• Sonuç bulunamadı

Onun derdi 'insanlık':Rıfat Ilgaz yarım yüzyılı aşkın bir süredir edebiyatta uzun yürüyüşü sürdürüyor

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Onun derdi 'insanlık':Rıfat Ilgaz yarım yüzyılı aşkın bir süredir edebiyatta uzun yürüyüşü sürdürüyor"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

bı: Cumhuriyet Matbaacılık ve Gazetecilik Türk Anonim Şirketi adına ır Nadl # Genel Yayın Müdürü: Masun Cemal, Müessese Müdürü: Emine dinil. Ya/ı İşleri M üdürü: Okay G önensin, $ Haber Merkezi Müdürü: m Baycr, Sayfa Dil/enı Yönetmeni: Ali Acar, # Temsilciler: ANKARA; in Dunun. İZMİR: Hikmet Çetin kaya. ADANA: Celal Başlangıç.

( t *

İstanbul Haberleri: Erhan Akyıldız, Dış Haberler: Ergun Balcı, Ekonomi: Osman Ciuguy, Kültür: Celal Üsler, Spor Danışmanı: Abdutkudir Yücelman, Düzeltme: Refik Durbaş, Bilim-EğUim: Şahin Alpay, Iş-Sendika: Şükran Ketenci, Yurt Haberleri: Necdet l)o£an. Dizi Yazılar: Kerem Çalışkan, # Koordinatör: Ahmet Kurulsan, # Malı İşler: Erol Erkut, # Muhasebe: Bülent Yener # Bütçe-Planlama: Sevgi Artın 0Reklam: Ayşe Torun, Ek Yayınlar: Hülya Akyol 0İdare: Hüseyin Gürer, işletme: Önder Çelik, Bilgi işlem: Nail İnal.

Basan ve Yayan. Cumhuriyet Matbaacılık ve ı

34334 İst PK: 24^ İstanbul. Tel: 512 05 (

Bürolar: Ankara: Ziya GökaJp Blv. İnkılap 133 II 41/428 0 lım lr H. Zıya Blv. 1352

£ Adana: İnönü Cad. 119 S. No: I Kat I,

KVİM 18 TEMMUZ 1988__ ____İmsak: 3,47 ______ Güneş: 5.39 öğle: 13.15 ' İkindi: 17.13 Akşam: 20.41 Yatsı: 22.24

Rıfat İlgaz yarım yüzyılı aşkın bir süredir edebiyatta uzun yürüyüşü sürdürüyor

Onun derdi İn şa

İLGAZ - Sabahattin Ali'ye nep saygı uuydum.

P O R TR E

RIFAT İLGAZ

Unutulmaz 'Hababam Sınıfı’

1911 ’de Cide’de doğan Rıfat İlgaz, Kastamonu Öğretmen O kulu’nu, Gazi Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü’nü bitirdi. Adapazarı’nda, İstanbul ortaokullarında Türkçe öğretmeni olarak görev aldı. Sınıf adlı şiir kitabı nedeniyle tutuklandı (1944). Daha sonra gazeteciliğe başladı. Gün Dergisi’nde, Marko P aşa’da çalıştı; çeşitli dergi ve gazetelerde mizah öyküleri, fıkralar yazdı. Yazılarından ve şiirlerinden ötürü uğradığı kovuşturmalar sonucu beş buçuk yıla yakın hapis yatan R ıfat İlgaz, özellikle Hababam Sınıfı (1957) adlı yapıtıyla yaygın bir üne kavuştu. 1937-1983 yılları arasında

yayımlanan şiirlerini topladığı kitabını (Bütün Şiirleri, Adam Yay.) Ocak Katın Alagöz (1987) izledi. Şiir, öykü, roman, oyun, anı, fıkra türlerinde altmışı aşkın yapıtı bulunan Rıfat İlgaz’ın kitapları Çınar Yayınlan’nca yayımlanıyor. Yıldız Karayel (1981) adlı romanı da Madaralı ve Orhan Kemal ödüllerini kazandı.

R ıfa t İlgaz 1944 ’te

“Sınıf” adlı şiir kitabı

nedeniyle sıkıyönetim

mahkemesinde hüküm

giyer. Daha sonra

“Hababam Sınıfı”

eseriyle büyük üne

kavuşur. Sabahattin

Ali ile Marko Paşa

serüveninin Rıfat

İlgaz’ın yaşamında

apayrı bir yeri var.

ATİLLA ÖZKIRIMH

Rıfat İlgaz’ın, bugünlerde dör­ düncü basımı yapılan Yarenlik ad­ lı kitabı için Yurt ve Dünya dergi­ sinde şunları yazıyordu Sabahat­ tin Ali: “Hemen bütün şiirlerinin mevzuu kendi küçük dertleri, ar­ zuları... Amma hayret! Bunların hiçbiri sadece Rıfat İlgaz’ın dert­ leri değil. Hepsi, hepsi geniş bir kitlenin, bir insanlığın dertleri...”

Nasıl insanlığın dertleri olma­ sın? Ciğerlerinden hasta ortaokul Türkçe öğretmeni Rıfat İlgaz, te­ davi görebilsin diye Adapazarı’n- dan İstanbul’a atandığında Alman orduları Polonya’ya girmiş (1 Ey­ lül 1939), II. Dünya Savaşı başla­ mıştır. Sonraki aylarda Finlandi­ ya, Danimarka, Norveç, Belçika, Lüksemburg, Hollanda, Fransa, Romanya da birbiri ardına düşe­ cek; Türkiye, savaşa girmese de sa­ vaşın sıcak soluğuyla kavrulacak, savaşın acılarını yaşayacaktır.

Karartmalı, olağanüstü durum- lu, karneli yıllardır bunlar. Gaze­

telerin sayfa sayılarının sınırlan­ dığı, özgürlüklerin kısıtlandığı, ekmeklik una arpa, çavdar, mısır unlarının karıştırıldığı yıllar.

“İstanbul’a gelince Gedikpaşa’- da bir pansiyona yerleştim önce. Gedikpaşa’yı seçmemin nedeni şu: Karagumrük’e giden tramvayların Beyazıt’tan kalktığı yere çok ya- . kın. Karagümrük Ortaokulu'na vermişler beni. Sabah pansiyon­ dan çıkıyorum, Marmara kahve­ sine uğruyorum. Orada sabah ça­ yımı içerek tramvayı bekliyorum.” O güne değin, 1926’dan 1940’a, Kastamonu’daki Nazikter ve Açık- söz gazeteleriyle Güneş, Çığır, Oluş, Yücel, Varlık gibi dergiler­ de yayımlanmış birçok şiirin sahi­

bidir Rıfat İlgaz. Ama ölçülü, uyaklı, Ahmet Kutsi Tecer, Faruk Nafiz Çamlıbel, Halit Fahri Ozan- soy çizgisinde, bireysel duyarlıkla­ rın dile getirildiği şiirlerdir bunlar. İşte ne olursa o Marmara kah­ vesinde olur, bir de Küllük’te. Bir yandan bildiği, yatkın olduğu şi­ ir çizgisini sürdürürken, bir yan­ dan da yeni dostlar edinir Rıfat İl­ gaz.

“Haşan İzzettin Dinamo hapis­ ten çıkıp geliyor, A. Kadir hapis­ ten çıkıp geliyor. Ömer Faruk Toprak, Niyazi Akıncıoğlu ile ora­ larda dost oluyoruz. Bu arada fa­ külteye de kaydoldum ben, felse­ feye. Sabahattin Kudret Aksal sı­ nıf arkadaşım. O da Marmara kahvesine geliyor.”

Başka? Haşan Tanrıkut, Suphi Taşhan, Orhon M. Arıburnu, Hil­ mi BUyükşekerci, Celal Vardar... “Suya dokunmazmış / Sabuna dokunmazmış / Pise bak” şiirini yazan Celal Vardar.

“Sanatoryumda tanıştığım Hü­ seyin Bekâr adlı bir arkadaşım vardı, Bursa Lisesi’nden, felsefe öğrencisi, edebiyatla da yakından ilgili. Beni Niyazi Akıncıoğlu’yla Hüseyin tanıştırdı. Niyazi de Bur- sa’dan çünkü. Hüseyin’in büyük yeri vardır bizim 40 kuşağında. Nitekim Suphi Taşhan, Celal Var­ dar, Hilmi Büyükşekerci’yi de onun aracılığıyla tanıdık. Bunlar orada Orhan Şaik’in (Gökyay) öğ­ rencisi. Bazı şeyler zıtlarıyla geli­ şir derler ya, Orhan Şaik toplum­

cu gerçekçi edebiyatla ilgili değil, ama iyi bir edebiyat hocası, bun­ lara şiir zevkini aşılıyor. İşte bu hava içinde bir topluluk oluştu.”

Savaş, savaşın getirdiği sıkıntı­ lar ve acılar, yaşamın zorlukları, yeni düşüncelerle tanışma, edebi­ yat ve şiir tartışmaları derken şiir anlayışı bütünüyle değişir Rıfat İl­ gaz’ın. Artık ona göre, “Sanatkâr, her şeyden önce muhitini, cemiye­ tini kavrayabilecek ileri bir düşün­ ce sistemine sahip olmalıdır. An­ cak bu seviyeye ulaşan sanatkâr, kendinden beklenileni verebilir.”

9 Eylül 1942’de yayımlanan Yü­ rüyüş dergisindeki “Şiire Dair” başlıklı yazısında yeni şiir anlayı­ şını bu sözlerle açıklar Rıfat Iigaz. “Yürüyüş dergisini A. Kadir, Ömer Faruk Toprak ve ben, üçü­ müz çıkardık. Yürüyüş bir eğitim dergisiydi, sahibi de Fazıl Mahmut Ülküer adlı bir öğretmen. Onun­ la anlaştık, yedinci sayıdan başla­ yarak bizim yönetimimizde çıktı. Daha sonra Fazıl Mahmut’u sıkış­ tırmışlar, imtiyazı Ömer Faruk’a devretti, sorumlu müdür de ben oldum.”

Ama bu sorumlu müdürlük çok sürmez. Yürüyüş 18. sayıda kapa­ tılır. Çeşitli baskı yöntemleriyle Yürüyüşçüler yıldırılamayınca bu kestirme yola başvurulmuştur. Daha derginin hazırlık çalışmaları sırasında Lütfü Erişçi sıkıyönetim sınırları dışına çıkarılmış, Hüsa­ mettin Bozok yedeksubay olarak askere alınmıştır. Ömer Faruk Toprak da uyarılır bir iki kez.

Derken A. Kadir’in Tebliğ’i ile Rıfat İlgaz’ın Yarenlik adlı şiir ki­ tapları yayımlanır ardı ardına, 1943’te. Tebliğ toplatılır, A. Kadir de sıkıyönetimce İstanbul dışına sürgüne yollamr. Sıra elbette Rı­ fat İlgaz’a da gelecektir.

“1944’te Sınıf yayımlandı ve yir­ mi beş gün satışta kalabildi. Böy- lece bizim şiir defteri de kapandı, kitap olarak. Şiiri bırakmamıştım, yazıyordum, toplumcu gerçekçi dergilerde de yayımlanıyordu, ama kitap çıkaramıyordum. Nite­ kim 1948’de yayımlanan Yaşadık­ ça, 1953’te yayımlanan Devam adlı kitaplarım da toplatıldı. Şiir yaz­ mam istenmiyordu.”

Bilirkişinin Sınıftaki şiirlerde suç bulunmadığını bildirmesine karşın sıkıyönetim mahkemesinde hüküm giymekten kurtulamaz Rı­ fat İlgaz. Altı ay yatıp çıktıktan sonra onun için zor günler başlar.

Öğretmenlik bitmiştir. Ciğerle­ riyse sürekli sanatoryuma taşın­ masını gerektirmektedir. Yani bir anlam da iç ve dış düşmanla bo­ ğuşma içindedir. Tek çözüm yazıp çizmektir yine, ekmeğini BabIâli’­ den çıkarmaktır.

O da bu yolu dener. Sonraki yıl­ larda, çok kısa bir öğretmenlik dönemi dışında, düzyazıya, miza­ ha ağırlık vererek ayakta kalmayı başarır. îç ve dış düşmana inat, mizah yazıları, öyküleri, roman­ larıyla ünlenir. Şair Rıfat İlgaz beş-on yıl unutturulmuştur belki, ama bu, Rıfat İlgaz’ın bir başka yeteneğini geliştirmesine yol aç­ mıştır. Hem yıllar sonra şiirleriy­ le yine okurlarının karşısına çıka­ caktır nasılsa.

Rıfat İlgaz’la söyleşimiz böyle daldan dala sürerken bir çağrışım­ la gelip 40’lı yıllara dayanıyor ye­ niden. Anılar canlanıyor.

“Kırk beşte BabIâli’ye adım at­ mışız, Esat Adil Müstecaplıoğlu ile dostluğu ilerletmişiz. Adalet müfettişliğinden ayrılmış Esat Adil. Bir dergi çıkarmak istiyor. O sıralarda imtiyaz almak olanak­ sız, vermiyorlar. Haşan TanrıkuF ta da Gün’ün imtiyazı var. İkisini tanıştırdım. Böylece Gün dergisi yayına başladı. Ben de derginin sekreteriyim. Yazılan topluyorum, dizgisiyle, baskısıyla uğraşıyorum. Bu arada öbür partiden, Şefik Hüsnü’den doğru bana bir haber: Rıfat bir gazete imtiyazı bulamaz mısın? Dedim ya, o zaman imti­ yaz arslanın ağzında. Bir arkada­ şımız var, Adil Yağcı. Birkaç der­ gi çıkarmış, zengin bir aileden, han sahibi. Onunla konuştum. Adil başvurdu. Kâğıtları dolduru­ yoruz, yaz dedim, adı Yığın. Adil han sahibi, tüccar ya, hemen im­ tiyaz verildi. Tabii dergi asıl Şefik Hüsnü’nün denetiminde. Ama be­ nim Yığın’da ne şürim, ne yazım çıkmıştan Ben Gün’ün sekreteri ol­ duğum, Esat Adil’in partisinden sayıldığım için arkadaşlar benden yazı, şiir istemediler. Daha sonra Marko Paşa’da...”

Sabahattin Ali’yle tanışıklığı Marko Paşa’dan çok önceye daya­ nıyor Rıfat İlgaz’ın, 1934’lere. Adapazarı’nda askerdir Rıfaz İl­ gaz. İran Şahı’nın gelişi dolayısıy­ la düzenlenecek törene katılmak üzere Ankara’ya çağrılır bağlı ol­ duğu tabur, işte o günlerde Anka­ ra’da karşılaşır, tanışırlar Sabahat­ tin Ali’yle. Dostluklarıysa asıl

1945’Ierde, Esat Adil’in evinde karşılaştıkları günlerde gelişir.

Sonrası biliniyor. Marko Paşa serüveni... Merhum Paşa, Malum Paşa ve ötekiler... Sabahattin Alil nin acı sonu...

“Benden yaşça çok büyük de­ ğildi Sabahattin Ali. Ama hep saygı duymuşumdur ona. Sanat anlayışı, genel kültürüyle olgun bir insandı. O dönemde benim bil­ mediğim bir çok şeyi biliyordu. Hesabını bilen, ölçülü, dengeli bir arkadaştı. Bir sanatçı yanı vardı muhakkak, ufak tefek şakaları, kaprisleri de. Ama Sabahattin Ali az rastlanır, sözüne güvenilir, yap­ tığı işe bağlı biı' sanatçıydı.”

Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Sonuç: NOS inhibisyonunun kademeli olarak artırılmasıyla kan basıncı artmasına rağmen kalp hızının değişmemesi, bu modelin sabit doz NOS inhibisyonuna

VEFAT T7:sııv^ Kahramanmaraş'lı Hıfzı ve Hacer Kısakürek'in oğlu, Fahriye Gemci ve Sıddık Kısakürek'in kardeşi, Nilüfer ve Gültekin Başak'ın enişteleri, Volkan

OluĢan arkın Ģiddeti düĢük akım değerinden dolayı küçük bir ıĢıltıdan ibarettir (ġekil 4.9b).. Nanoparçacıkların sıvı içerisini tamamen kaplaması

Büyük insanların prensip olarak sadece 100 üncü ö- lüm yıldönümlerini kutlayan UNESCO, Atatürk için bir is­ tisna yapmış ve 25 inci yıldö­ nümünü,

D Yazar Bilginer, Üsküdar Musahipzade Celal Tiyatrosünda sergilenen oyunun baş kahramanı Şefik Bey’i, hayatı kıskançlık mücadelesi üzerine kurulmuş biri

Böylece tarikatlar, halkın manevi gücü ile birlikte siyasi iktidarlar karşısındaki maddi tepkisini de temsil eder oldular.. Bazı tarikatlar bu­ nu,

hat ve daha sıcak olması..." Sanatçının günlük yaşamı saat 8.30’da başlıyor; genellikle yıllık program çıkaran Baykam’ın gün­ lük fizyolojik

Üzerinde taş veya o yerin mezar olduğunu gösteren bir işaret bile yok ama, gömülü ol­ duğu yerin birkaç metre ilerisindeki açık hava kahve­ sinin m üşterileri ve