Z e h r a K A V C A R (*)
Son yıllarda okuduğum kitaplar içinde beni en çok etkileyeni, Gazi Eğitim Enstitüsü emekli meslek dersleri öğretm eni Adalet Odyak'ın «Şaşırtıcı Bir Eğitim Olayı - Bir ö ğ retm en in A nıları»(l) adlı eseri oldu. K itabı soluk alm adan, büyük bir dikkatle, beğeniyle am a yüreğim sızlayarak, içim burkularak okudum, öğretm enlik mesleğine gönül vermiş bir kişi olarak, okuduklarım dan etkilen memem olanaksızdı. Çünkü an latılan bazı olayların benzerlerini yaşadım, pek çoğuna tan ık oldum. Ve eğitim işinin, öğretm enliğin özveri, sabır, anlayış isteyen güç bir iş, güç bir meslek olduğunu bir kez daha anladım . Böyle bir kitabı yıllar önce, öğretm enliğe başladığım sırada okumak isterdim. İnanıyorum ki yüreğimi bu r kan deneyimsiz yılların acı olaylarını yaşam am ış olurdum .
Eserin önsözünde y a z a r: «Bu an ıların yazıya dökülmesi belki yadırganacak, h a tta tabu sayılan bir konuya dokunduğum, «büyük ler h ata işlemez» gibi yerleşik fakat yanlış bir yargıya sarstığım için belki tepki görecektir. Buna katlanacağım . Çünkü anne, baba ve hele öğretm en olarak küçük insana karşı olan h er olumsuz dav ranışım ızda kendi kendimizi sorguya çekmenin gerekliliğine, bir özeleştiriye gitmeye bütün varlığım la inanıyorum . Eğer anneyi, babayı ve öğretm en arkadaşları bu göreve çağırıyorsam haklı gö rülmeliyim» diyor. Yazarı haklı görmekten öte, tepki görmeyi göze alarak bizleri uyardığı, bizlere özeleştiriyi yapma yolunda örnek olduğu, mesleğimizin önemini, yüceliğini bir kez daha ortaya koy duğu için alkışlam ak gerek. K itaptaki anıların tüm cünü anlaya rak, üzerinde düşünerek, özeleştiri yaparak okumalıyız. «Bir ö ğ retm enin Anıları» bütün öğretm enlerin, eğitim cilerin, yetkililerin, (*)
(*) Ankara Ulus Endüstri Meslek Lisesi Edebiyat öğretmeni
1 Adalet Odyak, Şaşırtıcı Bir Eğitim Olayı- Bir öğretmenin Anılan, An kara Basım Sanayi A.Ş., 1982,186 sayfa.
anne ve babaların okuması gereken bir eserdir. Okuyup, değerlen dirip ders alalım ki yanılgılar, acılar, um utsuzluklar azalsın. Oku yalım ki okul taksidini ödeyemediği için yatılılıktan çıkarılan öğ rencisini, kendi ailesini zor geçindirdiği halde evine alan, çocukla rın a değil de öğrencisine bayram lık alabilmek için satılabilecek teş eşyaları olan dikiş m akinesini satan öğretmen Kemal Bey ve eşi, bir eğitim an ıtı olarak karşım ıza dikilsin. Okuyup ders alalım ki «Kü çük Y alçın’ın Gerçek öyküsü», «Mektup», «Keçiören Islahevini Ziyaret ve Düşündükleri» ve «Yaşamı K ayanlardan Bir ö ğ ren ci nin öyküsü» başlıklı anılarda anlatılanlar, yaşadığımız, tanık ol duğumuz benzer binlerce acı olay bir daha yaşanmasın. Okuyalım ki çalışan annelerin sorunlarıyla eğitim sorunlarım ızın birbirin den ayrılmaz bir bütün olduğu bir kez daha kanıtlansın. Okuya lım ki «hiç değilse bir öğretmen olmak» anlayışıyla davranılm asın, öğretm en yetiştiren kurum lara en düşük puanlı öğrenciler alın masın. öğretm enlik mesleğini seçmiş öğrenciler, mesleki bilgilerle donatılsın, en iyi biçimde yetiştirilsin.
Yazar yine önsözde: «Toplum ların yaşamında olduğu kadar bireylerin yaşamında ve yazgısında da en önemli rolü öğretmen oynar. Onun parm akları arasında oynayan kalem, ağzından çıkan net, sarfettiği bir tümce, takındığı tavır ve davranışlar, eline tes lim edilen yüzşlerce çocuğun ömürboyu alınyazılarını çizmektedir. Bu noktanın asla unutulm am ası gerekir» diyor. Gerçekten de her dönemde toplum ların geleceğini yoğuranlar öğretm enler olm uş tur. Yalnızca belli bilgileri, değerleri aktarm akla yetinmemiş, yeni kuşakların yaratıcı olm alarını, kendilerini aşm alarını, sağlıklı d ü şünm elerini istemişlerdir. Bunları gerçekleştirdikleri ölçüde de gerçek eğitimci olm uşlardır. Eğitim ve öğretim işi bir sanattır, însan yetiştirm e sanatı, öğretm enlik bir sanat olduğuna göre öğ retm en, yapan, yaratan, yönlendiren kişi olm alıdır, öğretm enlik tüm mesleklerin odak noktasıdır. Hepsine yön veren, hepsinin te melini oluşturan, gelişimini sağlayan, çatısını kuran odur. Kısa cası öğretmenlik, insanları onura, ulusları bilince yükselten mes- tir.
Büyük bir devlet adamı, büyük bir kum andan olduğu kadar büyük bir eğitimci olan A tatürk : «öğretm enden, eğiticiden yok- sin bir ulus, henüz ulus adını almak yeteneğini kazanam am ıştır. Ona gelişigüzel yığın denir. Ulus denmez!» diyor. Görüldüğü gibi A tatürk, öğretmene sadece eğitimin bir simgesi gözüyle bakmamış; öğretmeni bir kurtarıcı, özgür ulus olmanın bir göstergesi olarak
değerlendirm iştir. Bir devletin sonsuza dek yaşaması, öğretm e nin genç kuşakları yetiştirm esine bağlıdır. Böylesine önemli bir görevi üstlenm iş kişilerin de elbet sevecen, sabırlı, hoşgörülü, öz verili, duyarlı olması gerekir, öğretm en hoşgörülü, sevecen, du yarlı olm alıdır ki öğrencilerinin onuruna saygı göstersin. O na sev giyle, anlayışla, dostça davransın, ö ğ retm en sabırlı, özverili ol m alıdır ki en güç işi, dünyadaki her güzel şeyin yapıcısı insanları yetiştirebilm e işini başarabilsin.
Sözlerimi yazarın şu çağrısıyla bitirm ek istiyorum : «Yalnız eğitimle uğraşan kişiler olarak değil, tüm toplum olarak, insan yetiştirm enin o büyük sorum luluğunu içimizde duyarak görevimizi yapmak, herşeyden önce çocuğa bakış açımızı değiştirmek, eğitsel bilim lerin öncülüğünde okulda ve ailede dem okratik eğitim i tek dayanak saymak ve çocuğun m utluluğu için çalışmak tek am acı mız olmalıdır.»
TÜRK EĞİTİM DERNEĞİ
Bilim Dizisi Yayınlarının 7. si olan «OKULÖNCESİ EĞİTİM ve SORUNLARI» pek yakında çıkıyor. Eğitim ve bilim çevrelerine duyurm aktan kıvanç duyarız.