• Sonuç bulunamadı

Şark'ın son dahisi Ahmet Cevdet Paşa:Boşnak gelenekleri

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Şark'ın son dahisi Ahmet Cevdet Paşa:Boşnak gelenekleri"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

- M

?

B

akiş

26 Mayıs 1995

Ş

a r k

i n

S

o n

D

a h î s

İ

A

h m e t

C

e v d e t

P

a ş a

_______________________ 2

Boşnak gelenekleri

11 B ü y ü k d e v le t v e b ilim a d a m ı C e v d e t P a ş a 'n m v e fa tın ın 100.

y ılın d a on u n t a r ih v e m e d e n iy e t h e s a p la ş m a s ı a ç ıs ın d a n B o s n a v e

H e r s e k ’e iliş k in g ö z le m le r i d a h a b ir a n la m k a z a n ıy o r. D u rs u n

G ü rle k 'in d e r le d iğ i B o s n a iz le n im le r in i o k u rk e n b a z ı ş e y le r i

y e n id e n o k u m a k ih tiy a c ın d a o ld u ğ u m u z o r ta y a ç ık ıy o r.

Boşnaklar. alimlere büyük bir saygı gösterirler, şeriatın emirlerini ve yasaklarım titizlikle yerine getirirler.

1926 yılına kadar ülkemizde yürür­ lükte kalan hukuk sistemine üniversite­ mizin bigâne kalması, hukuk fakültele­ rimizde, Roma hukuku olanca ayrıntüa- rıyla okutulmasına rağmen, İslâm huku­ kunun gözardı edilmesi, ilim adına, üni­ versite adına, hukuk tarihi adına utanç verici bir tablo oluşturmaktadır.

Cevdet Paşa Mecelle’yi hazırlarken duygularını şu satırlarla dile getirmekte­ dir:

"Avrupa kıt’asında en evvel tedvin olunan kanunnâme. Roma kanunnâme­ sidir ki. Kostantiniyye (İstanbul) şehrin­ de ilmi bir cemiyet tarafından tertip ve tedvin olunmuştu. Avrupa kanunnâme­ lerinin esasıdır. Her tarafta meşhur ve muteberdir. Fakat Mecelte-i Ahkâm- 1

Adliye’ye benzemez. Aralarında pek çok fark vardır. Çünkü o, beş altı kanun bilen zat tarafından yapılmıştı. Bu ise beş altı fakih (İslam hukukunu bilen) zatın marifetiyle Allah’ın koymuş oldu­ ğu yüce İslâm Şcriati"nden alınmıştır. Avrupa hukukçularından olan ve bu de­ fa Mecelle'yi mütalâa ve Roma kanun­ larıyla mukayese eden ve her ikisine dc sadece birer insan eseri nazarıyla bakan bir zat dedi ki: “Dünyada ilmi bir cemi­ yet vasıtasıyla iki defa kanun yapıldı, ikisi de İstanbul'da oldu. İkincisi; terti­ bi, düzeni ve içindeki mes’elelerin hüstı-i temsil ve irtibatı dolayısıyla ev­ velkinden çok üstün ve müreccahtır. Aralarındaki fark da insanın o asırdan bu asra kadar medeniyet âleminde kaç adım almış olduğuna bir ölçüdür. (Ta- rih-i Osıııani Mec. No: 47. S. 284)

Bütün bir ömrü dolu dolu yaşayan. Şark ın dehasını. OsmanlI’nın azameti­ ni şahsında temsil eden, ders kitapların­ dan Tarih-i Cevdet’e, kısas-ı Enbi-

ya’dan Şirket-i Hayriye Vapurları Ni- zamnâmesi’ne kadar her konuda eser

yazan, nitelikli devlet adamı olma özel­ liğini en mükemmel şekilde ortaya ko­ yan. kısaca kendi semasında tek yıldız olan. ışığı günümüze kadar gelen âlim, tarihçi, din bilgini, devlet adamı, hu­ kukçu. şair, mütercim, Ahmet Cevdet Paşa 25 Mayıs 1895’te Bebek’teki yalı­ sında. kısa bir hastalıktan sonra Hakk’ın rahmetine kavuştu. Yüzüncü ölüm yıl­ dönümünde kendisini bir kere daha rah­ met ve minnetle anıyoruz.

Bosna hatıraları

Hersek’ten Bosna’ya doğru yönel­ dik. Ncretva Nehri'ni geçtik. Saraybos- na’ya kadar, o zaman Bosna valisi bulu­ nan Topal Osman Paşa tarafından yaptı­ rılmış olan bir araba yolunu gördük. Hepimizin içi ferahladı. Koniça’dan Mostar’a kadar bir araba yolunun inşa edilmesi fikri daha da kuvvetlendi. 1288 yılının Recep ayının dokuzuncu yani Aralık ayının yedinci günü Sa- raybosna va ulaştık. Şehre girilirken Müslüman ve Hıristiyan çocuklarının takımlar halinde kentin dışına çıkarıl­ dıklarını gördük. Yeni açılan Hıristiyan kız okulunun öğrencilerinden biri şunla­ rı söyledi:

"Ku'dretlû padişahımız Abdülaziz Han Efendimiz hazretlerinin vekili Efendimizi Sizleri aramızda görmekten büyük bir sevinç duyduk. Belde halkı­ nın istirahatini temin etmek, asayişi sağlamak için geldiğinizi biliyoruz. Bü­ tün bunları dile getirmem için arkadaş­ larım beni seçtiler. Bu vesileyle zât-ı âlinize teşekkür ederiz. Allah ömrünüzü uzun etsin."

Birkaç gün sonra Saraybosna okul­ larını teftiş ettik. Mostar okullarına göre daha memnun edici bir manzarayla kar­ şılaştık. Hıristiyan kız mektebine gitti­ ğimiz zaman aynı kız çocuğunun yine Boşnakça verdiği bir nutukla karşılaş­

tık. Çocuk şunlan söylüyordu:

"Fehhametlû Efendimiz! Kudretlû ve azametlû padişahımız Sultan Abdü­ laziz hazretlerine teşekkür etmek üzere okulumuzun öğrencileri beni görevlen­ dirdiler. Evvelâ Allahü Teâlâ hazreüeri- ne teşekkür eyleriz ki, bizi böyle merha­ metli ve şefkatli bir padişahın ülkesinde yaranı. Padişah hazretlerine dahi teşek­ kür ederiz ki. bizi her türlü nimetine ve

ihsanına nail etti. Devlet-i aliyyede tam bir asayiş ve huzur içinde yaşadığımız­ dan dolayı kendilerine nasıl teşekkür edeceğimizi bilemiyoruz. Bütün öğren­ ci arkadaşlarım adına, ömrünün uzun olması için Allahü Teâlâ ya dua ediyo­ ruz."

Erkek Hıristiyan okullarından birine girdiğimizde de yukandaki nutkun ben­ zeriyle karşılaştık. Erkek öğrencilerden

biri Boşnakça şunları söylüyordu: "Çok şükür olsun. Cenab-ı Hakk'ın bizlere İlâhi bir inayeti olan Sultan Ab­ dülaziz Han Hazretleri’nin asr-ı hüma­ yunlarında böyle ferahlı bir güne yetiş­ tik. Bütün teb’asına aynı şefkati göster­ diği için hepimiz bahtiyarız. Bundan dolayı nasıl teşekkür edeceğimizi bile­ miyoruz. Padişahımız Efendimizde bir­ likte onun özel bir memuru olarak ara­

mıza gelen Cevdet Efendi hazretlerine de dua ederiz.”

Bosna'da gelenekler

Bosna’da iklim şartlan müsait olma­ dığı için çocuklar geç yetişir, hayli yaş­ landıktan sonra» baliğ olurlar. Erkekler ile kızlar arasında âşıkdaşlık usûlüne rastlanır. Birbirleriyle serbest ve aleni olarak görüşürler. On beş yaşındaki kız­ lar henüz yetişmiş kabul edilmedikleri için âşıklık muamelesine tabi tutulmaz­ lar. Genellikle on yedi ve onsekiz yaşı­ na vardıktan sonra bu işlere başlarlar. Yıllarını böyle geçirirler. Ne kadar yaş­ lanırlarsa yaşlansınlar, evlenmedikleri şifrece ferace giymeyiş açık gezerler. Lâkin nikâhlanır nikâhlanmaz feracele­ rini takarlar ve artık kimse yüzlerini gö­ remez. Kızların böyle gezmeleri asla if­ fete aykırı kabul edilmez. Gerçekte Boşnaklar’ın kızları ve erkekleri son derece iffet ve ismet sahibi kimselerdir. Başka bir ifadeyle Bosnalı’lar henüz ahlâkı bozulmayan bir millettir. Boşnak köyleri birbirine mesafeli evlerden olu­ şur ve herkesin evi kendi tarlasının ba­ şındadır. Kasaba şeklinde toplu köyleri çok azdır. Birbuçuk sene kadar araların­ da dolaşmamıza rağmen iffete ve na­ musa aykırı bir harekete rastgelmedik. Hırsızlık ise çingenelere mahsustur. Bu süre içinde Bosna’da üç öldürme ola­ yıyla karşılaştık. Katillerin Karadağ’dan ve Sırbistan’dan gelen hırsız takımın­ dan oldukları sonradan anlaşıldı.

Boşnaklar güzel ahlâk sahibi insan­ lardır. Hepsinin inancı sağlam olup beş vakit namazı büyük bir titizlikle kıl­ maktadırlar. Alimlere büyük.bir saygı gösterirler, şeriatın emirlerini ve yasak­ ların titizlikle yerine getirirler. Aşıklık yöntemine bazı âlimler itiraz etmesine rağmen, eskiden beri devam eden bir yöntem olduğu için, kaldırılması müm­ kün olmamıştır. Çünkü bilinen bir ger­ çektir ki adet insanın adeta ikinci bir ta­ biatıdır. Değiştirilmesi de son derece güçtür. Bununla beraber iffete, namusa ve ahlaka aykırı herhangi bir hareketin ortaya çıkmasından son derece sakınır­ lar. Hatta delikanlılar, kızların evlerinin önüne gidip pencereden lâkırdı ederler. Sokak kapısına kadar inerek delikanlı ile görüşürler. Bazen ona su veya kahve verirler. Bazen de delikanlı evin avlusu­ na kadar girer. Kız, abdest alması için ibrik, namaz kılması için de seccade ge­ tirir. Bu arada kazara birinin parmağı diğerinin eline dokunacak oluşa, bu âdeta nikâh hükmünde tutulur ve he­ men nikâh merasimi gerçekleştirilir.

Yarın: Dubrovnik'ten Sareyova'ya

n uzanan yol

PEYAMİ SAFA’NIN KALEMİNDEN MECELLE

A nkara’da, Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin kantininde “Mecelle”yi metheden bazı öğrencilere “devrimciler" kızmışlar. B ir kavga kopm uş. Mecelleyi metheden gençlerden birini devrimciler kovalamışlar. Çocukca­ ğız sokakta bir eve sığınarak canmı zor kurtarmış.

Eğer hadise Cumhuriyet gazetesinde yazıldığı gibi Mecelle'nin övülmesi yüzünden patlak vermişse, gaze­ tenin “devrimciler" dediği gençlerin hesabına çok çir­ kindir.

Evvelâ herhangi bir fikir ve iddia sahibi üniversite

gencini sürü halinde sokak sokak kovalamak, ne üni­ versite gençliğine, ne demokratik fik ir müsamahası

fikrine, ne de muasır medeniyet seviyesine ve o seviye­

y i arayan Atatürk inkılâplarının ruhuna yaraşır.

Kaldı ki Mecelle bir şaheserdir. Türk ve AvrupalI

birçok h u ku k bilgini bunda birleşir. “Mecelle-i A h- kâtn-ı Adliye'' insan akimın kanunları mahiyetindeki

birçok um um i hükümleriyle ebedi bazı gerçekleri ha- rikulâde veciz bir şekilde formüllendimıiştir. Bugün de yalnız mahkemelerde değil, münevverler arasında da bu hüküm ler doğru düşüncenin kanunları halinde yaşamaktadır: “Zan ile yakîn hâsıl o lm az” Tevehhü- m e itibar o lu n m a z” “Batd, m akûsün aleyh o lm a z” Kast batınîdir, zevahire göre hiikm olunur” ilah...

Hukukçularunız ve münevverlerimiz arasuıda ata­

sözleri haline gelen bu hüküm ler her memlekette ve

h e r devirde gerçekçilik, vecizlik ve sadelik değerini muhafaza ederler. Mecellenin biitiin hüküm leri bu­ g ü n tatbik edilemez Birçok maddeleri yalnız zamanuı ihtiyaçlarına cevap verir. Fakat birçok hüküm leri de bugünkü Avrupa mevzuatında, mesela Fransız Mede­ n i Kanunu’nda vardır (1).

Bizzat Ahm et Cevdet Paşa, halefi vak’aniivis Lütfi Efendi’ye bıraktığı hatıraları arasında şunu anlatır:

“Avrupa kanunşinaslarından olup Mecelle’y i m ü­ talâa ve Roma kanunnamesiyle mukayese eden bir zat bana dedi ki: Dünyada ilim cemiyetleri vasıtasıyla iki kanun yapıldı, ikisi de Konstantiniyye'de (İstanbul'da) vuku buldu. İkincisi çok mücerredi ve fa ik (üstün)’dür. Aralarındaki fa rk da insanın o asırdan bu asra kadar medeniyette ne derece ilerlemiş olduğuna işarettir.”

Devrimci gençler! Siz neyi devirmek istiyorsunuz? Dünyanm hayran olduğu Türk büyüklerinin aziz hatı­ ralarını mı? Milli şaheserlerimiz nıi? İnsan aklının te­ mellerini mi? Serbest münakaşa ve fik ir hürlüğünü m ii?'Büyük inkdâplarunızı böyle anlıyorsanız yazık­ lar olsun size ve sizi böyle yetiştirenlere!

(1) Mecelle’nin 43. ve 44. maddeleri Fransız M e­ deni K anunu’nun 1160. Maddesi’nin hemen hemen aynıdır. Bak. M aarif Vekâleti Külliyatından “Tanzi­ m at" Cilt: 1 S. 195.

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Total score of soft neurological signs had moderate correlation with visual-spatial perception function and weak negative correlations with executive func- tion, verbal and

Bir uzmanl ık alan olan adli tıpta yeterli uzman sayısına ulaşılan yer- lerde bu hizmetler pratisyen hekimlerin üzerinden al ınmalı, yeterli uzman say ısı olmayan yerlerde

The purpose of this study was to explore differences of nursing competency, professional socialization and job satisfaction among the new staff nurses who received the

Buna göre taraklı denizanalarının oral lobları (birini ağız diğerini boşaltım açıklığı olarak düşünebiliriz) içinde bulunan saç benzeri mikroskobik

Çalışmamızda; larenks kanserli vakaların normal ve patolojik doku örneklerindeki tüm genom ekspresyon değişimleri analiz edilerek, kanserli dokuda normal dokuya göre

Ayrıca bir çok çalışmada KRAS geninin yalnızca kodon 12 ya da kodon 12 ve 13 mutasyonları değerlendirilmiştir, çalışmamızda ise bazı olgularda

Kütüphanecilik Bölümü Bşk.) "Kütüphanecilik Meslek Elemanı" İl Halk

Ataç, yeni (çağdaş) bir düşünce oluşturma, üretme idealine bağlanmış bir kültür kişisidir.. Vum llah A taç ve