İSTANBUL ARKEO LO Jİ M Ü Z E LE R İ'N İN KURULUŞ N E D E N İ, ÇEKİRDEĞİ
VE Ö V Ü N Ç K A Y N A Ğ I SA YD A
S İD O N ) LAHİTLERİNDEN
Kapak - Genç kız başlan, arştan başı çörtenler ve bezemeler.
İSKENDER LAHDİ
BİLGİ ALTINOK
Arkeolog
1
887 yılında Mehmet ŞerifEfendi Sayda’da Halaliye ya kınlarında, Ayaa diye adlan dırılan arazisinde taş çıkar mak için kazı yaparken dibinde mezar lar bulunan bir kuyuya rastlar. 0 zama nın Eski Eserler Yasası olan Asar-ı Ati- ke Nizamnamesine uyarak bunu Sayda valisine bildirir. Bunun üzerine Sayda
valisi Başara Efendi adındaki mühendi si araştırma yapmak üzere Sayda’ya gönderir. Yapılan kazılar sonucunda or taya çıkarılan yedi mahzende de lahitler bulunur. Başara Efendi’nin hazırladığı rapor İstanbul’a İstanbul a ulaştıktan sonra, Padişah II. Abdülhamit Osman Hauıdi Bey’i bu nekropoldeki kazıları yönetmek ve buluntuları İstanbul’a ge
tirmekle görevlendirir. 18 Nisan’da İs tanbul’dan yola çıkan Osman Haindi Bey İzmir’den geçerken Aydın ili Arke oloji Dairesi Müdürü olan Demosthene Baltacı Bey’i kendisine eşlik etmek üze re yanma alır. Sayda’ya vardıktan sonra 30 Nisan’dan 20 Haziran a kadar süren
kazılarda çıkardıkları buluntuları
“Asir” gemisiyle İstanbul’a gönderir. 150
Bunun üzerine Padişah Osman Hamdi Bey’in ertesi yıl yeniden Sayda’ya gönde rilmesi, buluntuların korunması için özel bir mekan inşa edilmesi ve Mehmet Şerif Efendiye de 1500 lira verilmesi için emir verir.
Sayda’daki nekropol iki ayrı mağara dan oluşmaktaydı. Bunlardan birinci mağarada bulunan odalar soyulmuş ol masına karşın, ikinci mağaraya hiç do kunulmamıştı. Bu mağarada bulunan odalardan çıkarılan lahitlerin en önemli leri Tabnit Lahdi (I.Ö.5.Cİ y.y.) andropo- id (insan biçiminde) lahit, Mısır Lahdi, Likya Lahdi, Ağlayan Kadınlar Lahdi ve İskender Lahdi’dir.
Bu buluntuların çıkarılması üzerine, bir yandan İstanbul Arkeoloji Miizele-
ri’nin binasının yapımına başlanırken, Kapak - Köşe akroteri - Uzanmış arslan.
Büyük İskender (uzun kenardan).
sahneleri betimlenmiştir. Lahitler çoğunlukla ıs marlama olarak lahdin sahibinin istekleri doğrul tusunda yapılırdı.
Lahdi renklendiren sanatçıların da heykeltraş- lar kadar usta oldukları göze çarpar. Saçlar, gözler, kirpikler, dudaklar ve giysilerin leylak, sarı, kızıl kahverengi, mavi, kırmuzu ve mora boyanmış ol duğu, çıplak teneyse yalnızca vernik sürülmüş ol duğu anlaşılır.
İskender Lahdi Attik-Ion biçeminde (uslup) bir kaide üzerindedir. Onun üzerinde örgü toruslar yer alır. Lahdin kapağı incelendiğinde bunu yapan sa natçıların doğu sanatında kullanılan simgeleri çok
bir yandan da buluntular restore edilir. Müze binası Ağlayan Kadınlar Lahdiyle İskender Lahdinden esinlenerek ve bunlara antik mimarlık öğe leri eklenerek yapılmıştır.
Bu lahitlerin arasında en çok ilgi çekeri Antik Çağın en önemli yapıtların dan biri sayılan ve “İskender Lahdi” diye anılan lalıittir. İskender Lah- di’nin bu adı almasının nedeni, onun olmamasına karşın üzerinde portre sinin bulunmasıdır. Büyük İskender Babibde ölmüş ve kendi adını taşıyan kentlerden biri olan Mısır’daki İskenderiye’de gömülmüştür.
İskender Lahdi genelde Doğu Yunan heykeltraşlık geleneğinde olmasına karşın, Sayda’da bir atelyede yapılmıştır. Büyük İskender’in seferleri sıra sında yanında götürdüğü kişilerin ve malzemelerin çeşitliliği, garnizonla rının yürüyen kentler diye anılmasına yol açmıştı. Sanatçıları, felsefecile ri ve matematikçileri beraberinde götürdüğü gibi sporcuların spor yapar ken gövdelerine sürdükleri yağı temizlemekte kullandıkları kumu bile be raberinde götürürdü. Yanında götürdüğü sanatçılardan bazıları Suriye’de bir atelye kurmuş olabilirler. Lahdin sanatçılarına ilişkin herhangi bir bil gi yoktur.
Bu lahdin Fenike krallarından Abdolonymos’a ilişkin .olduğu düşünül mektedir. Abdolonymos’un Büyük İskender’e zambak çiçeğinden üretil miş bir parfüm armağan ettiği bilinir. Bir tekne ve kapaktan oluşan lahit Pentelikon mermerinden yapılmıştır. Kapak semerdam çatı biçimindedir. Teknede av ve savaş sahneleri yer alır. Bir uzun yanda av, diğerinde savaş, bir kısa yanda av, diğerinde savaş ve kapaktaki alınlıklarda da yine savaş
Uzun kenar (sağ yarı).
yundan geldiği söylendiğinden, Herak- les’in öldürdüğü Nemea arslamnm pos tuna bürünmüş olarak gösterilmiştir. İki kulağının arkasında bulunan boynuzlar, onun bir Mısır tanrısı olaıı Zeus Anıon olduğunu gösterir. O dönemde eski tan rılara karşı inanç zayıfladığı ve daha çok da doğa tanrıları ve tanrıçaları ol mak üzere yeni tanrılar ortaya çıktığı gibi insanlarda da tanrısal güçler oldu ğuna inanılıyordu ve bu kişilerden ilki de Büyük İskender’di. İskender sağ eliy le mızrağını fırlatmak üzereyken, sağ omuzundan ok ile vurulmuş olan atı, ölü bir Pers askerini çiğnemektedir. Bu rada Büyük İskender Yunan sanatında ki tanrılar gibi, utkunun ifadesi olarak, soldan sağa doğru hareket etmektedir. Dizleri üzerine çökmüş olan atm üzerin deki Pers askeri, sağ elindeki kılıcıyla kendisini İskender’e karşı korumaya
ça-yatmaktadır. Bu kabartmalar yakından bakılmak üzere yapıldığı için özenle iş lenmiştir ve portreleri çağrıştırmakta dır. Ortada iki atlının dövüşü yer al maktaysa da tam bir simetri yoktur. Bıı uzun kenarda betimlenen savaşın Issos savaşını simgelediği söylendiğinden, bu radaki kişiler de tarihe dayanılarak ad landırılabilir. Büyük İskender’in Pers kralı Darius’u I.Ö. 333’te Issos’ta (İs kenderun yakınlarında) yenilgiye uğrat tığı bilinir. Bu utku Büyük İskender’e Fenike ve Suriye’nin yollarını açtığı gibi Abdolonymos’un da kaderini değiştirdi. Büyük İskender Anıanos Dağları’nı aşa rak Mısır’a karadan gidip Pers donan masını geride bıraktı. Pers yandaşı kral Stratos’un yönetiminde olan Sidon, İs kender’e karşı koymadı ve kentin kapı larını ona açtı. Büyük İskender komuta
nı Hephaiston’u yeni bir Sidon kralı Kısa kenar - Panter avı.
■
' ”
„ . .t
, /
Qı'K m
f i l
Diğer uzun kenar (sağ yarı)- Geyik avı.lışmaktadır. Bunların yanındaki silahlı ve yuvarlak kalkanlı Grek, kılıcını yaya düşmanına saplamak üzeredir. Ortada ki atlı Grek yine bir Pers askerini öldü rürken, arkasındaki Pers askeri okunu Büyük İskender’e doğrultmuştur. Ayak larının dibinde Pers askerlerinin ölüleri vardır. Bunu izleyen İkiliyi, giysisi sıyrıl mış çıplak Grek askeri ve onu kovala yan atlı ve silahlı Pers askeri oluşturur. Ön plandaysa bir pers askeri okunu en sağdaki Grek komutanına doğrultur ken, arka planda yine bir Pers askeri yer alır. Sağda karşılıklı duran atlar üzerinde önce ölü bir Pers askeri, en sağda da (bize göre) Grek komutan gö rülür. Yerdeyse sırasıyla bir Grek aske rinin ölüsüyle bir Pers askerinin ölüsü
seçmekle görevlendirince, Hephaiston uzaktan krallık ailesiyle akraba olan ve alçakgönüllü bir yaşam süren Abdo- lonymos’u kral yaptı, işte bu uzun ke narda ortadaki atlının Hephaiston, en sağdakiniıı ise Parmenion olduğu söyle nir. Parmenion II. Philip’in (Büyük İs kender’in babası) komutanlarındandı. Oğlu Philotas Büyük İskender’e karşı bir suikast düzenlediğinden mahkeme kararıyla, Parmenion ise İskender’in emriyle öldürüldü. Böyle bir kişinin bu tür bir yapıtta betimlenemeyeceği düşü nülürse, o kişinin Parmenion değil de yine bir komutan olan Perdikas olduğu söylenebilir.
Lahdin teknesinin diğer uzun ya nında betimlenen av sahnesinin
ortasın-Diğer kısa kenar - Savaş.
da yeralan arslan bir çok yerinden yara lanmış olmasına ve bu yaralardan kan akmasına karşın, bir yandan pençeleri ni Pers giysili atlının atma geçirmişken bir yandan da onu ısırmaktadır. Onun arkasındaki (bize göre solda)kişi lahdin sahibi olabilir. Onun yardımına gelen İskender portreli kişinin başındaki de liklerden, başında bugüne kalmamış olan bir diadem taşıdığı anlaşılır. Onun arkasındaki yine yardıma gelen Grek askerinin ellerinin duruşundan sol elin de bir mızrak ve sağ elinde de bir balta tuttuğu görülür. Teknenin yüzeyinden tümüyle ayrı olan ve o dönemin Grek sanatının en olağanüstü örneklerinden biri sayılan bu figürün başı kayıptır. Onun arkasında, en solda bulunan Pers okunu arslana doğrulturken, arslanııı
arkasında ki Pers, b a l t a s ı n ı k ald ırm ış h a y v a n a v u r m a k üzer edi r . A r s 1 a n ı n s a ğ ı n d a bulunan ve He p h a i s - ton olduğu s ö y l e n e n at y a n d a k i atlıyla si m etriktir. Atm arka sındaki kö pek dişleri ni arslanııı b a c a ğ ı n a geçirmiştir. Bu arslan avı sahnesinin sağında, kommmpozisyondan bağımsız bir geyik avı sürmektedir. Uçuşan chlamysi göv desinden sıyrılmış olan çıplak Grek bu yandan geyiği boynuzlarından tutup kendine doğru çekerken, bir yandan da mızrağını hayvanın gövdesine sapla maktadır. En sağdaki Pers avcıysa, her iki eliyle tuttuğu baltasını geyiğe indir-deliklerdeıı ok ya da mızrakların saplı olduğu anlaşılır.
Suriye’de Grekleriıı “paradessos” adını verdiği büyük bahçelerde düzenle nen av partilerinde at ve araba kullanıl dığı ve İskender’in de Mısır’dan döner ken Abdolonymos ile böyle bir av parti sine katıldığı bilinir.
iyi bildikleri anlaşılır. Ka pakta sima da arslan başı çörten- ler vardır. Na t ü r a - list olmayan bu tür arslan başlan Pers s a n a t ı n d a görülür. An- t efi skl erde ve mahya k i r i ş i n i n üzerinde yer alan genç kız başları çelenk ben zeri haleler ile bezeli ol- d u ğ u n d a n
bir doğa tanrıçasını simgeledikleri dü şünülebilir. O dönemde, Ön Asya ve Fe nike’de doğa tanrıçaları çok yaygındı ve bunlardan biri de Attargatis’ti. Bu tan rıçalar ilkbaharda doğuş ve sonbaharda ölüşü simgelerlerdi. Bu başlar arasında dönüşümlü olarak kanatları açık kar tallar bulunmaktaydı. Suriye’de kartal ların ölülerin ruhlarını diğer dünyaya taşıdığına inanılırdı. Akroterlerde doğu sanatının etkilerini yansıtan ve arala rında bitki motifi olan grifonlar yer alır ken, yan akroterlerde uzun kenarlara doğru uzanmış arslanlar görülür. Gri- fon ve arslan lahdin bekçileridir.
Akroterin altında yumurta ve ok be zeli bir bant, altında da diş motifli bir bant vardır. Bunun altındaki tüm kapa
Diğer uzun kenar (sol yarı)- Arslan avı.
ğı çevreleyen asma yapraklarıyla bezeli bant da ölüm düşüncesiyle bağlantılıdır. Yapraklar şarap rengi fon üzerine, son bahardaki renkleri olan sarıya boyalıy dı.
Teknenin uzun yanlarından birinde Grek- Pers savaşı betimlenmiştir. Grek- ler kısa giysili ya da çıplakken, Pers as kerleri uzun pantalonlu ve uzun kollu kat kat gömleklidirler. Pers geleneğinde, surat ve parmak uçlarının dışında erkek etinin gösterilmesi yasak olduğundan, başlarında da tiara adı verilen başlıklar vardır. Kompozisyonun en solunda ata binmiş olan Büyük İskender bir Pers as kerini kovalamaktadır. Başında bir ars lan başı, sırtında da arslanııı postu var dır. Büyük İskender’in Herakles’in
so-Alınlığın sol köşesindeyse, yerde yatan ölü Grek askeri yer alır. Atlının arka sında yine bir Pers arkeri diz çökmüş bir Grek askerine mızrağıyla saldırır ken, alınlığın sağ köşesinde bir miğfer ve kalkan görülür. Lahdin tüm kabart maları arasında en az özenle işlenmiş ve en sıradanı bn alınlıktakilerdir.
Diğer alınlıktaki yalnızca Grek as kerlerinin döğüştüğü savaş sahnesi, Bü yük İskender’in ölümünden (İ.Ö.323) sonra yeralan karmaşık savaşlardan bi li olarak yorumlanır. Ortada öldürülen kişinin Perdikas olduğu söylenir. Perdi- kas’ın Mısır’a başarısız bir sefer yaptığı ve generallerinden bazılarının Seleukos- ların çadırlarında öldürüldüğü tarihler de yeralır. Aynı alınlıktaki metal zırhlı
kişinin de Büyük İskender'in üvey kardeşi III. Philip olduğu ileri sürülür. Öldürülen kişi aman diler gibiyken, öldüren dikkatini başka bir düşmana
çevirmiştir bile. Sol köşede yaralı
arkadaşına yardım eden bir Grek ve en uçta da bir kalkan vardır. Ortada ki iki figürün sağında, başında bir bant olan saçı sakalı karmakarışık ayakta duran asker ile sağında çok hasar görmüş olan yere diz çökmüş bir figür yer alır. Alınlığın sağ köşe sinde kaçan bir asker boyayla yapıl mıştır.
Lahitteki tüm kabartmalardaki fi gürler büyük bir devinim içindedirler. İskender Lahdi’nde doğu-batı etkileri görüldüğü gibi, buradaki betimleme lerin etkileri de Lykia lahdindeki pa- radessos av sahnesinde, Nereidler Amtı’ndaki savaş ve av sahnelerinde, Gölbaşı Tyrisa Anıtı’nda görülür. Anadolu ile ilişki içinde olduğundan, yapıtlarda tarihsel kabartmalar yer al mıştır. Oysa Büyük İskender’den önce Yunanistan’da bu tür kabartmalar yok lu. □
KAYNAKÇA:
1 - İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Resimli Rehber, İstanbul Arkeoloji Müzeleri- Yunan Roma Bizans Heykeltraşlık ve Mimarlık Eserleri Kolleksiyonları, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul,1966.
2 - O. Hamdy Bey- Theodore Reinach, Une Nécropole Royale a Sidon, Fouilles de Hamdy Bey, Ernest Leroux, Editeur, Paris, 1892 (Tıpkıba sım).
3- Pasinli, Alpay, İstanbul Archaeological Mu seum, A. Turizm Yayınları Ltd., İstanbul, 1989. 4 - İstanbul Üniv. Edebiyat Fak. Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü, Klasik Arkeoloji Ana Bilim Dalı, Hellenistik Çağ Heykeltraşlığı ders notları (Prof. Dr. Haluk Abbasoğlu).
DİALAR: Emre Ç ağ atay
Diğer alınlık. Panter avının üzerindeki alınlık.
Kısa kenarlardan birinde, biri Grek diğeri Pers olmak üzere üç ikili arasında bağımsız dövüşler sürmektedir. Ortada ki atlı Pers mızrağını yere düşmüş çıp lak Grek askerine saplamak üzereyken, diğeri kollarıyla kendini korumaya ça lışmaktadır. Bu ikilinin sağındaki Grek bir Pers askerinin başını geriye doğru çekerken, aynı zamanda da hançerini ona saplamaktadır. Soldaysa çıplak bir Grek, elinde kılıcıyla düşmanını kova larken, diğer i geriye bir adım atmıştır. Bu savaşın Abdalonymos’un öldürüldü ğü Gazze savaşını (İ.0.312) betimlediği söylenir.
Lahdin diğer kısa kenarında bir panter avı görülür. Buradaki tüm kişiler doğu giysileri içindedir. Ortada bulunan avın sahibi pantere bir mızrak sapla mak üzeredir. Bu panterin oranları ger çekten uzaktır. Solundaki yardımcısı, atın arkasındaki efendisinin ürken atını zaptetmeye çalışmaktadır. Sağındaki yardımcılardan birincisi pantere balta sını indirmek üzereyken, hayvanın üze rindeki deliklereden ve kırmızı boyadan diğer ikisinin mızraklarını saplamış ol dukları anlaşılır.
Alınlıkların her ikisinde de savaş sahneleri betimlenmiştir. Panter avının üzerindeki alınlıkta yer alan savaş, Ab dalonymos’un askerlerinin Greklere karşı savaşı olarak yorumlanır. Lahdin sahibi olabilecek ortadaki atlı elndeki mızrağı, sağ elinde kılıcı ve sol elinde küçük bir kalkanı olanGrek askerine doğrultmuştur. Ourı solunda diz çökmüş olan Pers askeri de, Grek askerine bir darbe indirmeye hazırlanmaktadır.
154
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi