24 MAYIS 1960
SAYFA: 2
ıV ftı *<1
ıjii;ıııiiiiiiiai[iiiıiiiiii[iiıııiii!iiiiiiü!iiıııi[iiii!iiiiiiiiiiii]i!iiii!iiiiiiiı;ıniiiiiııiiiıııııiiiiiiiiiıiiiiiıii!iiiiiii;ıımıııııiiiıııiL,i!iniBi;mm;ıiiiiiiıuiiiii«H!iınıııı»ıın[iimiüiHimıı;ü^I
EKSPRES PENCERESİNDEN:
1
M ido gifti
• ••
Nedim Kemal DÜRÜ
Nihayet, onu da kaybettik.. Büyük ressam İbrahim Çaih jp da geniş kanatlan boşlukta simsiyah açılan ve arkasında gü- jj neş doğmayan o büyük kapıdan geçti, gitti.. jj Vefatından birkaç gün evvel; başucundan ayrılmayan JJ
kızma: fl
— Yahya Kemal, beni çağırıyor galiba!., diyen merhu- jj mun; Yahya Kemal’in de son demlerini yaşadığı hastahane Jj odasında, fani hayata gözlerini yummasına, ister -basit bir te- jj sadüf, ister hazin bir tecelli deyiniz, ben büyük ruhlar arasın- İJ da, bizim anlayamadığımız, belki de hiç anlayamayacağımız jj bazı münasebetler bulunduğuna inanıyorum.
Bencileyin; renkleri isimlendirmekten ve alelade şekilleri fi cisimlendirmekten âcizin, Çallı ayarında bir san’atk ârm arka- jj sından ağıt yakması kolay değil, biliyorum. Şu var ki; resim İjj sergisi diye girip, cin çarpmışa dönerek çıktığımız sapıklıkları jj gördükten sonra; onun eserlerini değerlendirmek için, yeni tâ JJ birde eleştirmeci olmak mı lâzım ? Bir o başı karnında, ayağı U burnunda resim taslaklarına; bir de üstâd Çallı’ntn her biri j j
bir san’a t şaheseri, nefis tablolarına bakınız.
Nur içinde yatsın, bir hocam vardı:
W,
— Ben pilâv pişirmesini bilmem, am a bir pilâvın iyi piş- ¡¡j miş olup olmadığını pek âlâ anlarım, derdi.. jg Kem, Allahın bildiğini ne saklayım ? Bu çapta bir san’a t- jj kârı kaybetmenin acısı kadar, böyle bir san’atkârın sağlığında jj alıp yürüyen çarpık resim anlayışının; tamamen başıboş kala- |§ cağı endişesi içindeyim. Cidden ve samimiyetle temenni ederim jj
ki, bu endişem yersiz olsun ve Türk san’a t âlemine Çallı’yı jj aratm ayacak Çallı’lar yetişmiş bulunsun.. Eline paleti alıp rast jj gele bir tuvali boyayanın, kaleme sarılıp şi’ir diye deli saçması jj karalayanın, allı pullu elbiselerle sahneye çıkıp dört şarkı ■ okuyanın bile san’atçı geçindiği bu devirde, buna inanmak güç ¡j ama, inanmak ve avunmak ihtiyacındayız. ¡j Giden, gidiyor ve yeri daima boş kalıyor. Hangi birini sa- Sİ
yayım ? Şi’irde, edebiyatta, musikide ve resimde hangi değerin H yerini doldurabildik? San’atkârlar, hakikî mânada san’atk âr- JJ lar gidiyor ve yerlerine aşçı, bozacı, şerbetçi gibi san’atçıîar jj
doluyor. Jj
Büyük ressam, büyük insan İbrahim Çallı’y a ; Tanrı’dan ¡j rahm et ve mağfiret diier kederli ailesile bütün yakm larm a a r- S§
zı tâzıyet ederim. ~ fi