• Sonuç bulunamadı

Yürek Karartan Tablo

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Yürek Karartan Tablo"

Copied!
4
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

23

başkandan

TBB Dergisi, Sayı 64, 2006

YÜREK KARARTAN TABLO

Av. Özdemir ÖZOK*

Başlıktaki karamsarlık, ortaya çıkan tablodaki olumsuzluklardan kaynaklanmaktadır. Yaşadığımız sorunlar, artık kim ne derse desin, ülke bütünlüğünü, üniter devlet yapısını ciddi biçimde zorlamakta, buna karşın, deneyimsiz bir yönetim kadrosu sorunları çözeceği yerde, karmaşıklaşmasına, içinden çıkılmaz hale gelmesine neden olmaktadır. Devlet yönetimi, siyaset, uluslararası ilişkiler, bilgi, birikim ve hepsinden önemlisi deneyim ister. Bu niteliklerden yoksun ve sadece kendilerine biçtikleri misyonla meşgul bir iktidar yönetiminde, belirsizliğe doğru gidilmektedir. İktidar, Cumhuriyet’in kazanımları konusunda duyarlık gösterenlere karşı vurdumduymazlıkla cevap vermekte, endişelere karşı hiçbir şey olmamış gibi davranmayı tercih etmektedir. Buna örnek ola-rak, son günlerde Sayın Cumhurbaşkanı’nın uyarılarına karşı sergilenen yapmacık tepki gösterilebilir. Oysa Sayın Cumhurbaşkanı’nın laiklik ve kadrolaşma konusundaki uyarıları, Başbakanlık ve Milli Eğitim Ba-kanlığı müsteşarları makamlarında oturdukları sürece, başka bir delile ihtiyaç göstermeyecek kadar haklıdır.

Artık burada, kişisel ya da siyasal beklentiler bir yana bırakılarak soğukkanlı ve sakin değerlendirmelerle ortak aklı öne çıkarmak gerek-lidir. Aksi uygulamalar hiç kimseye yarar sağlamayacak çıkan yangın herkesi yakacaktır.

Bugün ülkemiz çok önemli iç ve dış sorunlar sarmalıyla karşı karşıya bulunmaktadır. Bu sorunları şu şekilde sıralayabiliriz; Avrupa Birliği-Tür-kiye ilişkileri, Ermeni sorunu, Kıbrıs sorunu, Güneydoğu Bölgesi’ne özgü sorunlar ve kuşkusuz buna bağlı olarak yaşanan ayrılıkçı terör sorunu.

(2)

24

başkandan

TBB Dergisi, Sayı 64, 2006

Avrupa Birliği-Türkiye İlişkileri: Avrupa Birliği Türk ulusu için

1800’lü yıllardan bu yana süren, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla hızlanan “Çağdaş Medeniyet”e ulaşma projesinin devamıdır. Biz Avrupa Birliği ile eşit koşullarda, sahip olunan değerlere karşılıklı anlayış ve saygı kuralları içinde müzakere etmeyi ve bu şekilde katılmayı benim-semekteyiz. Avrupa Birliği’ni demokrasi gibi yüklenilmiş misyona ulaşabilmek için “varılan istasyonda inilecek araç” gibi görenlerden farklı biçimde bir düşünce, yaşam ve değerler biçimi olarak algılamaktayız. Bunun için de özgür ve bağımsız bir anlayış ve irade ile bütünleşmek istemekteyiz. Bunun aksine bir kabul bizler için sömürgeleşme anlamını taşımaktadır.

Ermeni Sorunu: Üzülerek ifade etmek isterim ki ülkemizin

ulus-lararası platformda karşısına çıkan en büyük sorun “Ermeni soykırımı” iddialarıdır. Bu konuda birçok ülke parlamentosunda Türkiye aleyhine kararlar alınmıştır ve alınması için büyük çabalar gösterilmektedir. Bu tür bir iddia Türk ulusuna yapılan en büyük haksızlıktır. 1830’larda Anadolu’da bulunan sonraları Alman Genelkurmay Başkanlığı’na kadar yükselen Moltke, Ermeniler için “Hıristiyan Türkler” deyimini kullanmıştır. Yüzyılın başında Türklerle bu kadar benzeşen ve uyum içinde yaşayan Ermenilerin yüzyılın sonunda, büyük devletlerin arka çıkmasına güvenerek, “Ararat” filminde rejisörün anlatımı ile “nefret” uyandırmalarının nedenini Ermeniler düşünmelidirler.

Kıbrıs Sorunu: Bu konuda da çok ciddi sorunlarla karşı karşıya

kalan Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sıkıntılı bir süreç ya-şamaktadır. Ulusal sorunlar “ver kurtul” anlayışından daha çok uzlaş-ma ile çözümlenmelidir. Mutlaka verilen hakların yerine yenisi ikame edilebilmelidir. Bu dengenin sağlanması ise ancak ulusal bilinç yanında sağlıklı dış politika ve güç dengelerini yerinde kurmaya, eldeki kartları zamanında oynamaya bağlıdır.

Terör Sorunu: Kuşkusuz son yirmi yıldır ülke gündeminden

düş-meyen ayrılıkçı PKK terörü maddi ve manevi büyük kayıplar yanında yaklaşık 30 bin insanımızın ölümüne neden olmuştur. Bugün Orta-doğu’da Suriye, Irak ve İran’ı içine alan bir bölgede “Kürt mücadelesi

ve Sorunu” vardır ve amaç bağımsız bir devlet kurmaktır. Bu soruna,

PKK ve yandaşlarının destek ve yardımlarıyla ülkemiz de bulaştırılmak istenmektedir. Merkezinde Arap-İsrail çatışması olan bölgede amaç, ABD ve yandaşlarının güdümünde Arap olmayan bir ulus devlet kurup

(3)

25

başkandan

TBB Dergisi, Sayı 64, 2006 İsrail’e destek olmaktır. Coğrafyamızda çizilen haritalarda gösterilen

“Kürdistan” bölgesiyle tezgahlanan oyun budur. Bu oyuna uygun

oyun-cular seçilmiş dersleri anlatılmış ve oyunu sahnelemeleri istenmiştir. Tek dileğimiz güzel yurdumuzun felaketi olacak bu oyuna halkımızın kanmaması tarihten gelen birikimi ile meseleye soğukkanlılıkla, demok-rasi, insan hakları ve hukuk penceresinden bakmasıdır. Aksi taktirde

“silahı bırak masaya otur”, “Siz Sayın Başbakanı gözden çıkarmayın kullanın”

biçimindeki ricaların dillendirildiği devlet temsilcilerinin bulunduğu bu süreci çok ağır bedeller ödeyerek geçeriz ki, bu da ecdadımızın kanları ve inançlarıyla kurulan ve bizlere emanet edilen Türkiye Cumhuriyeti’nin sonu olabilecektir. “Türkiye Cumhuriyeti’nin başlangıçta ortaya koyduğu

bütün temel ilkelerin laiklik, Cumhuriyet ve milliyetçilik gibi birçok temel ilke-nin yerine daha çok katılımcı, daha adem-i merkezi daha Müslüman bir yapıya devretmesi zorunluluğu ve artık bunun zamanının geldiğini” ve “Türkiye’de Cumhuriyet ilkesinin yerini katılımcı bir yönetime devretmesi gerektiği ve nihayet laiklik ilkesinin yerinin İslam’la bütünleşmesinin gerekli olduğunu”

hayal edenlerin böyle bir yöntemi kullanabileceklerini düşünmek bile istememekteyiz.

Özellikle son günlerde Hakkari ilimiz ile Şemdinli, Yüksekova il-çelerimizde başlayan ve tüm bölgeye yayılan ve ülkemizi kan gölüne döndürecek nitelikteki her türlü kışkırtmaya karşı insanlarımızın son derece duyarlı olması gerektiğine inanmaktayız. Türkiye Barolar Birliği olarak konuya başından bu yana duyarlılık göstermekteyiz, daha önce yaptığımız araştırma ve çalışmaların sonucunu “Güneydoğu Raporu” adı altında kamuoyuna duyurmuştuk. Şimdi ise oluşturduğumuz bir komisyonla sadece PKK terörünü değil her türlü terörü incelemek ve rapor hazırlamak üzere bir proje grubu oluşturduk. Yine bu konuda, 22-23 Haziran 2006 tarihlerinde İstanbul’da CCBE-Avrupa Birliği Barolar Federasyonu Yönetim Kurulu “PECO” toplantısını,

“Demokrasi-Terör-Hukuk Devleti” konulu bir gündemle yapacaktır. Ayrıca, bir süre önce son

olayları incelemek üzere Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’ndan, Disiplin Kurulu’ndan ve Denetleme Kurulu’ndan birer üyeden oluşan bir heyeti Hakkari, Yüksekova ve Şemdinli’de incelemeler yapmak üzere görevlendirdik ve bölgede yaşanan olaylarla ilgili ayrıntılı rapor aldık. Bizim bu çalışmalarımızdan hemen sonra olaylar iyice ivme kazandı ve yıllardır büyük bir özveri ile tesis edilen huzur ortamı yeniden bozuldu. Özellikle getirilen yeni yasal düzenlemelerin sağladığı hak ve özgürlük-ler kimi yerel yöneticiözgürlük-ler tarafından ayrılıkçı söylemözgürlük-lerin seslendirilme

(4)

26

başkandan

TBB Dergisi, Sayı 64, 2006

nedeni olmakta ve şiddet çığırtkanlığı yapılmaktadır. Oysa gelinen bu noktada, hukuk içinde ve meşru zeminlerde demokratik açılımlar desteklenir, tüm sorunlar şiddet reddedilerek ayrılıkçı unsurları değil, birleştirici ortak değerleri öne çıkaran söylemler biçiminde seslendirile-bilirdi. Sonradan düzeltilmesine karşın “artık Kürt halkı Türklerle birlikte” yaşamak istemiyor “Apo Kürt halkının temsilcisi” gibi ülkenin sosyolojik yapısıyla tarihsel geçmişiyle ve yaşanan gerçeklerle hiç ilgisi olmayan söylemler yürek karartan değil yürek dağlayan sözlerdir.

Bunca olumsuzluğa, bunca ihanete, bunca kendini bilmezliğe, bunca hainliğe ve bunca kötü yönetime karşın ülkemizin geleceğinden, barış, huzur ve kardeşlik içinde yaşamını sonsuza kadar sürdüreceğinden zerre kadar kuşkumuz olmadığını bir kez daha inançla yineleriz. Bun-ların güvencesi olan sağduyu, ortak akıl ve hepsinden önemlisi üze-rinde asırlardır onurla, gururla yaşadığımız Anadolu’nun hamuruyla yoğrulmuş insanımıza güvenmekteyiz.

Demokrasinin ve hukukun aydınlattığı, insan haklarının rehber olduğu barış, huzur ve sevginin yaşam biçimi olarak kabul gördüğü güzel günlerde buluşacağımızı umuyorum. Sözlerimi rahmetli Uğur Mumcu’nun şu güzel ve doğru cümleleri ile bitiriyorum.

Kürt’ü Türk’e; Türk’ü Kürt’e; Ermeni’yi Türk’e Türk’ü Ermeni’ye; Alevi’yi Sünni’ye;

Sünni’yi Alevi’ye düşman eden Emperyalizm ve emperyalizmin Ortadoğu’daki çıkarlarıdır. Dün öyleydi, bugün de öyle...

Referanslar

Benzer Belgeler

Yaşamı boyunca bir karşılık bek­ lememiş ki, şimdi beklesinl Ama benim bir hafta boyu beklentim, öfkeye dönüşen beklentim Cevdet Hoca’nın hizmetlerine

İngilizce, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, Latince eski ve Yeni Grekçe, Arapça ve Farsçayı ana dili gibi konuşan Cevat Şakir Türkiye’nin ilk tercüme

Çalışma, sinema ve mimarlık arasındaki etkileşim alanına odaklanacak olup, mekan kavramının kısa filmlerde ne ölçüde estetik bir öğe olduğu ve kısa

Peter Wollen 1969 yılında yayınladığı “Göstergeler ve Anlam” isimli kitabında Auteur Kuram hakkındaki görüşlerini belirtmiştir. Wollen’a göre ilk olarak

O sadece Amerika’da be­ nimsediği fikir özgürlüğünün savunucusuydu, mantığıyla, liberal dü­ şünceyle uyuşmayan düzen anlayışına karşı çıkıyor, ve

Vemalwada° Aka ÍJáth's iKodapqal /.. THE NIZAM OF HYDERABAD AND

2015 yılında sulama konuları ve interaksiyonun palmitoleik asit metil ester (C16:1) üzerine etkisinin önemsiz (p>0.05), depolama süresinin etkisinin önemli (p<0.05);

Yirmi yıl gazetecilik mesle­ ğine emek veren Fikret Otyam, emekli olduğundan bu yana ya­ şadığı Antalya’nın Gazipaşa ilçesindeki evinde günlerinin büyük