• Sonuç bulunamadı

Trakya-Paşaeli Müdafa Heyeti Osmaniyesi nasıl kurulmuştu?

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Trakya-Paşaeli Müdafa Heyeti Osmaniyesi nasıl kurulmuştu?"

Copied!
5
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

L ü le b u r g a z 'd a t o p la n a n T r a k y a - P a ş a e l i K o n g r e s i id a r e h e y e t i ( 3 1 m a r t 1 9 2 0 ) : o t u r a n la r , s o ld a n s a ğ a : S a k i r ( K e s e b i r ) , C a f e r T a y y a r ( E ğ i l m e z ) , Ş e v k e t , H i l m i ( K ı r k l a r e l i m u t a s a r r ıf ı H i l m i E r ­

g e n e ) . A y a k t a k i l e r . S a lih C e v d e t , C e m a l, N a z m ib e y z a d e İs m a il, S a lih C e m a l, Ş e v k e t ( ö d ü l )

TRAKYA-PAŞAELİ MÜDAFAA HEYETİ

OSMANİYESİ NASIL KURULMUŞTU?

*

MİLLÎ MÜCADELEMİZDE EHEMMİYETLİ BİR YEK TUTAN “ T RA K Y A - PAŞA- ELİ M Ü D A FA A l HUKUK OEMİVETT’ M N NE VAKİT, KİMLERE KARŞI VE NASIL KURULDUĞU BUGÜNE K A D A R ÇÖZÜLMEMİŞ BİR TARİH MESELESİ OLARAK ORTADA DURM AKTA İDİ. MUHTEREM TEVFİK BIYTKLIOĞLU, PEK KIYMETLİ VESİKA VE H A TIRA LAR A D A Y AN AR AK YAKIN TARİHİMİZİN

K ARAN LIK TA KALAN BU KISMINI AYDINLATM AKTADIR

Yazan: 'j'evfik Bıyıkboğlu

( M u d a n y a v e L o z a n K o n f e r a n s la r ın d a a s k e r i m ü ş a v i r v e e s k i R iy a s e t i c u m h u r u m u m i k â t i b i ) Birinci Dünya Savaşını, Türk milleti için

demiyorum, Osmanlı devleti bakımından, kapatan Mondros mütarekesi sıralarında, her biri kendi ismini taşıdığı bölgelerin

haklarını, barış yoluyla, savunmak gaye­ siyle, birçok "Müdafaai Hukuk" cemi­ yetleri, âdeta sözbirliği yapmışlar gibi, birbirine çok yakın zamanlarda, meydana 3027

(2)

Sıkmışlardı (1). Bunlardan, Edirne'de ku­ mlanı, “ Trakya-Paşaeü Heyeti Osmaniye- si” ismini taşıyordu. Edirneliler, ilk defa olarak, komşularında, yirmi beş otuz yıl evvel kurulmuş olan bir cemiyete (2) ben­ zer ve o İsimde bir cemiyet kurmak zaru­ reti karşısında kalmışlardı. Kendi başına, bu hâdise, üzerinde dikkatle durulmasını ge­ rektiren bir işti. Mütarekenin İlk aylarında kurulan bütün bu millî müdafaai hukuk cemiyetleri Sivas Kongresi (4-11 eylül 1919) nden sonra, isim, hüviyet ve prog­

ramlarını bir tarafa bırakarak, kurtarıcı, millî kahraman A ta­ türk’ün liderliği! al­ tında, bütün Türk vatanım kaplıyan "Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti” ile birleş­ mişlerdi. Bu birleş­ me, dâhi devlet ada­ lin Atatürk’ün, Si- Vas Kongresi karaı ve beyannamesi adı altında ifade ettiği ve bir müddet son­ ra son OsmanlI me­ buslar meclisinde “ Millî Misak” ismi altında toplanan kurtuluş dâvası e- saslannın bütüıı Türk milleti tarafın­ dan benimsenmesi demekti. Yukarıda sözü geçen ilk milli cemiyetlerden, ken­ disini doğuran böl­ genin isim ve hüvi­ yetini Millî Mücade­ lenin sonuna kadar muhafaza edebilen yalnız “ Trakya - Paşaeli Müdafaa

Heyeti Osmaniyesi” idi. Bu cemiyet, diğer millî cemiyetler gibi Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyetine katılırken “ Trakya - Paşaeli” ismini muhafaza etmiş, sadece “Müdafaa Heyeti Osmaniyesi” sö­ zünü “ Müdafaai Hukuk” a çevirmiş ve “ Trakya - Paşaeli Müdafaai Hukuk Cemi­ yeti” adı altmda ana cemiyetin Edime vi­ lâyeti teşkilâtı yerine geçmişti.

Atatürk, Anadolu’ya geçinciye kadar, tereddüt içinde ve bunalmış bir halde

çır-( 1 ) İzmir M üda fa ai. Huku k Cemiyeti, Kilik- ya M üda fa ai Huku k Ce miy eti. Şarkî An a d olu M üda fa ai Hukuk Ce miy eti, T ra b z o n Muhafaza! H uku k Ce miy eti, R eddi İlhak Cemiyeti Kİbi (Dr. Tarık Tun aya . T ü r k i y e 'd e Siy asî P a r t i l e r ) .

( 2 ) Bu lg a ris ta n' d a, ilk Tr a ky a Komi tesi 1 8 9 0 d a kurulmuştur.

pınan “Trakya - Paşaeli Müdafaa Heyeti Osmaniyesi” , Sivas Kongresinden sonra büyük kurtarıcının şahsında ve “ Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti”nin çerçevesi içinde milli kurtuluş dâvasının sadık bir müdafii olarak, beş yıl, memleket içinde ve dışında, şaşmadan millet yolun­ da çalışmış bir cemiyettir.

Trakya - Paşaeli Cemiyeti, memleket içinde çalıştığı sıralarda (7 kasım 1918 - 25 temmuz 1920), Trakya’da:

Edirne’de üç (10 temmuz ve 16 ekim 1919, en son 9 ma­ yıs - 13 mayış 1920). Lüleburgaz’da bir (31 mart 1920) kü­ çük ve büyük kong­ re toplamış ve teş­ kilât işleriyle T rak ­ y a ’nın savunma iş­ leri hakkında çok mühim kararlar al­ mıştı. (Yakında neş­ redilecek olan "Mil­ lî Mücadelede Trak­ ya” adlı kitabımda bütün Trakya mese­ leleri tafsilâtlı ola­ rak incelenmiştir). Edirne’nin, Yunan işgaline düşmesin­ den (25 temmuz 1920) millî hükümet ve ordu tarafından kurtarıldığı güne kadar (25 kasım 1922), Bulgaristan- da ve İstanbul’da ça­ lışan Trakya-Paşa­ eli Müdafaai Hukuk Cemiyeti, Atatürk’­ ten ve millî hükü­ metten aldığı tali­ mata göre, işgal al­ tındaki Doğu ve Ba­ tı Trakya’da (3) millî vazife ve faaliyetine ara vermeden devam etmiş ve kurtuluştan sonra da Halk Fırkasının kuruluş gününe kadar (11 eylül 1923) Trakya Türklerinin kalkınmalarında ve yurt hizmetinde feragatle çalışmıştır.

Faaliyetinin anahatlarını yukarıda ar- zettiğim Trakya - Paşaeli Müdafaai Hukuk

( 3 ) iTunan işgali esna sında , Do ğu ve Batı T r a k y a ’ ya karsı fa ali yet A t a t ü r k ’ ün ve rahmetli Fevzi Ç a k m a k ’ ın tal imatına gö r e te rtiplenmişti. Doru T r a k y a ’ ya karşı fa ali yet i idare edenlerin baş ında Şakir Bey ( K e s e b i l ) vard ı. Bu nazik iş­ te B u lg a ri s ta n ’ da Kız anl ıkta Şevk et Din g ilo ğ lu , Kasım Y o l a g e l d i . Ali Se yfi, R ıdv an Nafiz, İ b r a ­ him ( A k ı n c ı ) . H üseyin. Ali Galip (R ahm et li T o ­ kat m eb u su ) ve Şefik ( B i c i o ğ l u ) gibi a rk a ­ d a şl a r Şakir Beyle bi rlikte ça lı şm ışl a rd ı. Batı T r a k y a ’ da yapı lan akınları Fuat Bey ( B al ka n) idare etmişti.

T r a k y a -P a ş a e l i C e m iy e t i İs t a n b u l m ü m e s s ili F a i k K a lt a k k ır a n

(3)

Cemiyetinin, Millî Mücadelede, hiç unutul­ maması gereken bir başarısı, İstanbul’un İtilâf devletleri tarafından resmen işgali ve Anadolu ve Rumeli’ye Atatürk ve Ku- vayi Milliye aleyhinde halife fetvaları yağdırıldığı sıralarda, Trakya’nın, İstan­ bul hükümetiyle münasebetini kesmesi ve arkasından seferberlik ilân ederek Trak­ ya’yı savunmak üzere silâha sarılmasıdır. Bu başarının, cemiyetle Birinci Kolordu ku­ mandanı Cafer Tayyar Beyin (Emekli Ge­ neral Cafer Tayyar Eğilm ez), Atatürk’ün talimatına uyarak,

ahenkli çalışmaları sayesinde elde edil­ miş olduğunu belirt­ mek isterim.

Millî Mücadele ta­ limizde bu kadar ehemmiyetli bir yer tutan "Trakya - Paşaeli Müdafaaı Hukuk” cemiyeti­ nin, ne vakit ve nasıl kurulduğu bu­ güne kadar çözülme­ miş bir tarih mese­ lesi olarak ortada durmakta idi. Cemi­ yetin kuruluşuna ve çalışmalarına dair ilk haberlere, İstan­ bul’da çıkan 2 ara­ lık 1918 tarihli Söz ve Vakit gazetele­ rinde rastlanmıştı.

Yunan işgali sıra­ larında, cemiyetin bütün vesikaları yok edildiğinden ni­ zamnamesi ile bir­ likte kuruluşuna ait bütün malûmat da elde edilememişti. "Türkiye’de Siyasi

Partiler” in .kıymetli yazarı Doktor Tarık Tunaya da, yukarıda sözü geçen İstanbul gazetelerine ve konuştuğu cemiyet ileri gelenlerinin beyanlarına dayanarak, kita­ bında, Trakya - Paşaeli Müdafaa Heyeti Osmaniyesinin kuruluş tarihi olarak 2 ara­ lık 1918 gününü göstermektedir. Yukarı­ da belirttiğim gibi, cemiyet, iki değil, kü­ çük büyük dört kongre yapmış ve aşağı­ da da açıklıyacağım gibi 7 kasım 1918 perşembe günü kurulmuştur.

Eski KIrklareli Mebusu Sayın Şevket öd ü l’ün lûtufkâr tavassutiyle rahmetli E- dime Mebusu Faik Kaltakkıran'ın refika­ sı Bayan Neyyire Kaltakkıran tarafından, son günlerde, faydalanmama imkân veri­ len Faik Beyin el yazısiyle yazılı bir hâtı­ rasında, cemiyetin kuruluş sebepleri ve

günü şu şekilde anlatılmaktadır:

“ İstanbul Mebuslar Meclisinde, Mondros mütarekenamesi müzakere olunduğu gün­ dü. Toplantı salonu, ağır, hazin, gamlı bir havanın baskısı altında olmakla beraber Türk olmıyan mebuslarla görünüşte Türk geçinen birkaç mebusun, pek açığa vura­ madıkları neşe ve sevinçleri, yüzlerinden okunuyordu. Sadrazamlıktan çekilmiş o- lan rahmetli Talât Paşa, reislik kürsüsü­ nün tam karşısına rastlıyan sıralardan bi­ rinde oturmuş, mütaıekenameyi büyük biı sükûn içinde dinli­ yordu. Ben de, onun arkasındaki sırada oturuyordum. Bir a- ralık, bir hademe yanıma gelerek iki köylünün, bekleme salonunda beni bek­ lediklerini ve. mut­ laka görüşmek iste­ diklerini kulağıma fısıldadı. Kalktım, gittim. Onlar beni tanıyorlardı, ben 1- se onları tanımıyor­ dum. Beni görünce karşıma dikildiler ve mahrem görüş­ mek istediklerini söylediler. Salonda bir köşeye çekildik. Koşikavak’tan gel­ diklerini söyledik­ ten sonra doğrudan doğruya maksada girişerek Bulgarla­ rın işgali altında bulunan Gümülcine ve Dedeağaç san­ caklarında ihtilâl çı­ kararak Bulgarları kovduktan sonra cumhuriyet ilân e- deceklerini ve bu işte Edirne’nin kendile­ rine yardım edip etmiyeceğini benden ö ğ ­ renerek tertibat alacaklarını söylediler, isimlerini unuttuğum ve bir daha karşı­ laşmadığım bu zatlara, böyle bir hareke­ tin mevsimsiz olduğunu ve Edirne sanca­ ğı adına, kendilerine müsbet veya menfi bir cevap veremiyeceğimi söyledim ise de adamlara meram anlatamadım. Bu işte daha ziyade salâhiyet sahibi olan Talât Paşa’yı kendilerine göndereceğimi söyliye- rek ayrıldım. Hemen toplantı salonuna gi­ derek durumu Talât Paşa’ya anlattım ve Koşikavaklıiarla konuşmasını rica ettim. Talât Paşa, hemen kalktı, gitti. Bir müd­ det sonra yerine döndü, hareketin m ev­ simsiz ve tehlikeli olduğuna adamları ik­ na ettiğini ve zamanı gelince kendilerine

(4)

haber verileceğini ve daima hazır bulun­ malarını süyliyerek savdığını anlattı. Biz bu konuşma üzerinde iken hademe tekrar gelerek, bu sefer, Hariciye Müsteşarı Re­ şat Hikmet Bey’in beni telefonla çağırdı­ ğını söyledi. Hemen gittim. Rahmetli R e­ şat Hikmet Bey, bana, telefonla şunları söyledi:

— Faik Bey, şimdi, inanılır bir kaynak­ tan haber aldığıma göre, Bulgarlar, S of­ ya’daki Amerikan maslahatgüzarı Mistcr M orfi vasıtasiyle, barış konferansında, Ba­ tı ve Doğu Trakya’nın Bulgarlara veril­ mesi için teşebbüste bulunmak, bu husus­ ta Bulgarlar lehine vesikalar toplamak ve icabında, kuvvete başvurmak üzere “ Trak­ ya Komitesi” adiyle bir cemiyet kurmuş­ lardır. Rilo manastırı başrahibinin reisli­ ğindeki bu komitede, Makedonya komitesi mensuplariyle diğer bâzı tanınmış komite­ ciler de bulunuyormuş. Durum ciddi ve mühimdir. Siz Edirneliler de, hemen bir cemiyet kurunuz, Trakya’nın bir bütün olduğunu, Doğu ve Batı Trakya diye bir ayrılık olmadığım ve bu kıtanın aslen Türk olduğunu gösteriniz. Trakya’da nüfus, em­ lâk ve toprak tasarruf çoğunluğuna ve Balkan Harbinde Bulgar ordusunun ve da­ ha evvel Bulgar komitelerinin yaptıkları zulüm ve işkencelere dair vesikalar top­ lamanız ve başka teşebbüslere girişmeniz

çok münasip olacaktır. Bende birçok ve­ sikalar vardır. Devlet arşivinden de baş­ kaca vesikalar verdirebilirim. Hemen ha­ rekete geçmenizi rica ederim” dedi.

Faik Bey, Reşat Hikmet’le telefon ko­ nuşmasını bitirdikten sonra Talât Bey’le bu konuda neler görüştüğünü şu suretle hikâye ediyor:

“ O vakte kadar, soğukkanlılığım muha­ faza etmiş olan rahmetli Talât Paşa, bir­ denbire heyecanlandı, yüzü kıpkırmızı ke­ sildi ve bana:

— Aman Faik, bu çok mühim, hemen şimdi git, reisten izin al, bu gece treniyle Edirne’ye git, arkadaşlarla görüş ve hep birlikte böyle bir cemiyet kurunuz. Y ok ­ sa, memleketin başına büyük felâket ge­ lir, dedi.

Talât Paşa’ya veda ederek ayrıldım, he­ men reis Hacı Âdil Beyin yanma gittim ve izin aldım. Çantamın hazırlanmasını da telefonla eve söyledim.

Ben, bu işleri görünciye kadar mecliste müzakere bitmiş ve meclis dağılmıştı. Bu yüzden, mütarekeye rey verip vermediği­ mi hatırlamıyorum. Hemen bir arabaya atlıyarak evime geldim. Yemek yedim, İs­ tasyona gitmek üzere iken kapı çalındı. Postacı aşağıdaki telgrafı elime tutuştur­ du: Bâzı mühim işleri görüşmek üzere ya­ rın sabah erkenden Sirkeci’de İstanbul kı­

raathanesinde sizi bekliyoruz, im za Şev­ ket, Şeref.

Telgraf, Edirne eşrafından Matbaa Mü­ dürü Şevket Bey’le Avukat Şereften (rahmetli Şeref Aykut) geliyordu. Bir mâ­ na verememekle beraber hareketimi ge­ ciktirmek zorunda kaldım.

Ertesi sabah, erkenden, kıraathaneye gittim. Şevket ve Şeref Beyler, trenden yeni çıkmışlar, beni bekliyorlardı. Kendi­ lerine durumu anlattım, bu gece yola çı­ kacak iken kendilerinden aldığım telgraf üzerine geri kaldığımı söyledim. Bu iki ar­ kadaşın, Bulgaristan’dan kendilerinin de böyle bir haber aldıkları ve bu işi Talât’la ve benimle görüşerek harekete geçmek ü- zere geldikleri anlaşıldı. Talât’ın evine g i­ delim dediler. Talât’ın, artık İstanbul’da olmadığını kısaca anlattım ve kendisinin memleketi terk etmeden evvel bana olan tavsiyelerini açıkladım.

Bir müddet, aramızda dertleştikten son­ ra tüccardan Edirneli Yolageldili zâde Kasım Efendiyi de çağırmıya karar ver­ dik. Bu zat, çok zeki, fedakâr, yurtsever bir arkadaştı, onunla da konuşmayı uygun bulmuştuk. Kasım Efendi, çok geçmeden geldi. Durumu ona da kısaca anlattık. Böyle şeyler, kahve köşelerinde konuşul­ maz. Buyurun, bizim yazıhaneye gidelim, orada serbestçe konuşur, anlaşır, bir ka­ rar veririz, dedi.

Kalktık, Kasım Efendinin Meydancıkta Küçük Kmacıyan hanındaki yazıhanesine gittik. Orada, uzun uzadıya konuştuktan sonra kurulacak cemiyetin, o vakitki E- dirne vilâyetinin Gelibolu, Tekirdağ vc KIrklareli sancaklarına ve vilâyetin bü­ tün kaza, nahiye ve köylerine kadar yayıl­ masını uygun bulduk. Bu maksatla da, aynı günde öğleden sonra, İstanbul'da, bu­ lunduklarını bildirdiğimiz bâzı TrakyalIları da çağırdık. öğleden sonra, Trakya’nın muhtelif bölgeleri halkından yirmi kadar arkadaşla Kasım Efendinin yazıhanesinde buluştuk.

Kasım Efendinin teklifi üzerine, top­ lantıyı ben idare ettim. Konuşmamız üç sa­ at kadar sürdü. Sonunda, umumî merkezi Edirne’de olmak ve bütün Trakya’da şu­ beleri bulunmak üzere bir cemiyet kurul­ ması kabul olundu. Cemiyet, Reşat Hik­ met Beyin tavsiye ettiği esaslara göre ça­ lışacaktı. Daha başka teşebbüslerde bulun­ mak lâzım gelirse, bütün şube delegeleri­ nin katılmasiyle yapılacak bir toplantıda karar verilmesi de tesbit olundu.

Ben, cemiyet unvanının “ Trakya Müda- faai Hukuk Cemiyeti” olmasını teklif et­ tim. Rahmetli Avukat Şeref Bey, Trak­ ya’nın tarihî ismi “ Paşaeli” dir, cemiyetin adını “ Trakya - Paşaeli Müdafaai Hukuk

(5)

Cemiyeti” koyalım, dedi. Bu teklif kabul olundu. A yrıca aym isim altında bir de gazete çıkarılacaktı. Benim, devlet daire­ leriyle temas etmek üzere, cemiyetin siya­ sî mümessili olarak İstanbul’da kalmaklı­ ğ ım kararlaşarak, bu yolda, bir de proto­ kol yapıldı. Ne yazık ki, bu vesika, Edir­ ne’nin Yunanlılar tarafından işgali sıra­ sında cemiyetin diğer evrakiyle birlikte, merhum Şevket Bey tarafından yok edil­

miştir.

Bu karar üzerine, Şevket ve Şeref bey­ ler o akşamki gece treniyle döndüler. -Mondros Mütarekesinin Ösmanlı meclisin­ ce kabul olunduğunun sekizinci günü, Ediv- ne’de, umumî bir toplantı neticesinde ‘ ‘Trakya - Paşaeli Müdafaai Hukuk Ce­ m iyeti” kurulmuştu. Cemiyet kuruluşunu, aynı günde, bir beyanname ile, TrakyalI­ lara bildirdi.

Bana da, cemiyet adına her çeşit teşeb­ büslerde bulunabileceğimi bildiren bir iti­ matname yolladı. Cemiyetin ilk merkez heyeti Müfti îskeçeli Mestan Efendinin r e ­ isliğinde eşraftan Şevket...”

Rahmetli Faik Kaltakkıran’ın, cemiyetin niçin ve ne vakit kurulduğunu açıklıyan hâtırası burada, daha başlangıçta, birden­ bire kesiliyor. Bunun, çok kıymetli bir ev­ lâdını kaybetmesi yüzünden uğradığa bir sarsıntıdan ileri geldiği sanılmaktadır. Fa­ ik Beyin bu hâtırası bile bize, cemiyetin niçin, kimlerin tavsiyesiyle ve ne vakit ku­ rulduğunu anlatacak kıymettedir. Cemiyet, Edirne’de kurulurken adına, birçok vesika­ ların şahadetiyle de sabit olduğu gibi, ‘ ‘Trakya - Paşaeli Müdafaa Heyeti Osma- niyesi” denilmişti. Osmanlı meclisinde, Mondros Mütarekesi 30 ekim 1918 günü gizli bir celsede müzakere ve kabul olun­

duğuna göre, cemiyetin de 7 kasım 1918 perşembe günü, Edirne’de kurulduğunda şüphe ve tereddüt kalmamış demektir. Y e­ ni başka vesikalar çıkıncıya kadar “ Trak­ ya - Paşaeli Müdafaa Heyeti Osmaniyesi” nin kuruluş gününü, 2 aralık 1918 yerine, 7 kasım 1918 olarak kabul etmek zorun­ dayız.

Faik Beyin, hâtırasında, TrakyalIlara ya­ yınladığı bildirilen beyannameyi, Edirne’­ de, Eski Cami birinci imamı ve hatibi sa­ yın Rakım Ertür bana geçen yıl vermişti. Üzerinde bir damga pulu yapıştırılmış olan bu beyannamede, gün, ay ve yıl yazılı de­ ğildir. Altındaki imzalarda kurucu olarak şu sekiz imza vardır. Edirne müftisi Mes­ tan, Edirne Belediye reisi Şevket, Avukat Şeref, Maksut Beyzade Derviş, Müftizade Cemal, Nazmibeyzade İsmail, Ali Rıza E- fendizade Ali Seyfi, Komanlızade Ömer. Bu zatlardan, bugün, yalnız çok muhte­ rem Ali Seyfi Bey (Ali Seyfi Tülümen, e- mekli vali) hayattadır.

Yukarıdaki tafsilâttan, “ Trakya - Paşa­ eli Müdafaa Heyeti Osmaniyesi”nin 7 kasım 1918 günü, Edirne’de, yukarıda isimlerini yazdığım zatlar tarafından kurulduğunda şüphe kalmıyor. Cemiyetin, Bulgar ihtiras ve emellerine karşı, Trakya’yı korumak ga­ yesini güttüğüne göre, harb içinde ve mü­ tareke sıralarında, Trakya’nın itilâf dev­ letlerince, Yunanistan’a vaid edildiğinden Osmanlı hükümetinin ve Talât Paşanın hiç bir haberi olmaması bana çok ibret alına­ cak bir gaflet gibi geliyor. Bununla bera­ ber, belki bir daha dönmemek üzere mem­ leketten çıkarken Ueride Trakya’yı savuna­ cak bir cemiyetin temelini atması rah­ metli Talât Paşanın büyük bir yurtsever ve büyük bir devlet adamı olduğunun açık bir delili sayılmalıdır.

★ ★ ★

Cihan tarihinin sayılı askerî şöhretlerinden biri olan Napolyon Bonapart’a ilk mağ­ lûbiyet acısını tattıran Türklerdir. Mısır'ı kolaylıkla ele geçiren Napolyon, bu kı­ tayı elinde bulundurabilmek için Suriye’yi de işgale karar vermiş ve süratle şimale doğru çıkarak 1799 yılı nisanında Akkâ’yı muhasaraya başlamıştı. Diğer şehir ve haleler gibi burasını da birkaç gün içinde alacağını sanıyordu. Fakat Cezzar Ahmet Paşa’dan müthiş bir sille yiyerek yüzgeri etmek zorunda kalmıştı. Napolyon, söz ne vakit Akkâ’dan açılsa: “ Türk askerini dalkılıç edecek kadar üzerine düşmeme­ lidir. Bir kere dalkılıç olmayı göze aldırmış birkaç yüz Türk meydana çıkarsa

önlerinde mağlûbolmamak mümkün değildir” derdi.

t

★ ★ ★

Referanslar

Benzer Belgeler

Subkutan yolla heparin uygulamasında enjeksiyondan sonra uygulanan basınç süresinin, enjeksiyon bölgesinde ekimoz oluşumu üzerine etkisini incelemek amacı ile

4 26.04.2011 tarih ve 27916 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 6225 sayılı “Torba Yasa”da, diş hekimliğinin; Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi, Ağız, Diş ve

Batı Trakya Türk toplumunu temsilen Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF), Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği (BTAYTD) ve Dostluk Eşitlik Barış

Başlıca ulusal cemiyetler Edirne ve tüm Trakya’da faaliyet gösteren, Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Heyet-i Osmaniyesi, Erzurum merkezli Viayat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-u

Rifat Osman şahsen Edirne, Selânik Ma- nastır askerî hastanelerinde ilk röntgen ci- hazlarını kurmuş sonra yine bir müddet E- dirne ve Haydarpaşa askerî hastanelerinde

Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri kurarak işgaller karşısında teşkilatlanmaya ve sesini duyurmaya çalıştı. Yunanistan’ın Doğu Trakya’yı işgalini engellemek ve Mavri

Batı Trakya Türk toplumunu hedef alan nefret temelli saldı- rılar AGİT 2019 Nefret Suçları Raporu’nda Sayfa 5 ABTTF’nin İskeçe Türk Bir- liği’nin hukuk

Trakya Paşaeli Cemiyeti'nin kuruluşu üzerine doktora çalışması olan Ze- kai Güner ise Cemiyetin “Beyanname” adıyla yayımladığı bir başka belgeyi kuruluş beyannamesi