Burak Sergen
sahnede
Neyzen
Tevfik’i
canlandırıyor.
On beş kim liğe
bürünüp
N eyzen’in
muhalif,
başkaldıran
kişiliğini
gözler önüne
seriyor...
Ve bugünün
insanım
karşılayan
şiirlerini
Neyzen Tevfik: Gerçek bir marjinal...
anımsatıyor...
Burak Sergen, sahnede on beş kimlikte bir Neyzen anlatıyor...Neyzen; o büyük bir kaos
ŞULE ALTI NDAĞ
Ben mi sorayım sorulan yoksa siz mi so rarsınız?
Büyük bir densizlikle cevap veriyor(um): Fark etmez hocam yeter ki neyzeni ortaya koyalım!
Ağırbaşlılıkla gülümsüyor...
Peki,Neyzen’i ortayakoyalım.
Yanında oturduğum kişi, Devlet Tiyatrola- n ’rnn on yedi yıllık emektar oyuncusu Burak Sergen. Birkaç saat sonra sahnede neyzeni canlandıracak. “Bu benim ilk tek kişilik oyu num” diyor. Her halinden ilk kez oynayanla- n n heyecanı sızıyor, ustalık heyecanı öldür müyor. “O zaman başlayalım anlatmaya” di
yor, büyük içtenlik ve sabırla sözlere dökülü- yorNeyzen Tevfik:
“Biliyorsunuz, nükteleriyle, neyzenliğiy- le tanıdığımız Neyzen, öncelikle çok sıkı bir muhalif. Baskı rejimlerine karşı mücadele siyle, büyük hümanist yönüyle tanıdığımız, çok çok çok bir insan. M eşrutiyet öncesi ve sonrasında, kişi ayırt etmeksizin -bu mebus
olabilir, bakan olabilir, sıradan biri olabilir- kim bu rejimleri savunuyorsa onlara karşı esaslı mücadele içinde olan bir edebi kişilik.”
Ya neyzenliği...
Orada da apayrı bir özelliği söz konusu. Neyi, günümüz neyzenleri gibi üflemiyor. Doğaçlamaya dayalı bir üslubu var. Zaten onu üstat yapan, karakteriyle tam bağdaşan da bu özelliği...
Oyunda, Neyzen Tevfik’in dünyaya açık kalbi ve görüşü yaşatılıyor. Hayata, hayatıyla bir başkaldırı mı yapıyor Ney zen?
Ne kadar heyecan verici ve şaşırtıcıdır ki, N eyzen’in o yıllarda yaptığı mücadeleler, baskıya karşı amansız direnişi hâlâ geçerli... 2001 yılım yaşadığımız şu günlerde bile söy lediklerinin geçerli olması, beni çok şaşırttı. Dörtlükleri, şiirleri...
En beğendiğiniz...
Hepsi...hepsi...
Oyunun birinci perdesindeki ilk dörtlüğü okumaya başlıyor:
“Kime sordumsa seni doğru cevap verme diler
Kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus dedi ler
Kimliğini öğrenmekiçinpartiye ettim te lefon
Bizdeki kayda göre o şimdi mebus dedi ler”
Burak Sergen, Neyzen Tevfik’in en çok marjinal yanını vurguluyor. Fakat bu m aıji- nallik ona göre boyası ve kokusu çabuk çıkan giyim, kuşam gibi farklılıklarla anlatılası de ğil. Yaşadığı dönemin getirdiği sıkıntılara, haksızlıklara hayat pahasına karşı koymanın m aıjinalliği ve özgürlüğü. Neyiyle hayatı boyuncahakikatini haykırıyor.
Tam da bu noktada Neyzen günümüze
25 MART 2001. SAYI 783
ne söylüyor?
Aslında birçok mesajı var. Hayat boyu önümüze birtakım engeller çıkıyor ve biz her defasında biraz daha törpüleniyoruz. Çok kolay pes ediyoruz. Neyzen öyle değil ama. Söylediğinin ardında 73 yıl durmuş ve başı dik ölmüş bir insan. Biliyor musunuz, bu çok önemli. Böyle insanlara ihtiyacımız var.
Neyzen’in yetmiş üç yıllıkyaşamından sizi etkileyen bir görüntü, bir olay var el bette...
Beni çok etkileyen, M ısır’da yaşadığı dö nemlerde bir köpekle muhabbet edip onun la arkadaşlık kurması oldu. Hayatının yedi yılını sürgünde geçirdiği M ısır’dan Türki- ye’ye getirmiş onu. Bir saatlik, on beş daki kalık bir dostluk değil yani. Neyzen, uzun soluklar alıyor yaşamında. Cins de tanımı yor, tür de tanımıyor, insan olsun, hayvan olsun... işte bu “hiç”liktir. Yani çok büyük, ulvi bir şeydir. Öyle herkes yapamaz. Düşü nün, sokakta bir köpekle konuşuyorsunuz, deli diye atarlar içeri.
Neyzen’i taşımak zor mu, neler yüklü yor?
Onun özgürlük tutkusu oldu beni çevre leyen. Bazen bir konakta, bazen sarayda, tı marhanede, meyhanede, tekkede farklı ki şiliklerle tanış olmanın verdiği rahatlığı ya şadım. Bazı kişilikler vardır ki onlan oyna mak zordur, onların kıyafetleri yoktur. Ney zen’in hayatında olduğu gibi. Bir başım, bir ekmeğim, bir çıplak ayağım... Hiçbir şey yok. “Hiç”liği giyinip vicdan aklamasına soyunmaksa epey yük getiriyor. Artık onun gibi çok rahat karşılayabilirim bazı şeyleri, insanlara cevap verebilirim, ama bir dönem oluyor bu durum. Sonrabir şekil sıyrılıyor sunuz. Uyarılıyorsunuz birilerince, ‘Hey sen! Ne yapıyorsun, kendine dön!’ Belki doğru olan bu değil, hep yanlış olan bu.
* * *
Biraz da oyuna değiniyoruz Burak Ser gen Te, oyuna ait bilgiler alıyoruz.
Neyzen Tevfik’in hayatım konu alan oyun, farklı bir reji konsepti içinde sahnele niyor. Oyunun kurgulanmasında, meddah, ortaoyunu gibi geleneksel Türk tiyatrosu nun öğelerinden yararlanılmış. TuncerCü- cenoğlu’nun yazdığı, Işıl Kasapoğlu tara fından yönetilen oyunda, Burak Sergen on beş karakteri birden canlandırıyor. Kimi yerde annesi oluyor N eyzen’in, kimi yerde bir istibdat memuru, bir tekke dervişi... Oyun süresince Tevfik’ in çeşitli anlarına ta nık oluyoruz. Biryandan sara nöbetleriyle boğuşan Neyzen, hayatının uzun bir müd detinde babasını kaybetme korkusu yaşıyor. Bir de deniz hasreti canına yetiyor. Birçok insanla bir araya geliyor; padişaha da ney çalıyor, sokaktaki insana da. Bir bakmışsı nız bir köpekle dost olmuş yıllar yılı, bir bakmışsınız insanlara küsmüş. Ama oyu nun tümünde, hayata karşı hep aynı kaygıyı, insan olma kaygısını güttüğünü duyuyoruz.
Usta oyuncu Burak Sergen, Neyzen Tev fik ’in “hiç’Tiğini doldurmaya çalışıyor oyun süresince. Oyunun her iki bölümünde de duyduğumuz “Tevfiiiiiiiik! ” sesi bu boş luğu doldururcasına yankılanıyor sahnede. Babası sesleniyorNeyzen’e, Tevfiiiik! Tev- fıiiiik!
Sohbetimizin sonunda.. .
Neyzen’i tarif mümkün mü?..
Bilimin son geldiği yerde, bir kaos var. Sizin kalbiniz elli altmış yıl atıyor, atıyor, sonra bir gün ritimsizleşiyor ve ölüyorsu nuz. işte burada bir kaos ortaya çıkıyor, in sanın kalbinin birden ritimsizleşmesi gibi, bence Neyzen çok büyük bir kaos.
Sözlerini şöyle bitiriyor: “Neyzenimiz iyi ki varm ış!
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi