• Sonuç bulunamadı

Orhan Kemal'in serüvenleri

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Orhan Kemal'in serüvenleri"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

t

T-bul'a gelen Orhan Kemal (1914 - 1970), çok sıkıntıda olduğu günlerde bir “ ikinci meslek" tutarak geçimini sağlamayı düşünürse de, olanca güçlükle­ ri göğüsleyip yaşamınm sonu­ na değin yazarlıkta direnecek­ tir. O yıllarda yalnızca yazar­ lıkla geçinmek isteyen iki üç kişiden biridir Orhan Kemal.

Sonradan tiyatroya da uyar­ ladığı, sağlığındayken geniş il­ gi görerek üç yüzüncü oyunu aşan, öykü olarak beş altı kez basılan 72. Koğuş’u nasıl yaz­ dığını anlatırken İstanbul'daki ilk yıllarını hangi koşullarda yaşadığını da gözler önüne ser­ mektedir :

“ 1953 - 54’ün kışı. Vakit ge­ ce. Dışarda sulusepken, kendi­ ni Haliç Feneri’nin ahşap evle­ riyle ıssız sokaklarına kaldırıp kaldırıp vuruyor. (...) Ufacık ufacık, içiçe iki odada oturuyo­ ruz. Aylık kira kırk lira. Evet, sadece kırk lira ama ay başla­ rında düzenli bir şekilde ödeye- miyorum. İki aylık birikmiş, üçüncü aydan da almışız. Buna evin kaynaması gereken tence­ resini, ekmeğini ekleyin, çocuk­ ların ayakkabılarıyla kışlık giysilerini ekleyin. Nerdee? (..) Mangal soba yok o sıra evimde ya, ne keder? Eski gazocağına yarım kilo mu, bir kilo mu gaz­ yağı doldurtmuşum. Geçiyo­ rum iç odaya. îç oda büsbütün soğuk, buzdolabı adeta. Yakı­ yorum ocağımı. Avuçlarıma hohlayarak başlıyorum. Neye? Günlerdir kafamda dönüp do­ laşan 72. Koğuş hikâyesine. Yazı makinem falan yok. Ama eski harflerim var. Hızlı yazı­ yorum bu harflerle. Kendimi işe bir kaptırdığımı hatırlıyo­ rum. Bir de kendime geliyorum ki sabah olmuş. Hikâye de bit­ miş. (...) Sonra yeniden oturup yeni harflerle temize çekiyo­ rum. Bu iş de öğleye doğru bi­ tiyor, öğleden sonra magazin­ lerden birine koşuyorum. (...) Ertesi gün küçük avanstan o kadar eninim ki, su bardağında bilediğim paslı jiletimle şıpın - işi bir tıraş, koşuyorum. Eser­ lerimi teslim ettiğim dergi sa­ hibi yerine odacı çıkıyor karşı­ ma: — Sanat müşavirimiz müs­ tehcen buldu. Müsveddelerinizi buyrun... (...) Ne karım, ne de çocuklarımda tek laf. Kendimi sedire bir kalıp gibi bırakıyo­ rum. Serde erkeklik olmasa ağ­ layacağım. Hem de katıla katı­ la...’’ (Yetkiner. 144 - 146).

O ZAMAN DA “ KAĞIT YOK’ TU!

anlaşılıyor.

ORHAN KEMAL’ İN SERÜVENLERİ

1951'de Adana’dan

Istan-1950’lerin ikinci yarısını ve 1960’ ları Orhan K em al’ in yazarlık serüveni çerçevesinde izleyeceğiz.

Orhan Kemal, 12.7.1956 per­ şembe günü not defterine şun­ ları yazıyor: “ Kambur kambur

Referanslar

Benzer Belgeler

ilk izlenim: Çok topal, çok kör, çok gözlüklü, çok uzun, çok çirkin bir adam (?) Tek oğlu Çetin’in ortaokula başladığı sınıfı almak istemiş lisenin

Bu çalışmada da yerel vergi bilincini belirleyen faktörler olarak; adalet ve eşitlik, din ve ah- lak, katılımcılık ve yerelleşme, kültür, idareye bakış ve siyasi anlayış

Ancak, basta “ prens” ve “ prenseslerin” gönlünce koşuşturmaları, RENK CÜMBÜŞÜ-Yaklaşık 100 çocuğun tedavi gördüğü “ Saray Hastane” mimari özelliklerini

Y irminci yüzyıl Türk edebiyatının en önde gelen öykü yazarı Sait Faik’in ölümünün ellinci yılı nedeniyle Sakarya Üniversitesi tarafından Kültür ve

İbn Âbidîn burada sigorta akdi ve sigorta sistemi hakkında hiçbir özel bilgi sunmayıp, konuya sadece bir kişinin (ecîr-i müşterek olan armatörün) tüccara malını

Atatürk her hareketi, her'davra- nışiyle Türk milletini aksettiren mu azzam bir ruh portresidir. Fakat kendisinin sık sık tekrarlamaktan gerj kalmadığı bir

Günü- müzden yaklaşık 7,6 milyar yıl sonra Güneş bir kırmızı dev olarak en bü- yük durumuna ulaşacak: Yüzeyi Dün- ya’nın şimdiki yörüngesinden bile %20 daha büyük

Ayrıca yapılan deneylerde zaten kolayca tepkimeye girme özelliğine sahip zehirli oksijen bileşikleri üretilmesine sebep olarak mikroplara etki ettiği