• Sonuç bulunamadı

Cemiyet terbiyesi ve edebiyat

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Cemiyet terbiyesi ve edebiyat"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

N f» A jK İ U { ' / i 4

: '7 *

7 f

7 îkinciteşrin 1941

DÜŞÜNÜŞLER |

Cemiyet terbiyesi ve

edebiyat

---

o---Yazan: Yaşar Nabi NA YIK

İ

stanbul Belediyesi Maarif} Vekilliğinden çocuklara c&* [ miyet ve şehir terbiyesini öğy retecek bir dersin okullara kon« masını rica etmişti. Maarif Ve* killiği, programlara ayrıca böy­ le bir ders eklenmesini doğru' j görmiyerek muaşeret usullerini; j öğretmek için konferanslar ver-

dirilebileceğini bildirmiş. Bu cevabı, fıkrasına mevzu yapan bir arkadaş, muaşeret dersinin' edebiyattan bile lüzumlu oldu­ ğunu ileri sürerek diyor ki i; “ Sokak ve cemiyet terbiyesine bigane bir gençliğin edebiyat öğ­ renmesi kadar gülünç ne ola' bilir?,,

İlk bakışta insana kuvvetli bir mantığın mahsulü olduğu hissi­ ni veren bu fikir biraz dikkatle incelenirse, sağlam bir hakikat temeline dayanmadığı çabucak meydana çıkar.

Okullara konulacak tir mua­ şeret dersi ne yapacak? Çocuk­ lara bir takım kaideleri formül halinde belletecek bir takım na­ sihatlerde bulunacak. Bütün bu kaideleri öğrenen insanların, on­ ları hayatlarında derhal tatbike girişeceklerine inanabilir misi­ niz?

Fakat “sigara içilmez,, levha­ sına baka baka sigarasını tüt­ türen adam, yaptığı işin doğru olmdığını bilmiyor mu? Bir gişe önünde ötekini berikini itip ka­ karak ön sıraya geçmeye çalı­ şan açıkgöz, bu hareketinin ter­ biyeye uymadığından haberdar değil midir? Pekâlâ haberdat olduğunu, bir başkası ayni açık gözlüğü kendi aleyhlerinde tat- bika kalkışınca kızması ve ona terbiye vermeye kalkışması is- bat eder.

Şıı halde terbiye ve nezaket kaidelerini öğrenmiş olmak yet­ mez. Onlara küçüçk yaştan alış­ mış, etrafında tatbik edildiğini göre göre bu kaideleri benimse­ miş olmak lamıdır. Bu bir umu­ mî seviye meselesidir ki, ancak kafa ve ruh terbiyesi yolile in­ kişaf ettirilebilir.

Onun için sokak ve cemiyet terbiyesine bigâne bir gençliğin edebiyat öğrenmesini fuzulî bir gayret saymak büyük bir hata­ ya düşmek oîılr. Zira kafa ve ruh terbiyesinin başlıca âmilleri arasında güzel san’atlarm diğer şubeleri yanında ve en başda e- debiyatın yer aldığını bilmemez- likten gelebilir raiyiz? Kuvvetli bir edebî terbiyeye sahip olan adam nezaket ve muaşeret usul­ lerini, hiç bir derse ve nasihate hacet kalmadan kendi kendine öğrenmiş ve benimsemiş demek tir. Fakat bu neticeye varmak için, şüphesiz okullarımızdaki edebiyat dersleri de kâfi değil­ dir. Zira edebiyat sevgisi de, zorla öğretilen bir bilgi şeklin­ de aşılanamaz. Edebiyat sevi- bi­ ni genç dimağlara yerleştirmek hususunda edebiyatı gerçekten seven ve anlamış bulunan öğret­ menlerin rolü, edebiyat dersleri programından çok daha önce gelir. Fakat bu, ayrı bir mevzu teşkil eder.

Referanslar

Benzer Belgeler

Olsen ve Mary Lou Fuller da, “Okul ve Aile İlişkileri: Birlikte Çalışan Öğretmenler ve Ebeveynler” isimli çalışmalarında okul aile iş birliğine dikkat çekmiş,

[r]

Görsel Sanatçılar Derneğl’- nln 1976 yılından bu yana l- klncl kez gerçekleştirdiği Da­ yanışma Sergisinin açılışında bir konuşma yapan GSD Baş­

Esasen filimciliğin bizde resmî mürakabeye tâbi olmasını da bir hayli zaman evel Cici berber isimli adaptasyonu seyrettikten sonra söy­ lemiş olduğum için, gu

resime karşı büyük bir sevgisi ve isdidadı olan Şevket Dağ, lâyık ol­ duğu dereceye yükselmek için Sanayi Nefise Mektebi.. Genç ressamı, millî

tal’ değil, sadece ‘kendini kom ü­ nist sanan bir hüm anist’sin de on­ dan.. Sen hep öyle olm uşsun ve se­ nin gibi daha ne kadar iyi yürekli hümanist

konular~~ üzerinde durmu~, bu sempozyumun yeni Milli Kütüphane binas ~ndaki ilk büyük bilim toplant~s~~ oldu~unu belirtmi~, Ibn Sina Haftalar~n~n /bn Sina'!. ve eserleri