• Sonuç bulunamadı

Gökçer ailesi beyaz perde'de

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Gökçer ailesi beyaz perde'de"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

PİİMEVT fKVPER

Gelecek ay Osman F. Seden’in çevireceği Halide Edip Adıvar’ın üniü v U H E I I U U ^ Î ^ C I l “ * romanı Sinekli Bakkal’daki karagözcü ve ortaoyuncu Kız Tevfik’i can­ landıracak Cüneyt Gökçer, ayni rejisörün şimdi çevirmekte olduğu «Merhamet» filminde Zeynep De- ğirmencioğlu, Selda Alkor, Sevinç Pekin Nubar Terziyan’la oynamaktadır. Fotoğrafta Devlet Tiyat­ rosu Genel Müdürü, müzisiyen babasını ariyan bir kızın hikâyesi olan «Merhamet» filminin bir sah­ nesinde görülüyor.

Gökçer ailesi

beyaz perde5 de

Devlet Tiyatrosu sanatçıların­ dan .Ayten Gökçer, Çetin Kara- manbey yönetiminde çevrilen «tçli Kız Funda» filminde Fik­ ret Hakan, Cenk Er, Hüseyin Kemal Gürmen, Zafer Önen, Dursune Şirin, Nejat Gürçen ve çocuk yıldız Funda Gürçen’- le oynamaktadır. Küçük bir kız­ la üvey anne ve babası arasın­ daki olayları sosyal ve psikolo­ jik olarak inceleyen «İçli Kız Funda» Ayten Gökçer’in futbol­ cu Metin’le başrolü oynadığı «Taçsız Kral» dan sonra ikinci filmidir. Filmin çocuk yıldızı Funda Gürçen’i Suriye’nin El- fardos sineması sahibi prodük­ törü Fuat Hamer, konusu ope­ ret olan «Yasemin» filminde oynatmak istemiştir. Fikret Ha­ kan, bu filmde en güçlü oyun­ larından birini oynadığını söy­ lerken, Ayten Gökçer de «Bu filmdeki rolüm beni çok duygu­ landırdı. öleceği günü bilen bir hasta kadını canlandırmak ko­ lay değil. My Fair Lady’de bi­ le bu kadar başarılı olamadım» demektedir. Fotoğrafta Ayten Gökçer, çocuk yıldız Funda Gür- çen’le görülüyor.

dırda yanağına lâdenden ben ya pıştıracak, kaşına rastık, gözü­ ne sürme çekecek, kırıtarak zen ne rolüne çıkacaktır. Böylece o zamanın iki ünlü mesire yeri de gözümüzde canlanmış olacak tır.

Yabancı kopyacılık furyasında bu kadar yerli ve bizden bir ya­ pıt hazırlayan Osman F. Se- den, önümüzdeki Eylül ayında

çekeceği «Sinekli Bakkal» için şunları söylemektedir:

— Sinekli Bakkal’ı bir devri

de beraber verdiği için seçtim. Günümüze uygulamadan aynen, satır satır, tek değişiklik yapma­ dan perdeye aktaracağım. Yalnız senaryosu 200 sayfadan fazla tut tu. Romanda Kız Tevfik’in Gü­ zel Emine’den ayrıldıktan son­ ra doğan ve ileride çocuk yaş­ ta büyük bir hafız olan Râbia’ nın çocukluğunun geçtiği Mek­ ke’ye gidip, bâzı sahneleri de orada çekeceğiz. Bu geziye Râ­ bia rolünü oynayan Ayşecik

(Zeynep Değirmencioğlu) te ka­

tılacaktır. Filmin çekimi iki ay sürecek, «Çalı Kuşu» gibi iki devreli olacak. 37 kişilik dev bir kadro rol alacak. Cüneyt Gökçer’den başka Şahap Aka- ln, Ayten Gökçer, Kerim Afşar

gibi 6-7 Devlet Tiyatrosu sanat çısma da rol vereceğim. Roma­ nın fikrî süksesinden korkma­ dığım için basmakalıp sinema oyuncularını bir kenara . itip, tipleri yaşatabilecek, kendi ses leriyle konuşabilen kalburüstü tiyatro sanatçılarında karar kıl­ dım. Son zamanlarda ünlü sah­ ne sanatçılarının yavaş yavaş beyaz perdeye göç etmeğe başla maları da, bunun açık bir deli­ lidir. Böylece Türk filmciliği starlardan, kalıplardan temizle­ nip gerçek değerlere yönelmiş olacaktır.

Turhan GÜRKAN

Devlet Tiyatrosu sa­ natçılarından Devlet Ti­ yatroları Genel Müdürü rejisör ve aktör Cüneyt Gökçer, son zamanlar­ da işi iyice filmciliğe dökmüş, İstanbul’a sık sık gelip, çeşitli firma­ lara film çevirmeğe baş­ lamıştır...

Geçen yıl Dede Film’in Yah­

ya Benekay’m bir yapıtından

T. Fikret Uçak yönetiminde çe­

virdiği «İlâhî Davet» adlı tari­ hî bir filmde Ethem’in oğlu İb­ rahim rolüne çıkan Gökçer, da­ ha sonra Uğur Film’in Reşat Nuri Güntekin’in ayni adlı roma

nından Mcmduh Ün yönetiminde çevirdiği «Yaprak Dökümü» fil minde Ali Rıza Bey rolünü oy­ namıştı.

Yaz aylarında Devlet Tiyat- rosu’nun İstanbul’da oynadığı

«My Fair Lady» oyunu için İs­

tanbul’a gelen Gökçer’ler, tatille­ rini değerlendirmek istemişler,

Ayten Kaçmaz (Gökçer) Gür Film’in Çetin Karamanbey yö­ netiminde yaptığı «tçli Kız Fun­

da» filminde oynarken, Cüneyt Gökçer de Kemal Film’in Osman F. Seden yönetiminde çevirdiği «Merhamet» filminde oynamağa

başlamıştır.

«Merhamet» in çekimi bitme­

den yine kostüme bir film için Dede Film’le anlaşma yapıp,

çekim için Ankara’ya giden

Gökçer’i, «Yaprak Dökümü»nden

sonra^ ikinci büyük bir sınav beklemektedir. Bu da Kemal Film’in «Çalı Kuşu» gibi iki devreli yapacağı «Sinekli Bak­

kal» filminde oynıyacağı Kız

Tevfik rolüdür.

Halide Edip Adıvar’ın 1935 te

Londra’da İngilizce, 1936 da İs­ tanbul’da Türkçe olarak yayın­ ladığı Siııekli Bakkal, dış ülke­ lerde yankılar uyandırmış, çağı nın tanınmış kitap elestirmecile ri, ilk kez gerçekçi bir Türk ro manıyla karşı karşıya geldikle­ rini, Batı romancılarının «ef­ sane beldesi» olarak çizdikleri

uydurma Doğu’dan bambaşka bir Türk hayatı gördüklerini söylemişlerdi.

Gerçekten de Halide Edip, bu romanında İstanbul’un yok­ sul bir mahallesinde Abdülha-

mid çağının bitiş dönemini ger­

çekçi bir dille yansıtmış, ilk kez kadın kahramanların güçlü, er­ keklerin sönük kaldığı aşk ro­ manlarının havasından çıkarak, hayatı ye toplumu ön plâna alıp, erkek kahraman Kız Tevfik’i bi­ rinci plâna geçirmiştir.

İşte Cüneyt Gökçer filmde ah­ şap evli, köhne çatılı bir sem­ tin sakallı imamının kızı Güzel Emine’yi ayartarak evlenen, fa­ kat kayınpederinin kışkırtmala­ rıyla kızı elinden kaçıran kara­ göz ve ortaoyuncu Kız Tevfik’i canlandıracaktır. Çırpıcı Çayı­ rında ve Göksu’da kurduğu

ça-AYTEN GÖKÇER

İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

T ürkiye, Amerika, Azer­ baycan, Kazakistan ve Ç in ’de inşaat, petrol, elektronik alanında faaliyet gös­ teren, sayısını hatırlayamadığı kadar çok şirketin,

Yusuf Ziya Ortaç 1896'da İstanbul’da doğmuştur, öğretmenlik, milletvekilliği, Sular İdaresinde İdare Meclisi üyeliği gi­ bi resmî görevlerin dışında şiir

araştırmaya göre, karasal omurgalı türleri arasındaki tür yok oluş hızı önceki tahminlerden önemli ölçü- de daha yüksek ve toplu yok oluş- ların önlenmesi için

Nitekim arkıs Balyan bahsinde belirtildiği gibi, babasının ölümün­ den (1866) sonra her iki kardeş HAGOP ve SARKİS BAL- YAN’lar Hassa Mimarı olarak

Yeni İstanbul’un başmakale sütununu, ö- lüm yıldönümü münasebetiyle, Tiirk düşünce­ sinin büyük imzası merhum Peyami Safa’,ya ayırıyoruz. Ben bugün bu

Bizim Yorgun Savaşçı filmlerimiz ise ne yayınından bir gün önce gösterilen “SON İMPARATOR” gibi bir sinema başyapıtı, ne de OsmanlI’nın birinci dünya

Açık-yeşil alan standardı, genelde kişi başına düşen açık-yeşil alanların m² olarak, yani kent üzerindeki yeşil alanların tümünün, kentin genel nüfusuna

neutrosophic kapalı k¨ ume, 13 neutrosophic kapanı¸s, 17 neutrosophic kesi¸sim, 4 neutrosophic sınır, 23 neutrosophic t¨ umleyen, 4 neutrosophic topolojik uzay, 13 sezgisel