• !iımı»ııııımifiıım»»Miıı»»ıı»ınıııWM»*ın!iıı«m»ıiMiıt»iHMMitımt!i»»ı»niM
|
~7 7
i
...—
j Tiyatro Yazarlarından
¡'...’i
P O T R E L E R
İ
I
!
i
i
CAHİT ATAY
!
İ
i
I
Şeref G Ü R SO f [
| f " * AHİT Atay... Türkiye'ni» tek perdelik piyes şampiyonu... Pu- | | W suda, sonra Karalar Köyünün Üç Mehmet’inin Macerası. 1 — E = Ermiş Mehmet. 2 — Yangın Mehmet. 3 — Kerpiç Mehmet.. Bu | I birer perdelik piyeslerini »ileniniz patiaymeaya kadar alkışladık, E E Ya üç perdelik piyesleri.. Pervaneler. Hamdı ve Hauıdi... Ne- i E dense pek avuçlarımız patlamadı... Ama ümidimiz de kırılmadı. f | Hem nereden nereye... Ortan
| kulu bitirdikten- sonra su işleı-ın-I de desinatör olarak çalışmış Ca | ■ hit Atay... insan desinatöı-lükten 1 delcoı-cu olur ama, pek p i. es | yazarı olmaz gibi geliyordu ha | na... Olmuş ide... Hem de çok | iyisi...
| İkide bir «Bu ben» aemese... § 'Daha iyi olur... daha mütevazı | olur. Daha -evimli olur. Daha Ş ümitli olur
I
gelen bu Hîkayeyi köylü, iri yapılı bir tuhı siniz: Kasaba* a adamın «Bıı ben» diye dolaşıp kabadayılık sattığını görmüş. İ Dükkâncılardan bunun kim oı-| duğunu sormuş, zavallı esnaf: | «Hiç sorma» demiş, «bu adam | kasabanın baş belâsıdır, hepi-E mizi harana kesmiştir-, Blı- ben | diye kollarım sallaya sallaya do-İ laşır» bizi korkudan titretir du-| ' rur... Yan bakarsan halin harap-I tır.»I Bu köylü esnafın korkusuna | pek kulak asmadan kabadayının S yanma yaklaşmış, Yaradana sı-~ Ilınıp ensesine bir tokat aşket-I miş. Kabadayı tam «Biır beıı...* | diyeceği sırada ensesine inen yıl-£ dirim gibi cokata hem kızarak, I hem de şaşırarak geri dönmüş, s bakmış kı karsısındaki kendislrı-| den daha ipabayığit, hiç istifini | bozmadan «Bir de sen» demiş. | İşte bizim --sevimli yazarımız ğ Cahit Atay’ı da bu kabadayıya | benzetebiliriz. Aslında Cahit A-I tay’m b u u a rır hiçbirisine thti-| yarı yok.
| Ama dostluğunda bir sahra ık-E Uminin sıcaklığı vardır. Bilhassa | mevzuun hayale muhtaç olduğu Ç yerlerde üslûbu cazip, vesiri kuv-<î vetlidir. Tipleri mübalâğasız ve Î tabiidir. Bize palavra gibi gelen 1 hâdiseleri pişkin ve usta kaie-E minin kıvraklığı içinde en yakı-! şanını Verir
Cahit Ata-'ın sabit bakışların- | dan ekseriya mahzun gözlerinde § büyük bir heyecan adamı ve ge-| niş alnında yaman bir mantıkçı i ' olduğu okunur. Bizim şaştığımız | taraf hiç kendinden misaller I vermez... Gogol şunu demiş, tb-§ sen bunu demiş, Puşkin şöyle I diyor," Aristo böyle diyor gibi £ lâflar eder. Ama bunlardan e
peyce istifade etmiş onu kabul E ediyoruz; piyeslerinin avukath- E ğmı başkası yapacak yerde, sağ- E da solda kendis* yapar.
Cahit Atay eserinin oynama- E siDda şüpheye düştü mü soluğu | hemen tiyatroda alır; teşbihini î çeke çeke, küfürler savura savu- | ra, dara dar, nefes nefese içeri | girer ve kollarını şöyle bir sı- E var; «Arzı hürmet ederim efen- E dim» diye tatlılıkla söze başlar i ve sonra o kuvvetli kollar suç E bizde diye kafasına kafasına i- | ner. Ama onu yakından tanıyan- | lann ve dostluğunu kazananla- | rın marifetleri, bütün öteki Ca- E hit Ataylarm kalabalığı arasın- E da asıl Cahit Atay’ı, büyük ya - i zar ve arkadaş, vefakâr, sanıl- * mî, sevimli, zeki Cahit Atay’i E yakalamaktır.
Ama kendisine yaklaşmadınız E mı Cahit Atay’a bir yabancılık § duyarsınız, yanından sıvışmaya |
bakarsınız. 1
:
Ona yaklaşınız. Onu seviniz... | O zaman Cahit Atay'm büyüklü- | ğünü tanıyacaksınız. Ve Türki- E y e ’de hudut dışına çıkacak olan E büyük bir tiyatro yazarı ola- | cağına inanacaksınız... O da hiç E olmazsa «Bir ben» demekten 5 kurtulacak...
üuinınm nnnnnnıınnnu... ... mıııııııı... inini... in im in ,;