• Sonuç bulunamadı

Sait Faik üzerine

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Sait Faik üzerine"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

i t - 2 *

SAİT FAİK ÜZERİNE

ÎNEMALARIN önünde eski

pardösüsünün yakasını kal­ dırıp bekleyen, elinde bir kesekâğıdı erik, okulu asmış bir öğrenci başıboşluğu ile Beyoğlunda volta vuran, Eyüp so­ kaklarında bir oyuncakçı dükkâ­ nının önünde takılıp kalan Bur- gaz meyhanelerinde ihtiyar balık­ çılarla konuşan, gözlüklü- aydın­ lardan güzel kadınlardan kaçan, yaşlı bir ayyaş gibi bazen küfre- de küfrede yürüyen bazen de ço­ cuklara yahut yeni açmış tomur­ cuklara bakıp gülümsiyen bu sap­ sarı, bu bembeyaz, bu çipil nıavl gözlü adamın Sşit Faik olduğunu o yaşarken pek az insan bilirdi. Dış görünüşüne bakan bir yaban­ cı. onu müflis bir paşazade kadar Adapazarlı bir spor idarecisi de sanabilirdi. Kitapla okumuşlukla, fikir spekülasyonları ile, akade­ mik tartışmalarla'filân hiç ilişkisi yok gibi idi. ilk bakışta elinin ka­ lem tuttuğuna bile inanmayabilir- diniz. Sanki kahvelerde oturmak, gelip geçeni seyretmek, Çiçek Pa­ sajı akşamlarını, Sivriada gecele­ rini, sadece sessizce kendi iç^j ya­ şamak üzere dünyaya gelmiş bir hali vardı, içindeki hırs olmasa belki böyle yapacak, «Namuslu insanlar arasında sakin ölümü bekleyecekti.»

«Yazı yazmak da hırstan baş­ ka neydi? Burada namuslu in­ sanlar arasında sakin ölümü bekliyecektim. Hırs, hiddet neme gerekti. Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. Oturdum. Adanın tenha yolla­ rında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkar­ dım. Kalemi yonttum. Sonra tut­ tum öptüm. Yazmasam deli ola­ caktım.»

YALNIZLIĞI

Yazan:

Haldun TANER

lltlIlIflIllllllU lflIU lllllllllU llI ltU llllllllİI II II U II II

miştim. Kadın konusunda bu ka­ dar çekingen olmasınırt bir nede­ n i sevdiğini tam sevmesi, kaybe­ dince yıkılmaktan korkması idi.

HIÇKIRIKLAR

S

AİT öldüğü 'gün o Alman kızı iki eli kanda iken ko­ şup cenazeye gelmiş, başı­ na bir başörtü geçirip me­ zara kadar yürümüş, gökten boşa­ nan yağmura aldırmadan orada saçları yüzüne yapışarak, içten, insanca, arkadaşça öyle bir ağla­ m ıştı ki sevgini^, anlaşmanın di­ ni, dili, milleti olmadığını yüz ki­ taptan çok bana o hıçkırıklar öğ­ retmişti.

İnsanları bu kadar dolu gönül seven Sait sıcak bir karşılık bu­ lamadan gitti. Herkes onu hırçın, geçimsiz sandı. Oysa o aradığını bulamayışın hırsı içinde idi. Onu az çok tanıyan bizlerin bile ne ya­ zık ki ona her zaman gereken hoş­

görüyü gösteremediğimiz oldu. «Nereden gelirse gelsin, dağ­ lardan, kuşlardan, denizden, in­ sandan, hayvandan, ottan, bö­ cekten, çiçekten. Gelsin de ne­ reden gelirse gelsin. Bir hişt, hişt sesi gelmedi mi fena. Gel­ dikten sonra yaşasın çiçekler, böcekler, insanlar, hişt, hişt...» Bu hişt sesini boşuna bekledi Sait. Bazen bir balıkta, bir ağaç­ ta, bir çocukta bulur gibi oldu. Bu onun geçici mutluluğu sayı­ lırdı. Ama çoğu zaman bencillik­ lerin, yalanların, sahteliklerin, ak­ tarca hesapların, soysuzlukların nasırlaştırdığı hoyrat bir ortam­ da kimse kimseye çıkarsız hişt demiyordu.

öldü. Çektikleri unutuldu Saitin. Ama dal yonttuğu bıçağı ile açtı­ ğı kalem bizi ayni glirte ısıtma­ ya devam ediyor. Mercan usta irin olduğu gibi Sait usta için de bundan büyük mutluluk olur mu? Bir yazar bize bundan büyük İyi­ lik edebilir m i idi?

II

"<î. V ' $

B

U hırsı nerden geliyordu? Yalnızlığından: Ya yalnız­ lığı? Duygulu kişiliğinin bu soysuzlaşmış düzende çok kolay yaralanışından. Ayrıca kişisel komplekslerinden. Bunları çektiği bir bakıma iyi oldu. Na­ muslu insanlar arasında kendi için yaşayıp ölümü bekleyen hırssız, hiddetsiz bir Sait Faik, Türk ede­ biyatı için neleri kaybetmek olur­ du. Yalnızlığı, burukluğu hikâye­ ciliğimizin en benzersiz ve ulaşıl­ maz sahifelerini yarattı. Dal yont­ mak için kullandığı çakısı ile yonttuğundan m ı nedir, o kalem ne yazdı ise dal koktu, yaprak koktu, tabiat koktu, can koktu.

Bir boyacı sandığından, bir ma­ li şadan, iskemleden bir dülger ba­ lığından, bir kar fırtınasından ulaşılmaz hikâyeler çıkarıveriyor- du. O ne çekti ise bu yalnızlık­ tan çekti. Ne kazandıksa onun bu yalnızlığından kazandık, ömrü kadınlardan korkmakla geçti.

«Yalnızlık dünyayı doldur­ muş. Sevmek, bir insanı sevmek­ le baslar herşey. Burda her şey bir insanı sevmekle bitiyor.» Bir ara ikimiz de bir Alman k ı­ zıyla tanışmıştık. Sait Faik’in ona hayranlığı öyle alışılmamış keli­ me bileşimleri yaratıyordu ki yazsa ölmez hikâyelerine bir tane daha katmış olacaktı.

Nedense bir GalatasaraylI şaka­ cılığım tuttu:

— Evlensene demiştim. — Bana varır m ı?

— N£ demek varır m ı? Hikâye­ lerine o kadar hayran ki. '■* Düşünmüş düşünmüş, İnanmakla inanmamak arasında bocalamış. İnanmasa da inanmak daha işine gelmiş ama çocuk gözlerini kırpıp: — Yağma m ı var, demişti. Ev­ leneyim de evimin yolunu bilme­ yen arkadaşlar her gün bizden çık ­ maz olsun değil mi?

O gün aşırı bulduğum şüpheci­ liğine sonraları ne kadar hak

ver-Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

9 - Merhume Emekli Devlet K ‘Tesa*u olduğu içir vefatı ile varislerine ödenmesi gereken kanunî ödenekler bulunmaktadır. Bu hususta da talimatınla» göre hareket

Yöntem ve Gereçler: Bu çalışmada ot poleni aşırı duyarlığına bağlı mevsimsel alerjik riniti olan hastalarda mevsim öncesi immünoterapinin klinik

Halet Çambel’in de katıldığı arkeolojik kazılarda çıkan tarihi eserlerin korunması için saçak yapmaya başlayan Nail Vahdet Çakırhan anlatıyor: Her tepede

Onun için de kendini bütün yönleriyle olduğu gibi yapıtına koyduğu düşünülen, açık sözlü bir yazarın bile yazınsal kişiliği, gerçek

Pa­ ris Türk Turizm Bürosu ve Kültür Ateşeliği, Paris ve Tok­ yo’daki Türk Büyükelçilikleri, New-York Türk Evi, Türki­ ye iş Bankası'nın yanısıra yurt içi ve

Bu nedenle hava sıcaklığındaki deği- şimlerden daha kolay etkilenirler ve kışın yollara göre da- ha hızlı ısı kaybederler.. Köprülerin yollara göre daha hızlı

Törende, Atatürk hakkında konuş malar yapanlar arasında Türkiyenin Birleşmiş Milletlerdeki daim!. dele­ gesi Selim Sarper, İstanbul üniversi tesinden

Hadron terapi son yıllarda kanser tedavisinde kullanılan yenilikçi radyoterapi yöntemlerinden biri.. Radyoterapi, kanser hücrelerini öldürmek için ışınların