• Sonuç bulunamadı

Galatasaray Lisesi 500. yılını kutluyor

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Galatasaray Lisesi 500. yılını kutluyor"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Ü N C E

Gül Baba, bilge bir kişidir. Onun önerisi

üzerine II. Bayezit, bugün Galatasaray

Lisesi denen okulun kurulmasını emreder.

Hükümdarın buyruğu yerine getirilir. Tarih

1481’dir. II. Bayezit, Gül Baba ile bir kış

günü karşılaşmıştır. Atatürk'ün de Galata­

saray Llsesi’ni ilk ziyareti 2 aralık 1930

günü gerçekleşmiştir. Galatasaray toplu­

luğu bu nedenle kuruluş tarihi olarak 2

aralık gününü benimsemiştir.

f

GALATASARAY LİSESİ 500. YILINI

T

ÜRKİYE’nin en gözde kültür ve

irfan müesseselerinden biri olan

Galatasaray Lisesi 2 aralık 1981

tarihinde, kuruluşunun 500’üncü yıldö­

nümüne erişecektir. Günümüzde, değil

Türkiye’de, bütün dünyada 500 yıllık

pırıl pırıl bir maziye sahip olan, pek az

kuruluş gösterebiliriz. Bi-

w . ,

ze göre, 500 yıllık bir

---YAZAN

geçmişi kutlamanın şere­

fi, yalnız Galatasaray Li-

sesi’nin değil, Türk maa­

rifinin ve Türk toplu-

munundur.

KUTLUYOR

EFSANE DEĞİL,

TARİHÎ GERÇEK

Mektep olarak bu seçkin eği­ tim kuruluşunun temeli, tam 500 yıl önce atılmıştır. Kurucusu, Fatih Sultan Mehmet'in oğlu II. Bayezit’tir.ön ayak olan kişi ise. Gül Baha’dır.

Her Galatasarayh’nm iyieta ezbere bildiği kuruluş olayı bir efsaneyi andırdığı, için, gerçek olup olmadığı zaman zaman bazı kişiler tarafından tartışılmıştır. Bu yazımızda, tarihi kayıt ve belgelere dayanarak, olayın sa­ nıldığı gibi efsane değil, gerçek olduğunu kanıtlamaya çalışaca- ğız.

"Tayyarzade Ata Tarihi” ,- Enderun tarihçisi İlyas Ağa'mn "Letaif-i Vekayı-i Enderun” ve Fındıklılı Silahtar Mehmet Ağa' tarihinden başlayıp Haşan Ali Y ü celin "Türkiye Maarif Ta- rihi” yle, Fethi Isfendiyaroğlu’ - nun "Galatasaray Taıihi"ne ka­ dar uzanan pek çok eserde yer alan kuruluş ve gelişme olayı, şu şekilde nakledilmektedir.

II. Bayezit, soğuk bir kış gü ­ nü, Tophane tepeliklerinde ve o zaman baştan başa koruluk olan bölgede, avlanmaya çıkmıştır... Padişah; üşümüştür, ıslanmıştır ve yorgundur. Mahiyetiyle bir­ likte, Beyoğlu'ndan Tophane'ye doğru inmektedir.

Bugünkü Boğazkesen mev­ kiine geldiğinde bir kulübe gö­ rür. Yaklaşır; ısınmak ve dinlen­ mek için, kapıyı çalar. İçeride. Gül Baba diye anılan nur yüzlü bir ihtiyarla karşılaşır.

Gül Baba, bahçesinde naaide güller yetiştirmeye meraklı, bil­ ge bir kişidir. II. Bayezit, Gül Baba ile uzun uzun sohbet eder.

İnan KIRAÇ

[Kuruluş Halinde

Galatasaray Eğitim Vakfı Başkanı]

Padişah, onun konuşmasından ve daha sonra kendisine bir san, bir kırmızı gül sunmasından, fazlasıyla duygulanır. Ayrılır­ ken, Gül Baha'ya sorar;

—Benden bir isteğin var mı­ dır?..

Gül Baba, parmağıyla, bugün üzerinde Galatasaray Lisesi bi­ nasının bulunduğu tepedeki ara­ ziyi göstererek, şu cevabı verir: — Padişahım, şu zirveciğe bir mekteb-i irfan tesis et ve orada okuyup yazanları, hizmet-i hü­ mâyûnunda- istihdam eyle. Vak­ ti gelince, devletine lâzım olur. İşte, Gül Baha'nın" önerisi üzerine II Bayezit, o tepeliğe bir mektep kurmalarını emreder. Hükümdann buyruğu yerine ge­ tirilir: Tarih, 1481’dir... Gül Ba­ ba. kurulan bu mektebe öğret­ men olarak tayin edilir, burada ders verir.

İşte, bugünkü modern Galata­ saray Lisesi'nin temelini o mek­ tep oluşturmuştur. Ve Galatasa­ ray Lisesi, şimdi bu nedenledir ki, 500. kuruluş yıldönümünü kutlama arifesindedir. Onun san-kırmızı renkleri İse, Gül Ba­ ha'nın II. Bayezit'e sunduğu biri san, biri kırmızı iki gülden kay­ naklanmaktadır.

KURULUŞLA İLGİLİ

TARİHÎ BELGELER

Okulun, "G A L A T A SARAYI M E K T E B İ” olarak 1481 yılında II. Bayezit tarafından kuruldu­ ğunu ve daha sonraki zaman sü­ reci içinde gelişmesini belgeleyen pek çok eser mevcuttur. Bun­ ların başlı çalarını yazımızın so­ nunda bibliyografya olarak sun­ maktayız. (Bak. dipnottaki

bib-liyografya).

Mektep kurulduktan sonra, II. Bayezit idareyi, Galaasaray’- ın Ağası olarak anılan kişilere bı­ rakmıştır. Bugünkü müdürün karşıtı olan "A ğ a ” lık, dalma pa­ dişahın en güvendiği ve sarayın en önde gelen kişilerine verilmiş­ tir.

Okul, daha sonra çeşitli dö­ nemlerde yangın ve depremler geçirmiş; kâh onarılmış, kâh ye­ niden yapılmış, ve hizmetini gü­ nümüze dek sürdürmüştür. Bu arada padişahlar da, zaman za­ man okulu ziyaret ederek, eksik­ liklerle bizzat meşgul olmuşlar ve bunların giderilmesine özen göstermişlerdir.

KURULUŞ NEDENİ?

Fatih'in İstanbul'u alması, İmparatorluk sınırlarını Orta Avrupa’ya kadar genişletmişti. Bu yayılma, idareci sınıfına olan ihtiyacı arttırmıştı. Devlet me­ muru ve üst kademe yöneticisi yetiştirecek müesseselere büyük ölçüde ihtiyaç duyulmaya baş­ lanmıştı. O devirde, bu eksikliği karşılayabilecek 3 okul vardı. Birincisi; Edirne’deki Saray Okulu... İkincisi; İstanbul, Be­ yazıt'ta ve bugünkü üniversite­ nin bulunduğu yerdeki Eski Sa­ ray Mektebi... Uçüncüsü de, Topkapı Sarayı içindeki Yeni Mektep... Bu okulların ihtiyaca yetmemesidir 1ü, II. Bayezit’e dördüncü bir okul olarak Galata Sarayı Mektebini kurdurmuş- tur. Bu okullardan yetişenler, Enderun’da olgunlaştıktan son­ ra, üst kademelerdeki görevlere getirilmişler, yüksek devlet hiz­ metleri üstlenmişler ve başardı olmuşlardır.

G A LA T A S A R A Y 'D A

2 DÖNEM

Galatasaray'ın tarihi, başlıca iki dönemde ele alınabilir.

Birinci dönem: 1481 - 1868 Enderun Mektebi’ne talebe hazırlayan ve orta dereceli tahsil veren bir “ idadi” (kolej) niteli­ ğindeki bu eğitim müessesesl 1868'e kadar gelmiştir. 500’üncü kuruluş yddönümünün kutlan­ ması, bu nedenledir.

İkinci dönem: 1868’den bugü­ ne...

İkinci dönem, 1868 yılında başlar. Bu, "Lise”nln, Fransızca tedrisata başladığı dönemdir. Abdülaziz, III. Napoleon’un da­ vetlisi olarak Fransa’ya gitti­ ğinde Dışişleri Bakanı Keçedza- de Fuat Paşa, Padişah'a, Fran­ sız maarifi ve mektepleri hakkın­ da, ayrıntılı bilgiler vermiş, Tür­ kiye’de de Fransız mekteplerine denk müesseslerin kurulması için köklü fikirler telkin etmiş­ tir.

Zamanın Maarif Nazırı Safvet Paşa'ya gelince; o da açık fikirli ve Batı'ya dönük anlayışa sahip bir kişiydi... O da, aynı yönde büyük çaba gösterdi.

işte, bu ziyaret ve çabalar so­ nucu, Abdülaziz, yurda döndük­ ten sonra “ Collège de France” m örnek alınmasıyla, Galata Sarayı binası içinde Fransızca tedrisat yapacak bir lisenin açılmasına karar verdi. Ve lise, 1 eylül 1868’ d e, “ M ek teb -i S u lta n î” ’ adıyla açıldı...

1868 lise olarak Fransızca ted­ risata geçişin başlangıç tarihidir. Yabancı kaynaklar, bu yeni liseye “ Lycée Impérial de Galata Serai” demişlerdir... Galatasa­ ray’ın "B a tı’ya açılan pencere” olarak nitelenmesi, mükemmel Fransızca tedrisat yapan bu ikinci dönemiyle ilgilidir.

NİÇİN 2 ARALIK?

Yazımızda, belirttiğimiz tarihî kaynaklara göre, Galatasaray L is e s i’ nin “ m ek tep ” olarak 1481'de kurulduğu sanırız tartı­ şılamaz. II. Bayezit’ın Gül Ba­ ha'yla karşılaşması, yine tarihî kaynaklara göre bir kış mevsi­ minde olmuştur. Kuruluş yılı bel­ li, fakat ayı ve günü belli değil­ dir.

madan önceki (1481-1868); ge rekse Fransızca tedrisata baş ladıktan sonraki dönemde (1868 1981) devletimize ve toplumu muza, binlerce değerli fikir uda mı, devlet adamı ve sanatçı yetiştirmiştir.

Bu ocakta eğitim görerek dev­ lete ve topluma hizmet vermiş olanların isimlerini bu dar yazı­ mızın sınırlarına sığd ırm a k , mümkün değildir. Ancak; gerek Türk toplumu, gerekse Batılı ül­ keler, Galatasaray L is e s i’ nin Türk kültür, eğitim ve irfan tari­ hinde seçkin bir yeri, üstün hiz­ metleri ve büyük katkısı oldu­ ğunu, tartışmasız kabul etm iş­ lerdir.

Kaldı ki, dış dünyayla gerek kültür, gerekse ticarî ilişkilerin büyük ölçüde geliştiği şu dönem­ de, yabancı dilin önemi daha da artmıştır. Galatasaray’a ve G a­ latasaray gibi yabancı dil öğre­ timi yapan köklü okullara olan ihtiyaç da, son derece ileri boyut­ lardadır.

İşte, 500 yıl önce, II. Bayezit ile Gül Baha’nın karşılaşmaları sonucu temeli atılan bu mües- sesede, beş asırdan beri vatan­ larına, Türklüklerine, görevleri­ ne candan bağlı, çağdaş düşün­ celi kuşaklar yetişmektedir.

Bu kuşaklar, birbirlerine olan saygı ve sevgiyle simgeleşmişler- dir. Geleneklerine bağlılık, başlı­ ca özellikleridir. Yürekleri sonsuz bir öğrenme isteği kadar, vatana ve millete hizmet aşkıyla da doludur. Türkiye Cumhuriyeti’ - nin yarınlarında daha büyük kat­ kılara, her zaman hazırdırlar. Bu topluluğa gösterilecek yakın ve sıcak ilgiler, onların şevk meşale­ lerini tutuşturacak, yararlı kat­ kılarını körükleyecektir.

Dileğimiz, Galatasaray gibi, her devirde çağının gereklerine ayak uydurmayı bilmiş, olumlu değişiklikleri bünyesine sindir­ miş okulların çoğalması; 500. ve 600. yıllarını kutlayan eğitim, kültür ve sanat kuramlarının sa­ yıca artmasıdır.

B İB L İY O G R A F Y A

T T

-— Tayyarzade A ta Tarihi (Cilt 1) — Enderun Tarihçisi İlyas A ğa: Le-

taifi Vekayi-1 Enderun

— Fındıklılı Silahtar Mehmet A t a Tarihi

— “ R e f I Serayânl Gılm tnı Enderun! H a ssa ”.

— Hayrullah Efendi Tarihi (Cilt 1) — Evliya Çelebi: “ Müntehabat-ı E v ­

liya Çelebi ( C flt l, S. 70-71) —Mehmet Raif: "M lratı İstanbul”

(Sayfa 431)

— Celâl Esat A R S E V E N : “ Eski Ga­ lata ve Binaları”

İstanbul, 1329 (Sayfa 10-11) — Ferik Şaklr Paşa: “ Yeni OsmanlI

Tarihi” cilt I I . S. 356)

— Osman Nuri E R G İN : "Türkiye Maarif Tarihi

(C U tl, Sayfa 24-2Ş)

— Haşan A ü YÜCEL: 'T ü rk iy e ’ de Orta öğ retim ”

İstanbul, 1938 (Sayfa 522) — Selim Nüzhet GE R Ç E K : "G ala­

tasaray Tarihi” İstanbul 1931 (Sayfa: 13) — İbrahim Hakkı K O N Y A L I: “ İs­

tanbul Sarayları”

İstanbul, 1943 (Cilt 1, Sayfa 155- 302-306)

ACI

M ÜM TAZ S O Y S A L

İKİ CEPHE

UNANİSTAN seçimlerini PASOK’un kazanması, “si­ yasal partilerini feshetmiş, parlamentosuz bir Türkiye” bakı­ mından ilginç sonuçlar doğuracak bir olaydır.

Siyasal partilerini feshetmiş, parlamentosuz bir Türkiye’­ nin görüntüsü, dünya kamuoyunu oluşturan çok kişinin gö­ zünde, demokrasi oyununu oynayamsmış ve bundan sonra da nasıl oynayacağı belli olmayan bir ülke görüntüsüdür.

Kimse, Türkiye’de demokrasinin vaktiyle nasıl oynandığı­ nı bilmez. I

Kimse, ülkenin yakın geçmişte nasıl bir iç savaş eşiğine geldiğini, günde kaç kişinin öldürüldüğünü, Türkiye’yi bu du­ ruma sokmak için kimlerin neler çevirdiğini düşünmez.

Düşünmek zorunda olduğunu da hissetmez.

“ Ben görüntüye bakarım” diyenler için Türkiye, partilerini feshetmiş, parlamentosuz bir ülkedir.

Yunanistan’ın görüntüsü ise, tarihinde ilk kez seçim yo­ luyla sosyalizmi iktidara getirmiş, siyasal partiler yelpazesi alabildiğine geniş, parlamentolu bir demokrasi görüntüsü­ dür. Görüntüden öteye, yaşanan bir gerçek söz konusudur.

1 3 İR parçacık aklı olan herhangi bir Yunan politikacısı­ nın görüntüler arasındaki bu zıtlığı kullanmadan duracağını sanmak büyük saflık olur.

Papandreu gibi hiç de saf olmayan bir politikacının NATO’dan ve Ortak Pazar'dan çıkmak yerine, NATO ve Ortak Pazar içinde kalıp bu zıtlığı kullanmanın üstünlüklerinden so­ nuna kadar yararlanmayacağını sanmak da büyüf saflıktır. Ar­ kasına Fransa’yı, Sosyalist Enternasyonalin bütün

B

adilerini, hatta Akdeniz çevresinde Libya'yla Cezayir’i ve de çüncü DUnya’nın birçok ülkesini almış bir Papandreu’nun kapılan vurup çıkmak yerine NATO ve Ortak Pazar forumlannda kalıp maraza çıkararak daha kârlı ve başanlı olacağı aşikâr değil midir?

üstelik, bu başarılar, Yunanistan’ın İç yapısında istedik­ lerini gerçekleştirmesi bakımından gerekli halk desteğini ko­ layca getirebilecek olan, demagojiye açık, gurur okşayıcı, sü­ rükleyici başaniardır.

Kısacası, Papandreu, “siyasal partilerini feshetmiş, par­ lamentosuz” bir Türkiye üzerine dünya çapında çullanarak, Ege’de ve Kıbns’ta istediklerini elde etmeyi hesaplayacaktır.

Î Kİ cepheden hücum eden bir hasma karşı cephelerden birinde teslim olup, öbüründe direnmek olmaz. Zafer, ancak her iki cephede birden kazanılırsa zaferdir. Baş­ ka bir deyişle, “Vallahi, ister beğenin, ister beğenmeyin, de­ mokrasi konusundaki görüntümüz budun Ege’de ve Kıbns’ta da ödün vermeyiz” diyen bir iktidar nasıl kendi kendisini al­ tından kalkamayacağı baskılann altına sokmuş olursa, “Aman, görüntümüzü fazla kurcalamayın da Ege'de ve Kıb- ns’ta istedikleriniz sizin olsun” diyen bir iktidar da yine kendi kendisini Türk halkının çıkarlanna ters düşen bir duruma sok­ muş olur. Bunlann ikisi de, aklı başında hiçbir iktidann yap­ maması gereken, yapmayacağı, yapamayacağı şeyler. *

O , halde, Papandreu’nun hesapiannı boşa çıkaracak akıl­

lıca tutumun iki yönü vardır.

Birincisi, papaza kızıp oruç bozma ve görüntüyü daha da kötüleştirme yerine, geriye dönük, zamansız ve yersiz adım­ lardan kaçınmak, Türkiye’yi her geçen gün gitgide daha ge­ niş bir özgürlük ortamına getirmek, partili ve parlamentolu demokrasiye geçişin aşamalannı önce düşünülmüş olandan daha çabuk bir tempoya kavuşturmak.

İkincisi, Amerika'nın NATO’nun ve Avrupa’nın çıkartan uğruna Türk halkının çıkarlanndan ödün verilmeyeceğini Ege’de ve Kıbns'ta kesin kararlı politikalarla vurgulamak.

Belki de, Papandreu’nun iktidara gelişi, Türkiye'yi bunla­ nn ikisini birden yapmaya zorlayacağı için hayırlı bir olaydır.

tbrahim Hakkı K O N Y A L I: " O s ­ manlI Devleti Teşkilâtında Kapı­ kulu Ocakları” İstanbul, 1944. (CUt 1, Sayfa: 239)

F e t h i İ S F E N D Î Y A R O G L U : “ Galatasaray Tarihi”

İstanbul, 1952 (C0t 1, Sayfa 56- 138)

H A M M E R : "H istoire de L ’E m pi­ re Otto man” (Paris 1841) "D e Paris à Constantinople” Paris 1892 (Sayfa 249-250)

— Henri M YL ES: “ La fin de Stam- boul (Essai Sur Le M onde Türe) Paris 1921 (Sayfa: 142)

— Skarlatos V IZIN T IO S: “ Kons- tantinopoüs" (Atina, 1862) (Cilt II, Sayfa: 70)

— Reşit Tarihi, Nâima Tarihi, Cev­ det Tarihi.

— Topkapı Sarayı Arşivi belgeleri. — Tapu kayıtlan.

— Vakıf kayıtlan. — Çeşitli ansiklopediler.

Galatasaray topluluğu, kuru­ luş tarihi olarak, “ 2 Aralık” gününü benimsemiştir. 2 Aralık, aynı zamanda, Türkiye Cum- huriyeti'nin kurucusu Ulu önder Atatürk'ün Galatasaray Lisesi'ni ilk teşrif tarihidir. (2 Aralık 1930). Büyük önder, daha sonra 28 ocak 1932 ve 1 temmuz 1933 tarihlerinde de liseyi şereflendir- miştir.

II. Bayezit in Gül Baba ile bir kış günü karşı karşıya geldiğini belirtmiştik. Atatürk’ün ilk ziya­ retinin de 2 aralık tarihinde ve dolayısıyla bir kış günü gerçek­ leşmesi, Galatasaray topluluğu­ nun 2 aralıkı kuruluş başlangıcı olarak seçmesinin başlıca nede­ nidir.

İşte, bu nedenlerle Galata- _ saray Lisesi, 2 aralık 1981 günü, I 500. yıldönümünü kutlayacaktır.

Kuruluşundan bu yana, okul I seçkin yöneticiler sayesinde ge- I rek Fransızca tedrisata başla- L

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Histological and coprological findings confirmed the diagnosis of Diphyllobothrium latum; ova were ellipsoidal with operculate characteristics, and had a small knob in

Ağaç polenleri ilkbahar başlangıcında, çayır polenleri yaz başlangıcında, ya- bani ot polenleri ise yaz ortasından kışa kadar özellikle sabah saatlerinde

Kiralite özelliğine sahip molekülleri ayırma yolunda daha kat edecek yolumuz var, ama çalışmamızın tarım, gıda ve ilaç endüstrileri için çok şey vaat

Bundan sonra milli hükümet borçla rı hakkmdaki 2 haziran 1929 tarihli ve 1513 numaralı kanuna bir madde tezyi- line dair olan bütçe encümeni mazbata­ sı

As more movies about Islam become widely available, as more Hollywood movies deal with Islam and related issues, as more Muslim scholars turn their attention to religion and film,

Bir zamanlar padişah ve saray erkanına hizmet veren Çadır Köşkü, şimdi herkese açık.. Sessizliğe ve yeşile hasret İstanbullu için mükemmel bir

Kuzey yar›küreden gözlem yapt›¤›m›z için, ku- zey gökkutbuna yak›n olan tak›my›ld›zlar y›l›n daha uzun bir dönemi boyunca, da- ha düflük enlemlerde ve güney gökküre- de