• Sonuç bulunamadı

Heykeldeki Atatürk'ü görmek:Ulu Önder'in hayatımıza kazandırdığı sayısız güzelliklerden biri de heykel sanatıdır

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Heykeldeki Atatürk'ü görmek:Ulu Önder'in hayatımıza kazandırdığı sayısız güzelliklerden biri de heykel sanatıdır"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

16 KASIM 2008 PAZAR

CUMHURİYET

KULTUR

•1 T- S f-y j I İ 3

[email protected]

Ulu Önder’in hayatımıza kazandırdığı sayısız güzelliklerden biri de heykel sanatıdır

Heykeldeki Atatürk’ü görebilmek

KULE T l

CAN BAZI

SUNAY AKIN____________

Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatı­ mıza kazandırdığı sayısız güzellikler­ den, yaşama sevincinden biri de heykel sanatıdır!.. A tatürk’ün yaşadığı yıllarda heykeli dikilmiş midir? Atatürk ve hey­ kel konusunda öncelikle bilm emiz gere­ ken, Özgürlük Çocuğu’nun ilk heyke­ linin hangi yılda, hangi heykeltıraş tara­ fından yapıldığı ve özellikle de nereye ko­ nulduğudur!?.

İtalyan heykeltıraş Kanonika’nın ese­ ri olan ve her biri Cumhuriyet tarihimi­ zin birer belleğini oluşturan heykeller el­ bet de vardır. Lâkin, A tatürk’ün ilk hey­ kelleri onun tarafından yapılmamıştır. Bu onur, AvusturyalI heykeltıraş Krippel’e

aittir. 1924 yılında yapılan bu eser, İs­ tanbul’da, Saraybumu’nda durmaktadır. Yani, ilk M ustafa Kemal heykeli çare­ sizlik içinde kokuşmuş saraya ve onun bel bağladığı Avrupa ülkelerine sırt çevirmiş, Anadolu’ya bakmaktadır!.. Bu duruş, uy­ garlık denilen satranç oyununda son de­ rece güçlü ve büyük bir taşın duruşudur. Sömürgeciliğin, işgalciliğin hangi güçle mat edildiğinin anlatımıdır. Yine gör­ mesini bilene büyük bir hamleyi işaret et­ mektedir. A tatürk’ün ilk heykelinin Sa- raybumu’na konulduğu ve sırtının nere­ ye, yüzünün hangi yöne dönük olduğu­ nu bilmemek ya da bu duruşu rastlantı sanmak, bakıp da görememek, toplumun içinden çıkılamayacak bir kör kuyuya sü­ rüklendiğinin kanıtıdır.

O K rippeP dir ki, Ankara, Ulus M ey­ danındaki Zafer A m tı’nın da sanatçısı­ dır. 1927 yılında oraya konulan bu hey­ kelin de müthiş bir öyküsü vardır:

Krip-pel, heykeli meydana yerleştirdiğinde büyük, hem de çok büyük bir hata fark edilir!.. Sanatçının, at üstündeki Ata­ türk’ün iki yanma koyduğu askerler Türk askerleri değildir!.. Kurtuluş savaşı sıra­ sında askerlerimizin miğferleri olmadığı gibi, üniform aları da farklıydı. Krip- pel’in anıtındaki heykeller adeta birer Al­ man askerine benzemektedir!.. Açılış töreninden önce bu büyük gafı görenler, artık geri dönüşü olmayan bir yola giril­ diğinden çaresiz kalırlar. Çünkü, heykel meydana dikilmiş ve açılışa da çok az bir süre kalm ıştır...

Herkes Atatürk’e bakmaktadır merak­ la!.. Acaba, heykeldeki hatayı fark edecek mi, görürse ne yapacak, diye bir telaş, bir merak kalplerde serçe kuşu gibi çırpınır­ ken, Atatürk, Krippel’in yanma gider, sa­ natçıya elini uzatır ve şunlan söyler: “Si­ zi tebrik ederim beyefendi. Mehmetçi­ ği hep görmek istediğim çağdaş, mo­ dern kıyafetler içinde yapmışsınız!!!...”

İtalyan sanatçı Kanonika’nın İstanbul, Taksim Meydam’ndaki Cumhuriyet Anı- tı’yla ilgili pek çok haber, yazı okumuş­ sunuzdur. Bunlar arasında ilk aklıma gelen, anıttaki iki Rus devlet adamının

varlığıdır. Bu tür haberler çeşitli yayın­ larda “Cumhuriyet Anıtının Sırrı” baş­ lığıyla yer almıştır. Oysa, burada da bü­ yük bir körlük vardır!.. Bunca yıldır, kim­ senin görmediği bir eksiklik herkesin gö­ zü önündedir!..

Cumhuriyet Anıtı'nın sırrı

Cumhuriyet Anıtı’nın, bayrak tutan iki askerin bulunduğu cephelerinde, askerlerin ayaklarının hemen dibinde iki tane büyük su yalağı, daha doğrusu kocaman kurna­ lar bulunmaktadır. Bu kumaların üstün­ de de, içlerine sulann akacağı, sanki muslukları takılmamış iki delik vardır. O kumaların orada ne işi vardır?.. Atlar su içsin diye mi konuldular oraya?.

Taksim, İstanbul’un sularının dağıtıldığı, yani taksim edildiği bir semttir. Kanoni- ka, yapacağı anıtın kentin su tarihinde önemli bir yere sahip olan “Taksim”e ko­ nulacağını biliyordu. Bu yüzden, anıtı çember şeklinde bir havuz içinde dü­ şünmüştür; sular deliklerden kumalara akacak ve sonra da havuza taşacaktır. Ne var ki, bu gerçekleşmemiştir. Farkında mı­ sınız, ne anlatıyorum sizlere?.. Cumhuri­ yetimizin adım taşıyan bir anıt yıllardu ta­ mamlanmamış, eksik bırakılmış bir şekilde herkesin gözü önünde duruyor ama bu

“sırrı” kimse görmüyor?.. Bunca za­ mandır, anma günlerinde onca protokol anıta çelenk koyuyor da, kimse “Kur­ naların burada ne işi ola ki?” sorusunu sormuyor?

Taksim ’deki Cumhuriyet Anıtı’yla il­ gili anlatacağım daha çok öykü var... On­ ları da ilerleyen haftalara bırakalım ve bir duyum yapalım: “Sunay Bey Tarihi” ad­ lı oyunumu 19 Kasım Çarşamba günü, sa­ at 21 .OO’de, Kadıköy Halk Eğitim Mer- kezi’nde oynuyorum. Bakmakla görmek arasındaki perdeyi kaldırmak isteyenlere duyurulur...

\ V \ V \ v ' • V -.\ \ '\ N 'V V 'v ‘

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Fakat orada duran o nesnel gerçeklik bana kendini olduğu gibi ifşa edebili- yor mu.. Yoksa ben, orada duran gerçeklikten kendime göre çıkardığım bir şeyi mi

Sadece onun alay köşkünde teşhir ettiği bir avuç heykelin karşısında vecdimi ve kabiliyetine en çok inan- dığım bir san'atkâr olan onun bendeki intibaını

Remzi Savaş’ın Hacettepe Üniversitesine geçişinden sonra, 1986 yılında Gazi Yüksek Öğretmen Okulu Resim-İş Bölümü Heykel Ana Sanat Dalının ilk öğrencilerinden

Bu araştırmada Atatürk Üniversitesi’nde öğrenim gören yabancı öğrencilerin dil olarak Türkçeyi öğrenirken ders öğretim araç gereçleriyle, öğretim programıyla,

Milas’taki Mehmet Güçlü Güreş Eğitim Merkezi’n- de günde 4 saat idman yaparak şampiyonaya hazırlanan Milli Güreşçi Naci Günbey, Bulgaris- tan’ın Plovdiv şehrinde

«Yeşilçam Sokağı» adlı bir film çeviren Ülkü Erakalın, konuk sanatçı olarak Cahide Sonku’yu da oynatmak istemiş ve uzun uğraşlar­ dan sonra

1915 yılında İstanbul'da doğan Anday, 1936'da Varlık dergisinde başladığı şiir serüveni ile uluslararası alanda saygın bir yer edindi.. Şiirlerinin yam sıra

En genel anlamıyla cumhuriyet, “egemenliğin bir kişi veya bir zümreye ait olmayıp, toplumun tümüne ait olduğu devlet şekli” olarak tanımlanmaktadır..