• Sonuç bulunamadı

Damar İçi Kateter Uygulamalarında Kullanılan Pansuman Materyalleri

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Damar İçi Kateter Uygulamalarında Kullanılan Pansuman Materyalleri"

Copied!
5
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

C. Ü. Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi, 1999, 3 (2)

DAMAR İÇİ KATETER UYGULAMALARINDA KULLANILAN PANSUMAN

MA-TERYALLERİ

Ayişe KARADAĞ *

* Arş. Gör. Dr. Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Yüksek Okulu, Ankara ÖZET

Günümüzde tanı ve tedavi amacıyla damar içine kateter yerleştirme işlemi yaygın biçimde kullanılan cerrahi müdahalelerden birisidir. Damar içi kateterizasyonun ya-şamı tehdit eden en ciddi komplikasyonu septisemidir. Has-taya ait bireysel faktörlerin yanı sıra, kateter bölgesini kapatmak amacıyla kullanılan pansuman materyali de kateter ilişkili enfeksiyonun gelişmesinde rol oynamaktadır. Bu makalede değişik pansuman materyallerinin özellikleri ve kateter ilişkili enfeksiyonun gelişmesindeki etkisi ele alınmıştır.

Anahtar Sözcükler: Sıvı tedavisi, Kateterizasyon, Hemşirelik bakımı,Pansuman materyali

SUMMARY

Dressing materials which are used in intravenous catheter insertion

Intravenous catheter insertion for diagnosis and treatment is one of the most frequently used surgical interventions at present. The most serious complication of this procedure is septicemia. Dressing material used to cover the catheterization site as well as characteristics of the patient play part in the development of catheter-related infection. In this paper were exemined the feature of different dressing material and their effects on the development of catheter-related infection.

Key Words: Fluid therapy, Catheterization, Nursing care, Dressing material

Damar içine kateter yerleştirme (kateterizas-yon) işlemi modern tıbbın vazgeçilmez uygulamalarından birisidir. Damar içi kateterizasyonu, hastanın sıvı elektrolit dengesini sağlamak, kan ve kan ürünleri vermek, ilaç tedavisi, total parenteral beslenme ve hemodinamik izlem yapmak gibi çeşitli amaçlarla yaygın bir biçimde uygulanan işlemdir. Damar içi kateterizasyonun yaşamı tehdit eden en ciddi ve önle-nebilir komplikasyonu septisemidir (Nicohols ve ark. 1983, Richet ve ark 1990, Maki ve ark.1991a). Maki (1991b) tarafından yapılan literatür incelemesinde, septisemi vakalarının yarısından çoğunun damar içine yerleştirilen kateterlerden kaynaklandığı bildirilmiştir. Septisemi damar içi uygulamalarda kullanılan çeşitli araçlardan (kontamine kateter, flaster, pansuman materyali, uygun olmayan antiseptik kullanımı) ya da bu araçlar aracılığıyla verilen kontamine infüzyon sıvılarından kaynaklanmaktadır. Richet ve ark. (1990)

kateterde mikroorganizma üreme oranını santral kateterlerde %24.0, periferal kateterlerde % 9.0 olarak bulmuşlardır. Periferal kateterlerde septisemi riskini ise %2.2 olarak saptamış ve bu oranın literatürde %0.2 olduğunu belirtmişlerdir. Maki ve Band (1981) kateter ilişkili septisemi oranın %0.7, Maki ve Ringer ise (1991c) kateterlerde üreme oranının %7.5-10.0 olduğunu saptamışlardır. Septisemi hastanın yaşamını tehdit etmenin yanı sıra, hastanın hastanede kaldığı gün sayısının uzamasına, gereksiz tanı işlemlerine, tedaviye ve ağrıya maruz kalmasına, hasta ve yakınla-rının stres yaşamasına, sağlık personeli için ekstra iş yüküne, ekonomik kayba ve ölüme neden olmaktadır (Lewis ve Hecker 1985, Pettit ve Kraus 1995, Lundergen ve Christina 1996).

(2)

Nicohols ve ark. (1983), Vaudeux ve ark. (1989), Wheller ve ark. (1991), Freiberg and Barnes (1992), Pettit and Kraus (1995),’ un belirttiklerine göre kateterin yol açtığı enfeksiyonun nedeni, hasta-nın cildi ya da kateteri yerleştiren sağlık personelinin elinde bulunan normal cilt florasındaki mikroorga-nizmalardır. Conly ve ark. (1989) kateter giriş yerin-deki cilt kolonizasyo-nunun ≥10 cfu/ml olduğunda katetere bağlı enfeksiyonun önemli ölçüde arttığını saptamışlardır.

Bilindiği gibi hastaneye yatan hastaların cildi kı-sa sürede hastane ortamında bulunan mikroorganiz-malar ile kontamine olmakta, bu durum ise kateter ilişkili enfeksiyon riskini arttırmaktadır. Hastanın bağışıklık sistemini etkileyen bir hastalığının olması (kanser gibi), yoğun bakım ünitesinde yatması, çok lümenli kateter kullanılması, kateter aracılığı ile total parenteral beslenme uygulanması ve kan/ kan ürünleri verilmesi gibi durumlarda kateter ilişkili enfeksiyon riski daha da artmaktadır (Richet ve ark. 1990, Ercan ve Yürüngen 1990). Kateterin yerleştirilmesi esnasın-da derinin koruyucu bariyeri bozulduğu için, ciltte bulunan mikroorganizmalar, kateter aracılığı ile önce kateter yüzeyine sonra da, kan akımına taşınmaktadır-lar (Richet ve ark. 1990, Pettit ve Kraus 1995). Bu nedenle kateter yerleştirme işlemi minör cerrahi işlem olarak düşünülmeli ve kateter bakımı kesinlikle cerra-hi asepsi ilkeleri doğrultusunda gerçekleştirilmelidir.

Kateterin yol açtığı enfeksiyonun patogene-zinde cilt mikroflorasının önemli olması, kateter giriş yerine uygulanan pansumanın enfeksiyon insidansını azaltabileceğini düşündürmektedir. Kateter yerleşti-rilmeden önce cilt kolonizasyo-nunu azaltmak için, cildin etkili bir antiseptikle temizlenmesi oldukça önemlidir. Kateter yerleştirilmeden önce gerçekleştiri-len cilt antisepsisinin devam etmesi, dış kaynaklı kontaminasyonun önlenmesi ve baskılanmış endojen cilt florasının yeniden çoğalmaması için kateter giriş yeri steril bir pansuman materyali ile kapatılmalıdır (Wheeler ve ark. 1991, Maki ve ark. 1991d).

Damar içi kateter pansumanının amacı; kateter yarasının ve kateterin yerleştirildiği damarın travmatize olmasını engellemek, kateter ilişkili

sepsisle sonuçlanabilecek dış kaynaklı kontami-nasyonu önlemek ve kateterin güvenli bir biçimde tespitini sağlamaktır Bu amaçlar düşünüldüğünde ideal bir kateter pansumanının bazı özelliklere sahip olması gerekir. Bu özellikler şunlardır (Richardson 1991, Wheeler ve ark. 1991, Joyeux 1991, Wille ve ark. 1991, Kiernan 1997).

∗ Steril olmalı,

∗ Dışarıdan oluşabilecek mikrobiyal kontaminasyona karşı koruyuculuk sağlama-lı,

∗ Kateter alanını mümkün olduğu kadar kuru tutmalı (kateter alanının nemli olması enfek-siyon riskini artırır),

∗ Kateter alanında patojen mikroorganizmala-rın kolonizasyonuna izin vermemeli,

∗ İrritan olmamalı,

∗ Hasta tarafından kabul edilecek kadar rahat ve estetik olmalı,

∗ Kolay yerleştirilmeli ve çıkartılmalı,

∗ Enfeksiyonun erken saptanması için giriş a-lanının gözlenmesine izin vermeli,

∗ Güvenli bir tespitle kateterin hareketini ön-lemeli,

∗ Ekonomik olmalıdır.

Günümüzde pansuman amacıyla kullanılan ma-teryalleri iki grup altında toplamak mümkündür:

Standart Gaz Pansuman: Sıvı tedavisinin ilk 50

yılında (1940-1990) damar içine yerleştirilen kateterlerin pansumanı steril gaz bezi ve flasterle yapılmıştır. Standart gaz pansumanın en önemli avan-tajı ucuz olduğu düşüncesidir. Ancak kateter bölgesi-nin günlük izlemi sırasında pansumanın değiştirilmesi gerektiği düşünülecek olursa hemşirenin zamanını alması ve kullanılan malzemelerin miktarı açısından ekonomik olmadığı görülür. Böyle bir pansumanın dezavantajları şunlardır (Wheeler ve ark. 1991, Kiernan 1997) :

∗ Kalın olduğu için ekstremitenin hareketini engeller,

∗ Cilt artıkları ile doymuş hale gelir,

∗ Islandığı zaman mikroorganizmaların geçişi-ne izin verir ,

(3)

∗ Kateter giriş alanının gözlenmesine izin ver-mez,

∗ Pansumanın günlük olarak değiştirilmesi hemşirenin zamanını alır,

∗ Tespit amacıyla kullanılan flasterler hastanın cildini zedeler.

Transparent Polyurethene Pansuman (TPP):

1970’lerden beri uygulanan bu pansumanlar özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’da yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Ekonomik açıdan standart gaz ve flasterden daha pahalı olan TPP’ların başlıca avantajları şunlardır: (Wheeler ve ark. 1991, Wille ve ark. 1991, Richardson 1991, Pettit ve Kraus 1995, Kiernan 1997)

∗ Kateterin güvenli tespitini sağlar. Böylece kateterin hareketiyle ciltteki mikroorganiz-maların kan dolaşımına taşınması engellenir, ∗ Kateter giriş alanının sürekli gözlenmesine

izin verir,

∗ Hasta için rahat ve estetiktir,

∗ Kateter bölgesi kontamine olmadan hastala-rın banyo/duş yapmasına izin verir

Günümüzde çok çeşitli TPP üretilmektedir. Ka-baca bakıldığında birbirine benzeyen bu ürünler

ger-çekte sıvı buharı geçirme hızı (moisture vapour

transmission rate), oksijen geçişi ve cilde yapışmaları açısından farklı fiziksel özelliklere sahiptirler. Bu özellikler pansuman altındaki ciltte mikroorganizma kolonizasyonunu büyük ölçüde etkilemektedir.

Transparent polyurethane pansumanların en bü-yük riski, pansuman altında biriken nemin mikroorga-nizmaların çoğalmasına neden olabilmesidir. Ancak literatüre bakıldığında standart gaz pansuman ile transparent polyurethane pansumanların karşılaştır-masına yönelik çalışmaların ortak bir sonucu olmadığı görülmektedir. Kullanılan araştırma yöntemi, hasta popülasyonu, pansumanın değiştirilme sıklığı, kateter bakımı, pansumanların uygulandığı bölge farklılıkları (santral, periferal, arterial vb.) gibi nedenler araştırma sonuçlarının birbirinden farklı olmasına yol açmıştır. Maki ve ark. (1991d), Maki ve Ringer (1991c) ile Wille (1991) polyurethane pansumanların (OpSite IV 3000) lokal kateter ilişkili enfeksiyon, bakteryemi,

pansumanın altında nem birikimi açısından standart gaz pansumandan farklı olmadığını ve kateter ilişkili enfeksiyon riskini arttırmadığını, hatta hastaların transparent pansumanları daha iyi tolere ettiğini sap-tamışlardır. Buna karşın Conly ve ark. (1989) santral kateterler üzerinde yaptıkları çalışmada, lokal kateter ilişkili enfeksiyon ve bakteryemi oranının transparent pansumanlarda gaz pansumandan daha yüksek oldu-ğunu belirtmişlerdir.

Transparent Polyurethane pansumanların belirti-len olumsuz özelliğini azaltmak için çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Örneğin son yıllarda geliştirilen Reactic Polymer sayesinde pansuman altında biriken sıvıyı buharlaşma yolu ile hızla uzaklaştıran pansu-man materyali üretilmiştir (Richardson 1991, Wheeler ve ark. 1991, ).

Günümüzde transparent pansumanların kulla-nımlarında bazı hatalar vardır. Bu hatalardan birisi sağlık personelinin çalıştıkları kuruma ekonomi sağ-lamak amacıyla bu pansuman materyallerini 7 güne kadar kateter bölgesinde tutması ve değiştirmemesi-dir. Transparent pansuman materyalinin kateter bölge-sinde olması gereken süreden daha uzun süre tutulma-sı, kateter ilişkili enfeksiyon riskini arttırmaktadır. Transparent polyuret-hane pansumanların bu olumsuz etkisini azaltmak için pansuman işlemini gerçekleşti-ren bireylere de bazı sorumluluklar düşmektedir. Öncelikle bu pansumanlar amacına uygun olarak doğru yerde ve doğru zamanda kullanılmalıdır.

Uygulayıcılar transparent polyurethane pansu-man materyalini tekniğine uygun biçimde yerleştir-mek ve pansumanı uygun sürelerde değiştirebilyerleştir-mek için pansuman materyalinin koruyucu kılıfı üzerinde bulunan uygulama yönergesini dikkatlice incelemeli ve okumalıdır.

Transparent polyurethane pansuman materyalle-rinin hemodinamik izlem amacıyla yerleştirilen arteriyel kateter alanına uygulanabilirliğine ilişkin araştırmalar yetersizdir. Arteriyel kateterin damara giriş yerinde pansuman altında bulunan kan, mikroor-ganizmalar için bir kültür ortamı oluşturarak kateter ilişkili enfeksiyon riskini arttırabilir. Bu nedenle bu

(4)

pansuman materyallerinin, arteriyel kateter bölgesi üzerine uygulanması önerilmemektedir (Maki 1991b).

Günümüzde katetere bağlı enfeksiyon, kaliteli hemşirelik bakımının göstergelerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle enfeksiyon oranın-daki her düşüş, hem hasta hem de hemşirelik hizmet-leri yararına bir sonuç doğuracaktır. Hastanın genel sağlık durumu, aldığı tıbbi tedavi ve bakımın yanı sıra, kateter bölgesini kapatmak amacıyla kullanılan pansuman materyalinin özellikleri de kateter ilişkili enfeksiyonun gelişmesinde rol oynamaktadır. Dolayısı ile enfeksiyon oranını azaltmak için uygun pansuman materyalinin seçilmesi oldukça önemlidir. Hemşirenin işlevleri arasında yer alan kateter bakımı-nın önemli bir boyutunu oluşturan pansuman materya-lini seçme sorumluluğu da hemşirede olmalıdır. Hem-şirelerin seçim yaparken sağlıklı karar verebilmesi için piyasada bulunan mevcut pansuman materyalleri ve bunların özelliklerine ilişkin bilimsel bilgilere ihtiyaçları vardır. Hemşireler ilk kez karşılaştıkları bir pansuman materyalini değerlendirirken şu kriterleri göz önünde bulundurmalıdır:

∗ Hemşireler kullanılan pansuman materyalin-den memnunlar mı? Örneğin; hemşireler bu pansuman materyalini kolayca uygulayabili-yorlar mı?, pansumanın değiştirilmesi hemşi-renin ne kadar zamanını alıyor? vb.

∗ Hastalar kullanılan pansuman materyalinden memnunlar mı? Örneğin pansuman değiştiri-lirken hasta ağrı yaşıyor mu?, kullanılan pan-suman materyali hastanın ekstremitesini ra-hat kullanmasını engelliyor mu? vb.

∗ Kullanılan pansuman materyalinin kateter i-lişkili enfeksiyon oranı üzerindeki etkisi ne-dir? Yeni pansuman materyali kullanılmaya başlandığından beri o klinikteki kateter ilişki-li enfeksiyon oranında azalma ya da artma oldu mu? Kateter ilişkili enfeksiyon oranını saptamak için kateter bakımı veren hemşire her gün kateter giriş alanını enfeksiyon belir-tileri açısından değerlendirmeli ve elde ettiği belirti ve bulguları kaydetmelidir. Kateter i-lişkili enfeksiyonun başlıca belirtileri

şunlar-dır; Kateter giriş alanında iltihabın varlığı, kızarıklık, şişlik, sıcaklık artışı, ağrı, venin bir şerit şeklinde sertliği, vücut ısısının yük-selmesi ve taşikardi. Bu bilgiler ışığında kap-samlı bir değerlendirme yapıldıktan sonra hangi pansuman materyalinin daha yararlı olacağına ilişkin karar verilmelidir.

Sonuç olarak kateter ilişkili enfeksiyonun geliş-mesinde pansuman materyalinin rolü tartışılmazdır. Bilim ve teknoloji alanındaki ilerlemelerle gelecekte enfeksiyon gelişmesini azaltan/ önleyen yeni pansu-man materyalleri üretilecektir. Önemli olan hemşirele-rin doğru ürünleri seçme ve kullanabilme bilgi ve becerisine sahip olmalarıdır. Bunun için hemşireler kateterin takılması, kateter bakımı ve gelişen tıbbi teknoloji hakkında sürekli eğitilmelidir.

KAYNAKLAR

Conly J.M et al. (1989) A Prospective, randomized study transparent and dry gauze dressings for venous catheters, The Journal of Infectious Disease. 159 (2): 310-319. Ercan E, Yürügen B (1990) Yoğun bakım ünitesinde yatan hastaları tehdit eden hastane infeksiyonlarının kaynakları, Uluslararası Cerrahi Kongresi’ 90 Cerrahi Hemşireliği Seksiyonu Konuşmaları ve Bildirileri. İstanbul, Hilal Mat-baacılık, s254-263

Freiberg D B, Barnes JD (1992) Fatal sepsis following peripheral intravenous cannula embolus, Chest. 101 (3): 865-866.

Joyeux B (1991) OpSite IV3000 versus tegaderm on peripheral venous catheters, Imroving Catheter Site Care, International Congress and Syposium Series. Ed Maki DG, London, Royal Society of Medicine Limited, 53-55. Kiernan M (1997) Know how IV insertion site, Nursing Times, September (10): 72-73.

Lewis GBH, Hecker JF (1985) Infusion thrombophlebitis, British Journal of Anaesthesia. (57): 220-233.

(1996) Factors ınfluencing nurses handling and control of peripheral ıntravenous lines- an interview study, International Journal of Nursing Studies. 33(2): 131-142. Maki DG et al. CJ (1991a) Prospective randomised trial of povidone-iodine, alcohol, and chlorhexidine for prevention

(5)

of infection associated with central venous and arterial catheters, The Lancet. 338 (10): 339-343.

Maki DG (1991b) Infection caused by intra vascular devices: pathogenesis, strategies for prevention, Imroving Catheter Site Care, International Congress and Syposium Series.London, Royal Society of Medicine Limited, 3-27. Maki DG, Ringer M (1991c) Risk faktörs for infusion related phlebitis with small peripheral venous catheters, Annalas of Internal Medicine. 114 (10): 845-54.

Maki DG et al. (1991d) A prospective, randomized three- way clinical comparsion of a novel, highly permeable polyurethane dressing with 206 swan- ganz pulmonary artery catheters: op site IV 3000 vs tegaderm vs gauze and tape, cutaneous colonization under dressing, catheter -related infection, Imroving Catheter Site Care, International Congress and Syposium Series. Ed Maki DG, London, Royal Society of Medicine Limited, 61-66.

Maki DG; Band JD (1981) A comparative study of polyantibiyotic and ıodophor ointments in prevention of vascular catheter- related infection, The American Journal of Medicine. (70), 739-744.

Nichols EG et al. (1983) Relationship between incidence of phlebitis and frquency of changing IV tubing and percutaneous site, Nursing Resarch. 32 (4): 247-252. Pettit DM, Kraus V (1995) The use of gauze versus transparent dressings for peripheral intravenous catheter sites, Nursing Clinics of North America. 30 (3): 495-506. Richardson M C (1991) The research and devolopment of a new transparent film dressing for ıntravenous catheter care: An in vivo assessment of the microbial proliferation beneath transparent film dressings, Imroving Catheter Site Care, International Congress and Syposium Series. Ed Maki DG, London, Royal Society of Medicine Limited, 29-33. Richet H et al. (1990) Prospective multicenter study of vascular-catheter- related complications and risk factors for positive central catheter cultures in intensive care unit patiens, Journal of Clinical Microbiology. 28 (11): 2520-2524.

Vaudaux P et al. (1989) Host factors selectively increase staphylococcal adherence on inserted catheters: a role for fibronectin and fibronogen or fibrin, The Journal of Infectious Diseases. 160 (5): 865-874.

Wheeler S et al. (1991) A prospective, randomized three- way clinical comparsion of a novel, highly permable polyurethane dressing with 206 swan- ganz pulmonary artery catheters: op site IV3000 vs tegaderm vs gauze and tape, Imroving Catheter Site Care, International Congress and Syposium Series. Ed Maki DG, London, Royal Society of Medicine Limited, 67-72.

Wille JC et al.(1991) Evaluation of complications with prolonged use of transparent film-type dressings with central venous catheters: A comparison of opsite and opsite IV3000 dressing, Imroving Catheter Site Care, International Congress and Syposium Series. Ed Maki DG, London, Royal Society of Medicine Limited 41-46.

Referanslar

Benzer Belgeler

Kateter bakımının kötü olma- sı, kateter giriş yerinde pürülan akıntı, tipik organizmalara (KNS, S.aureus, Corynebacterium vb) bağlı bakteriyemi, persistan

Bu olgu sunu- munda, kombine spinal epidural anestezi ile aorta sağ iliak arter baypas greftlemesi yapılan ve postoperatif erken dönemde kateter çekilmeden önce cerrahi

O dönemde kateter destekli trom- bolitik ve mekanik aspirasyon trombektomi cihazları sosyal güvenlik kurumları tarafından ödenmediği için bu yöntemler tedavi

Bu çalışmada, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde damar içi kateter kaynaklı kan dolaşımı ve kateter giriş yeri enfek- siyonu etkenleri ile

In this report, a child with discrete CoA who had diagnosed suba- tretic coarctation and successfully treated with wire perforation of luminal obstruction followed covered

Port kateter kullanımına bağlı en sık görülen komplikasyonlar; kateter tıkanıklığı, infeksiyon, venöz tromboz ve ekstravazasyondur (1,2).. Port ile ilişkili

Bir hastamızda kırıkredükte edildikten sonra stabiliteyi sağlamak amacıyla kırık altına Foley kateter yerleştirildi, Kateter balonunun pozisyonunu

Given that over 80 percent of the patients in this study had poor performance status (an ECOG score of at least 3), in our clinic we used clinical judgement that the PleurX