• Sonuç bulunamadı

Mehmed Akif'in ölümü münasebetile

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Mehmed Akif'in ölümü münasebetile"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

•KL

3

tIYET %

( Serbest Sütun

)

Mehmed Akifin ölümü

münasebetile

Akifi gömdüğümüz günün' sabahı İdi. Tramvayda, önümdeki sırada, iki Üniver­ siteli gene kız Cumhuriyet gazetesini oku­ yorlardı.

Birisi başını kaldırdı ve arkadaşına: — A, bak!., dedi, Akil ölmüş.. Öteki hayretle cevab verdi: — Sağ mıydı?..

— Bilmem, sağmış ki öldü...

Düşündüm.. Bu gene kızlar ki en aşağı on bir uzun yılı öğrenmek uğrunda harca­ mışlardı.' Ve kimbilir kaç defa Akilin* şiir­ lerini, belki de mecbur kalarak, okumuş­ lar ve gene eminim ki bu gene kızlar, kim­ bilir kaç dela, gözleri yaşararak İstiklâl marşının derin manası ve vakur ahengtle titremişlerdi.

Fakat bu ne alâkasızlıktı bilmem ki!.. Yedi ay evvel yurda hasta olarak dön - düğünü bile duymamışlardı. Ve nihayet, ölüp ölmediğinin bile farkında değildiler..

Düşündüm. Bu muammayı o saatte hal­ letmek mümkün olmadı.

* * *

Beyazıd camisi önünde bekliyorduk.. Ni­ hayet Belediyenin ölüm kadar soğuk fa - kat süslü otomobili geldi. Çıplak tahtaları bir vefasızlık şahidi gibi sırıtan mühmel bir tabutu, Akifin cenazesi diye musallaya götürdük.

Namaz kılınmış ve cenaze harekete ha­ zırlanmıştı. Çelenklere göz gezdirdim. E - debiyat Fakültesininki gözüme ilişti. Ara­ dım: Diğer fakülteler galiba gönderme - mişlerdi!

Cenaze kendisini seven birkaç yüz gen­ cin elleri üstünde hareket etti. Onu, son vazifesine koşan bir gençlik kütlesinin ha­ raretli kadirşinaslığından da mahrum et­ mek istiyen inad ve ısrar, nihayet mağlûb olmuş ve mezarlığa otomobille göndere - memişti..

Bu hazin merasim içinde gözlerim, res­ mî şahsiyetlerin siyah silindirlerini bey - hude araştırdı. Şairin ebedi hürmetkarı o- lan birkaç kıymetli edebiyatçıdan, birkaç yüz gene Üniversiteliden maada kimse bu­ lamadım.

Ve işte.. Ancak o dakikada birkaç saat evvelki acıklı tesadüfün manasını, iki Üni­ versiteli gene kızın ihmal ve lâkaydisini anladım.

* * *

Çanakkale şehidlerine en büyük abideyi kendi san’at dehasile diken, ve Türk genç­ liğine İstiklâl marşını yaratan büyük şair Akifi, dün böyle gömdük!

Akif, bize başka hiçbir şey verememiş te olsaydı, bu iki eser ona karşı beslenmesi iktiza eden hürmetin izharı için gene kâfi bir vesile olurdu. O, ki bizde aruzu en zi - vade tabiileştiren san’atkâr, temiz tiirkçe- yi en evvel ve en emniyetle kullanan nâ - zım olmuştu..

Hangi kisveye bürünürse bürünsün, çok kıymetli bir şairdi.

Ona yobaz ve softa demişlerdi.. Din, ki bir akidedir, ondan şiiri ayırmak lâzım de- £U mi?

Milletinin şehidlerine:

«Gömelim gel seni tarihe'... desem sığmaz­ sın»

Diyen Akifi nasıl unutabilirdik?

... Amma olmadı.. Akif, yurdunda, fa - kat sağlığı gibi hastalığına da lâkayd ve alâkasız kalan bir muhitte gözlerini yum­ du.

Ne garib? Biz, ki böyle büyük kabiliyet­ lere müstağni kalacak halde de değiliz.. Belki birkaç zaman sonra edebiyat denilen kitabı büsbütün kapamak ve kilidlemek ıztırarında kalacağız.

Çünkü geride bulunanlar, bize şimdilik, şiir namı altında bir sürü gürültüden baş­ ka birşey vermiyorlar.

Yalnız, bilmem bu çorak muhitte daha iyisi yetişecek mi?

Biz sanatkârlarımıza müreffeh bir ha­ yatı, değil... bir «öldükten sonra yaşayış» bile vadedemiyoruz. Bu şerait içinde bu­ günkünden daha fazlasını beklemek yersiz bir nikbinlik olmaz mı?..

* * *

Bir defa daha söylendiği gibi, hiçbir yer­ de. ölüm, bizim memlekette olduğu kadar korkunç değildir. Soğumuş vücudün ka - ratoprağa bırakıldığı anda nisyan da ha­ tıraları örtüyor ve böylece. nice büyük in­ san, adsız kalabalığın her ferdi gibi mazi­ nin unutkanlığına gömülüp gidiyor...

Bilmem zaman ne vakit ruhları bu ka­ dar törpüledi?..

Ne başkasının ölümüne ağlıyabiliyoruz, ne de dostların sevinci bizi güldürebiliyor. Öyle bir kayidsizlik var ki iliklerimize ka­ dar işlemiş!. Herşeyin karşısında dudak - larımız «adam sen de!..» diye bükülüyor.

Baki, zamanı için:

Kadrini sengi musallada bilip ey Baki Durup el bağlıyanlar karşında yâr an saf

Demişti.. Devir ilerledi. Şimdi sengi mu­ sallada bile henüz anlıyamıyoruz. Ne ya­ zık!.

Dr. Ihsan Unaner

Referanslar

Benzer Belgeler

Uzun yıllardır bu konuda konuşan, yazan, düşünen ve tartı­ şan, hele bu yılın şubat ve mart aylarında Amerika’yı baştan ba­ şa dolaşıp Türk-Ermeni

Zeplin içindeki hidrojen, havadaki oksijenle tepkimeye girerek elektrik üretecek.. Hava gemisinin içindeki hidrojense yaln›zca yak›t

İÇLERİNDE “ Öğrenme aşkı” olan insan- lla r , ister düzenli bir eğitim döneminden geçsinler, ister geçmesinler, eninde so­ nunda muradlarına ererler,

— Beyoğlu, Galata, Süleymaniye, Kumkapı, Fener, Balat gibi henüz kentsel SİT niteliğini koruyan eski kentlerin oluşturulacak Büyük İstanbul Nazım İmar

[r]

Bu çalışmada sultan şairlerimizden olan III. Murat’ın “aşkam yine” redifli gazeli, geleneksel şerh yönteminin yanında yapısalcılık yöntemi ile

Şimdi borsanın gündeminde, yeni ve daha modern bir binaya taşınma, ta­ kas ve saklama merkezi kurma ve elek­ tronik sisteme geçiş vardı.. Bunlar için­ de

Şu günler geçecek, bir gün neslinden olan bir arkadaşın kalbini kıracak, bir gün hiç sevmediğin biri medhiyeni yanlış yapacak, ve sana hiçbir kaari hitap etmezken