• Sonuç bulunamadı

Dicle kıyısında Haşim'i anarken...

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Dicle kıyısında Haşim'i anarken..."

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

SAHtFE ÎKf

Dicle kıyısında

mm

marken....

Adile AYDA

B

ir haftadır Bağdattayım. Bulunduğum Bağ­ dat Oteli Dicle kenarında. Fıratın Ikla kar­ deşi Dicle! Nehri, odamın penceresinden, garip bir heyecanla seyrediyorum.

İşte bu topraklar uygarlığın beşiği sayılan Me­ zopotamya! Eskilerin tâbiri ile El-Cezire! Burala­ rı 11e saltanatlar görmüş, ne kudretli devletler, ne ihtişamlı sanatlar!

Nabukadnezar, Assurbanipal, Nemrod, Semlra- mis, Hamurabi isimleri zihnimde birbirini kovalı­ yor. Babil Kulesi, asılı bahçeler, kırallardan daha kuvvetli rahip müneccimler, mabetlerde gizli öldü rücü sırlar...

Bütün bunları görmüş geçirmiş olduğu için mİ Dicle beni böyle büyülüyor? Günün muhtelif sa­ atlerinde pencereye koşup dakikalarca nehri sey­ rediyorum. Sabah hali başka türlü tesirli, akşam hali başka türlü çekici...

Gece hali sonsuz bir hüzün, garip bir korku ile dolduruyor insanın ruhunu.

Ertesi sabah Dicleyi seyrederken düşünüyorum ki Haşim Dicleyi yalnız gece haliyle değil, bütün hususiyetleriyle canlandırmış :

«Bir hüznü m üzehhep gibi durgun yine D icle «Bir göl k i semasında ne ahenk, ne saye...»

İşte yine karşıki binaların direkleri suya akset­ miş. Duvarlar, ağaçlar, her şey çift...

A caba Haşimin şiirlerinde tasvir ettiği bütün gö ller şu karşım daki göle benzeyen nehir mi idi? Sair «eşkâli hayatı» ilk defa burada m ı seyretm iş­ ti?

« S eyreyled im e şk â li h a y a tı «Ben havzı h ayalin sularında «Bir aksi m ülevvendir, onunçin, «Arzın bana eşçan nebatı»

Alusî ailesi

* hmet Haşimin doğduğu bu şehirde, onun altmış beş yıl evvel seyrettiği manzara kar­ şısında şaire biraz daha yakınlaşmak, onun hak­ kında yeni bilgiler edinmek ihtiyacını duyuyo­ rum.

Otelde boş olduğum bir sabah, iş edinip tele­ fon rehberine bakıyorum. Yirmiye yakın Alusî var. Bir-iki de Dr. Alusî. Telefoncu kız diyor ki :

« B u n la r çok b ü y ü k b ir a iled ir, b ir T ü rk ailesi...»

Dr. Alusî’lerden birine telefon ediyoruz. Doktor yerinde yok. Cevap veren de hiçbir şey bilmiyor.. İkinci Dr. Alusî bizzat çıkıyor. Derdimi ve mak­ sadımı anlatıyorum. Büyük bir anlayış göstererek, elinden gelen yardımı yapacağını vadediyor ve müteveffa Haşim Alusî’nin oğlu ile beni görüş­ türmeğe çalışacağını söylüyor. Yarım saat geçme­ den kendisini Hazım Alusî olarak tanıtan ve Ha­ şim Alusî’nin oğlu olduğunu söyliyen biri bana telefon ediyor. Bir saat sonra da otele, ziyaretime geliyor. Ziyaretçim bembeyaz yüzlü, kumral, gene, yakışıklı bir adam.

î l k su alim A lu s î so y ad m a d a ird ir. H em en izah e d iy o r : «M oğol istilâsı d evrin d e h e rk es b ir ta ra ­ fa kaçm ış, b ir y e re sığın m ış. B izim a ile de A lu s A d asın a gid ip y e rle şm iştir. B u , I r a k ’ın şim alinde b u g ü n k ü S u riy e hu du du n a y a k ın b ir adad ır. S o n ­ ra d a n a ilem iz B ağ d ad a dönm üş am m a, adı A lu s î k a lm ıştır. A ile m iz d e k i en m eşh u r şa h siy e t b ü y ü k .b a b a m ın b^.yiik .babası M ah m u t Ş eh ab ettin .A lu- sid ir. îjj, .hîjciii. ş ş fm .sb aşi|i^ ş y a şa m ıştır. B ü y ü k din â lim id ir. O tu z k a d a r eseri v a rd ır. B ilh a ssa K u r ’an te fsiri çok m eşhurdur.»

T

elefoncu kızın « A lu sîle r b ir T ü r k ailesidir»

d ediğ in i anlatıyorum. « B izi ö y le bilirler»

diyor. «D eğil m isiniz?» diyecekken ne sualimin, ne de alacağım cevabın hükmü olamıyacağmı dü­ şünüyorum. Hazım Bey biraz sustuktan sonra :

« Y aln ız şunu sö y liy e b ilirim k i, a ilem izd e k i g e le ­ n eğ e göre, h e r e r k e k ta h s il için îs ta n b u la gö n d e­ r ilir v e h e r e rk e k b ir T ü rk k ız ı ile e v le n ir. B en de A n k a ra d a O rta D oğu T e k n ik Ü n ive rsite sin d e okudum . A ile m iz in ced di M ahm ud Ş eh ab ettin A lu s î’nin ik i ço k m eşh u r eseri de -îstanbnla G i­

diş- v e -îstanbnldan Dönüş- adlı ik i se y a h a tn a ­

m esidir.»

Hazım beye soruyorum : Türk şairi Ahmet Haşim veya annesi, babası hakkında ailenizde an­ latılan hikâyeler, nakledilen hâtıralar yok mndur?

— « V arsa da ben b ilm iy o ru m . B a k ın a k ra b a ­ la rım d an İb ra h im  k if A lu s î size ç o k fa y d a lı m a­ lû m a t v e r e b ilir . İstersen iz y a r ın onu a lay ım size

getireyim..»

Zahmet vermekten çekindiğimi, fakat çok memnun olacağımı söylüyorum.

Bu Alusîler cidden çok efendi, çok medenî in­ sanlar. Verilen söz derhal ve harfi harfine yeri­ ne getiriliyor.

Hakikaten Hazım Alnsl, ertesi günü Bğle ye­ meğinden biraz sonra, amcası İle birlikte otelim- dedir.

— «Büyük amcam Dr. İbrahim Âkif.. diye ta­ nıtıyor.

Dr. İbrahim Âkif altmış beş yaşlarında, güzel ve sevimli yüzlü, son derece kibar ve zarif bir zat.

Şecere

______ ____ __ _ __ »«____M____

A

hmet Haşimle kendisinin ve genç Hazımm akrabalığını sarmam üzerine, kâğıt kalem alarak şecere tesbitine girişiyoruz. Büyük din âli­ mi Mahmut Şehabettin’in beş oğlu varmış: Hâ- mit, Abdullah, Numan, Abdülbaki ve Şakir. Ah­ met Haşim, Abdullahm; İbrahim  kif de Abdül- baki’nin torunu imiş. Genç Hazım da Şakir’in to­ rununun oğlu.

İbrahim Âkif Beye soruyorum : Ahmet Ha­ sı mi tanıdınız mı? Kendisine alt bir şeyler hatır­ lıyor musunuz?

— « A h m et H aşim i g a y e t iy i h a tırlıy o ru m . O, G a la ta sa ra y a devam ed erk en , b iz de îsta n b u ld a , S u lta n a h m e t c iv a rın d a o tu ru y o rd u k . E sasen A lu - sîlerd e n d ö rt-beş a ile hep S u lta n a h m e tte o tu ru ­ y o rd u k . H aşim le b iz e kom şu id i. H aşim in ba b a sı A r i f H ik m et m ü lk iy e k a ym a k a m la rın d a n d ı. îs- ta n b u la g e ld ik le rin d e H aşim o n b ir y a ş la rın d a id i. B en d en h a y li b ü y ü k tü . B a b a m la A r i f H ik m e t B e y n ed en se p e k sam im î d e ğ ille rd i. F a k a t a ile to p la n ­ tıla rın d a bazen b ir a ra y a g e lird ik . H aşim h a ftad a b ir e v in e g e lird i. Ç ü n k ü M ek teb i S u lta n i’de le y li o la ra k o k u yord u . A h m e t H aşim in b ir de k ız k a r- deşi v a r d ı: F atm a... O, son radan, îs ta n b u ld a e v ­ len d i. O ğ lu A dn an U y sa l b ir a r a lık Z ir a a t B a n ­ k a sı U m um M üd ürü id i. Ş im d i zan n ed ersem îz - m irde tic a r e tle m eşgul...»

— Haşimin bir de erkek kardeşi vardı zanne­ dersem...

— «E vet, M u v a ffa k . F a k a t o en k ü ç ü k le ri. E sasen b a şk a anadan. B u şö y le oldu za n n e d e r­ sem : A r if H ik m et B e y , k a rısı v e fa t e ttik ten son­ ra, îs ta n b u la göç e tti. F a k a t b ir m ü dd et sonra ken d isin i R aven d u s K a y m a k a m lığ ın a tâ y in e ttir ­ di. H aşim i G a la ta sa ra y a b ıra k ıp F a tm a y ı b e ra b e ­ rin d e gö tü rdü . İşte, R aven du Sta ik in ci h an ım ın ı aldı, k i o da M u v a ffa k ’m annesidir.»

İbrahim Âkif Beyin sözünü kesiyorum : — Bunlar edebiyat tarihçilerimizce hiç bilin- miyen hususlar.. Size ne kadar teşekkür etsem azdır.

O devam ediyor :

— « M ü şterek a k rab ad an b ir Ş a k ir E fe n d i da­ ha v a r d ı: H aşim in de, ben im de am cam ızın o ğ lu .

O da Y ıld ız K ü tü p h a n e sin in M ü d ü rü id i. B ir a-

ra lık da M eclisi M a a rifi K e b ir âzalarm d an d ı...»

Çocukluk anıları

- ■ lusî’Ier gittikten, sonra ¡»damın peneeresin-

den yine DîeleyT'seyredalıyornm. Burada pek âni olarak karanlık çöküyor. Sanki birisi bir düğmeyi çevirmiş veya lâmbayı söndürmüş.

«B ir lâ m b a h ü z n ü y le

« K ısıld ı a ltın u fu k la r d a ak şam ın güneşi...»

Düşünüyornm ki Haşim tarafından Türk şii­ rine getirilen ve sadece sembolizm tekniğinin te­ zahürleri zannedilen birçok yenilikler şairin ço­ cukluk hâtıralarının sanat süzgecinden geçmiş iz­ lerinden başka bir şey değil.

Meselâ şn karşımda seyrettiğim yangını an­ dıran gurub. Haşimin şiirlerindeki bütün güruh­ ların prototipi... îstanbulda güneş tedrici bir şe­ kilde batar. Gurub ışıkları uzar, kısalır, şişer, da­ ralır, pembe, turuncu, mor, kırk yılda bir kızıl renge bürünür. Bağdatta gurub her akşam, her akşam kızıldır. îstanbnlnn gurubu oynak, hoş bir tablo teşkil eder. Bağdadın gurubu trajik bir gü­ zelliğe sahip, ciddî esrarengiz bir tabiat hâdise­ sidir :

«Bu bir lisan ı h a fid ir k i, ru ha do lm ak ta, « K ızıl h a v a la rı se y re t k i, akşam olm akta.»

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Please list the surgical techniques used for root coverage in key features and clinical effectiveness.. Please list the types of maxilla sinus lifting procedure and their

Result(s): Of 342 women with pathology-confirmed fibroids who were included in the study, 108 received myomectomy only (group I), and 234 underwent the uterine depletion

Attilâ İlhan ve Savaş Ay’ın şiir kasetleri arasında ne fark var.. Bir yanda “Ben Sana Mecburum” diyen

Leptin düzeyinin temel belirleyicisi vücut yağ kitlesi ve vücut kitle indeksi (VKİ)’ dir. Ancak farklı faktörler leptin salınımı üzerinde etki

[r]

Özel ve acil ürünler, standart ürünlerde beklenmeyen talep fazlası veya müşterinin daha önce istediği üründen fazla miktarda ürün istemesi gibi durumlarda firmalar bu

48 yıl, elinden kalem düşmiyen büyük halk çocuğu, "Sarıgüzel,, li Ahmet Rasimi, ölümünden beş yıl sonra da olsa, hatırlıyanlar, yine kendi

turya kabul etmediğinden Berlin kongresi yapılacağı sırada S avi vak’- a sının zuhuriyle Sadık Paşa düşerek Rüştü Paşa ve iki gün soma Saffet Paşa