T.C.
SELÇUK ÜNİVERSİTESİ
SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
ARKEOLOJİ ANABİLİM DALI
PROTOHİSTORYA VE ÖNASYA ARKEOLOJİSİ
BİLİM DALI
ANADOLU’DA KALKOLİTİK ÇAĞ KABARTMA BEZEMELİ
SERAMİK GELENEĞİ
YÜKSEK LİSANS TEZİ
Danışman
Prof. Dr. Ahmet ÜNAL
Hazırlayan
Kemal ATAK
ÖZET
ANADOLU’DA KALKOLİTİK ÇAĞ KABARTMA BEZEMELİ SERAMİK GELENEĞİ
Kemal ATAK
Yüksek Lisans Tezi, Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Danışman: Prof. Dr. Ahmet ÜNAL
Bu çalışma Anadolu’da Kalkolitik Çağ’da kabartma bezemeli seramik geleneğinin ayrıntılı bir biçimde ele alınması ve geleneğin görüldüğü merkezlerden yola çıkılarak bölgeler arasındaki kültürel etkileşim ile benzer örnek yayılımların karşılaştırılması amacıyla yapılmıştır. Bu geleneğin Anadolu’da Neolitik Dönem ve Tunç Çağı gibi Kalkolitik’ten önce ve sonraki dönemler ile benzerliklerinin kısmi olarak gösterilmesi ve Kalkolitik Dönem’de geleneğin görüldüğü merkezlerle karşılaştırılması ile bunlar arasındaki ilişki yine bu amaç kapsamında yer almıştır. Konu kapsamında Anadolu’da 19 Kalkolitik merkez ele alınmıştır.
Sonuç olarak kabartma bezemeli kaplar, mekânlarda, kutsal mekânlarda/tapınak, işlik alanları ile ölü hediyesi olarak bırakılmış mezarlarda görülmüştür. Kabartmalı kaplar genelde tek renkte (siyah ya da kırmızı) açkılanmıştır, bazıları da birden çok renkte (siyah-kırmızı) açkılanmış şekilde görülmüştür. Kabartmalar; çanak, çömlek, vazo, kâse, küp gibi tüm ve parça kaplar üzerine bezenmiştir. Kabartmalarda insan ve çeşitli hayvan figürleri ile şekil ve sembollere rastlanmıştır. Anadolu’da Kalkolitik Çağ kabartma bezeme geleneğinin kökeni Neolitik Dönem’den itibaren bilindiği ve Tunç Çağı’nda da bu geleneğin sürdürüldüğü görülmüştür.
ABSTRACT
THE TRADITION OF POTTERY DECORATED WITH RELIEF IN CHALCOLITHIC IN ANATOLIA
Kemal ATAK
Master Thesis, Department of Protohistoria and Near Asia Archaeology Supervisor: Prof. Dr. Ahmet ÜNAL
This study has been done with the purpose of taking up comprehensively the tradition of pottery decorated with relief in Chalcolithic in Anatolia, and of comparing the cultural interraction between the regions with the similar spreadings by taking into consideration the centers which the tradition is observed. Partial expression the similarities of this tradition with Neolithic Age in Anatolia and the periods before and after Chalcolithic like the Bronze Age, and the comparing it with the centers which the tradititon is observed, and the relationship between them have taken place within the scope of this purpose. Nineteen centers (19) within the scope of this subject in Anatolia have been examined.
Consequantly, pots decorated with relief have been observed in spaces sacred spaces/temples, workroom place and in the tombs as the gift of dead people. These pots have mostly been explained in single color (black or red), some of them has been explained in multiple color (black-red). The relieves have been decoreted on broken and clean pots like pottery, vase, bowl and cube. There has been human and a variety of animal figures as well has shapes and symbols on the relieves. It has been observed that the derivation of the tradition of relief, decoration has been known from Neolithic Age and this tradition has been continueo on Bronze Age.
ÖNSÖZ
Geçmişin değerlendirilmesinde ve yorumlanıp anlaşılmasındaki temel öğe, kuşkusuz kültürel birikim ve bunun somut ifadesi durumundaki insan elinden çıkan sanat yapıtlarıdır. İnsanlar, kendi becerilerini doğanın gerçekliğinde ve bununla birlikte mitsel duygularla süsleyip bu sentez ışığında üretici rol üstlenmişler ve düşüncelerini yarattıkları bu maddi objeler yoluyla yansıtmaya çalışmışlardır. İnsan elinden çıkan eserler arasında seramiklerin, tarih öncesi çağlarda insan yaşamı, kültürü, teknolojik gelişimi ve tarihlendirme gibi bilgilerden yararlanılması açısından arkeoloji dünyası için önemli bir işlevi olmuştur. Bu çalışmamda Anadolu’da Kalkolitik Çağ içinde ele alınmış kabartma bezemeli seramikler, dönemin kültürel yapısı ile sanat anlayışını kısmen de olsa anlamamıza ve Anadolu’daki merkezlerin birbiriyle olan ilişkileri ile benzerliklerinin incelenmesinde önemli bir işlev görür.
Çalışmam sürecinde bana ilgi ve samimiyetini esirgemeyen ve bu konuyu seçmemde önemli ölçüde etken olan, dünyada sayılı Hititologlar’dan birkaçı içinde saygın bir yeri olan çok değerli danışman hocam Sayın Prof. Dr. Ahmet ÜNAL’a yürekten teşekkürümü sunmaktan kıvanç duyarım. Sıcak kişiliğiyle çalışmamda bana sürekli yol gösteren ve beni yönlendiren DTCF’nin çok değerli hocalarından Sayın Prof. Dr. Tayfun YILDIRIM hocama da içten teşekkürlerimi sunarım.
Literatür çalışmam sırasında bana sıcak ve yardımsever davranışlarını esirgemeyen A. M. Mansel Kütüphanesi ve Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi çalışanlarına teşekkürü bir borç bilirim. Yine çalışmam sırasında bana desteklerini esirgemeyen çok sevdiğim arkadaşım ve meslektaşım Hasan MENTEŞE’ye desteklerinden dolayı çok teşekkür ederim. Son olarak bana her zaman güvenen ve desteklerini esirgemeyen sevgili Ailem’e sonsuz teşekkürlerimi sunarım.
Kemal ATAK
Sayfa ÖZET ... i ABSTRACT ... ii ÖNSÖZ ... iii KISALTMALAR ... ix KAYNAKÇA ... xi I. BÖLÜM GİRİŞ 1.1.Amaç ... 1 1.2.Kapsam ... 1 1.3.Yöntem ... 1 II. BÖLÜM KALKOLİTİK 2.1.Kalkolitik Nedir? ... 3 2.2.Kalkolitik Çağ ... 3
2.2.1.Erken Kalkolitik Çağ ... 3
2.2.2.Orta Kalkolitik Çağ ... 5
2.2.3.Geç Kalkolitik Çağ ... 6
2.3.Kalkolitik Çağ’da Anadolu ... 9
2.3.1.Mimari ... 9 2.3.2.Madencilik ... 10 2.3.3.Tarım ve Hayvancılık ... 12 2.3.4.Ticaret ... 14 2.3.5.Seramik ... 16 III. BÖLÜM ANADOLU’DA KABARTMA SERAMİKLERİN FAZLA GÖRÜLDÜĞÜ KALKOLİTİK MERKEZLER 3.1.Alacahöyük ... 19
3.1.1.Konumu ve Yeri ... 19
3.1.2.Araştırma ve Kazı Tarihçesi ... 20
3.1.4.Mimarisi ... 21
3.1.5.Seramiği ... 22
3.1.6.Buluntuları ... 23
3.2.Büyük Güllücek ... 24
3.2.1.Konumu ve Yeri ... 24
3.2.2.Araştırma ve Kazı Tarihçesi ... 25
3.2.3.Tabakalanma ... 25 3.2.4.Mimarisi ... 25 3.2.5.Seramiği ... 26 3.2.6.Buluntuları ... 26 3.3.Hassek Höyük ... 27 3.3.1.Konumu ve Yeri ... 27
3.3.2.Araştırma ve Kazı Tarihçesi ... 27
3.3.3.Tabakalanma ... 27 3.3.4.Mimarisi ... 28 3.3.5.Seramiği ... 29 3.3.6.Buluntuları ... 29 3.4.İkiztepe ... 30 3.4.1.Konumu ve Yeri ... 30
3.4.2.Araştırma ve Kazı Tarihçesi ... 30
3.4.3.Tabakalanma ... 31 3.4.4.Mimarisi ... 32 3.4.5.Seramiği ... 34 3.4.6.Buluntuları ... 35 3.5.Kırklareli-Aşağı Pınar ... 35 3.5.1.Konumu ve Yeri ... 35
3.5.2.Araştırma ve Kazı Tarihçesi ... 36
3.5.3.Tabakalanma ... 36
3.5.5.Seramiği ... 39
3.5.6.Buluntuları ... 40
3.6.Kuruçay ... 41
3.6.1.Konumu ve Yeri ... 41
3.6.2.Araştırma ve Kazı Tarihçesi ... 42
3.6.3.Tabakalanma ... 42 3.6.4.Mimarisi ... 43 3.6.5.Seramiği ... 43 3.6.6.Buluntuları ... 44 3.7.Tepecik ... 45 3.7.1.Konumu ve Yeri ... 45
3.7.2.Araştırma ve Kazı Tarihçesi ... 46
3.7.3.Tabakalanma ... 46 3.7.4.Mimarisi ... 47 3.7.5.Seramiği ... 48 3.7.6.Buluntuları ... 49 3.8.Tepecik-Çiftlik ... 49 3.8.1.Konumu ve Yeri ... 49
3.8.2.Araştırma ve Kazı Tarihçesi ... 50
3.8.3.Tabakalanma ... 50 3.8.4.Mimarisi ... 51 3.8.5.Seramiği ... 52 3.8.6.Buluntuları ... 52 3.9.Tülintepe ... 53 3.9.1.Konumu ve Yeri ... 53
3.9.2.Araştırma ve Kazı Tarihçesi ... 54
3.9.3.Tabakalanma ... 55
3.9.4.Mimarisi ... 55
3.9.6.Buluntuları ... 56
IV. BÖLÜM KABARTMA BEZEMELİ SERAMİK GELENEĞİ 4.1.Alacahöyük ... 57 4.2.Alişar ... 59 4.3.Büyük Güllücek ... 60 4.4.Erzurum Karaz ... 61 4.5.Hacılar ... 63 4.6.Hassek Höyük ... 64 4.7.Höyücek ... 66 4.8.İkiztepe ... 68 4.9.Karain Mağarası ... 72
4.10.Kırklareli Höyüğü-Aşağı Pınar ... 73
4.11.Korucutepe ... 75 4.12.Kuruçay ... 75 4.13.Kül Höyük ... 78 4.14.Norşuntepe ... 79 4.15.Pılır ... 79 4.16.Tepecik ... 80 4.17.Tepecik-Çiftlik ... 81 4.18.Toptepe ... 84 4.19.Tülintepe ... 86 V. BÖLÜM KABARTMALARDA GÖRÜLEN FİGÜR SEMBOL VE ŞEKİLLER 5.1.Kabartmalarda Görülen Figürler ... 88
5.1.1.İnsan Figürü ... 88
5.1.2.Hayvan Figürü ... 90
VI. BÖLÜM SONUÇ VE DEĞERLENDİRME 6.1. SONUÇ ... 93 TERİMLER ... 98 TABLOLAR LEVHALAR LİSTESİ ÇİZİMLER LİSTESİ HARİTALAR LİSTESİ LEVHALAR ÇİZİMLER
Abb. : Abbildung
AST : Araştırma Sonuçları Toplantısı.
Cm. : Santimetre. Çev. : Çeviren. Çiz. : Çizim. Ed. : Editör. Fig. : Figür. İKÇ : İlk Kalkolitik Çağ. İTÇ : İlk Tunç Çağı. Km. : Kilometre. Krş. : Karşılaştırınız.
KST : Kazı Sonuçları Toplantısı.
Kz. : Karaz. Lev. : Levha. M. : Metre. M.Ö. : Milattan Önce. Mm. : Milimetre. M.S. : Milattan Sonra.
ODTÜ : Orta Doğu Teknik Üniversitesi.
OIP : Oriental Institute Publications.
Pl. : Plate.
Res. : Resim.
SKÇ : Son Kalkolitik Çağ.
Taf. : Tafel.
TTK : Türk Tarih Kurumu.
TT Kong. : Türk Tarih Kongresi.
TÜBA-AR : Türkiye Bilimler Akademisi Arkeoloji Dergisi.
Vd. : Ve devamı.
KAYNAKÇA
Akok, M. (1979). Alaca Höyük'te Son Dönem Arkeolojik Çalışmalarla Açıklığa Kavuşturulan Yapı Tekniği ve Mimari Gerçekler, VIII. TT Kong, 107-113. Alkım, U. B. (1981). 1980 Dönemi İkiztepe Kazısı, III. KST, Ankara, 25-29, Lev. X-XI. Alkım, U. B., Alkım, H., Bilgi, Ö. (1988). İkiztepe I: Birinci ve İkinci Dönem Kazıları,
1974-1975, TTK Yayınları, Ankara.
Alkım, U. B., Alkım, H., Bilgi, Ö. (2003). İkiztepe II: Üçüncü, Dördüncü, Beşinci, Altıncı, Yedinci Dönem Kazıları (1976-1980), TTK Yayınları, Ankara.
Alp, S. (1968). Zylinder und Stempelsiegel aus Karahöyük bei Konya, TTK, Ankara. Alp, S. (1992). Konya Karahöyük 1990 Kazısı, XIII. KST/I, Ankara, 313-317.
Balossi, F., Siracusano, G. (2003). Hayvancılık Son Kalkolitik Çağ İlk Tunç Çağı, Arkeoatlas: 2, 30-31.
Baltacıoğlu, H. (1997). Alacahöyük 1995 Yılı Kazıları, XVIII. KST/I, Ankara, 353-359. Behm-Blancke, M. R. (2003). Hassek Höyük, Arkeoatlas: 2, 27-29.
Bıçakçı, E., Faydalı, E. (2002). Tepecik-Çiftlik 2000 Yılı Çalışmaları, 23. KST/2, Ankara, 29-38.
Bıçakçı, E., Altınbilek, Ç., Faydalı, E. (2003). Tepecik-Çiftlik 2001 Yılı Çalışmaları, 24. KST/1, Ankara, 397-404.
Bıçakçı, E., Altınbilek, Ç., Faydalı, E. (2006). Tepecik-Çiftlik 2004 Yılı Çalışmaları, 27. KST/1, Ankara, 219-228.
Bıçakçı, E., Altınbilek Algül, Ç., Balcı, S., Godon, M. (2007). Tepecik-Çiftlik, Türkiye’de Neolitik Dönem, Yeni Kazılar, Yeni Bulgular, M. Özdağan-N. Başgelen (yay.), Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul, 237-253.
Bıçakçı, E., Açıkgöz, F., Yıldırım Balcı, S., Altunbilek Algül, Ç. (2008). Tepecik-Çiftlik 2006 Yılı Çalışmaları, 29. KST/1, Ankara, 483-496.
Bıçakçı, E., Balcı, S., Altunbilek Algül, Ç. (2009). Tepecik-Çiftlik 2007 Yılı Çalışmaları, 30. KST/4, Ankara, 205-218.
Bilgi, Ö. (1982). 1981 Dönemi İkiztepe Kazıları, IV. KST, Ankara, 49-54.
Bilgi, Ö. (1991). İkiztepe Kazılarının 1989 Dönemi Sonuçları ve Restorasyon Çalışmaları, XII. KST/I, Ankara, 241-246.
Bilgi, Ö. (1993). İkiztepe Kazılarının 1991 Dönemi Sonuçları ve Restorasyon Çalışmaları, XIV. KST/I, Ankara, 199-211.
Bilgi, Ö. (1995). İkiztepe Kazılarının 1993 Dönemi Sonuçları, XVI. KST/I, Ankara, 141-160.
Bilgi, Ö. (1998). İkiztepe Kazısı 1996 Dönemi Sonuçları, XIX. KST/I, Ankara, s. 323-356.
Bilgi, Ö. (1999). İkiztepe Kazısı 1997 Dönemi Sonuçları, XX. KST/I, Ankara, 485-505. Bilgi, Ö. (2000). İkiztepe Kazısı 1998 Sonuçları, 21. KST/1, Ankara, 381-396.
Bilgi, Ö. (2001). Protohistorik Çağ’da Orta Karadeniz Bölgesi Madencileri, Task Vakfı Yayınları. İstanbul.
Bilgi, Ö. (2007). İkiztepe Pişmiş Toprak Aplike Boğabaşı Betimlemeleri, Refik Duru’ya Armağan, Studies in Honour of Refik Duru, Gülsüm Umurtak, Şevket Dönmez, Aslıhan Yurtsever (yay.), Ege Yayınları, İstanbul, 127-130.
Braidwood, R., Braidwood, L. (1960). Excavations in The Plain of Antioch, Vol. I, University of Chicago Press, Chicago.
Brandt, R. W. (1978). The Chalcolithic pottery. Studies in Ancient Civilization, Korucutepe II, Ed. Maurits N. van in Loon, Ph. D., Oxford, 57-60.
Collon, D. (1987). First İmpressions: Cylinder Seals in the Ancient Near East, British Museum Publications, London.
Çınaroğlu, A., Genç, E. (2000). Alaca Höyük 1998 Yılı Kazı Çalışmaları, 21. KST/I, Ankara, 327-330.
Çınaroğlu, A., Çelik, D. (2007). 2005 Yılı Alaca Höyük Kazısı, 28. KST/2, Ankara, 305-316.
Çiğdem, S., Can, B. (2005). Erzurum Müzesi’nde Bulunan Tarım Aletleri Işığında Geç Kalkolitik ve Tunç Çağlarında Bölgedeki Tarımsal Aktiviteler, Anadolu / Anatolia 29, Işın Yalçınkaya (ed.), Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Yayınları, 13-27.
Çilingiroğlu, A., Çilingiroğlu, Ç. (2007). Ulucak, Türkiye’de Neolitik Dönem, Yeni Kazılar, Yeni Bulgular, M. Özdağan-N. Başgelen (yay.), Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul, 361-372.
Di Nocera, G. M., Palmieri, A. (2003). Doğu Anadolu Madenciliği, Arkeoatlas: 2, 36-39. Di Nocera, G. M., Hauptmann, A., Palmieri, A. M. (2004). I metalli della Tomba Reale e
la metallurgia agli albori del III millennio. Arslantepe, la collina dei leoni, Ed. Marcella Frangipane, Electa, Milano, 123-143.
Dinçol, A. M. (1982). Görsel Anadolu Tarihi Ansiklopedisi, Anadolu Uygarlıkları, Görsel Yayınlar, İstanbul, 11-138.
Duru, R. (1979). Keban Projesi Değirmentepe Kazısı, 1973, TTK Basımevi, Ankara. Duru, R. (1980). Kuruçay Höyüğü 1979 Çalışma raporu, İstanbul Üniversitesi Edebiyat
Fakültesi, İstanbul.
Duru, R. (1986). Kuruçay Höyüğü Kazıları 1985, VIII. KST/I, Ankara, 75-80.
Duru, R. (1990). Kuruçay Höyüğü Kazıları, 1988 Çalışma Raporu, XI. KST/I, Ankara, 81-90.
Duru, R. (1994). Kuruçay Höyük I: 1978-1988 Kazılarının Sonuçları, Neolitik ve Erken Kalkolitik Çağ Yerleşmeleri, TTK Basımevi, Ankara.
Duru, R. (1996). Kuruçay Höyük II: 1978-1988 Kazılarının Sonuçları, Geç Kalkolitik ve İlk Tunç Çağı Yerleşmeleri, TTK Basımevi, Ankara.
Duru, R. Umurtak, G. (2005). Höyücek 1989-1992 Yılları Arasında Yapılan Kazıların Sonuçları, TTK, Ankara.
Duru, R. (2007). Göller Bölgesi Neolitiği: Hacılar-Kuruçay Höyüğü, Höyücek-Bademağacı Höyüğü, Türkiye’de Neolitik Dönem, Yeni Kazılar, Yeni Bulgular, M.Özdoğan-N. Başgelen (yay.), Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul, 331-360.
Efe, T., Ay, D. M. (2000). Early Age I Pottery from Küllüoba Near Seyitgazi, Eskişehir, Anatolia antiqua (Eski Anadolu) VIII, Institut Français D’etudes Anatoliennes-Georges Dumezil, De Baccard, İstanbul, 1-87.
Engin, A. (2006). M.Ö. 3. Binde Orta Fırat Bölgesi’nde Çizi/Kazıma, Baskı, Kabartma Bezekli Seramik Geleneği, Hayat Erkanal’a Armağan; Kültürlerin Yansıması/Studies in Honor of Hayat Erkanal; Cultural Reflections, 317-325. Esin, U. (1974). Tepecik Kazısı, 1971. Keban Projesi 1971 Yılı Çalışmaları, Keban Projesi
ODTÜ Yayınları, Ankara, 109-121..
Esin, U. (1976a). Tepecik Kazısı, 1972. Keban Projesi 1972 Yılı Çalışmaları, Keban Projesi ODTÜ Yayınları, Ankara, 101-108.
Esin, U. (1976b). Tülintepe Kazısı, 1972. Keban Projesi 1972 Yılı Çalışmaları, Keban Projesi ODTÜ Yayınları, Ankara, 119-133.
Esin, U. (1979). Tepecik Kazısı, 1973. Keban Projesi 1973 Çalışmaları, Keban Projesi ODTÜ Yayınları, Ankara, 79-94.
Esin, U. (1982). Tepecik Kazısı, 1974. Keban Projesi 1974-1975 Yılı Çalışmaları, Keban Projesi ODTÜ Yayınları, Ankara, 71-93.
Esin, U., Harmankaya, S. (1991). İkizhöyük (Kuluşağı, Malatya) Kurtarma Kazısı, XII. KST/I, 325-344.
Frangipane, M. (1993). Arslantepe-Melid-Malatya, Arslantepe, Hierapolis, Iasos, Kyme, Türkiye’deki İtalyan Kazıları, çev. Erendiz Özbayoğlu, Ankara, 31-69.
Frangipane, M. (2002). Yakındoğu’da Devletin Doğuşu, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul.
Frangipane, M. (2003a). Doğu Anadolu: Son kalkolitik Çağ, Arkeoatlas: 2, 12-29.
Frangipane, M. (2003b). Çanak Çömleğin Seri Üretimi: Son Kalkolitik Çağ, Arkeoatlas: 2, 40-41.
Garstang, J. (1953). Prehistoric Mersin Yumuktepe in Southern Turkey, Oxford.
Ghirshman, MM. R., Salles, G. (1966). Tchoga Zanbil (Dur-Untash) La Ziggurat, Vol. I MDP 39, Paris.
Ghirshman, MM. R. (1968). Tchoga Zanbil (Dur-Untash) Temenos, Temples, Palais, Tombes, Vol. II MDP 40, Paris.
Harmankaya, S., Tanındı, O., Özbaşaran, M. (1998). TAY - Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri-3: Kalkolitik, Ege Yayınları, İstanbul.
Harmankaya, S. (1998). Türkiye Kalkolitik Araştırmaları Üzerine Bir Değerlendirme, Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri-3, Ege Yayınları, İstanbul.
Hauptmann, H. (1976). Norşun Tepe Kazıları, 1972, Keban Projesi 1972 Yılı Çalışmaları, Keban Projesi ODTÜ Yayınları, Ankara, 41-59.
Hauptmann, H. (1982). Norşuntepe Kazıları, 1974, Keban Projesi 1974-1975 Çalışmaları, Keban Projesi ODTÜ Yayınları, Ankara, 13-40.
Hauptmann, H. (2003). Norşuntepe, Arkeoatlas: 2, 22-24.
Hauptmann, H. (2007). Nevali Çöri ve Urfa Bölgesinde Neolitik Dönem, Türkiye’de Neolitik Dönem, Yeni Kazılar, Yeni Bulgular, M.Özdoğan-N. Başgelen (yay.), Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul, 131-152.
Helwing, B. (2002). Hassek Höyük II: Die Spatchalkolithische Keramik, Tubingen: Ernst Wasmuth.
Kelly-Buccellatı, M. (1978). The Early Bronze Age pottery, Studies in Ancient Civilization, Korucutepe II, Ed. Maurits N. van in Loon, Ph. D., Oxford, 67-88. Korfmann, M. (1999). 1997 Troia Kazıları, XX. KST/I, Ankara, 357-370.
Korfmann, M. (2001). Tarih Öncesi Yerleşim Yeri, Hisarlık Tepesi, Düş ve Gerçek: Troia, Homer Kitabevi, İstanbul, 347-354.
Koşay, H. Z., Akok, M. (1948). Büyük Güllücek Araştırmaları Üzerine İlk Rapor, Belleten XII/46, Ankara, 471-485.
Koşay, H. Z. (1951). TTK Tarafından Yapılan Alaca Höyük Kazısı, 1937-1939’daki Çalışmalara ve Keşiflere ait İlk Rapor, TTK Basımevi. Ankara.
Koşay, H. Z., Akok, M. (1957). TTK Tarafından Yapılan Büyük Güllücek Kazısı, 1947-1949’daki Çalışmalar Hakkında İlk Rapor, TTK Yayınları, Ankara.
Koşay, H. Z., Turfan, K. (1959). Erzurum-Karaz Kazısı Raporu, Belleten XXIII/91, Ankara, 349-384.
Koşay, H. Z., Akok, M. (1966). Alacahöyük Kazısı 1940-1948’deki Çalışmalara ve Keşiflere Ait İlk Rapor, TTK Basımevi. Ankara.
Koşay, H. Z. (1971). Pulur (Sakyol) Kazısı, 1969, 1969 Keban Projesi Çalışmaları, ODTÜ Keban Projesi Yayınları, Ankara, 99-101.
Koşay, H. Z. (1976). Keban Projesi Pulur Kazısı 1968-1970, ODTÜ Keban Projesi Yayınları, Ankara.
Mellaart, J. (1962). Excavations at Çatal Höyük-First Preliminary Report, 1961, Anatolian Studies 12, 41-65.
Mellaart, J. (1967). Çatalhöyük, A Neolithic Town in Anatolia, Thames and Hudson, London.
Mellaart, J. (1970). Exavations at Hacılar I, II, The British İnstitute of Archaeology at Ankara, Edinburgh.
Mellink, M. J. (1987). Work At Elmalı And Semayük-Karataş, 1986, IX. KST/II, Ankara, 21-25.
Moscati, S. (1985). Mezopotamya Sanatını Tanıyalım,. Ceyhun Çalıklar (çev.), İnkılâp Kitabevi, İstanbul.
Ökse, A. T. (2003). Kalkolitik Çağda Sivas Bölgesi, Ufuk Esin’e Armağan, Köyden Kente Yakındoğu’da İlk Yerleşimler, M. Özdoğan-H. Hauptmann-N. Başgelen (yay.), Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul, 171-197.
Özdoğan, E., Schwarzberg, H., Özdoğan, M., Parzinger, H., Güldoğan, E. (2008). 2006 Kırklareli Höyüğü Çalışmaları, 29. KST/I, 39-58.
Özdoğan, E., Schwarzberg, H., Özdoğan, M. (2010). Kırklareli Höyüğü 2008 Yılı Çalışmaları, 31. KST/2, Ankara, 357-374.
Özdoğan. M., Özbaşaran, Özbaşaran-Dede, N. (1990). 1989 Yılı Toptepe Kurtarma Kazısı, Arkeoloji ve Sanat 46/49, 2-23.
Özdoğan, M. (1991). 1989 Yılı Marmara Bölgesi Araştırmaları ve Toptepe Kazısı, XII. KST /I, Ankara, 345-375.
Özdoğan, M., Parzinger, H. (1995). Kırklareli Höyüğü 1993 Yılı Kazısı, XVI. KST/I, Ankara, 43-68.
Özdoğan, M., Parzınger, H., Karul, N. (1997). Kırklareli Höyüğü 1995 Yılı Kazısı, XVIII. KST/I, Ankara, 53-80.
Özdoğan, M., Parzınger, H., Karul, N. (1999). Kırklareli Höyüğü 1997 Yılı Kazısı, XX. KST/I, Ankara, 139-164.
Özdoğan, M., Karul, N., Ayhan, A. (2002a). Kırklareli Höyüğü 2000 Yılı Kazısı, 23. KST/2, 307-314.
Özdoğan, M. (2002b). Köyden Kente Kalkolitik Çağ, Arkeoatlas: 1, 110-129.
Özdoğan M., Karul, N., Özdoğan, E. (2005). Kırklareli Höyüğü 2003 Yılı Kazıları, 26. KST/1, Ankara, 321-332.
Özdoğan, M., Parzinger, H., Özdoğan, E., Schwarzberg, H. (2009). Kırklareli Höyüğü Aşağı Pınar Kazısı 2007 Yılı Çalışmaları, 30. KST/2, 233-248.
Özgüç, T. (1979). Asur Ticaret Kolonileri Çağı’na Ait İnsan Biçimli Kap, Belleten XLIII/170, Ankara, 261-266
Özgüç, T. (1986). Kültepe-Kaniş II, Eski Yakındoğunun Ticaret Merkezi’nde Yeni Araştırmalar, TTK Basımevi, Ankara.
Özgüç, T. (1988). İnandıktepe, Eski Hitit Çağı’nda Önemli Bir Kült Merkezi, TTK Basımevi, Ankara.
Özkaya, V., San, O. (2007). Körtik Tepe: Bulgular Işığında Kültürel Doku Üzerine İlk Gözlemler, Türkiye’de Neolitik Dönem, Yeni kazılar, Yeni Bulgular, M. Özdaoğan-N. Başgelen (yay.), Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul, 21-36. Öztan, A. (2002). Köşk Höyük: Anadolu Arkeolojisine Yeni Katkılar, TÜBA-AR 5: 55-69. Öztan, A., Özkan, S. (2003). Çizi ve Nokta Bezekli Köşk Höyük Seramikleri, Ufuk Esin’e
Armağan, Köyden Kente Yakındoğu’da İlk Yerleşimler II, M. Özdoğan-H. Hauptmann-N. Başgelen (yay.), Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul, 447-458.
Öztan, A., Özkan, S., Erek, C. M., Faydalı, E. (2006). 2004 Yılı Köşk Höyük Kazıları, 27. KST/1, Ankara, 379-392.
Öztan, A. (2007a). Köşk Höyük: Niğde-Bor Ovası’nda Bir Neolitik Yerleşim, Türkiye’de Neolitik Dönem, Yeni Kazılar, Yeni Bulgular, M.Özdoğan-N. Başgelen (yay.), Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul, 223-235.
Öztan, A. (2007b). Yeni Bir Tanrı Kabartması Işığında Köşk Höyük Kabartmalı Vazolarında Sembolizm, Refik Duru’ya Armağan, Studies in Honour of Refik Duru, Gülsüm Umurtak, Şevket Dönmez, Aslıhan Yurtsever (yay.), Ege Yayınları, İstanbul, 69-73.
Parzinger H., Schwarzberg H. (2005). Aşağı Pınar II Die mittel-und Spätneolithische Keramik, Mainz, 2005.
Rosenberg, M. (2007). Hallan Çemi, Türkiye’de Neolitik Dönem, Yeni Kazılar, Yeni Bulgular, M.Özdoğan-N. Başgelen (yay.), Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul, 1-11.
Saltuk, S. (1993). Arkeoloji Sözlüğü, (4. Baskı), İnkılâp Kitabevi, İstanbul.
Savaş, Ö. (2006). Çivi Yazılı Belgeler Işığında Anadolu’da M.Ö. 2. Bin Yılında Madencilik ve Maden Kullanımı, TTK Yayınları, Ankara.
Schmidt, H. (1943). Tell Halaf, Band I: Die Prähistorischen Funde, Berlin.
Schmidt, K. (2007). Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı: Göbekli Tepe. En Eski Tapınağı Yapanlar, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul.
Schmidt, K. (2008). Göbekli Tepe 2006 Yılı Kazısı, 29. KST/2, Ankara, 417-428.
Schwarzberg, H. (2006). Figurale Ständer-Sozialkeramik Des Frühen Neolithikums Aus Kırklareli-Aşağı Pınar, Turkisch-Thrakien, TÜBA-AR 9: 97-124. Seeher, J. (1987). Antalya Yakınlarında Karain Mağarasındaki Kalkolitik Çağ
Buluntuları, V. Araştırma Sonuçları Toplantısı (AST) II, Ankara, 221-238. Seeher, J. (2000). Die Bronzezeituche Nekropole Von Demircihüyük-Sarıket, Ernst
Waswuth Verlag Tubingen.
Sevin, V. (2003). Anadolu arkeolojisi, Der Yayınları. İstanbul.
Silistreli, U. (1989a). Köşkhöyük’te Bulunan Kabartmalı İnsan ve Hayvan Figürleriyle Bezeli Vazolar, Belleten LIII/206, Ankara, 361-374.
Silistreli, U. (1989b). Köşk Höyük Figürin ve Heykelcikleri, Belleten LIII/207-208, Ankara, 497-504.
Silistreli, U. (1990). 1988 Köşk Höyük Kazısı, XI. KST/I, Ankara, 91-97. Sipahi, T. (2006). 2004 Yılı Fatmaören Kazısı, 27. KST/1, Ankara, 445-456.
Strommenger, E. (1962). Fünf Jahrtausende Mesopotamien, Hirmer Verlag, Munchen. Ünal, A. (2003). Hititler Devrinde Anadolu II, Nezih Başgelen (yay.), Arkeoloji ve Sanat
Yayınları, İstanbul.
Ünal, A. (2005). Hititler Devrinde Anadolu III, Nezih Başgelen (yay.), Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul.
von der Osten, H. H. (1937a). The Alishar Hüyük Seasons Of 1930-32, Part I, OIP XXVIII, The University of Chicago Press, Chicago.
von der Osten, H. H. (1937b). The Alishar Hüyük Seasons Of 1930-32, Part II, OIP XXIX, The University of Chicago Press, Chicago.
Yener, K. A. (2006). Aççana Höyüğü 2004 Yılı Kazı Sonuçları, 27. KST/1, Ankara, 37-46.
Yıldırım, R. (2004). Uygarlık Tarihine Giriş/İlkçağ Tarih ve Uygarlıkları, Asil Yayıncılık, Ankara.
http://turkiyekulturportali.gov.tr/Sayfalar/Arkeoloji/EskiAnadoluUygarliklari/KalkolitikCa gTas-MadenCagi/YerlesimlerveMimari.aspx Erişim Tarihi: 15.06.2011.
http://www.tayproject.org/TAYages.fm$Retrieve?CagNo=123&html=ages_detail_t.html&l ayout=web Erişim Tarihi: 16.06.2011.
http://www.tayproject.org/TAYages.fm$Retrieve?CagNo=1421&html=ages_detail_t.html &layout=web Erişim Tarihi: 18.06.2011.
http://www.tayproject.org/TAYages.fm$Retrieve?CagNo=122&html=ages_detail_t.html&l ayout=web Erişim Tarihi: 20.06.2011.
http://www.tayproject.org/TAYages.fm$Retrieve?CagNo=246&html=ages_detail_t.html&l ayout=web Erişim Tarihi: 20.06.2011.
http://www.tayproject.org/TAYages.fm$Retrieve?CagNo=2917&html=ages_detail_t.html &layout=web Erişim Tarihi: 25.06.2011.
http://www.tayproject.org/TAYages.fm$Retrieve?CagNo=3035&html=ages_detail_t.html &layout=web Erişim Tarihi: 25.06.2011.
http://www.tayproject.org/TAYages.fm$Retrieve?CagNo=1286&html=ages_detail_t.html &layout=web Erişim Tarihi: 15.03.2012.
I. BÖLÜM GİRİŞ 1.1. Amaç
Bu tez araştırmasının amacı Anadolu’da Kalkolitik Çağ’da kabartma bezemeli seramik geleneğinin ayrıntılı bir biçimde ele alınması ve bu geleneğin görüldüğü merkezlerden yola çıkılarak bölgeler arasındaki kültürel etkileşim ile benzer örnek yayılımların karşılaştırılmasıdır. Bu bilgiler ışığında kabartmalı seramik geleneğinin Anadolu’da Neolitik Dönem ve Tunç Çağı gibi Kalkolitik’ten önce ve sonraki dönemler ile benzerliklerinin kısmi olarak ele alınması ve Kalkolitik Dönem’de bu geleneğin görüldüğü merkezler arasında karşılaştırma yapılarak bunlar arasındaki ilişkiler yine bu amaç kapsamında yer almıştır. Ayrıca az da olsa kabartmalarda işlenen konular üzerinden dönemin dinsel, gündelik yaşam, fauna ve modası hakkında bilgi sağlanması amaçlanmıştır.
1.2. Kapsam
Konu kapsamında Anadolu’da yer alan Kalkolitik Çağ yerleşimlerinde ele geçen kabartma bezemeli seramikler incelenmistir. Kabartma bezemeli seramik geleneğinin daha iyi anlaşılabilmesı için Kalkolitik Çağ’daki kabartmalı seramik geleneğinin kapsamı dışında kalan Anadolu’daki Neolitik ve Tunç çağlarında görülen kabartmalı seramikler de yüzeysel olarak bu kapsamın içinde değerlendirilmiştir. Ayrıca farklı sanat alanlarındaki arkeolojik objeler ile bu dönemin kabartmalı seramikleri üzerindeki figür, şekil ve semboller karşılaştırılmıştır.
1.3. Yöntem
Araştırma kapsamına giren başlıklar altı ana bölüme ayrırılıp değerlendirilmiştir. Birinci bölümü giriş bölümü oluşturmuştur. İkinci bölümde, konu kapsamında yer alan Kalkolitik Çağ ile Anadolu’nun bu çağdaki mimarisi, madenciliği, tarım ve hayvancılığı, ticaret ve seramiği hakkında genel bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde, Anadolu’da Kalkolitik Çağ’da kabartma bezemeli seramiklerin fazla görüldüğü merkezler tanıtılıp bunlar hakkında genel bilgiler verilmiştir.
Tezin temel konusu, dördüncü bölümde ele alınmıştır. Bu bölümde Kalkolitik Çağ’da yaratılan kabartma bezemeli seramik geleneği ile bu kapların Anadolu’da görülen merkezler ışığında değerlendirilmesi yer almıştır. Beşinci bölümde ise seramikler üzerinde görülen kabartma bezemeli figürler ile sembol ve şekiller ele alınmıştır. Bu bölümde kabartmalı seramiklerde görülen figür, sembol ve şekiller; resim, heykel, mühür gibi farklı sanat dallarındaki figür, sembol ve şekilerle, karşılaştırma yöntemiyle ilişkilendirilmeye çalışılmıştır.
Daha sonra tez çalışmasına altıncı ve son bölümde, değerlendirme ve sonuç kısmıyla devam edilmiştir. Levhalar, çizimler ve haritalar listesi yapılmış, levha ve çizim listesinde; levha/çizim numarası, bulunduğu yer ve kaynakça verilmiştir. Tablo çalışmasıyla devam edilmiştir. Tabloda seramikler üzerinde görülen sembol, şekil ve figürlerin merkezlere dağılımı gösterilmiştir. Son aşamada ise levha ve çizim çalışması ile tez görsel yönden desteklenmeye çalışılmıştır.
Bu tez çalışması sürecinde Selçuk Üniversitesi Merkez Kütüphanesi, Arif Müfit Mansel Kütüphanesi, Ankara Milli Kütüphane ve Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi’ndeki kaynaklardan yararlanılmıştır.
II. BÖLÜM KALKOLİTİK 2.1. Kalkolitik Nedir?
Kalkolitiğin kelime anlamı Yunanca’dan khalkos (Bakır) ve lithos (Taş) sözcüklerinden türetilmiştir. Dönemin adına da “Kalkolitik Çağ” denilmiştir. Bakır – Taş Çağı adı verilen bu sürece İleri Üretici Dönem ya da Gelişkin Köy Dönemi gibi adlar da verilmesi uygun düşebilir1
.
2.2. Kalkolitik Çağ
Kalkolitik Çağ; genel olarak Erken, Orta ve Geç olmak üzere 3 ana bölümde incelenmektedir. M.Ö. 5500-3000 tarihini kapsamaktadır. Erken Kalkolitik Dönem (M.Ö. 5500-4500), Orta Kalkolitik Dönem (M.Ö. 4500-4000), Geç Kalkolitik Dönem (M.Ö. 4000-3000) olarak ele alınır2.
2.2.1. Erken Kalkolitik Çağ
Erken Kalkolitik Çağ’da nüfusun ve buna koşut olarak yerleşim yerlerinin sayısında bir artış görülmektedir. Anadolu’nun topografik yapısıyla ilişkili olarak yine farklı kültür bölgeleri şu şekilde sıralanmaktadır: Trakya ve Kuzeybetı Anadolu, Göller Bölgesi, Konya Ovası, Çukurova, Doğu ve Güneydoğu Anadolu. Bu dönemin mimarisi dörtgen planlı ağaç dikme, dal örgü ve çamur sıvalı olup ayrı evlerde oturulmaktaydı. Giderek bir köy ya da kasaba görünümünü kazanmış ve taşlarla desteklenmiş ahşap bir savunma duvarı ve hendekle kuşatılmıştı. Bu alanın içinde düzenli sıralar halinde tek ya da iki odalı bağımsız ahşap yapılar bulunmaktaydı3
. Ana Tanrıça yontucukları Geç Neolitik Çağ’daki benzerlerine göre tek düze ve daha az yaratıcı görünümdedir. Ana Tanrıça’nın bir çocuk ya da hayvanlarla birlikte gösterildiği figürinler tümüyle son bulmuştur. Hayvan biçimli kapların yapımı sürmektedir, çanak çömlekler çok ve tek renkli olmak üzere iki büyük kümeye ayrılır. Biçimleri açısından birbirlerinden farklı olmayan bu iki türden ilk
1 Sevin 2003: 78. 2
Saltuk 1997: 227.
gruptakiler, iyi açkılı açık renk zemine koyu kırmızı ya da kahverengi bezemeleriyle yalnızca Anadolu’nun değil tüm Yakın Doğu ve Ege dünyasının en özgün çanak çömlekleri arasındadır4
. Dönemin ilerleyen aşamalarında bölgenin güney kesimleri giderek Çukurova ve Güneydoğu Anadolu ile birlikte, Kuzey Suriye ve Mezopotamya’dan kimi etkiler almaya başlar. Bu yeni süreç Halaf ve Obeid olmak üzere birbirini izleyen iki ana evreye ayrılmaktadır. VI. bin yılın ortalarıyla V. bin yılın başlarına (5600-5500) tarihlenen Halaf Kültürü Yakın Doğu’nun en gelişmiş boyalı çömlekçilik geleneğine sahip kültürlerinden biridir. Adını Suriye-Türkiye sınırındaki Resül-Ayn yakınında bulunan Halaf Höyüğü’nden (Tell Halaf) alan bu Kalkolitik kültürün ana vatanının batıda Fırat’ın kollarından Belih ve Habur vadileriyle doğuda Musul’un kuzeyindeki Dicle Havzası arasındaki sahada olduğu anlaşılmaktadır5
.
Cezire’nin tümünde ve çevresindeki topraklarda kültürel bakımdan birbirleriyle sıkı bağlantılı gruplar vardır. Halaf Kültürü denilen şeyi oluşturan bu gruplardır. Bu kültür, kendinden önceki daha dağınık ve daha az bütünlük gösteren görünümlerin üzerine biner ve geniş bir yörede onların yerini alır. Söz konusu yöre, Akdeniz kıyısına çok yakın bir yerde bulunan Kuveyk Vadisi’nden Dicle Vadisi ve Zagros Dağları’nın batı yamacına, Doğu Anadolu dağlarından Suriye-Irak bozkırının güney sınırına kadar uzanır6
. Halaf Kültürü’nün mimarisi, çembersel yapı tipi şeklindedir, bu döneme özgüdür. Bu yapı biçiminin basit ve karmaşık olanı da görülür. Genellikle dikdörtgen biçiminde bir antişambr yani ön oda bulunur, bu yapıya anahtar görünümü verir. Planı bir giriş dromosuna sahip tholoi planına benzeyen bu ön oda, o dönemin çembersel yapılarına genellikle tholoi denilmesine yol açmıştır. Bu dönemin bu yapı tipinden başka bir de dikdörtgen (megaron) yapılar da vardır7
. Son yapılan araştırmalarda, kubbeli yapıların gerçekten de Halaf’ın tek bir mimari öğesi olmadığı, dörtgen yapıların da kültürün son evresinde, yuvarlaklara nazaran daha fazla tercih edildiği anlaşılmıştır8
.
Bu dönemde Anadolu’da ön plana çıkan başlıca merkezler: Kırklareli-Aşağıpınar Höyüğü, Ilıpınar, Hacılar, Kuruçay, Canhasan I, Batı Çatalhöyük, Çavi Tarlası, Nevali Çori’nin geç tabakaları, Turluhöyük, Korucutepe, Tülintepe, Samsat, Yumuktepe, Değirmentepe’dir. 4 Sevin 2003: 82. 5 Sevin 2003: 90. 6 Frangipane 2002: 86. 7 Frangipane 2002: 91-93. 8 Harmankaya 1998: 10.
2.2.2. Orta Kalkolitik Çağ
Bu dönemde, Obeid Kültürü’nün ortaya çıktığı görülmektedir. Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde, Halaf kültür öğeleri ile Obeid kültür öğelerinin beraber görüldüğü dönem Halaf-Obeid geçiş dönemi olarak adlandırılmaktadır. Obeid çanak çömleği Anadolu’ya, Güney Mezopotamya’da yaşayan topluluklar tarafından getirilmiştir. Bu topluluklar Doğu Akdeniz’den Doğu Anadolu’ya kadar olan çok geniş bir alanda M.Ö. 5. bin yılın ilk yarısından, M.Ö. 4. bin yılın başına kadar uzanan bir sürede yerleşmişler, kendi kültür kimliklerini burada oturanlara kabul ettirmişlerdir. Obeid kültürünün Anadolu dışında, kuzeyde Azerbaycan, doğuda İran, batıda Doğu Akdeniz hatta İç Anadolu, güneyde Umman Körfezi’ne kadar çok geniş bir alana yayıldığı saptanmıştır. Obeid kültürü kendi içinde 4 evreye ayrılmaktadır. Ama bu evrelerin Anadolu’ya uygulanması araştırmaların yetersizliğinden dolayı çok erken ise de Obeid 3. ve 4. evrelerinin Anadolu ve yakın çevresinde olduğu şimdilik ileri sürülmektedir. Obeid topluluklarının yerleşme düzenleri ile ilgili bilgiler çok azdır. Özellikle Toros Dağları’nın güneyindeki kuşakta, Doğu Anadolu’da çok sayıda Obeid Dönemi yerleşmesi bulunmaktadır. Güneyde yapılan kazılarda Yumuktepe haricinde, Obeid Dönemi tabakalarına çok küçük alanlarda inilmesinden dolayı gerek yerleşim düzenleri gerek mimarileri konusunda bir bilgi edinmek mümkün olamamıştır. Buna karşılık Doğu Anadolu bu konuda Güneydoğu Anadolu’ya nazaran daha fazla bilgi kazandırmıştır. Tülintepe, büyük bir tahribat sonucunda üstündeki daha geç dönem tabakalarının yok olması ile Halaf-Obeid geçişi dönemi mimarisini en mükemmel sunan bir yerleşme olma hüviyetini taşımaktadır. Malatya Değirmentepe ve Elazığ Norşuntepe höyüklerinde Obeid Dönemi yerleşiklerinin kerpiç mimaride ne kadar usta olduklarını gösteren dörtgen planlı evler ortaya çıkmıştır. Norşuntepe’ye nazaran daha geniş alanda açılabilen Değirmentepe’de merkezi bir oda çevresinde yer alan çok odalı kanatlardan oluşan, birbirine bitişik yapı birimleri bulunmaktadır. Değirmentepe mimarisi ile Anadolu’daki tüm Obeid mimarisinin aynı planda yapıldığını söylemek olanaksızdır. Anadolu’da bu yerleşmeler dışında büyük bir Obeid merkezinin henüz kazılmamış olması büyük bir eksikliktir. Son yıllarda, Obeid Dönemi anıtsal mimarisini bünyesinde bulunduran Yumuktepe’deki kazıların tekrar başlayışı sevindirici olmuştur. Özellikle Toroslar’ın güneyi, olasılıkla ticari zenginlikten dolayı kuzeye nazaran daha mükemmel mimari verecek durumdadır. Yeni tip çanak çömlekte açık renkli bir kilden, bitki, kum, kireç ve mineral katkılı bir hamur görülmektedir. Hamur, çoğunlukla yeşilimsi, daha az olarak kırmızımsı ve devetüyü renklerdedir. Genellikle elde şekillendirilmiş olan bu
mallarda, dönemin sonuna doğru bazı biçimlerin yavaş dönen çark ya da hızlı dönen çarkta yapıldıkları, çanakların içindeki muntazam izlerden anlaşılmaktadır9
. Teknik olarak gelişmiş olsa bile Obeid çanak çömlekleri artistik etki açısından Halaf’takilerden oldukça geriydi10.
2.2.3. Geç Kalkolitik Çağ
M.Ö. 4. bin yılın başında yine Mezopotamya kökenli yeni göçerler, beraberlerinde yeni kültür öğeleriyle Anadolu’ya girmişlerdir. Yaklaşık 800-1000 yıl süre ile bu toplulukların getirdiği yeni öğeler, yerel kültürlerle karışarak Anadolu’nun Son Kalkolitik Çağ kültürlerini oluşturmuştur11
. Anadolu’da Geç Dönemin önemli yerleşimleri: Kuruçay, Beycesultan, İkiztepe, Aşağı Pınar Höyüğü, Toptepe, Kumtepe, Ilıpınar, Hassekhöyük olarak gösterilebilir.
Güney Anadolu’daki Hacılar, Canhasan, Köşkhöyük ve Kuruçay yerleşmeleri 5000 yıllarına doğru yakılıp yıkılmış, Çatalhöyük ise bir daha oturulmamak üzere ıssızlaşmıştır. Canhasan I, Köşkhöyük ve Kuruçay belirli bir aradan sonra yeniden iskân olunmakla birlikte bunlarda öncekilerden çok farklı yeni bir Kalkolitik Kültür çıkar ki böylelikle Kalkolitik Çağ’ın son evresine gelinir. Geç Kalkolitik Çağ’da Anadolu olasılıkla kuzeybatıdan, Balkanlar ve boğazlar üzerinden gelen birtakım göçmenlerin yerleşmelerine sahne olmuş, nüfus giderek artmıştı. Anadolu’nun batı kesiminde kimi karışıklıklar ve bununla ilgili görülen kültür farklılaşmalarının söz konusu olduğu bu çağda yine homojen bir kültürden söz etmeye olanak yoktur. Nüfusun arttığı ve yerleşme yerlerinin sayıca fazlalaştığı bu dönemde, İzmir Cumaovası’ndaki Baklatepe ile Urla’daki Limantepe höyükleri iki önemli yerleşme yeri durumundadır. Bunlardan ilki 250 m. Kadar çapındaki yerleşme alanı ve küp mezarlığıyla dikkat çekicidir. Mimaride çit-çamur tekniğinin kullanıldığı bu yerleşme yerinde tahıl depoları, taştan ızgaralar üzerine inşa olunmuştur. Maden kullanmasını bilen bu halkın kültürü Batı Anadolu kıyı yöresine özgü özellikler taşımaktadır. Geç kalkolitik Çağ Batı Anadolu’sunda, kesintisiz yapı katları içermesi nedeniyle, en dikkat çekici yerleşme yeri, Denizli’nin Çivril ilçesi yakınındaki Beycesultan’dır. Buraya bu dönemin sonlarında gelen ilk göçmenler yerleşmelerini ana
9 Harmankaya 1998: 11-12. 10
Sevin 2003: 97.
toprağın üzerine kurdular 20 (XL-XX) yapı katı boyunca sürecek (3800-3300) kesintisiz bir iskânı başlattılar. Bu yöredeki bir başka yerleşme de Aphrodisias (VIIIA)’dır. Batı Anadolu’ya yerleşmeye başlayan bu yeni halk göçebe değildi. Tarımı, hayvancılığı ve dokumacılığı biliyorlardı. Taş temelsiz kerpiç bloklardan ince-uzun dikdörtgen planlı, tek odalı ve düz damlı evlerde yaşıyorlardı. Bazen sundurmalı olan kapılar kısa taraflardaydı ve avlulara açılıyordu. Evlerde ocaklara, depolama çukurlarına, bazen de sekilere yer verilmişti. Bebekler kaplar içinde oda tabanlarının altına; yetişkinler ise kentleşme alanı dışındaki mezarlıklara gömülmüştü. Dinsel inanışları hakkında fazla bilgi yoktur, konutlar arasında herhangi bir kutsal yapıya rastlanılmamıştır. Figürinler çok az sayıdadır. Dönemin sonlarında ortaya çıkan stilize gövdeli mermerden bir idol türü, bir sonraki Eski Tunç Çağı’nın soyut figürinlerine geçişi belirlemesi açısından dikkat çekicidir. Çömlekçilikte önceki dönemin özenli ve ince boyalı kaplarına kıyasla belirgin bir farklılaşma ortaya çıkmıştır. Gayet ağır ve hantal biçimler içeren bu çanak çömlek türü siyah açkılı zemin üzerine mat beyaz boya ile yapılmış koşut çizgilerden oluşan bezemeleriyle dikkat çekicidir. Göller Bölgesi’ndeki Kuruçay (6A-5) V. bin yılın başlarına doğru meydana gelen istilayı izleyen uzunca bir boşluktan sonra kurulan ve tümüyle farklı bir yaşam biçiminin ortaya çıkışını yansıtan Geç Kalkolitik Dönem yerleşmeleri arasındadır. Bir kasaba görünümündeki bu yerleşme yeri, kısmen yapıların yan yana ve ilerili gerili dizilmesi, kısmen de taş ve kerpiçten duvarlarla koruma altına alınmıştır. Dikdirtgen planlı (megaron) ve tek odalı evler genellikle ayrık düzendedir. Bu evlerin orta kesimindeki bir mekân ise kutsal yapı “tapınak” olarak nitelenmektedir. Bu kutsal mekân tek odalıdır, tabanı hasır serilidir, odanın ortasında kerpiç stelli bir ocak/sunak, bunun gerisinde de bir fırın ve ocak ile dörtgen planlı bir masa bulunmaktadır. Çocuklar evlerin tabanları tabanları altına çömlekler içinde gömülmüştür. Ölü armağanı bırakılmamıştır. Bu dönemde ilk kez arıtılmış bakırdan mızrak ucu, bıçak, balta-keski ve iğne gibi dökme aletler görülmüştür12
.
M.Ö. 5. binyılda, Obeid kültürünün erken dönemlerinden (3. ve 4. evreler) itibaren Doğu Anadolu Bölgesi, Fırat ve Dicle nehirleri tarafından sulanan ve Basra Körfezi’nden Toros Dağları’na kadar uzanan bölgeler arasında oluşmuş geniş ilişkiler ağının bir parçası haline gelmişti. Çeşitli ortak kültürel öğelerin paylaşımı yoluyla desteklenen bu iletişim ağı bu bölgede yaşayan insan topluluklarının maddesel kültürlerinde gözlemlenen karakteristik Obeid boyalı çanak çömleği gibi benzerliklere yol açar. Bunun yanı sıra özellikle kuzeyde, toplumların genel düzeninde hiyerarşik ve istikrarlı bir yapılaşma eğilimi kendisini belli
etmektedir. Halaf kültürünün sona ermesiyle birlikte avcılık ve toplayıcılık ile geçinen küçük insan topluluklarının kısa süreli mevsimsel göçebeliğine dayalı yaşam tarzı ve buna bağlı olarak gelişmiş toplumsal-ekonomik düzen son bulur. Böylelikle, devamlı yeni yerler bulma çabası içerisindeki toplulukların hareketliliği ve nüfus artışına dayalı ayrışmalar da söz konusu değildir. “Büyük Mezopotamya”olarak adlandırılan oluşumu meydana getiren, farklı zamanlarda da olsa her yerde beliren maddesel kültürdeki türdeşlikler ve güneye ait Obeid kökenli yapısal düzen, 4. binyıl boyunca Doğu Anadolu’da gerçekleşecek geniş ölçülü değişikliklerin de temellerini oluşturur13
.
Geç Kalkolitik Dönem’e tarihlenen Malatya-Arslantepe yerleşmesi dönemin aydınlatılmasında önemli veriler sağlamıştır. Bu yerleşimde açığa çıkarılan, tapınak ya da idari bir niteliğe sahip olduğu düşünülen devasa boyutlardaki bir yapı, güneyinde bulunan diğer yapılardaki gibi taş ve tuğlalardan oluşan bir platform üzerine oturtulmuştur. Fakat bu tapınak farklı mimari öğeleri ile dikkat çekmektedir. Doğrusal bir mimari plana sahip yapıda öteki tapınaklarda görülen duvar oyukları, nişler yoktur. İlginç olan yapının merkezinde yer alan büyük bir odanın duvarlarına resmedilmiş duvar resimleridir. Burada bulunan toplu üretilmiş yüzlerce kâse uzmanlaşmış bir etkinliğin, çok sayıda insanın katılımını gerektiren bir çeşit törensel dağıtım sisteminin gerçekleştirildiğini göstermektedir14
.
Suriye ve Mezopotamya’dan alınan çömlekçi çarkının kullanıma girmesi çömlekçilikte önemli gelişmelere neden olmuştur; ancak Batı’daki gibi burada da eskinin canlı ve çok renkli bezeme anlayışı son bulmuş, yerine tek renkli kaplar ortaya çıkmıştır15
. IV. binyılın sonu ile IV. binyıl başları arasında, güneyin alüvyonlu düzlüklerinden Doğu Anadolu dağlarına kadar tüm Mezopotamya topraklarında boyalı seramik hemen tümüyle kaybolur. Daha önceki dönemlerin dikkati çeken bir öğesi olan ince “gösteriş” amaçlı seramik genellikle azalır; ancak bunlara karşın her yerde kaba hamurdan yapılma yemek kapları üretimi görülür. Özensiz bir işçilikle ortaya çıkan bu kaplar yalnızca yemek yapmak, yiyecek saklamak ve içinden yemek yemek için kullanılır. Seramiğin toplumdaki işlevinin ve buna bağlı olarak üretim düzeninin değişmesi, daha Obeid döneminde başlamıştı. Bu değişme, göze güzel görünme ve süslenme tasasının geriye çekilerek yerini hızla yapıma, biçimlerin işlevselliğine, kullanıma uygun biçimlerin aranmasına
13 Frangipane 2003a: 13. 14
Frangipane 2003a: 14.
bırakmasıyla kendini göstermektedir16
. Çağın en ayırt edici çanak çömlekleri, yüksek, ayağı kafesli meyvelikler, saklı astar bezemeli çömlekler, önceleri dik, sonraları ise sarkık emzikli kulpsuz testiler, son olarak da ekmek pişirmede kullanılmış çok kaba el yapımı, devrik ağızlı çanaklardır17
.
2.3. Kalkolitik Çağ’da Anadolu
2.3.1. Mimari
Kalkolitik Çağ yerleşimlerinde, yapı malzemeleri ve farklı işleve sahip yapılar görülür. Geç Neolitik dönemin kimi yerleşimlerinde yaşam bir süre daha devam ederken bunlar dışındaki bazı alanlar ilk kez yerleşime açılır. Yeni katılımlarla Türkiye topraklarında büyüklü küçüklü yerleşimlerin sayısı artar. Bu çağın konut, işlik, askeri nitelikli yapılarına geç dönemde resmi ve ekonomik işlevli olanlar katılır. Coğrafi şartlara göre değişiklik gösteren yapı malzemesi taş, kerpiç, ahşap, dal-örgüdür. Aynı yapıda birden fazla malzeme de kullanılabilir. Karadeniz (Samsun- İkiztepe), Marmara (Bursa- Ilıpınar, Kırklareli- Aşağı Pınar) bölgelerinde yöreye özgü ahşap mimari görülür. Savunmaya yönelik mimariye Güneydoğu’dan Trakya’ya kadar geniş bir alanda rastlanır. Yerleşimin durumuna göre oval (Urfa- Hassek), kulelerle desteklenmiş dörtgen (Burdur- Hacılar, Kuruçay) planlı surlar yapılır. Kimi yerleşimlerde sur sadece “Yukarı Kent”i çevreler. Bu durumda sur dışında bazı konutlar, işlikler ve ahırlar yer alır. Avlu ve meydanlar, bazen sokaklar taş veya çakıllarla döşenir. Bunların çevresinde konut, yönetici binası, işlik, depo gibi farklı işlevlere sahip yapılar yer alır. Konutlar bir çekirdek yapı veya avlu/meydan çevresinde eklemelerle geliştirilmiş yapı kümeleri halindedir. Kimi yerleşimlerde ise sokaklar kıyısında bitişik olarak sıralanmış ya da bağımsız düzenlenmiştir. Dörtgen, kare veya yamuk planlı, çoğunlukla tek, bazen 2-3 odalıdır. Tek odalı konutlara Marmara, Ege ve Akdeniz Bölgelerinde önlerine sundurmalar, Orta Anadolu’da içlerine depo bölmeleri eklenir. Kimi yapılar iki katlıdır, duvarlar bazen payandalarla desteklenmiştir. Bütün yapılarda içte seki, silo, kil kutu, niş, ocak, fırın, tandır gibi donanımlar bulunur. Bunların bir ikisi, bazen yapı dışına, hemen kapının kıyısına da yapılır. Kalkolitik Dönem’de Ege
16
Frangipane 2002: 174.
(İzmir-Bakla Tepe), İç Batı (Eskişehir-Orman Fidanlığı) ve Doğu Anadolu (Elazığ- Norşuntepe) bölgelerinde tek odalı, dörtgen planlı, dar kenarlarından biri apsisli yapılar görülür. Güneydoğu Anadolu’da yerel özellikler yanında komşusu Mezopotamya’nın bu dönemdeki çağdaşı olan, Halaf (Suriye) ve Obeid (Irak) kültürleri ile yoğun ilişkiler görülür. Karakteristik özelliği boyalı bir seramik türü ve yuvarlak planlı (tholos) yapıları olan Halaf Kültürü’nün bu elemanları kuzeyde Doğu Anadolu, batıda Akdeniz Bölgesi’ne kadar yayılır. Geç Kalkolitik’te gelişen ekonomi ve ticarete bağlı olarak Fırat kıyısında birçok yeni yerleşim ortaya çıkar. Elazığ (Norşuntepe, Korucutepe), Malatya (Arslantepe, Değirmentepe), Urfa (Hassek, Hacı Nebi), Adıyaman (Samsat) illerindeki bu kasaba/ kentlerdeki planlamalar bir avlu veya meydan çevresinde geliştirilmiş ya da eğimli alanlara farklı teraslar üstüne inşa edilmiş yapılar şeklindedir. Bu yerleşimlerin hepsinde Anadolu geleneğinde bitişik düzende, ancak anıtsal ölçülerdeki yapılar yer alır. Kimi yapıların duvarları resimler veya Obeid Kültürü’nden tanınan kilden yapılmış, ortaları çukur koni biçimli mozaik çivilerle bezenir. Bu çağın sonlarına ait Arslantepe’de açığa çıkarılmış iki yapı “Kamu Yapıları” hakkında bilgiler sunar. Bunlardan ilki, içinde sunu sekileri olan, bir merkezi oda ve onun iki yanındaki odalardan oluşan bir tapınaktır. Bundan sonraki dönemde inşa edilmiş diğeri ise birbirleri ile bağlantılı kamu yapılarından oluşur. Bu karmaşık yapının idari, dini, ekonomik işlevleri buluntularına göre belirlenir. Geç Kalkolitik Çağ’da toplumsal tabakalaşmanın var olduğu savına Arslantepe’nin bu anıtsal, karmaşık yapısı ve Korucutepe yönetici? mezarı kanıt olarak gösterilir. Bu gelişmeler hemen arkasından gelen Eski Tunç Çağ’ında Anadolu’da yaşayan insanların birçok bölgede ilk şehir devletlerini kurmasına altyapı oluşturur18
.
2.3.2. Madencilik
Kalkolitik Çağ’ın en önde gelen özelliklerinden birisi bakır aletlerin giderek taşın yerine geçmeye başlamasıdır. Geç Neolitik’ten Erken Kalkolitik Çağ’a geçişte Anadolu’da teknik gelenekler açısından kültürel bir kesintiden söz edilemez; aksine bir gelişim, devamlılık söz konusudur. Buna karşılık her iki dönem arasındaki en belirgin özellikler madencilikte karşımıza çıkar. Örneğin döküm tekniği ile iki ayrı maden filizinin birlikte eritilerek kullanılışı Kalkolitik Çağ’ın ortaya koyduğu yenilikler arasındadır19. Anadolu’nun
18
http://turkiyekulturportali.gov.tr/Sayfalar/Arkeoloji/EskiAnadoluUygarliklari/KalkolitikCagTas-MadenCagi/YerlesimlerveMimari.aspx
yüksek kesimleri mineral tortuları açısından oldukça zengindir. En az 415 bölgede zengin bakır minerallerine rastlanmış, sayısı 136’yı aşan yerde bakır, çinko ve kurşundan oluşan çoklu maden tortuları tespit edilmiştir. Ayrıca 200’e yakın yerde gümüş, kurşun minerallerinin olduğu bilinmekte; özellikle altın, antimoni, arsenik ve demir yatakları iyi tanınmaktadır. En eski madencilik faaliyetlerinin göstergesi ısıtarak tavlanmış ve dövülmüş doğal bakırdır20
. Başlangıçta doğal halde ele geçirilen altın ve bakıra tıpkı taş aletlerde olduğu gibi çekiç darbeleriyle şekil verilirdi. Bu teknikle, ince plakalar haline getirilen madenden takı ve süs eşyası yapılmaya başlandı. Madenin gerçek yapısı sonra anlaşıldı ve yüksek ısıda eridiği öğrenildi. İnsanlar, dağlarda taş ve toprakla karışık bulunan maden filizlerini yüksek bir ateşle eritmişlerdir, elde edilen kızgın madeni, istediği aleti elde etmek amacıyla taştan kalıba dökmüşlerdir. Kalkolitik Dönem için bu büyük bir başarı sayılmıştır21
. Çukurova’nın Obeid Kültürü’nün etkisinde kaldığı 4900 yıllarına doğru Yumuktepe (XVI) güçlü bir kale durumuna getirilmiştir. Bu kale kalıntısında, ağız kısmı değişik metalden yapılmış, saf bakırdan bir keski bulunmuştur. Bu, Anadolu’daki döküm teknolojisiyle üretilmiş en eski metal alettir22.
Doğu Anadolu’da Fırat’ın kıyısında yer alan Değirmentepe Höyüğü’nde (11-6) yoğun bir bakır üretiminin yapıldığı anlaşılmıştır23
. Değirmentepe’deki Geç Obaid safhasından bir bakır atölyesi, Fırat’ın üzerinde Norşuntepe’de bakır atölyesi sadece kısa ön raporlardan bilinir24. Doğu Anadolu’da Elazığ yöresindeki Altınova’da dönemin küçük ticari merkezleri konumundaki Tepecik ve Norşuntepe’de ele geçirilen bakırcılıkla ilgili işler ile maden köpüğü, izabe fırınları, bakır kümeleri ve döküm kalıpları metalürji etkinliklerinin en açık belgeleridir25. Yine Doğu Anadolu’daki Uruk etkili Malatya-Arslantepe’de, bakırı arsenikle belirli oranlarda birleştirerek tunç yani yeni bir alaşım yapma teknolojisi de ortaya çıkmıştır26. Arslantepe’de 3. binyılın başlarına tarihlenen orta yaşlı bir erkeğe ait sıradışı bir
mezara rastlanmıştır. Bu mezarda hediye olarak bırakılmış; bakır, arsenik, bakır-gümüş, gümüş ve altından yapılma bezemeli bir kemer, mızrak uçları, kılıçlar, baltalar, hançerler, aletler, iki metal vazo, gümüş ve altın kolyeler gibi buluntular görülmüştür27
. 20 Di Nocera, Palmieri 2003: 36. 21 Yıldırım 2004: 28-29. 22 Sevin 2003: 98-99. 23 Sevin 2003: 100. 24 Savaş 2006: 15. 25 Sevin 2003: 109-110. 26 Sevin 2003: 108. 27 Frangipane 2003a: 21.
Geç Kalkolitik Çağ’ın sonlarında Keban yöresindeki Korucutepe olasılıkla yabancı göçebe bir grup tarafından tahrip edilmişti. Önceleri iyi bir biçimde iskân olunan yerleşme yerini yakıp yıkan bu insanlar tepeyi de bir mezarlık alanı haline getirmişlerdi. Bu mezarlarda; gümüş, bakır ve demirden zengin mezar armağanları belki de göçebe kabile reislerinin güçlerini simgelemekteydi28. Beycesultan’da erken devirlere ait katlardan birinde
çıkan madeni eşya topluluğu ayrı bir belgedir. Bir çömlek içine konmuş bu eşyalar, bir hançer parçası, bir orak, iki bız, üç iğne, birkaç parça dövülmüş bakır ile bir gümüş yüzükten meydana gelen bir koleksiyon oluşturmaktadır. O zamanın değerli bir madeni olan bakırın, böyle gündelik yaşamda kullanılabilen eşyaların yapımına harcanabilmiş olması, bu madenin eskiye oranla daha bol bulunabildiğini kanıtlamaktadır. Hacılar’da çakmaktaşı aletlerin yapımı olasılıkla gittikçe daha çok kullanılan bakırın karşısında gerilemiştir29. Geç Kalkolitik Çağ yerleşmelerinden Samsun’daki İkiztepe’de bulunan
eserlerin hepsi saf denilecek bakırdan yapılmıştır30. İkiztepe bu dönemde Anadolu’ya
yayılmaya başlayan Kuzey Ege ve Balkan etkili merkezler arasındadır. İkiztepe’de ilk kez madenciliğin başladığına ilişkin kanıtlar da bulunmuştur. Bakırdan süs, dikiş ve balık iğneleri bızlar, bilezikler, boncuklar ve spiralli bir askı, bu yörede İlk Tunç Çağ’ının sonlarına değin sürüp gidecek bir madencilik geleneğinin en erken temsilcisidir31
.
2.3.3. Tarım ve Hayvancılık
Anadolu’da Neolitik Çağ’dan beri insanlar birçok bitki ve hayvanı kendi kültürüne alıp evcilleştirmeyi başarmışlardı. Tarımsal ve hayvancılık faaliyetleri ile Neolitik Dönem’den itibaren geliştirdiği maddi alışkanlıkları sürdüren Neolitik insanı, Kalkolitik Dönem’e girdiğinde de bu üretim geleneğini devam ettirmişlerdir. Tarımsal faaliyetlerinde; buğday, arpa, burçak ve mercimek gibi temel yiyeceklerin ekildiği görülür. Hayvancılıkta ise, keçi, koyun, domuz, sığır tercih edilmekteydi, evcilleştirilen hayvanların yanı sıra etinden ve kürkünden yararlanmak amacıyla avcılık faaliyetlerine de aynı zamanda devam ediliyordu.
Mezopotamya toplumlarının geçim ekonomisinde koyun ve keçi beslemenin artan önemi Kalkolitik Çağ’ın belirleyici özelliklerindendir. Bu hayvanların tercih edilme nedeni 28 Sevin 2003: 108. 29 Dinçol 1982: 14. 30 Bilgi 2001: 3. 31 Sevin 2003: 107.
diğerlerine göre marjinal ve kurak araziye daha uyum sağlamalarıdır. Ekilen alanların bu dönemde artması hayvancılıkla uğraşanların nemli ve yeşil otlakların bulunduğu nehir kıyılarından uzaklaşmasına neden oluyordu. Ayrıca koyun ve keçi, topluluk temelli bir ekonomi için yönetmesi daha kolay hayvanlardır. Bu hayvanlar mevsimden mevsime daha iyi çayırlar bulmak amacıyla gezen çobanlara rahatça ayak uydurabiliyordu. Güneybatı İran’daki Deh Luran Bölgesi gibi yerler Neolitik Çağ’dan itibaren koyun ve keçide uzmanlaşmış bir ekonomiyi yansıtır. Bu durum olasılıkla bölgenin step ve yarı kurak ikliminden kaynaklanmaktadır. Diğer taraftan, Aşağı Mezopotamya gibi bölgelerin karma bir ekonomiye sahip olduğu görülür. Bu bölgede koyun ve keçi ile birlikte yüksek miktarda domuz ve büyükbaş hayvan bulunmaktadır. Bu durum uygun çevre koşullarına işaret etmekle birlikte, domuz ve büyükbaş hayvanların varlığı da eve dayalı ekonomiyi yansıtır. Benzer kurallar Yukarı Mezopotamya ve Güneydoğu Anadolu için de geçerlidir. Bu bölgelerdeki yaylalar, kuzeyde tepelikler ve çıplak dağlarla, güneyde nehir boyunca uzanan dar verimli arazilerle çevrilidir. Toros dağ sıraları bölgeyi coğrafi ve kültürel olarak ayırır. Ancak nehir vadileri ve kolları iletişimi sağlamada önemli rol oynar. Halaf Dönemi’nden beri koyun ve keçinin önemi dağ sırasının kuzey ve güneyindeki bölgelerin belirgin özelliğini oluşturur. Uzun bir evcilleştirme ve kullanım tarihi olan domuz ve büyükbaş hayvanlar Yukarı Mezopotamya ve Güneydoğu Anadolu topluluklarının ekonomileri için önemli diğer hayvanı oluşturur. Büyükbaş hayvanların ekonomide fazla yer tutamayacağı yerlerde domuz önem kazanır. Bunun nedeni olarak domuzların otlağa ihtiyacı olmamaları ve köy kenarındaki küçük çöplük alanlarında yaşayabilmeleri gösterilebilir. Bu yüzden Kalkolitik Çağ’da Toroslar’ın kuzey ve güneyinde yaşayan topluluklar arasında önemli bir ayırım ortaya çıkar. Son Kalkolitik Çağ’da M.Ö. 3700-3400 yıllarında kolaylıkla gözlemlenebilen bu durum keçi ve koyunun sürekli varlığının yanında, kuzeyde büyükbaş hayvanların, güneyde ise domuzların varlığıyla somutlaşır32
.
Anadolu’da Erken Kalkolitik Çağ’da Trakya’daki Kırklareli-Aşağı Pınar’ı iskân eden halk temel geçim kaynaklarını, iki tür buğday, arpa, burçak ve mercimek ekerek sağlıyorlardı. Ayrıca beslenmede koyun, keçi, sığır ve domuz etinden yararlanıyorlardı. Bunun yanında geyik, karaca ve yaban sığırı avlıyorlardı. Balkan kültürlerinin özelliklerini taşıyan Aşağı Pınar yerleşmesi, Trakya’ya Anadolu’dan gelmiş olan ilk çiftçilerin giderek yerel koşullara uyum sağladığını gösterir33. Doğu Anadolu’da Altınova’da bulunan
32
Balossi, Siracusano 2003: 30.
Norşuntepe yerleşmesinde, ekonomide yoğun tarımcılık söz konusudur. Avcılık ise evcil hayvan üretiminden daha önemli bir rol oynamıştır. Alageyik, yabani koyun, yabani keçi ve yabani sığırın avlanıldığı çanak çömlek analizleri sonucunda anlaşılmıştır34
.
Geç Kalkolitik Çağ’dan itibaren yerleşik hayata sahne olan Erzurum ve çevresi; kazıları yapılan Karaz, Pulur, Güzelova, Sos ve Bulamaç höyüklerinin yanı sıra, henüz kazısı yapılmayan birçok yerleşim alanını da barındırmaktadır. Tunç Çağı boyunca devam eden bu yerleşim yerlerinin başlıca geçim kaynaklarını, günümüzde de olduğu gibi öncelikle hayvancılık ve ikinci planda tarım oluşturur. Gerek bölgenin ekolojik yapısından, gerekse arkeolojik bulgulardan anlaşıldığı kadarıyla, kuru tarımla gerçekleştirilen tahıl üretimi, ticareti yapılacak kadar yoğun olmamakla beraber, ancak küçük çaplı bu yerleşimlerin ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeydedir. Tarımsal aktivitelerde, ağırlıklı olarak taş (bazalt) aletlerin yanı sıra, örneklerin azlığına rağmen metal aletlerin de kullanıldığı görülmektedir. Doğu Anadolu Bölgesi’nde kazıları yapılan Karaz, Pulur ve Güzelova höyüklerinden ele geçen malzeme ağırlıklı olarak değerlendirilmiştir. Materyalin büyük bir kısmını öğütme taşları, havanlar, havanelleri ve obsidiyen dilgiler oluşturur. Oraklar ise, ele geçen tek metal tarım aletidir35
.
2.3.4. Ticaret
Kalkolitik Çağ’da Anadolu’da sosyal örgütlenme ve üretim teknolojisinde önemli atılımlar yapılmasına karşın bu süreç içinde de doğal çevrenin belirleyici özellikleri bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Mezopotamya, sulu tarım ve artı ürünün elde edilen bir ortama sahip olmasına karşın, bu sistemin gerektirdiği hammaddelerden yoksundur. Yeni ekonomik modelle tarımsal nüfusun artışı, yerleşim birimlerinde yeni yönetim biçiminin tetiklediği ruhban, yönetici, bürokrat, zanaatkâr, tüccar nüfusun çoğalması ve kurak bölgelerde giderek sorun haline gelen bir nüfus artışını da beraberinde getirir. Ayrıca bu sistemin gereği yeni hammadde kaynakları da önemli bir sorun olarak ortaya çıkar. Mezopotamya kültürleri, başta bakır ve yarı değerli taşlar olmak üzere teknoloji için gerek duyduğu hammaddeleri, dokuma için gereken hayvansal yünleri, yemiş ve tarımsal ürünleri özellikle de o dönemin endüstriyel bitkileri olarak tanımlayabileceğimiz yağ elde edilen bitkigiller gibi tüm gereksinimlerini, başka bölgelerden karşılamak durumundaydılar.
34
Hauptmann 2003: 22.
İhtiyac duyulan hammadde ve besin kaynakları, ya karayolundan yürünerek ya da rejime uygun akarsu ve açık deniz ticareti ile elde edilebilmekteydi. Bu nedenle her türlü maden ve doğal kaynak bakımından çok zengin Güneydoğu Toroslar, Mezopotamya kültürleri için bir ilgi odağı oluşturuyordu. Obeid Dönemi’nden itibaren Güney Mezopotamya-Suriye kültürlerinin çeşitli şekillerde Anadolu’nun hammadde kaynaklarına yöneldiği anlaşılır. Güney Mezopotamyalı tüccarların Anadolu’da ticaret kolonileri kurmaları, bazen de kendi sistemlerini o bölgeye yerleştirme çabaları ya da o bölgedeki toplulukların Mezopotamya sistemine dönüşmeleri olarak karşımıza çıkar36
.
Erken Kalkolitik Çağ Halaf yerleşmelerinde bulunan tüm obsidyenin Doğu Anadolu kökenli olduğunu iddia etmek yanlış olmayacaktır. Bu açıdan Doğu Anadolu yöresinde, Van ve Muş il sınırları içinde ele geçirilen Halaf kap parçaları obsidyen ticareti ile ilgili sosyal bir örgütlenmenin varlığını belirlemektedir. Yumuşak taş cinslerinden oyulan mühürler, toplumda ticaretin belirli bir kesimin elinde olduğunun göstergesidir. Halaf Dönemi’nde, sosyo-ekonomik yaşamın bir şefin başkanlığında, birkaç köyün katılımıyla oluşan topluluklar biçiminde olduğu ve merkezi otoritenin olası bir ticareti idare ettiği, ekonominin ticaret dışında tarım ve hayvancılığa dayandığı tahmin edilmektedir37. İyi
düzenlenmiş bir ticari sistemleri olan Halaf Kültürü halkı geniş bir coğrafi alan üzerinde ticaret yapabilecek durumdaydılar. Sözgelimi Doğu Anadolu’da Van Gölü’nün doğu kıyısı üzerindeki, bir tür ticaret kolonisi olarak nitelenen Tilkitepe olasılıkla Mezopotamya’ya yapılan doğal cam ticareti açısından, Nemrut ve Süphan gibi kaynaklara yakınlığı nedeniyle önem taşımış olmalıydı38
. Orta Kalkolitik Çağ’da Obeidliler’in yoğun ticaret yaptıkları, hatta Anadolu yaylalarına yayılmalarında bu ekonomik olayın rol oynadığı kabul edilmektedir. Çok sayıda mühür ve kil topanlar (bulla) üzerindeki mühür baskıları bu ticaretin en canlı belgeleridir39
. Değirmentepe’deki büyük fırınlar ve Norşuntepe’nin antimon, arsenik ve bakır filizleri, maden ergitme fırını ve cüruf parçaları, bu dönemde, Doğu Anadolu’da da artık tunç yapımının denendiğinin göstergesidir. Bazı araştırmacılar Obeid göçerlerinin özellikle Doğu Anadolu’ya bu hammadde ticareti üzerinden girdiklerine işaret etmektedir40. Bu dönemde Güney Mezopotamya ile Kuzey Suriye ve Doğu Anadolu
arasında geniş çaplı ticaret ilişkileri kurulmaya başlanmıştı. Doğu Anadolu’dan güneye taşınan maddelerin başında obsidyen ön sırayı almaktaydı. Bu geniş kapsamlı ticaretin 36 Özdoğan 2002b: 111. 37 Harmankaya 1998: 11. 38 Sevin 2003: 93. 39 Harmankaya 1998: 12-13. 40 Harmankaya 1998: 13.