8.SINIF LGS TÜRKÇE DENEME SINAVI VE CEVAP ANAHTARI (3)

Tam metin

(1)

Türkiye’de hanehalkı su tüketim miktarı toplama göre gün geçtikçe artış göstermektedir. 2010 yılında 9 milyar m³ olan hane halkı tüketim payının 2023 yılında artan nüfus ile 16 m³ seviyesine çıkması beklenmektedir.

Bu tablodan hareketle sanayi ve sulamada kullanılan su miktarı ile hanehalkı su tüketimi miktarındaki artma ve azalma durumu, aşağıdaki seçeneklerin hangisinde doğru işaretlenmiştir?

Sanayi Hanehalkı Sulama

Sürekli artma Sürekli azalma Sürekli artma Sürekli azalma Sürekli artma Sürekli azalma

A) ✓ ✓ ✓

B) ✓ ✓ ✓

C) ✓ ✓ ✓

D) ✓ ✓ ✓

2-

Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünce spor müsabakaları düzenlenecektir. Müsabakalar koşu, bisiklet ve güreş olmak üzere üç dalda yapılacaktır. Bu müsabakaların herhangi birinde daha önce ödül alanlar, müsabakalara katılamayacaktır. Koşu ve güreş müsabakalarının son başvuru tarihi 30 Ağustos 2018, bisiklet müsabakasının son başvuru tarihi 5 Eylül 2018’dir. Müsabaka birincilerine üç bin, ikincilerine iki bin, üçüncülerine bin lira ödül verilecektir.

Müsabakalara katılmak isteyenlerle ilgili şunlar bilinmektedir:

✓Bir rahatsızlık nedeniyle tedavi gören Talha, ancak taburcu olacağı 3 Eylül günü müsabakalar başvuru yapabilecektir.

✓Esila, bir önceki sene bisiklet yarışında ikincilik ödülü almıştır. ✓Büşra, koşu müsabakasında kendisine asla güvenmemektedir. ✓Fatih, yalnızca güreş müsabakasına katılacaktır.

Verilen bilgilerden hareketle aşağıdakilerden hangisi kesinlikle söylenemez? A) Fatih, koşu ve bisiklet müsabakalarına katılmayacaktır.

B) Büşra’nın her üç müsabakaya da katılabilme durumu vardır. C) Talha, sadece güreş müsabakasına başvuru yapabilecektir. D) Esila, daha önce ödül aldığından müsabakalara katılamayacaktır.

2010 2012 2014 2016 2018 2023 Sanayi 12 15 17 18 19 20 Hanehalkı 9 10 12 13 14 16 Sulama 76 74 72 71 68 64 0 10 20 30 40 50 60 70 80 m ily ar m ³

Türkiye'de Su Kullanımı

(2)

3-

Bir veya iki ögesi emir kipiyle kurulan kalıplaşmış birleşik sözcüklerimiz vardır. Bunlar bazen bir durumun bazen bir hastalığın bazen de bir nesnenin adı olur. “Sallabaş” derken bir hastalığı, “çalçene” derken bir durumu, “çekyat” derken bir nesneyi anlatmış oluruz.

Bu bilgilere göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde birleşik sözcük nesne adı olarak kullanılmamıştır? A) Küçük mavi çiçekleriyle bir unutmabeni selamlıyordu beni.

B) İncecik doğradığı tahtaları tutkalla birbirine yapıştırmaya çalışıyordu. C) Bir yapbozun parçaları olduğumuzun farkındı değiliz hiçbirimiz. D) Adamın alttan aldığı falan yok, o da ona veryansın ediyor.

4-

“Soğanın dalda yetiştiğini zanneden çocukları bu şekilde düşünmeye iten sebep, anne ve babaların kirlenir diye çocuğunun toprakla oynamasını istememeleridir.” diyen biri, aşağıdakilerden hangisini savunmaktadır? A) Çocukların toprakla bütünleşmesi gerektiğini

B) Doğa sevgisinin ancak çocuk yaşlarda kazanılabileceğini

C) Bazı anne babaların çocuk yetiştirme konusunda uzman olduğunu D) Doğanın bazen sağlık problemlerine yol açtığını

5-

✓Kuruluş, ülke, kitap, dergi ve yön adlarının kısaltmaları, her sözcüğün ilk harfinin büyük yazılmasıyla yapılır: TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi) vb.

Uyarı: T.C. (Türkiye Cumhuriyeti) ve T. (Türkçe) örnekleri dışında büyük harflerle yapılan kısaltmalarda nokta kullanılmaz.

✓Kısaltılan sözcük veya sözcük grubu özel isim ise ilk harf büyük, cins isim ise ilk harf küçük yazılır: Alm. (Almanca) vb. ✓Büyük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır: TDK’den vb. Aşağıdakilerden hangisi, kısaltmanın yukarıda açıklanan özelliklerinden birinin örneği değildir?

A) No.lu (Numara) B) THY’nin (Türk Hava Yolları) C) çev. (çevirmen) D) AB (Avrupa Birliği)

6-

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “çağlayan” sözcüğü sıfat-fiil olarak kullanılmamıştır?

A) Susuz kalan çiçekler çağlayan yağmurla coştu. Menekşenin keyfi yerine geldi, yasemin karanfile gülümsedi, hanımeli usulcacık öptü lalenin yanağından.

B) Dertle, sefaletle yüklü;

Siyah leşlerle kararmış, berrak değil. Çağlayan ne?

Akan kim? Kızılırmak değil.

C) Müzik, hüzünlü gönüllerin çağlayan sesidir. Ne zaman hisli bir nakarat duysam kalbim ruhuma dar gelir, dalar giderim mazimin duygu yüklü sayfalarına.

D) Kasabanın dibindeki çağlayan kış aylarında coşardı. Nerede olursak olalım bize musiki gibi gelen şırıltısı kulağımızın pasını silerek gönlümüze akardı.

(3)

7-

Yukarıdaki metinlerde altı çizili sözcük gruplarından hangisi mecaz anlamda kullanılmıştır? A) I B) II C) III D) IV

8-

Yazma hususunda konu sıkıntısı çektiğimi söyleyemem. Doğa, insan, fikir; kısacası var olan her şey bana göz kırpıyor, neden konu bulmakta zorlanayım ki? Hayatta bu kadar örs, bende de kalem gibi bir çekiç varken bu demiri daha çok döverim.

Bu metnin tamamı dikkate alındığında yazar, altı çizili cümleyle aşağıdakilerden hangisini anlatmak istemiştir? A) Yaşamdaki her şeyin yazıya aktarılacak bir konu olduğunu

B) Okumak ile yazmak arasındaki ilişkinin devamlılığını C) Sahip olduğu fikirleri başkalarına aktarmak gerektiğini D) Okunan bir kitabın kişinin hayatını değiştirebildiğini

9-

Yer tamlayıcısı; cümlede yönelme, bulunma, ayrılma bildiren, yüklemi yer anlamıyla tamamlayan ögedir. Genellikle ismin “-e, -de, -den” hâl eklerini alır ve “Nereye, nerede, nereden; kime, kimde, kimden?” gibi yer-yön veya bulunma anlamı bildiren sorulardan birine cevap verir. “Memleketin bu köşesinde saadetlerim gizliydi.” cümlesinde altı çizili sözcük grubu “Nerede?” sorusuna cevap verdiği ve bulunma anlamı bildirdiği için yer tamlayıcısıdır. Bu açıklamaya göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde “yer tamlayıcısı” yanlış gösterilmiştir?

A) Serpilmeye başladı bir yağmur ince ince B) Bu gurbetten gurbete giden yolun üstünde Son yokuş noktasından düzlüğe çevrilince. Ben üç mevsim değişmiş görüyordum üç günde.

C) Gidiyordum, gurbeti gönlümde duya duya, D) Biz bu sonsuz yollarda varıyoruz, git gide, Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya. İki dağ ortasında boğulan bir geçide.

I- Ak alnına kara çatkı bağlamış bir köylü güzeli geliyor gözlerimin önüne. İki yana saldığı örgülerinin birinde Sakarya, öbüründe Kızılırmak çağlıyor. Kara düşüncelere saldığı gözlerinden akan pınarlar taze yanağında iz bırakmış, coşup giden çeşmeye öylece bakıyor.

II- Kıpır kıpır bir şeyler dolanıyordu gönlünde de bir ad veremiyordu. Diken üstündeymiş gibi yaşıyordu. Geceleri göz kapaklarına söz dinletemiyor, sabahlara kadar yatağında dört dönüyordu. Onun bu huzursuzluğuna şahit olan bizim köylü “Gönül!” diyordu.

III- Arkadaşlarının “Hanım köylüsün!” lafı ile başlayan tartışma “Eşime ve ailesine saygı duyuyorum.” karşılığı ile hararetlenmiş; kazananın olmadığı, olmayacağı bir hâlde akşama kadar devam etmişti. Arkadaşları söz birliği ederek saldırmış, o, hep savunma pozisyonunda kalmıştı.

IV- Güneş yanığı yüzünde masumiyet akan bu köylü çocuğu, varını yoğunu satıp şehre yerleşmiş, giriştiği her işin yabancısı olmaktan ötürü el attığı işlerde dikiş tutturamamıştı. Şimdi elinde uzun bir urgan, cami önlerinde iş bekleyen hamallar kervanına katılmıştı.

(4)

Bu sözcük gruplarında ifade edilenlerin anlamca doğru bir biçimde birleştirilmiş kurallı hâli aşağıdakilerden hangisidir?

A) Söylendikleri dile göre millî karakter kazanırlar insanlığın hayat içindeki ve tabiat karşısındaki ortak duygu ve düşüncelerinin temlerini işleyen masallar.

B) İnsanlığın hayat içindeki ve tabiat karşısındaki ortak duygu ve düşüncelerinin temlerini işleyen masallar, söylendikleri dile göre millî karakter kazanırlar.

C) İnsanlığın ortak duygu ve düşüncelerinin temlerini işleyen masallar, söylendikleri hayat içindeki ve tabiat karşısındaki dile göre millî karakter kazanırlar.

D) Ortak duygu ve düşüncelerinin temlerini işleyen masallar, insanlığın hayat içindeki ve tabiat karşısındaki söylendikleri dile göre millî karakter kazanırlar.

11-

Aşağıdaki dizelerden hangisi “Ağlamak, gülmenin kardeşidir, bulmanın yanı başında kaybetme vardır; şiirlerimde karşıt ifade ve anlamlara rastlamanız da bu yüzden.” diyen bir şaire ait olamaz?

A) Giderler gelirler bu kaldırımlarda B) Mektup alırsın, her taraf gül gülistan! Gül benizli toklar, saz benizli açlar. Derken cenaze geçer, her taraf zindan! C) Dallarda rüzgâr hışırtısı dindi, D) Bir türkü söylenmede kendiliğinden Bütün kuşlar yuvalarında şimdi. Nasıl dinlersen öyle şen veya hazin.

12-

Ülkemizin en tanınmış yüzlerinden biriydi Doğuhan Bey. Bundan yirmi yıl önce -henüz 25 yaşında iken- kendi soyadını taşıyan ilk şirketini kurmuştu.

Bu cümlelerden, Doğuhan Bey ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi kesin olarak çıkarılamaz?

A) Ülkenin bilinen simalarındandır. B) Bütün şirketlerine soyadını vermiştir. C) Birden fazla şirketi vardır. D) Genç yaşta ilk şirketini kurmuştur.

13-

Şiiri bende aşk hâline getiren dedemdir. Çocukluğu, Erzurum’un kenar mahallerinde, gelenek ve göreneklerin birbiriyle yarıştığı muhitlerde geçmişti. Soğuk kış gecelerinin âdeta eğlencesi hâline gelen âşık atışmalarında çok bulunmuş, güçlü sezgisi sayesinde ozanların dili kullanmadaki ustalığını kavramıştı. Bazen yazdığım şiirleri ona en güzel sesimle okur, nasıl olduğunu sorardım ve o, bazı kelime ve mısralarımı “Olmamış.” diye eleştirirdi. Sebebini sorduğum zaman da “Halkın anlamadığı sözcükler kullanmamalısın.” derdi.

Paragrafa göre şairin dedesi, torununun şiirinde aşağıdaki özelliklerden hangisini bulamamıştır? A) Ö zlülük B) Akıcılık C) Tutarlılık D) Sadelik

ve tabiat karşısındaki ortak duygu ve

düşüncelerinin temlerini

insanlığın hayat içindeki söylendikleri dile göre

millî karakter kazanırlar

(5)

Aşağıdaki metinlerin hangisinde “Ya bu deveyi güdersin ya bu diyardan gidersin!” deyiminin anlamı yoktur? A) Babamın verdiği görevleri yapmam gerektiğini anlamıştım çünkü kalmakla gitmek arasında iki seçenek sunmuştu bana. Her defasında bir şans daha vermiş ve ben her defasında “Yapmasam da bir şey demez.” diye diye hem kendimi hem de onu kandırmıştım. Sabrının sonuna geldiğini çatık kaşlarından anlamıştım. Zavallı kulağım, şimdiye kadar babamdan duymadığı en sert sözleri işitmişti: “Son şansın!” demişti. “Bu kez de yapmasan gidersin bu evden.” B) Çölde yaşam kolay değildir. Sıcak, kum ve susuzluk bir araya geldi mi çekilmez bir hâl alır çoğu kez. Bizim için en yaşamsal nesne, sudur. Bu yüzden sulak alanları tercih ederiz. Böyle yerlerde hayvanlarımız için yiyecek boldur. Deve besleriz daha çok, yaşantımız onlar üzerine kuruludur. İyi maaşla çalıştırdığımız çobanlarımız vardır; önlerine kattıkları gibi şu otlak senin bu çayırlık benim der, güderler sürülerini.

C) Çocuğumun istediği bisikleti alamamak bir baba olarak bana acı veriyor. Geçen gün patronun kapısına vardım. Geçinemediğimi, yaptığım işe göre maaşımın düşük olduğunu söyledim. O ise koltuğuna yaslandı, gözlüğünün üzerinden bakıp “Aldığının yarısına çalışacak sürüyle adam var dışarda.” dedi. “Beğenmiyorsan kapı orada.” Odadan çıkarken içim kan ağlıyordu. Oğlumun bisikleti geldi gözümün önüne, yutkundum; çarnaçar işimin başına döndüm. D) “İşine gelirse!” Ne kolaydı söyleyebilmek. “İşine gelirse!” Müdürün gamsız olduğunu bilirdim ama bu kadar merhametsiz olacağını düşünmemiştim. Ne demek işine gelirse? Kolay mı öyle bırakıp gitmek? Olur mu, yıllarımı verdiğim bu şirketi, sırf müdürün saçma kurallarına isyan ediyorum diye bırakıp gitmek olur mu? Neymiş efendim, ya onun emirlerini uygularmışım ya da bırakıp gidermişim! Gider miyim hiç? Onca çoluk çocuk elime bakarken gider miyim sandı beni?

15-

(I) Şuradan, ruhuma sıkıntı veren şu ortamdan uzaklaşmak için sokağa çıksam, insan seline karışıversem… (II) Yürüsem, sağı solu incelerken bazı sıkıntılarına karşın yaşamın hayhuyundan memnun modern giyimli, dost yüzlü, şair ruhlu biri bana gülümsese… (III) Şiir yaşamaktan, şiir yazmaktan mutlu bir hâlde koluma girip şiir fısıldasa da beni eski

zamanlara, sırra kadem basmış aşklara götürüverse… (IV) Sararmış yapraklarda kalan sıcacık mevsimleri saatlerce okusa da ben bıkıp usanmadan dinleyiversem…

Bu metinde numaralı cümlelerin hangisinde fiilimsinin üç türü de kullanılmıştır?

A) I B) II C) III D) IV

16-

Çocuktum. Sorular ve sorgulamalarla öğreniyordum. Kesin cevabını alamadığım sorular canımı sıkardı. (I) Araştırma imkânı da kıt olunca bütün bütün çileden çıkardım. Öğretmenime sormuştum ve net bir cevap alamamıştım: “Kurtuluş Savaşı’nda askerimizin mermisi bitmişti ama yanlarında kurşun kalemleri vardı, neden kullanmamışlardı?” (II)

Öğretmenim bıyık altından gülmüş ve içi dolu bir yanıt verememişti. Öyle ya, kurşun kalem dedikleri, içinde kurşun bulunduran kalem değil miydi? Çok sonra öğrendim ki değilmiş. Ana maddesi grafit imiş. (III) Grafit; yumuşak, yağlı, kâğıt üzerinde iz bırakan, siyah renkli, katı bir karbon elementiymiş. Kurşun, zehirli olduğu için kalemlerde

kullanılmazmış. O hâlde bu ismi niye vermişler? (IV) Grafiti bulan İngiliz bilim adamı onu kurşun sanmıştır da o yüzden.

Numaralandırılmış cümlelerin dil ve anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) I numaralı cümlede ikilemeden yararlanılmıştır. B) II numaralı cümlede deyim kullanılmıştır. C) III numaralı cümlede tanımlamaya başvurulmuştur. D) IV numaralı cümlede tanık gösterme yapılmıştır.

(6)

Kitaplardan bazısı bulundukları toplumun, kültürün ve zamanın ruhunu taşır. Bu tür kitaplar önemini yitirmedikleri gibi zaman içerisinde değerine değer katarlar. Biz bunlara ‘klasik’ diyoruz. “Suç ve Ceza, Sefiller, Aşk-ı Memnu, Yalnızız” gibi klasik eserler:

✓Çağlar aşıp gelse de yenidirler, zaman ve ilgi onları diri tutar. ✓Öncüdürler, kendisinden sonrakilere esin kaynağı olurlar. ✓Evrenseldirler, her yerde ve her zaman kabul görürler. ✓Bir şahıs tarafından yazılsalar da ortak aklı yansıtırlar. ✓Eşsizdirler, bu nedenle taklit edilemezler.

✓Okuru doğru düşünmeye sevk ettikleri gibi onda estetik duygu da yaratırlar.

✓Dostoyevski’nin “Budala” adlı romanı, hangi milletten olursa olsun okuyucunun ilgisini her zaman çekmiştir. ✓Turgut Özakman’ın “Şu Çılgın Türkler” adlı eseri, popülerliğini sonradan yitirmiştir.

✓J. R. R. Tolkıen’in “Yüzüklerin Efendisi” adlı romanı bir zamanlar için rağbet görmüş olsa da bu rağbet eserin filme çekilmesiyle son bulmuştur.

✓Dante’nin “İlahi Komedya”sı çağlar üstüdür, Dan Brown’un “Cehennem” adlı eserine de ilham kaynağı olmuştur. ✓Gonçarov,tembelliğin ikonu olarak görülen “Oblomov”u ancak 12 senede bitirebilmiştir ve roman, ortak aklın ürünü olarak dudakları gülümsetmeye bugün de devam etmektedir.

Bu bilgiler ışığında aşağıdakilerden hangilerinin “klasik” eserler oldukları söylenebilir? A) B)

C) D)

18-

I- “Gözlerindeki yıldızlar da ne? Yoksa seni de mi vurdular yüreğinden?” II- Döne döne gelip karşısında durur gülün, ona bakar ağlamaklı ve sorar: III- Gülün boynu bükük hâlini görünce kan kırmızısı entarisiyle lale çıkar sahneye. IV- “Yârin dudaklarında karanfil sürüyor artık saltanatını.” der gül inleyerek. V- Onun da bağrında sızı, dudağında acı, gözünde yaş vardır.

Numaralanmış cümlelerle anlamlı bir metin oluşturulduğunda hangisi baştan dördüncü sırada yer alır? A) I. B) II. C) IV. D) V.

(7)

19-

2016 yılında kesme işaretinin kullanımı ile ilgili olarak "Kurum, kuruluş, kurul, birleşim, oturum ve iş yeri adlarına gelen ekler kesmeyle ayrılmaz." kararını alan Türk Dil Kurumu, bu kararını destekleyici çeşitli örnekler de verdi: Türkiye Büyük Millet Meclisine, Türk Dil Kurumundan, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Başkanlığının; Bakanlar Kurulunun, Danışma Kurulundan; Türkiye Büyük Millet Meclisinin 112’nci Birleşiminin 2’nci Oturumunda; Mavi Köşe Bakkaliyesinden vb.”

“Sezai Karakoç, yayınevinin Sultanahmet’teki sekiz metrekarelik ahşap odasında günün her saati konuklarını kabul I

eder. Sobanın üzerinde sürekli ıhlamur kaynar. Düşüncesini de öfkesini de hemen ortaya koyar. Cemal Süreya 1950’li II yıllarda onun bir hilesini yakalar: “Necip Fazıl kendisinden borç ister, o da her seferinde cebindeki parayı son kuruşuna kadar verirdi. Sonunda kendisi aç kalırdı. Buna bir çare düşündü. Marmara Kıraathanesi’ne giderken

III

özellikle de ay başlarında yanında daha az para taşıyordu. Az dedim ya o kadar da az değil. Maaşının yarısı kadar… Sanırım, Karakoç’un hayatındaki tek oyun budur.”

IV

Yukarıdaki bilgi göz önüne alındığında metindeki altı çizili bölümlerin hangisinde kesme işaretiyle ilgili bir yanlışlık yapılmış olur?

A) I B) II C) III D) IV

20-

Eleştiri yazıları, bir eseri tanıtmayı amaçlar. Aşağıdakilerden hangisi eleştirinin yukarıda verilen özelliğini en iyi şekilde örnekler?

A) Paris'teki Louvre Müzesi’nin bir salonunda kalın bir cam vitrinin arkasında sergilenen Mona Lisa tablosunu her yıl milyonlarca ziyaretçi büyük bir hayranlıkla izliyor. Aynı salonda en az bu tablo kadar hatta daha güzel eserler de sergilenmekte ama hiçbirinin önünde Mona Lisa'daki kadar izdiham yaşanmıyor.

B) Kitap, kesinlikle sürükleyici ve bitirmeden bir kenara koyduğunuzda “Acaba ne olacak?” telaşıyla sizi kendine çağırıyor. Olaylar ayrı ayrı bölümler olarak ele alınmış ve çok yalın bir anlatıma sahip. Karmaşık ya da sıkıcı olması gereken bölümler bile ince ve sık dokunmuş. Hikâye aralarında küçük ama yararlı bilgiler de bulabiliyorsunuz. C) Kitabın iyiliği kötülüğü kişiden kişiye değişir. Bir yazar her zaman yazabileceğinin en iyisini yazmak ister, yazmaya çalışır ve yazdığına da inanır. Ama kitabın kaderi yayıncı, eleştirmen ve okuyucu üçgeninde belirlenir. Yazarın anlattığı ile okuyucu ve eleştirmenin okuduğu bazen bambaşka şeylerdir.

D) Robert Crum, bir kitabının yayım sürecini şöyle anlatır: “Doğum sancılarını atlatmış, kitabını bitirmiş bir yazar önce yayıncısıyla uğraşır. Bu safhayı atlatınca çocuğu gibi gördüğü kitabını soğuk ellere teslim eder; işinin ehli tanıtım uzmanlarına. Tam yazarın çocuğu emeklemeye başlamıştır ki bir yerlerden bir psikopat çıkar ve ortalık karışır.”

SAYGILARIMLA ÂDEM ERDEM A-KARE YAYINLARI

(8)

1-B 2-C 3-D 4-A 5-A 6-D 7-C 8-A 9-A 10-B 11-C 12-B 13-D 14-B 15-C 16-D 17-D 18-A 19-C 20-B

Şekil

Updating...

Referanslar

Updating...

Benzer konular :