• Sonuç bulunamadı

Using Animal Behavior Charatersitics and Appropriate Equipment for Better Fattening Performances

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Using Animal Behavior Charatersitics and Appropriate Equipment for Better Fattening Performances"

Copied!
9
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

BESİ ÇİFTLİKLERİNDE HAYVAN DAVRANIŞ ÖZELLİKLERİNE UYGUN

YAKLAŞIM VE ALET EKİPMAN KULLANIMI VE KARLILIK

Serap GÖNCÜ1, Nazan KOLUMAN 2* *sorumlu yazar: [email protected]

Anahtar Kelimeler

Besi, Davranış, Alet Ekipman, Kayıplar, Karlılık

Keywords

Fattening, Behavior, Equipment, Losses, Profitability

Özet

Türkiye sığır eti üretiminde son yirmi yılda çok önemli gelişmeler meydana gelmiş, ölçekler büyümüş, pazar, barınak, besleme, sağlık koruma önlemlerine ağırlık verilmiş ve bu alanda birçok teknolojik gelişmeler olmuştur. Artık besilicikte de üretim girişimcilik kriterlerine göre işletilen az sayıdaki büyük ve özelleşmiş çiftliklerde yapılmaya çalışılmaktadır. Ancak hayvan başına verimlerde istenilen verim düzeyleri yakalanabilmiş değildir. İthal edilen kültür ırkı ve melezlerinde de istenilen besi performanslarının yakalanamaması yönetsel ve bakım konusunda problemler olduğunun göstergesi olarak kabul edilebilir. Büyük besi işletmelerinde hayvan takip, tartım, kontrol ve uygulamalarda sorunlar yaşanmaktadır. Büyük ölçekli besi işletmelerinde yaşanan insan hayvan temasları ve hayvanların yönetiminde kullanılan alet ekipmanların hayvan davranış özelliklerine uygun olmaması gibi konuların göz ardı edilmesi kayıpların artmasına neden olmaktadır. Sığırların görme, duyma, temas, koklama özellikleri davranışların şekillendirir. Bu nedenle sığırın doğasına uygun yaklaşım ve yönetim kayıpları önler. Böylece hayvan doğasına uygun yaklaşım ve alet ekipman kullanımı ile daha iyi sığır performansı, besi takibi ve karlılık elde edilebilir. Bu nedenle bu çalışmada, entansif besi işletmelerinde gözlem sonucu elde edilen yaklaşımlar ve alınabilecek önlemler konusu üzerinde durulacaktır.

Using Animal Behavior Charatersitics and Appropriate Equipment for Better Fattening Performances

Abstract

The last twenty years, many important developments have occurred in Turkey beef production, big scales, market, housing, nutrition, and weight given to health protection measures have been many technological advances in this area. It is now being tried to be done in a small number of large and specialized farms operated according to production entrepreneurship criteria. However, yields per animal have not been achieved. Failure to achieve the desired feed performance in imported culture breeds and hybrids may be considered as indicators of administrative and maintenance problems. Animal feed, weighing, control and managemental problems are experienced in large fattening enterprises. Ignoring issues such as human animal contact in large-scale fattening enterprises and animal equipment used in the management of animals, which are not in accordance with animal behavior characteristics, increase the losses. The cattle senses characteristics effect tehir reflex and natural behaviors. Cattle can seriously injure or kill people. Being careless or in the wrong place at the wrong time can be costly. Thus, with the approach to animal nature and the use of tool equipment, better cattle performance, fattening and profitability can be achieved. Therefore, in this study, the approaches and the measures to be taken during the observation of intensive fattening enterprises will be discussed for aspect of profitabiliy.

(2)

1. GİRİŞ

Türkiye’de büyükbaş hayvan yetiştiriciliği %80-90 düzeyindeki üretime katkısı ile önemli bir sektör durumundadır. Sığır varlığı 2017 yılında 15.943.586 baş ve manda varlığı ise 161.439 baş olarak gerçekleşmiştir. 2002-2017 yılları arasında sığır varlığında %62,63’lük, manda varlığında ise %33,33’lük bir artış gerçekleşmiştir. Yine, 2002 yılında 8.408.568 ton olan çiğ süt üretimimiz, %146,18’lik artışla 2017 yılında 20.699.894 tona ulaşmıştır. Bu miktarın %90,64’ünü inek sütü ve %0,34 ‘ünü de manda sütü oluşturmuştur. Ayrıca, 2017 yılında toplam kırmızı et üretimi 1.126.404 ton olup, bu miktarın %87,67’si sığırlardan ve %0,12’si ise mandalardan elde edilmiştir (Tapkı, 2018). Ancak, Türkiye’de 2001 tarım sayımına göre 3.022.127 tarım işletmesi bulunmaktadır. 2006 yılı tarımsal yapı araştırmasına göre tarımsal işletmelerin %62,3’ünde hem bitkisel üretim hem hayvan yetiştiriciliği, %37,2’sinde yalnız bitkisel üretim, %0,5’inde yalnız hayvan yetiştiriciliği yapılmaktadır. Hayvancılık işletmelerinin %59,7’sinde 1-4 ,%21,3’ünde 5-9 hayvan, %12,8’inde 10-19 hayvan, %5,4’ünde 20-49 hayvan, %0,7’sinde 50-149 hayvan bulunmaktadır (Anonim 2006).

Ancak hayvan başına verimlilik söz konusu olduğunda aynı gelişme söz konusu değildir. Kesilen sığır başına et üretimi 312, 7 kg ve inek başına laktasyon süt verim miktarı 1.705 kg dır. Türkiye sığır eti üretiminde son yirmi yılda çok önemli gelişmeler meydana gelmiş, ölçekler büyümüş, pazar, barınak, besleme, sağlık koruma önlemlerine ağırlık verilmiş ve bu alanda birçok teknolojik gelişmeler olmuştur. Artık besilicikte de üretim girişimcilik kriterlerine göre işletilen az sayıdaki büyük ve özelleşmiş çiftliklerde yapılmaya çalışılmaktadır. Ancak hayvan başına verimlerde istenilen verim düzeyleri yakalanabilmiş değildir. İthal edilen kültür ırkı ve melezlerinde de istenilen besi performanslarının yakalanamaması yönetsel ve bakım konusunda problemler olduğunun göstergesi olarak kabul edilebilir. Damızlık hayvanlara göre kasaplık hayvanlarda gerek nakilleri esnasında gerekse üretim süreçlerinde refahla ilgili problemler daha fazla görülmektedir (Schwartzkopf-Genswein ve ark. 2015; Ünal ve ark. 2008). Türkiye’de tüketicilerin görüşlerini belirlemek amacıyla düzenlenmiş bir çalışmada, çiftlik hayvanları içerisinde, en fazla refah soru-nu yaşayan hayvanların “besi sığırları” olduğu sonucuna ulaşılmıştır (Şeker ve ark. 2011). Büyük besi işletmelerinde hayvan takip, tartım, kontrol ve uygulamalarda sorunlar yaşanmaktadır. Büyük ölçekli besi işletmelerinde yaşanan insan hayvan temasları ve hayvanların yönetiminde kullanılan alet ekipmanların hayvan davranış özelliklerine uygun olmaması gibi konuların göz ardı edilmesi kayıpların artmasına neden olmaktadır. Sığırların görme, duyma, temas, koklama özellikleri davranışların şekillendirir. Bu nedenle

sığırın doğasına uygun yaklaşım ve yönetim kayıpları önler. Böylece hayvan doğasına uygun yaklaşım ve alet ekipman kullanımı ile daha iyi sığır performansı, besi takibi ve karlılık elde edilebilir.

Bu nedenle bu çalışmada, besi çiftliklerinde hayvan davranış özelliklerine uygun yaklaşım ve alet ekipman kullanımı ve karlılık konuları üzerinde durulacaktır.

Hayvan nakilleri

Canlı hayvan ithalat ve ihracatının yaygın hale gelmesiyle çiftlik hayvanlarının işletmeden işletmeye veya işletmeden kesimhaneye taşınması rutin bir yönetim uygulaması halini almıştır. Nakil sırasında, öncesinde ve sonrasında ortaya çıkan bazı unsurlar hayvanlar için stres kaynağı olabilmekte, bu durum ise et kalitesini ve hayvan refahını etkilemektedir (Altınçekiç ve ark. 2010; Huertas ve ark. 2011; Kara Karslıoğlu ve ark. 2011) Hayvan nakilleri sırasında hayvanlar üzerinde yoğun stres yaratarak refah üzerine doğrudan etkili olabilen faktörler (Altınçekiç ve ark. 2011; Gallo ve ark. 2003; Huertas ve ark. 2010; Kara Karslıoğlu ve ark. 2011; Ünal ve ark. 2007; Ünal ve ark. 2008; Yıldız ve ark. 2009) olarak aşağıdaki başlıklar sıralanabilir.

- Yükleme-boşaltma rampalarının özellikleri, - Nakil aracı özellikleri (süspansiyon siste-mi, yükseklik, kapalı araçlarda yetersiz havalandırma ve egzoz gazları) ile

- Nakil sürüş kalitesi,

- Nakil aracında hayvan başına ayrılan alan (hareketli ya da hareketsiz olarak tutulmaları),

- Nakil süresi (su ve yem kısıtlaması),

- Yol ve iklim koşulları (ortam sıcaklığı ve nem düzeyi).

- Nakil sırasında araçta tutulan hayvanların denge kayıpları ve düşmeleri beklenmedik yaralanma veya ezilmelere sebep olduğu için ciddi kayıplar olmaktadır

Damızlık hayvanlara göre kasaplık hayvanlarda gerek nakilleri esnasında gerekse üretim süreçlerinde refahla ilgili problemler daha fazla görülmektedir (Schwartzkopf-Genswein ve ark. 2015, Ünal ve ark. 2008). Türkiye’de tüketicilerin görüşlerini belirlemek amacıyla düzenlenmiş bir çalışmada, çiftlik hayvanları içerisinde, en fazla refah sorunu yaşayan hayvanların “besi sığırları” olduğu sonucuna ulaşılmıştır (Şeker ve ark.2011). Nakil sırasında araçta hayvanların denge kayıpları ve düşmeleri beklenmedik yaralanma veya ezilmelere sebep olduğu için ciddi kayıplar olmaktadır. Nitekim hayvan nakilleri esnasında hayvan refahı standartlarının göz ardı edilmesi ile ölüm oranlarında artma, hayvanlarda ağırlık kaybı ile karkasdaki kayıplar ve et kalite kaybı gibi sorunlar hayvan refahı konusunun önemini ortaya koymaktadır (Altınçekiç ve ark.2 010; Kara Karslıoğlu ve ark. 2011; Ünal ve ark. 2008).

(3)

Barınak tasarımı

Çiftlik hayvanları refahı düzeyleri genel olarak sağlanan çevre koşulları ile ilgilidir (Gökçe ve ark. 2016). Hayvansal üretimin entansitesi arttıkça hayvan refahı konuları daha öne çıkan başlıkları oluşturmuştur (Akbaş ve ark. 2013; Atasoy ve ark. 2011). İzmirli ve Yaşar (2010) hayvan refahı ile ilgili barınakların en önemli konu olduğunu ve barınak koşullarının iyileştirilmesi ile olumlu sonuçlar alınabileceğini ifade etmişlerdir. Sığırın normal kabul edilen sınırları dışındaki koşullar sığır üzerinde stres oluşturmaktadır (McDowell, 1972). Stres faktörleri olarak ise, çevre koşulları, hayvana yapılan muamele, hayvanın bulunduğu ortam olarak sınıflanabilir. Sığır yetiştiriciliğinde stres koşullarında yaşama payı ve verim payı için besin madde kullanımında meydana gelen değişme, strese tepki nedeniyle metabolizma ve hormonal düzende değişikliklere neden olarak verimde düşmeye neden olmaktadır (Cengiz, 2001, Philips, 1993, Grandin, 1998, Halverson, 2001, Rushen ve ark 1999). Ayrıca, özelikle yüksek verimli ineklerin sıcaklık stresine karşı düşük verimlilere göre daha hassas oldukları bildirilmektedir (Bianca,1965; Rushen ve Passile, 1999). Günümüz koşullarının yüksek verimlilerle ineklerle ve entansif koşullarda üretimi zorunlu kıldığı düşünülecek olursa konunun önemi çok daha büyük önem arz etmektedir.

Sığır için barınakların sahip olması gereken minimum kapasite ve boyut Bartussek ve ark (2000) tarafından özetlenmiş olup bu konu detaylı bir şekilde verilmiştir. Araştırıcı “Barınak Durum Puanı” olarak isimlendirilen bir indeks geliştirmiş olup bu indeks ile barınağın hayvanların beklentisini ne ölçüde karşıladığını ortaya değerlendirmektedir. Bu indeks değerinde hayvanın rahat hareket edip edemediği, barınağın havalandırma ve aydınlama durumu, zemin özellikleri, sosyal ilişkilerin durumu ve bakıcı faktörlerine puan verilmekte ve sonuç puana göre ahır bir toplam puan almaktadır. Ancak Lowe ve ark. (2003), besideki sığırda ızgara zemin, plastik ve saman altlık kullanılan gruplar arası farkların istatistiki olarak önemli saptanmadığı bildirilmektedir (Xiccato ve ark. (2002), süt danası eti üretiminde barındırma şeklinin etkisini inceledikleri çalışmalarında önemli bir fark oluşmadığını ancak, buzağılarda barındırma şeklinin süt danası eti üretiminde performans üzerine etkisini inceledikleri çalışmalarında Andrighetto ve ark. (1999) grup halinde barındırılan buzağıların 1381 g GCAA ile 1317 g GCAA gösteren bireysel tutulan gruptan daha yüksek GCAA gösterdiği ve gözlenen davranış özeliklerinin grup halinde barındırılan buzağıların daha rahat olduklarını ve daha sosyal olduklarının tespit edildiğini bildirmektedirler. Araştırıcılar ayrıca randımanın gruplar arasında önemli fark göstermediğini ancak grup halinde barındırılanların daha iyi karkas özelikleri gösterdiğini bildirmektedirler. Krohn ve ark. (2003) doğumdan

sonraki dört günde annesi ile büyütülen buzağılarla ayrı büyütülenlerin 55 günde bireysel güvenlik bölgeleri ölçmüşler ve insanlar tarafından 4 gün muamele edilenlerin sürekli anneleri yanında tutulanlardan daha kısa bireysel güvenlik bölgesine sahip olduklarını bildirmekte ve anneleri ile tutulan buzağıların sosyalleşmesine olumsuz etkide bulunduğunu bildirmektedirler. Araştırıcılar doğumdan hemen sonra kısa bir süre insan tarafından muamele edilen buzağıların insanlara karşı korku tepkilerinde azalmaya neden olduğunu bildirmektedirler

Her şeyden önce ahır içi aydınlatmanın yeterli düzeyde ve ahır içi koşulları ile tasarımının havalandırmanın hayvan gereksinmelerine uygun şekilde yapılmış olması gerekir. Cook (2004) barınağın ineğin temizliği, topallık ve meme sağlığı üzerine etkisini incelediği çalışmasında ahır tipinden ziyade ahırdaki zeminin ıslaklığı, altılığın durumu, zemin özellikleri ve ahırı temizleme şekli , sıklığı ve birim alana düşen hayvan sayısı gibi faktörler üzerinde durmaktadır. Ondarza, (2003) sığır gönencesi açısından barınakların sağlıklı, rahat ve minimum stres etmeni içermesi gerektiğini vurgulamakta ve yemleme sonrasında ineklerin %10-15’i ayakta duruyorsa o ahırda sığır gönencesi açısından problem olduğunu bildirmektedir.

Hayvan başına gerekli alan

Sürü büyüklüğü artıp hayvan başına düşen alan azaldıkça, sürüde problemler artmaktadır. Sürü büyüklüğü arttıkça sürüdeki hayvanlar sürünün diğer bireylerinin sürü içindeki sosyal konumunu hatırlamakta zorluk çekmekte (Phillips, 1993) ve böylece sürü içindeki sosyal düzenin kurulması için dövüşler ortaya çıkacaktır. Ancak, henüz sosyal düzenin kurulmadığı buzağılarda sürü büyüklüğü ile kavgacı davranışlar arasında bir ilişki yoktur ve kavgalarda yetişkinlerdekinden daha azdır. Ancak, hayvan başına bırakılan alan miktarında sorun yoksa sürü içinde küçük alt grupların oluşması ile problem azalabilmektedir. Bu durum genel olarak büyük sürüler halinde yürütülen besi işletmelerinde 10-12 başlık alt gruplar oluşması şeklinde gerçekleşmiştir (Phillips, 1993).

Ayrı ayrı yerlerden getirilmiş hayvanlar bir araya konulduklarında sürüde sosyal düzeni belirlemek için dövüşler görülecektir. Bu durumda, küçük sürülerde çabuk fakat kısa süren büyük sürülerde ise uzun süre devam eden kavgalar söz konusu olabilmektedir (Kondo ve ark.1989). Sürü büyüklüğü ve hayvan başına gerekli alan miktarı sadece sürü içinde ki bireyler arası ilişkiyi değil, hayvanın yem tüketimi ve yatma süresi gibi verimle direkt bağlantılı özellikleri de etkilemektedir. Friend ve ark (1977) ahır içinde yoğun yerleşimin hayvanların yatma süresini kısalttığını bildirmektedirler. Sürüdeki gruplarda saldırgan davranışların önüne geçmek için her hayvana yeterli

(4)

alan hesabının iyi yapılması gerekir. Ahır içinde birim alana düşen hayvan sayısı üzerine etkili faktörler olmakla beraber alt grup hayvanların durumu önem kazanmaktadır. Bu hayvanların üzerinde durulması gerekir. Wierenga (1990), durak başına 1 hayvan hesabı yapılan bir ahırda hakim hayvan olma ile yatma süresi arasında bir ilişki olmadığını bildirmektedir. Ancak yerleşim sıklığı %50 oranında artırıldığında alt grupta yer alan hayvanların daha kısa süre yatabildiklerini bildirmektedir. Hayvan başına ayrılan alan miktarı artırıldığında hayvanlar arasındaki mesafede de artış olması beklenmelidir. Hayvan başına alan miktarından ziyade kullanılabilir olması da üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Hayvan başına ayrılacak alan miktarında, binanın özeliği, bina içindeki durakların sayısı, boyutları ve özelikleri, zemin özellikleri, aydınlık durumu, geçit alanlarının durumu, yemlik mesafesi, gübrenin durumu otomatik yemleme sistemi kullanılıyorsa yemlik sayısı ve sulukların ulaşım mesafesi ile suluk özellikleri dikkate alınması gereken konuların başında gelmektedir (Giblin, 2003). Tüm bunlara birde cüsse boynuzluluk durumu ve ineğin fizyolojik durumu gibi faktörlerinde eklenmesi gerekir. Genetik, cinsiyet yaş ve aynı cinsiyet içinde bireylerin vücut yapıları ve sağlık durumları da etkili faktörlerdir. Tüm bunlara ek olarak çevre koşulları da hayvan başına gerekli alanda etkili olacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Gaworski ve ark. (2003) ahır inde orta kısım durakların daha çok tercih edilmesinde temel nedenler arasında orta kısımda olmanın güven sağladığı ve saldırı riskinin orta kısımda düşük olduğu güdüsü ile hareket etmesinin etkisi olduğunu bildirmektedir.

Alet ekipmanlar

Sığır yetiştiriciliğinde kullanılan pek çok alet ve ekipman söz konusudur. Bunlardan bir kısmı sabit yapılar olup bir diğer kısmı ise taşınabilir ve portatif aletler olabilmektedir. Tüm bu alet ve ekipmanlar hayvanların istenilen yöne gitmesi ve hayvanlar üzerinde yapılacakların kolay ve en az stresle yapılabilmesi amacıyla tasarlanmışlardır. Bunlardan sabit olanlara koridorlar, toplanma yerleri, tedavi, aşı, ilaçlama ve tartım gibi işlerin yapıldığı hayvan sıkıştırma yerleridir. Sıkıştırma yerinde hayvana yapılan muamele kötü olduğu zaman hayvan burada acı çekmişse bir daha buraya geldiğinde girmeyi istemeyecek ve problem çıkaracaktır.

Littlefield ve ark. (2001) sıkıştırma yerinde sakin davranılan düvelerle yaptıkları çalışmada, hayvanları huylarına göre puanladıklarını ve huysuz olan düvelerin bölmeye en son girdiklerini bildirmektedirler. Ancak hayvanlara sakin ve yumuşak davranma hayvanların daha az problem çıkardıklarını bildirmektedirler. Hayvan koridorlarında hayvanın geriye hareketini engellemek ve istenen yöne gitmesini sağlamak amaçlanmaktadır. Bu gibi yönlendirme insanlar tarafından kontrol edilebilir. Ancak uygun alet

ekipman ile çok daha kolay ve etkili sonuçlar alınmaktadır Gonyou (2003) . Goonewardane ve ark (1999) elektrikli uyarıcılarla kullanarak sıkıştırma yerine alınan hayvanların daha sonraki günlerde sıkıştırma yerine girmekte daha fazla problem çıkardıklarını bildirmektedir. Hayvanlara bir işlem yapılacağı zaman, rahatsız edecek gürültü olmaması gerekir (Grandin, 1998)

Hayvanların idaresinde avantaj sağlayacak bazı uygulamalar olarak,

Küçük gruplar halinde hareket ettirilmesi Elektrikle uyarma aletinin kullanılmaması

Sığırları kokutan şaşırtan şeylerle görsel temasının önlenmesi

Bireysel güvenlik bölgesi ve denge noktasına dikkat edilerek yaklaşım

Yuvarlak şekilde planlanmış koridorla

Koridor veya geçit yerleri kenarlarının yanları göstermeyecek şekilde kapalı duvarlarla yapılması Eğime karşı yürüme güdüleri,

Aydınlık alana doğru yürüme eğilimleri

Gideceği yöndeki kapının açık bırakılması olarak sırlanmaktadır.

Ayrıca alet ve ekipman tasarımında yapılan temel hataların başında hayvanların geri dönmesini engelleyecek kapı veya panellerin düşünülmemiş olması veya bu kapı veya panellerin kullanımındaki hatalar olduğu bildirilmektedir (Grandin, 1994).

Genellikle hayvan koridorları 1 hayvan geçecek şekilde veya 3-4 hayvan geçecek şekilde planlanmaktadır. Geniş koridorlar içinde hayvanlar grup halinde olduklarında daha iyi hareket etmelerine rağmen geriye doğru hareket etme ihtimalleri de vardır. Bu noktada hayvanların neden geriye doğru gitme eğiliminde olduğu önem kazanır, aydınlıktan gölgeye geçiş parlak bir cisim görmesi havada uçan bir plastik poşet veya bir zeminden farklı yapıdaki diğer bir zemine geçiş gibi bir faktör böyle bir etki yaratabilir. Uygun alet ekipman yapımında hayvan doğasını dikkate alan planlama ile stres en az düzeye indirebilecektir.

Sığırlar çok fazla hareket etmeyi sevmeyen hayvanlardır, uzak mesafedeki yeme gitmek veya su için uzun mesafe yürümek onlar için eziyet demektir. Bu nedenle barınak içi yemlik ve sulukların düzenlenmesinde bu konulara ayrıca dikkat etmek gerekir. Bewley ve ark (2001) 6 sıralı ahır içi yapısı ile 4 sıralı ahır içi yapısının verim ve kullanımını karşılaştırdığı çalışmasında 4 sıralı ahır içi düzenlemenin daha başarılı olduğunu bildirmektedir. Gaworski ve ark. (2003) ahır içinde yemliğe yakın olan durakların arka tarafta olan duraklara göre %41, durak sırasının ortasındaki durakların kenarda yer alan duraklara göre de %25 daha fazla kullanıldığını bildirmektedirler. Natzke ve ark (1982) durak sırasının

(5)

kenarlarında yer alan durakların daha az kullanıldığını bildirmektedirler. Araştırıcılar , durak sırasının kenarlarında yer alan durakların az kullanılmasına nedenler olarak, ahır içinde hiyerarşi, durakların yemliğe mesafesi gibi konuları bildirmektedirler. Harrison (1964) entansif üretim koşullarında tutulan hayvanların doğal koşullarından farklı olduğunu ve bunun hayvan gönencesinde bozulmaya neden olduğu ve bir yetiştirme sisteminin bir hayvanın en azından dolaşması, yatıp kalkması, kendini tımar etmesi, uzanması ve bacaklarını uzatması gibi beş temel özgürlüğünü sağlamış olması gerektiğini bildirmektedir. Sığırlar çok farklı yetiştirme koşulları geçerli olsa bile sığırın gönencesi ahır tasarımındaki detaylarda gizlidir.

Hayvan başına yeterli alan temin eden ve hayvanları özelliklerine göre gruplama yapmaya yetecek gerekli özelliklere sahip bölmelerin bulunması gerekir. Bu amaçla hayvanların tartılması ve değerlendirmelerde bulunmak için uygun geçit yolları ve koridorlar ve hayvan sıkıştırma yerlerinin uygun özelliklere sahip olması gerekir. Kıvrılan koridorların kullanımı, ve koridorların kenarların hayvanın görüş açısını daraltarak stresi önleyecek şekilde etrafı göstermeyecek şekilde kapalı olması gibi uygulamalar önemli noktalardır. Hayvanın ilerlemesi istenilen yöne doğru eğimli yapılması da sığırın ileri doğru hareketini kolaylaştıracak bir uygulamadır. Ayrıca sığırların toplanma yerine alınmasında birdenbire dar koridor kullanımı değil koridorun girişine doğru 30 derecelik açıyla daralarak girişe bağlanan giriş yeri öncesi daraltılmış toplanma yeri tasarımı da bu konuda avantajlıdır. Bu gibi düzenlemeler toplanma yerinde gruplaşma ve kümeleşmelerin önüne geçecektir. Hayvan koridorlarında 1.5 m yüksekliğinde kapalı çeperli ve hayvanın önünde gidenleri göreceği ama koridor sonundaki sıkıştırma yeri veya yükleneceği kamyonu görmeyeceği şekilde eğim verilmiş şekilde ama yüklemede çıkarken 25 dereceden fazla eğim olmamasına dikkat edilmelidir.

Sığırcılık işletmelerinde en çok problem hayvanların bir yerden bir yere taşınmasında, grup olarak bir yere alınıp işlem yapılmasında ve sıkıştırma yerlerine alınması ile aşı ve ilaç uygulamaları için yapılmış yerlere alınmasında yaşanmaktadır. Bazen bekleme yerine alınan bir hayvanın yapay tohumlama veya gebelik kontrolü için sıkıştırma yerine alınması mümkün olamayıp bekleme yerinde sıkıştırılıp orada kontrol yapılması gereken durumlarda yaşanmaktadır. Boyles ve ark. (2004) hayvan sıkıştırma yerleri ve koridorlar için geçerli örnekler ve özelikleri bildirmektedirler. Özelikle eğimli koridor ve geçit alanlarını yapılması ve hayvanların yönlendirilmesinde ve geriye dönmelerinin engellenmesi için kapıların yapılmasını ve koridor kenarlarını etrafı

göstermeyecek şekilde kapalı duvar veya çeşitli plakalarla kapalı yapılmasını önermektedirler.

Yemlikler

Sığır gönencesi konusunda yapılan çalışmalar genel olarak zamanının %50’ni yatarak geçiren ineğin yatacağı yer üzerinde ikinci olarak da konu yemlikler kısmı olmuştur. Bir sığır günün 10-12 saatini yemliklerde geçirmektedir. Sığır gönencesi konusunda yapılan çalışmalarda özelikle hayvanı yattığı yer ve yemlikler kısmına ağırlık verildiği görülmektedir. Yemlikler yerden 5-20 cm yukarıda olması (Ondarza, 2003b) hayvan başına 46-60 cm yer ayrılması, zeminin kaygan olmaması gerektiğini ve böylece ineğin otlaktaki doğal otlama davranışına benzer şekilde yemini alabileceğini bildrimektedir. İnek ne yemliğe doğru uzanmalı nede diz çökerek almak durumunda kalmalıdır. Ayrıca yemliklerin önündeki padok boruları da ineğin yem yemesine engel olmayacak şekilde ve boynuna da zarar vermeyecek bir yüksekliğe ayarlanmış olmalıdır.

Yemleme yerinde ineğin gönencesini iyileştirmek amacıyla yürütülen bir çalışmada ise öncelikle ineğin yem yerken durduğu zemin özellikleri ile yemlik etrafındaki inek sayısının yem tüketim davranışına etkisini araştırmışlardır. Beton zemin kullanımına karşı kauçuk kaplama zemin arasında farkı araştırmışlar ve kauçuk kaplamanın yemleme yerinde durmayı çok az miktarda artırdığının ancak bunun önemli olarak saptanmadığını bildirmektedirler. Ayrıca bu çalışma ile hayvan başına 0.5 m yerine 1.0 m yer ayrılma durumunda yemlikte hayvanlarda saldırgan davranışlarında %57 azalma olduğu bildirilmektedir (Anonim 2).

Suluklarda burada çok önemli olup sığırın bol ve temiz kaliteli suyu sürekli olarak bulması gerekir. 90 cm uzunluğunda 60 cm genişliğinde bir suluk yemliğe 15 m mesafeye yerleştirilrse 20 inek için yeterli olacaktır (Ondarza, 2003b)

Weary ve Keyserlingk (2004) yemlikte yem yerken durdukları zemin özelikleri ve hayvan yoğunluğunun etkisini incelemişler ve yemlik alanı plastik kaplama malzemeleri ile kaplamışlardır. Araştırıcılar istatistiki olarak fark bulamazken plastik kaplama tutulan grubun daha uzun süre yemlikte kalma eğiliminde oldukları bildirilmektedir. Araştırıcılar yemlikte hayvan başına 0.5 ve 1.0 m yer ayırdıkları grubun performansını karşılaştırdıkları çalışmalarında 1 m yer ayrılan grupta daha az kavga olduğunu ve daha fazla yem tüketme eğilimi olduğu ve taze yem verildikten sonraki 90 dakika bu yem yeme aktivitesine en yüksek artışın olduğunu bildirmektedirler.

Zemin

Barınaklarda zemin çok ayrı bir öneme sahip olup hayvanın en yakın temasta bulunduğu yerdir.

(6)

Ahırlarda zemin planlanırken ısıyı tutma özelliği, yumuşaklık, sürtünme ve aşındırma özelliklerinin de dikkate alınması gerekir (Nilson, 1992, Sainsbury, 1967). Bunlara ek olarak dayanıklı, temizlenebilir, hayvana zararlı veya zehirli maddeler içermemesi gerekmektedir. Beton zeminlerin kayma ve düşme korkusu nedeniyle ineklerin bu zeminlerde yürümekten korktuğu bilinmektedir (Kammel, 2004). Buna karşı çeşitli önlemler alınmaya çalışılmakta ve yeni ahırlarda zeminin hayvanın kaymasını engelleyecek şekilde pürüzlü olmasını sağlayacak yeni seçenekler üzerinde çalışılmaktadır.

Kuru dönemde toprak zeminde ve geniş alanda tutulan ineklerin daha çok yürüdüklerinde kolay doğum yaptıklarını, plasentanın atılmaması probleminin daha az olduğunu ve meme ödemi problemlerinin daha az olduğu bildirilmektedir.

Sığır davranışlarında hayvanın her hareketinde belirli bir düzen söz konusudur. Hayvan yatmadan önce bir araştırma yapar, koklar, bakar, kuru bir yer arar ve ondan sonra dizlerinin üstüne çöker sonrada arka kısmını yere bırakır. İşte bu sırada zemin özellikleri oldukça fazla önem taşır. Kalkarken de yine ön ayaklara baskı oldukça fazla olur. Ayrıca yatacağı yeri seçerken açık alanda ise biraz yüksekçe olan yerleri, kış ise rüzgara kapalı yerleri yaz ise gölgelik alanları tercih ederler. Ancak her ortamda kuru ve uygun bir zemin arayışı söz konusudur. Ahırda beton zeminler temizliğin kolay olması, uzun ömürlü olması gibi nedenlerle en çok tercih edilen zemin tipi olmaktadır. Ancak son zamanlarda ayak hastalıklarında bu zemin tipinin olumsuz etkisi olduğu bildirilmektedir (Mannien ve ark. 2002). Gooch (2003) sığır yetiştiriciliğinde ineğin yapısına ve ahır koşullarına uygun zemin özeliklerini kuru, güvenli ve rahat adım atmaya uygun ve dayanıklı olması gerektiği ve buna uygun olarak plastik kaplama malzemelerinden betona kadar pek çok zemin malzemelerini çeşitli özellikleri ile sıralamaktadır. Sonuç olarak doğum bölmesi ara koridorlarından sağım yeri sağımcı alanı ve sağım duraklarına kadar her yer için farklı zemin malzemelerini bildirmektedir. 1960’lı yıllarda çok popüler olan (Weller, 1965) ızgara zeminler konusunda kızgınlık tespitinde yaşanan problemler, ayak problemlerinin fazla olması ve düşük inek gönencesi sağlaması bakımından son yıllarda ızgara zeminlere olan ilgi azalmıştır. Zemin özelikleri bakımından ahırın değişik şekillerde olabilen tırtıklı bir yapı verilmesi gerektiği bildirilmektedir (Haley ve ark,2001). Bu tırtıkların 12 mm derinliğinde 12-19 mm genişliğinde ve 9 cm mesafe ara ile yapılması gerektiği ve beton kalitesinin de bunda çok önemli olduğu bildirilmektedir (Ondarza, 2003b)

Dinlenme alan özellikleri

Sığır türü yaşamların %56’nı (%32-69) yatarak geçirirler (Gaworski ve ark, 2003). İneklerin dinlenme

süresinin azalma stres oluşturarak, hastalıklara karşı dayanıklılığın azalmasına neden olabilecek bazı fizyolojik bazı değişimlere de neden olacaktır. Bu nedenle ahır içi ve durakların, sığır doğasını da dikkate alarak düzenlemek çok büyük öneme sahiptir. Metz (1985) 3 saat aç ve ayakta bekletilen ineklerin serbest bırakıldıklarından yemliklere gitmek yerine uzanmayı öncelikli olarak tercih ettikleri bildirilmektedir. Günün belirli saatlerinde uzanmalarına engel olunan ineklerde plazma büyüme hormonu miktarının bu konuda kısıtlanmayan ineklere göre daha düşük olarak gerçekleştiği bildirilmektedir. Ayrıca uzanan ineklerde memelerden daha çok kan geçtiği ve daha çok geviş getrime eğiliminde oldukları da bir diğer önemli bilgidir.

İnekler ruminant olduğu için yedikleri yemi sindirebilmek için zamana ihtiyaçları vardır. Yeterli rahatlığı sağlamayan durak yerleri ineklerin uzanma ve geviş getirme zamanının azaltmaktadır. Yüksek verimli hayvanlara yem dışında taze ve temiz suy sürekli ve kolaylıkla ulaşabileceği bir yerde sağlanmış olmalıdır. Sığırlar yaşı, cüssesi ve yemin özelliklerine bağlı olarak genellikle günün 2-5 saatini otlayarak ve 4-8 saatini ise geviş getirerek geçirirler (Krohn ve Munksgaard, 2003). Yatma ise yüksek önceliğe sahip olup günün yarısını uzanarak geçirmek ister. Yatmak için istediği koşulları bulamaz ise yatmaz ve buda hayvan için stres demektir. Uygun olmayan ahır için durak boyutu kadar durağın zemin özelikleri de hayvanın yatma süresi üzerine etkili olmaktadır. Gaworski ve ark.(2003), durak tiplerini karşılaştırmak amacı ile yaptıkları durak tipinin ineklerin durakta geçirdikleri zaman üzerinde önemli etkiye sahip olduğunu bildirmektedirler. Durağın zeminden yüksekliğinin 25 cm den 38 cm çıkmasının ineklerin durakları kullanmasını engellediği ve ayak problemlerinin çok dengeli rasyon kullanılıyor olmasına rağmen çok yüksek olduğu bildirilmektedir (Ondarza, 2003b)

Ondarza (2003b) durkada ineğin vücudun rahat hareket etmesi için baş hareketinin dikkate alınarak vücut uzunluğuna ek olarak 40 cm eklenmesi gerektiğini ve toplam 245 cm durak uzunluğu gerektiğini buna ek olarak göğüslüğün durağın dıştan içe doğru 168 cm içeride olması ve yerden 15-20 cm yukarıda ve 60 derecelik açı ile yapılması gerektiğini omuzluğun yine göğüslük ile yanı yerde ancak duraktan 112-117 cm yukarıda yapılması gerektiğini bildirmektedir. Omuzluğun yüksek veya düşük yapılması ineğin hareketlerinde önemli farklar oluşturacaktır. Bu nedenle bir ahırda sığırın davranışları incelenerek ahırın uygun ölçülerde olup olmadığı kontrol edilmelidir. İnekler durak içinde yüz yüze planlanmış duraklar olduğunda karşısı boş olna durakları tercih ettiği ve duvara karşı olana yatmak zorunda ise duavara arkasını dönerek yatmayı tercih etmesi de yine ineğin bireysel güvenlik bölge ihtiyacı

(7)

ve sürüde dominant hayvanların varlığı ile ilgili olarak açıklanmaya çalışılmaktadır.

Altlık çeşitleri

Ahırlarda zeminin olumsuz etkisini en aza indirmek için farkı materyalden altlık kullanımı yaygın bir uygulama olup çok farklı materyaller söz konudur. Saman, kum, yanmış gübre, kauçuk altlıklar, plastik kaplı içerisinde farklı malzeme kullanılmış altlıklar, talaş, ve plastik malzemeler kullanılan malzemelerde bazılarıdır. (Weller, 1965; Wathes ve Charles, 1994). Mannien ve ark (2002) yaz ve kış aylarında kum, kauçuk materyal ve saman altlık kullanılan bölmelerde yatma süresinin kum materyalde 7.5 saat, samanda 12.9 saat ve kauçukta ise 12.5 saat olarak gerçekleştiği yaz aylarında ise bu sayıların aynı sıra ile 1.1 saat 10.8 ve 111.3 olarak gerçekleştiğini ve bildirmektedirler. Buradan da anlaşılabileceği gibi kauçuk ve saman en çok tercihe dilen yatak malzemesi olarak öne çıkmaktadır. Ahırlarda saman kullanımı en yaygın uygulama olmakla beraber yıl boyu yetecek saman miktarının temini ve satın alınması depolanmasında problemler yaşanmaktadır. Sap sığırlarda en çok kullanılan altılık materyali olmakla beraber özelikle mastitis riskinin azalması ve maliyetin düşürülmesi amacıyla organik yataklık materyali yerine inorganik materyallerin kullanımına eğilim artmıştır (Mannine ve ark, 2002, Rushen, 2003). Kauçuk materyalden yapılmış yataklar ile kum kullanımı bu materyaller içinde yer almaktadır. Kumdaki bakteri içeriğinin organik materyallere göre daha düşük olduğu bildirilmektedir (Hogan ve ark, 1989). Weary ve Tazkun (2000) kum yataklıkta bulunan ineklerde daha az diz yaralanması tespit edildiğini bildirmektedirler. Nilsson, (1992) 10-15 cm talaş serilmiş yataklık yüksekliğinin optimum olduğunu bildirmektedir.

İnsan–hayvan ilişkisi

Evcil hayvanların çevresinde bulunan ve çok büyük değişkenliğe sahip en önemli faktör insandır (Dantzer ve Mormede, 1983; Vieyra ve ark, 2000). Munksgaard ve ark (2001), sağımda huysuz kimseler olduğunda bunlardan ineklerin rahatsız olduklarının gözlendiği ancak süt verimleri arasında fark olmadığını bildirmektedirler. Vieyra ve ark. (2000) ise farklı kişiler tarafından otlatılan hayvanların sosyal davranışlarını gözledikleri çalışmalarında otlama saati, otlama süresi değişmemekle beraber sürü içindeki sosyal davranışlar arasında insan faktörünün önemli olarak tespit edildiğini bildirmektedirler. Hemsworth (2003) süt sığırcılığında insan ve hayvan davranışları konusunda yapılan çalışmalarda insandan korku ile verim arasında negatif ilişki saptanmış olduğunu bildirmektedir. Entansif sığır yetiştiriciliğinde hayvanın sağlığı ve gönencesi insana bağlıdır ve hayvanların sakin ve etkin bir idare edilmesinde bakıcı çok önemli bir role sahiptir (Ewbank, 1993). Sığır davranışları konusunda bilgili ve tecrübeli kişiler

hayvanlar üzerinde çok etkin ve stressiz bir yönetim uygulayabilmektedirler. Sığırlarla çalışan insanlar inekle arsındaki ilişkiyi inekle konuşarak ve ona güven veren dokunuşlarla yaklaşarak kurabilir. İnsanın cüssesi ve hızlı hareketleri inekleri etkilemektedir (Ondarza,2003b). Bu yaklaşımlar özellikle ineğin büyük stres yaşadığı doğum, doğum sonrasında ilk kez sağım alıştırıldıkları dönemler, kızgınlık ve çiftleşme dönemleridir. Bu dönemlerde uygun davranış ineğin daha az stres yaşamasına ve sürü idaresinde kolaylık sağlanmasına yardımcı olacaktır. Özellikle serbest ahır koşullarında bulunanlar, bağlı ahır koşullarında bulunanlara göre insanla daha az temasta olduğu için daha hassastırlar. Rushen ve ark. (1999) da insandan korkunun süt verimi ve kalp atışı ve davranış üzerine etkileri inceledikleri çalışmalarında ineklerin insanları ayırt edebildiklerini ve kötü davranan kişiler sağım yaptığında kalp atışı davranışların değiştiği ve kalan süt miktarının dolayısı ile de süt veriminin olumsuz etkilendiğini bildirmektedirler. Sığırcılıkta çalışan kişilerin etkisini ortaya koymak amacıyla yapılan çalışmalarda, yüksek performansa elde eden çalışanların, sosyal, saygılı, sabırlı, başkasına bağımlı olmayan, koruyucu, huysuz, geçinilmesi zor, etkili, kendinden emin, alışkanlıklara bağlı, kaygısız olmayan, uysal olmayan, alçakgönüllü değil, kötümser olmayan, çok konuşmayan, işbirliğine açık olmayan, kişiler olduğu bildirilmektedir (Albright, 2004; Hurst 2001). Bunlardan bazıları olumsuz özelikler gibi algılansa da ineklerle çalışmada bu özellikte kişilerin daha başarılı olduğu vurgulanmaktadır. İnsan–hayvan ilişkisi (insanların kendi algısına göre), hayvan refahı ve üretimini önemli derecede etkilemektedir. Bu sebeple, insan-hayvan ilişkisi çiftlikte refahı değerlendirme planlarına dâhil edilecek önemli bir parametredir.

Sıcak stres etkisi

Sığırlarının çevre istekleri yönünden sıcaklık nem indeksi (THI) değerleri ile belirlenmiş olan eşik değerleri söz konusudur. Süt sığırları için stres başlangıç eşik değeri 72 THI (Armstrong, 1994), besideki sığırlar için ise 84 THI olarak bildirilmektedir (Göncü,2004). Belirli eşik değerleri üzerinde yer alan çevre koşullarında hayvanlarda zorlanmalar meydana gelmekte ve üretimde verimlilik düşmektedir (St. Pierre ve ark. 2003; West 2003; Göncü,2004; VanBaale MJ.ve ark.2005). Stres faktörleri, hormon düzeyleri üzerinde de etkili olarak verim düzeylerinde değişime neden olmaktadır (Cengiz, 2001). Yüksek çevre sıcaklığı hayvanın enerji, yağ ve protein metabolizmalarını etkiler, karaciğer fonksiyonlarını bozar, oksidatif strese neden olur, immün (bağışıklık) sistemi baskılar (Sucu ve ark. 2015). Sıcaklık stresindeki inekler adipoz doku rezervleri yerine glukozu enerji kaynağı olarak kullanırlar. Sıcaklık stresindeki ineklerde enerji kullanımını etkileyen; glukoz atımının artması, bazal ve glukoz tarafından

(8)

uyarılan insülin seviyesinin yükselmesi ve plazma üre nitrojen düzeyinin artması gibi metabolizmada meydana gelen değişimler de ısı düzenlemesinin birer parçasıdır. (Sucu ve ark. 2015). Genel olarak sıcak ve nemli bölgelerde yaşan besiciler, besi faaliyetlerine yaz aylarında ara vererek serin dönemlerde besi yapmayı tercih etmektedirler (Kalenderoğlu ve Özkütük, 1999). Bu dönemde çeşitli önlemler alınarak besi faaliyetleri için kullanılması mümkün olabilir. Ancak besideki tosunlarda serinletme çalışmalarında farklı sonuçlar bildirilmektedir. Yapılan çalışmalarda sadece duş temin edilen gruplarda duş temin edilen grupların kontrol grubunda daha düşük canlı ağırlık artışı gösterdikleri bildirilmektedir (Özkütük ve Göncü 1998; Göncü ve Özkütük , 2003). Serinletme konulu çalışmalarda, Linn (1997) yüksek sıcaklık ve nem koşullarında duşla birlikte zorunlu veya doğal havalandırma kullanımının en iyi serinletme yolu olduğunu bildirmektedir. Ayrıca Silanikove (2000) serinletme çalışmalarında başarının artan nem oranı ile birlikte düştüğünü bildirmektedir. Harner ve ark. (1999) da serinletme çalışmasında hava hareketinin sağlanması üzerinde durmaktadırlar. Göncü (2004) fizyolojik parametreler bakımından ele alınan faktörler içinde fan teminin istatistiki olarak önemli düzeyde etkide bulunduğunu bildirmektedir. Araştırmada sabah saat 8:00 ölçümlerinde, solunum sayısının duş grubunda 80 adet/dak. ile en yüksek, fan grubunda ise 69 adet/dak ile en düşük ortalama olarak gerçekleştiği, duş+fan temin edilen grup ortalamasının ise 72.31 ile ikisi arasında yer aldığı anlaşılmaktadır. Rektal sıcaklık ortalamaları bakımından saat 11 de yapılan ölçüm ortalamalarında sadece fan etkisinin istatistiki olarak önemli olduğu (P<0.01) diğer saatler rektal sıcaklık ölçümlerinde ise bu etkilerin önemli olmadığı belirlenmiştir. Davis ve ark (2001 a) rektal sıcaklık ölçümlerinin gün içinde sabah 10:00 ile akşam 22:00 arasında yüksek sonrasında ise düşme eğilimde olduğunu bildirmektedirler

Yine Davis ve ark (2001b) sıcaklık stresine karşı duş uygulamasının etkisini Angus ve Angus Hereford melezi tosunlarda, THI indeks değeri 74’ü geçtiğinde sabah ve öğleden sonra duş temin edilen grupların performansları arası farkın arası farkın istatistiki olarak önemli olmadığını bildirmektedirler. Besi sığırlarının sıcaklık stresinin olumsuz etkilerine karşı süt sığırlarından daha toleranslı olmalarının muhtemel nedenleri(Sucu ve ark. 2015);

KAYNAKLAR

Literatür

1- ÖZKÜTÜK, K.,GÖNCÜ, S.,1996. Sıcaklık stresinin süt sığırcılığı ve besi üzerine etkisi konusunda Çukurova Bölgesi’nde yapılan

çalışmalar. Hayvancılık’96 Ulusal Kongresi, (37-44), 18-20 Eylül 1996 İzmir.

2- GÖNCÜ KARAKÖK, S., 2004. Sığır

Besiciliğinde Duş ve Fan

Uygulamalarından Yararlanma

Olanakları. 4. Ulusal Zootekni Bilim Kongresi 01-04 Eylül 2004, Isparta.

3- Göncü,S.2013.Sığır Besiciliği.Akademisyen Kitapevi.SYS.7.8.9.12.14.15.16.17.18.19.20.2 2.23.24

4- Karabacak A, Topak R. Ereğli yöresi süt sığırı barınaklarının yapısal durumu ve sorunları. Selçuk Üniv ZirFak Derg 2007; 21: 42: 55- 58.4.

5- Mutaf S, Aklan S, Şeber N. Hayvan barınaklarının projelendirme ilkeleri ve gap yöresi için uygun barınak tipleri. TMMOB Makine Mühendisler Odası, II. GAP ve Sanayi Kongresi, 29-30 Eylül, Diyarbakır, 2001.

6- Akman N, Özder M. Tekirdağ ilinde ithal ineklerle çalışan işletmelerin durumu ve sorunları. Trakya Bölgesi I.Hayvancılık Sempozyumu, 8-9 Ocak, Tekirdağ, 51- 61,1992.

7- Yayar R, Karkacier O. Tokat ili pazar ilçesi süt sığırcılığı işletmelerinin ekonomik ve teknik özellikleri üzerinde bir araştırma. GOP Üniv Zir Fak Derg 1996; 13(1): 269-288. 8- Ruvuna F.,McDaniel BT., Johnson JC.,

Hollon BF., McDowell RE., Brandt GW., 1976. Interactions of breedandheterosiswith hot andcoldseasonsformilkyield. Proceedings of AmericanDairyScienceAssociation, 72. 9- Campbell JR.,Kenealy MD., Campbell KL.,

2003. Animal Science, The Biology, Care, and Production of Domestic Animal. 4th ed., 510p McGrawHill, San Francisco, CA.

10- St. Pierre NR., Cobanov B., Schnitkey G., 2003. Economic losses from heat stress by US livestock industries. Journal of Dairy Science, 86, 52-77. Mitlöhner FM., Morrow JL., Dailey JW., Wilson SC., Galyean ML., Miller MF., McGlone JJ., 2001.

11- SUCU,E.,AKBAY,K.C., FİLYA, İ., 2015. RuminantlardaSıcaklıkStresininMetabolizma ÜzerineEtkileri. Atatürk Üniversitesi Vet. Bil. Derg.2015; 10(2): 130-138

12- Akbaş AA. Çiftlik hayvanlarında davranış ve refah ilişkisi. MAKÜ Sag Bil Enst Derg 2013; 1(1): 42-9.

13- Altınçekiç ŞÖ, Koyuncu M. Nakil koşulları- nın hayvan refahı üzerine etkileri. Hayvan-sal Üretim 2010; 51(1): 48-56.

14- Altınçekiç ŞÖ, Koyuncu M. Organik hayvan- cılık işletmelerinde insan-hayvan ilişkileri.

(9)

Türkiye I. Organik Hayvancılık Kongresi. Temmuz 1-4, 2010, 484-489, Kelkit-Türkiye. 15- Altınçekiç ŞÖ, Koyuncu M. Çiftlik hayvanları

ve stres. Hayvansal Üretim 2012; 53(1): 27- 37.

16- Atasoy F. Hayvan refahının tanımı, önemi ve yetiştiricilikte refahın değerlendirilmesi. Modern hayvan yetiştiriciliği ve refah ilişkile- ri, deney hayvanlarında refah. Eskişehir, Anadolu Üniversitesi Yayını No: 2332, Web- Ofset Tesisleri, 2011; ss.108-56,

17- Baylan M, Canoğulları S, Ayaşan T. Tavuk- çulukta farklı yetiştirme sistemleri ve hay-van refahı. Türkiye I. Organik Hayvancılık Kongresi. Temmuz 1-4, 2010, 422-9, Kelkit- Türkiye.

18- Bozkurt Z, Kılıç İ, Hacan Gücüyener Ö, Lenger ÖF. İnsan-hayvan etkileşimlerinin hayvan refahına etkisi. Kocatepe Vet J 2013; 6(1): 41-50.

19- Gallo C, Lizondo G, Knowles TG. Effects of journey and lairage time on steers transpor-ted to slaughter in Chile. Vet Rec 2003; 152(12): 361-4.

20- Hemsworth PH. Human-animal interactions in livestock production. Appl Anim Behav Sci 2003; 81: 185-9.

21- Huertas SM, Gil AD, Piaggio JM, Eerden- burg FJCM Van. Transportation of beef cattle to slaughterhouses and how this rela-tes to animal welfare and carcase bruising in an extensive production system. Anim Welfare 2010; 19(3): 281-5.

22- İzmirli S, Yaşar A. A survey on animal wel- fare attitudes of veterinary surgeries, veteri- nary students, animal owners and society in Turkey. Kafkas Univ Vet Fak Derg 2010; 16(6): 981-5.

23- Kara Karslıoğlu N, Koyuncu M. Sığırlarda taşıma sırasında hayvan refahına etki eden faktörler. Kafkas Univ Vet Fak Derg 2011; 17(3): 511-6.

24- Kılıç İ, Bozkurt Z, Tekerli M, Koçak S, Çeli- keloğlu K. Afyonkarahisar ili koyunculuk işletmeleri çalışanlarının hayvan refahını etkileyen faktörlerle ilgili algıları. Lalahan Hayv Araş Enst Derg 2013; 53(1): 29-38. 25- Koyuncu M, Altınçekiç ŞÖ. Çiftlik hayvanla-

rında refah. Ulud Üniv Zir Fak Derg 2007; 21(2): 57-64.

26- Ninomiya S. Satisfaction of farm animal behavioral needs in behaviorally restricted systems: Reducing stressors and environ- mental enrichment. Anim Sci J 2014; 85(6): 634-8.

27- Özhan M, Tüzemen N, Yanar M. Büyükbaş hayvan yetiştiriciliği (Süt ve et sığırcılığı). Erzurum, Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakül- tesi Ofset Tesisi 2009; s. 176.

28- Spoolder HAM. Animal welfare in organic farming systems. J Sci Food Agr 2007; 87(15): 2741-6.

29- Schwartzkopf-Genswein K, Stookey JM, Berg J, Campbell J, Haley DB, Pajor E, McKillop I. Code of practice for the care and handling of beef cattle: review of scientific research on priority issues. Beef Code of Practice Scientists’ Committee. The Natio-nal Farm Animal Care Council (NFACC). November 19, 2012, Canada. Erişim Adre-si: www.nfacc.ca, Erişim tarihi: 23.06.2015. 30- Şeker İ, Özen A, Güler H, Şeker P, Özden İ.

Elazığ’da kırmızı et tüketim alışkanlıkları ve tüketicilerin hayvan refahı konusundaki görüşleri. Kafkas Univ Vet Fak Derg 2011; 17(4): 543-50.

31- Ünal N. Hayvan refahı ders notları. Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Zootekni Anabilim Dalı, Ankara, 2007.

32- Ünal N, Teke B, Özbeyaz C. Ankara Ticaret Borsası Kesimhanesi’ne yapılan kasaplık hayvan nakillerinde bazı koşulların hayvan refahı bakımından incelenmesi. Ankara Üniv Vet Fak Derg 2008; 55(1): 51-6.

33- Van Horne PLM, Achterbosch TJ. Animal welfare in poultry production systems: Im- pact of EU standarts on world trade. World’s Poutry Sci J 2008; 64(1): 40-52.

34- Waiblinger S, Boivin X, Pedersen V, Tosi M, Janczak AM, Visser EK, Jones RB. As- sessing the human-animal relationship in farmed species: A critical review. Appl Anim Behav Sci 2006; 101(3-4): 185-242.

35- Windschnurer I, Schmied C, Boivin X, Waiblinger S. Reliability and inter-test relati- onship of tests for on-farm assessment of dairy cows’ relationship to humans. Appl Anim Behav Sci 2008; 114(1-2): 37-53. 36- Yener H, Atalar B, Mundan D. Şanlıurfa

ilindeki sığırcılık işletmelerinin biyogüvenlik ve hayvan refahı açısından değerlendirilme-si. Harran Üniv Vet Fak Derg 2013; 2(2): 87-93. 37- Yıldız U, Saatcı M. An evaluation of the

welfare in the large and small animal trans- portations made from Sarıkamış. Kafkas Univ Vet Fak Derg 2009; 15(3): 363-8.

38- Anonim.2018A. https://businessht.bloomberght.com/yazarlar/ir fan-donat/1121484-bir-veteriner-hekim- gozunden-kirmizi-et-sorunu.erişim tarihi.27.03.2019 39- Anonim.2018B.http://www.hazimgokcen.net/ hayvancilik/sigir-besiciliginde-karliligi- artirmanin-yollari/.erişim tarihi.27.03.2019

Referanslar

Benzer Belgeler

This article review investigates the lesson study as a new approach in the context of mathematics education research to study the development of teachers’ knowledge domains

Although, there was a tendency towards to a small increase in ethical approval rate and a small decrease in unnecessary animal death rate in the last decade, we still have a long

Antienflamatuar aktivite tayininde in vitro veya in vivo deney modelleri kullanılabilmekle beraber bitkisel drogların yapısı ve özellikleri tam olarak bilinmeyen çeşitli

Ayrıca prostetik eklem ve kalp kapakçığı varlığı, sağlık kuruluşuna geç müracaat (&gt;8 saat), diabetes mellitus, aspleni, lenf ödem, sistemik lupus eritematozus, böbrek

İnkomplet Rh antiserumu ile kaplanıp aglütinasyon vermeyen eritrositlerin üzerine bir damla anti-human globulin serum (Coombs serumu) damlatıldığında, anti globulin

• Barınak içinde hayvan başına ayrılan alanın azalması saldırganlık davranışının artmasına ve dinlenme için harcanan zamanın azalmasına yol açmaktadır.. Hayvanlar

Çökmeyen materyal ise daha çok suda yaşayan mikroskobik canlıların (plankton) oluşturduğu organik kitledir. Herhangi bir su ortamında bu canlılar ne kadar yoğun

Hayvanların verimine ve damızlık değerine göre büyükbaş hayvan seçimi yapar.. Hayvanların verimine ve damızlık değerine göre küçükbaş hayvan