/ ı «r
C
evdet
P
aşa
'
nin
K
izlari
(
C&vvyu^*
')
\
p j ^ ~ / ^ J ~
Ahmet Cevdet Paşa'nm kızlan, ilk kadın romancılarımız ve ilk gazetecilerimizdendir. Doğu ve Batı dillerini bilen ve bir kültür hâzinesi olan Fatma Aliye Hanım, bir Fransız yazarının eserini, Paris gazetelerinde yayınlanan yazılan -ile, eleştirmiş ve Klod Farer tarafından kutlanmıştır.
Kültür tarihimizin değerli kadınlarından olan Fatma Ali- ye'yi -birbirlerinden aktardıklan için- bütün ansiklopedilerimiz, gerçek ölümünden, 10 yıl öncesi öldürürler! Hastalığında kom şusu olarak cenaze törenine katılmış, ölümü üzerine -1936'da- bir yazı yazmış bulunduğum için, bu üzücü yanlışlığı düzelt mek, bir bakıma, benim görevim oluyor.
Ahmet Cevdet Paşa, bir Osmanlı Tarihçisi olarak 12 ciltlik eseri ile ünlüdür. Onun şöhreti yalnızca 12 ciltlik tarihi De değil, din ve hukuk konularında derin bilgisini gösteren kitapları ile de perçinlenmiştir. Ayrıca, bakanlıkları ve türlü resmî hizmetle ri ile örnek bir devlet adamı olarak da tanımlanır. Sağlam kül tür yapısı ile Batıya pencereleri olan, kendine özgü, bir tarih dünyası yaratmıştır.
İşte böylesine bilgin kişiliği olan Ahmet Cevdet Paşa'nm, çocuklarını da Doğu ve Batı kültürünün ışıklı dünyası içerisin-«
é gegr de yetiştirmiş olması o dönemin mutlu olaylan arasmda anılır. Ahmet Cevdet Paşa'nın bir oğlu, iki kızı vardır: Ali Sedat, Fat ma Aliye ve Emine Semiye. Ali Sedat, 1857 yılında doğar. Mes lek olarak gazeteciliği seçer. Sultan Abdülhamid döneminde, ömürleri uzun olmayan birkaç gazete yayınlar. Ne gazetecili ğinde, ne atandığı resmî görevlerde, babasının umduğu başarı ya ulaşamaz.
İ l k k a d ın r o m a n c ı v e g a z e t e c i
Ahmet Cevdet Paşa'nm -adı yakın yülara kadar unutulmayan ünlü çocuğu- ilk kızı, Fatma Aliye'dir. 1864 yılında doğar. Eği tim ve öğrenimini babasında yapar. Pırıl pınl zekâsı ile, o yılla ra kadar Türk kadınlarında pek rastlanmayan bir yazı kabiliyeti ile, üzerinde dikkatleri toplayan bu kız, Cevdet Paşa'nm arzu ettiği gibi yetişmiştir. Yabana dil olarak, önce babasmdan Arapça ve Farsça, daha sonra özel olarak Fransızca dersleri alır ve bu dilleri ana dili gibi konuşup yazmaya başlar. Bu dillerden çeviriler yapacak, makaleler yazacak bir düzeye erişir. Tüm ka dınlarımız, o döneme kadar, Divan Edebiyatı'nm taklitçi havası içerisinde şiir yazmışlardır. Ük defadır ki Fatma Aliye, düzyazı örneğinde kendini göstermiş, tarihe, sosyolojiye, hukuka, uy garlığa dayanan konulara eğilmiştir. Denilebilir ki, yaşadığı or tamın aydınlığına göre, bir kadından beklenmeyeni Fatma Ali ye vermiştir. Fatma Aliye Hanım ilk defa Georges OhnePin Vo
lonté adlı eserini dilimize Meram adı ile çevirmiş ve kendi ismini
kullanmayarak Bir Hanım imzası ile yayınlamıştır, tik yerli eseri Lfafdir. Fatma Aliye'nin ilk yazıları okunduğu zaman, bunun bir kadın kaleminden çıktığına kimse inanmamıştır. Üslûp ba kmamdan Ahmet Midhat Efendiyi andırdığı için, bunların Ah met Midhat Efendi'ye ait olduğu sanılmıştır. Fatma Aliye
Ha-nıın'm ilk yazılarında, gerçek adını kullanmaktan çekinmesi, çevresinin yadırgamasından çekindiği içindir. Sonunda Fatma Aliye, kendi gerçek adı ile basın ve edebiyat alanına girmiş, biz de üç dört dil bilen Doğu kültürü ile Batı kültürünü bağdaştı ran, bilgin bir kadın olduğunu kabul ettirmiştir.
Fatma Aliye Hanım'ın gazeteciliğe başlaması 1895 yılına rastlar. Yazılarında, özellikle, İslâmlıkta Kadın, İslâm Kadınlan gi bi sosyal konulara değinir. Romanları, büyük değer taşımaz. En önemli eseri Ahmet Cevdet Paşa ve Zamanı adlı kitabıdır. O döne min politik yaşamını dile getiren bu değerli eserin, ancak, bir cildi yayınlanmıştır.
F r a n s ız c a k o n u şu la n ev
Fatma Aliye Hanım, Sultan Hamid'in yaverlerinden Faik Paşa ile evlenmiştir. Evlerinde Fransızca konuşulur! Daha doğrusu Yaver Faik Paşa, Fransız dilini, eşi Fatma Aliye'nin gayreti ile ilerletir! Fatma Aliye Hanım'ın, yazı hayatında, en faal devresi 1895-1912 yülan arasında geçer. Bu yıldan sonra, biraz arka kö şeye çekildiğini sezinliyoruz. Kalemini eskisine oranla seyrek kullanır. îki Meşrutiyet arasında ünü doruğuna çıkan Fatma Aliye'nin, bundan sonraki yıllarda, basın alanının kenarlarına çekilmesinin dış ve iç nedenleri vardır. Bir kere, kendisinden sonraki kuşaktan yetişen bir genç kalem, bu alanın parlayan bir yıldızı oluvermiştir. Bu yeni kalem, 1908'den sonra İttihat ve Terakki'nin, bir bakıma, desteklediği Halide Edip Hanım'dır. Fatma Aliye ünlü yerini âdeta bu yeni yıldıza terkeder. Diğer ‘ taraftan iç etkisinin burukluğu, değerli edibimiz Fatma Aliye'yi bir bunalıma sürüklemiştir. Çok iyi yetiştirmeye özen gösterdi ği üç kızından biri, gurbet ellere düşmüş, anasından, yurdun dan, milliyetinden, hatta dininden kopmuştur. Fatma Aliye Ha- nım'ın diğer kızlarından kız torunları vardır. Sanırız bunlardan biri tanınmış sanatkârlarımızdan birinin eşidir.
F a tm a A liy e ile ta n ışm a m
Fatma Aliye Harran'ı, 1934 yılında, yayınladığım, Türk Kadın
Şairleri adlı kitabın hazırlıkları sırasında tanıdım. İlk bakışta, si
nirli bir havası vardı. Ancak eğitici bir yönü belirgindi. Din ve özellikle Osmanlı tarihiyle derin ilgisi olan bilgisi, pınl pınl bir gök kubbe gibi ışıklıydı. Bu yönüyle, ünlü tarihçimiz Cevdet Paşa'nın kızı olduğu, ondan miras olarak aldığı bilgilerin içeri sinde olgunlaştığı besbelliydi.
Fatma Aliye, tarihimizde gerileme dönemi olarak nitelendi rilen devredeki ulusumuzun felaketlerini, meslekten yetişmiş bir tarih uzmanı gibi bilirdi. Daha sonraki ziyaretlerimin birin de, bana vaktiyle Hanımlara Mahsus Gazete, Tercüman-ı Hakikat,
ikdam, Sabah gazetelerinde yayınlanan bazı makalelerin kupür
lerini armağan etmişti. Bunlar arasında, ilginç konular vardı. Fatma Aliye'nin bir Fransız yazarına onun dili ile verdiği cevap, bilgi yönünü yansıtması bakımından önemlidir. İstan bul'da 7 yıl yaşayan Emil Julyar adındaki Fransız, Paris'te gü nün birinde Doğu'daki görgü ve incelemelerini Doğu ve Batı Ka
dınlan adlı bir kitapta yayınlar. Türk kadınlan hakkında ipe sa
pa gelmez, hayali ve kaynaklara dayanmayan konulan işler. Bu kitabı okuyan Fatma Aliye, bir açık mektupla Emil Julyar'ı eleş tirir ve uyarır. Paris'te yankılar uyandıran bu açık mektubun dan dolayı, o sıralarda İstanbul'a gelen, ünlü Fransız Yazan Klod Farer Fatma Aliye Hanım'ı ziyaret ederek, kutlar.
İlk kadın hatibimiz
t , . ' ÜÇ ilk kadın romancımız, düşünürümüz, çevirmenimiz, araştırmacı mız olan Fatma Aliye Hannn, aynı zamanda hatipti de. 1897 yılın da Türk-Yunan savaşı dolayısıyla, askerlere ve asker ailelerine yar dımı amaçlayan Cemiyet-i tmdadiye'yi o kurmuştur. Bu vesileyle yaptığı konuşmalar, yardım sağlanmasında etken olmuştur.
İlmî ve millî konularda yaptığı konı^malafin.bi^.^e lşta(iv bul'un, Türkler tarafından zaptının yıl dönümüne rastlar. I. Dñhjsr Sava şirini -belirdiği günlere’ rá s tlayán bû köftüşmâV'Hâf- biye Nâzirr Enver “Paşa'nın Tıimayesind e, Millef-I Tiyatrosu'Sdâ tertiplenen bir müsameredé. yaptlm ıştır". Fa tmâ -'Aliye'nin bü ‘ ta rihihitabesi,.güçlü Ve’göguS'kabartteıdm.-ö yıliârtft gazetelerin de yayinlananhitabeTbugünkü jenérasyOnüií-anláyábileCegi' dil sadeliğinden-uzaktır. -Aslında Fatma AHyé'nin bütün^&zílárín- da, yaşadığı- devrin'gereği olarak," Arapça: ve Farsça ^kelimelere
fazla yer verilmiştir. - "ibnıfcs;.
v.ır.Fatma-'Aliye Ha nimia: ilgili ölarakrgörebild}ğimi2.yâyihlar- da,üzüntü duyduğumuz bir konuya değinmek istiyoruz: Tür kiye'de yaymlarıan'.bütün ansiklopediler,, büyük'kadın yá:záñ- mız Fatma Aliyé'nín ölün) tarihini-yarttış yazarlar./KimîFatma Aliye'yİ 1924' te? bâ zilan 1926^ a öldürmüşlerdir! Bü ansiklope dilerde çalışanlar,'-genellikler biyograf olmadıklarında it," da ha örice yaym bnaır ansiklopedilerdeki-bflgikmmsağiikh 'olüp ol- madıklanha bakmaksızın- bazı bilgiler; onlardan aktanrlari'Bü, işin en, kolay tarafıdır,' Oysa gerçek:ansiklopedüerde iricelenfe- nin ve yetkili eleman kulİamnamn önerniÖrt saftaiyef almalıdır?
Fatma Aliye Hanım, -cenaze töreninde bölündüğüm '^é kendisi hakkında o : günlerde: bû makalemde yazmış"Olduğum için, kesin'aürak'beFrtm ek isterim: ki-. .}936 yiîlnln"Te,rrimUÎ ayında vefat e tti Ölümü ürerine Mı^-Tufhân-üebienâefi 'bâşkî?, yazı yazan olmadı! Basmımız, ölümünü kısa haberler~árasiñdá verdiler. Gerçek böyle¡ ölmaslha 'rağmen, ■ hiçbir araştırma 'Zah metine katlanmaksmn,'ölümünün
50
.
yüıymîşeasana,-bâzı yazı lar yayınlanması üzücü bîr olaydır. Bu ünlü Türk' Kadınîrn;“ğerr çek ölümünden, 10 yıl önce öldürmeye kimşenin hakkı voktur,* u l 3 f î dr t \ o•£ \ « T } \8 tT iS O
Bu olay, yurdumuzda, yakın tarihimizde bile, araştirma zahme tine katlamlmadığınm bm'karâhnivermektedir.
° .v '.g-iaiıeır.3* í.’ íhfeS sv sırte/t .svrce sı ■jiij ®v ’sı-na-t» i g b w s3 OıöPta
« ö b â - B if iS fin r a t m t B i s } .a b iu c ! « a l s a
E m in e S em iy e H an ım
Tarihçi Ahmet Cevdet Paşa'nın Dana km . Emine Semiye Ha nım ilk kadın politikaamız ve siyasi yazarlanmızdandır. Ablası Fatma Aliye Hamm'dan 4 yaş küçüktür ve 1868 yılında doğ muştur. Emine Semiye Hanım da ablası Fatma Aliye Hanım gi bi Doğu ve Batı kültürü aldı. Ne var ki, Emine Semiye Hanım, ablasına nazaran, daha Batılı, daha atak ve hareketli idi. Bizde flk kadın gazeteci olduğu gibi, gizli politika işlerine karışan Dk kadındır da„.
Emine Semiye Hanım 1895 yılında Hanımlara Mahsus Gazete de hayli şiirler ve düzyazılar yayınladı. Daha sonraki yıllarda, tek başına, uzun ömürlü olmayan gazeteler çıkardı^/nci) adlı derginin başmuharirliğini yaptı. Bu gazetede Toplumda Kadı nın Yeri'ni inceleyen önemli araştırmaları bulunmaktadır. Emi ne Semiye Hanım'ın Sefalet adlı bir romanı da vardır.
Ahmet Cevdet Paşa'nın ikinci kızı Emine Semiye Hanım'a, Batı'da etüdler yapan, eğitim gören ük Türk Kadını diyebiliriz. Fransa'yla İsviçre'de, 7 yıl süre De psikoloji ve sosyoloji üzerin de eğitim görmüştür. Daha sonraki yıllarda ve eşinden ayrıldık tan sonra Paris'te uzun müddet yaşamış ve oğlunun siyasi bi limler tahsili sırasında onun yarımda bulunmuştur.(*) Emine Semiye Hanım, Deri yaşlarında. Edime, Adana ve İstanbul'da Edebiyat Öğretmenliği yapmış, 1944 yılında Haseki Hastane si' nde ölmüştür.
Siyaset alanından tutunuz da gazetecilik, öğretmenlik ve hemşirelik gibi değişik alanlarda çalışmış bulunan Emine Semi ye Hanım, ruh yapısı itibariyle bambaşka bir kadındı. Burada
O Csvdet Lagaş (1897-1976) ya b a n a devletler n e zdn de g ö re v le n irim iş, aydın düşünce« ve kalem sabisi kişilerdendi Paris Siyasal Bilgiler Fakültesini bitircSk- ten sonra, Çanakkale Savaşm a gönüllü olarak katıldı. Kurtuluş Savaşından son ra Sofya, K a b re ve Parisle ajans temsfcfigi ve basın müşavirliği y^otı. Geniş kültürü üe verdiği konferanslarla ülkemizi ve ulusumuzu büyük çapta tanıtıma fır satım buldu. Fransızlar tarafından nişanla ödüllendrilcS.
[
onun i ü belirgin alandaü uğraşlarına değinmeüe yetineceğiz. Zira biri siyaset diğeri şefkat dolu konularda. Emine Senliye Hanım'ı, anımsanacak bir tip olarak tanımlayabiliriz.
Emine? Semiye Hanım, iü kez evlendi Ük eşi Kazaskerzade- lerden Mustafa Bey'dir. İkinci eşi, önlü valilerden. Reşit Paşa'dır. Emine Semiye Hanım'ın -yurt dışında değişik hizmetleri ile bü yük başan sağlayan- oğlu Cevdet Lagaş, Reşit Paşa'dandır.
Emine Semiye Hanım, Reşit Paşa'dan politik nedenlerle bo şanmıştır. Reşit Paşa Edime Valisi iken Emine Semiye Hanım Edirne'de İttihat TerakÜ'nin gizli çalışmaları sırasında, onlarla işbirliği yapan tek kadındır. Daha sonraÜ yıllarda da bu faali yetini sürdüren Emine Semiye Hanım, Kıbnslı Kâmil Paşa'mn Sadrazamlığı döneminde tevkif edileceği sırada, Paris'e kaçtı. Bu olay Reşit Paşa ile boşanmalarına neden oldu.
Daha sonraü yıllarda Emine Semiye Hanım kendisini mut lu eden hayır işlerine yöneldi Fahri hemşirelik, onun en sevdiği bir uğraşı oldu. Bu alanda, ilk Türk kadınlan arasında yer aldı. Savaş facialarının kurbanlan arasında geçen açıtı olaylara karşı, şefkat dolu kalbi ile, değerli hizmetlerde bulundu Ne var Ü , bu tür hizmetleri ilgili dem eüerce hatırlanıp anılmadı.
213