—
El O O
B e s t e İka
r
1
1
m
ra m o
;
Yesari Asımla telif hakları
Aşksız bestekârlık olamaz!
*J Y a z a n : Cemaleddîn Bildik
\*Bestekârın kazancı — Y a evli ve çoluk çocuk sahibi olsaydı? — Bestekâr-
lık ne zaman bir geçim vasıtası işi olabilir? — Güftesi de bestesi de Y e
sari Asım’a ait olan şarkılar — 6 yaşından 12 yaşma kadar saz, sonra ut,
yirmi yıldan beri de bestekârlık...
Yıllarca evvel yazıldığı ve bestelen diği halde, dalından bugün koparıl mış bir gül kadar makbul ve tazeli ğini muhafaza eden alaturka şarkı- ! Larımız arasında *Bi z Heybelide h e r 1 gece mehtaba çıkardık.» şarkısı da j oldukça ehemmiyetli bir yer işgal eder. Hangi saz salonuna gitseniz, j hangi saz âleminde bulunsanız bu 1 şarkıyı, şüphesiz, siz de dinlemişsiniz- dir. 1 9 - 2 0 sene evvel yazıldığı vo I bestelendiği halde eskimiyor, eskiye- ceğe de benzemiyor. Çünkü Heybeli o Heybeli, mehtap o mehtap oldukça i «neşe dolan sandallar» o pırıl pırıl denizde, yalnız bugünün ve yarının gençlerini değil, İhtiyarlarını da «zev ke dalmak» tan alıkoyamıyacaktır.
Bestekâr Yesari Asım’m güftesi de kendisine alt olan daha nice şarkıla rı vardır ki onlar da eskimiyor ve es- kiyeceğe benzemiyor...
Kendisile konuşmak İstedim. Nere de bulabileceğimi sorduğum zaman tarif ettiler:
« — Fatih tramvay durağının kar şısındaki yokuşu inersiniz, sağda bi rinci apartımanm ikinci katindadır. Şayet evde bulamazsanız Fatihte sütçü Ahmed’e sorunuz. Orada da yoksa bu sütçünün karşısındaki bah çeli kahveye bakınız... Kahvede de bulamazsanız, Yesari Asım, İstanbul- da yok demektir.»
Evvelâ evine uğradım. Bulamayın ca sütçü Ahmed’e sordum. Orada da bulamayınca bahçeli kahveye baktım vo yine bulamadım.
Taşraya gitmiş olması ihtimalini düşünerek kahveden çıkarken, Yesari Asım’ın, sütçü Ahmed’in dükânma girdiğini haber verdiler...
Evinde...
Sütçü dükkânı önünde tanıştık. Telif hakları ve sanat hayatları hak kında görüşeceğim bestekârlar ara sında kendi isminin de bulunduğunu söyleyince:
«— Hah hay efendim! dedi. Eve kadar gidebilir miyiz...»
Gittik. Tertemiz bir apartıman ka tı... Balona geçtik... Duvarlarda re simler var... Köşede bir radyo .. Rad yonun yanında da yerde, duvara dayalı bir ut... Oturduğum kanape- nin arkasındaki duvarda bir çerçe veli resim asılı amma, ters çevril miş!.. Bazan İnsan, çok basit şeylere takılır ve kalır... Benim zihnim de bu çerçeveli resme takılmşıtı. Niçin ters çevrilmişti o resim?... Sebebini Öğrenmeği en sona bırakarak mevzu lunuz dahilinde konuşmağa başla dık...
Şimdi 44 yaşında olan bestekâr Yesari Asım, bekârdır. Bizde beste- kâriığm az kazançlı bir meslek oldu ğunu düşünerek evlenmemesinin He- beblnl bunda aramağa başladım ve sordum.
«— Şayet, dedi, evli ve çoluk çocuk sahibi olsaydım bestekârlıkla geçin meme İmkân hasıl olamazdı. Çok şü kür kİ bekârım... Bir taraftan ben.
öte yandan da biri tüccar, diğeri me mur, üçüncüsü sanatkâr olan kar deşlerimin yardımları ve elbirliği ile evimizin idaresini ve geçimini temin
ediyoruz...»
Bestekâr Yesari Asım'm bir kaç sene evvel alınmış resmi
— Doğru bir şey mi bu?
«__ Muhakkak ki, diyor, hiç de doğru bir iş değil... Aylarca ve yıllar ca- bir şarkı besteleriz, onu talanca filânca okuyucular, muhtelif yerler de okumak suretile avuçlar dolusu para kazanırlar. Fakat içlerinden bi ze teli hafkkı vereni çıkmaz... Avru- pada ise bu böyie değildir, öyle bes tekârlar vardır ki yılda İki tiç şarkı besteler ve telif haklarile kendilerine müreffeh bir hayat temin ederler. Şarkıları nerede okunursa okunsun, telif hakları, o bestekârlara gönderi lir...»
Bizde «Telif haklarını koruma» adiyle cemiyet kurulduğundan da haberdar olduğunu bu arada işaret eden bestekâr Yesari Asım «özlerine şöyle devam ediyor:
«— Bence, bizde bestekârlık, ancak bütün arkadaşlarla birlikte bu cemi yete girmemizle ve cemiyetin de ku racağı teşkilât ve organizasyon saye sinde bir geçim işi olabilir. Aksi tak dirde, bugüne kadar olduğu gibi, bup- dan sonra da emeklerimiz hedrolup gidecektir.»
Kaç şarkı bestelemiş!
Bestekârlarımızın nasıl para ka zandıkları hakkmdaki sualime bes tekâr Yesari Asım, şu cevabı vermek tedir:
c— Badece, plâk acentelerinden alman yüzdelerle.»
— YÜzdeye esas tutulan şey nedir? «— Acenteler, bestesini yaptığımız şarkılarla doldurdukları plâkları ba yilere verirler. Bayiler de bunlara kârlarını ilâve edip satarlar. Beste kârlar, acentelerin bayilere ver dikleri plâkların fiatlerlnl esas tuta rak satış üzerinde bir yüzdelik alır lar. İşte o kadar.»
— Bu yüzdelik muayyen midir? «•— Hayır! Bazan yüzde 6, bazan da yüzde 7 veya 7,5... Fakat şunu da işaret edeyim kİ flks çalışan beste kârlarımız da vardır.»
— Acentelerin kaç plâk doldurduk larını ve kaç plâk sattıklarım kontrol
— Şimdiye kadar kaç şarkı yazdı
nız ve bestelediniz? i
Ruhan derbeder olduğundan he men cevap veremiyeceğlnl söyleyen be stekftr, bir müddet düşündükten Sonra cevap veriyor:
«— Altı yaşından beri musiki ile meşgulüm ve Türk musikisine sazla girdim. 12 yaşından sonra da bu mu sikiye utla devam ettim. Bu, 20 sene evveline kadar böylece sürdü. Yirmi yıldanberi de bilfiil bestekârım... Şimdiye kadar aşağı yukarı 200 e yakın şarkım vardır ve bunlardan çoğunun güftesi de benimdir. «Biz Heybelide her gece mehtaba çıkar dık» şarkısı da bestekârhğımm ilk yılı mahsuîleriııdendir. «Ömrüm seni seni sevmekle nihayet bulacak» şar kısının güftesi bir kadına aittir. F a kat bestesi benimdir. «Akasyalar açarken», «Ümitlerim hep kırıldı», «Sevda yaratan gözlerini her zaman öpsem» şarkılarının bestelerini de ben yaptım.»
— Plâğa geçmemiş şarkılarınız var mı?
«— Harb yılları içinde hiç plâk doldurmadım. Reper tu varım oldukça zengindir. Yeni şarkılarım vardır. Fakat meslekî sır olduğundan bunları açıkhyanııyaeağım. Yalnız bir tane sini söylemekte mahzur görmüyorum. Selçuk hanedanından Râbia hatun tarafmdan yazılan bir şiirdir ki İs mail Hâml Dânişmçnt tarafmdan bulunup bana verildi.»
Hüseynî makamında bestelediği bu şarkıyı, okudu. Aynen not ettim; Bir kâsedür alav dolu gönlüm
yana yana Men tâ sentin yanında dahi
hasretim sana, Yaşlar döken de söndüremez
âteşimi *11
Sunsan elünle, kanıma içsem kana kana
O kadın
Yukarıdaki satırlar arasında bil mem nazarı dikkatinizi celbettl mi? Bestekâr Yesari Asım, «öm rüm seçil sevmekle nihayet bulacak» şarkısı İçin:
«— Bestesi benimdir amma, güfte si bir kadınındır.» demişti. Bir ka dın?... Kim olabilir bu şair?...
— İsmi yok mu bu kadının? tüyo sormama rağmen sanatkârın isim vermemesi beni büsbütün pirelendir di. Fakat rica İle üstünde durunca bu ismin uzun aşk macerası ge çirdiği bir kadına ait olduğunu giz lemedi. Aşksız bestekârlık olamıyaca- ğına da işaret ederek anlatmağa baş ladı...
Hassas ve İnce ruhlu bir kadının, bir bestekârın hayatında ne büyük rol oynadığını, o bestekârın mesleği ta hasında inkişafına ne derece yârdım! dokunduğunu bu aşk macerası içinde buldum ve Yesari Asım’ı, zekle, heye
canla dinledim. ,
Müsaade isteyip ayrılırken de duvar da ters çevrili resmi işaret ederek sebebini sormağı unutmuş değildim. H afif bir tebessüm ile cevap verdi:
Bestekârlık ne zaman
bir geçim işi olabilir?
Bizde bestekârlığm bir geçim işi olabilmesi için her şeyden evvel eski telif hakları kanununu bugünkü ih tiyaca uygun şekilde değiştirmenin lâzımgeldiği mütalâasında bulunan sanatkâr Yesari Asım diyor ki:
- Bir zamanlar bu mevzu üzerin de meşgul olduk. Merhum Bimen Şen. merhum Lemi Atlı, ve şimdi hayatta •bulunan Tamburi Refik Fersan, 6e- lâhaddin Pınar, Sadeddln Kaynak da ılduğli halde altı arkadaş, Refik F ef- ahün Şişlideki evinde bir toplantı yaptık. Telif haltlarımız üzerinde uzun boylu konuştuk, bir esasa da vardık. Fakat tatbikatında muvaffa kiyet elde edemedik. Biz bestekârlar, yalnız plâk acentelerinden aldığımız yüzdelerle kalır ve bunun haricinde hiç bir telif, hakkı
alamayız.»
edebilir misiniz?
«— Hayır!... Her bestekâr bu hu susta mütevekkildir ve kontrol etmek İhtiyacını da duymaz...»
— Şu halde bir eserinizi plâğa ver diniz mi, o eseriniz üzerinde ayrıca bir telif hakkı iddia edemiyorsunuz?
■— öyle oluyor maalesef... Plâktan sonra o şarkıyı muhtelif hanendeler den dinleriz. Bu arada bozuk okuya na da rasîarız, bestenin tam hakkını vererek okuyana da... Fakat ne plâk tan gayri okunmasından dolayı bir hakkı teilf İddiasında bulunabiliyoruz ne de bozuk okunduğundan ötürü bir hak iddiasına sahip bulunuyoruz. Hülâsa, telif hakları bakımından gadre uğruyoruz, bu işleri bir yoluna koymamız behemehal lâzımdır.»
Aşksız bestekârlık
olmaz
. Sanatkâra soruyorum t > * W > v f
« — Evce sofuyuzdur, dedi. Namaza durulduğu «am an karşıda resim gö rünmesin diye çerçeveyi ters çeviri riz...»
Evet sofu bir ev... Yesari Asım da bu aile içinde ve o, bu sofuluğundan dolayıdır ki evlenmeği bile Allaha bı rakmış...
Cumartesi günkü AKŞAM'dn da Yesari Asım’m aşk macerasını ve ev lenme hakkındaki düşüncesini bu lacaksınız.
Cemaleildin BİLDİK
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi