- v
S
T E V F İ K F
VE G E N Ç
D
ünya bugün insanlığı insanlığa lâyık b ir m evkie çıkarm ak ve geçm işin b ü tü nk ö tü örneklerinden ib ret ala ra k m es’u t, refahlı b ir cennet dünyası k u rm ak için b iri b iri ark asın a k o n feran slar to p lıy arak anayasalar hazırlıyor. F ik ret’in altm ış altm ışbeş yıl evvel tü rlü h arb lerin , kavgaların, ih tirasların , kinlerin, intikam ların, gençlik kaatüi, ruh kaatili, n u r ve im an k aatili m ü steb it lerin yıllarca ve a sırlarca yuva k u ru p kökleştiği köhne B izansta yükselen feryadı, nihayet b ü tü n ecvti dünyayı küle çeviren m ülevves, çirkin ve iğrenç k ard eş kav gasından so n ra b ü tü n dünyada te k ra r, te k ra r kıvılcım lanıp duruyor.
Dünyada hem en hiç kim senin insanlığı insanca düşünem ediği devirlerde
F ik ret'in söylediği sözler, elbette bu bakım sız, bu kendi kendine yetişen m em le kette pek az anlayıcı bulabilirdi. F ak at onunla göz göze gelmek, onun sesini duy m ak, onun sihrine kapılm ak için kâfiydi ve F ik re t yazdıkları k a d a r sözleriyle çevresine tesir eder, dü rü st, pervasız, h ak tan ır, ahlâklı, yılmaz, ü m it dolu iradesi karşısındaki gençliği olduğu kadar, ark ad aşların ı da hocalarını da hem en nüfuzu altın a alıverirdi.
Onu k itap lard an okuyup yanlış tefsirlerle k u lak tan belleyenler elbette yanı lır. E ğer b u sözlerim o yanlış ve şüpheli anlayışları giderebilirse ne m utlu.
Genç ölen F ik ret eğer bugüne k a d a r yaşasaydı, gene en genç olanlardan daha genç fikirli olacağına hiç şüphe edilemez. Hiç b ir yüksek okulda okum adan, hiç b ir Avrupa m em leketi görm eden, daha dünyanın hiçbir köşesine yirm inci a sır insanlık anlayışı sinm eden, bugün bile d ah a erem ediğim iz dünyanın Yeni H ayat
Peygam beri gibi bize gaipten h ab er veren Fikret, b u yurdun B atıya açılan ilk
penceresinden (G alatasaray Lisesinden) «Fikir iştiyakına açık g arp ufuklarına» şöyle b ir uzaktan bak an gözleriyle, o u fu k lard a doğup büyüyenlerin bile fa rk
edem ediklerini duydu, düşündü ve duyurdu. Avrupayı niçin gidip görm ediğini
soranlara, «G örürsem bedbaht olurum.» derdi. E vet o rd a yetişseydi hakikaten b ed b ah t olurdu. Ş arkın o ufka açılan b u uzak penceresinden bakm akla b u k ad ar ileriyi gören b u zekâ o rad a yetişseydi,
«Onlar niçin semada, niçin ben çukurdayım? «Gülsün neden cihan bana, ben yalnız ağlayım?»
hasretiyle başlayıp,
«Dünya dönecek cennete insanla, inandım.»
diye b ü tü n insanlığın cennet hayatını görüveren o sihirli gözler neler görmezdi?
(Sonu 20. Sayfada)
İ K R E T
L İ K
z
N U R E T T İ N S E V İ N
T E V F I K F İ K R E T V E G E N Ç L İ K
(Baştarafı 3. Sayfada)
İk in ci Dünya H arb in in insanlık özgürlüğü şam pi yonu C hurchill’in, Roosvelt’in ve b ü tü n insanlık do stların ın , u ğ ru n d a v arlarını yoklarını feda e ttik leri b u dâvayı, bundan y arım asırd an fazla b ir zam an önce benim seyip cilt cilt şiir yazan F ik re t’ le T ü rk m illeti bugün övünebilir. A bdülham it is tib d ad ın ın m ü th iş tazyiki altın d a devrin aydınla
rın a sem bolizm yolu ile n u r verirken, Serveti
F ü n u n dergisinde yazm asına m üsaade edilm ediği günden sonra, kopye kâğıdı ile çoğalttığı el yazm a sı eserleri, istibdadın en k aran lık günlerinde el d en ele dolaşır, b ü tü n m ısraları ezberlenirdi. A bdülham idin m illet iradesini hiçe sayan istib d a d ın a dini alet etm esinden n e fre t eden ru h u , Allahı da tıpkı yer yüzündeki zalim ve m ü steb it p adişah la r gibi tan ıtan lara, T arihi K adim ’i (1) ile cevap verdi: «însan oğlunun eski m acerasından m asal la r söyliyen, bize en doğru, en güzel örnek diye d aim a geçmişi göstererek, daim a geçmişe benze m em izi tavsiye eden heykel halinde b ir iskeletten b aşk a b ir şey olm ıyan eski ta rih i iğrenm eden k a r şım a alın ın , eski h â tıra la rın ı sorarım » diyor. «O biraz felesof, biraz da leşle geçinen sırtla n gi bidir. F akat b ü tü n iğrençlikleriyle b ir h o rtla k tır o. M ezarın h er şeyi u n u ttu ra n k apkaranlık gecesine sığınarak boğuk paslı b ir talakatîe, b ü tün o biri- biriııi kovalıyan devirlerin olaylarını bana an lat m aya başlar. Ne zam an şanlı b ir alay geçse, m u t lak a yolundan k a n la r fışk ırır. M utlaka başının üstü n e gökten b ir b ulut gölge salar ve m utlaka b aşta, en b a şta b ir kızıl bay rak dalgalanır. Bunu b ir k an lı taç takibeder; so n ra a rtık yakıp yıkm a vasıtaları, m ızrak, yay, kılıç, topuz, balta, m an cınık, top, tüfek; ark asın d an h arb ler çıkaran kav gacılarla o rd u ları ve nüıayet alay alay esir in san lar. M utlaka b ir kişi galipse on kişi m ağluptur; çiğniyen haklıdır, çiğnenen suçiu. K ahredip m ah
vedeni alk ışlarlar; kibrin, g u ru ru n k arşısın d a y er lere k ap an ırlar; acım a ve yardım severlik h e r za m an zavallılıkla eşit; doğruluk yürekte yok, du daklarda; iyilik ayaklar altında, k ö tü lü k kucak lard a; b ir tek gerçek var: Zincire vurulm ak g er çeği; b ir tek belagat var: kılıç belâgati; h ak güç- lünün, yani azılm ın; en açık felsefe, ezmiyen ezi lir felsefesi; h e r şeref yapm a, h e r saadet piç; her- şeyin ip tid ası ah iri hiç! Din şelıid ister, asüm aıı k u rb an ; h e r zam an h e r ta ra fta kan, kan, kan ! İşte ta rih denen b u iskelet d u rm ad an söyler, in
ler, sayıklar; insanoğlunun bu k ö tü öm rü nasıl
sürdüğünü anlatır; görü rü m k an ların k ö p ürdüğü nü, o k u ru kafan ın o dişlek ağzından öyle tü y le r ü rp e rtic i b ir inilti duyar, öyle titre rim ki, b ü tün to p rak nefretinden titriy o r sam n m . Ey boğuşm a la r kıyam eti, senin o felâket sahnelerine perdeler
indir, sönsün a rtık bu bitm ez, tükenm ez fitne.
Ah, sen yok m usun, sen gelenek budalası k u ru kafa, y etişir a rtık o senin çizdiğin k ara çizgiler: biz sabah isteriz, sabah, o uzun geceler uyuyan la ra hayrolsun! kim sin ey gölge, sen k i sarhoş ve bitgin b ir halde k aran lık lara doğru atılıyorsun? K anlı b ir şeyle oynam ış gibisüı; belli, benim cin
sim i ,insan cinsini m ahvedenlerdensin; adın da
K ahram anlık! E sası kan, vahşet! B eldeler çiğne, o rd u lar m ahvet, kes, kopar, kır, sürükle, ez, yak, yık! Ne am an bil, ne Ah işit, ne yazık! H er ocak benzesin m ezar taşm a, d am lar insin yetim lerin başına! Bu ne vicdansızca alçaklık! Ey kum an
dan sen b ü tün satvetinle yerin dibine geç. H er
zafer b ir harabe, b ir m ezar; ey dünyaları zapt
etm eye kalkan, u ta n şu m ezarlardan. Yıkıl ey eski p üskü istib d at tah tı, senin kah rın ın altın d a nesil ler inliyor. P arçalan ey p arıltısı sönm üş padişah tacı: şu yığın yığın m u h taç sefiller hep senin, hep senin, senin eserin! Gözyaşm dan yapdm a incile rin. Şim di bilsen nasıl yosunlanm ış! Size geçmiş ne hisle aldanm ış? Ey kan içen kargalar, h er ka
ran lık sizinle dolu. F ikirlere tahakküm ünüz a r
tık yeter, d ik tatö rsü z pek güzel yaşanır. Sizi an cak ta rih him aye eder, gidin oraya, çünkü gece h ay d u tların sırdaşıdır; ve o çü rütücü b ataklıkta boğulun, işte en güzel m üjde. Gelecek zam an için gerçek h ü rriy et işte bu tasavvurda; o zam an n e savaşçı, ne savaş, ne istilâ, ne kim senin hakkm a tecavüz, ne padişahlık, ne eşkiyabk, ne şikâyet,
ııe istibdadın k ah rı; ben benim, sen de sen, ne
sen b an a tanrılık tasla, ne benden kulluk bekle.» Sözleriyle insanları b iri birin i k ırd ıra n zorbaların to p lu m lara hükm edip dini siyaset oyuncağı hali n e getirm esinin b ir gün savaş çığırtganı tarihe, leşlerle geçinen sırtla n kılıklı ta rih e geçip b ir daha m eydana çıkm ayacağına inanm ak istiyor. F akat b u büyük y aratılış devrim ini A llahtan beklem ekle
hiç b ir şey elde edilerruyeceğini, insan oğlunun
bu n u ancak bilgi ye şu u rla b ir gün m u tlak a halle deceğine inanıyor.
-j- kinci M eşrutiyet onu en büyük v atan ve
h ü rriy et şairi o larak selâm ladı. Daha h ü rri yetin ilânından iki h a fta evvel ikiyüz gençle Niyazi isim li genç b ir Kolağasm m , h ü rriy et dâva
sı u ğ ru n a Resne dağlarına çıktığını d uyar duy
maz, 25 H aziran 1324 (8 Tem m uz 1908) de Millet Ş ark ısın ı y a z d ı:
Çiğnendi, yeter, varlığımız cehl ile kabre, Doğrandı mübarek vatanın bağrı sebebsiz; Birlikte bugün bulmalıyız derdine çare, Can kardeşi, kan kardeşi, şan kardeşiyiz biz. Millet yoludur, Hak yoludur tuttuğumuz yol, Ey Hak yaşa ey sevgili Millet, yaşa, var ol! Gel kardeşim annen san muhtaç, ona koşmak, Koşmak ona, kurtarmak o bibahtı vazifen; Karşında göğüs bağraçık ölgün yatıyor, bak, Onsuz yaşamaktansa beraber ölüş ehven.
Her an o güzel sineyi hançerliyor eller, İmdadına koşmazsak eğer mahvı mukarrer. Zulmün topu var, güllesi var, kal'ası varsa, Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır; Göz yumma güneşten ne kadar nuru kararsa, Sönmez ebedi, her gecenin gündüzü vardır. Millet yoludur, Hak yoludur tuttuğumuz yol, Ey Hak yaşa, ey sevgili Millet yaşa, var ol. Vaktiyle baban kimseye minnet mi ederdi? Yok kalmadı haşa sana zillet pederinden; Dünyada şereftir yaşatan milleti, ferdi, Silkin şu mezellet tozu uçsun üzerinden. İnsanlığı panıal eden alçaklığı yık, ez, Billah yaşamak yerde sürüklenmeye değmez. Haksızlığın envaını gördük, bu mu kaanun? En gamlı sefaletlere düştük bu mu devlet? , Devletse de kaanunsa da artık yeter olsun,
Artık yeter olsun bu deni zulm-ü cehalet. Millet yoludur, Hak yoludur tuttuğumuz yol, Ey Hak yaşa, ey sevgili Millet yaşa, var ol.
M eşrutiyetten evvel, Abdülhamidin ta h ta çıkış günü olan 1 Eylül geceleri b ü tü n m em leketin her tarafın d a sab ah lara k ad ar fenerler yakılıp donan
m a yapılırken, evinde lâm ba bile yakm adan otu ra n Fikret, 23 Tem m uz inkılâbında günlerce h er gece donanm a yaptı. Ve hem en kalem i kâğıdı eline alıp, b ir ta ra fta n iki arkadaşiyle b irlik te hem en kuru verdikleri Tanin gazetesinde m illeti dem okra tik hay ata yetiştiren uyarıcı m akaleler sıralam a ya, diğer ta ra fta n d a gençleri uyandırm ak için şiir
ler yazm aya koyuldu, ki H alûkun D efteri adını
verdiği k itab ı b u n lard an vücuda gelmişti.
B ir gün F ik re t’in eline oğlunun b ir defteri geçiyor :
«Defter bile denmez sekiz on parça kağıttır, «Üstünde Halûk'un mütereddit kalemiyle «Saf saf karalanmrş yazılar, şüpheli hatlar; « B ir yanda vatan bayrağı, altında şu cümle: «'Ölmek ve yaşatmak seni,...»
H alûk, vaktiyle Bebekte Mrs. G reene ism inde b ir
kadınının açtığı ilkokuldaki ders kitabının b ir
sayfasında. İngiliz bayrağı için yazılm ış aynı m eal
deki cümleyi, Türkçeye çevirip defterine çizdiği
T ürk bayrağının altın a yazmış. D efter belki p a r
çalanm ış, dağılm ış; fak at F ik ret onu görünce
a ttın r mı?
... Artık bunu attır, «Mümkin m i? Bu kıymetli kâğıtlar bana bir yâr, « B ir yârı samimî; benim efsürde leyalim «Onlarla hararetlenecek; onları kalben «İntak ederim anı füturumda ve nevmid «Pürsişlerim onlardaki cevval-ü mülevven «Safiyyeti ümmid ile titrer...»
Diyor ki: «Benim donm uş, buz kesilm iş gecelerim onlarla ısınacak; yılgın anım da o n la n kalbim de k o n u ştu ru ru m ; ve ümitsiz, so ru ştu rm alarım on lardaki canlı ve renkli üm it safbğiyle titrer...»
Oğlunun b u çocuk sailığiyle yazdığı d ö rt keli
m elik söz onu uzun uzun düşündürüyor, so n ra
dünya m illetlerinin b iri b irini yem eye hazırlan m ası karşısında, cehalet içindeki m em leketin ha lini düşünüyor:
« ... Heyhat,
B İ R A Z
D A H A
K opuk direnişlerde göz k ırp an ne ki B ir zam an yitişinde karşılaşm ak yeniden Susm alı çırpınışların o alış-verişleri B ir şeyler yitm iş iklim im izden
K apanm ış k a p ıla n yeniden açm ak niye Söyle yetmez m i bunca oyalanm alar B ırak kördüğüm yaşam ayı en ince yerinde Bitm eli bıçak sırtı doğuşlar
Güzel olan kalm alı k ö tülükler ötesi U yanm asın ak düşlerde serpilen bebek Biz yine tırm an alım zam an m erdivenini H er adım da b iraz dalıa çökerek
N U R T E N Ç E L E B İ O Ğ L U
©
Zamandan Beklediğim
B ir yolcu bekliyorum zam andan B ir yaz yağm uru gibi sessizce gelecek B ir akşam ü stü çalınacak kapım Ve yıllanm ış yalnızlığım bitecek H âtırasın ı andıkça eski günlerin B üyür yalnızlıklar akşam larım da Tenha saksılarda çiçekler ü şü r Ü şütür beni sensiz zam anlar E llerini ilk tu ttu ğ u m gelir aklım a Dalgın gözlerim sevinçle p a rla r Döneceksin ban a elbet b ir gün
Bitecek donup kalışı bakışlarınım yollarda Bu k ad ar insafsız olam azsın sen
Sevgin hâlâ tom urcuk tom urcuk dallarda B ir yolcu bekliyorum zam andan
B ir yaz yağm uru gibi sessizce gelecek B ir akşam ü stü çalınacak kapım Ve yıllanm ış yalnızlığım bitecek
M U S T A F A Ö Z B A L C I
«İnsan melek olsaydı cihan cennet olurdu.»
diyor. M ademki insan m elek değil, cihan da cen n et olam ıyor, o halde ne yapmalı?
«Bilmem ki bu his hangi donuk hislere karşı «Kalbinde uyanmış; bu müheyyiç kısa nutkun «Etmekte derin sadmesi tâ ruhumu tehzil.»
Yani, «Bu heyecanlı kısa n utkun derin sarsıntısı tâ ruh u m u titretiyor.»
F ik re t’in düşünceleri fe rtten toplum a,
ümit-sizlikten üm ide gide gele nihayet b ü tü n insanların b ir gölge k a d a r h ü r ve ziyansız yaşam ası için oğ lunun bile b ir h ü rriy et alayının önünde ölüm ünü
görm eyi sevinçle k arşılayacak k a d a r ülküsüne
bağlanıyor:
« E y şanlı vatan bayrağı, bir gün seni oğlum « B ir mevkibi ziheybeti hürriyet önünde «Çekmiş görebilseydim... o pürhande ölürken «Etmezsen eğer şevkini takdis ile secde, «Dünyada en alçak baba elbet ben olurdum.»
Bugünkü dille: Ey şanlı v a tan bayrağı, b ir gün seni oğlum, ulu b ir h ü rriy et alayının önünde çek
m iş görebilseydim ... o güle güle ölürken onun
şevkini k u tlay arak secdeye kapanm azsam dünya d a en alçak b ab a elbet ben olurdum .» diye h ü rri yet ve vatan idealinin ne k a d a r d erin olduğunu gösteriyor.
F ak at F ik ret şuursuz ölüm lerden n efret eder; şehid olup cennette m ü k âfat görm ek için, b ir an
evvel ebedî hay ata kavuşacağını um up in tih a r
eden Rom alı Stoicien’ler gibi, ebedî h ay ata p asa p o rt alm ak için kendini yakan, in tih ar uçaklariyle gözü kapalı ölüm e koşan B udistler gibi pasif, to p lum şu u ru n d an uzak ferdî ölüm lerle hiç b ir ga yeye ulaşılm az. İn sa n ancak yaşam ak ve bu dün yada insanları adam gibi y aşatm ak için kendini
feda eder. K üçük çocuklar için yazdığı K üçük
Asker m anzum esinde de:
«Küçük asker, küçük asker, «Vatan senden hizmet ister «Vatan senden hayat umar, «Sen yaşarsan o canlanır; «Vatan için ölmek de var, «Fakat borcun yaşamaktır.»
dediği gibi
H alûkün D efteri m anzum esini:
«Oğlum onu gönlünce yaşat, ölme fak at sen.»
diye bitiriyor. Bu bazılarının sandığı gibi baba
şefkatinin b ir rü cuundan ib a re t değildir; b u b ü tü n T ürk gençliğine, h a ttâ B irinci Dünya H arbine h a zırlanan dünyanın gençlerine h ita p tır. İkinci D ün
ya H arbinin b aşından sonuna kadar, dünyaya
ebedî sulhü getirm ek gayesiyle dövüşen B irleşik
A m erika’nın resm î radyosunun h er servisinde
İngilizce bilenler şu cümleyi duym uşlardır: «The real victory fo r th e American is th e day w hen his boy com es hom e never to go to w ar again.» Türkçesi: «Amerikalı için gerçek zafer, oğlunun bundan sonra hiç h arb e gitm em ek üzere eve dö neceği gündür.» İş te o gün F ik re t’in zaferi ve «İnsanın Melek, Dünyanın Cennet» olacağı ideal gündür.
22
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi