• Sonuç bulunamadı

Şair-i azam Abdülhak Hamid'i anarken

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Şair-i azam Abdülhak Hamid'i anarken"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

TT- 5 o £

“ Şair-i âzam” Abdülhak

H â m i d i a n a r k e n

Şair 1937 Nisanının 12 sinde ölmemiş olsaydı kutlayacağımız 101 İnci do­

ğum yılı olacaktı. Bir hesap karışıklığı bize bugün onun yüzüncü doğum

yıldönümünü kutlatıyor

Eğer Abdülhak Hâmid 1937 se­ nesinin 12 nisanını 13 e bağlayan gece vefat etmemiş olsaydı, 5 şu­ bat 1952 de 101 inci doğum yıl­ dönümünü tes'it etmiş olacaktı. Abdülhak Hâmid 5 şubat 1851 de, İstanbulda Bebek’te doğmuş­

tur.

Halbuki biz, bugün onun yüzün­ cü doğum yıldönümünü anıyoruz.

Bu hesap karışıklığı nedendir? Bilinmez. Hem hakikaten Abdül­ hak Hâmid’i anıyor muyuz? Eğer bu doğum yıldönümünde kendisin­ den gazete sütunlarında bahset­ mek onu anmak demek ise, kabul. Lâkin«, pek zannetmiyorum. Hiç bir edebî cemiyet, üniversiteden bir teşekkül “ şair-i âzam” unva­ nım verdiğimiz, adı geçtikçe “ bü­ yük” sıfatını eklediğimiz şair için bir tören tertip etmiş değildir. Yalnız, Hükümet, onun adına pul bastırmıştır ve ikinci defa olarak tedavüle çıkarmıştır. İkinci defa olarak deyişimde bir yanlış yok­ tur. Filhakika, geçen sene bu ta­ rihte, Hâmid’in yüzüncü doğum yıldönümü münasebetiyle pullar çıkarılmıştı. Lâkin o zaman, he­ nüz yüzüncü yıldönümü olmadığı söylenerek bir kaç gün sonra pul­ lar derhal tedavülden çekildi. Bu­ nunla beraber bir hayli satılmış ve kullanılmıştı. Bu sebepten de şubat 1851 tarihini taşıyan pullar, bu yanlış yüzünden büyük bir kıy­ met kazanmış oluyor. Bütün öm­ rünce mizahı sevmiş olan Ustad’ın- ruhu şüphesiz bu yanlışlıklardan derin bir haz duyacaktır. Esasen o, beyhude yere Amerikadaki “ Marc Twain” Cemiyetine âza olmamıştı. Vakaa bu edebi cemi­ yetin bu gibi yanlışlıklarla bir a­

lâkası yoksa da, adını taşıdığı mi­ zah üstadı, şüphe yok ki böyle- sinden hoşlanırdı. Bir nokta daha. Hâmid adına basılan pulların resmini şehrimiz fotoğrafçıların­ dan birisinin arşivinden alınmıştı. Fotoğrafçı resmin klişesini ara­ mış, bulmuş, paket yapmış, gön­ dermeğe hazırlanırken orada ha­ zır bulunan birisi, klişeyi bir da­ ha gözden geçirmişti. Ne görsün? Resim Abdülhak Hâmid’in değil­ di. A lfabetik sıradan, onun diye Abdülhalik Renda’ nın klişesi a- Unmıştı. Yanlışlık vaktinde dü­ zeltildi.

Abdülhak Hâmid, İngiliz P.E.N Kulübüne kaydedilmiş ilk Türk olmuştu, bundan başka yirmi kü­ sur sene evvel, kendisine Nobel edebiyat mükâfatı verilmesi de bahis mevzuu olmuştu.

Bugünün nesli için, sarf ve dil değişiklikleri yüzünden, bir çok edebi varlıklarımız için olduğu g i­ bi, Abdülhak Hâmid de hemen hemen bir büyük isimden ibaret­ tir. Halbuki o, edebiyatın gazel ve kasideden ibaret telâkki edildiği bir zamanda, eserleriyle inkılâp yapanların başında gelir. Meselâ, Makber — ki onun en tanılan ese­ ridir— zamanının edebiyat âle­ minde büyük akisler uyandırmış­ tı, vâ Türk edebiyatına yeni ufuk­ lar açmıştı. Gayet tabiî Tarık, Duhteri Hindû, Nerteren, Eşber, Tezer, FUrten, Tayflar geçidi, Sardanapal, garam ve daha bir çok manzum, mensur facialarında Hâmid'in muhtelif cephelerini, kuvvet ve za’flarını görmek ka­ bildir. Lâkin her zaman, onda, na­ diren erişilebilecek bir nefes, bir veludiyct ve yükseliş, arııziy ve

hece vezinlerini kâh kudretle, kâh lftkaydiyle kullandığı bazan nazm, bazan nesir şekillerini, bazan da her ikisini aynı eserde yerleştirdi­ ği görülür.

Hâmid’in karışık ve tezatlarla dolu eserinin heyeti umumiyesine hâkim olan sadece ruhtur. Lirizm ve romantizm onda en güzel ör-1 neklerinl bulur. Binlercesi arasın­ da Makbcr’de vefat eden zevcesi Fatma Hanıma şu hitabına ba­ kınız:

E y yâr şu nevbahar nensin, Ben anlayorum ki yâr selisin, E ttikçe niffâh bahr-ü berre Birden sanının ki bazi kerre

Meşccrdeki rüzgâr nensin,

A ğlar, derim, etk i bâr nensin, Türben görününce, anlarım ki, Öldiim, bana tiirbedâr sensin!

Abdülhak Hâmid’in meselâ ” Ruhlar” ında, öyle mısralar var­ dır ki bunlar tetkik edildiği za­ man kendisinin ne beşerî ve İçti­ maî fikirlere sahip olduğu pek a- çık görünür. Zaten bütün eserle­ rine hâkim bulunan fikirler dai­ ma insan ve vatan mefhumlarının yükselmesini istihdaf eder. Bu muhtelif cephesi olan büyük sa­ natkârın, maalesef tam bir tahli­ li, izahı yapılmış değildir. Ede­ biyat tarihimizin noksan cihetle­ rinden başlıcası da budur.

Hâmidin yüzüncü veya yüz bi­ rinci olsun, bu, doğum yılclönü- I münde Üniversite Edebiyat F a ­ kültesinde onun adına bir kürsü • tesisini görmek isterdik. Amma, tek kürsüden ondan bahis dshi e- dilmiş olması bizi müteselli ederdi.

______________ Ü -l

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği

Referanslar

Benzer Belgeler

Intrathecal (levels T2–T3) and intravenous administrations of these peptides, however, showed little or no effects on the heart rate and blood pressure in the rat. Furthermore,

There had been no available patient decision support systems or decision aids to help patient to make a treatment choice for facial superficial pigmented disease.. The study

Since the E-cadherin-catenin complex is a functional unit, the decreased expression of .gamma.-catenin may affect the function of E-cadherin which in turn may affect the

In order to understand the role .alpha.-, .beta.- and .gamma.-catenin and E-cadherin in the gastric cancer, we used two gastric cancer cell lines (SC-M1, NU-GC-3) and

然而,腦脊髓液中生物標記在國內仍存在許多限制:國內仍缺乏相關研究,而無法確定腦脊髓液中乙型 類澱粉蛋白以及

何謂腎臟移植: