SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ EĞİTİM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI
EĞİTİM PROGRAMLARI VE ÖĞRETİMİ BİLİM DALI
ÖĞRETMEN LİSELERİNDEKİ ÖĞRENCİLERİN KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ VE ÖĞRETMENLİK
MESLEĞİNE YÖNELİK TUTUMLARI ARASINDAKİ İLİŞKİLER
YÜKSEK LİSANS TEZİ
Danışman
Doç.Dr. Ali Murat SÜNBÜL
HAZIRLAYAN Cemal ATALAY
ÖNSÖZ
Öğretmenlik Dünyanın en zevkli mesleği olmasının yanı sıra, en zor mesleklerinden biridir.Öğretmen gerçek yaşamda edindiği bilgileri ve deneyimleri, karşısındaki öğrencilere vermekte; hatta öğrencinin kişisel sorunlarına da ortak olmaktadır.Öğretmen, öğrencilerine gerektiğinde anne ve baba, gerektiğinde arkadaş ve candan dost; gerektiğinde ağabey yada abla olabilen kişidir.Bunları yaparken hiçbir şekilde karşılık beklemez.Ayrıca; yaşadığı topluma kişiliğiyle, bilgisiyle ve davranışlarıyla örnek olur öğretmen …… Özverilidir……….. Sabırlıdır.
Toplumları millet yapan onu devlet olarak güçlü kılan özelliklere sahip bireyler, ancak eğitim yoluyla sağlanır. Unutulmamalıdır ki, eğitim ve öğretimin temel unsuru öğretmendir. Eğitimdeki başarı, öğretmenlerin niteliklerine bağlıdır. Nitelikli insan, nitelikli eğitimle yetişir; nitelikli eğitimse nitelikli öğretmenle olur. Bu nedenle, eğitim öğretimde kaliteyi yakalamanın tek yolu, öğretmenlerin yetiştirilmesindeki kaliteli eğitimle mümkündür. Onun için eğitim ve öğretimin temel unsuru olan öğretmene ve bu öğretmenlerin yetiştirildiği okullara çok önem vermeliyiz. Milli Eğitim sistemi içinde hiçbir şey öğretmenden daha üstün ve değerli olmamalıdır.
Araştırmanın hazırlanış aşamasından sonuna kadar değerli bilgileriyle bana yol gösteren, gösterdiği anlayıştan dolayı çok değerli danışmanım Doç.Dr A.Murat SÜNBÜL’e teşekkürümü bir borç bilir, saygılar sunarım.
ÖZET
Bu araştırma, Anadolu Öğretmen Liselerinde okuyan öğrencilerin kişilik özellikleri ve öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları arasındaki ilişkiler üzerinde yapılmıştır.
Bu çalışma Beyşehir Anadolu Öğretmen Lisesi ve Konya Selçuklu Anadolu Öğretmen Lisesinde okuyan öğrenciler üzerinde gerçekleştirilmiştir.
Araştırmanın sonucu olarak, Öğretmen Lisesinde okuyan öğrencilerin Kişilik özellikleri ve öğretmenlik mesleğine karşı genel eğilimlerinin birbirini destekler görünmektedir. Araştırma sonuçlarına göre;
Anadolu Öğretmen Lisesi öğrencilerinin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları olumlu yönde çok yüksek düzeyde olduğu görülmüştür.
Kişilik ölçeğinin tüm boyutlarında yüksek anlamlı ilişkiler görülmüştür. Duygusal Kararlılık ve Antisosyal Eğilimler boyutunda düşük ilişkiler görülmüştür.
Öğrenime devam ettikleri sınıf ile öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları arasında manidar bir fark bulunmamıştır.
Öğrenime devam ettikleri sınıf ile kişisel özellikleri arasında manidar bir fark bulunmamıştır.
Öğretmenlik mesleği açısından kız ve erkek öğrenciler arasında manidar bir farklılık bulunmuştur. Kız öğrenciler erkek öğrencilere kıyasla öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının daha yüksek olduğu görülmüştür.
Kişilik özellikleri ve öğretmenlik mesleğine karşı tutumları arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür.
ABSTRACT
This investigation is related with the Anatolian Teacher Training High School students attitudes about teaching and personalities.
This work is applied on the students at Konya Selçuklu Atatürk Anatolian Teacher Training High School and Beyşehir Anatolian Teacher Training High School.
As a consequent of this invertigation it can obviously be stated that the Anatolian Teacher Training High School Students personality and the general tendency about teaching is supporting each other.According to the results of this investigation;
• It’s visible that the Anatolian Teacher Training High School students attitude about teaching is positive and on the high level.
• In every dimension of personality measure, very meaningful relation ship can be seen. • There isn’t any visible difference between the class the students are attending and
their attitude about teaching.
• Teaching as a career, there aren’t any obvious difference between female and male students. But is can be seen that the attitudes of female students about teaching are higher than male students.
• It is understood that there is a meaningful relation between personalities and attitudes about teaching profession.
İÇİNDEKİLER
Sayfa No
ÖNSÖZ……… i
ÖZET……… ii
ABSTRACT (ÖZET)………... iii
İÇİNDEKİLER……… iv TABLOLAR LİSTESİ ………. vi BÖLÜM I GİRİŞ……….. 1 PROBLEM………... 1 ARAŞTIRMANIN AMACI……… 43 ARAŞTIRMANIN ÖNEMİ……….. 43 VARSAYIMLAR………. 44 SINIRLILIKLAR……….. 44 TANIMLAR……… 45
BÖLÜM II
METOT……… 46
ARAŞTIRMA MODELİ………. 46
EVREN VE ÖRNEKLEM……….. 46
. VERİ TOPLAMA TEKNİĞİ……….. 48
VERİNİN ANALİZİ ……… 51 BÖLÜM III BULGULAR ……… 52 BÖLÜM IV TARTIŞMA VE YORUM……….. 60 SONUÇLAR VE ÖNERİLER……… 62 EKLER……… 64 EK A. Kişilik Envanteri………..…… 65 EK B. Tutum Ölçeği……….. 72
EK C. Anadolu Öğretmen Liselerine İlişkin Bilgi……….. 73
EK D. Anadolu Öğretmen Liseleri Son Sınıf Öğrencilerinin 2004 ÖSYM Başarısı………... 76
TABLOLAR LİSTESİ
Tablo No Sayfa No
1. Araştırma kapsamına alınan ve hakkında bilgi toplanan öğrencilerin sınıf
değişkenine göre dağılımları………..47 2. Araştırma kapsamına alınan ve hakkında bilgi toplanan öğrencilerin cinsiyet
değişkenine göre dağılımları………..47 3. Tutum ölçeğinin değerlendirme kriterleri.……….48 4. Anadolu Öğretmen Lisesi Öğrencilerinin öğretmenlik mesleğine yönelik
tutumları……….52 5. Anadolu Öğretmen Lisesinde okuyan öğrencilerin kişilik testi puanlarına ilişkin
ortalama ve standart sapmalar ……...53 6. Anadolu Öğretmen Lisesi Öğrencilerinin öğretmenlik mesleğine yönelik tutum
puanları öğrenime devam ettikleri sınıfa göre farklılık göstermekte midir?...55 7. Öğrencilerin cinsiyete göre öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları…………..58 8. Kişilik özellikleri ile öğretmenliğe karşı tutumları arasındaki ilişki………..59
BÖLÜM I
G İ R İ Ş
Bu bölümde araştırmanın problemi, amacı, önemi, sınırlılıkları ve tanımlara yer verilmiştir.
Problem
Eğitim ve öğretim kavramları genellikle birbirine karıştırılmakta ve birbirleri yerine kullanılmaktadır. Eğitim ve öğretim süreçlerinin iç içe olması, bu iki kavramın birbirine karıştırılmasına neden olmaktadır.
Öğretim, eğitimin örgün eğitim kurumlarında planlı, programlı olarak yürütülen kısmına denir. Tanımdan da anlaşıldığı gibi eğitim süreci daha kapsamlıdır. Öğretim ve öğrenim süreçlerini içine alır.
Eğitim ile öğretim arasında amaçları açısından farklılıklar vardır. Eğitimin amaçları daha genel ve daha soyuttur. Eğitim insanın bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal olmak üzere her yönden gelişimini amaç edinmiştir. Öğretimin amaçları ise, daha dar kapsamlı ve daha somuttur. Öğretim ile bireye, sadece belli bir alanın gerektirdiği nitelikleri kazandırmak amaç edinilmiştir.
Eğitimin alanı öğretime oranla daha kapsamlıdır. Eğitimde, her alanla ilgili her türlü bilgi, beceri kazandırmak mümkündür. Öğretimde ise alan sınırlıdır. Sadece belli bir alanla ilgili bilgi ve beceriler öğrencilere kazandırılır.
Eğitim zaman ve mekan açısından sınırsızdır Her zaman ve her yerde eğitim mümkündür. İnsan doğduğu andan itibaren eğitim sürecinin içerisine girer ve ölünceye kadar bu sürecin içinde kalır. Öğretim ise okul hayatı ile sınırlıdır.
Eğitimde her türlü öğretim yöntem ve tekniklerinden yararlanmak mümkündür. Öğretimde ise yöntem ve teknik alanın özelliklerine göre belirlenir. O alan için en etkili ve en verimli olan yöntem tercih edilir.
Hızlı gelişim ve değişim çağı olan 21.Yüzyılda tüm ulusların en büyük çabası, bu değişim sürecine ayak uydurabilecek yeterliklerle donatılmış, nitelikli bireyler yetiştirmektir(Kuran,2002).
Bir ülkenin zenginliği, o ülke halkının doğuştan gelen yeteneklerinin etkili bir biçimde kullanılması ve geliştirilmesine bağlıdır.Bu yüzden bir ulusun kalkınması her şeyden önce insan çabasının bir sonucudur.Doğal kaynakları bulmak ve kullanmak, sermayeyi yatırıma dönüştürmek, teknolojiyi geliştirmek, tüketim malları üretmek ve ticari ilişkileri sürdürmek becerikli insan unsurunu gerektirmektedir.Gerçekte eğer bir ülke insanlarını geliştiremiyorsa,hiçbir şey kuramaz ve yaşatamaz.Ne çağdaş bir siyasal sistem, ne milli birlik duygusu, ne de zengin bir ekonomi İnsan gücü kaynaklarını yetiştirme ve kanalize etmede en etkili araç eğitimdir.Öğretmenler bu etkili aracın önemli bir öğesini oluşturur.Bir eğitim sisteminde yapılan yenilikler ancak öğretmenle yaşama geçirilebilir.Programlar ne kadar iyi yapılırsa yapılsın, öğrenme ortamları ne kadar iyi düzenlenirse düzenlensin, iyi nitelikli öğretmenler yetiştirilemediği müddetçe yapılan bütün yatırımlar ve çabalar boşunadır.Hiçbir eğitim modeli, o modeli işletecek personelin niteliğinin üzerinde hizmet üretemez.Bundan dolayı “bir okul, ancak içindeki öğretmenler kadar iyidir (Kavcar, 1999). Kuşkusuz öğretmen, bir toplumun gereksinim duyduğu her meslekten bireyler yetiştiren ve ulusun geleceğini şekillendirme gibi kutsal bir görevi üstlenmiş bir meslek adamıdır (Kuran 2002:255 ).
Öğrenene, okulda ve okul dışında planlanmış etkinlikler yoluyla sağlanan öğrenme yaşantıları düzeneği olarak tanımlanabilir.Bu tanımda yer alan öğrenen, yaşam boyu devam eden süreçte sürekli öğrenme arzusunda olan bireydir.Bireyi öğrenme sürecinin temeline aldığımızı ve onun bir öğrenen olarak gördüğümüzü kabul edebiliriz.Okulda ifadesi ile okul içinde yapılan tüm etkinlikler ile sınıfta öğretilen tüm dersleri içine alan öğretimi, okul dışında derken de okul çevresinde ve program dışı etkinlikler olarak dile getirilen örtük program etkinliklerini kapsadığı söylenebilir.Eğitimde planlanmış etkinliklerin önemi büyüktür.Eğitim bir bakıma kasıtlı kültürleme yolu olarak görüldüğünden eğitim programlarının planlı olması gereği bu deyişle kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.Öğrenenlere öğrenme yaşantıları sağlamak eğitim programları aracılığı ile olmaktadır.Bu nedenle öğrenme yaşantıları eğitim programının en önemli boyutu olmak durumundadır.Programın bütününün bir düzenek olarak görülmesinde vurgulanmak istenen, bu düzen içinde sistemli bir yapılanmanın ve sistematik sürecin olmasından kaynaklanmaktadır.Bu anlamda düzenek, eğitim programını bir düzen içinde sunmanın gerekliliğini vurgulamaktadır.(Demirel,2000)
Program geliştirme, eğitim programının hedef, içerik, öğrenme-öğretme süreci ve değerlendirme öğeleri arasındaki dinamik ilişkiler bütünü olarak tanımlamak uygun görülmektedir.Bu tanımda da bir eğitim programının dört temel öğesi olduğu vurgulanmaktadır.Bu öğeler hedef, içerik, öğrenme- öğretme süreci ile ölçme- değerlendirmedir.Hedef kavramı içinde öğrenene kazandırılacak istendik davranışlar da yer almaktadır.İçerik öğesi ile eğitim programında hedeflere uygun düşecek konular bütünü düşünülmektedir.Öğrenme- öğretme sürecinde ise, hedeflere ulaşmak için hangi öğrenme- öğretme modelleri, stratejileri, yöntemleri ve tekniklerin seçileceği belirtilmektedir.Ölçme- değerlendirme öğesinde hedef davranışların ayrı ayrı test edilip, istendik davranışların ne kadarının kazandırıldığı ve yapılan eğitimim kalite kontrolü vurgulanmaktadır.Bütün bu öğeler arasındaki ilişkilerin dinamik olması ve bu yolla öğelerin birbirini etkilediği, bu etkileşimin de sistem yaklaşımında olduğu gibi sistemin bir öğesinde olan değişme sistemin tümünü etkiler noktasından hareketle eğitim programının bir öğesinde yapılacak değişmenin programın tümünü etkileyeceği varsayımı temele alınmıştır.Örneğin, eğitim programının ölçme- değerlendirme öğesinde yapılacak bir değişikliğin programın hedef, içerik ve öğrenme-öğretme sürecini de etkileyeceği söylenebilir.Son yıllarda Türkiye’de, eğitim sistemimizde öğrenci başarısını ölçmede çoktan seçmeli testlere fazlasıyla yer verilmektedir.Ölçme-değerlendirme öğesinde gittikçe benimsenen bu değişim, eğitim programlarının içerik boyutunu da etkilemekte ve ders kitapları için test kitapları daha çok ağırlık kazanmaktadır.Öğrenme-öğretme sürecinde ise öğretmenlerin çoktan seçmeli sorulardan oluşan testlerde doğru cevabı bulmak için nasıl bir yol izlemeleri gerektiği açıklanmaktadır.Buna bağlı olarak ilgili hedef ve davranışlar da değişime uğramaktadır.Bu ve buna benzer örnekler çoğaltılarak eğitim programının öğeleri arasındaki ilişkilerin dinamik ilişkilerden oluştuğu açıklanabilir.(Demirel,2000)
Eğitimin temelinde öğrenme etkinliği vardır. Eğitimin gerçekleşmesi öğrenmenin gerçekleşmesine bağlıdır. Bireyde davranış değişikliğinin meydana gelebilmesi için önce öğrenmenin gerçekleşmesi gerekir.
Öğrenme konusunda psikologlar arasında tam bir fikir birliği bulunmamaktadır. O nedenle, eğitim, öğretim kavramları gibi öğrenme kavramı da farklı biçimlerde tanımlanmıştır. En basit anlamda öğrenme, bilgi, beceri kazanma etkinliği olarak tanımlanabilir. Bunun yanında öğrenmeyi, yaşantılar sonucu davranışlarda meydana gelen oldukça uzun süreli değişmeler biçiminde de tanımlamak mümkündür.
Yukarıdaki tanımdan da anlaşıldığı gibi öğrenmeden söz edebilmek için; 1. Davranışlarda bir değişikliğin olması,
2. Bu değişikliğin yaşantılar sonucu meydana gelmesi 3. Bu değişikliğin uzun süreli olması gerekir.
İnsanın gözlenebilen ve ölçülebilen bilinçli etkinliklerine davranış denir. Öğrenmeden söz edebilmek için davranışlarda bir değişikliğin oluşması gerekir. Birey önceden yapamadığı bir davranışı yapabiliyorsa, öğrenmeden söz edilebilir. Birey öğrenme sonucunda ya o güne kadar hiç yapmadığı bir davranışı yapabilir, ya önceden edindiği bir davranışı daha da geliştirebilir ya da önceden edindiği fakat yanlış olan davranışlarını değiştirebilir (Erdem, 1998; 19).
Her ne kadar bireyin davranışlarına bakarak öğrendiği kanısına varılıyorsa da bu durum bazen yanıltıcı olabilir. Birey, bazen öğrendiğini eyleme dönüştürmeyebilir. Ya da kasılı olarak öğrendiğinin tam tersi bir eylem yapabilir. Bu tür tepkiler onun öğrenmediği anlamına gelmez.
Davranış değişikliği yaşantılar sonucu meydana gelir. Birey, doğal ve sosyal çevre ile sürekli etkileşim içerisindedir. Bu etkileşim sonucunda çevredeki varlıkların, olayların bilgisini edinir.
Birey, duyu organları aracılığıyla iletişim kurar. Uykuda geçen zamanının dışında kalan zamanını iletişim içerisinde geçirir. Ailede anne babası ile , okulda öğretmen ve diğer öğrenciler ile, sosyal çevrede diğer insanlar ile sürekli iletişim halindedir. Bu iletişim sonucunda onlardan birtakım bilgiler öğrenir, birtakım alışkanlıklar edinir.
Davranışlarda meydana gelen değişikliğin, öğrenme olarak nitelendirilebilmesi için, uzun süreli olması gerekir. Öğrenci, sınıfta edindiği bir bilgiyi koridora çıktığı zaman unutuyorsa, öğrenmeden söz edilemez. Unutma doğal bir olaydır. Bireyin, öğrendiklerinin tamamını zihninde tutması mümkün değildir. Buna rağmen, öğrenmeden söz edilebilmesi için, edindiklerinin bir kısmını belli bir süre zihninde muhafaza etmesi gerekir.
Birey öğrenme esnasında iki yol izleyebilir. İlk olarak birey, bir başkasına gereksinim duymadan, kendi duyu organları ile görerek, dokunarak, algılamalar yaparak varlıkların, olayların bilgisini öğrenebilir. Tamamen bireyin kendi çabası ile gerçekleşen bu öğrenme türüne, kendiliğinden öğrenme denir. İkinci olarak ise öğretmen, anne-baba, usta gibi ken-disinin dışında bulunan kimselerin aktardıklarını kazanarak öğrenmeyi gerçekleştirebilir. Tamamen başkalarının çabaları sonucunda gerçekleşen bu öğrenme türüne de yönlendirilmiş öğrenme denir.
Öğrenme yolu ile insanlar varlıkların, olayların bilgisini edinebildiği gibi, bedensel ve zihinsel beceriler de öğrenebilirler. Öğrenme, yalnızca bilgi ve becerileri değil, duyuşsal tepkileri de kapsar. İnsan sevmeyi, nefret etmeyi, olumlu ya da olumsuz tutum takınmayı, yaklaşmayı, uzak durmayı öğrenebilir.
İnsanın öğrendiklerinin hep olumlu olduğunu söylemek mümkün değildir. İnsan, iyinin güzelin, doğrunun yanında kötüyü, çirkini, yanlışı da öğrenebilir.
Öğrenimin temelinde öğrenme etkinliği bulunur. Buradan hareket edilirse öğrenim, belli bir konuda, birbirini izleyen öğrenme etkinliklerinin oluşturduğu süreç olarak tanımlanabilir. Öğrenme etkinliğinin öznesi öğrenci olduğu için öğrenim sürecinin öznesini de öğrenci oluşturur. Sınıftaki eğitim öğretmen açısından öğretim, öğrenci açısından öğrenimdir.
Öğretmenlik Mesleği
Hakkında sayılamayacak kadar çok yazılar yazılan, tartışılan, kimi zaman övülerek göklere çıkarılan, kimi zaman ise acımasızca eleştirilen öğretmenlik mesleği birçok eğitimci ve araştırmacı tarafından farklı açılardan ele alınarak tanımlanmıştır.Örneğin kimine göre öğretmen “öğrenmeyi öğrenci için uygun öğrenme yaşantılarını seçerek kolaylaştıran, öğrencinin çevresini amaçlara ulaşmasını sağlayacak biçimde ayarlayan kişidir .Bir başka eğitimciye göre öğretmen, meslek becerileriyle donanmış, öğrenmeyi kolaylaştırmayı bilen, çağdaş, entelektüel, iyi alışkanlıkları olan, bilimle, sanatla, edebiyatla ilgilenen, okuyan, araştıran, toplumsal sorunlara karşı duyarlı bir kişidir (Açıkgöz, 1996). Küçükahmet (1992)’e göre öğretmen öğrencisinin öğrenimini kolaylaştıran bir bireydir.Öğretmen, eğitimin kilit adamı, yaratıcısı,yaşatıcısı hayata geçiricisi ve uygulayıcı gücüdür (Çağlar, 1991). Öğretmen çok bilen bir kişi olmaktan ziyade, bildiğini çok iyi öğretebilen kimsedir(Çelikkaya,1997).Daha fazla çoğaltılabilecek bu tanımların birleştiği nokta, öğretmenin çok bilgili ve bu bilgisini aktaran kişi olmasından çok, öğrenmeyi kolaylaştıran ve öğrenmenin yollarını öğreten bir anlayışa sahip olması gerektiğini vurgulamasıdır (Kuran, 2002:256).
Günümüzde öğretmen yalnızca bilgi aktaran ve not veren bir kişi değildir.Bilmenin yeterli olmadığı, üstelik bilginin ve bilmenin sınırlarının çizilemeyeceği bilgi çağında, her şeyi çok iyi bilen öğretmen anlayışı değişmiştir.Öğrenmeyi, bilgi aktarımı olarak ele alan görüş ise eskimiştir.Bilgi çağında tüm bilgiyi aktarmak olanaksızdır.Bilginin kazanılması ve kullanılmasının yolları öğretilmelidir. Ne öğrettiğini bilen nasıl öğreteceğini araştıran, çevrenin gereksinimlerini dikkate alan çevreyle işbirliği içerisinde olan öğretmen, öğrencilerine öğrenmenin yollarını öğretebilecektir.Bir öğretmen, etkinlikleri düzenlerken çocuğun bilgileri olduğu gibi uygulamasını değil yaratabilmesini, düşünebilmesini ve hayal kurabilmesini amaçlamalıdır(McDevitt,Troyer,1995)
Bu bağlamda eğitimde kaliteli hizmetin üretilebilmesi, bilgiyi kazanma ve kullanma yollarını bilen öğretmenlerin yetiştirilmesine bağlıdır.Kaliteyi oluşturacak bireylerin yetiştirilmesinde en önemli görev öğretmenlere düşmektedir.Çünkü bir ülkede, yeni nesillerin yaratıcı, verimli, yapıcı birer meslek sahibi, ülkesine karşı sorumluluklarının bilincine varmış vatandaşlar olarak yetiştirilmesinden sorumlu olan kişiler öğretmenlerdir(Özyürek,1981). Eğitim hizmetleri içinde öğretmene bel bağlama, onun niteliği arasında doğrusal bir ilişki kurma anlayış ve çabaları her zaman söz konusu olmuştur (Taşdemir, 1995). Gerçekte bugün bütün uygar milletlerin eğitimcileri gibi fikir adamları da okulun öğretmen demek olduğuna; onun yerine ne müfredat programıyla, ne kitapla, ne disiplin veya herhangi bir araçla tutmanın mümkün olmadığına kanaat getirmiş bulunmaktadırlar.Bu sebeple öğretmeni hesaba katmayan hiçbir eğitim reformu planının başarılı olmasına ihtimal verilmemektedir .
Öğretmenlik statüsü yalnızca bilgi verme rolünü gerektirseydi, bu işi öğretim makineleri, televizyon, radyo vb. araçlarla yapmak mümkün olurdu.En azından, teknoloji yönünden gelişmiş ve teknoloji ötesine geçmiş toplumlarda öğretmen problemi kolayca çözülebilirdi.Oysa davranış bilimleri, bize öğrencinin, öğretmenin tutum ve davranışları ile etkilendiğini göstermektedir.Öğretmenlerin düşünceleri, tutumları, duygusal tepkileri, çeşitli alışkanlıkları öğrenciyi etkilemektedir.Çoğu zaman öğrenci, öğretmenin anlattığı konudan çok, konuya yaklaşımına dikkat etmekte ve olayları yorumlama biçiminden etkilenmektedir.Kısacası yeni kuşakların meydana gelmesinde :
-Öğretim ortamı ve öğretim yolları -Öğretilen konunun niteliği
-Beklenmedik durumlarda ortaya çıkan soru ve tepkilere karşı öğretmenin tutumu rol oynamaktadır (Varış,1988)
Bilmek ve öğretmek bir öğretmende bulunması gereken ana özelliklerdendir.Konusunu iyi bilmek, yeniliklere açık olmak, bunları öğrencilerine en uygun yöntemlerle anlatabilmek, öğretmenin en önde gelen nitelikleri arasında yer almaktadır.Öğrencilerine eşit ve objektif davranabilme, planlı ve programlı çalışma, sınıf düzenini sağlayabilme, öğrencilere hoşgörülü davranabilme, güzel ve zengin bir dil özelliğine sahip olabilme, bunların yanı sıra, sıcak, sempatik ve dostça davranabilme günümüz öğretmeninde bulunması gereken temel özelliklerdir.Çocukluk ve gençlik dönemlerinde ideal yetişkin modeli olan öğretmenin, sınıfta öğrettikleri kadar genel tutum ve davranışlarının da öğrenciler üzerinde etkili olacağını hiç hatırdan çıkarmamak gerekir(Oktay,1991)
Okulun eğitsel amacı, önceden hazırlanmış eğitim amaçlarına uygun davranışlar kazandırmak için öğrencilere yaşantılar kazandırmaktır. Eğitsel amaçlar, bir davranış modelidir. Bu davranış modeli ülküsel olarak belli bir okul çağındaki bir yurttaşın yapması gereken davranışları gösterir. Okulda bulunan eğitmenler bu modeli kendilerine örnek alarak modele benzer yurttaşlar yetiştirmeye çalışırlar (Başaran, 1994, s. 72). Okul öğrencisi ve öğretmeni ile bir bütündür. Bunlardan birinin eksikliği ile öğretim sürecinin sağlıklı olarak gerçekleşmesi mümkün değildir. Okuldaki öğretimin girdisi olan öğrenciyi öğretimin amaçlarına uygun ve toplumun istediği gelişen ve değişen teknolojik yapıya uyum sağlayacak vatandaş yetiştirmek için önce mükemmel öğretmenler yetiştirmek gerekmektedir. Eğer öğretmenler öğretmenlik mesleğinin gerektirdiği bilgi, beceri ve davranışlara yeterince sahip değilse, onun yetiştireceği insanda eksik olacaktır. Çünkü eğitimdeki kalite ve başarı, öğretmenin kalite ve başarısının bir yansımasıdır.
Bir meslek adamının mesleğinde başarılı olup, doyuma ulaşılabilmesi için mesleğinin gereklerine inanması, bilmesi ve uygulaması zorunludur. İnanma, bilme ve uygulama, öğretmenliğin duyuşsal bilişsel ve devinsel boyutlarını oluşturur. Bir öğretmenin, öğretmenliğin gerekliliğine ve gerektirdiği eylem ve işlere inanması gerekir. İnanma öğretmenin mesleğine karşı olumlu bir tutum içinde olduğunu gösterir. Öğretmenlik mesleğine karşı olumlu tutumlar öğretmenlik davranışının duyuşsal boyutudur. Bir öğretmenin eylem ve işlemlerini başarı ile yapabilmesi için bunların gerektirdiği bilgileri derinliğine bilmesi gerekir. Öğretmeni mesleğinde uzmanlaştıran meslek bilgileri de davranışlarının ikinci boyutu olan bilişsel boyutunu oluşturur. Yine bir öğretmenin bilgilerini uygulamaya koymada becerikli olması gerekir. Öğretmenin mesleği için gereken eylem ve işlemleri güven içinde yapabilmesini sağlayan becerileri de davranışlarının devinsel boyutudur (Başaran, 1994, s. 115).
Başarılı öğretmen, öğretim programlarının amaçlarında gösterilen özellikleri öğrencilere kazandıracak nitelikte öğretim yapan öğretmendir. Bu tür öğretmenler genellikle etkili, kaliteli ya da nitelikli gibi sözlerle tanımlanırlar. Bir bakıma öğretmen sorumluluğunun ciddiyetinden dolayı böyle olmaya mecburdur. Öğretmenin toplumsal gelişme açısından önemi dikkate alındığında aşağıdaki özelliklere sahip olması gerekmektedir.
Öğretmen rahatça okuyup, yazıp, konuşabilmeli bu temel becerilerdeki hatalardan arınmış olmalıdır. Öğretmen aynı zamanda öğrencilerinde rastladığı bu türden hataları da düzeltmeye çalışmalıdır, sağlıklı ve yapıcı bir disiplin anlayışına sahip olmalıdır.
Normal bir disiplin etkili bir öğretim için öğrencide kişisel kontrolü sağlayıcı öğretme ve öğrenme durumunu düzenleyici bir iştir. Toplumsal değerleri bilmeli ve bu değerlerle çelişmeyen, toplumla dengeli ve uyumlu ilişkiler kurabilen kişiler yetiştir-meye çalışmalıdır. Her imkandan yararlanarak öğrencilerini geleceğe hazırlamalıdır Öğretim programını bu amaca ulaştırıcı nitelikte hazırlamalıdır. Öğrencileri yarınlara hazırlayabilmek için planlamaya önem vermeli, kendisinin ve öğrencilerinin zaman ve enerjilerini yerinde kullanmalıdır. Planlı bir öğretim, öğretmen ve öğrenci ilişkisi iletişimi kolaylaştırır. Öğrencilerin ilgi, ihtiyaç ve beklentilerini tanımalı, onların geçmiş yaşantılarından edindikleri ve beraberinde eğitim ortamına getirdikleri nitelikleri incelemeli ve elde ettiği bilgilerden yararlanarak öğrenme yaşantılarını düzenlemelidir. Böylece daha iyi iletişim kurulabilir. İyi iletişim, meslekî başarısının hem temeli hem de ürünüdür. Öğrencilerinin ve çevresindekilerin kişiliğine saygı göstermelidir Kişiliğe saygılı davranan, başkalarıyla özdeşleşebilen kişiler iletişimde başarılı olabilirler. Öğrenciler yetişkinlerin söylediklerinden çok, yaptıklarını değerlendirirler. Bu yüzden öğretmen, öğrencileri için, kibar sevecen, anlayışlı, yol gösterici, meslekî ve genel kültüre sahip, tutarlı, öğrenci başarısı ile ilgilenen bir model olmalıdır. Öğretim yöntem ve tekniklerini tanımalı, öğreteceği davranışa ve konuya uygun öğretme ve öğrenme etkinliklerini yapabilmelidir. (Öztürk, 1994, s. 289).
Öğrenci öğretimin ekseni ve öğretimde en önemli öğe olarak kabul edilmekle birlikte, eğitimin hareket ettiricisi ve düzenleyicisi olan öğretmen de öğretimin vazgeçilmez ve önemli bir öğesidir.Bu anlamda öğretmen, gerekli öğrenme ortamını hazırlamakta, öğrenciyi öğrenme yollarına yöneltmekte onun aktif olarak öğrenmesine rehberlik etmektedir.Başka bir deyişle öğretmen, okul ve sınıf ortamını öğrenciler için uygun, ilginç ve zevkli bir duruma getiren, çeşitli öğretim yöntemi ve tekniklerinden faydalanarak öğrenme yaşantıları düzenleyen, öğrencilerin bu yaşantıların içine atılmalarına rehberlik eden ve istenilen davranışların ne ölçüde kazanıldığını değerlendiren bir öğretim öğesidir (Büyükkaragöz-Çivi,1996)
Öğretmenlik mesleği, öğretmenin kendisini meslekî açıdan sürekli yenilemesini gerektirir. Diğer bazı mesleklerde olduğu gibi, öğretmenlikte de yenileme olmadığı zaman, duraklama ve giderek meslekî açıdan gerileme dönemi başlar. Hatta bu gerileme öyle bir hâl alır ki, öğretmen eğitim ve öğretim alanındaki yenilik ve ilerlemelere karşı cephe alır. Sürekli olarak çalışan ve kendisini yenileyen meslektaşlarını eleştirir. Meslekî bakımdan büyüyebilmek için bir öğretmen ne yapmalıdır?Sadece gereken vasıfları taşımak ve meslekî eğitim yeterli midir?
Öğretmenlik, diğer mesleklere oranla çok daha derin ve geniş bilgi gerektirir. Bir insan bilmediği bir şeyi başkasına öğretemez. Öğreteceği konuyu tam olarak bilmeyen bir öğretmen, bu yetersizliğin kendi kişiliği üzerinde bırakacağı tesiri ve ruhunda oluşturacağı hasarın gücünü tahmin bile edemez. Kendisini yenileyemeyen yetersiz bazı öğretmenler, çoğu zaman aşırı derecede sert ve merhametsiz, kimi zaman ise son derece alıngan ve hiçbir şeyden memnun olmaz hâle gelirler. Kendilerini geliştiremeyen, özellikle kırk, kırk beş yaşlarına gelmiş öğretmenlerde açık şekilde duraklama ve gerileme ile birlikte güvensizlik, alınganlık ve kıskançlık başlar.
Görevini yapamayacak durumda olan öğretmen, başarısızlığını, başarılı meslektaşlarını kıskanarak, onlara engel olmaya çalışarak kapatma yoluna gidecektir. Başarıyı kıskanma, birçok öğretmen ve idarecide çok ciddî, vahim psikolojik tepkilere neden olmaktadır. Bu tepkiler zaman içinde önemli karın ağrıları ve mide hastalıklarına neden olmaktadır. Kıskançlık ve çekememezliğin ileri boyutlarında daha ciddî psikolojik rahatsızlıklar oluşabilmektedir. Yapılan araştırmalar, her on öğretmenden birinin sinir hastalığı geçirmiş olduğunu göstermektedir. Bu demektir ki, her on öğretmenden biri, uzun süre giderek artan ve vahim hâle gelen bir şekilde kıskançlık, başarısızlık, gerginlik, mutsuzluk ve başkalarıyla uyum sağlayamama zorluklarıyla karşı karşıyadır. Bu da uyku düzensizliği, genel sağlık problemleri ve öğreticilik yetenekleri bozulması demektir.
Öğretmenler arasında yetersizlikten doğan kıskançlık duygusu, alabildiğine değişik biçimlerde açığa çıkmaktadır. Kıskanç öğretmen sürekli pusuda bekler, meslektaşlarının hatalarını yakalamaya çalışır. Sürekli olumsuz eleştiricidir. Kıskanç öğretmen eğer idareci olmuşsa, yanındaki başarılı öğretmeni sürekli baskı altında tutmaya çalışır. Çalışmalarını engeller, onu kendine emir kulu yapmaya yönelik eğilimler gösterir. Çalışkan ve başarılı meslektaşlarından nefret eder, ama bunu narin bir kisveye büründürür ve örneğin sürekli eleştirici bir tutum takınır.
Güvensizlik ve yetersizlik duygusu bütün başarısızlıkların kaynağıdır. İçine kapanıklık, insanlardan kaçma, bencillik ve huysuzluğun nedeni güvensizlik ve yetersizliktir. Yetersiz öğretmen egoist, iş birliğine ve paylaşmaya yanaşmayan, tek başına hareket eden kişidir. Yorgundur ama nedenini bilmez, telâşlıdır, uykuları kaçar, hâlsizlik hisseder, birçok derdi vardır. Hayatın getirdiği sosyal sorunları çözebilen insan, ancak sosyal iş birliğine hazır olan insandır. Güvensiz ve yetersiz kişiler, toplumsal ilgiden yoksun bir hayat tarzı kurarlar. Bir öğretmenin böyle olması düşünülemez. Başkalarından çok kendisiyle ilgilenen öğretmen mesleğinin inceliklerini bilmiyor demektir.
Toplum, özellikle öğretmende belli bir uysallık ve uyum yeteneği arar. Aktif bir rol oynamasını ve başkalarına yardım elini uzatmasını ister. Başkalarına yardım etme, ilerleme ve gelişmesine katkıda bulunma yeteneği, çevreden büyük bir ilgi görmeyi sağlar. Meslekleri icabı öğrencilerle, meslektaşlarıyla, her türlü insanla karşılaşıp anlaşmak zorunda oldukları için öğretmenler sosyal yönden etkili olmak durumundadır. Öğretmenin temel tutum ve davranışları, zevkleri ve hareketleri toplumda ve özellikle öğrenciler üzerinde büyük etki bırakır. Sınıfta sinirli ya da sakin olmak, hoşgörülü olmak veya sert davranmak sınıfın genel atmosferini yaratır. Dürüst olmayan, katı, çabuk kızan ve sinirli, daima herkesi eleştiren, soğuk ve kişiliksiz, öğretmeyi sevmeyen, disiplini zayıf ve konusunda bilgili olmayan bir öğretmen mesleğinde gerilemeye mahkûmdur.
Meslekî açıdan büyümek isteyen bir öğretmen, gerek akademik, gerek meslekî bilgilerini artırmalıdır. Bunun için, eğitim programlarına katılmalı, konferans ve toplantılara iştirak etmelidir. Eline geçen mesleği ile ilgili eserleri titizlikle incelemelidir. Meslekî ve edebî yazılar yazmak da öğretmeni motive eder. Bu yazdıklarını meslektaşlarıyla paylaşma ortamı aramalı ve bulmalıdır. En olumlu öğretmen, şefkatli ve insancıl olduğu kadar, kendi bilim alanında iyi bir yarışmacı olabilen öğretmendir.
Meslekî bakımdan gerilemek istemeyen öğretmen günde en az bir ulusal gazete, haftada bir dergi ve en az ayda bir edebî veya meslekî kitap okumalıdır. Öğretmen dergi ve kitaplarla sürekli temas hâlinde olmalıdır. Kendilerini meslekî açıdan sürekli yenileyen öğretmenler daha başarılı olurlar. Unutulmamalıdır ki öğretmenlik mesleğinde başarılı olmak için gereken vasıflara sahip olunmadıkça, sadece meslekî eğitim yetersizdir. Öğretmen samimi, sabırlı, dürüst, açık ve güvenilir, aynı zamanda konusunda çok bilgili olmalıdır. Öğretmenin diğer insanlarla olan ilişkilerinde saygınlık kazanmış olması, yeterli ve güvenli olması, demokratik ilişkilere önem vermesi meslek yaşamında başarılı olması demektir(Mefharet,1981).
Öğrenme-Öğretme Sürecinde Öğretmenin Rol ve Nitelikleri
Nitelikli bir öğretim hizmetinin sunulabilmesi için öğretmen, öğrencilerin öğretme-öğrenme etkinliklerine yön vererek onların öngörülen bilişsel, duyuşsal ve devinişsel davranışları kazanmalarını sağlamakla yükümlüdür.Bu nedenle öğretmenin öğrencilerine uygun öğrenme ortamı oluşturması, öğretme-öğrenme sürecinde bazı temel yeterliklere sahip olmasına bağlıdır.Yapılan literatür çalışmasına göre öğretme-öğrenme süreci ile ilgili olarak saptanan yeterlikler birleştirilerek “öğretimi planlama” ”sınıf içi öğretim süreçleri “ ve “sınıf içi etkileşim ve sınıf yönetimi “ olmak üzere üç temel görev alanı belirlenmiştir (Brophy ve Good, 1986; Oğuzkan,1988;Sönmez,1992; Özdemir, 1996;).Öğretmenin bu görev alanlarında yer alan rolleri ve nitelikleri aşağıda kısaca açıklanmıştır.
Öğretme ve öğrenme etkinlikleri planlamayla başlar.Genel anlamda eğitimde planlama, öğretim etkinliklerinin en rasyonel ve düzenli şekilde nasıl yürütüleceğini önceden ortaya konmasıdır.Öğretim terimi olarak plan, belirli eğitim amaçlarına ve program hedeflerine ulaşmak için öğretim etkinliklerinden hangilerinin seçileceğini, bunların öğrencilere niçin ve nasıl yaptırılacağını, ne gibi yardımcı ve tamamlayıcı kaynak ve araçların kullanılacağını, elde edilen başarının nasıl değerlendirileceğini önceden tasarlayıp kağıt üzerinde saptamaktır.Diğer bir deyişle bir tiyatro yazarı gibi 45 dakikalık bir resim senaryosunu önceden yazmak, yazarken onu yaşamak, daha sonra da bu senaryoyu sınıf içinde gerçek durumda uygulamaktır(Demirel, 2000)
Öğretme ve öğrenme etkinliklerinde yapılacak her çalışma amaçlıdır ve mutlaka planlanması gerekir.Plan, öğretmeni dağınıklıktan, öğretimi ise rastlantılardan kurtarır.Zamanın ve emeğin ekonomik kullanılmasını sağlar.Öğretmenin yapılacak etkinlikleri, öğrencilerin özelliklerini ve öğretiminin ilkelerini dikkate alarak sistematik bir sıra içinde düzenlemesine hizmet eder.Başarılı olmanın ilk koşulu iyi bir planlamadır.Bir öğretmen, bir öğretim yılı boyunca yapacağı çalışmaları yıllık plan, bir ders süresi boyunca yapacağı çalışmaları da ders planı yaparak yürütür.Eğitim ve öğretim çalışmalarının planlı olarak yürütülmesi aynı zamanda bir yasal zorunluluktur.Ancak öğretmenler yasalar zorladığı için değil, plan yapmanın eğitsel değerine inandıkları için çalışmalarını planlamalıdır.Sadece sınıf öğretmenleri için zorunlu olan plan yapma, 2089 sayılı Tebliğler Dergisinde yer alan yönerge ile ortaöğretim öğretmenleri için de zorunlu hale getirilmiştir.Sözü edilen tebliğler dergisinde yer alan planla ilgili yönergenin 5. maddesi plan çeşitlerini yıllık plan, ünite planı ve günlük plan olmak üzere üçe ayırmıştır.Branş öğretmenleri yıllık ve ders planı yaparken, sınıf öğretmenleri fazladan bir de ünite planı yapmak durumundadırlar (Kuran 2002).
Etkili bir öğrenme ve öğretme süreci, etkili bir planlamaya bağlıdır.Ancak bir öğretmenin planlama yeterliğine sahip olması kadar, planını etkili bir şekilde uygulayabilme becerisine de sahip olması gerekir.Öğretme planı, adından da anlaşılacağı gibi daha çok öğretme-öğrenme sürecini işletme sorumluluğunu taşıyan öğretmene yol gösterme amacını güder.Bunu genellikle öğretmen kendisi hazırlar ve belli esasları göz önünde tutarak hazırladığı böyle bir planı, söz konusu uygulama süresince kullanır (Özçelik, 1987). Öğretim etkinliklerinin verimli bir şekilde yürütülebilmesi, hazırlanan planın işlevsel olmasına bağlıdır.İşlevsel olan bir plan üç aşamada gerçekleşir.Öğretmenin içeriği seçmesi, süreyi belirlemesi “öğretim öncesi” denilen birinci aşamayı oluşturur.”Karşılıklı etkileşim” denilen ikinci aşamada ise öğretme öğrenme etkinlikleri sunulur.Etkinlikler arası geçişlerin nasıl artırılacağı düşünülür.Üçüncü aşama “karar” aşamasıdır.Bu aşamada öğretim sonunda dönüt, övgü, eleştiri gibi konular yer alır. Planın işlevsel olması aynı zamanda esnekliğiyle de ilgilidir.Çünkü öğretim planı, öğretmen için gerektiği durumda değiştirilecek, eklemeler ya da çıkarmalar yapılabilecek çerçeve kılavuz niteliği taşımalıdır.Plan, kayıtsız şartsız uygulanması gereken nitelikler dizisi değildir.Öğretmenin öğretimi iyi planlayabilmesi, dersinin programını iyi bilmesi, hedefleri ve hedef davranışları iyi saptayabilmesi, ve öğretim materyallerini seçip etkili
bir biçimde uygulayabilmesine bağlıdır.Bunun için de bir öğretmenin sınıf içi öğretim süreçleri konusunda yeterince bilgi ve beceriye sahip olması gerekir (Kuran, 2002).
Öğretmen ve Sınıf İçi Öğretim Süreçleri
Öğretim kavramı açıklanırken bugün artık eskisi gibi “Öğretim” sözcüğü tek başına değil de “Öğrenme “ sözcüğü ile birlikte ele alınmakta ve “Öğretme-Öğrenme” veya “Öğrenme-Öğretme” şeklinde kullanılmaktadır.Çünkü öğretme, öğrenmeyi sağladığı taktirde eğitsel değeri olan bir süreçtir (Önder,1987)
Sınıf içi öğretim süreçlerini düzenlemede iyi bir öğretmenin, öğrencilerinin gelişim düzeyleri, yetenekleri, ilgi ve gereksinimleri konusunda farkındalık düzeyinin yüksek olması beklenir.Bu süreçte derse ve konuya uygun bir giriş yapabilme, öğrenciyi güdüleme ve derse karşı ilgisini çekebilme, bu ilgiyi ders boyunca canlı tutabilme söz konusudur.Öğrenmenin anlamlı hale getirilmesi için öğretmenin bilgilerini etkili bir şekilde aktarması, yeni bilgilerle eski bilgiler arasında ilişki kurması gerekir.Dahası, bu bilgilerin yaşantı ürünü olmasına ve çocuğun günlük yaşamında kullanabileceği şekilde verilmesine özen gösterilmelidir.Öğrenmenin öğrenciler için anlamlı hale getirilmesinin temel koşulu, konuların ders kitapları ve sınıfın duvarları arasında sıkışıp kalmaktan kurtarılmasıdır (Özden, 1997).
Bilginin çocuk için anlamlı kılınması, etkili öğrenmenin ilk koşuludur.Gelişme çağındaki öğrencilerin günlük sorunları ile, derste işlenen içerik arasında ilişki kurabilmek öğretim süreçlerini düzenleme sorumluluğunu taşıyan öğretmenin önemli görevlerinden biridir.Bir çok öğretmenin yaptığı temel hatalardan biri, öğrencilerin anlayabileceği şekilde uygulama alanı belirlemeden, yalnız öğrenilmiş olsun diye öğrencileri öğrenmeye zorlamalarıdır.Öğretmenlerin okuttukları konularla ilişkili olarak gerçek yaşamdaki deneyimleri, anlatılan konu ile gerçek yaşam arasında ilişki kurmakta büyük katkılar sağlar (Doğan, 1997).
Etkili öğrenmeyi oluşturan ikinci koşul ise uygun strateji, yöntem ve tekniklerin belirlenip uygulanmasıdır.Strateji, dersin hedeflerinin belirlenmesi ve hedefleri gerçekleştirecek ders içeriğinin seçiminden, sınıf içi etkinlikler ve değerlendirmeye kadar, dersle ilgili tüm öğretim sürecine yön vermeyi anlatan genel bir yaklaşımdır. Öğrenme stratejileri, öğrencilerin bilgiyi işleme biçimini etkilemeyi amaçlayan davranışlardır. Öğrenme stratejileri, yöntem ve teknikleri içine alır. Teknik ise bir yöntemi uygulamaya
koyma biçimidir (Demirel, 2000). Strateji, yöntem ve teknikler konusunda yeterince bilgi ve beceriye sahip olmayan bir öğretmen, öğrencileri için anlamlı öğrenmeyi sağlayamaz.Öğretmeyi bilmek, alanı ile ilgili çok daha fazla bilgiye sahip olmaktan daha önemlidir.Öğretmenlik mesleğini diğer mesleklerden ayıran önemli özelliklerden birisi de öğretmenin yollarını bilmektir.Şayet bilmek yeterli olsaydı, öğretmenlik mesleği diye bir meslekten söz edilemezdi(Kuran, 2002).Varış (1988)’a göre öğretmenlik statüsü yalnızca bilgi verme rolünü gerektirseydi, bu işi öğretim makineleri, radyo vb. araçlarla yerine getirmek olanaklı idi.
Sınıf içi öğretim süreçlerinde dördüncü koşulu ise başarının ölçülüp değerlendirilmesiyle ilgili etkinlikler oluşturmaktadır.Böylece öğretim planında öngörülen davranışların ne derece gerçekleştiğini, bunun için öğrencilere sunulan etkinliklere harcanan çabanın yerinde olup olmadığını belirlemek amacıyla değerlendirme yapılır.Öğretimi daha etkili kılmanın yolu, öğretim süreci boyunca öğrencilere iyi anlaşılmayan yada güçlük çekilen yerlerin belirlenmesinden geçer.Öğrenci başarıları hakkında geçerli ve güvenilir ölçmeler yapabilmek için gerekli olan ölçme araçlarını seçme, hazırlama ve kullanma bu alanda temel bazı bilgi ve becerilere sahip olmayı zorunlu kılar.Böylece öğrencilere başarılarıyla ilgili dönütler verme fırsatı yaratılmış olur (Kuran, 2002).
Özet olarak öğretim süreçlerinin yapılandırılması, etkili bir şekilde uygulanması ve iyi ürünler elde edilmesinde, sınıf içi öğretmen davranışlarının çok önemli olduğu söylenebilir.Öğretmenin, öğrenmeyi kolaylaştırmak amacıyla etkinlikler düzenlerken gösterdiği soru sorma, açıklama yapma, pekiştirme, dönüt verme, düzeltme, güdüleme, alıştırma yapma, öğrencinin dikkatini canlı tutma, ip ucu verme, dersin akıcılığını sağlama davranışları bu gruba girmektedir (Açıkgöz, 1996).Öğretmenlerin sınıf içi davranışlar, öğrenci başarısını olumlu veya olumsuz boyutta etkilemektedir.Çünkü bu davranışlar sınıf içinde oluşturulacak iklime yansır.İçinde tutumlar, duygular, değerler, ilişkiler bulunan iklim öğrenmeyle, üretken çalışmayla, benlik kavramıyla ve eğitim programlarında yer alan her şeyle ilgilidir (Gözütok, 2000).
Eğitimde nitelik, günümüzde en önemli ve güncel sorundur.Nitelik,öğretmen,öğrenci, program, fiziksel olanaklar, araç-gereçler, eğitim politika ve uygulamaları gibi etmenlerden kaynaklanabilir.Bu sorunu çözmede öğretmene düşen pay, diğer etmenlerle karşılaştırıldığında oldukça büyüktür.Kısaca, öğretmen bulunduğu ortam ve sahip olduğu olanaklar ne olursa olsun başarılı olmak
zorundadır.Başarılı öğretmen, öğretim programının amaçlarında gösterilen özellikleri öğrencilere kazandıracak nitelikte öğretim yapan öğretmendir(Sünbül, 2001).
Nitelikli bir öğretimde, öğrencinin güdüsü öğrenmeye dayanır.Bu nedenle öğretmen şunları nasıl yapacağını düşünmelidir(Sünbül, 2001)
• Öğrencileri öğrenmeye yönlendirme
• Belli bir konu yada disiplin içinde ilgilerini uyandırma • Öğrencilerinin tutumlarını değiştirme
• Onların dikkatlerini çekerek öğrenme etkinliği içerisine sokma
• Öğrencileri öğrenmeye doğru yönlendiren ve öğrenmeden uzaklaştıran güdüleri tanıma.
Kuşkusuz ki öğretmenin öğretme-öğrenme sürecinde belirlenen görev alanlarının dışında pek çok görev ve sorumlulukları vardır.Alanında yeterli olmak bunların başında gelir.Branş öğretmenlerinin yalnız kendi alanında yeterli olması beklenirken, bir sınıf öğretmeninin, Türkçe, Matematik, Fen Bilgisi, Sosyal Bilgiler, Müzik, Resim, Beden Eğitimi gibi birçok alanda gerekli temel bilgi ve becerilere sahip olması söz konusudur.Çünkü sınıf öğretmeni bu derslerin tümünü kendisi okutur.Elbette ki bir sınıf öğretmeninden, yukarıda belirtilen derslerde bir branş öğretmeni kadar derinlemesine bilgi ve beceri sahibi olması beklenemez.Ancak onun vereceği temel bilgi ve beceriler ne kadar sağlam olursa, branş öğretmenlerinin işi o kadar kolaylaşır.Alanı ne olursa olsun etkili bir öğretmenin, alanıyla ilgili bilgi ve becerilerini geliştirmesi, güncelleştirmesi gerekir.Aksi taktirde alanına hakim olamaz ve öğrencilerine yararlı olacak etkinlikleri düzenleyemez(Kuran, 2002).
Öğretmenin öğretme görevi dışında bir başka görevi de idare ve yönetim görevidir.Özünde her türlü etkinliği planlama, yürütme ve değerlendirmeden oluşan öğretme-öğrenme sürecinin başarılı olması, öğretmenin yönetim bilgi ve becerisine sahip olmasına bağlıdır.Bu amaçla, diğer meslektaşları ve yöneticilerle iş birliği içerisinde olmalı, bilgi ve becerilerini onlarla paylaşmalıdır.Öğretmenin yönetim görevinin bir başka boyutu ise gerektiğinde idareci konumunda bulunmasıdır.Bunun için gerekli mevzuatları öğrenmesi, okulunun eğitim ve öğretim programlarını iyi irdelemesi, insan ilişkilerinde becerili olması gerekir (Kuran, 2002)
Öğretmenin yukarıda belirtilen öğretme ve yönetme görevlerini ustalıkla yürütebilmesi için öğrencilerine, velilere ve çevreye rehberlik edebilme konumunda bulunması söz konusudur.Bu nedenle öğretmenin önemli bir görevi de danışmanlıktır.Alanı ne olursa olsun öğretmen, öğrenci ve velilerle ilgili bazı sorunlarla karşılaşabilir.Gerek öğretimsel, gerek kişisel olabilen bu sorunları çözebilmede, öğrencide istenmeyen davranışların yerleşmesinde en önemli görev ve sorumluluk öğretmene düşmektedir(Kuran, 2002)
Model Olarak Öğretmen
Öğrencilere temel bilgi, değer, tutum ve becerilerin kazandırılmaya çalışıldığı ilk basamağı ilköğretim kurumları oluşturmaktadır.Çocuğun yetişkinlik yaşamına hazırlanması gerek yaşamında gerekse üst öğretim kurumlarında kullanacağı bilgi ve becerileri kazanmasına bağlıdır.Her vatandaşa toplumun kültürel değerlerini öğretmeyi, değişen ve gelişen değerlere uyum yapmayı, toplumda karşılaşacağı sorunları çözmeyi, iyi insan, iyi yurttaş olmayı öğretmeyi amaçlayan ilköğretim, aynı zamanda temel eğitim olarak da adlandırılmaktadır(Kuran, 2002)
Öğretmen yüzyıllardır öğretim sürecinde başrolü oynamaktadır.Bu roller kimi zaman ağırlıklı bir şekilde öğreticilik olarak ön plana çıkarken bazı zamanlarda danışman, mesleki uzman, toplumsal lider, otorite figürü, aile reisi, rehber olarak kendini göstermektedir.Örgün eğitim kurumlarında hedef alınan davranışlar, program hazırlama, araç-gereç sağlama, öğretim etkinliklerini uygulama ve sonucu değerlendirme gibi işlemleri yürütme sorumluluğu öğretmene aittir.Bununla birlikte öğretmenler informal olarak değişik rolleri gerçekleştirmektedir (Sünbül, 2001).
Öğretmenin mesleki bilgisi ve kişilik özellikleri ile öğrenci başarısı arasındaki ilişkiyi inceleyen bazı araştırmacıların bu değişkenlerin kararlı olmaması nedeniyle öğrenci başarısı ile anlamlı ilişki vermediklerini ileri sürdüklerini, buna karşılık gözlem teknikleri geliştikçe, öğretmenlerin bazı niteliklerinin öğrenci başarısı ile ilişkisini gösteren araştırma bulgularına rastlanmakta olduğunu belirtmektedir (Brophy ve Good, 1986). Model olarak öğretmenin iyi olması, öğrencilerin de olumlu davranışlar kazanmasına yardımcı olur.Eğer öğrenci, öğretmeni ile iyi bir iletişim kurabilmişse, öğretmeni her türlü tutum ve davranışlarıyla ona olumlu örnek oluyorsa, öğrencinin düzeyi ile ilgili olarak
öğrenemeyeceği hiçbir bilgi ve yapamayacağı hiçbir davranış yoktur.Bu bağlamda öğretmenlerin, öğretme ve öğrenme sürecinde profesyonel bir yaklaşım içinde olmaları ve iyi model oluşturmaları gerekir.Kılık kıyafetinin, konuşmasının,tutum ve tavırlarının, bilgi ve becerilerinin kısaca her türlü davranışının öğrenciyi etkilediğini göz ardı etmemelidir.Nasıl ki okullar içindeki öğretmenler kadar iyidir deniliyorsa, öğrenciler de öğretmenlerinin eseri olarak düşünülmelidir (Kuran, 2002).
Yaşamın daima bizim ona verdiğimizi geri verdiği dolayısıyla öğrenciye ne verilirse onun alınacağı, onların nasıl olması isteniyorsa öğretmen olarak öyle davranılması gerektiği hatırdan çıkarılmamalıdır.”Davranışınız sizi o kadar yüksek sesle anlatıyor ki söylediklerinizi işitemiyorum bile “ sözünden anlaşılacağı gibi davranışlar, bireyin duygu ve düşüncelerini ele veren iletilerdir.Bu nedenle bir model olarak öğretmenin öğrencilerinden yapmalarını istediği olumlu davranışları, kendi yaşantılarında da sergilemesi gerekmektedir(Kuran, 2002).
Etkili Öğretmen Özellikleri
Çeşitli açılardan öğretmen değerlendirmeleri ile ilgili olarak yapılan çalışmalar sonucunda, iyi öğretmeni tanımlayan birçok farklı yaklaşımlar elde edilmiştir. Oysa öğretmen yeterliklerinin her ne kadar değişik tanımları yapılmışsa da bu tanımların belli içeriklere bağlı olarak yapıldığı ve göreceli olduğu göz ardı edilmemelidir.Çünkü iyi öğretmenler değişik nedenlerden dolayı iyidirler.Her öğretmen, öğrenmeyi değişik yollardan oluşturabilir.Bir öğretmeni iyi yapan, yeterli yapan bir olguyu, bir başkası için kullanmak doğru olmayabilir.İşin içerisine kişisel, alışılmamış, yaratıcı olgulara hitap eden ve harekete geçiren, zihinsel ve psikolojik bir çok etken girebilir.Değişik öğretme stillerini, tercihlerini ve uygulamalarını öğrencilerine uygun hale getiren iyi öğretmen tiplemeleri ortaya çıkar.İyi bir öğretmende bulunması gereken yeterlikler farklı araştırmacılar tarafından değişik açılardan ele alınıp tanımlanmıştır.Profesyonel bir öğretmen kimliğinin nitelikleri şöyle sıralanabilir .
• Alan bilgisinde yeterli olmak.
• Çeşitli öğretim yöntemleri konusunda bilgili olmak ve konuya uygun yöntem seçmek.
• Kendisiyle ilgili zayıf ve kuvvetli noktaların farkında olmak.
• Okuldaki meslektaşlarıyla sağlıklı bir iletişim ve etkileşim içinde bulunmak.
Yukarıda değinilen bu yeterliklerden belki de en göze çarpanı, etkili bir öğretmenin yetersiz ve yeterli yönlerinin farkında olmasıdır.Bu farkında olma, öğretmenin kendini geliştirip yetiştirmesi açısından çok önemli bir adımdır.Çünkü kendi yeterliklerinin farkında olan öğretmenler, bu yeterlikleri günün değişen ve gelişen koşullarına göre sürekli geliştirme şansını yakalarlar.Gelişim ve değişim süreci içerisinde olan toplumlarda bilgiden teknolojiye, yaşam biçiminden değerlere ve ekonomiye kadar bir çok alanda değişmeler meydana gelmektedir.Bireylerin bilinçli, sorumluluk duygusu olan, yaratıcı ve araştırıcı, bilimsel, düşünceye sahip, beden, zihin, ahlak ve duygu bakımından dengeli bir şekilde yetiştirilmesi giderek zorlaşmaktadır.Bu nedenle öğretmenlerin profesyonel bir kimlik kazanmaları ama öğretme işini yaparken amatör ruhunu kaybetmemeleri gerekmektedir.Amatör ruh, hep yeni arayışlar içerisindedir.Öğretme, davranış değiştirme ve oluşturma gibi zor görevleri üstlenmiş öğretmenlerin hep daha iyisini daha doğrusunu araştırması gerekir.Bunun için de kendi yeterliklerinin farkında olmaları önem taşır (Kuran, 2002).
Bilen(2002)’e göre başarılı öğretmen toplumun beklentisine, bireyin gelişimine hizmet edecek, çağdaş bilgi birikimini iyi kavramış bir öğretmendir.Yetiştirdiği kişilerin başarısıyla toplumu geliştiren, güçsüzlüğü ya da yetersizliğiyle toplumsal gelişmeye ket vuran öğretmen kalkınmada çok önemli bir konuma sahiptir.Öğretmenlerin başarılı olabilmesi için sahip olması beklenen özelliklerinin açıklığa kavuşturulması kaçınılmaz olmaktadır:
• Öğretmen okuma, yazma, dinleme, konuşma gibi temel becerileri geliştirmelidir… • Öğretmenler sağlıklı ve yapıcı bir disiplin anlayışıyla öğrencileriyle iletişim
kurmalıdır…
• Öğretmen sosyal değerleri iyi bilmeli, toplumun beklentilerini, katkılarını, sorunlarını saptamalı : bulgularını öğrencilerin yetişmesinde kullanabilmelidir. • Öğretmen planlı denemecilik yoluyla mesleğinde en iyiye, en doğruya ulaşmaya
çalışmalıdır.
• İyi bir öğretmen öğrencilerinde gelecek kaygısının doğmasını engeller.
• Meslektaşları, öğrencileri, veliler, yöneticilerle iyi bir iletişim kurmaya çaba harcamalıdır.
• Öğretmenin iletişimi kurma ve sürdürmesinde öğretme etkinliklerini öğrenciye ulaştırma aşaması öncelikli bir öneme sahiptir.
• Öğretmen, okul ile ailenin işbirliği kurmalarına yardımcı olmalıdır. • Öğretmen çağdaş olmalıdır.
• Yetiştirmeyi amaçladığı kişilerin nitelikleri konusunda açıklık içinde bulunmalı, bu niteliklere sahip bireyin ilk örneğini kendisi vermelidir.
• Eğitimin duyuşsal hedefleri de bulunduğunu anımsamalı, sağlıklı insanın sahip olması gereken, insana sevgi ve saygı duymayı gerek davranışlarıyla gerekse akademik uğraşısıyla vurgulamalıdır.
Sönmez (2001)’e göre eğitim ortamında “öğrencinin ne yapması gerekir?” sorusu çok önemlidir.Bu nedenden dolayı, öğretmen “Eğitim ortamında nasıl davranmalı ve neler yapmalı ki öğrenci istendik davranışları göstersin?” sorusunun yanıtı aşağıdaki maddelerdeki gibi olabilir:
• Öğretmen dönüt, düzeltme, ipucu ve pekiştireci ilkelere uygun olarak kullanmalıdır. • Öğrenci katılganlığını sağlamalıdır.
• Öğretmen her dersin ve ünitenin sonunda “biçimlendirme ve yetiştirmeye dönük değerlendirme” yapmalıdır.
• Öğrencilerle sürekli göz iletişimi kurmalıdır.
• Öğretmen gereksiz el, kol, jest, mimik ve vücut hareketleri yapmamalıdır. • Öğretmen soruları tüm sınıfa sormalıdır.
• Öğretmen ana dilini çok iyi bilmelidir.
• Öğretmen ses tonunu sınıfın, konunun ve hedef davranışların özelliklerine göre ayarlamalıdır.
• Öğretmen belli bir yere çakılıp kalmamalıdır.Sürekli olarak kürsüde, tahtada, sınıfın belli bir yerinde durmamalı; yada düzenli olarak bir yerden bir yere gitmemelidir. • Öğretmen her türlü ödevi ve sınav kağıtlarını değerlendirdikten sonra öğrencilere
dağıtmalı; onların itirazlarını hiç kızmadan dinlemeli; hata yapmışsa kabul etmeli ve öğrenciye bu davranışından dolayı sınıf huzurunda teşekkür etmelidir.Bu tür tutum, öğrencilerin öğretmene karşı daha çok sevgi ve saygı duymalarını; ona güvenmelerini sağlayabilir.
• Öğretmen sınav ve ödevlerin gün ve saatlerini öğrencilerle birlikte saptamalı; bu gün ve saatlerden taviz vermemeli; belirtilen zamanda ödevleri toplamalı; sınavları yapmalıdır.
• Yetişmişlik düzeyi ve deneyimleri ne olursa olsun, öğretmen her derse değişik ve yeni kaynaklardan yararlanarak hazırlıklı girmelidir.
• Öğretmen eğitim ortamında demokratik bir hava yaratmalıdır.
• Öğretmen ya hazır, eğer yoksa, kendisince kurallara uygun olarak düzenlenmiş bir günlük ders planıyla derse girmeli; bu planın özelliklerine göre dersi işlemelidir. • Öğretmen, işe koşulan öğretme strateji, yöntem ve tekniklerini kullanırken ilkelere
uymalıdır.Sınıfı ona göre düzeltmelidir.
• Öğretmen hedef davranışları kazandıracak eğitim teknolojisini ilkelere göre öğrenme-öğretme ortamında kullanmalıdır.
• Öğretmen, konuları basitten karmaşığa, kolaydan zora, somuttan soyuta, birbirinin önkoşulu oluş özelliklerine, yakın çevre ve zamandan uzağa doğru işlemelidir. • Öğretmen özellikle okul öncesi ve ilköğretimde eğitsel oyunlara, hemen hemen her
eğitim durumunda yer vermeli; hedef davranışları kazandırırken bunu eğitsel oyunlar yoluyla gerçekleştirmeye çalışmalıdır.
• Öğretmen öğrencilere onları sevdiğini yeri gelince belirtmelidir.
• Öğretmen, öğrenciyi bütünüyle karşısına almamalıdır.Şöyle ki : Yaptığı bir davranıştan dolayı “sen ahlaksızsın, zaten hep böyle yaparsın, tembel, pis herif….” Gibi sözler söylememelidir.
• Öğretmen, notu bir silah olarak kullanmamalıdır. • Öğretmen derse zamanında girip çıkmalıdır.
• Öğretmen velilerle her ay toplantı yapmalı; öğrencilerin gelişimlerini rehberlik servisindeki verilere dayanarak açıklamalı; her öğrenciye nasıl ve nerede, ne tür bir yardım yapılacağını belirtmelidir.
• Öğretmen öğrencilerini tanımalı; onlara adlarıyla seslenmelidir.Sınıfa ise, “sevgili çocuklar, sevgili gençler, arkadaşlar” gibi duygusal yönü olan sözcüklerle seslenmelidir.
• Bir öğretmenin en tutarlı müfettişi öğrencileridir.Bu nedenden dolayı, öğretmen, her dönem ya da yıl sonunda, öğrencilerden kendisini eleştirmelerini istemelidir.
• Devinişsel alanla ilgili hedef davranışları öğretirken öğretmen önce, iş ve işlem basamaklarının tümünü istenilen nitelik, süre ve yeterlikte yapıp göstermeli; sonra
her bir öğrenciye teker teker uygulatmalı; yanlış ve eksikleri anında düzeltip tamamlamalıdır.
• Öğretmen, her ünite, her öğrenci tarafından tam öğrenildikten sonra ikinci üniteye geçmelidir.
• Öğretmen, eğitim ortamında yol gösterici, tutarlı bir orkestra şefi gibi davranmalıdır.Yoksa bilgi aktaran, bulan, yapan değil; bunlarla birlikte ve daha çok bulduran, yaptıran, çözdüren olmalıdır.
Tüm bu etkinlikler, bilgisayar ve robotlar öğrenme-öğretme ortamına girene dek, öğretmen tarafından yapılacaktır(Sönmez, 2001).
İyi bir öğretmen etkili bir öğretmendir.Brophy ve Good (1986)’a göre iyi bir öğretmen şu yeterliklere sahip olmalıdır.
• İstenilir kişilik özelliklerine sahip olmak. • İyi bir alan bilgisine sahip olmak.
• İyi bir sınıf ortamı oluşturmak.
• Öğretim yöntemlerini etkili bir biçimde oluşturmak.
İstenilir kişilik özelliklerine sahip olması, öğretmenin öğretme-öğrenme sürecini başarıyla yönetmesine yardım eder.Sınıfında meydana gelen olayları objektif bir biçimde irdeleyen, öğrenciye sevgiyle, saygıyla yaklaşan, güven veren ve destekleyen, öğrencilerin öğrenmelerine yardımcı olan, mizah duygusu güçlü, demokratik, adil ve tutarlı olan, her şeyden önce işini seven ve özetle öğrencisinin gerçek öğretmeni olmayı bilen öğretmenler etkili öğretmenlerdir.Bu kişilik özelliklerine sahip öğretmenlerin sınıfında her öğrenciden aynı başarı beklenmez.Her öğrenci kendi öğrenme yeteneğine göre değerlendirilir ve kendisiyle yarıştırılır (Kuran, 2002).
Başar (2002)’a göre sınıftaki öğretmenin davranışları için çeşitli davranış listeleri yapılabilir: örnek olma, esneklik, kararlılık, kendini işe adama, ödül verme, benimseme, saygılı olma, tutarlı olup hakça davranma, ilgilenme, dilini iyi kullanma( Lemlech, 1988) … sorun, bu ve benzeri özelliklerin nasıl sergileneceği, öğrencileri nasıl etkileyeceğidir.Öğretmenin görünüşü ve davranışı, öğrenci üzerinde çok etkili olur.Öğrenciler, onu konuşmasından, yürüyüşünden giyinişine, örnek alıp aynısını yapmaya çalışma eğiliminde olurlar.Bu durum, öğretmenin her konuda, eğitimin amaçlarına uygun davranmasını gerektirir.İstenen davranışlara götürmenin bir yolu, bireylerin o davranışlarla sık sık yüz yüze gelmesini sağlamaktır.
Öğrenci davranışları üzerinde öğretmenin etkisi, onun olumsuz davranışlarını bilmesi ve değiştirmesini gerektirir.Bunun için öğretmenin kendini bir video da izlemesi gerekebilir.Öğretmenin, kendi davranışları konusunda, öğrencilerle karşılaştığı ilk birkaç gün içinde, onların yargılarını alması iyi olur(Başar,2002).
Saban (2002)’a göre öğrencilerdeki dahiliğin geliştirilmesi, büyük ölçüde , öğretmenlerin sınıfta bir eğitimci ve insan olarak sergiledikleri tutum ve tavırlara bağlıdır.Dolayısıyla, eğer bir öğretmen sınıfındaki her öğrencinin sahip olduğu dahiliğin gizlenmiş ışığını yeniden alevlendirmek veya körüklemek istiyorsa, ilk önce o alevi kendi içinde kıvılcımlandırmalıdır.Çünkü, günümüzde bir çok öğretmen, öğretim işini rutinleştirerek, dünyadaki nesneler, olgular veya olayların oluşumu hakkında düşünmeyi veya kafa yormayı bir kenara bırakmış görünmektedir
Ancak, öğrencilerin ihtiyaç duydukları ve öğretmenlerinden bekledikleri yegane şey, onların dış-dünyaya karşı meraklı, duyarlı, uyanık ve canlı olmalarıdır.Çünkü, öğretmenlerin sahip oldukları bu çeşit bir coşku, heyecan veya şevk bulaşıcıdır; yani, öğrenciler coşkuyu, söz konusu bu özelliğe sahip öğretmenlerinden kaparlar.Zira, öğrencilerin ileride hatırlayacakları tek şey, muhtemelen, öğretmenlerinin kafalarına ne kadar bilgi yükledikleri değil, fakat onlara ne kadar düşünmeyi, eleştirmeyi veya öğrenmeyi öğrettikleridir (Saban, 2002).
Mesleki Yeterlikler Açısından Öğretmen
Öğretmen yeterliklerini; Türk toplumunun aydın bir üyesi olarak öğretmen, Dünya topluluğunun üyesi olarak öğretmen ve mesleğin yeterli üyesi olarak öğretmen şeklinde üç ana başlık altında toplayan Oğuzkan (1988), mesleki yeterlilik açısından öğretmende bulunması gereken özellikleri şöyle belirtmektedir.
• Öğrencilerini iyi tanıması.
• Bilgiden yararlanma yolarını bilmesi. • Uygun öğrenme ortamları yaratması. • İletişim yeterliğine sahip olması. • Ölçme ve değerlendirme yapması. • Rehberlik yapması.
• Mesleğine bağlı olması. • Uyumlu olması.
• Programları tam olarak uygulaması.
Kuşkusuz ki, öğretmenlik mesleği için yalnızca iyi bir öğreticilik yeterli değildir.Çünkü iyi bir öğretmen, öğreticilik vasfını kişilik özellikleri ile birleştiren kişidir.Bu açıdan yaklaşıldığında başarılı bir öğretmenin mesleki açıdan sahip olması gereken yeterlikler şunlardır:
• İyi huylu uyumlu olmak, başkalarını düşünmek • İşbirliğine açık olmak.
• Duygusal yönden dengeli ve ahlaklı olmak. • Ahlaklı olmak, kendini yönetmede başarılı olmak. • Bağımsız olmak, kendi kendine yeterli olmak. • Zeki olmak.
• Ön yargısız ve adil olmak, objektif olmak. • Kişisel olarak çekici olmak (giyim, görüntü) • Başarılı olmak için istekli olmak.
• Güvenilir ve dürüst olmak.
• Alanı ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmak (Kolosnik, 1970).
Yukarıda değinilen yeterlikler bir öğretmenin mesleki yeterlikleri içinde sahip olması gereken önemli kişilik özellikleridir.İnsan yetiştirme gibi kutsal bir görevi üstlenmiş öğretmenlerin zengin bir duygu dünyasına sahip olması gerekir.Yüreğinde tüm öğrencilerine verecek kadar sevgi ve hoşgörü taşıyan bir öğretmen, mesleğinde karşılaşacağı zorluklarla mücadele edebilir.Sevginin ışıltısı, yüzde beliren tebessümdür.Tebessüm, her öğretmenin rahatlıkla başarabileceği ve öğrenciler üzerinde olağanüstü etkisi bulunan bir mutluluk ilacıdır.Öğrencide güven kazanmanın ilk adımıdır.Tutarlı ve sakin olmak, önyargıdan uzak, anlayışlı, öğrenciler arasında ayrım yapmadan eşit davranmak ve açık fikirli olmak da öğretmenlik mesleği için önemli davranışlardır.Kişisel yeterlikler arasında sayılabilen önemli bir özellik de öğretmenin ahlaki yönden yeterli bir örnek oluşturabilmesidir.Verdiği sözü tutmalı, öğrencilerine saygılı davranmalıdır.Aynı zamanda, alay etme, küçük düşürme, kötü sözler söyleme, öğrencilerin önünde meslektaşlarını veya başkalarını eleştirme gibi
davranışlardan da kaçınmalıdır.Çünkü bu olumsuz davranışlar öğrencilerin düşünce tarzlarında, yaşantılarında ve duygularında inanılmaz etkiler bırakır (Kuran, 2002).
Öğretmenin mesleki yeterliğinin önemli bir boyutu da alanında yeterli olmasıdır.Meslekte başarılı olabilmek, kendi alanıyla ilgili bilgi ve becerilere sahip olmaya bağlıdır.Eğitim sırasında alanı ile ilgili bilgileri alan öğretmen, bunlarla yetinmemelidir.Sürekli yaşam boyu öğrenmeye katılarak kendini geliştirmeli ve alanıyla ilgili eğitim programlarının öngördüğü bilgileri uygulayabilme yeterliğine sahip olmalıdır (Kuran, 2002).
Bir öğretmenin alan bilgisi yanında diğer mesleki yeterliği de, özellikle öğrenme ve öğretmeye yönelik bilgi ve becerilere sahip olmasıdır.Daha çok sınıf içi öğretme süreçlerini oluşturan bu yeterlikler, alanını öğretmesine yönelik strateji, yöntem, teknik, öğretim materyallerini kullanma, başarıyı ölçme ve değerlendirme, etkili iletişim becerileri ve sınıf yönetme gibi özellikleri kapsamaktadır.Düşünen, bilgi üreten, sorgulayan, olayları çok yönlü bakış açısı ile irdeleyen, kendine güvenen bireylerin yetişmesini sağlayacak etkili ve yeterli öğretmenlere gereksinim olduğu unutulmamalıdır (Kuran, 2002).
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNDE YENİ YÖNELİMLER
YENİ GELİŞMELER IŞIĞINDA ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ VE ÖĞRETMEN
Tanrıöğen (2002)’e göre öğretmen eğitim-öğretim sürecinin en önemli öğesidir.Özellikle ilkokul öğretmeni bir çocuğun ailesi ya da akrabaları dışında en yoğun etkileşime girdiği bir kimsedir.Çocuk, ilköğretimi süresince günde beş-altı saat, yılda da yaklaşık olarak 180 gününü öğretmenle etkileşim içinde geçirir.Temel eğitimin ikinci basamağında çocuk birden fazla öğretmen ile bilgisi etkileşime girer.Çocuk öğretmenleri aracılığıyla içinde yaşadığı toplumun örflerini, geleneklerini ve değerlerini öğrenir; öğretmenini taklit ederek, başka bir deyişle onu rol modeli alarak, tutumlarını ve değerlerini geliştirir.Kısacası, öğretmen, hem olumlu yönden hem de olumsuz yönden çocukları en fazla etkileyen kişidir.Öğretmenin kaliteli olması, çocukları olumlu yönden etkilerken, kalitesiz öğretmen de öğrencilerin olumsuz tutum ve değerler edinmesine katkıda bulunması açısından olumsuz yönden etkiler. Görüldüğü gibi, öğretmen bir toplumun gelişmesine önemli katkılarda bulunma potansiyeline sahip bir kimsedir.
Kaliteli öğretmen yetiştirmenin birinci basamağı öğretmen adaylarının seçimi sorunudur.Öğretmenin özelliklerini belirleyebilmek için önce öğretmenliğin ne olduğu sorusunu yanıtlamak gerekir.Araştırmalarda öğretmenliği değişik boyutlarıyla ele alan tartışmalar görülmektedir.Bu tartışmaların en önemlilerinden birisi öğretmenliğin meslek olup olmadığı sorusunda odaklaşanlardır.Günümüzde mesleğin, sosyologlarca kabul edilen tam bir tanımı olmamakla beraber, temel kriterler şöyle sıralanmaktadır:
• özel alan bilgisi
• bu bilgiyi geliştirmeye ve araştırmaya yöneliklik
• yetiştirme, uygulama ve sertifika amacıyla bir standart geliştirme • yararlı hizmet sunma
• mesleki sorumluluk ve özerklik
Öğretmenlik bu ölçütler çerçevesinde değerlendirildiğinde, tam anlamıyla bir meslek olduğu görülmektedir.Dolayısıyla, öğretmenlik herkesin yapabileceği bir iş
değildir.Öğretmenliğin bir meslek olarak kabul edilme çalışmalarının, meslekleşme sürecinde olan öğretmenliğin her yönden gelişmesine önemli katkıları olduğu ortadadır.Bunun bir sonucu olarak da öğretmeni sınırlı bilgilerle bir teknisyen gibi yetiştiren 2-3 yıllık öğretmen okulları veya kolejler yerlerini üniversitelere bırakmış, profesyonel öğretmen yetiştirme amacı ortaya çıkmıştır.Ülkemizdeki olumlu gelişmelerden birisi öğretmen yetiştirmenin üniversitelere devredilmesidir.Bu gelişmeler çerçevesinde, öğretmen adaylarını seçerken öğretmenliğin bir meslek olarak ele alınması ve kriterlerin ona göre saptanması gerektiği söylenebilir.
ÖĞRETMENİN DEĞİŞEN ROLÜ
Öğretmen eğitimi konusuyla ilgili olarak yapılan tüm çalışmalar, nitelikli öğretmen yetiştirme arayışının bir yansımasıdır.Eğitim sisteminde öğretmen, öğrenci ve program önemli üç öğeyi oluşturur.Bir eğitim sürecinin önemli iki öğesi olan öğretmen ve öğrenci ikilisi birbiriyle ne kadar sağlıklı ve ahenkli bir etkileşim içerisinde olursa, üçüncü öğeyi oluşturan eğitim programları o kadar işlevini yerine getirir.Öğretmen ve öğrenci