• Sonuç bulunamadı

Başlık: HAEMATURIA VESICALIS BOVIS CHRONICA'NIN EGRELTİ OTU (PTERIS AQUILINA L.) İLE tLGtsİ "ÜZERİNDE ARAŞTIRMAYazar(lar):DİLMEN, SabriCilt: 8 Sayı: 2 DOI: 10.1501/Vetfak_0000001938 Yayın Tarihi: 1961 PDF

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Başlık: HAEMATURIA VESICALIS BOVIS CHRONICA'NIN EGRELTİ OTU (PTERIS AQUILINA L.) İLE tLGtsİ "ÜZERİNDE ARAŞTIRMAYazar(lar):DİLMEN, SabriCilt: 8 Sayı: 2 DOI: 10.1501/Vetfak_0000001938 Yayın Tarihi: 1961 PDF"

Copied!
21
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

..

A. Ü. VETERİNER FAKÜLTESt

YEM MADDELERİ VE HAYVAN BESLEME KVRSt)St) Doç. Dr. Sabrl DİLMEN

HAEMATURIA VESICALIS BOVIS CHRONICA'NIN EGRELTİ OTU (PTERIS AQUILINA L.) İLE tLGtsİ

"ÜZERİNDE ARAŞTIRMA Sabri DtLMEN

Yıllardanberi Karadeniz bölgesi (özellikle Samsun, Ordu, Giresun) ile bolu dolaylan sıjprlannda anzootik karakterde seyreden Haematu-ria vesicalis bovis chronica'mn hayvancılık sektörümüzde önemli yitim-lere esbep oldugu bilinmektedir.

Hematüri üzerinde Karadeniz bölgesinde bir araştırma yapılması . için Tarım Bakanlıjp tarafından 1954yılında Fizyoloji, Biyokimya, Pa-tolojik anatomi, Bakteriyoloji, Parazitoloji, İç hastalıklar ve hayvan bes-leme disiplinleri uzmanlarından ibaret bir bilim heyeti teşkil edilmiş-tir. Hayvan besleme seksiyonunu temsil etmek üzere katılmış oldugu. muz bu heyete bölgenin yem ve hayvan besleme durumlan ile Hema-türi arasında bir bag-Iantı bulunup bulunmadıjp etüdlerimizin ajpdık ~erkezini teşkil etmiştir.

,

Bu alandaki araştırmalarımıZIn sonuçlarını açıklamadan önce has. talıjpn etiyolojisi ve dünyada dag-ılışıüzerinde bazı önemli literatür

bil-dirişlere anaçizgileriyle işaret etmeye çalışac.ag-iz.

NOMENKLATUR.- Sıg-ırlarda görülen kronik kan işeme Nomen-klatura «Haematuria vesicalis bovis chronica» olarak alınnuştır (34). Bu hastaıig-a şüphesiz her ülkede deg-işikterim ve anlam altında

rasla-mr.

İngilizce Almanca Fransızca Latince İtalyanca Türkçe

Red.water disease, Enzootic bovine haematurla, Cystic haema-tuna.

Bluthamen, Kothamen, Staıırot, Enzootische Damaturle, Di-morrhagische eystitis.

Kousette, pissernent de sang, hematurle essentielle. Haernaturla vesicalis cancerogenes.

Ernaturla crollİca. Kan işeme (sJ~rlarda).

(2)

HAEMTURİA

HEMATÜRt'Ni~ GEOGRAFtK YAYILIŞI.- Bu hastalıg-a dünya-mn bir çok ülkelerinde raslandıg-ı muhtelif araştırıcılar tarafından bil-dirilmiştir. Hematüri'nin Almanya ~7, 24, 28, 30, 40, ~1, 58, 61), İsviç-re (35,62), Fransa (4, 18, 65), Bulgaristan (2, 25), Romanya (l2), Yu-goslavya (ıO, 11), İtalya (29), İngiltere ve ırlanda (l4), Britanya Ko-lumbiyası (36), Hindistan ve Himalaya dOlaylan sıg-ır ve mandalarm-da (ı5), Formoza (48), Japonya (54), Rusya (67), ÖnkarpatIar bölge-si (64), Avustralya (8), Amerika (39), Kanada (33), Türkiye'de sıg-ır-larda O, 19, 55, 56) ve mandalarda (55, 56) seyrettig-i üzerinde müşa-hede ve araştırmalara raslanmaktadır.

Hastalıg-a genelolarak sıg-ırlar yakalanmakta ve her mevsimde He-matüri'nin görüldüg-ü bildirilmektedir. HeHe-matüri'nin Fransa'da çog-un-lukla kışın çıktıg-ıve fakat meralarna zamanında da' bu bozuklug-aras-landıg-ı açıklanmıştır (49). Almanya'da H~türi'nin en çok kurak ge-çen yaz mevsiminde ya da böyle bir mevsimi izleyen sonbahar ve kış aylarmda çıktıg-Inaişaret edilmektedir (60. Kanada'da ise hastalig-In çog-unlukla sog-uk geçen bir kış mevsimini izleyen aylarda çıktıg-ıileri sürülmektedir (l6).

Hematüri'nin özellikle 6-12yaşında bulunan her ırktaki sıg-ırlarda görüldüg-ü bildirilmektedir (38). Genelolarak genç sıg-ırlarm Hematü-ri'ye yakalanmadıklanna (16) işaret edildig-igibi bunun tersine en çok buzag-ılamamış düg-elerderaslandıg-ı da ileri ~ürülmektedir (9). DATTA

(6) ve PAMUKÇU (55), mesane iltihapıarına ba~lı Hematüri'yi

man-dalarda da tesbit etmişlerdir. Hematüri'nin çıkışında erkek ve dişi sıg-ır:-lar arasında herhangi bir fark bulunmadıg-ı her' iki cinste de görüldü-g-ünü bildiren ara9tırıcılar (44, 46) bulundug-u gibi, yalnız ineklerin bu hastalıg-a yakalandıg-Inaişaret eden otörler de bulunmaktadır (3). GU-ICHARD (32) ise gebelik ve laktasyonun ineklerde Hematüri'y~ duyar-ııg-ı yükseıttig-ini kabul etmektedir. Bölgelerde bulunan sıg-ır populas-yonunda .Hematüri'nin çıkışına ait nisbet çok deg-işiktir. Bazı yerlerde tüm sıg-ır populasyonunda Hematüri nisbetinin % 80-90ı buldug-u bil-dirilmiştir (38). MART.JNCIC(47), Yugoslavya'da sıg-ırlarda Hematü-ri nisbetinin % 20-27arasında de~iştig-initesbit etmiştir. DATTA(l6), Hindistan'a idhal edilen kültür ırkı sıg-ırlann yerli ırklara nazaran He-matüri'ye .daha yüksek bir duyarlık gösterdiklerini bildirmiştir.

Hematüri'nin genelolarak y4ksek ormanıık bölgelerdeki sıg-ırlar-da görüldüg-üne işaret edilmektedir. Hematüri olaylarına Bulgaristan ve Yugoslavya'nın özellikle yüksek ve ormanlık bölgelerinde rasla~ak-tadır (2, 47, 50). Öte yandan Hematüri'ye Fransa'nın alçak bölgelerin-de ve Kanada'da bölgelerin-deniz seviyesinbölgelerin-den bir kaç metre yükseklikte bulunan

(3)

DİLMEN

ovalarda da rasllindığı açıklanmıştır (38). PAMUKÇU (55) ise Türki-ye'de bu hastalığın deniz seviyesinden 200 - 1000 metre yükseklikteki bölgelerde yaygın bulunduğunu bilflirmektedir.

ETİYOLOJİ.- Sığırlarda görülen Hematüri'nin Etiyolojisi bugü-' ne kadar kesin olarak açıklanamamış ve bu hastalığın sebepleri üze-rinde ileri sürülen görüşlerde bir beraberliğe varılamamıştır.

Genelolarak literatür bildirişlere göre Hematüri'nin çıkışında

baş-lıca: .

ı.

BESLENME YETERSİzLtCt 2. TOKStK BİR MADDE ' 3. PARAZİTER AJANLAR . 4. BAKTERtYEL AJANLAR ,

gibi teoriler üzerinde durulduğu görülmektedir (34, 35, 38, 41, 62).

.

.

BESLENME YETERSİzLtCİvE HEMATÜRt.- Almanya'da ilk yapılan bazı araştırmalara göre sığırlarda görülen Hematüri olaylarının ~ i c a gibi topraktaki mineral madde eksikligine bağlı bulunduğu ileri sürülmüştür (37, 59). HADWEN (33), hastalığın Kanada'nın fakir top-raklarında, kültür dışı bıl'akılmıf arazi kesimlerinde görüldügünü ve bu-nun için Hematüri'ye( Fakir çiftçi hastalığı = Po'or man's disease) adı da verildiğini bildirmektedir. Bazıaraştıncılar tarafından Hematüri'. nin çıkışında özellikle kalsiyum ve fosfor bakımından fakir arazinin rol oynadığı kabul edilmektedir (29, 65), Belçika'da bir. çok çiftçiler tara-fından H.ematürl'nin topra.ktaki kireç ve fosfor eksikliğinden ileri gel-diğine inanıldığına işaret edilmektedir (55). SCHLEGEL (61), ya~tığı uzun süreli araştırma ve deneylerle hastalığın ileri derecede yağmura maruz kalan bölgelerin topraklarındaki kalsiyumun yıkanmasına bağlı bir bozukluk olduğunu ka:bul etmektedir. Bugibi topraklarda potasyum tuzlariyle silis asidi miktarları yüksek bir seviyededir. GLÖCKNER (27), kalsiyum ve fosfor asidi bakımından fakir bataklık ve nemli top-raklarda yetişen b.itkisel floranın sığır Hematüri'sine sebep olduğu ka-nısındadır. Bazı araştırıcılar ise kalsi¥umca fakir topraklarda yetişen saz ve kamıs gibi oksalik

.

asid ve silis.'asidi bilesimleri bakımından

zengin bitkilerin yenilmesinden Hematüri'nin meydana geldiğini tah-min etmişlerdir (27, 41). Gübrelenmiş ve drenajlanmış topraklarda ye-tişen bitkisel floranın sığır Hem~türi'sini. önleyebilecegi kabul edilmek-tedir (29, 43). Bu duruma göre toprağın islahına yöneltilen tedbirlerin endirekt olarak sığır Hematüri'sinin 'önlenmesinde ~tkili bir rol oyna-dığı kabul edilebilir. Bazı araştırıcılar tarafından Hematüri görülen bölgelerdeki mera ve çayırların uygun gübreleme metodlariyle (Her hektara 1000-l500 kg kalsiyum fosfap hastalığın önüne geçilebileceği

(4)

HAEMTURtA

,

.

ileri sürülmüştür (38, 64). Hematüri gÖrülen bölgelerde kalsiyumca fa-kir ve silis asidince zengin bulunan topra~ın rengi koyu - esmer ve re-aksiyonu asid netiliktedir (53).

GOTT ARDI (29), toprak niteliklerine ba~lı olarak Hematüri'ye ya-kalanan sığırların. kanında kalsiyum ve fosfor seviyelerinin düşük bu-lunduğunu bildirmiştir.

TOKSİK MADDE VE HEMATÜRt.- SCHLEGEL (61),.Genel ola-rak bir bölgede belli etiyolojik faktörler bulu~madığı halde yine de,He-matüri'nin görülebilece~ini ileri sürmüştür. Bu araştırıcıya göre, sürek-li olarak küçük dozlarda yemlerle alınan toksikbir 'hladdenin hayvan vücudunda kümulasyonu ile .Hematüri şekillenebilmektedir. İdrarla dı. şarı atılan toksik nitelikte bir maddenin idrar yolları ve mesaneyi tah-rişinden Hematüri meydana geldi~i tahmin edilmektedir. GÖTZE (30), spesifik nitelikte, , toksik bir maddenrn idrar yolları ve mesanede he-morrajik bozukluklara sebep oldu~nu ve bunun sonucu olarak bu or-ganlarda iltihap ve proliferasyon meydana geldi~ini bildirmektedir. Bu görüşe göre, iltihap ve proliferasyonun etkisiyle toksik ~addeye karşı bir savunma barajı hazırlanmaktadır.

GÖTZE (30), Hematüri görüle~ bölgelerin meral,arında çok yaygın bulunan E~relti otu ( = Pteris aquilina L.) nun bu hastalı~ın etiyolo-jisinde önemli bir rol oynadı~ına işaret etmiştir. GÖTZE, hangi böl-gede Hematüri görülürse, orada çayır ve meralarda E~relti otunun çok . yaygın bulundu~na ve bu bitkinin 'Oralarda kışın ahırlarda yataklık o"larak kullanıldı~ına dikkati çekmiştir. Ancak GÖTZE'nin bildirişin. den sonra yine bu araştırıcının Hannover'deki sığır klinig-inde taze, ye-şil v~ kurutulmuş E~relti otu yedirme denemeleriyle sıg1.rlarda Hema-türi'nin meydana gelmedi~i görülmüş ve böylece bu otun Hematüri'nin çıkışında etkili bir roloynadığı tezi teyid edilememiştir (24, 40). E~-r~lti otu yedirme denemelerinden müsbet bir sonuç alınmamasına rag--men, GÖTZE, Hematüri'nin önlennıesi için hastalık görülen bölgelerde bulunan E~relti otu mücadelesi yapılmasının gerekti~ini israrla savun-muştur (34),

GÖTZE'ye göre hastalı~a do~rudan do~ruya Eg-relti otu deg-il, bel-iki bu yabani otta bulunan toksik bir madde sebep olmaktadır.

Şüphe-siz E~relti otunun Hematüri ile ilgisi üzerinde yalnız GÖTZE dur,ma-mış daha bir çok başka araştırıcılar da bu problemle yakından megul olmuslardır. E~relti otunun İngiltere'de de çok yaygın bulnuud~ göz önün~ alınarak son yıllarda bu yabani otun sıg-İr Hematüri'si ile ilgi-si üzerinde durulmaya başlanmıştır (31, 51, 52).

Sığırlarda Eğrelti otu ile meydana gelen zehirlenme semptomları' nın genelolarak sığır Hematüri'sine ait Sendrom'la ilgili olmadığı ka-bul edilmektedir (21, 22, 23, 36, 63).

(5)

DİLMEN

Son yıllarda Almanya'da yayınlanan bir araştırma sonuçlanna gö-re Eg;gö-relti otu yedirme denemeleriyle muhtelif yaşta beş sıg;ırda He-nıatüri'nin eksperimentel olarak meydana getirilebildig;iiddia edilmiş-tir (58). Bu denemede hayvanlara. başlangıçta kurutulmuş şeker pan-carı posası, bug;day ve çavdar kepeg;inden hazırlanmış bir rasyona ek olarak yeşU yem (çayır, pancar yaprag;ı), kuru ot ve saman karıştırıla-rak yedirilmiştir. Bu yemlerden herhangi birisinin Hematüri'ye sebep 'Oldug;unadair literatürde bir isarete raslanmadı~ bildirImektedir. Da-

.

.'

ha sonra her hayvana eşit miktarlarda düşecek şekilde rasyonlara Eg;-relti otu ilave edilmeye başlanmıştır. Deneme hayvanlanna Mayıs'tan Kasım ~yına kadar taze, yeşil eg;relti otu ve 'bundan sonra kış ve ilk-bahar aylannda ise kurutulmuş Eg;relti otu yedirilmiştir. Deneme hay-yanlanna 2-3 kilo g~am yeşil e~relti otu dig;er yemlerden önce yediril-miştir. Denemeye alınan 10 haftalık bir buzag;ıya ilk aylarda Eg;relti otu, ince dog;ranaİ'akhulamaç kıvamına sokulup sonda ile verilmiştir. Daha sonra' bu hayvana da Eg;relti otu öbür deneme hayvanlarına ye-dirildig;i gibi yedirilmeye başlanmıştır. Her deneme hayvanına gUnde 1,7 kilogram dog;ranmış kuru Eg;relti otu dig;er rasyona kanştırılarak verilmiştir. Deneme hayvanlan büt~ deneme süresince sıkı bir klinik müşahede altında bulundurulmuş ve idrarda gerekli kimyasal ve mik-roskopik bakı ihmal edilmemiştir. Zaman zaman mesane, sistoskopik bakı ile kontrol altında tutulmuştur. Denemeye 'başladıktan bir yıl sonra hayvanlarda herhangi bir bozukluk tesbit edilememiş ancak bu süre içinde bir dananın idrar sedimentlerinde mikroskopik olarak erit-rosit sayısının yükseldig;igörülmüştür. Bu suretle MlKROHAEMATU-RlA (66) denilen belirti meydana getirilmiştir. Denemeden 13 ay son-ra dananın idson-rarında aşikar şekilde bir bulanıklık görülmüş ve bundan

15 gün sonra kanlı bir kırmızılık tesbit edilmiştir. Böylece E~relti otu yedirme ile ilk defa sıg;ır Hematüri'sinin deneyselolarak meydana ge-tirilmiş oldug;ui~eri sürülmüştür.

İsviçre'de SlEBER (62) ve HESS (35) ise Hematüri'nin çıkışına Eg;relti otunda bulunan antithiamin nitelikte bir faktörün sebep olabi-leceg;inibildirmişlerdir. Bu' görüşe gö~e E~relti otunda Thiamini par-.çalayan bir ferment bulunmakta ve bu faktör Bı avitaminoz'una sebep olmaktadır. Eg;relti otundaki bu faktörün fiziksel ve kimyasal nitelikle-ri üzenitelikle-rinde yapılan çalışmalarla bunun bir Thiaminaz fermenti bulun-dug;u kanısına van1mıştır (42). Hematüri görülen bölgelerde yetişen Eg;relti otunUn Thiamini parçalama gücünün, hastalık görülmeyen böl-gelerdeki Eg;relti otundan daha yüksek bulundug;u kabul edilmektedir (34, 20). Ancak Anti-thiamin teorisine göre yapılan Hematüri tedavisi denemelerinden tatmin edici bir sonuç alınamamıştır. HESS (35) ta.

(6)

HAEMTURİA

rafından yapılan araştırmaya göre Hematüri bölgesinde yetişen EgTel. ti otu ejtstraktlannın Thiamin'i i.n a k t i v e etme güçleri % olarak 1 No. lu cetvelde özetlenmiştir.

CETVEL 1 çEşİTLİ EGRELTİ OTU EKSTRAKT NUMUNELERİNDE TUİAMIN'İ İNAKTİvE ETME G"OCÜ

İnaktive edilmiş Thiamin Hematüri bölgesinden alınan 4 yeşil E~relti

otu numunesi, ıp %85

,

Bem bölgesinden alınan 4 yeşil E~elti otu

numunesi; ıp %62

Hematüri bölgesinden alınan 3 yataklık

Egrelti otu numunesi, </> % 86 •

%36 %35 %24 % 18 % 32 • % 2 %52 % 4 %56 % 68 %44 % 75 % 20 % 62 % 16 % 18 %22 %20 %22 %54 % 8 % 4

i.

Bitkiler

Rumex acetosa . Symphylum officinale Trifolium arvense Trifolium pratense Ranunculus bulbosus Plantago lanceolata Lolium italicum Grisium oleraceum Daucus carotta Medicago Jupulina ~eracleum sphondylium Hypericum perforatum Hypericum maculatum Mentha langifoHa Teucrium scorodonia Beta VllIgaris i Alchemilla vulgaris Tussilago farfara Equisetum arvense Medicago sativa Phragmites commıin1s Anthyllis vulneraria Hypericum perforatum

. öte yandan Hematürü 'bölgelerinde.yetişen bir kısım otlann da Thiamin'i inaktive etme gücleri tesbit edilmiştir. Bu araştırmadan alı-nan sonuçlann bir kısmı 2 No. lu cetvelde gösterilmiştir (35). .

CETVEL 2 çEşİTLİ OTLARı N EKSTRAKTLARINDA THİAMİN'İ , tNAKTİvE ETME .G"OCtJ(Hematüri bölgesi)

İnaktive edilmiş Thiaınin

(7)

DİLMEI"

İki No. lu cetvelin incelenmesinden anlaşılacagı gibi bir kısım otlar-da Thiamin'i inaktive etme gücleri % 50.nin üzerindedir. Bu 8j"aştınna-lara göre Thiamin'i % 50 nin üzerinde inaktive eden başlıca ot çeşit~ leri 3 No. lu cetvelde özetlenmiştir.

CETVEL 3 THIAMIN'İ % 50 NİN ÜZERİNDE 'İNAKTİvE EDEN

BAZIOTLAR - •

Bitkiler Thiamini inaktive

etme gücü Lit.

Pteris aquilina, yeşil %82 62

Pteris aquilina, yataklık . % 83 62

Pteris aquilina, çok körpe % 88 62

Dryopteris filix mas

.

% 62 62

Athyrium filix femina % 66 62

. Pteris aquilina, yeşil % 85 35

Pteris aquilina, yataklık % 86 35

Hypericum perforatam ')0 56 62

.

Hypericum perforatum % 56 35

Medicago lupulina 'yü 52

i 62'

Medicago lupulina .%52 35

Hypericum maculatum % 68 35

Hypericum maculatum 'Yü 68 35

Teucrium scorondia

.

% 75 62

Alchemilla vulgaris % 62 t 62

Hypericum perforatum %54 .35

Galium mollugo. % 61 62

Thymus serpyllum

,

O~) 62 62

..

Onosis repens , % 64 62

Banuneulus acer % 53. 62

Üç No. lu cetvelin incelenmesinden anlaşılacagı gibi Hematüri böl-gelerinde yetişen gerek Egrelti otu ve gerekse bir çok bitkiler önemli miktarlarda kimyasal yapısı bilinmeyen anti-thiamin bir faktör kap-samaktadırlar.

• Bazı otörler ise Hematüri'nin çıkışını dogrudan dogruya bitkiler-de bulunan bir toksik. madbitkiler-deye baglamak istemişlerdir (61). Bu görü-şe göre az miktarlarda sürekli olarak yenilen zehirli bir 'bitkinin tok~ sik m~desi. yavaş yavaş barsaklardan geçerek boşaltım organlarında iltihaplara, kanarnalara ve proliferasyonlara sebep olmakta ve bugibi bozukluklar kronik sığır Hematüri'sin.i hazırlamaktadırlar. SCHLEGEL (61), Hematüri'nin çıkışında toksik maddelerden özellikle Ran Unk u-ioi (Ranunculus acer'in etkili maddesi) ve E q u i s e t i n (Equisetum "arvense'nin etkili maddesi) gibi maddelerin rol oynadıklarını ileri sür.

müştür. UNGLAS (65) ve GOTTARDI (29) gibi araştırıcılar bazı ba. kımıardan SCHLEGEL'in bu görüsünü

.

teyid etmislerdir.

,

.

(8)

BRETZIN-GER (7) ise Bregovic'in bildirişine dayanarak sıg-ırlarda kronik Hema-türi'nin çıkışında Tanen asidi ve tanenli maddelerin rol oynadıg-ına işa-ret etmiştir.

GEORGIEFF (26), Hematüri bölgelerinden elde edilen kuru atla-rın normalbölgelerin kuru otlarına nazaran daha yüksek miktarlarda silisyum dioksid kapsadıklarına dikkati çekmiş ve barsaklardan emil-mesi güç olan bu bileşimlerin, saponinlerin etkisiyle daha kolay emil-diklerine işaret etmiştir. Bu suretle idrar yolları ve mesaneden yüksek miktarlarda geçen silis bileşiminin Hematüri'ye sebep oldugu tahmin edilmiştir. GEORGIEFF (26) yaptıg-ı denemelere göre:

ı.

Saponiııler, barsaklardan emiImesi çok güç olan silis bileşimlerinin emil. me derecesini yUkselttigi,

2. Hematüri bölgelerinden elde edilen kuru otların kapsadıkları saponinler, silis bileşimlerinin maksimal derecelf'rde emilmesini saglayabilecek bir

yo-gunlukta bulundukları,

3. At kestanesinde (= Aesculus hippocastanum L.) bulunan saponin, He-matüri ~örülmeyen bölgelerden elde edilen kuru otlarla birlikte yedirile-cek olursa silis asidinın barsaklardan emilme derecesinin yfikseldigi gibi sonuçlar alınmıştır. GEORGIEFF (26), Hematüri'nin beslenme ye-tersizligine baglı bir bozukluk olmayıp bir TOKSİKOZ oldugu kanı- . sındadır.

PARAZİTER AJANLAR VE HEMATDRİ.- Hematüri'nin çıkışın-da Schistosoma, Filaria ve Distom gibi parazitlerin ilgili bulundugu tahmin edilmiştir (38, 45). ARNOLD (3) ve SCHAERRER (60) ise has-talıg-ın etiyolojisinde Koksidilerin rol oynadıklarına işaret etmişler-dir. BLANCHARD (5), Ameoba vesicalis, PLUMMERET (57) ve DAT-TA (15), Entomoeba kamala gibi amiplerin Hematüri'nin etiyolojisin-de rol oynadıklarını kabul etmişlerse de bu görüşl~r diger araştırıcılar tarafından desteklenmemiştir. Hastalıgın etiyolojisi üzerinde paraziter bakımdan yapılan araştırmalardan da müsb et bir sonuç alınmadıg-ı PAMUKÇU (55) tarafından bildirilmiştir. CELAN (2), DATTA (6),

Hematüri'nin çıkışında mesanenin mikotik enfeksiyonunun rol oyna-dıgını iddia etmişlerse de bu görüş te müsbet karşılanmamıştır.

BAKTERİYEL AJANLAR VE HEMATDRt.- Hematüri'nin etiyo-lojisinde bakteriyel etkenlerin rol oynadıkları özellikle Fransız bilgin-leri tarafından ileri sürülmüştür 07, 6), DETROYE (68), mikrokakla-rın Hematüri ile ilgili olduğunu ileri sürmüştür. Bu araştırıcı tarafın-dan yapılan bakteriyolojik denemelerle bir kısım hayvanlarda eksperi-mentelolarak Hematüri meydana getirildigi bilnirilmişse de daha son-ra yapılan ason-raştırmalarla bu görüş teyid edilememiştir (53, 5).

(9)

DİLMEN

HEMATÜRİ'DE KLİNİK TABLO.- Hastalı~ın klinik tablosu ve semptomları 1910 yılında ANGELOFF (2) tarafından etraflıca açıklan. mıştır. Daha sonra Hematüri'nin semptomlar~ üzerinde bir çok araş-tmcılar da durmuşlardır (7. 16, 25, 47, 53). Hematüri'ye yakalanan sı-~ırlarda genel bir bozukluk görülmeden idrar kırmızı renkte yani kan-lıdır. Hematüri'nin bu semptomu üzerinde hemen bütün araştırıcılar görüş birli~e varmışlardır. Gerek spontan olarakçıkarılan ve gerek-se sonda ile alınan idrar bulanık ve kanlıdır. İdrarda ço~lukla küçük kan pıhtıları bulunur. İdrarın bekletilmesi ya da santrifuj edilmesiy-le alyuvarlar kabın dibine çökerek idrar berrak bir renk alır. İdrarın bekletme ile berraklaşması, Hematüri'nin Hemoglobinüri'den kolayca ayrılmasına yardım eder. Hematürili hayvanlarda kanın idrarla bir-likte haftalarca, aylarca hatta yıllarcadışarı atılması genel bir anemi-ye sebep olur. Hasta hayvanlarda mükozalar solgundur. Hayvan iştiha-sız ve kaşektiktir. Hasta hayvanın süt verimi azalmıştır. Kalb yeter-sizdir. Hastalık niha.yet ölümle sonuçlanır. Bo~a ve öküzlerde anatomik özellikten dolayı idrarda bulunan kan pıhtıları Uretra'yı tıkamak sure- , tiyle idrarın dışarı atılmasına engelolur ve idrar mesanede birikir. Bu durum mesanenin yırtılmasına ve hayvanın Uremi'den ölmesine sebep olabilir. Hematüri uzun bir süre devam ettikten sonra durur ve kansız bir idrar görülür. Böylece hastalı~ın kayboldu~ sanılır. Fakat bir sü-re sonra hastalık daha a~r olarak baş gösterir.

Buraya kadar açıklamalarımızdan' anlaşılaca~ı gibi Haematuria ve-sicalis bovis chronica.'nın gerçek. sebebi henüz kesin olarak aydınlatıla-mamıştır.

.

Türkiye'de Karadeniz bölgesi ve Hinterlandinda bulunan sı~ır ve mandalarda % 10 oranında (55) görülen bu hastalı~ın etiyolojisini ay-dınlatmak için bölgede yem, hayvan besleme durumu ve yaygın halde yetişen E~relti otunuli bu hastalıkla i1gisi üzerinde durulmuştur.

I. HASTALıK BÖLGESİNDE YAPILAN ETÜTLERİMtZDEN ALINAN SONUÇLAR

Türkiye'nin özellikle Hematüri bölgesi sayılan Samsun, Ordu, Gi-resun ve Bolu illerinde 7 Temmuz 1954 tarihinden 8 Eylül 1954 tarihi-ne kadar iki aylık bir süre içinde sığır Hematürisi üzerinde yaptı~muz incelemede ele alınan köyler topluca 4 No. lu cetvelde gösterilmiştir.

(10)

lIAEMTURİA

CETVEL 4 HEMATÜRİ GÖRÜLEN BAZI KÖYLER

1. Kındıra 2. Bümük 3. Gölhamidiye

Samsun merkezine ba~lı köyler:

ı.

Taflan 7. Köseli 2. Kayagüney 8. Meyvalı 3. Büyükoyunca 9. Müsmürlü 4. Muşta 10. Düzköy 5.. Devgeriş 1ı. Dagköy 6. Kertme. 12. Erikli. 13. Egribel

. Çarşamba ilçesine ba~lı köyler: 1. Akkuzulu 2. Yaveyli

3. Çobancalı

Bafra ilçesine baglı köy: 1. Cınklar

Giresun merkezine ba~lı köyler: 1. Erikliman 3. Hamurlu 2. Kemaliye 4. Harşit (Bucak)

5. semayil Bolu'ya ba~lı köyler:

4. Ömerli 5. Merkeşler 6. Bölükveren

Dört No. lu cetvelde görüldügü gibi 35 köyün yem ve hayvan bes-leme durumları incelenmiştir. Bu köylere ait sı~rların taranması esna-sında 89 muhtelü yaşta inek ve öküz ve 4 mandanın kronik Hematüri'-ye yakalanmış oldukları tesbit edilırniştir. Hematüri'nin bu bölge sı~r-larında çok eskidenberi yetiştiriciler tarafından bilinmekte oldugu gö-riilmüş ve hastalı~ özellikle yüksek ve ormanlık yerlerde bulunan fa-kir köylerde hüküm sürdügü fakat denize yakın bölge sı~rlarının da bu hastalıg-a yakalandıkları müşahede edilmiştir. Etütlerimiz esnasın-da sı~r Hematüri'sinin hemen her mevsimde görüldügü anlaşılmıştır. Yani hastalıg-ın meraya bag-lı olmadı~ ayni zamanda kışın ahır besle-mesinde ~e çıktı~ tesbit edilmiştir. Hematüri'nin tesbit edildig-i 89 inek ve öküzün 2,5-13yaş aralarında ve 4 baş mandanın ise 10 yaşından yu-karı bulundugu görülmüştür.

İnceleme yaptıgoımız köylerde Hematüri'nin sı~rlar arasında da~- . lış nisbet!.erinin oldukça farklı bulundugu görülmüştür. Ormanlık ve dag-lık bölge köyleri sı~rlarında Hematüri nisbetiinn % 10 bulunması-'na karşılık ova köylerinde bu oran çok düşük bulunmuştur.

Bölge hayvan yetiştiricilerinin genel olarak hastalı~n etiyolojisi üzerinde herhangi müsbet bir bilgiye sahip bulunmadıkları

(11)

göriilmüş-DİLMEN

tür. Köylü, hayvanlan ileri derecede zorlayıp çalıştımıanın ve özellik-le E~relti otunun kan işemeye(= Hematüri) sebep oldu~ kanısında-dır.

YEM VE HAYVANBESLEMEDURUMU.- Karadeniz bölgesi

köy-lerinde yem olarak başhea şu maddeler kullanılmaktadır:

Mısır sapı Kuru ot

Mısır koçanı Arpa

Saman Kepek

Bölgede genelolarak kuru ot, arpa ve kepek gibi yemlere rasyon-lardaçok az miktarlarda yer verildi~ ve bir çok köylerde ise bu yem1e-rin bulunmadı~ı tesbit edilmiştir. Bölgede bulunan tabii çayır ve ot-lakIarda ~aptı~mız etüdlerimizde hayvan sa~lı~ için zararlı olabilecek herhangi zehirU bir bitkiye rl:}.Slanmamıştır.Yüksek ve ormanlık böl-gelerde bitkisel örtüyü özellikle ~~relti otunun (= pteris aquilina L.) teşkil etti~ müşahede edilmiştir.

Araştırmalanınız esnasında 24 hasta (Hematüri'li) ve 7. normal (Hematüri'siz) sı~ınn kan serumlannda kalsiyum ve fosfor miktarlan tayin edilmiş ve elde edilen de~erler 5 'Ve6 No. lu cetvellerde gösteril-miştir (55).

CETVEL 5 HEAMTÜRİ'Lİ slGIRLARIN KAN SERUMLARıNDA KALsİYUM VE FOSFOR MİKTARI

~i••••

Hayvan --_.. S--e -_r ..•...•II__m.._.

____ o

_.---No. - -P, mg,j100 cem Ca, mg,l100 cem

4 4,4 7:J, 6 2,7 6,5 II 3,9 7:J, 12 3,1 6,7 13 3,9 9:J, 14 2,5 12,5 15 ~,9 10,0 16 3,9 9,4 17 3,9 9.9 18 3,1 11,0 19 2,5 , 11,0 20 4,1 9,4 21 3,1 8,0 22 3,9 8,0 23 3,5 i 11,8 24 2,9 i 11,6 25 1 3,0 , 12,0 26 2,0 ı 8,8 27 5,0 r 8,0 28 2,5 i 10,0 29 3,0 , 9,5 30 . 3,0 ; 10,0 31 3,0 10,0 i 2,9 8,0

(12)

HAEMTiJRİA •

CETVEL 6 HEMATüRt'StZ S.ICIRLARDA' KAN SERUMLARıNDA KALsİYUM VE FOSFOR MİKTARI

,

i

i

i 2,2 2,9 2,4 1,0 2,2 2,7 3,7 Seru-m --_.._---_._._ ..- ._.. _---_.-P, mg,/100 ccm Ca, mg,/l00 cem 9,0 9,0 9,5 10,5 7,5 10,5 9,5 Hayvan No. i 2 3 4 5 6 7

Beş ve 6 No. lu cetvellerin incelenmesinden görülece~ gib~Hema-türi'li sıgırlarla Hematüri'siz sıgırların kan serumlarındaki kalsiyUm ve fosfor miktarları aralarındaki farklar önemli de~ldir. Bölgede He-matüri'nin etiyolojisi bakımından yapılan bakteriyolajik ve par8zito. lojik. araştırmalardan da müsbet Sonuç alınamarmştır (55).

II. EGRELTt OTU VE MISIR SAPı tLE YAPILANYEMLEME D~NEMELERt VE SONUÇLARI

...

-.•.

,-Gerek Karadeniz bölgesi ve gerekse Bolu dolaylarında yetişen

sı.

gırların kronik Hematüri'si üzerinde yerinde yapılan araştırmalardS haStalı~ın çıkışını hazırlayan etiyolajik faktör (faktörler) belirtileme-miştir. Ancak bölgede yaygın şekilde bulunan .E~relti otunun yetişti~ ve mısır saplarının ise sıgırlara bol miktarlarda yedirildi~i göz önüne alınarak Ordu bölgesinden güneşte kurutulmuş E~relti otu ve mısır s&o pı temin edilip Ankara'da yerli kara sıgırlarla bir yemlerne denemesi yapılması hastalıg-ın etiyolojisini aydınlatma bakımından uygun görü1-. •

müştür. •

MATERtYALVE METOD.- Deneme sıgırları: Ankara hayvan pa-zarından köy bakım ve besleme şartlarına uygun zayıf ve bakımsız 12 baş yerli kara inek seçilerek satın alın'ınışbr. 2-8 yaş aralarında bulun-dukları tesbit edilen ineklerin idrar kontrollarında Hematüd'ye işaret .sayılabilecek herhangi bir belirti görülmemiştir.

Temel rasyon ve deneme yemleri: Denemede.temel rasyon olarak kuru ot, arpa kullanılmış ve Ordu bölgesinden getirtilen güneşte kuru-tulmuş E~elti otu ile mısır sapları ise deneme yemi olarak alınmıştır.' Denemenin amacı, Hematii.ri'nin etiyolojisini aydınlatmak bulundu~ için gerek temel yemlerin ve gerekse deneme yemlerinin WEENDE analiz metoduna göre ham besin, maddeleri miktarlarının te.sbit edil~ mesinde herhangi ..bir fayda görülmedi~. göz önüne alınarakbu analız.: den vazgeçilmiştir. Denemenin yapıldıgı ahırın. damUmkün oldu~ ka-dar köy şartlarına uyması tercih edilmiştir.

(13)

1>İLMEN

Denemenin yürütülmesi: Denemeye 22 Nisan 1955de başlanmış ve 15 Mayıs 1956da sonverilmiştir. De~eme, her grupta 3 hayvan bulun-mak üzere 4 grup olarak.asağıdaki sekilde yürütülmüstür: ... ~ ~

.

I. Grup (Kontro!), Temel rasyon (= Kuru ot

+

Arpa) II. Grup, Temel rasyon

+

Eğrelti otu

III. Grup, Temel rasyon

+

Mısır sapı

IV. Grup, Temel rasyon

+

Eğrelti otu

+

Mısır sapı.

Denemelerde, Eğr~lti otu ve mısır sapının Hematüri'ye sebep olup olmadığı.problemi araştınnalanmızın ağırlık merkezini teşkil ettiği ve bu denerhelerin herhangi bir besi denemesi olmadığı düşüncesiyle hay-vanlann canlı ağırlıklannın muhtelif dönemlerde tesbit edilmesine lü-zum görülmemiştir.

Denemede hayvanlara verilen temel rasyon ve deneme yemleri miktarlan 7 No. lu cetvelde özetlenmistir.

..

.

CETVEL 7 DENEME sl<'iIRLARINA VERİLEN TEMEL RASYON VE DENEME YEMLERİ (Muhtelif dönemlerde)

Arpa Kuru 'Ot Kuru E~elti otu Mısır sapı Tuz

Grup g g g g g

ilk 15 günde her hayvana verilen

I. 500 3000 -

-

25

II. 500 3000 100

-

25

m.

500 3000 - 100 25 .

IV. 500 3000 100 100 25

. Deneme başlangıcından 15 gün sonra, her hayvana

I. 500 3000 -

-

25

,

II. 500 2800 200 - 25

m.

500 2800

-

200 25

IV. 500 2800 200 200 25

Denemeden 2 ay sonra,. her hayvana

I. 500 3000 - - ~ 25

II. 500 2000 500

-

25

III. 500 2000

-

500 25

IV. 500 2000 500 500 25

Denemeden 4 ay sonra, her hayvana

I. 500 3000

-

- 25 II. 1000 1000 , 25 -III. 1000

-

1000 25 r IV. 1000 1000 1000 25

Denemeden 6 ay" sonra, her hayvana

I. 500 3000 - - 25

-

II. 400 800 1500 -

.

25

m:

400 800

.

1500 25

IV. 400 800 1200 1200 25

Denemenin 8. ayından deneme sonuna kadar, her hayvana

I. 500 3000 -

-

25

II. 300

-

3000

-

i 25

(14)

lIAEMTURİA

Yedi No. lu cetvelin incelenmesinden anlaşılacağı gibi denemenin başlangıcından itibaren 15 gün süre içinde temel rasyona 100 gram E~-relti otu ve 100 gram mısır sapı ilave edilmiş ve bundan sonra muhte-lif dönemlerde temel rasyon azaıtılarak deneme yemleri miktarları ar-tırılmıştır. Denemenin 8. ayından itibaren temel rasyondan kuru ot ta-mamen çıkarılarak deneme gruplarına yalnız arpa ve deneme .yemleri

verilmeye başlanmıştır. Bu dönem içinde deneme hayvanlarının temel rasyonlarında bulunan arpa miktarı da 300 grama düşürülmüştür.

Deneme süresince hayvanlar klinik bakımdan kontrol altında bu-lundurulmuş ve her 15 günde idrarlar mikroskopik bakıya tabi tutul-muştur. Denemenin sonunda bütün hayvanlar kesilerek mesane ve di-~er organlar makroskopik ve mikroskopik olarak muayene edilmiştir.

Bir yıl süren Egrelti otu, mısır sapı ve E~relti otu

+

mısır sapı ye-dirme denemelerinde deneme ineklerinde eksperimente1 olarak HAE-MATURIA VESICALIS BOVIS CHRONICA meydana getirilememiş-tir.

III. TARTIŞMA

İneklerde Kuru Egrelti otu, mısır sapı ve kuru E~relti otu

+

mı-sır sapı ile yapılan yedirme denemelerinde gerek klinik bakımdan ge-rekse kesimden sonra makroskopik ve mikroskopik bakılarda Hema-türi'ye işaret sayılabilecek herhangi bir bozukluk tesbit edilememiştir.

Almanya'da 1960 yılında yayınlanan bir araştırmaya göre yeşil ve kuru olarak yedirqen Egrelti otu ile ineklerde 15 ay içinde Hematüri'-nin eksperimentel olarak meydana getirildiği iddia edilmektedir (58). Ancak E~relti otu ile ineklerde eksperimentel olarak meydana getiril-digi yayınlanan bu bildiriş henüz başka araştırıcılar tarafından teyid edilmemiştir. Daha önce ayni klinikte E~relti otu yedirme denemelerin-den (24, 40) müsbet bir sonuca varılmadığı göz önüne alınırsa bu bil-dirişin diger araştırıcılar tarafından teyid edilmesinin gerekti~

anlaşı-lır. )

Güneşte kurutulmuş Egrelti otu ile yaptığımız denemede bu otta bulunan Hematüri'ye etkili maddenin konsantrasyonunda güneş ışınla-rına ba~lı olarak bir azalma meydana gelebile~ düşünülebilir. Ancak

denemenin sonuna do~ru 4 ay süre ile temel rasyondan kuru otu tama-men çıkarıp yerine 3 kilogram E~relti otu yedirdi~miz göz önüne alı-nırsa E~relti otunda bulunan etkili madde konsantrasyonunda meyda-na geldi~ tahmin edilen azalmanın telafi edilmiş bulundu~ kabul

edi-lebilir. . .

Denemelerimizde yeşil E~relti otu kullanılmamıştır. Yeşil E~relti otunun da Hematüri'nin etiyolojisindeki etkisini aydınlatmak

(15)

gerek-mektedir. Bu amaçla yeşil Ej:trelti otu ile de ineklerde blr yedirme de-nemesine başlamış bulunmaktayız.

öte yandan bazı araştırıcılar tarafından Hematürl'nin etiyolojik faktörü olarak E;j:treltiotunda bulunduj:tu bildirilen (35, 62) Anti-thia-min maddesinin de hastalıj:tın çıkışı ile ilgili bulunmadıj:tı düşünülebi-lir. Gerçekte Thiamin'l inaktive eden faktörlerin yalnız Ej:trelti otunda bulunmadıj:tıaynı zamanda daha bir çok bitkilerde hatta kuru otlarda da tesbit edildig-i~62) göz önüne alınırsa, bu hastalıj:taher yerde rasla-mak gerekirdi. Oysaki Hematüri, ülkelerde bölgelere baj:tlıolarak sey-retmektedir. Bu ,bakımdan Hamatüri'nin etiyolojisinde iAnti-thiamin maddesinin rolünü uza~ bir ihtimal olarak karşılamak gerekir.

Bir çok araştıncılar tarafından Hematüri'nin Etiyolojisinde bakte-ri ya da parazitlebakte-rin rol oynadıklan (3, 17, 38,.45, 53, 60, 68) ilebakte-ri sü-rülmüşse de bu bildirişler de bugüne kadar kesin olarak teyid edileme-miştir.

Gerek araştırmalanmızdan alınan sonuçlara gerekse literatür bil-dirişlere göre HAEMATURIAVESICALIS BOVIS CHRONICA'nın Eti-yolojlsi hen~z aydınlatılamamıştır.

ÖZET

Bugün HAEMATURIAVESICALIS BOVIS CHRONICA,birçok ül-kelerde bölgelere baj:tlı bir sıj:tır hastalıj:tı olarak seyretmekte ve hay-vancılık sektöründe önemli yitimlere sebep olmaktadır.

Uzun zamandanberi bu hastalık Türkiye'de özellikle Karadeniz bölgesi (Samsun, Ordu, Giresun) ile Bolu ili dolaylarında yetiştirilen sıj:tırl~rda görülmektedir.

Hastalıj:tın etiyolojisine ait faktör (faktörler) bugüne kadar gere-~i gibi aydınlatılamamıştır. Literatür bildirişlere göre Hematüri'nin

cı-kışına ba~lı etiyolojik faktörleri:

ı.

Beslenme yetersizlig! 2. Toksik maddeler 3. Paraziter ajanlar 4. Bakteriyel ajanlar

olmak üzere başlıca 4 grupta toplama~ mümkündür. Bu gruplara ait faktörler üzerinde bugüne kadar çok geniş araştırmalar yapılmışsa da hastalıj:tın ç*ışını herhangi bir grupta bulunan faktöre baj:tlamakmüm-kün olamamıştır.

Hematüri'nin etiyolojisinde toksik maddelerin özellikle Ej:trelti otu-nun (Pterls aquilina L.) etkili bir rol oynadıj:tıbir çok araştıncılar ta-rafından kabul edilmişse de bu görüş bugüne kadar kesin olarak teyid edilememiştir.

(16)

HAEMTURİA

Türkiye'de hastalı~ yaygın bulundugu Karadeniz bölgesi (Sam-sun Ordu, Gire(Sam-sun) ile Bolu ili dolaylannda yaptı~ etüdlerde bu bölgelerde Egrelti otunun geniş ölçüde yetiştlgi görülmüştür. Bu ba-kımdan Egrelti otu ile Hematüri arasında bir bag bulunup bulunmadlg-ı araştırmalarımızın ag-ırlık merkezine alınarak güneşte kurutulmuş Eg. reUi otu ile ineklerde bir yedirme denemesi yapılmıştır. Bölgede rmsır sapının da geniş ölçüde yem olarak kUllanıldıg-ıtesbit edildigi için

ye-dirme denemelerine bu yemin de alınması faydalı görülmüştür. Dene-me her grupta 3 yerli kara inegi bulunmak üzere 4 grup halinde yürü-tülmüştür:

i. Grup (Kontro!), temel rasyon (= Kuru ot

+

arpa) II. Grup (Temel rasyon

+

Egrelti otu, kuru)

III. . Grup (Temel rasyon

+

Mısır sapı)

IV. . Grup- (Temel rasyon

+

Egrelti otu

+

Mısır sapı)

Denemeye bir yıl devam edilmiş ve hayvanlara yedirilen temel yem ve deneme yemleri mikt~rlan 7 No. lu cetvelde gösterilmiştir.

Egrelti otu, mısır sapı ve Egrelt! otu

+

mısır sapı ile yapılan ye-dirme denemesinde yerli kara sıg-ırlannda eksperimentel olarak

Hema-..ri meydana getirilememiştir.

UNTERSUCHUNGEN t)BE~ DEN ZUSAMMENHANG ZWISCHEN

DEM BLUTHARNEN DER RINDER UND ADLERFARNF"OTTERUNO ZUSAMMENFASSUNG

Sabri DtLMEN (.) In der vorliegenden Arbeit wurde geprüft, welche Beziehungen der

" ,

Adlerfarnfütterung zum Blutlıarnen der Rinder (= Haematuria vesi.

ealis bovis chronlca) bestehen. Naeh den bisherigen Angaben ist es nzunehmen, dass die Hanıaturiegegenden in vielen L!i.ndern der Welt orhanden sind.

. Trotz zahlreichen eingehenden Untersuehungen ist die Aetiologie dieser Erkrankung ist immer unklar. Naeh den über die Ursachen des

lutharnens gemachten. Angaben sind die atiologisehen Faktoren im llgemeinen folgendes zu erselıliessen:

ı.

Bei den Mangelkrankheiten 2. in den Gütstoffen

3.. Bei den parasitaren Invasionen 4. Bei den bakteriellen Infektionen.

Aus den bisherigen Untersuehungen ist zu folgern, dass dfe aIle zu en obengenanten Posten gehöreIlden Fak-toren bei der Entstehung des

.) Leiter des Lehrstuhls !ür Tierernahrung und Futterblttelkunde der Tie-rarztllchen Fakültat

,

Ankara

(17)

PILMEN

\ In den Hamaturiegegenden der Türkei wurde von einer Fachgrup-pe von den tierar~tHchen Abteilungen für Tierphysiologie, Biochemie, Pathologie, Bakteriologie, Parasitologie, Rinderokrankheiten und Tl erernahrung im Jahre 1954 zwei Monate lang die Haltungs - und Fütte-rungsverhaltnisse der Tiere.eingehemd untersucht:Wahrend dieser stu-dienreise wurde beobachtet, dass die Haltungs - und Fütterungsverhaı-tnisse gar nicht befriedigerid waren. Die Futtermittel des Gebietes wa ren der Menge nach zu sparlich und bezüglich ihrer Qualitat minder wertig. '

Wir hatten in den Hamaturiegegenden beabachtet, dass eine üppi ge Verbreitung von Adlerfam besonders im Waldgebiet besteht. Durc die eingehend~n Untersuchungen der Rinder der Hamaturiegegende wurde festgestellt, dass 89Rinder (weiblioh und mannlich) und 4 Büffel

an Blutharnen erkrankt waren.

Nach unseren Beobachtungen wurde die Einleitung eines Adler famfütterungsversuches für sinnvoll gehalten. Zur Durchführung ein Versuches wurde das getrocknete Adlerfaorn und von Maisstroh vo den Hamaturiegegenden. 9rdu versergt.

i

VERSUCHSANSTELLUNG.- Der Fütterungsversuch.mit Adler

fam wurde am .Forschungsinstitut für Tierzuchrt in Lalahan, Ankar duchgeführt. Die 12 weiblichen Rinder im Alter von 2-8 Jahren wur den auf dem Tiermarkt von Ankara zugekauft. Die zugekauften e' heimischen Rinder wurden in Vier Gruppen eingeteHt. J ede Grup bestand aus 3 Tieren. Der Versuch wurde angestellt wie folgendes:

ı.

Gruppe (Kontrolle) : Grundraıtion (= Gerste

+

Heu)

II. Gruppe : Grundration

+

Getrocknetes Adlerfam III. Gruppe: Grundmtion

+

Maisstroh

IV.. Gruppe: Grundration

+

Adlerfam

+

Maisstroh.

Blutharnens keine entsoheidende Role spielen. Deshalb kann angenom-men werden, dass die atiologischen Faktoren der chronischen Hama-turie der Rinder höchswahrscheinlich vom komplexen Charakter sind. Es ist ohne Zweifel, dass die Harnaturie der Rinder im Hinblick der NutztierwirtsC1ıaft eines Landes zum grossen Schaden Anlass gibt. Des-wegen steht die Tierarzteschaft eines die Hamaturie der Rinder be-weisenden Landes unter dem Druck dieses Problem entscheidend' ZU lösen.

In der Türkei kommf Haematuria v~icalis bovis chronica vorwie-gend im Gebiet vom Schwarzen Meer (besonders in den Provinzen von Samsun, Ordu, Giresun) und in den Umgebungen von Provinz Bolu. . vor.

<.

(18)

HAEMTURIA

Der am 22. April 1955 begonnene Adlerfarnfütterungsversuch dau-erte bis zum 15. Mai 1956.Aıle Versuchstiere standen unter klinischer Beabachtung. Der Ham wurde in Abstanden von 15 Tagen makrosko-pisch, mikroskopisch und chemisch untersucht.

ERGEBNISSE.- Wahrend der Versuchszeit also eines ganzen Jahres wurde bei den Versuchstieren keine Symptome der Hamaturie festgestellt.

Am Ende des Versuches wurden alle Tier~ geschlachtet. Bei den makroskopischen und mikroskopischen Untersuchungen der Hamröh-re, Hamblase und anderer Organe waren keine Veranderung nachwe-isbar.

Der Fütterungsversuch mit getrocknetem Adlerfam und Maisstroh hatte bei"den Rindem weder Bluthamen noch andere Krankheitser-scheinungen zur Folge.

LİTERATVR

ı.

ALTAN, YAŞAR ve ESİN, İHSAN (1950): Bolu'da görülen Kan işeme hasta. lı~ hakkında rapor. Türk Vet. Hekimleri Derneği Dergisi 20, 217-222

2. ANGELOFF, S. (1910) : Über ein im Rhodopegebirge vorkommendes Blut-. harnen der RinderBlut-. Archiv fBlut-. wissBlut-. uBlut-. praktBlut-. Tierheilkunde 36, 67QBlut-.680(Lite- 67Q.680(Lite-'ratür 34 den alınmıştır) .

3. ARNOLD (1890) : Das Stallrot und seine Behandlung. Tierarztliche Mittei-lung 33-38(Literatür 34 den alınmıştır)

4. AVRIL, G. C. L. (1929) : Contribution

a

l'etude de la cyctite hemorrhagique du betail (hematurie). De son etiologie et de sa pathogenie. These, Lyon.

5. BLANCHARD (1904) : Betrachtungen über die Hamaturie der Rinder. Bull. Soc. Centr. 81, 554 (Diteratür 34 den alınmıştır).

6. BONDEAU und GALTIER (1886) : Über Blutharnen des Rindes. Rec. Bull. (Literatür 26 dan alınmıştır)

7. BRETZINGER, H. (1957) : Untersuchungen über die Haematuria vesicalis bovis im badischen Schwarzwald. Doktorarbeit, (Hessen.

8. BULL, L. B. et aL. (1932) : Enzootic haematuria of cattle in South Australla. Council for Scientific and IndustriaI Research. PamphIet 23, Melbourne (Lite-ratür 55 den alınmıştır).

9. BURNETT, E. A. R. (1937): Chronic haematuria of cattle. Vet. Rec. 49, 9~

(Literatür 34, den alınmıştır).

10. BU TOZAN, V. (1935) : Chronische Haematurie bei den Rindern in der Vra-baska banovina, Jugoslav. Vet. Olansik 15, 225-233,(iLteratü.r' 34 den alınmış-tır).

11. BUTOZAN, V. (1939) : Die chronische Haematurie in einjahriger Beobach-tung. Vet. Arh. 8,158-169(Literatür 26 dan. alın_mıştıt).

12. CELAN, B. (1941) : Cercetari preliminare asupra. etiologici haematurei es-sentiella a bov-idedor (Literatür 34 den alınmıştır).

13. CRAlG, J. F. and KEHOE, D. (1923): Chrome Hacmaturia of csttle in Ire-land. Jour. Dept. Agnc. and Tech. Industr: For Ireland 22 (4), 375-377.

(19)

\ -14. CRAlG, J. F. (1930) : Chronic haematuria of cattle. Vet. Rec. 1,68-71 <I4tera-tür 34 den alınmıştır).

15. DATTA, C. C. A. (1934) : The etiology of enzootic bovine haematuria. Ind. Jour. Vet. ScL4, 431-461 (Literatür 34 den alınmıştır).

16. DATTA, S. (1952/53/54) : Chronic bovine haematuria. Ind. Vet. Jour. 29,187. 209, 30,1.33, 96-119, 177.189, 289-301, 388-406. .

17. DETROYE (1904) : L'Mmaturie des bovides. Bull. Soc. Centr. 81,110 (Litera. tür 34 den alınmıştır).

1B. DUMAS, L. (1934) : Etude de la cystite chronique hemarrhagique. These, Lyon.

19. EStN, tHSAN ve ATUN, HAKKı (1949) : Niksar ilçesi sıjp.rlannda görülen mahiyeti meçhul hastalık. Türk Vet. Hekimleri Deme~ Dergisi 19, 54-56. 20. EVANS, E. T. et aL. (1950) : The mechanism of the Anti.aneurin activity of

bracken (Pteris aquilina). Biochem. Jour. 46, 38-39.

'21. EVANS, W. C. et al (1954) : Studies on bracken poisoning in cattle Part I. Brit. Vet. Jour. 110. 295 _' 305.

22. EVANS, W. C. et aL. (1954) : Studies on bracken poisoning in cattle. Part II. Brit. Vet. Jour. 110, 359-379.

23. EVANS, W. C.et aL. (1954) : Studies on bracken poisoning in cattle. Part III. Brit. Vet. Jour. 110, 427-436.

'24. GELDMACHER, W. (1942) : Untersuchungen über die Haematuria vesicatis bovis. Futterungsversııche mit Famkrautpulver. Dissertation, Hannover.

25. GEORGIEFF, R. (1954) : Untersuchungen über die Wirkung der Saponine bei an chronischer vesikaler Haematurie erkrankten Rindem. Berichte Inst. exp. Vet. med. Bulg. Akademie Wiss. 3, 61-66.

26. GEORGIEFF, R. (1957) : Untersuchungen über die Beziehungen der Saponl.. ne zur chronischen vesikalen Haematurie der Rinder. Wiener tierli,rztl. Mo-natsschr. 44 (4), 200-207.

-?:lo GLÖCKNER, E. und HAUPT, H. (1922) : Beitrag zum Stallrot der Rinder. Münch. tierarztl. Wochschr. 73, 161.169 (Literatür 34 den alınmıştır).

ıB. GLÖCKNER (1913) : Haematurie bei Rindem. Vet. Berichte Sachsen 95. '29. GOTTARDI, G. (1935) : Malattie carenza nelle bovine da latte (Ematuria

cronica). Profilassi 8, 25-26.

JO. GÖTZE, R. (1942) : Über das chronische Bluthamen der Rinder (Haematu. ria chronica bovis). Deut~che tierli,rztl. Wochschr. 50. 57-61.

'31. GROH, H. (1941) : The disturbutions of bracken in its possible relation to bovine haematuria in British Columbia. Scientific Agriculture 21, 703.710 . . 32. GDICHARD, R. (1953) : Role du calcium dans quelques troubles morbides

des bvides. TMse. Alfort, Paris.

33. HADWEN, S. (1918) : Bovine haematuria. Jour .. American, Veterinary Med. Assoc. 51, 822.

34. HEESCHEN, 'W. (1959) : Haematuria vesicalis bovis chronica. Deutsche tierarztl. Wochsvhr. 66, 622-626, 678-682.

.35. HESS, PAUL F. (1950) : Un~ersuchungen über das chronische Bluthamen des Rindes. Dissertation,' 1.35. Bem.

• 36. HILL, WILLIAM H. et aL. (1933) : Some further studies on the etiology of bovine haematuria vesicaIis (red water) in British Columbia. Scientific Agri' culture 13, 545-560 (Literatür 55 den alınmıştır).

(20)

,

lJAEMTURİA

38. HUTYRA • MAREK und MANNINGER, M. (1959): Spezieİle Pathologie und' Therapie der Haustiere, elfte, umgearbeitete Auflage. Zeweiter Band, 'Organk. rankheiten, XiX, 1004. VEB GQ,StavFiseher Verlag. Jena.

39. KALKUS, J.(1931) : Bovine red water eystie haematuria. Vet. Medicine 26" 476 . 481.

40.'KLASSEN, G. (1946) : Untersuehungen über Heamaturia vesiealis bovis.

i Futterungsversuehe : mit Farnkra.ut UI. Versuehsreihe). Dissertation,

Hanno-ver.

41. KLEINT, MARTIN (1953) : Ein Beitrag zur Kenntnis der Haematuria vesi-ealis bovis in Gemeinden der Kreise Sonthofen und Kempten. Dissertation,

Giessen. .

42. KONECCI, E. B. und MURALT; A. v. (1949) : Über die Wirkung des vom Frankraut gewonnenen Anti.Aneurin Faktors auf periphere Nerven. Helv. Physio1. Aeta 7•.44-45.

43. LAHAYE, J. et RUWT (1926) : Contribution a l'etude de l'hematurie chro. moue des bovides. Ann. de med. Vet. 71. 193.207(Literatür 34 den alınmıştır.) 44. LIENAUX (1905) : De la pathogenie et de l'etiologie de hematurie ehronique

des bovides. Ann. de Med. vet. 185 (Literatür 55 den alınmıştır).

45. LYDTIN (1888) : Tierarztliehe MitteilllOg 4 (Literatür 34 den alınmıştır). 46. MARICZ, M. (1953) : L'hematurie essentielle in Congo belge. Proe. XV. Int.

Vet. Congr. Part I, Vol. 2, 1045- 1051.

47. MARTINCIC, M. (1953) : Über das Blutharnen des Rindes-Haematuria vesi. ealis eaneerogenes bovis. Veterinarski Arh. 23, 516, 159-182(Literatür 55 den alınmıştır ).

48. MIAMOTO,T. (1929) : Uroeystitis haemorrhagiea of natfve eattle in Formo-sa. Trans. for East Assoc. Trop. Med. 3,667.685(Literatür 34 den a.Iınmıştır). 49. MOUSSU (1904) : Sur l'hematurie des betes bovines. Bull. Soo. centr. Med.

Vet. p. 222 (Literatür 55 den alınmıştır).

50. NACEV, B. (1933) : Vezikalnata hematuria. Veterinaria Klinika I, 3-4 and 41 . 44 (Literatür 34 den alınmıştır).

51. NAFTALIN J. M. and CUSHNIE, G. H. (1954) : Experimental braeken poiso-ning in eaıv'es. Jour. eomp:Pathology 64, 75-86.

42. NAFTALIN. J. M. and CUSHNIE, G. H. (1954) : Pathology of braeken :poiso. ning in eattle. Jour. eomp. Pathology 64, 54 • 74.

53. NANDI, S. N. (1954) : An investigation into bovine haematuria in Kalimpong India. Brit. Vet. Jour. 110, 354 . 358.

54. OSHIMA, .K. and ONO, H. (1957) : Pathologieal study on a ease of bladder eareinoma aeeompnied by ehronie eystitis in eow. Jap. Jour. Vet. SeL.5, 19. 55. PAMUKÇU, A. M. (1955) : InvestigaUons on the Pathology of enzootic

bovi-ne haematuria in Turkey, Zentralblatt f. Veterinarmedizin 2, 409-429. 56. PAMUKÇU, A. M. (1957) : Tumors of the urinary bladder in the eattle and

water buffalo affected with enzootic haematuria. Zentralblatt f. Veterinar. medizin 4, 185-192.

57. PLUMMERET, M. (1937) : Entomeba kamala et l'hematurie essenUelle des bovides. These, Alfort, Paris.

58. ROSENBERGER, G. und HEESCHEN, W. (1960) : Adlerfarn (Pteris aquill. na) - die Ursache des sog. StalIrotes der Rinder (Haematuria vesiealis bo-vis ehroniea). Deutsehe tierarzt1. Woehsehr. 67, 201.208.

59. ROSS (1879) : Blutharnen beim Rind. Tierarzt1. MitteHung 102.11)3(Literatür 34 den alınmıştır).

(21)

-..

nİLMEN

60. SCHAERRER, R. (1930) : VorUlufige Mittetilung über die Rinderhaematurie. in Antioquia (Columbia). Schweiz. Arch. Tierheilkunde 72, 475-477.

61. SCHLEGEL, M. (1934) : Die Stallrotkrankheit 'des Rindes (Haematuria chro-nica bovis). Münch. tierarztl. Wochschr. 85, 365-371,380:384,389.393,404-408, 416-421.

62. SIEBER, D. (1950) : Über die Zusammenhange zwischen dem Bluharnen der Rinder und Anti.Aneurin.Faktoren. Dissertation. Bem.

63. STOCKMAN, S. (19q) : Bracken'poisoning in Great Britain. Jour. comp. Pathology p31l. ...

~. TSCHUBUK, A. A. and GIZENKO, W. G. (1954) : Die Behandlung'der Hae-maturia des Rindes. Weterinarlja 30, 14.

65. UNGLAS, G. (1935) : Sur prophylaxie de I'hematurieessentiel1e bovine. Re. vue pathologie comparee et hygiene 35, 319.

66. VARENIKA, D. (19Ş8): Haematuria eaneerogenes bovis.Mikrohaeturia. Deut-sehe tiera.rztl. Woehsehr. 65, 378.382..

f>7.ZADERYI,J. J. and MECHTCHENKO,V. M. (1953) : A propose de l'etiologie de l'hematurie des bovides en Russie transeorporatique. Ree. Med. Vet. 9, 581 . 588.

68. ZETTLER, J. (1927) : Zur Aetiologie und Therapie des StalIrotes der Rinder. Mitteilung Verband d. Tierarzte. 27; 85.88,94-96.

Referanslar

Benzer Belgeler

We first excluded organic conditions that can lead to hair loss and then discontinued the medication to observe whether hair loss was a consequence of methylphenidate.. In this

described hand-made loop for stump closure which is an effective, safe and cheap only $1 method.10 Although hem-o-lok clip application makes additional cost $19.37 to the patient, it

• İlaç kullanan Hashimoto tiroiditi hastaları ile sağlıklı bireylerin oluşturduğu grup arasında, sağ ve sol kulak için 10 kHz, 12 kHz ve 14 kHz frekanslarıında

Hastalık biliĢ anketi çaresizlik alt ölçeği ile HAD Anketi anksiyete (p=0,00, r=0,39) ve depresyon (p=0,00, r=0,39) alt boyutları ve Kısa Hastalık Algı Ölçeği (p=0,00, r=0,51)

İş zekası için oluşturulan veri ambarında konuya uygun olarak yapılan modelleme her zaman doğru veriye ulaşılmasını sağlamaktadır. ETL süreçleri ile

Karşılaştırmak üzere seçilen Saf Oransal Seyrüsefer Güdümü (SOSG), Gerçek Oransal Seyrüsefer Güdümü (GOSG), Genişletilmiş Oransal Seyrüsefer Güdümü (GNOSG),

Abnormal HRR1 is usually defined as heart rate that declines ≤12 beats/min in the first minute after exercise for protocols that use a post-exercise cool-down or ≤18 beats/min in

purpose of this study is to investigate the association between the serum H-FABP level and conventional cardiovascular risk factors (blood pressure, blood glucose, lipid, smoking