• Sonuç bulunamadı

1984 Yeditepe Şiir Armağanı'nı alan Necati Cumalı:Sağır bir toplumdayız, ödül yazara güven veriyor

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "1984 Yeditepe Şiir Armağanı'nı alan Necati Cumalı:Sağır bir toplumdayız, ödül yazara güven veriyor"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

rz- 5'.

1$H

TTr.55L?λÎÖ

KÜLTÜ

R-1984 Yeditepe Şiir A rm a ğ a n ım alan JSecati Cumalı:

Sağır bir tophımdayız,

ödül yazara güven veriyor

CELAL ÜSTER___________

19 nisan günü toplanan Yedi­ tepe Şiir Armağanı Seçici Kuru­ lu, bu yılki ödülün “Bütün Şiir­

leri” adlı kitabının “Tufandan Önce” başlığını taşıyan bölü­

münden ötürü Necati Cumalı’ya verilmesini kararlaştırdı. Otu­ zuncu yılını dolduran Armağa­ nın Seçici Kurulu bu yıl Recep

Bilginer, Hüsamettin Bozok, Sa­ mi Karaören, Oktay Akbal, Ko­ nur Ertop, Adnan Özyalçıner ve Atilla Özkınmlı’dan oluşuyordu.

Bilindiği gibi, Yeditepe Şiir Ar­ mağanı, 1954’te dergisi ve yayın­ lan adına Hüsamettin Bozok ta­ rafından kuruldu. Bir önceki yı­ lın en başarılı şiir kitabına veri­

len ödül ilk başlarda 300 liraydı. 1962’de madeni bir plakete dö­ nüştü. 1967’ye kadar süren Yedi­ tepe Şiir Armağanı on yıllık bir aradan sonra yeniden verilmeye başlandı. Bugüne dek Armağa­ nı Oktay Rifat, Fazıl Hüsnü

Dağlarca, Behçet Necatigil, Edip Cansever, Cemal Süreya ile Arif Damar, Ahmet Hamdi Tanpmar, Turgut Uyar, Haşan Hüseyin, Ahmet Oktay, Ceyhun Atuf Kansu, Ülkü Tamer, Melih Cev­ det Anday, Gülten Akın. Hilmi Yavuz, Refik Durbaş, Sabahattin Kudret Aksal, Cahit Külebi, Ali Yüce gibi ozanlar aldı.

Bu yılın Yeditepe Şiir Armağa- m’na değer görülen Necati

Cu-malı’ya yönelttiğimiz ilk soru, ödülün kendisiyle ilgiliydi. Ara­ ya on yıllık bir boşluk da girmiş olsa otuz yıllık bir ödüldü Yedi­ tepe Şiir Armağanı. Bir ödülün yerleşip gelenekleşmesi nasıl bir anlam taşıyordu yazarın gözün­ de?_______________________

Yirmi sekiz yıl sonra

N. C — 1956 yılında Yedite­ pe Şiir Armağanı’na katılan otuz sekiz kitap vardı. Bunlardan bi­ ri de benim “İmbatla Gelen” adlı kitabimdi. O yıllarda çıkan Va­ tan Gazetesi —ki sanat için özel sayfa düzenlerdi— Yeditepe Ar- mağanı’nı kim alacak diye bir soruşturma açmıştı. Bu soruştur­ mada benim kitabım öteki otuz

yedi kitabın toplamı kadar oy al­ mıştı. Bakın işte, o zaman bu za­ man ödülü almama ancak şim­ di sıra geldi. Kimbilir, belki de daha iyi oldu. Ödülün sevincini tatmak saçımın ağardığı yıllara kaldı. Derler ki, bir yere varmış yazarın ödüle ne gereksinmesi var? Galiba var gereksinmesi. Neden mi? Çünkü sağır bir top­ lumda yaşıyoruz. Yalnızlıklara itilmiş olarak... Ama öyle de ol­ sa, bir sanatçı her zaman kuşku­ ludur. Kendine ne kadar güveni olursa olsun, yazdıklarının nasıl karşılandığını merak eder. Ben­ de vardır bu kuşku.

— Yani bir güveni mi tazeliyor ödül?

N. G — Evet, bir güveni ta­ zeliyor. Sonra bizim sanat yaşa­ mımız bir yolculuk gibi. Yeryü­ zünde bir yolcuyuz, yolculuğu­ muzun programını da sanat üs­ tüne seçmişiz. İnsan güzel anıları olsun istiyor. Bu ödüller de bir yazarın anıları olarak kalıyor.

Ö dülde g elen ek leşm e

— Genelde ödüllerin nasıl ol­ ması gerekir sizce?

N. G — Yeditepe Şiir Arma­ ğanının bir geleneği yerleşti. Şi­ irde belli bir yere gelmiş, şiire bağlılığını kanıtlamış ozanlara veriliyor. Kamuoyunun da za­ manla kabullendiği, kendi şiiri­ ni kurmuş ozanlara... Bu, Yedi­ tepe Şiir Armağanı için gelenek­ leşmiş bir kural oluşturdu. Öte yandan, örneğin bir Necatigil Şi­ ir Ödülü var. Ben bu ödülün gençlere verilmesinden yanayım. Necatigil, genç ozanlarla çok ya­ kından ilgiliydi. Bir zamanlar Ye­ ni Dergi’de, daha sonra başka yerlerde genç ozanların şiirlerini seçip ayırırdı. Bazı adlan ilk kez Behçet’ten duyduk biz.

— Kimler örneğin?

N. G — Örneğin, ben İsmet Özel’in adını ilk kez Behçet'ten duydum. Cahit Zarif oğlu’nu da ondan duydum. Bana kalırsa, kendi yaşamında böyle bir yön çizmiş bir ozanın adına konan bir ödülün de onun gerçek iste­ ği doğrultusunda verilmesi gere­ kir. Türk Dil Kurumu’nun ödül­ leri vardı —şimdi TDK karma­ karışık oldu— elbette ki dilde özleşme akımına bağlı sanatçıla­ ra verilmesi gerekirdi. İşte, ödül­ lerin hepsi ayrı bir karakter ka­ zanırsa değeri olur. Yoksa hangi ödülün kime niçin verilmediği anlaşılmaz ve bir anlamı da kal­ maz.

Şiirin eg em en liğ i______

— Son dönemde daha çok şi­ irde yoğunlaştınız sanırım. Şu sı­ ralar neler yazıyorsunuz?

N. G — Bana şiir bütün ya­ şamımda dalga dalga geldi. Ba­ zen çok şiir yazdığım söylendi. Şiire kırk beş yıllık bir emeğim, her şeyi iterek bağlılığım var. Yazdığım şiirlerin sayısı altı yüz kadar. Şiir bana gelir ve egemen olur. Bütün yaşayışıma egemen olur, beni uykularımdan, ye­ memden içmemden keser. Ben ancak şiir izin verdiği zaman öte­ ki türlerle uğraştım. Son yıllar­ da şiir o kadar egemendi ki ça­ lışmama, masamın üstünde ro­ man konularım, başlanmış hikâ­ yelerim, oyunlarım öyle duruyor­ du. Şu son yedi sekiz aydır bu şiir akımı durdu. Çünkü o dalga dal­ ga gelen şiir bir birikimin, bir ha­ zırlığın sonucu oluşur bende. Ge­ ziler, sevgiler, dostluklar, okun­ muş kitaplar birikir, birikir ve patlar. Şimdi duruldu. Şimdi ti­ yatro çalışmalarım ilerliyor.

İSTEĞİ DOĞRULTU­ SUNDA

“Kendi yaşamında bir yön çizmiş olan bir ozanın adına konan ödülün, onun gerçek isteği doğrultusunda verilmesi gerekir'' diyor Necati Cumalı, Necatigil Şiir Ödülü için. (Fotoğraf: ENDER ERKEK)

B aşla n m ış oy u n la r

— Ne gibi oyunlar? Biraz ay­

rıntılı anlatır mısınız?

N. G — Ben geçmişte bazı ha­ talar yaptım. Bir yapıta başlar başlamaz adını sanını söyledim, şunu yazacağım dedim. Ama işin tuhaf yanı, bitirdiğim zaman sev­ medim. Ne var ki, okuyucunun önünde kendimi bağlı duruma getirmiş oldum. İşte bakın, “Ma­

kedonya 1900” ün ikinci cildi,

üçüncü cildi yok, bütün notları hazırlandı, ama yok. Bu yüzden, şimdi ad vermek istemiyorum. Ama başlanmış oyunlarım var. İkisinin, üçünün birer perdesini tamamladım. Hani nasıl halı do­ kuyan, kilim dokuyan birinin ay­ rı ayrı tezgâhları olur, ben de öy­ le çalışıyorum. Ben yıllarca dü­ şündükten sonra başlarım yaz­ maya. Kalemi kâğıdı elime aldı­ ğım zaman tasarladığım şeyler değildir bunlar. Notları, planla­ rı vardır; kendime göre bir dekor bile çizmişimdir. Sanıyorum, bu yıl ağustosa kadar bir iki oyu­ num bitecek.

Referanslar

Benzer Belgeler

“Overview : Accreditation under the 1992 Standards for Accreditation of Master’s Programs in Library and Information Studies” Retrieved February 24, 2000 from

此外,血小板在傷口癒合過程中佔重要角色,另有一種提取自體血小板濃縮品的 技術,亦已運用於糖尿病足潰瘍等困難傷口。 高壓氧治療

Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Radyoloji Anabilim Dalı’nda Üst Batın MR görüntüleme ile sürrenal kitlesi saptanan hastalardan; gadolinyum içeren

Orkidelerin gelişme süreci (2-16 yıl) çok uzun olduğu için kültüre alma çalışmaları da yeterince verimli değildir.. Kültüre alma çalışmalarından yüksek verim

İstanbul Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen bu çalışmalar ile ülkemizde de transgenik hayvan sütünden değerli ilaçların üretimi konusunda çok önemli bir

vefatı dolayısile kadirşinas Türk milleti ve onun yegâne ümidi olan gençliğinin samimi bağlılığı ve içten duygularile düzenledikleri cena­ ze töreninde

[r]

Yeni sergisinde yer alan peyzaj ağırlıklı resim­ lerinde, onun doğayı yalınlaştıran duyarlı, kesin ve tutkulu fırça tuşları, soyutlayım öğeler arasında