• Sonuç bulunamadı

Şiirde filizler devri

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Şiirde filizler devri"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

V A R L IK

O N B E Ş G Ü N D E B İ R Ç I K A R

c i l t

:

3

S A N A T V E F I K I R M E C M U A S I

ş a y i

:

6 9

ANKARA, POSTA KUTUSU : No. 142

15 M a y ıs 1 9 3 6

K o n u ş m a l a r s

Yıllık abone : T.L. 3. Altı aylık : T.L. 1.60 Dışeller, yıllık : F. Fr. 60

Şiirde Filizler Devri

Değerli edebiyat muallimleri­ mizden Behçet Yazar’m “Genç Şa­ irlerimiz ve Eserleri,, kitabım okur­ ken 1908 den 1936 senesine kadar her yıl basılmış şiir kitapları listesi üstünde durdum. Emekli bir eser olan bu küçük kitabın sahifelerinde çeyrek asrın sanat ve fikir hayatı­ mız bakımından ne kadar manalı bir devir olduğunu düşünmeğe dal­ dım. 1910 dan 1928 e kadar çoğu bir ve iki olmak üzere en fazla yedi sekiz şiir mecmuası her yılın neş­ riyat listesini doldururken, arada unutulmuşlar bulunsa bile, müteakip senelerde otuza yakın bir yükseliş var.

Edebiyat âlemine çok uzak ve yabancı olmadığım halde bu k ala­ balık neşriyat içinde eserlerini ve şahıslarını bilmediklerim pek çok. 1910 a doğru indikçe eserlerin sa­ yısı azalıyor. Fakat tanımadığım, bilmediğim hiç kimse yok.

Niçin böyle?

Behçet Yazar’m mevzulara gö­ re seçtiği şiirler içinde eserlerini tanımadığıma beni müteessir ede­ cek kadar kuvvetli şairler var. ifade etmek istedikleri ruhî haller, en modern sanat şekil ve doktrinle­ rine varıncıya kadar yapılmış mu­ vaffakiyetli denemelere rastlıyoruz. Böyle olduğu halde bugün bile o mecmuaları biıer birer alıp oku­ mak çok zor.

Acaba on beş yirmi sene evvel şiir söylemek ihtiyacile heyecan­ landığım, heyecanlı anlarımda şiir söylemeyi bir ihtiyaç olarak hisset­ tiğim gençlikten yavaş, yavaş uzak­

laştığım için mi şiire bu alâkayı duymuyorum? Eğer böyle olsaydı hâlâ ara sıra okumaktan zevkal- dığım Türk ve yabancı şairler ol­ mamalı idi. Hele halk şiirlerimiz içinde bir alev kadar lirik mısra­ lar vardır ki onları içimden veya sesli olarak tekrar etmekten bugün de bir tad duymaktayım. Bizden bir hatta iki nesil sonra sayabile­ ceğimiz genç şairlerimizin yazıları içinde türlü vesilelerle içimde şim­ şekler çaktıran mısralar yok de­ ğildir.

Şiir de, müzik gibi hatıralardır.

Şiirin mevzuunda hatıra olmıya

müstait duygularsa en çok gençlik çağlarında içimizde dalgalar yapan, fırtınalar doğuran hâdiselerdir. Ek­ seriya en çok sevdiğimiz şarkılar her nağmesinde bin hatıra titreyen­ ler olur. Sonradan öğrendiklerimiz, çok güzel de olsalar, beraberinde ateşli hatıraların tedaisini getirmi­ yorlarsa onlar bir ses olarak du­ daklarımızdan çıktıktan sonra bir

titreyiş halinde kulaklarımızdan

kalplerimize kadar aksedemezler. Biz, bizim gençliğimizde adını yaymış, bizden öncekiler ise kendi gençlik senelerinde şöhretini yap­ mış anaç şairlerin füsunlarile hâlâ büyülü kalmışlardır. Büyük Harp­ ten sonraki çağlarda zamanın kor­ kunç seli bir çok sanat ve şiir çı­ narlarını da köklerinden kırıp aldı götürdü. Yakın senelerde mecmua- laıını bastıran hemen hepsi genç şairlerimiz bu gövdesiz kalmış

ağaç-H a sa n Âli Y ü cel

ların gövdelerinden fışkırmış filiz­

lerdir. Yarının Türk sanatı için

bunları anaçlaşmış birer gövde ha­ linde düşünmek bana ne derin bir zevk veriyor? Onların içerisinde kırılacaklar, kuruyacaklar elbette olacaktır. Fakat bugünkü halieriîe narin ve körpe dalları üstünde şim­ diye kadar alıştığımız kokulara ben­ zemediği için belki bizi çok çekmi- yen çiçeklerde bu filizleri yaşata­ cak, geliştirecek bir sevgi havası içinde onlara bakmalı ve sevmeli­ yiz. Bu küçük kitapların sahifelerini birer kâğıt parçası halinde gören­ ler, onların canlılık ve tazelikle üs­ tünde istikbale iştiyakın çiğ tane­ leri parlıyan birer yeşil yaprak ol­ duğunu farketmiyenlerdir.

Onların iddialı ve çok bağıran vaziyetlerine bakıp kendilerinden önce aynı yolda emek vermiş olan­ ların sinirlileşmelerini gördükçe bu

hissim büsbütün kuvvetleniyor.

Gençler, yüz yapmak isteğile bir yaparken, bir yapabilmek imkânını

onlara vermekten çekinmiyelim.

Davayı bir gençlik ve yaşlılık şek­ linde değil, yenilik iddiası ve isteği şeklinde görmek daha doğru olur sanırım. Ne yapalım, devirlerinde çok büyük sayılan bir çok sanat­ kârların bile bugün ancak türbe olmuş eserlerde bir ziyaret yeri ve mevzuu oldukları düşünülürse biz­ den sonra gelen'erin de bu âkıbe- tin tesellisi için şimdiden mütecaviz ve bağırıcı oluşlarını tabiî bulma­ lıyız.

Referanslar

Benzer Belgeler

1) Enflasyon hedeflemesi rejimine, çok katı bir rejim olduğu, ekonomik büyümeyi azaltacağı ve üretim dengesi gibi amaçları dışladığı için üretimin

Kısa bir zaman sonra telefon ye­ niden açıldı.. O an etra­ fında bulunan devrin birçok büyük adamı, onun yakın arkadaşları ya­ tağın üzerine

nin kopyasmda, neyin nasrl giirtilecelini belirtmenin yanrnda, hareketi kaydedecek kamera gekimlerini de tarif eder. Ancak film yrinetmeni, ya- zann belirttigi bir

Modern resmin en büyük ustalarından sa­ yılan Jackson Pollock adına konulan ödülü, bu yıl tek başı­ na kazanan Erol Akyavaş’ın New York, Paris ve Stockholm Modern

Hastalara uygulanan tedavi şekilleri gruplan- dırılarak hastaların ses terapisi, medikal ve cerra- hi tedavileri sonrasında ölçülen temel frekans , jit- ter,

Merak içinde kalmış olan Sul­ tan Murat Şayan kadından Cev­ her ağanın ne istediğini sordu. Şa­ yan kadın kocasını sıkmamak için evvelâ söylemedi; fakat

Özet: Yüksek atefl, bafl a¤r›s›, cilt ve mukozalarda kanama, ishal, bulant›, kusma flikayetleri ile izledi¤imiz ve laboratuvar bulgular›nda lökopeni, trombositopeni, AST,

[r]