Saiıife A
A K Ş A M
Sop
7 * á ipadi<» b (Ikinci Mahmat, Abdfllmecit, AhdOlâzU, Morat, AbdOlhaaılt. R » » t VaWdeddln)
4l.viri.rU1d«
Tefrika no
.
229 Yazan : SÜLEYM AN KANI — Tercüme, iktibas hakkı mahfuzdur - ... . ...Mızıkai hümayun gibi mızıkalar A vru-
panm kafeşantanlarında bile vardır
Abdülhamit cülusundan az za-man sonra askerin elbisesini de* jgiştirtmişti. Zühaf usulile şalvar ye saltadan mürettep üniformaları bskere ağırlık vermekten hali kal ınıyordu.
Abdülhamit babası zamanında ¡olduğu gibi üniformaların setre ve pantalondan mürekkep olmasını pnuvafık görmüştü.
Yapılan nümuneler bir kaç ne fere giydirildi; neferler yeni kı yafetle huzuruna çıkarıldı.
Abdülhamit bu elbiseleri kendi elile düzeltti; askerler padişah hu zurunda bulunmanın heybetinden ve padişahın gösterdiği alâkadan müteessir olmuşlardı. Bunu gören Abdülhamit:
— Ben sizin babamzım! Siz be nim öz evlâdımsmız!
Yolunda neferlerin kalplerinde unutulmaz bir iftihar hatırası bı rakacak iltifatlar sarfetti. (1)
Fakat etrafındaki askerleri iyi ce giydiren, doyuran bu baba hu dut boyunda ve uzaktakileri unut makta, aç ve çıplak bırakmakta gecikmiyecekti!
Ziyafetler ve iftarlarda...
Cülûs günlerinde kalpleri lehi ne celbetmek Abdülhamide pek
mühim görünüyordu.
Abdülâzizin hafinde askerin oynadığı mühim rolü unutamadığı için ilk evvel bu cihete ehemmi yet vermesi lâzım geliyordu.
1293 şabanının yirmi beşinci günü yanında şeyhülislâm ile şeyh ler meclisi reisi Osman efendi bu lunduğu halde Eski A li paşa da
(hırkai saadet) ziyaretini ve sa kal bırakma âdetini icradan sonra alay iie Babı seraskerîye gitti.
O akşam burada verilen ziya fette hazır bulundu. Otuz kişilik sofraya asker ümerasından, seras kerlik kalemlerinden bazılarını da davet etmek suretile tevazu eseri gösterdi.
Ziyafette nefis yemekler hazır lanmışken o yalnız kışlada asker için hazırlanmış türlü, pilâv ve hoşaftan yedi. Askerî taltifen bir nutuk irat etti.
Dört gün sonra bahriye efradını da bu suretle taltif eylemek istedi.
Tersaneye gelerek inşaatı bit miş olan Mecidiye firkateynde üç vapurun denize indirilmesini te maşa ve fabrikaları muayene ey ledi. Sonra divanhaneye geçti. Bu rada tertip edilen ziyafet babı se- raskerîdeki merasim dairesinde cereyan etti.
Abdülhamidin Tophaneye yap tığı ziyaret ramazan içine tesadüf etmekle orada kendisine bir ra mazan iftan verildi. (2 )
İlk günlerdeki bu hareketlerde Abdülhamidin sonra sarayına ka panmak itiyadı arasındaki fark ne kadar göze çarpıyor! Şehzadelere karşı hareketi de sonra böylece değişmiştir.
İlk saltanat senesinin ramaza nının üçüncü günü biraderi Re şat, Kemaleddin efendilerle fay tona binerek Ayasofya camiine
(!) Üssn inkılâp, d') Üssü inkılâo.
gitmiş, ikindi namazını birlikte kılmıştı.
Tophane iftarında Reşat efen diyi yanında bulundurmuştu.
Şevvalin on üçüncü günü bütün biraderleri beraber olduğu halde Pertev Piyale vapurile Heybelia- dada bahriye mektebini ziyaret etmiş, mehtaptan istifade eylemek için gece ancak saat iki buçukta - ezanı - avdet eylemişti.
Zilkadenin üçüncü günü gene Reşat, Kemaleddin, Nureddin, Yusuf İzzeddin, Mahmut Celâl, Şevket, Mecit efendileri huzuruna celp ve iltifatlarına garkeyledik- ten sonra birlikte yemek yemiş, gece saat dörde kadar sohbet ey-
lemişti-Ne tatlı aile müveddeti günleri idi, o günler... Çabuk geçmeğe mahkûm günler...
Yalan, niçin?
Bir gün Abdülhamit Namık K e mal beyi huzuruna kabul eylemiş ti. Damat Mahmut paşa da hazır bulunuyordu. O sırada saray ka pısının önünde (mızıkai hüma yun) bazı parçalar çalmakta idi. Abdülhamit saray orkestrası hak kında Kemal beyin fikrini öğren mek ister:
— Kemal bey mızıkayı ıslah ettim. Siz nasıl buluyorsunuz?
Kemal bey — Fena değil efen dimiz!
Damat Mahmut paşa atılır: — Fena değil, ne demek? M ı- zıkai hümayun gibi bir musiki ta kımı Avrupada bile yoktur!
Kemal bey — Mızıkai hüma yun gibi mızıkalar Avrupanm ka- feşantanlannda bile vardır! Pa dişah huzurundayız. Padişahlara yalan söylemek olamaz!
Abdülhamit — Kemal beyin hakkı var!
Abdülhamit Kemal beye bu hak kı memnuniyetle değil mecburi yetle vermişti. Mahmut paşa da j bu hücum karşısında sükûta mec bur kalmıştı.
Öteden, beriden konuşulurken Abdülhamit damdan düşercesine Kemal beye şu suali de sorar:
— Beni mi daha ziyade sever siniz, biraderi m i?
Kemal bey ne cevap versin? — Biraderinizi daha çok seve rim!
Yahut:
— İkinizi de sevmem!
Diyemezdi ya! Kemal bey der hal:
— Sultan Selimi, efendim ! Cevabını yetiştirerek müşkül vaziyetten çıktı. Abdülham it te başım önüne eğerek sükût etti. <3) Abdülhamit ne kadar teveccüh ve iltifat gösterse Namık Kemal beyi kendisine bağlıyamıyacağmı anlamıştı.
Namık Kemal bey Abdülhamit nazarında daima Abdülâziz dev rinin atılgan ve tehlikeli şahsiyeti sıfatını muhafaza etti ve bunun için adalarda mutasarrıflıklarla halka unutturulmak istenildi.
Kemal bey:
(3) Namık Kemalin hayatı; AH Ekrem beyin ifadesi.
Sultan Selimi!
Derken doğruyu söylemişti. O Osmanlı hükümdarları içinde en çok İslâm ittihadı siyasetini takip ettiğini gördüğü Yavuz Sultan Se limi takdir ederdi.
Kemal bey Osmanlı devleti için İslâm ittihadında büyük kuvvet tasavvur ederdi. Bütün müslüman- larm Osmanlı camiasına ithali ka bil olamıyacağmı şüphesiz gördü ğü için Osmanlı devletini teşkil eden unsurlar arasındaki müslü- manlarm olsun Osmanlılık his ve fikirlerinde birleşmesini siyasî bir umde olarak kabul etmişti.
Osmanlılık esası ise bittabi gay ri müslimlerin de, müslümanlarla bukukan müsavi olmalarını istil zam ederdi.
Bunun için de Avrupadaki meş rutî devletler gibi Osmanlı devle tinin de meşrutiyet şeklinde idare> sine taraftar bulunuyordu; lüzu muna, doğruluğuna iman ettiği bu fikri daima müdafaa ediyordu.
Abdülhamit te meşrutiyet bina sını yıktıktan ve yerine şahsî hü kümetini kurduktan sonra sene lerce İslâm ittihadı fikri etrafın da propagandalar yaptırarak ken disine bunda bir mesnet ve kuvvet tahayyül etti ve aradı.
Fakat boş yere!
Hükümet kaidesi!
İngiliz meşrutiyetinden başlıya- rak bütün meşrutî devletlerde hü kümdarlar için:
(Scdtanat süre|r, fakat hükü m et etm ez.)
Denilir. Bu kaide - fakat makû- sen - Abdülhamidin sadnazamla- rına tatbik olunabilir.
Abdülhamit 0 1i dördüncü Lui- nin:
(D evlet dem ek ben d em ektir!)
Düsturunun mefhumunu bozuk ve çürük filiyat ile şahsında te celli ettirdi.
Fatih Sultan Mehmet iki sene kadar devleti veziri azamsız ida re etmişti. Abdülhamit vakıa da ma sadnazamlar kullandı; kul landı amma bilhassa Cevat paşa sadaretinden itibaren (29 muhar rem 1309) bunlara kendi irade lerini tebellüğ ve tebliğe memur bir kanal olmak mahiyetinden başka mevki ve kuvvet vermek
istemedi.
Bu devir sadnazamlan için pekâlâ:
Sadaret ettiler, amma hükümet
etm ediler!
Denilebilir!
(Arkası var)
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi