• Sonuç bulunamadı

Fikret'in rehberliği

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Fikret'in rehberliği"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T'T-(

SAN’AT ve EDEBİYAT']

Fikret

/ • £

/Î-U>^pi

v

ın

ljugün edebiyatımızı altüst eden ,şiıphcli bir kollektivizmin, muhay­ yel bir devlet adına, mahrem varlı- jğımızı bile içtimaileştirmeğe heves­

lendiği bir devirde yaşıyoruz. Propa­ gandanın ve yalanın dolu dizgin bo­ şandığı böyle bir devirde, hiç şüphe yok ki, insan oğlunu eşyanın mer kezine oturtan sanat adamlarının rehberliğine ihtiyacımız var. Tevfik Fikret, bunlardan biriydi.

Filhakika bu büyük insanın naza­ rında insanın en üstün hikmet, ka tıksız bir samimilikti. Bu yüzden o, hayatın bir tek görünüşüne saplan maktan daima çekinecekti. Her şiiri ni, bir önceki şiirinin bir nevi ceva­ bı halinde yazıyor ve her an kendi kendisinin bir ucundan öbür ucuna sıçramağa bakıyordu. Fikretin bu genişleme azminde, hiç de bir tena kuz zevki yoktu. O, sadece noksan­ sız yaşamayı derd edinmişti: «Ger­ çeğin» çeşitli belirtilerini meydana koymayı arzulayor, itibarilikten tiksi niyordu.

Bu sebepten Tevfik Fikret, içinde yaşadığı cemiyetin ne geçici iptilâ sına gönül verecek, ne de zamanın modasına boyun eğecekti. Devrin miskin temayülleri, onun umurunda değildi. Meselâ bizim genç san’at a damlarımız gibi, teşbih ve istiareleri azımsamıyordu. Bilâkis, reel’in in çeliklerini belirtmeye yarıyan şeyle­ ri, ölçüsüz bir ihtirasla arıyordu. Sa­ natı, serbestçe gelişen bir zaruret sa­ yıyor, beşerî muhayyeleyi, her cins modadan ve uygunluk endişesinden uzak tutuyordu. Gerçekleştirmeği di lediği ideal, mutlak bir hürriyetti

Nâzım Kemal

Onsuz, hiçbir hâdisenin değerlendin- “‘-Dikenlik, çerin, taşlı bir sahadan lemiyeceğine kanidi. Geni^ iîttkâftîar bir yokuş, hep çakıl, hep

« İ t i « « .

alanını baştanbaşa aşarak kâirçatı bütünlüğile kucaklamaya çabalıyor, duygu zenginliğini menfaat kuşku suna hâkim kılmayı özleyordıı.

Gerçe her büyük san’at adamı gi­ bi Fikret de, dünya dramının, in san oğlunda olduğu kadar İçtimaî bünyede oynandığına inanıyordu. Fa kat o, beşerî düşünceyi, hasis emel­ lere bulaştırmaktan daima sakına-1 çaktı. Sanki bu asil ruhta, alelâde­ liği tepen devamlı bir küskünlük ha li vardı. Düşünün ki dünyanın dü­ zenli bir oluştan facialı bir oluşa geç­ tiği bir devirde yaşamış olmasına rağmen, san’atı, kendi kendinden farklı bir nesneye, meselâ propa­ gandaya âlet etmemeyi bilmişti!'”

Bununla beraber Tevfik Fikret, Fildişi kulesinde boş kuruntularla avunan bir san’at adamı da değildi. Devrinin temposuna ayak uydurmak tan zevk alıyor, fakat buna, duygu­ lu hüviyetini zedelemeksizin katılmak istiyordu. Ağzından düşürmediği te­ rane «Hak bellediğin bir yola yal­ nız gideceksin!» teranesiydi. Herke­ sin, nefsine sadık kalmasını ve yo­ lunu bizzat seçmesini övütliyordu. Realiteye, ancak bu tarzda derinden derine nüfuz edilebileceğine kanidi. Tırmandığı çetin ve taşlı yolda, ken­ di ayak izlerine bakarak, yalnız ba­ şına ilerliyordu:

Yürüdüm biraz güç, biraz bîbuzıır

Şüphesiz kL bütün «o izler» Fik­ retin kendi ay»k izleriydi. Fakat o- nu üniversel’e bağlıyan da bunlar­ dı. Zira bu izlerde, en çetin mania­ ları hiçe sayan beşeri bir güç giz­ liydi. Fikret, keyfince kendisini inşa etmeğe yani «başka» lavından farklı kalmağa çalıştığı nisbette, insanlığa - - faydalı olabileceğini biliyordu. En büyjik emeli, yürürlükteki hareket (arından hiçbirine uymak iste - Hijyenlerin rehberliğini yapmaktı. Hasis menfaatlere dayanan kapalı bir ahlâk yerine kâinata açık bir ahlâk kurmak hasretiyle yanıyordu. O bize, Hakka giden sarp bir yolda farklılıktan» asla ürkmemeği tav­ siye jtdecck ve pürüzsüz sesile şöyle haykıracaktı:

Kimseden ümmid-i feyz etmem,

dilenmem per-ü bâl Kendi cevvinı, kendi eflâkimde

lairim. İnhina tavk-i esaretten girandir

boynuma Fikri hür, irfanı hür, vicdanı

hür bir sairim!

diken , Yürüdüm fakat ben ınuanid, salıtır Bu yol sâıddı bir minbere Cevanip mehabetii bir makbere Fezasında al bir güneş

mütebessinıdi. Geçerdim basıp bir takım izlere | Eğildim, bira* dikkat ettim yere: O izler benim, hep benim

izlerlmdi!

MŞiseı Arşivlerde İstanbul Belleği

Referanslar

Benzer Belgeler

Tez çalışmasında dünyada ve Türkiye‟de film gösterimi yapılan mekânların tarihi gelişimi, kent kültürü içinde sinema olgusu, seyircinin filmi sinemada

Yapılan araştırmalar öğrencilerin çeşitli yöntem ve teknikler kullanıldığında akademik başarılarının, hatırlama düzeylerinin arttığını ve kavramlaeın

1909 yılında cemiyet yeniden kuruldu ve okulun yönetimini de tekrar ele geçirdi.. Günümüzde Darüşşafaka Cemiyeti hi­ mayesindeki Darüşşa­ faka Lisesi, babası öl­

Madam Angles, daha doğru­ su doktoru, Saint Germain ta­ rafına gitmesini menetmişti.. Böylelikle hem Türk, hem de sanatçı çevrelerden uzaklaş­ mış

sından sonra padişahla beraber başta şeyhülislam ve sadrazam olmak üzere vezirler, âlimler, İstanbul’da bulunan diğer devlet adamları, sipahi ve yeniçeri

Önce Türkçe harflerden başlayan özensizlik, terim üretenleri kınamaya veya yanıltmaya, Türkçe olan terimlerin bile İngilizcelerini kullanma özentisine, sonra

• Bilişimde özenli Türkçe kullanmanın önemi - Sorunun boyutları ve nedenleri?. •

Ailənin bu günə qədər sənə çəkdiyi əziyyətləri gözünün önündən keçirirsən.. Təcrübən