu disiplin ve seviye belirleme üzerine kurulduğu söylenmektedir. Ancak bu eğitimi alanların daha üst seviyedeki özelleştirilmiş bilgilere ihtiyaç duyacakları vurgulanmaktadır. Bu üst seviyedeki bilgilerin en önemlisi bugünkü sahip olunan yenilenebilir enerji ile gelecekte ne kadar yenilenebilir enerjiye sahip olunacağıdır. Diğeri ise bu güçlü teknik bilgiyi gerekli aletlerle çalışma alanlarında kullanabilmektir. Bu çalışmasında yazar, bütün eğitim ve öğretim programlarının enerji uzmanları tarafından özenle verilmesi gerektiğine dikkat çekmektedir. Ayrıca enerjinin bütün toplumlar için önemli bir ihtiyaç olduğu da dile getirilmiştir. Gelecekte enerji kaynaklarındaki ekolojik riskler, ekonomi politikası ve çok fazla çeşitlilikte enerji kaynağı olması gibi nedenlerle yenilenebilir enerji ihtiyacının artacağı söylenmiştir. Bu krizin sorunsuz bir şekilde aşılabilmesi için de alanında uzmanlaşmış, iyi bir eğitim almış kişilerin yetiştirilmesi gerektiğine değinilmiştir. Bu kişilerin yetiştirilmesinde alanında uzmanlaşmış eğitimcilerin olması gerektiğine ancak eğitim programlarının eksik olduğuna vurgu yapılmıştır. Enerji eğitimi programlarının çoklu disiplin gerektirdiği ve konunun doğası gereği çok çeşitli olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle yenilenebilir enerji konusuna fazla önem verilmediği gözlemlenmiştir. Üniversite eğitim ve öğretim programlarının yenilenebilir enerji eğitimi alanında uzman olmadığına, bu konuda insanların çok az bilgiye sahip olduğuna ve ilgili uygulamaların azlığına dikkat çekilmiştir.

Garg ve Kandpal (1996) yapmış oldukları çalışmada yenilenebilir enerji eğitimi ve gelişmekte olan ülkelerdeki (Hindistan gibi) zorluk ve problemler konularına değinmişlerdir. Çalışmada enerji talebi ve arzı arasındaki boşluğun doldurulması için yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarının önemi anlatılmaktadır. Eğitim olanaklarının ve her yaştan eğitilmiş insan gücünün yenilenebilir enerji ve kullanımı için çok önemli bir nokta olduğuna değinilmiştir. Bu ülkelerde yenilenebilir enerji eğitiminin hem lisans seviyesinde hem de mezun olduktan sonra verilen kurslarda yeterli düzeyde olmadığı belirtilmiştir. Bu

(32)

16

alanda yeterli bilgi edinmek isteyenlerin ise gelişmekte olan ülkelerden başka ülkelere gittikleri ifade edilmektedir. Yenilenebilir enerji alanında ki engellerden bir diğerinin ise gelişmekte olan ülkelerde ki işsizlik potansiyeli olduğu anlatılmaktadır. Bu durumu aşmak için yenilenebilir enerji hakkında eğitim almış kişilerin olması gerektiğinin altı çizilmiştir. Bunun içinde yenilenebilir enerji konusunun öğrencilerin yaşlarına göre sınıflandırarak müfredata konulması gerektiği dile getirilmiştir. Yazarlar, bu yeni alanın öğretilmesinde gelişmekte olan ülkelerde materyal sıkıntısının da çekildiğini söylemektedir. Gelişmekte olan ülkelerde hızlı artan enerji talebinin karşılanmasında yenilenebilir enerji eğitiminin geliştirilmesinin zor bir görev olduğu bilinmektedir. Bu açıdan yazarlar, titizlikle planlanan yenilenebilir enerji eğitim ve öğretiminde konunun bütün yönleri ile anlaşılması gerektiğini vurgulamışlardır. Bunun yanında böylesine etkin bir eğitimde kullanılacak para kaynağının her zaman kolay ulaşılabilir olması gerektiğini vurgulamışlardır. Ayrıca ortaokul ve lise seviyesindeki öğrencilere herhangi bir yenilenebilir enerji eğitim programı verilmeden önce gerçekçi bir şekilde analiz edilmesi gerektiğine dikkat çekmişlerdir. Bu alanda çalışan kişilere verilecek yenilenebilir enerji eğitimi için bu kişilerin de ilköğretim ve orta öğretim seviyesinde gerçekçi bir eğitim programı almış olmaları gerektiği dile getirilmektedir. Araştırmanın sonunda yenilenebilir enerji kaynakları alanında etkili bir eğitim sürecinin, oldukça uzun olduğu sonucuna varılmıştır.

Kandpal ve Garg (1998) yenilenebilir enerji hakkında yaptıkları başka bir çalışmada bu konuyla ilgili ders müfredatı taslağı belirlemeyi hedeflemişlerdir. Yazarlar, toplumun yüzleştiği problemlere çözüm sağlamak için en etkili yöntemlerden birinin eğitim olduğuna inanmışlardır. Bu yüzden yenilenebilir enerji eğitiminin bilgilendirici ve yaratıcı olması gerektiğinin altı çizilmektedir. Ayrıca Yenilenebilir enerji eğitiminde ve daha genel olan enerji eğitimi konusunda ulaşılması gereken hedef kitlenin tüm nüfus olması gerektiği savunulmaktadır. Yazarlar enerji eğitimi konusundaki kazanımları şu şekilde sıralamışlardır:

1. Mevcut enerji krizinin doğası ve nedeni hakkında öğrenciler arasında bir farkındalık geliştirmek.

2. Yenilenebilir ve yenilenemeyen enerji kaynakları çeşitlerinin farkında olmalarını sağlamak 3. Enerji kaynaklarından faydalanmaya karşı öğrencilerin tutumlarını ve fonksiyonel değerlerini değiştirmek

(33)

17

5. Gelecekte enerji krizini çözmeye karşı alternatif stratejiler önermelerini sağlamak (Kandpal

ve Garg, 1998)

Yazarlara göre yenilenebilir enerji eğitimi okullarda, kolejlerde, üniversitelerde ve diğer akademik enstitülerde çeşitli seviyelerde olmalıdır. Halk arasında enerji bilincini yaratmak ve bu konudaki uygulamaların doğru şekilde yapılabilmesini sağlamak için enerji eğitiminin okul seviyesinde doğru ve etkili bir şekilde verilmesi gerektiği düşünülmektedir. Ayrıca araştırmada, okul derslerinin yanında bu bilincin artmasında medyanın da önemli bir etken olabileceği anlatılmaktadır. Yazarlar, sertifika ve diploma seviyesindeki derslerin yenilenebilir enerji sistemleri üretimi, donanımı ve bakımı için daha özelleştirilmiş bir eğitim programı ile yapılması gerektiğini belirtmiştir. Örneğin dört yıllık enerji mühendisliğinde verilen yenilenebilir enerji ve korunumu ile ilgili dersler sayesinde bu alanda gerekli olan insan gücünün karşılanabileceği savunulmuştur. Bununla birlikte Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerde, üniversite seviyesindeki yenilenebilir enerji eğitimi programları artarken bu alana yönlendirilmenin çok fazla yapılmadığına dikkat çekilmiştir. Yapılan çalışmada yenilenebilir enerji müfredatının uygun disiplinlere göre hazırlandığı ancak müfredatın geliştirilmesine yönelik çok az çaba harcandığı gözlemlenmiştir. Yine aynı çalışmada yenilenebilir enerji konularının üniversite öncesi okul seviyesi için eğitim-öğretim yöntemlerinde önemli bir değişiklik yapılmadan var olan fen müfredatının parçası olarak çeşitli sınıflarla tanıştırılabileceğine değinilmiştir. Bunun yanında yenilenebilir enerji teknolojileriyle ilgilenen üniversite seviyesindeki öğrenciler için bağımsız bir lisans konusu teklif edilebileceği belirtilmiştir. 4 yıllık enerji mühendisliği fakültelerindeki dersler, doktora uzmanlık dersleri, mekanikçilerin ve teknisyenlerin dersleri için ise özel bir müfredat hazırlanması gerektiğine dikkat çekilmiştir. Yenilenebilir enerji eğitim programlarının etkili olabilmesinde uygun ders kitaplarının, eğitim ve öğretime yardımcı malzemelerin ve diğer kaynakların önemi belirtilmiştir. Yenilenebilir enerji teknolojileri hakkında yayımlanmış çok fazla kitap olmasına rağmen, üniversitede kullanılan standart ders kitap fiyatlarının pahalı olması bu kitapların kullanışlılığı hakkında şüphe uyandırmıştır. Bu nedenle yenilenebilir enerji eğitiminde masrafı daha az olan ders kitaplarının ve laboratuvar kılavuzları kullanılmasının bu konuyla ilgili kazanımların gerçekleşmesinde önemli yer tuttuğu anlaşılmıştır. Çalışmanın sonunda 52 haftalık yenilenebilir enerji programı sunulmuştur. Bu programda

(34)

18

ders aktiviteleri ve laboratuvar tecrübeleri tanımlanmıştır. Örnek program EK 1’ de verilmiştir.

Othman ve Sopian (1998) Asya için yenilenebilir enerji eğitimi hakkında yaptıkları çalışmalarında, Kandpal ve Garg (1998)’ın çalışmalarına benzer bir şekilde enerji kaynaklarının doğru kullanımı için üniversite seviyesinde enstitülere yenilenebilir enerji müfredatı öneriyorlar. Ancak yapılan bu çalışmada yenilenebilir enerji eğitiminde detaylı müfredat ve ders çizelgesinden daha çok kazanımlar üzerinde durulmaktadır. Yazarlar kazanımları şu şekilde açıklamışlardır:

1.Şu anki enerji krizinin doğası ve dersleri hakkında öğrenciler arasında farkındalık yaratmak. (Bu kazanım her ulusun gelişiminin önemli bir jeneratörü gibi olan enerji hakkında öğrencileri bilinçlendirmek için önemlidir. Enerji olmaksızın ülke geliştirilemez ve uygulamalar yürütülmez. Sonuç olarak, gelişim ve ilerleme olmaz. Daha fazla nüfus artışı daha fazla enerjiye ihtiyaç gerektirir. Bu yüzden sadece bir enerji kaynağına bağlılık çok risklidir.) 2.Öğrencileri yenilenebilir enerji ve yenilenebilir enerji olmayan kaynakların çeşitleri hakkında, özellikle Asya da ki kaynaklar ve potansiyeller hakkında bilinçlendirmek.

3.Yenilenebilir enerjinin topluma etkisiyle ilgili çeşitli sonuçların öğrenciler tarafından değerlendirilmesini sağlamak

4. Enerji aktiviteleri dersinde yaşamın kalitesini geliştirmek için tutum ve etiği öğretmek. (Etik,

her ne kadar direk olarak enerji işinde yok gibi görünse de, etiğin eksikliği verimsiz bir şekilde enerjinin kullanımını etkileyebilir ve çevreye zarar verebilir.) (Othman M. Y. ve Sophian K. 1998).

Yapılan aynı çalışmada yazarlar, yenilenebilir enerji konusunun fen ile ilgili olduğu için fen dışı alanların müfredatında olmaması gerektiğini düşünmüşlerdir. İlgili konunun özellikle fizik bölümünün ve mühendislik bölümlerinin müfredatında olması gerektiğini savunmuşlardır. Araştırmada, bu öğrencilerin bilmesi gereken yenilenebilir enerji kaynakları ve laboratuvar uygulamaları için kısa tanımlara ve örneklere yer verilmiştir. Yazarlar, Asya da yenilenebilir enerji kullanılabilirliği hakkında farkındalık olduğunu ancak bu teknolojilerin uygulamasında henüz istenilen seviyeye ulaşılmadığını gözlemlemişlerdir. YEK konusunu tam olarak somutlaştırmak için bu eğitimin özellikle lisede verilmesi gerektiğini vurgulamışlardır. Yapılan çalışma ile yenilenebilir enerjinin önemi hakkındaki tutumların, davranışların ve var olan sistemlerin değiştirilmesinde

(35)

19

özelleşmiş bir eğitimin şart olduğu sonucuna varılmıştır. Gelecek nesillere ancak bu sayede zemin hazırlanabileceği anlatılmıştır.

Kılıçaslan, Peker ve Gün (2011) tarafından yapılan “yenilenebilir enerji kaynaklarının çevreye olan katkısına ilişkin ilköğretim öğrenci görüşleri” adlı araştırmasında Samsun ilinde bulunan 60 öğrenci seçilmiş ve bu öğrencilere bir anket uygulanmıştır. Bu anket, yenilenebilir enerji teriminden ne anlıyorsunuz, yenilenebilir enerji kaynakları nelerdir, yenilenebilir enerji kaynakları ile ilgili herhangi bir etkinliğe katıldınız mı gibi açık uçlu sorulardan oluşmuştur. Çalışmanın sonunda Milli Eğitim Bakanlığı’nın yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını teşvik etmek için okullarda tanıtım ve bilgilendirme seminerleri düzenlemesi gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca bu araştırmada gelecek nesillerin sağlıklı ortamlarda yaşayabilmesi ve enerji gereksinimi konusunda dışa bağımlılığın azalması için yenilenebilir enerji kaynaklarının en iyi şekilde değerlendirilmesi belirtilmiştir. Devletin de bu konuda öncü rolü üstlenmesi gerektiği söylenmiştir.

Seçken (2008) kimya öğretmenlerinin yenilenebilir enerjiyi internet destekli eğitim ile kendi kendilerine öğrenme süreci konulu bir çalışma yapmıştır. Çalışmasında yenilenebilir enerji öğretimi ve bilgi düzeyini artırmada öğretmen adaylarının kendi kendine öğrenme sürecinde bilgisayar destekli öğrenimin etkilerini ortaya koymaktadır. Bu çalışmada öğrencilere yenilenebilir enerji ile ilgili bilgilerini ve eksikliklerini ölçmek amacıyla 25 açık uçlu soru sorulmuş, anket sonucunda öğrencilerin enerji çeşitlerini tam olarak bilmedikleri, enerji kaynağı olarak sadece fosil yakıtların kullanıldığını düşündükleri gözlemlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin yenilenebilir enerji hakkındaki farkındalıklarının sınırlı olduğu anlaşılmıştır. Başlangıçtaki bu bilgi eksikliğinin zincirleme devam ettiği belirtilmiştir. Öğrencilere “yenilenebilir enerji avantaj mı yoksa dezavantaj mı” sorusu sorulduğunda öğrencilerin cevap olarak avantaj dediği ancak bu durumu sadece çevreyle ilişkilendirdikleri görülmektedir. Tüm soruların cevapları incelendiğinde öğrencilerin vermiş oldukları cevapların çok tatmin edici olmadığı görülmektedir. Bu sonuçtan da bizim eğitim programlarımızda yer alan yenilenebilir enerji konusunun hala hakkettiği yerde olmadığı anlaşılmaktadır. Çalışmada, bu eksiklikler göz önüne alınarak kimya öğretmeni adayları internet destekli öğrenme konusunda bilgilendiriliyor. Bu yöntemle öğrencilerin yenilenebilir enerji konusunda ki eksiklikleri tamamlanıyor ve sonrasında öğrencilere 25 açık uçlu soru ile son-test uygulanıyor. Ortaya çıkan sonuç ile çalışmanın amacına ulaştığı,

(36)

20

öğrencilerin yenilenebilir enerji farkındalıklarının arttığı görülüyor. Ayrıca öğrencilerin bir konu hakkında internet aracılığı ile bilgi edinmek için neler yapılması gerektiğini, doğru bilgilere ulaşmak için nasıl bir yol izleneceğini öğrenmiş oldukları gözlemlenmiştir. Çalışmanın sonunda öğrencilerin çoğu yenilenebilir enerjiyi daha önce çok nadir duyduklarını fakat bu çalışmayla konu ile ilgili bilgi sahibi olduklarını söylemişlerdir. Öğrenciler, böyle bir konuyu internette araştırmak için tereddüt ettiklerini dile getirmişlerdir. Çünkü öğrencilerin gerekli kavramları bulabilme, kaynak seçimini doğru yapabilme ve dil problemi yaşayabilme gibi konularda endişeli oldukları ancak çalışma sonunda bu endişelerin aşıldığı anlaşılmıştır. Ayrıca öğrenciler, kendilerinde ki başarı artışı nedeniyle kendilerine olan güvenlerinin arttığını vurgulamışlar ve internetin doğru kullanıldığında çok önemli bir bilgi kaynağı olduğunu fark etmişlerdir.

Toolin ve Watson (2010) sürdürülebilir enerjinin öğrenciler tarafından daha etkili bir şekilde öğrenilebilmesi için proje tabanlı bir etkinlikle konuyu ele alarak ortaokul bilim sınıflarında sürdürülebilir enerji projelerini yürütme konulu bir çalışma yapmışlardır. Bu çalışmada 6. sınıftan 12. sınıfa kadar olan öğrencilere, enerji adlı ünitenin bir bölümü olan “sürdürülebilir enerji projelerinin tasarımı ve uygulaması” konusunda nasıl bir yol izlenebileceği öğretilmiştir. Öğrencilere yenilenebilir enerjinin önemi kısa bir açıklama ile anlatılmıştır. Daha sonrasında onlardan sürdürülebilir enerji ile ilgili ilginç buldukları bir konuyu araştırmaları, enerji konusunda bildiklerini temel alarak bir sonuç çıkarmaları ve bunu PowerPoint sunumuyla sınıftakilerle paylaşmaları istenmiştir. Bu çalışmada sonuç olarak öğrenci temelli projelerde öğretmenlerin uzman rolünü bırakarak daha çok öğrencilerin aktif olmaları gerektiği vurgulanmıştır. Proje tabanlı öğrenimlerde öğretmenin rolünün öğrenciler ile birlikte öğrenerek, onları yönlendirme şeklinde olması gerektiği anlatılmıştır. Yapılan çalışmada bu şekilde yapılan bir öğretim yöntemini ile öğrencilerin sürdürülebilir enerji konusundaki farkındalıklarının daha çok olacağı sonucuna varılmıştır. Açıkgöz (2010) Türkiye deki yenilenebilir enerji eğitimi ile ilgili bir çalışma yapmıştır. Bu çalışmada ülkemizde ki ve dünyada ki var olan yenilenebilir enerji kaynaklarına değinilmiştir. Bu enerji kaynaklarının kullanılabilirliğini artırarak gelecek nesillere aktarmada yenilenebilir enerji eğitiminin önemine dikkat çekilmiştir. Araştırmasında enerji konusunun mekanik, kimya, elektrik mühendisliği ve fizik gibi alanlarda müfredatta kendi içinde ayrı bir disiplin olarak ele alınmadığını gözlemlemiş ve enerji konusunun sadece

(37)

21

ilgili yönlerinin (enerji oluşumu, dönüşümü, faydaları gibi) ele alındığını vurgulamıştır. Yazar, enerji konusunun çok özel bir konu olduğunu bu nedenle daha detaylı bir eğitim disiplinine ihtiyaç duyduğunu savunmaktadır. Araştırmada YEK ile ilgili halk arasında farkındalık yaratmak için bu konu ile alakalı temel kavram ve uygulamaların okul seviyesinde verilmesi gerektiğini dile getirmiştir, ayrıca kısa süreli kursların ve kitle iletişim araçlarının da istenilen hedefe ulaşmada yardımcı olabileceği anlatılmıştır. Üniversite düzeyinde ki derslerde enerji teknolojileri ve sistemlerinin imalat, montaj ve bakım eğitiminin verilmesi gerektiği söylenmiştir. Yüksek lisans seviyesinde ise öğrencilere daha ileri seviyede ve detaylı bilgi aktarımının yapılması gerektiği anlatılmıştır. Bilim adamlarına, mühendislere, politikacılara ve bazı yöneticilere verilen kısa vadeli enerji eğitiminin, örgün eğitimde verilen yenilenebilir enerji eğitimi kadar önemli olduğu belirtilmiştir. Böyle bir çalışmanın başlatılması ve desteklenmesiyle yenilenebilir enerji teknolojilerin yaygınlaşmasında iyi bir noktaya gelinebileceğine vurgu yapılmıştır. Bununla beraber kırsal bölgelerdeki okullarda yenilenebilir enerji eğitimi ile ilgili olarak sadece formal eğitimin ulaşmasının yeterli olabileceğine değinilmiştir. Böylece çocukların okul çalışmalarını takip eden ebeveynlerin de yenilenebilir enerji hakkında bilgi edinebilecekleri iddia edilmiştir. Sonuç olarak yenilenebilir enerji farkındalığı yaratmak için hedef kitlenin sadece eğitim görenlerin değil tüm nüfus olduğu söylenmiş ve aynı çalışmada enerji eğitim programında bulunması gereken özellikler özetlenmiştir. Örneğin enerji konusunda o bölgedeki yerel ihtiyaçlar ve özellikler düşünülerek tüm enerji kaynaklarının (yenilenebilir olsun ya da olmasın) ele alınması gerekmektedir. Bununla birlikte müfredatlar farklı hedef kitleler için (okul, üniversite gibi) ayrı ayrı geliştirilmelidir. Eğitimde teori ve uygulama arasında bir denge sağlanmalıdır. Enerji eğitimi, minimum zamanda maksimum kişiye ulaşması için ekonomik açıdan uygun olmalı ve ayrıca enerji eğitimi alanları için iş istihdamı sağlanmalıdır. Bu durumlar küresel anlamda ki çabalara uygun olmalı ve karşılıklı yarar paylaşımı ile çıkarlara izin verilmelidir. Yine aynı çalışmada Türkiye de, enerji ihtiyacının yarıdan fazlasının ithal edildiği söylenerek var olan enerji kaynaklarının sınırlı ve çoğunun çevreye zararlı olduğu anlatılmıştır. Bunun önüne geçmek içinse yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmemiz gerektiği ve ülkemizin YEK için uygun coğrafi koşullara sahip olduğu anlatılmıştır. Yapılan 9. beş yıllık kalkınma planında (2007-2013) enerji sorunları ve çözümleri ile ilgili konulara yer verildiği dile getirilmiştir. Yenilenebilir enerji eğitiminin okullarda daha etkili

(38)

22

bir şekilde sunulması için müfredatta iyileştirmeler yapıldığına değinilmiştir. Yenilenebilir enerji eğitiminde ulaşılması gereken hedefler anlatılmıştır. Örneğin öğrenciler mevcut enerji sorunu hakkında farkındalık sahibi olmalı, yenilenemeyen ve yenilenebilen enerji kaynakları arasındaki farkı ayırt edebilmelidir. Potansiyel kaynaklar ve onları kullanmak için var olan teknolojilere karşı öğrencilerin tutum ve değerleri geliştirilmeli, öğrencilerin enerji ile alakalı politikaları takip ederek anlaması sağlanmalıdır. Gelecekte yaşanacak olan enerji krizinin çözümüne karşı öğrencilerin alternatif çözümler üretmeleri sağlanmalıdır. Yapılan çalışmada halk arasında da yenilenebilir enerji farkındalığı oluşturmak için formal eğitim haricinde kısa süreli kursların, sertifika ve diploma kurslarının verilmesinin çok büyük etkisinin olacağı anlatılmıştır. Ayrıca enerji teknolojileri üzerinde çalışanlara, bu konuda uzmanlaşmış mezunlara ve bilim insanlarına kariyer eğitimleri için uygun çerçevede lisansüstü eğitimin verilmesi gerektiği söylenmiştir. Aynı çalışmada yazar, yenilenebilir enerji eğitimi müfredatının dinamik olması gerektiğini vurgulamıştır. Diğer bir söyleyişle yenilenebilir enerji müfredatının, değişen öğretim yöntemleriyle ve sürdürülebilir enerji yenilikleriyle bir bütün olarak kendini geliştirmesi gerektiğine vurgu yapmıştır. Özellikle internet tabanlı öğrenme yöntemlerinin yenilenebilir enerji ile ilgili konuların öğrenilmesinde öğrenciler için teşvik edici bir yöntem olduğunu ileri sürmektedir. Araştırmada, sürdürülebilir enerjinin gelişmesi için gençlerin yenilenebilir enerji ve çevresel farkındalıkların geliştirilmesini amaçlanmaktadır. Ayrıca problemlerin çözümlerini bulma ve değerlendirme için yaratıcı yaklaşımların geliştirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Çok geç olmadan yenilenebilir enerji ile ilgili tüm kurumlarla işbirliği içinde örgün ve yaygın eğitime yönelik bir enerji eğitim programı geliştirmek ve uygulamak gerektiği önerilmiştir. Ayrıca YEK ile ilgili eğitim ve öğretim programlarında bulunan ders içeriklerinin incelenmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu konuların öğrencilere müfredattan daha çok uzman öğretmenler tarafından verilmesinin daha uygun olacağına değinilmiştir. Bununla birlikte derslerin teori ve uygulama arasında bir denge içinde yürütülmesi gerektiğini de ortaya konulmuştur.

Yapılan bir başka çalışmada fosil yakıt tüketiminde ki artış ve çevre üzerindeki etkisi incelendiğinde araştırma ve geliştirme çalışmalarının YEK için iyimser bir gelecek gösterdiği anlatılmıştır. Bu parlak geleceği yaratmak ise gelecek nesillere hızlı ve etkin bir YEK eğitimi vermekle mümkün olacağının altı çizilmiştir. Çalışmada, Türkiye deki

Şekil

Tablo 3.2.1: Araştırmaya katılan öğrencilerin fakülte ve bölümlere göre dağılımı

Tablo 3.2.1:

Araştırmaya katılan öğrencilerin fakülte ve bölümlere göre dağılımı p.44
Tablo 3.2.2: Araştırmaya katılan öğrencilerin üniversiteye göre cinsiyet dağılımı

Tablo 3.2.2:

Araştırmaya katılan öğrencilerin üniversiteye göre cinsiyet dağılımı p.45
Tablo 3.2.3: Araştırmaya katılan öğrencilerin bölümlere göre cinsiyet dağılımı

Tablo 3.2.3:

Araştırmaya katılan öğrencilerin bölümlere göre cinsiyet dağılımı p.46
Tablo 3.2.4: Araştırmaya katılan öğrencilerin fakültelere göre cinsiyet dağılımı

Tablo 3.2.4:

Araştırmaya katılan öğrencilerin fakültelere göre cinsiyet dağılımı p.46
Şekil 3.1: Toplam Puan için Normal Q-Q Plot Çizimi

Şekil 3.1:

Toplam Puan için Normal Q-Q Plot Çizimi p.48
Tablo 3.2.5: Toplam Puan Normallik Testleri

Tablo 3.2.5:

Toplam Puan Normallik Testleri p.48
Tablo 4.1:   Yenilenebilir Enerji Farkındalık Ölçeğinin uygulandığı öğrencilerin okudukları  üniversite bakımından dağılımı

Tablo 4.1:

Yenilenebilir Enerji Farkındalık Ölçeğinin uygulandığı öğrencilerin okudukları üniversite bakımından dağılımı p.50
Tablo 4.2:   Yenilenebilir Enerji Farkındalık Ölçeğinin uygulandığı öğrencilerin okudukları  bölüm bakımından dağılımı

Tablo 4.2:

Yenilenebilir Enerji Farkındalık Ölçeğinin uygulandığı öğrencilerin okudukları bölüm bakımından dağılımı p.51
Tablo  4.3:      Yenilenebilir  Enerji  Farkındalık  Ölçeğinin  uygulandığı  öğrencilerin  mezun  oldukları lise türü bakımından dağılımı

Tablo 4.3:

Yenilenebilir Enerji Farkındalık Ölçeğinin uygulandığı öğrencilerin mezun oldukları lise türü bakımından dağılımı p.52
Tablo  4.4:  Yenilenebilir  Enerji  Farkındalık  Ölçeğinde  kullanılan  maddelere  öğrencilerin  verdikleri cevapların frekans ve yüzdeleri

Tablo 4.4:

Yenilenebilir Enerji Farkındalık Ölçeğinde kullanılan maddelere öğrencilerin verdikleri cevapların frekans ve yüzdeleri p.53
Tablo  4.5:  Farklı  üniversite  öğrencilerinin  yenilenebilir  enerji  farkındalık  düzeylerinin  karşılaştırılması (Kruskal Wallis Testi Sonuçları)

Tablo 4.5:

Farklı üniversite öğrencilerinin yenilenebilir enerji farkındalık düzeylerinin karşılaştırılması (Kruskal Wallis Testi Sonuçları) p.58
Tablo  4.6:  Gazi  Üniversitesi  dışındaki  diğer  üniversite  öğrencilerinin  yenilenebilir  enerji  farkındalık düzeylerinin karşılaştırılması (Kruskal Wallis Testi Sonuçları)

Tablo 4.6:

Gazi Üniversitesi dışındaki diğer üniversite öğrencilerinin yenilenebilir enerji farkındalık düzeylerinin karşılaştırılması (Kruskal Wallis Testi Sonuçları) p.59
Tablo  4.7:  Eğitim  ve  Fen  Fakülteleri  Öğrencilerinin  yenilenebilir  enerji  farkındalık  düzeylerinin karşılaştırılması (Mann-Whitney U Testi Sonuçları)

Tablo 4.7:

Eğitim ve Fen Fakülteleri Öğrencilerinin yenilenebilir enerji farkındalık düzeylerinin karşılaştırılması (Mann-Whitney U Testi Sonuçları) p.60
Tablo  4.8:  Farklı  bölüm  öğrencilerinin  yenilenebilir  enerji  farkındalık  düzeylerinin  karşılaştırılması (Kruskal Wallis Testi Sonuçları)

Tablo 4.8:

Farklı bölüm öğrencilerinin yenilenebilir enerji farkındalık düzeylerinin karşılaştırılması (Kruskal Wallis Testi Sonuçları) p.61
Tablo  4.9:  Fen  Bölümü  öğrencileri  dışındaki  diğer  bölüm  öğrencilerinin  yenilenebilir  enerji farkındalık düzeylerinin karşılaştırılması (Kruskal Wallis Testi Sonuçları)

Tablo 4.9:

Fen Bölümü öğrencileri dışındaki diğer bölüm öğrencilerinin yenilenebilir enerji farkındalık düzeylerinin karşılaştırılması (Kruskal Wallis Testi Sonuçları) p.62
Tablo 4.10:  Öğrencilerin cinsiyetlerine göre   yenilenebilir enerji farkındalık düzeylerinin  karşılaştırılması (Mann-Whitney U Testi Sonuçları)

Tablo 4.10:

Öğrencilerin cinsiyetlerine göre yenilenebilir enerji farkındalık düzeylerinin karşılaştırılması (Mann-Whitney U Testi Sonuçları) p.63
Tablo  4.11:  Başarı  puanlarına  göre  öğrencilerin  yenilenebilir  enerji  farkındalık  düzeylerinin karşılaştırılması (Kruskal Wallis Testi Sonuçları)

Tablo 4.11:

Başarı puanlarına göre öğrencilerin yenilenebilir enerji farkındalık düzeylerinin karşılaştırılması (Kruskal Wallis Testi Sonuçları) p.64
Tablo  4.12:  Mezun  olunan  lise  türüne  göre  öğrencilerin  yenilenebilir  enerji  farkındalık  düzeylerinin karşılaştırılması (Kruskal Wallis Testi Sonuçları)

Tablo 4.12:

Mezun olunan lise türüne göre öğrencilerin yenilenebilir enerji farkındalık düzeylerinin karşılaştırılması (Kruskal Wallis Testi Sonuçları) p.65
Benzer konular :