28 Mayıs 1954
Kâğıthane
Cam ii • e«
^^nsekizinci asır başlarında K â ğıthane deresinin iki tarafında Istanbulun en giizel ve en muhte şem yazlık kasabası kurulmuştu; hele bahar günlerinde bu bölgede ki pek zarif köşklerin bahçeleri renk renk lâlelerle süslenir, mü kemmel rıhtımlarla çevrilmiş olan derede sülün gibi kayıklar samur kürklü, ipek sarıklı ve kavuklu ki bar adamları dolaştırırdı; arada bir i ipek feraceli ve ipek yaşmaklı çok 1 güzel hanımların da ses re çıktık- ; ları görülürdü; geceleri koruda i ve lâleler arasında sırtlarında mum ! lar yanan kaplumbağaların gezin
meleri âşıklara aşklarını bile unut tururdu.
Patrona Halinin çıkardığı ihtilâl Saadabad denilen o dünva Cenneti nin tahrip edilmesine sebep oldu.
On altı sene evvel Kâğıthancve gittiğim zaman orada ahşap bir sa rayla bir camie rastlamıştım: o sa ray bir aralık yetimler yurdu ol muş, sonra yüzüstü bırakılmıştı, yağmurlar içeriye sıznus, şurası bu rası bir takım yıkıcı eller tarafın dan didiklenmiş, baykuş yuvasına çevrilmişti: Çağlayan sarayı diye meşhur olan o bina, yanındaki mer mer sedier, havuz ve fıskiye peri şan bir haldeydi; bu durumu yaz mıştım, ilgili dairelerin dikkatini çekmeğe çalışmıştım, fakat aldı ran olmamıştı; sonra sarayın enkaz haline geldiğini, satıldığını duy dum ve üzüldüm.
Sarayın yanında bir de cami var dı, zarif, güzel bir sanat eseriydi, harap olmak üzereydi, bereket ver sin ki, pek sağlammış ve yıkılma mış.
Geçen gün okuyucularımızdan A tıf Gürsov bana yazdığı mektup ta diyor ki:
«Bir iş için Kâğıthaneye gittim, dere kenannı takip eden ve Şişliye çıkan asfalt yol kenarında gördü - güm hâdiseye pek sevindim: Ha - rap olmağa yüz tufan Poligon bi nası yanındaki «İttifak Çeşmesi» subayların ve askerlerin müşterek çalışmaiarile tâmir ediliyordu, ö- viindüm. Daha ileri gidince şun’ı şelâle mermerlerinin ve bendleri - nin harap olduğuna şahit oldum ve üzüldüm. Biraz sonra ise yürek !er acısı bir manzarayla karşılaş tım: Pek güzel bir de minaresi o- lan cami bakımsızdı, kubbesinin üstündeki kurşunlar duruyordu â- ma pencereleri ve ici haraptı: ta biatın tahribine terkedilmiş bir. a- taiar yadigârıydı bu.. Her girdik leri yeri şenlendiren atalarımızın bıı eseri az bir himmetle tâmir e- dilse ne iyi olnr. Bizim askerleri - miz gittikleri verieri yıkmazlar, î- mar ederler. Koca Mimar S'"*n da asker ocağından yetişmiş değil miy di?»
Okuyucum bu camiin tamirden sonra depo olarak da kullanılması na hile katlanıyor, fakat bence kah raman askerlerimizin ibadetlerine tahsis edilmesi hem muvafık hem de lâzımdır. Sivil ve asker, elele vererek bu işi başarırsak ataların ruhlarını şâdetmis olmaz mıyız?
Kadircan K A K LI
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi