• Sonuç bulunamadı

[Nadir Nadi ve Yunus Nadi Abalıoğlu'nun biyografileri]

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "[Nadir Nadi ve Yunus Nadi Abalıoğlu'nun biyografileri]"

Copied!
3
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

ABACIOĞLU İSTANBUL

maralı ev kiibik üslûpta beton yapıdır.

Bibi. : REK, Gezi notu (1944-1957)

ABACIOĞLU — On yedinci asır ortala­

rında namlı armatörlerden; gemüeri, İstan­ bul ile Karadeniz limanları arasında sefer

ederdi.

Bibi. : Evliya Çelebi, I.

Bekârbey tekesi adiyle meşhur Rifaî dergâ­ hının da banisidir (B. : Bekârbey tekkesi). Bânisinin kabri, tekkenin alt odalarından bi- rindeydi, tekke son şeyhin varisleri tarafın­ dan yıkıcüara satılıp yıkılırken türbedeki di­ ğer sandukalarla beraber kaldırılmıştır.

(Bibi. : BEK, Gezi notu; Hadikatül Gevâmi, I. ABACI MESCİDİ — Samatyada, Da-

vutpaşa iskelesi civarındaydı. Yaptıran meç­ huldür, bugün mevcut değildir; bitişiğinde de Istaribulun azamet ve güzelliği dillerde do­ laşmış Ispanakçızade Mustafa Paşa konağı vardı ki Samatya yangınlarından birinde yandıktan sonra yeri uzun zaman Ispanakçı viranesi diye anılmıştır. Bugün de Abacı mes­ cidinin ve bu meşhur konağın bulunduğu so­ kak Ispanakçıviranesi sokağı adını taşır. Sa- matyanın Cerrahpaşa ve Kasabilyas mahal­ leleri arasındadır. (B. : Ispanakçıviranesi so­ kağı ve Cerrahpaşa mahallesi).

Bibi. : REK, Gezi notu; Hadikatül Cevâmi, I. ABAÎ MESCİDİ — Davutpaşa iskele­

sinde Kasabilyas mahallesinde, bu mahalleyi Kürkçübaşı mahallesinden ayıran Bekârbey sokağında ve Bekârbey tekkesinin yanınday­ dı. Bugün yalnız mihrap duvarı ile minare

ABALIOĞLU (Nadir Nâdi) — Cumhu­

riyet gazetesinin sahiplerinden ve başmuhar­ riri, 1908 de îstanbul-

da doğdu, Yunus Nâdinin büyük oğ­ ludur (B. : Abalıoğ- lu, Yunus N âdi); Ga­ latasaray ve Ankara liselerinde okumuş, yüksek tahsilini Av- rupada görmüş, Vi­ yana ve Berlin Üni­ versiteleriyle Berlin Gazetecilik Enstitü­

süne devam etmiş, Nadir Nâdi Abalıoglu

Lozan Üniversitesi (Resim: h. çizer)

Sosyal Bilgiler Fa­

kültesinden diploma almıştır. Daha tahsil çağlarında, henüz on yedi yaşında iken kalem sahibi olmuş, babası tarafın­ dan kurulmuş Cumhuriyet gazetesinde müzik tenkidleri yapmış ve bu yazılar, bu sa­ hada otorite bilinenler tara­ fından büyük takdir

görmüş-Abaî Mescidi harabesi (Resim: R. Sevinçsoy)

Abaî Mescidi (Plân: R. Sevinçsoy)

kaidesi kalmış bir harabedir. Karşısında Şeh­ lâ Ahmet Paşanın taş mektebi vardır.

Bu mescidi, on yedinci asır ortalarında Sultan İbrahim zamanında yaşamış Rifaî şeyhlerinden Süleyman Abaî yaptırmıştı ki

tür; aslında ise kendisi musikiye karşı fıtrî bir istidada sahibdi, Keman ders­ leri alırdı ve bu saz üzerindeki hâki­ miyetini konser verebilecek derecede iler­ letmişti. 1935 den sonra yine aynı gazetede

(2)

ANSİKLOPEDİSİ 5 — ABALIOGLU

fıkralar, garb musikisi üzerine ciddî tetkike dayanan makaleler, babasının hastalığında da gazetenin başmakalelerini yazdı, Yunus Nâdinin ölümü üzerine de Cumhuriyetin Baş­ muharrirliğini aldı. Müstakil siyasî yazarla­ rımızın arasında fikir hürriyetinin müdafii olarak mümtaz bir mevkii vardır. 1950 me­ bus seçiminde Demokrat Parti listesinde Is- tanbuldan müstakil aday gösterildi ve İstan­ bul milletvekii seçildi; 1954 seçiminde yine aynı partinin listesinde ve müstakiller ara­ sında ikinci defa Mecise girdi. Fakat az son­ ra yeni Basın Kanunu üzerinde demokratlar­ la kesin fikir ayrılığına düştü, 1957 seçimine girmedi. Siyasî hayatta sahiplerinden bulun­ duğu Cumhuriyet gazetesinin başmuharriri olarak kaldı.

Bibi. : Türk ve dünya meşhurları Ansiklope­ di sii

ABALIOGLU (Yunus Nâdi) — İkinci

Abdülhamid istibdadının sonlarından zama­ nımıza kadar geçen devir içinde Türk gaze­ teciliğinin seçkin şöhretlerinden, iş ve pole- tika adamı; Türkiyenin en buhranlı ve kara günlerinde kalemini, millî birlik aleyhinde çalışan bozguncu cereyanlara karşı kullan­ mış büyük muharrirdir.

1879 Haziranında Muğlanın Fethiye ka­ sabasında doğdu, babası bu kasaba eşrafın­ dan Hacı Halil Efendidir, aileleri de Abalı- zadeler diye anılırdı.. îlk tahsilini baba evin­ de hususî olarak gördü, ve henüz on yaşla­ rında iken, oğlunun tahsil ve terbiyesine çok dikkat eden Hacı Halil Efendi tarafından Ko­ doştaki Medresei Süleymaniyeye gönderildi.

O zamanlar Rodosdaki Medresei Süley- maniyenin büyük bir şöhreti vardı; bu med­ rese, Abdülâziz devrinde adaya sürgün ola­ rak gelmiş Ahmed Mithad, Ebuzziya Tevfik ve arkadaşları tarafından kurulmuş, prog­ ramları da kendileri tarafından zamamn ihti­ yaçlarına uygun olarak tanzim edilmişti. Kü­ çük Yunus, girdiği yıldan, birincilikle şeha- detname alıncaya kadar Rodos Medresei Sü- leymaniyesinin çok çalışkan bir talebesi ol­ du; evvelâ sınıf arkadaşlarına kıymetli bir müzakereci olarak tanındı, sonra, yardımcı muallim olarak çalıştı. 1896 da, on yedi ya­ şında iken hem ilmiye icazetnamesi, hem de arabça, farsça ve fransızcadan lisan şeha- detnamesi aldı. Sonra îstanbula gelerek

Ga-latarasay sultanisine yazıldı, çalışkanlığı ile muallimlerinin takdirlerini kazanmış bir ta­ lebe iken, fransızcasmı biraz daha derletmek arzusiyle Sen Benua mektebine girdi; 1900 de bir müsabaka imtihanı ile ve dördüncülük­ le İstanbul Darülfünunu Hukuk Fakültesine yazıldı; pek az sonra da, gazeteciliğe heves etti. Gazeteci olarak ilk çalıştığı müessese Malûmat oldu. Burada mehrurn Ahmed Ra- sim ve Ekrem Reşad ile tanıştı ki, ikisine karşı da yarım as­

ra yakın bir zama­ nın safiyetini bo- zamıyan necib bir vefakârlık göster­ di. Daha ilk yazı­ larında milliyet meselesinde titizlik dâvasını gütmesi, sansürün gözünden kaçan kısımlariyîe bile genç muharri­ rin adı etrafında bir alâka uyandır­ dı. Fakat istibdad

aleyhinde uluorta konuşması kendisini şüp­ heli şahıslar listesine soktu, 1901 kışın­ da da Abdülhamid aleyhinde kurulmuş gizli bir cemiyetin âzası bulunmak su­ çuyla tevkif edildi, iki ay Beşiktaş kara- kolhanesinde yattıktan sonra, görülen muha­ kemesinde Bodrum kalesinde üç yıl kalebend- liğe mahkûm oldu. Fakat Bodruma sevkedü- mek üzere îzmire çıkarıldıktan sonra, ceza yeri Midilli kalesine değiştirildi.

Midilli kalesindeki mahkûmiyetini dol­ durduktan sonra da, memleketinde sürgün olarak oturtuldu. îstanbula Meşrutiyetin ilâ­ nından sonra döneblidi. Bir taraftan Hukuk Fakültesinin son sımf imtihanlarını vermeğe hazırlanırken, diğer taraftan Ebüzziya Tev- fiğin kurduğu Tasviriefkârın yazı ailesine girdi; bir ara ikdam gazetesine makaleler yazdı, Ittihad ve Terakki fırkasının en faal kalem sahiplerinden biri oldu. 1910 da Selâ- niğe giderek bir seneye yakın Rumeli gazete­ sini idare etti, ikinci Meşrutiyetin ikinci se­ çim devresinde de büyük bir ekseriyet ile A y­ dın mebusu oldu ve Tasviriefkârın başmuhar­ rirliğini aldı. 1918 de Yenigün gazetesini kur­ du. Mütareke yıllarında, imzası, temiz

vatan-Yunııs Nâdi Abalıoğlu (Resim: H. Çizer)

(3)

ABANOZ SOKAĞI 6 İSTANBUL

perverliğin tercümanlarından biri oldu; bu cesur gazeteci, düşmanın işgal ettiği payi­ tahtta her tehlikeyi göze alarak matbaasını Ankaraya kaçırdı ve Yenigünü Millî Mücade­ lenin merkezinde çıkarmağa başladı, kendisi de Büyük Millet Meclisinin birinci seçim dev­ resinde Muğla mebusu seçildi. Ankarada çı­ kan Yenigün, Türkiye İnkılâbı Tarihinde parlak hâtırası olan bir gazete oldu. Cumhu­ riyetin ilânından sonra 7 Mayıs 1924 de îs- tanbulda Cümhuriyet gazetesini kurdu. Son yıllara gelinceye 'kadar de Türkiyenin baskı sayısı en üstün olan gazetesinin başında bu­ lundu. Büyük Millet Meclisinin altıncı devre seçimine kadar Muğla mebusu olan Yunus Nadi Abalıoğlu, kendisini çok üzen müzmin bir taş hastalığı yüzünden siyasî hayattan çekildi ve gazetesinin başmuharrirliğini bü­ yük oğlu Nadir Nadi’ye bıraktı; 1945 de tedavi için gittiği İsviçre’de vefat etti. Nâşı îstanbula getirilerek Edirnekapı şehitliğinde aile makberesine defnedildi.

Cumhuriyet gazetesi 1946 da “ Yunus Nadi Mükafatı” adı ile ve her sene ayn mev­ zuda kalem sahiplerine dağıtılmak üzere bir müsabaka tesis etti; birinciye 1000, İkinciye 500 ve üçüncüya 250 lira verilen bu müsaba­

kalar fikir ve sanat alanında büyük teş­ vik olmuştur.

ABANOZ SOKAĞI

— Beyoğlu kazası merkez nahiyesinin Hüseyinağa mahalle­ sinde Balo sokağı ile Sakızağacı caddesi a- rasmdadır. (B. : Hü­ seyinağa mahallesi). îstanbulun umumî evleri bu sokaktadır, ikinci Abdülhamit zamanında burada kendi halinde Rum aileleri otururdu; Be­ yoğlu kafe şantanla- rmda çalışan, yahut tiyatro ve at Cambaz­ hanelerinde türlü hü­ nerler gösteren Avru­ palI ecnebi san’atkâr

ve oyunculara oda oda kiraya verirlerdi. Ölü­ leri yakmak taraftarı olan meşhur kimyager Nurettin Münşi de bu sokakta otururdu. O de­ virde umumî evler Yeniçarşıdaydı; cadde boydan boya, iki yanındaki sokaklarda Be- yoğlunun bir fuhuş ve rezalet girdabıydı; bunların içinde en namlı sokak Çiçekçi skoa- ğıydı (B. : Çiçekçi sokağı).

Son yıllarda yıkılmış olan Galatasaray polis merkezi o zamanlar mutasarrıflık bina- sıydı; içinde bir de tevkifhanesi vardı. 1324 de Meşrutiyet ilân edilince mutasarrıflık ma­ kamının ve mektebi sultaninin hemen yanı başında uygunsuz bir mahalle hoş görülme­ di. Yeniçarşı ve civarındaki evlerin halkı A- banoz sokağına nakledildi.

Abanoz sokağım Tarlabaşı caddesine bağhyan Kilit sokağında, Kilit sokağı ile Ba­ lo sokağı arasındaki Küçükyazıcı sokağında da eskiden umumî evler vardı; meşhur ku­ marbazlardan Kör Eminin bahriyeli Hulû- siyi vurmasına sebep olan ilk kavga, Küçük- yazıcıda bir umumî evdeki dost gecesinde ol­ muştu. Bugün Küçükyazıcı sokağındaki ev­ lerde bekâr pansiyonları vardır; bir de kü­ çük kahvehane bulunmaktadır; müşterileri seyyar esnaf ile Abanozun sermaye

kızları-Abanoz Sokağı, 1944 de (Resim: K. Z.)

Referanslar

Benzer Belgeler

Kitabın okuru, konuşma türleri nelerdir, konuşma zihinsel ve fiziksel olarak nasıl üretilir, konuşmaya ilişkin duyuşsal nitelikler nelerdir, yaygın konuşma yanlışları,

Kü- çük ışık organlarının içindeki aequorin proteini sayesin- de gerçekleşen kimyasal tepkime sonucunda (biyolümi- nesans) mavi ışık oluşur, sonrasında yeşil

Durmadan «Sulh isteriz, neden sulh yapılm ıyor» diye gü­ rültü etmek sulbü getirmez, sulh şartlarının ağırlaştırılmasından başka bir şeye yaramaz^

Yaşar Kemal’in İnce Memed’i yaşattığı Töroslar’da Karatepe ile açıkhava müzeciliğine geçişi sağladı.. Kazıları sırasında yörelere sağlık, kültür,

“ Dün saat 10.25’te elçiliğe gelen kuryeleri kontrol ederken kapı önündeki Portekizli güvenlik görevlisinin ‘ teröristler’ çığlığı üzerine çekmecedeki

Dış surun buradan görünen ilk küçük kulesi üzerinde sekizinci Jan Pale - oloğün ve sekiz köşeli büyük kuleler­ den dördüncüsü üzerinde Birinci

Bundan 24 yıl önce, Ekim ayının ikinci.cum artesi yaşama gözlerini kapayan Halikarnas Balıkçısı, ardında mavi bir

Yapılan tahliller sonucu Yücel’in gırtlağında bir cins'Yümör buldukla- nnı ve tetkikler tamamlandıktan sonra ışın veya ilaç tedavisine başla-.