• Sonuç bulunamadı

Şairin ömrüne övgü

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Şairin ömrüne övgü"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Ñít&Á,

B'W f«

C j

A - 1 2 Í

21 KASIM 2002 PERŞEMBE

» ’

• • • •

TC T IT T l

m

k u ltu r@ c u m h u riy e t.c o m .tr

H A Y A T IN Ö TE Y A K A S I

F E R İD U N AND AÇ

Şairin ömrüne övgü

airi düşündüm,

şairi sevdim. Uğrun

uğrun yol aldım

onunla.

Sözleriyle uzadı

ömrü, aydınlığıyla

soluk verdi her

birimize.

Saklı gök, yitik

deniz, uğunuşu

geçmiş

sayıklamalar

mevsimi... Gecenin

ayazı, sabahın çiyli

buğusu var şimdi

yeryüzünde.

Karacaoğlan gibi

sevmek, Anday

gibi yazmak

yeryüzünü ışıltıya

kesen bir dil şenliği

yaşatmaktır elbette.

O

kuma

ÖNERİLERİ

Melih Cevdet Anday: Göçebe Denizin Üstünde, Yağmurun Altında (Şiir), Bir Sis Çanı Gecenin İçinde (Seçme Şiirler), Yiten Söz, İmge Ormanları, Felsefesiz Yaşamak (Deneme, Adam Yay.); Tanıdık Dünya (Şiir), Raziye (Roman, T. İş Bankası Kül. Yay.)

William Butler Yeats: Keli Şafağı, Çev.: Ali Karabayram, 2000, Dost Yay.

Alberto Manguel: Borges'in Evinde, Çev.: Cem A kaş, Fot.: Sara Facio, 2002, Yapı Kredi

Yay.

Octavio Paz: Çift Alev: Aşk ve Erotizm, Çev.: Tomris Uyar, 2002, Okuyanus Yay.

B

ellek

kutusu

“Geleceğimizi bilmemektir bizi zamanın içine sokan. Yoksa bir gün dizlerine dokunur

dokunmaz onun

soyunuvereceğini bilip de beklemek, bir ölümlünün sabrını aşar.”

Melih Cevdet Anday

Ah! O deli zaman denizleri, uslanmaz içle­ nişin çağnsız gelen konuğu. Şimdi bir döne­ meçtesin sen de! Durup bakıyorsun hayata. Orada, az ötende duran şaire dönük yüzün. Evrenin sesini dinleyen gözle tinin sanrısını bir deyileniş çağrısıyla bir bir yeryüzüne sa­ vuran, bize sözcüklerinin tınısıyla, yeni bir dil, yeni bir bakış getiren şairin ömrünün ta­ nığı gibi duruyorsun orada.

Çağ kötü, çağ elemli. Bin bir yüzünü gös­ terdi bize doğa. Bin bir gizi çözüldü aylamı­ zın. Gene de sözler yetmedi bunları anlatma­ ya, dile getirmeye.

Sen de tıpkı benim gibi, her acı sağnağında, her sevinç gövertilerinde o sonsuzluğun dili­ ni anlamak, hayata daha varsıl bakabilmek için yüzünü şairin sözlerine dönüyorsun, emi­ nim bundan.

Onun, iki yüzyılı buluşturan ömrünün ta­ nığı oluyorsun birden, iki çakmak çakmak bakışın, erimindeki sözlerin yolcusu olup da düşün ve sevincin, aşkın ve tutkunun, tinin ve tenin, yerin ve tarihin, bilincin ve bilgi­ nin anlam ını kavram aya yönelm em ek ne mümkün!

Dokunuyorsun ağaca, bakıyorsun gökyüzü­ ne, avuçluyorsun suyu, özlemle öpüyorsun sevgili dudaklarından. Ortadoğu kan ağlıyor. Kafkas kızının gözbebeklerinden seçiyorsun acının çığlığını... Uzanıyorsun Mağribin serin yeline.. Troyalı kadınlara bakıyorsun, köpük köpük olmuş kadırgalardan Hektor’un sesi,

Helena’nm çığlığı uzanıyor geceye.. Tan kı­

zıllığında tufanın dindiğini. Gılgamış’ın En-

kidu’yla buluştuğunu anlıyorsun... Karaca­ oğlan, kuş kanadında sözceleminin ışığını su­

nuyor şaire.

Sen de tıpkı benim gibi, dönüp şairin ömrü­ ne bakıyorsun. Yok, hayır! Bu bakmak değil, onunla çıktığın bu yolculukla yeryüzünün gezgini kesiliyorsun.

Sözlerinin alınlığında ışıyan hayatların so­ luğunu dinliyorsun.. Biliyorum, soracaksın,- dır şimdi bana; nereden tutuldun bu tufana, kim el verdi sana, onun büyülü dünyasıyla ta­ nışmana....

Sözün kapısını aralarken dediydim ya; ya­ şadığım deli zaman denizlerinde kulaç atma­ yı öğreten bir bilici gibi düştü önüme sözleri. Algına çevirdi beni. Çağnsız gelen konuğun iki adını öğretti. Ölmek ve yaşamak zamanı­ nı sırnnı üfledi kulağıma:

“ Bedevi bir sabır gibiyimdir/ Ey teselli­ siz gece” dedim, onun diliyle konuştum, onun

sesiyle çağırdım öteki’ni.. içimin aylasına dü­ şürdüğü ışığın dervişi kesildim. Dedi ki bana, bize yani:

“Koştum geldim ta sınırına değin. Burdan ötesi suskunluk, zaman

Ve gözlerin. Delilik denizlerim benim. Yitişimin inatçı gömütleri.

( “Koştum Geldim ”)

Baktım çakır gözlerine.. Ipeksi saçlarına. Dokundum ellerine, yeryüzünü kucaklar gibi kucakladım şairi.

Ömrüne baktım gözlerinde. İki yüzyılın bu­ luşmasını gördüm. Orhan Veli’yi, Oktay Ri-

fat’ı tanıdım orada.. Aşklarını, tutkularını,

yeryüzünü dinleyen hallerini hissettim... Ef-

latun’u gördüm orda, Attar’ı, Mevlânâ’yı... Yunus Emre ve Karacaoğlan’la dostluğuna

şaşarak baktım.. Dante’nin acısını, Cervan-

tes’in gülüşünü sunan sözlerini anımsadım.

Anımsadım gene; o dizelerini.. Ağustos sı­ cağında bir kurtuluş gününün şenliği vardı so­ kaklarda. Çocukların sevinci bayrak bayraktı.

Şair, demişti ki bize:

“Yirminci yüzyılı yaşadım Ertelenmiş bir yüzyıldı bu

Yıkık bir sur yazgımızın uydusu Bekletir ömrü yürüyen ayla birlikte Bırakmaz günün adını koyalım.”

Şairin ömrüne övgüyü şimdi hangi sözle taçlandıralım... Hangi söz karşılayabilir ki bu­ nu!

Yeryüzüne, insanlığa armağan ettiği ve bi­ ze Türkçenin ne yaman bir dil olduğunu an­ lattığı Tanıdık Dünya’nın daha ötesinde na­ sıl bir söz çadırı kurabiliriz. O ki; dilin geçti­ ği bütün ırmaklardan geçmiş, sözün evrildiği bütün yollan katetmiş biri olarak duruyordu karşımızda. Konuşan dil, yeryüzüne ağan ba­ kış, göğe süzülen bilincin yansılannı getirdi bize şair.. Nesnelerin dili oldu, duyulann ren­ gi, belleğin izi., inanmadı iğretiliklere, kanma­ dı; inandı bilgiye, bilince, usun zaferine. Kör­ leşmenin egemenliğine, gene de ‘sakınmalı

ondan’, dedi.

★★★

Döndüm ışığa ve acıya yüzümü. Tine ve

gölgeye ağan yitişin gözlerine baktım. ‘Öle-

yazmak hiçlenmenin adı yalnızca,’ dedim

içimden.

Şairi düşündüm, şairi sevdim. Uğrun uğrun yol aldım onunla.

Sözleriyle uzadı ömrü, aydınlığıyla soluk verdi her birimize.

Saklı gök, yitik deniz, uğunuşu geçmiş sa­ yıklamalar mevsimi... Gecenin ayazı, sabahın çiyli buğusu var şimdi yeryüzünde. Karacaoğ­ lan gibi sevmek, Anday gibi yazmak yeryü­ zünü ışıltıya kesen bir dil şenliği yaşatmaktır elbette.

Şairin ömrü biraz da bunu anlatır bize. Top­ lumun vicdanı olabilecek bir duygu/ düşünce harmanı, bilinç ışığıdır yeryüzü onunla.

Tanımsızdır sözü.

Gözün de belleği olabileceğini anlattı bize, Anday. Tıpkı usun dilini, bilincin kesintisizli­ ğini yansıttığı gibi...

Şairin ömrüne övgü için bir söz de siz katın yolculuğunuza.

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Sonuç olarak, ekstremite eşitsizliği ve açısal dizi- lim bozukluğu gibi komplikasyonları önleyebilmesi, ilk ameliyat ve tellerin çıkarımı esnasında küçük yara yeri,

1980’li yıllarda “Çağdaş Türk Resminde Figür” üzerine araştırmalar yapan Fuat Acaroğlu, genç — kuşak sanatçıları arasında sıkça tartışılan

導師實施辦法 86.6.27 學生事務委員會會議修訂通過 89.8.24 經學生事務委員會會議通過 89.9.14 報請校長核定後實施 97.8.21 經學生事務委員會會議通過

“ Ağabeylerimiz Ramiz, Cemal Nadir, Ratip Tahir’in bize ema­ net ettiği karikatür meşalesi, bir mum ışığı kadar sönüktü. Biz, Orhan Ural’la birlikte bu

Son Excellence se plaît trop comme ministres des affaires étrangères pour songer à aller à

İçinde dört

Haliyle sa¤ gözden al›nan çocuk bilgisi sol yar›m küreye gi- derek, hastan›n sözel olarak verdi¤i yan›t› etkiliyor.. S›ra- lad›klar›m›z›n tümünü göz önünde