• Sonuç bulunamadı

Başlık: DOMUZ VE TEKTIRNAKLILARA AĞ VE MOZAIK-PUL (THİERSCH) YÖNTEMLERİYLE DERI AUTOTRANSPLANTASYON'LARI ÜZERINE KARŞILAŞTIRMALI EXPERİMENTEL ÇALIŞMALARYazar(lar):TEKELİ, Ö. Cilt: 20 Sayı: 2.3 Sayfa: 281-300 DOI: 10.1501/Vetfak_0000002405 Yayın Tarihi: 19

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Başlık: DOMUZ VE TEKTIRNAKLILARA AĞ VE MOZAIK-PUL (THİERSCH) YÖNTEMLERİYLE DERI AUTOTRANSPLANTASYON'LARI ÜZERINE KARŞILAŞTIRMALI EXPERİMENTEL ÇALIŞMALARYazar(lar):TEKELİ, Ö. Cilt: 20 Sayı: 2.3 Sayfa: 281-300 DOI: 10.1501/Vetfak_0000002405 Yayın Tarihi: 19"

Copied!
18
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

A.C.

Veteriner Fakültesi II. Şirürji Kürsüsü Prof. Dr.

B.

Sıtkı Artun

DOMUZ VE TEKTIRNAKLILARA AĞ

VE MOZAIK—PUL

(THİ

ERSCH) YÖNTEMLERIYLE DERI AUTOTRANS-

PLANTASYON'LARI ÜZERINE KAR

ŞILAŞTIRMALI

EXPER

İ

MENTEL ÇALI

ŞMALAR

Ö. Tekeli*

Zusammenfassung

1 . Mit Hilfe der Mosaik-oder Briefmarkenmethode (Thiersch) und der Netzmethode wurden experimentelle Haut-Autotransplantationen bei 7 Schweinen und 15 Equiden durchgeführt.

2. Bei allen Fallen wurden vor der Transplantation beiderseitig von der Rücken-, Lenden- und Sakralgegend bei den Schweinen 6x10 cm und bei den Equiden 8x12 cm grol3e Hautstücke mit der Lederhaut herausgenommen. Innerhalb von zwei Wochen konnte ste-riles, zur Transplantation geeignetes und zum Hautniveau reichendes Granulationsgewebe wachsen.

3. Bei den 4 Schweinen, bei denen die Netzmethode angewendet wurde, beobachtete man eine Nekrose des Transplantates, die durch Scheuern der Bandagen an der Boxenwand verursacht wurde.Um die Transplantationen zu schützen und solche Nachteile zu vermeiden, wurden stabile Plastikplatten zwischen den Verband gelegt. Das hatte auch keinen Erfolg. 4. Bei den Equiden entstand bei der Anwendung der Netzmethode bei einem Fall eine Verklebung der Transplantationsgaze (Cura Tuell); bei einem anderen Fall gab es eine Vereiterung. 13 Falle heilten Per Primam Intentionem.

5. Bei der Mosaikmethode bei den Equiden entstand bei 5 Fallen eine lokale Nekro-sebildung, bei einem Fall gab es eine Verklebung der Transplantation mit der Gaze; ein Fall zeigte den Anfang einer Vereiterung. 7 Falle heilten komplikationslos.

6. Wir haben bei den Transplantationen Verklebungen zwischen dem Transplantat und der Cura-Tuellgaze und den mit physiologischen Seren getrankten Gazen und in einem Fall eine beginnende Eiterung gesehen. Gute Erfolge wurden bei der Behandlung der Trans-plantate mit Chloromycetinspray erzielt.

7. Einen Monat nach der Operation gab es bei der Netz-und Mosaikmethode leichte, 20-25 Tage dauernde Zusammenschrumpfungen. Innerhalb eines Monats nach der Trans-plantation wachsen die Haare auf dem Transplantat.

(2)

282 Ö. Tekeli

8. Die lokale Nekrosebildung, die bei der Mosaik-Methode vorkam, trat bei der Net-zmethode nicht auf. Die Zeit, in der die Transplantate anwachsen, betrug bei der Mosaik-methode 20-25 Tage dagegen bei der NetzMosaik-methode nur 10-12 Tage.

9. Nach der histopathologischen Untersuchung der Autotransplantate der Equiden konnte eine vollkommene Epithelisation, Haare und Fettdrüsen festgestellt werden; Sch-weiPdrüsen waren nicht vorhanden.

10. Die zur Transplantation entnommenen Hautstücke vergröBern sich dreifach, wenn sie in Netzform gebracht werden. So kann man die in Netzform gebrachten Hautstücke auf gröpere Hautdefekte übertragen. Das ist bei der Thiersch-Methode und ihren Modifikationen nicht möglich.

11. Nach der Operation entstehende kleine Blutungen und Blutseren können bei der Transplantation nach der Netzmethode durch die Netzspalten leicht abfli4ien, was bei der Thiersch-Methode schlecht möglich ist und die Heilung vezögert.

özet

1. Ağ ve Mozaik-pul (THIERSCH) yöntemleri ile deri Autotransplantasyon'ları

eksperimentel olarak 7 domuz ve 15 tek tırnaklı hayvanda uygulandı.

2. Operasyondan evvel bütün hayvanlarda sırt, bel ve sağrı bölgelerinde sağlı sollu domuzlarda 6 x 10, tek tırnaklılarda 8 x 12 cm. büyüklüğünde deri, Derma ile birlikte rezeke edildi. 2 hafta içerisinde steril gref yapmaya elverişli, deri seviyesinde granülasyon dokusu gelişti.

3. Ağ yöntemi uygulanan 4 domuz yakasında hayvanların bandajları duvara sürt-mesi sonucu gref'lerin nekrozu ile karşılaşıldı. Gref'leri korumak ve bu gibi sakıncaları ön-lemek için 2 vakada pansuman arasına konan dayanıklı plastik levhalardan olumlu sonuç alınmad 1.

4. Tek tırnaklılarda uygulanan Ağ yöntemi sonunda bir vakada gref-gaz (Cura-tuell) yapışması, bir diğer vakada supurasyon, 13 vakada da tam iyileşme görüldü.

5. Mozaik yönteminin tek tırnaklılarda uygulanması sonunda 5 vakada lokal nekroz-laşma, 1 vakada gref-gazlı bez yapışması, 1 vakada supurasyon başlangıcı, 8 vakada da tam iyileşme görüldü.

6. Gref'lerin üzerine konan Cura-tuell gazi ve serum fizyolojikle ıslatılmış gazlı bez-lerden meydana gelen gaz ile gref yapışmalarına ve supurasyon başlangıçlarına tanık olduk. Fakat bandaj uygulamadan gref'lerin açık olarak Chloromycetin sprey'i ile sağıtı lmalarm-dan olumlu sonuçlar alındı.

7. Ağ ve Mozaik yöntemleri ile uygulanan gref'lerde, operasyondan bir ay sonra 20- 25 gün devam eden hafif büzüşmeler görüldü. Transplantasyon'u yapılan derinin kılları ise bir ay içerisinde çıkıp uzadılar.

8. Mozaik yönteminde görülen lokal nekrozlaşma Ağ yönteminde görülmedi. Gref'-lerin tutma süreleri; Mozaik yöntemi gref'Gref'-lerinde 20-25 gün olmasına rağmen ağ yöntemi gref'lerinde bu sürenin 10-12 gün olduğu görüldü.

9. Histopatolojik muayene sonuçlarına göre; tek tırnaklılarda uyguladığı= Autot-ransplantasyon'larda, epitelizasyonun tam oluştuğu, kıl ve yağ bezlerinin görüldüğü, ter bezlerine rastlanmadığı saptandı.

10. Ağ yöntemi için alınan deri, ağ haline getirildiğinde 3 misli büyüdüğünde'rı ;,THI-ERSCH yöntemi ve modifikasyon'larından farklı olarak daha geniş yaralar üzerine transp-lante etme olanağı bulundu.

11. Operasyondan sonra oluşan kanama ve kan serumu, Ağ yöntemindeki gref'lerde gözenekler arasından kolayca akabildiği, fakat mozaik (THIERSCH) yönteminde böyle bir drenajdan yararlamlamadi.

(3)

Deri Autotransplarıtasyonlan. 283

Bu güne kadar A. Ü. Veteriner Fakültesi Şirurji Kliniğinde

Deri Transplantasyonu üzerine her hangi bir çalışma yapılmamıştır.

Kliniğimize gelen her çeşit yara vakalarında, bilinen klâsik yara

sağıtımı yöntemleri ile cevap verilmeye çalışılmıştır. Bu durumda

Veteriner Şirurjideki sorunlar birikerek günümüze kadar gelmiştir.

Transplantasyon Bölümleri

ı Autotransplantasyon; Bir süjeden alınan doku, yine aynı

sü-jenin istenilen yerine transplante edilir.

2. İzotransplantasyon; Aynı yumurtadan doğan ikizler arasında

yapılan transplantasyondur.

3. Homotransplantasyon; Aynı türden olan iki süje arasında yapı

-lan transpa-lantasyon.

4. Heterotransplantasyon ; Ayrı türden olan iki süğje arasında

yapılan transplantasyon 1 , 4 , 6 , 15 , 5 , 19 , 21 .

Endikasyonlar

Kenarları karşılaşmıyan geniş yaralar, fena epitelize ola ülserli

ve hiperplazik yaralar (örneğin Granulom ve Keloit), fizik ve şimik

etkenlerle oluşan yanık yaraları, tabanı geniş olan tümörlerin

operas-yonları sonucu oluşan geniş yaralar, bunlara ek olarak estetik Ş

irur-jideki endikasyon sahalarını katabiliriz, 6' 7' I 3'1 9'21 .

Kontrandikasyonlar

İrinli ve septik yaralar. Yara granülasyon dokusunun sünger gibi

ve cam görünüşünde Hyperplasie durumunda olması. Deri seviyesine

henüz ulaşmamış granülasyon dokulu yaralar(Hypoplasie). Fistülize

olmuş veya derin katlarda Osteomyelitis veya Sequester bulunan ya-

ralar l'2' 4'2 6 .

Transplantasyon yöntemleri

Reverdin Yöntemi:

Lokal veya genel narkoz altında

operas-yon yapılır. Deri altı bağ dokusu bol olan ve gizli kalabilen art

bacak-ların iç yüzü, anus çevresi veya perineal bölgesindeki derilerden 3-4

mm. büyüklüğünde; Epidermis Str. papillare ile birlikte alınır.

Epi-telizasyonu istenen granülasyon dokusu üzerine bir cm. aralıkla yerleş

-tirilir, bundan amaç kan ve serum rahatca akabilmesi içindir. Epite-lizasyon uygun koşullar altında 2-3 haftada gerçekleşiri, 4, 6 , 21 , 2 6.

(4)

284 Ö. Tekeli

Braun—Ammann Yöntemi: Operasyon masasına yatan atın

yattığı taraftaki bacağın Regio femoralis'in medial derisi sabunla yı

ka-nıp traş edilir İyodlu benzinle yağı alınarak dezenfekte edilir.Başka

dezenfektan kullanılmz. Lokal anestezi için % i lik Novocain geniş bir

alanda deri altına enjekte edilir. WİTTMOSER Novocain içine

Ad-lin'in katılmasında sakınca olmadığını bildirmektedir. İnce bir

ana-tomi pensi ile tutulan deri parçası hafifçe yukarı doğru kaldırılır ve

bunun tabanı düz bir bistüri ile destere hareketiyle kesilir. 3-4 mm.

büyüklüğünde olan koni şeklindeki derinin kenarları çabucak büzülür

ve tabanında yağ dokusu görülür. Bu küçük deri parçaları alınırken

oluşan kanamaların operasyon bölgesini örtmemesi için sol alttan baş

-lanarak sağ ve böylece bir birine paralel sıralar halinde yukarı doğru

kesilerek alınır. Bu parçalar ya hemen transplante edilir veya serum

fizyolojik içine bırakılır. Sonra 3-4 mm. genişliğindeki sivri bistüri

eğik olarak 0,5 cm. d.erinliğe granülasyon dokusu içine sol taraftan

başlamak üzere sokulur. Bistüri geri çekilirken, deri pensle birlikte

bu yarık içine sokulur. Pensi çekerken küçük deri parçaları pense

ta-kılıp dışarıya çıkabilir. Onun için bistüri ucuna pens arasın sokarak

derinin ganülasyon dokusu içinde kalması sağlanır. Önce kolları açı

-lan pens ve sonra bistüri geri çekilir. Şayet deri parçacığı doğru olarak

yerleşrnişse epidermis yüzü yukarı dönük ve kenarları hafif yukarı

doğru eğilmiştir. Ters yerleşen deri parçalarından sonuç alınmaz. Bu

şekilde ekilen deri parçaları ı cm. aralıklarla bütün granülasyon

yüzü-ne yayılır. Transplantasyon bittikten sonra yara yüzü kan

koagulas-yon'u ile kaplanır, sonra kuruyarak kabuk bağlar. Bazen bir kısmı

re-zorbe olur. Transplantasyon'dan sonra 8-2o gün içinde üreym Epitel

adacıkları granülasyon yüzünde siyah lekeler halinde belilrir. Şayet

ekim biraz derine yapılmışsa epitel adacıkları daha geç gözükür veya

çabuk üreyen granülasyon dokusu tarafından tamamen örtülebilir.

Bu durumda granülasyon dokusu üremesi bakır sülfat (Cuprum

sul-furicum) ile azaltılır. Böylece epitel adacıkları yüzeye çıkmış olur.

Bütün yara yüzünün epitelizasyon ile kapanması için en az 3o gün bek-

lemek gerekir 4' 6' 7' 9' I 0'1 3'1 4'1 8'21'22'2 3'2 6' 3 o .

Enjeksiyon yöntemi: Derinin dezenfeksiyonu yapıldıktan sonra

bistüri ile epidermis kazınıp bir kaç damla serum fizyolojikle karıştı

-rılarak enjektörle granülasyon dokusu içine enjekte edilir21'2 6

Thiersch yöntemi: Operasyon çoğunlukla genel, bazı küçük

vakalarda lokal anestezi altında yapılır. Kılları traş edilip yağı alınan

deri; iki tahta parçası arasında gerdirilerek dermatom bıçağı veya ucu

düğmeli düz bistüri ile Epidermis ve Srt. papillaris'in tamamı (kıl çık

(5)

Deri Autotransplantasyon'lan 285

düzgün bir şekilde ve daha büyük alınabilmesi için en iyisi

Elektro-dermatom (basınçlı hava ile çalışan Dermatom'da olabilir)

kullan-maktır. Alınan deri parçaları ıx ,5 veya ıxz cm. büyüklüğünde

kesi-lerek granülasyon dokusu üzerine Mozaik-Pul şeklinde aralarında -2

mm. boşluk bırakarak düzgün bir şekilde yerleştirilir. Bazen büyük

(6x ı o veya daha geniş) deri parçaları ile yara kapatılmak istenirse ;

gref, yara kenarı derilerine ayrı dikişlerle tutturulur. Böyle durumlarda

gref yaradan daha geniş alınır. Çünkü büzülme sonucu gref'ler az

veya çok küçülürler. Özellikle üzerinde durulması gereken sakıncalar

gref'le granülasyon dokusu arasında kan, kan serumu ve hava

ka-barcığının kalmamasıdır 1'3'4'5' 9'21'25'26'29. ÜBERREİTER lokal

anes-tezik olarak kullanılan eriyik içine ter sekresyonunu önlemek için

Suprarenin konmamasını öğütlemektedr.

Tanel (Mc Lennan-Olıel) : Yöntemi: Şerit halindeki gref'ler

Elektro dermatom veya ucu düğmeli düz bistüri ile verici bölgenin

(bo-yun, göğüs ve Regio femoralis'in iç veya dış yüzünden) derisinin / 3

ka-lınlığında alınır. Epidermis yüzü, uzun şeritler halindeki flaster

üze-rine gelecek şekilde yatırılan gref'ler yara üzerine bir birine paralel

olarak yerleştirilir. Gerekirse flasterleri uç kısımları ayrı dikişlerle yara

kenarı derisine tutturulur. ı o- ı 2 gün sonra gref'ler tutmuşsa, flasterler

üst ucundan tutularak dikkatlice ayrılırlar4'23. Keloid'Ierde bu

yön-tem biraz farklı uygulanır. Flasterlere yapıştırılmış gref'ler;

Kelo-id'in deri yüzeyinde tabanına açılan tuneller içinden geçirilerek

uç-ları karşıt tarafın derisine yapıştırılır veya dikilir Gref'ler tuttuktan

sonra hemen üst trafından Keloid rezeke edilerek uzaklaştırılır.

Flas-terlerin görevleri bittiğinden dikkatlice alınırlar '.

Delikli Gref veya Ağ Yöntemi: Henüz grefe, verici bölgeden

alınmadan s'vri bistüriyi deri altına sokup hemen yanında deriyi

dele-rek dışarı çıkarırken daire şeklinde döndürerek bir çok delikler açı

-lır. Yara genişliğindeki deri parçası yeteri kadar delindikten sonra

etrafından kesilerek derhal transplantasyonu yapılacak yaraya yayılır.

Gref ayrı dikişlerle yara kenarlarına tutturulur. Gref üzerindeki

delik-lerden serum kolaylıkla akar. Verici bölgede kalan küçük daire ş

ek-lindeki deri parçacıklarından epitelizasyon çabucak oluşur. Bu

yön-temde alınacak deriler tam deri kalınlığında ve küçük olmalıdır! 1'12.

Daha geniş yaraları kapayabilmek için büyük grefleri elektro

derma-tom'la alıp Mesh Skin Graftaleti ile daha çok ve düzgün delikli

olarak ağ haline getirilir. Gref köşe ve köşe ortalarına konan ayrı

di-kişlerle yaraya tutturulur2 7'28.

Tam ve Yarım Deri Gref Yöntemi: Tam deri gref'i için;

(6)

286 O. Tekeli

ile yağ tabakası, bist;iri yardımıyla kesilerek alınır. Hemen gref alı

-nan bölgedeki yara kenarları karşı karşıya gelebildiklerinden dikilir.

Yağ tabakası yuvarlak ağızlı pean pensi ile mümkün olduğu kadar

ko-parılarak ayrılır. Gref, serum fizyolojikle bolca yıkanıp yara yüzüne

konarak sağdan başlayıp sola doğru dikişler sürdürülür. Yarım deri

grefi için gerekli deri parçası omuzun yan yüzü ile kalça arka yüzünden

alınır. Aynı kurallara uyarak gref yaraya dikişlerle tutturulur. Tam ve

yarım deri grefleri son dikişlerinden önce kan ve kan serınimnu

uzak-laştırma k için sıvazlanır ve sonuncu dikiş konur. Normal bir basınç

vermek için gaz pansuman; yara kenarlarından bir cm. uzaklı

k-ta olmak üzere dikilir. Yarım deri grefleri, tam deri gref'lerine

nazaran daha iyi sonuç verirler 8,1 6 , 2 4 , 2 5 .

HOGLE, lokal olarak gref verici bölgeye kanamaları önlemek için

Adrenalin ve Trombin enjekte etmektedir. Sonraki Özen

Operasyondan sonra çoğunlukla antibiotik enjeksiyonları gerekli

değildir ı 3 , 4 , 6 , 1 3 , 1 8 , 22 , 2 5. Gref'lerin tuttuğu anlaşıldıktan I o-12 gün

sonra dikişler alınır. Bu süre içerisinde Tunel yönteminde flasterler

kaldırılır. Aynı şekilde gref'ler tuttuğu anlaşıldığında üzerlerine

konul-muş olan vazelinli steril gaz ve serum fizyolojikle ıslatılmış gazlı bezler

kaldırılır. Bazı araştırıcılar kendi uyguladıkları yöntemlerden sonra

gref bandaj koymıyarak açık bırakmışlardır 1' 4'21'2 8 .

Materyal ve Metod Materyal

Domuz ve tek tırnakhlarda Ağ (MESH SKİN GRAFT) ve

Mo-zaik-Pul (THİERSCH) yöntemleri ile deri Autotransplantasyon'ları

üzerinde karşılaştırmalı eksperimentel olarak çalışıldı. Araştırma

17. 1 2. 1968 ile 26. 2. 1971 tarihleri arasında, Zürih Üniversitesi

Ve-teriner Fakültesi Kliniğinde 7 domuzda Ağ yöntemi; A. Ü. Veteriner

Fakültesi Kliniğinde ı ı at 4 merkep üzerinde Ağ ve Mozaik yöntemleri

uygulandı ve sonuçları karşılaştırmalı olarak izlendi. Domuzlar 4- ı o

aylık, tek tırnaklılar 3-14 yaşları arasında bulunuyorlardı. Her

hayvan-da iki operasyon yapıldı buna göre domuzlarda 14 Ağ yöntemi tek

tırnakhlarda 15 Ağ ve 15 Mozaik yöntemleriyle birlikte 44 yaka

üze-rinde çalışıldı. Bütün vakalarda gref'ler BRAUN elektrikli dermatom'u

ile alındı. Bıçağı yedekleri ile değişebilen dematomun bir motoru ve

(7)

Deri Autotransplantasyon'lan... 287

Alınan deri gref'i Mesh Skin Graft Expander aleti ile ağ haline

getirildi. Operasyondan sonra gref'lerin üzeri 14 domuz 4 at 4

mer-kepte Cura-tuell isimli steril ve antibiotikli gazlı bezlerle kapatıldı.

4 at ve 4 merkep yakasında serum fizyolojikle ıslatılmış gaz kapatıldı

ve devamlı ıslak olarak korundu. 14 at yakasında hiç bandaj

konma-dan açık bırakılan gref'lerin üzerine Chloromicetin sprey

uygulan-dı.

Tek tırnakhlar üzerindeki çalışmalarımızda, transplantasyondan

sonraki 4-5o inci günler arasında 3o vakadan biopsiler alındı ve bunla

rın muayeneleri Fakültemiz Patolojik Anatomi Kürsüsünce yapıldı.

Operasyon esnasında ve operasyondan sonraki günlerde gref'lerin

du-rumları fotoğraflar la tesbit edilerek değişik özellikte olanlardan bir

kısmı tezimize alındı.

Metod

Vakalarımızda 2 değişik gref yöntemi uygulandı.

ı— Mozaik-pul (thiersch) yöntemi.

2— Ağ yöntemi.

Bakımları zayıf olan hayvanlar bir iki hafta evvel kesif yemle

beslendi ve bu arada bütün hayvanlarda mallein testi yapılarak

Mal-leus ekarte edildi. Günlük derece kontrolleri yapılarak solunum ve

dolaşım sistemleri yakından izlendi. Operasyondan evvel veya sonra

parenteral antibiotik kullamlmadı. Operasyondan 24 saat evvel genel

narkoz yapılacağı için aç bırakıldılar.

Operasyon Bölgelerinin Hazırlanması

Tek tırnakhlar sola yatırıldıkları için sağ bacakta Regio

femo-ralis'in kaudo lateralindeki kıllar elektrikli makina ile- kesilip deri

ustura ile traş edildi. Derinin yağını almak için bolca alkol dökülerek

gazlıbezle iyice silindi. Hemen alkolün tesirini uzatmamak için bolca

serum fizyolojik dökülerek tekrar gazlı bezle silinip kurumaya

terkedil-di. Gref alınacak bölge kuru olmaz ise Dermatom deriyi iyi kesmez

veya çok yüzlek keser. Steril halde hazır olan yaranın pansumanı

kaldırılarak serum fizyolojik ile ıslatılmış gazlıbezle bir kaç kere.

silin-di. Zaten şebnem tarzında hafif kanamalar başlayınca ıslak bir gazla

üzeri kapatıldı. Buna göre gerek gref alınan bölgede gerek gref

konula-cak yarada hiç antiseptik kullanılmadı ve parenteral antibiotik

(8)

288 Ö. Tekeli

Operatif Yöntemler

T. Yöntem: Ağ Yöntemi

Birinci zaman Dermatomla gref'in alınması: Deratomun bıçağı

süjeye göre ı ile 1,5 mm kalınlıkta ayarlanarak etrafı serviyetlerle

ka-patılmış alt ve üstten gergin hale tutulan Regio femoralis derisinde

normal tazyikle alttan yukarı doğru yürütüldü. Tek tırnaldılarda deri

kalınlığı 1-5 mm. arasında değişmektedir. Regio'lara göre de kalınlık

farklıdır. Biz Str. papillare'yi kısmen alıp kıl çıkmasını ön gördüğümüz

için yerli hayvanlarda gref kalınlığını 1-1,5 mm. arasında değiştirdik.

Ağ yöntemi için yaranın / 3 genişliğinde (Mozaik yöntemi için hemen

hemen yara genişliğine eşit) deri alınarak serum fizyolojik ile ıslatı

l-mış gaz arasında 1-2 dakika bırakıp kan birikintilerinin uzaklaşması

sağlandı. Sonra gref, düzgün tarzda epidermis yüzü yukarı gelecek ş

e-kilde Mesh Skin Graft aletinin bıçakları üzerine yayıldı. Aletin

silin-diri uçlarından tutularak uygun basınçla bir kaç defa deri üzerinde

ileri geri gezdirildi, taki deri tamamen kesilmiş olsun (Şekil 3).

İkinci zaman gref'in yaraya uygulanması: Operasyondan evvel

ve sağrıda tek tırnakhlarda 8/(12 cm. (Domuzlarda 6x ı geniş

li-liginde dik dörtgen veya oval şekilde derinin bütün katları ensize

edi-lerek, eksperimentel yara husule getirildi. Ortalama 14-15 gün sonra

normal, yara sağıtma yöntemleriyle deri seviyesini bulan steril ve

trans-plantasyon'a elverişli granülasyon dokusu elde edildi. Böylece deri

gref'i yapılacak yara hazır bir durumda idi.

Ağ haline geldikten sonra 3 misli büyüyen deri dişsiz penslerle

yara granülasyonu üzerine (kılların yönü kontrol edilerek) yerleş

tiril-di. Önce gref üst yara köşelerine basit dikişlerle tutturuldu. Yaradan

biraz taşan gref kısımları düz makasla kesildi. Diğer köşeye köşe

or-taları dikkatlice dikilerek gref yaraya tutturulmuş oldu. Gref'in yara

yüzünde ne fazla gergin nede bol olmamasına özellikle dikkat edildi.

En sonunda serumla ıslatılmış gaz ile, dikiş esnasında görülebilen

kanamalar temizlendi.

II. Yöntem: Mozaik (Thiersch) Yöntemi

Birinci yötemin ikinci zamanında olduğu gibi deri, Dermatom

ile aynı kalınlıklarda alındı. Düz makasla ince şeritler halinde ve

on-larda ı x ,5 cm. büyüklüğünde parçalara ayrıldı. Bu parçacıklar

gra-nülasyon dokusu üzerine bir biri ardı sıra düzgün aralıklarla yerleş

(9)

Deri Autotransplantasyonları... 289

Sonraki Özen

Çeşitli bandajların sağıtımdaki olumluluk derecelerini izlediğ

i-miz için ilk etapta uyguladığı= CURA-TUELLL gazı 2-3 gün

ara-lıklarla kontrol edildi. Gref'e, sızıntı halindeki serumdan dolayı konan

gazların bazen tamamen, bazen kısmen yapıştığı saptandı. Üzerlerine

konulan gazlıbezden pansumanlar hiç basınç yapmaksızın

kenar-larından flasterlerle tutturuldu. Buna rağmen görülen yapışmalar

dik-katlice ayrılarak gazlıbezler uzaklaştırıldı ve bazı vakalarda

Chlo-romycetin sprey'i ile açık olarak sağıtma devam edildi.

Sonraki çalışmalarımızda gref'lerin üzerine serum fizyolojikle

ıslatılmış gaz konarak pansumana alındı. Yine bundada zaman zaman

kısmı yapışmalar ve mikroorganizmaların yaşamına elverişli rutubetli

bir ortam meydana geldiği için 2.3 günlerde enfeksiyon başlangı

ç-ları görüldü. Derhal ıslak gazlı bezler uzaklaştırılarak

Chloromy-cetin sprey'i ne baş vuruldu.

Üçüncü olarak uyguladıgımız yalnız Chloromycetin

sprey'in-den tam olumlu sonuçlar aldık ve hiç bir komplikasyonla karşılaş

-madık. Domuzlarda ise CURA-TUELL ve bütün göğüs ve karını

kap-sayan bandaja rağmen zaman zaman güçlüklerle karşılaşıldı.

Gref uygulamalarından sonra epitelizasyonun çeşitli tarihlerde

görünümünü kontrol için; normal deri sınırı üzerinde alınan biopsi

parçalarının histo-patolojik bulguları izlendi.

VAKA

Protokol : 745 /17. 12. 1968, ı 13 /26. i . 1969 5 ve 4 aylık

erkek domuz.

Operasyon : Sırtta iki taraflı transplantasyona hazır granü-

lasyon dokusu üzerine I numaralı operasyon yöntemi ile gref'ler

uygu-landı. Gref'lerin üzerine Cura-tuell gazı biraz genişçe konuldu. Son iki

vakada gref'leri korumak için plastik plaklar uygulandı. Her iki

tarafa bol miktarda gazlar yayılarak flasterle tutturuldu.

Sonuç : İki gün sonra hayvan duvara sürtünerek sargı

gref'i yerinden oynattığı görüldü. Pansuman kaldırıldığında

gref'-lerin nekroze olduğu anlaşıldı.

VAKA : 5-6-7-8

Protokol ı 8o /3. 2. 1969, 242 /16. 3. 1969 6 e ve 5 aylık

erkek domuz.

Operasyon : I. Yönteme göre sırtta gref'ler uygulandı.

(10)

290 O. Tekeli

pansuman bütün göğüs ve karın duvarlarından dolaşan elâstiki ş

irur-jikal flasterle muntazam bir şekilde tutturuldu.

Sonuç : 7 gün sonra pansuman genel narkoz altında

açtığımızda gref'lerin sağlam ve tuttuğunu gördük. İki defa 3 gün

aray-la yaranın kontrolü yapıldı ve '2-13 gün içinde gref'lerin tuttuğu

sap-tandı dikişler alındı

VAKA : 9— o— 1-1 2

Protokol : 325 /19. 4. 1969, 541 /22. 7. 1969 6 ve 7 aylık

erkek domuz

Operasyon : I. yönteme göre gref'ler bel bölgesindeki yara-

lara uygulandı. Önceki tecrübelerden yararlanarak karın ve göğüs

duvarlarını içine alan geniş bandaj tekniğini tekrar ettik.

Sonuç : İlk iki yaka 12 gün sonra hemen hemen epite-

lizasyonla kaplanmış olup dikişler alındı. Son iki yaka 9. gün kontrol

edildiğinde sağ gref yarı yarıya tutmuş olduğu görüldü.

VAKA : ı 3- ı 4

Protokol : 60914. 1I. 1965 5 aylık, erkek domuz.

Operasyon : I numaralı yönteme göre deri gref'leri sırtta

uygulandı. Aynı bandajla yara kapatıldı. Yalnız tazyikli konan

ban-dajlarda teneffüs ve karın organ hareketlerini kısıtlar bir duruma düş

-memeye her zaman dikkat edildi.

Sonuç : Bütün yara kontrollarında gref'lerin durumu

iyi görüldü. Her bandaj değiştirilişte hafif oluşan serum gazlı bezle

dikkatlice temizlendi. Operasyondan 13 gün sonra gref tutmu ş ve

ep-telizasyon yara yüzünü kapatmış durumdaydı. Dikişlerin alınmasında

sakınca yoktu.

VAKA : 15-16-17-18

Protokol : 772 /27. ı o. 197o 9 yaşında yerli siyah dişi mer-

kep.

792I19.I. 1970 7 yaşında, yerli siyah erkek

merkep.

Operasyon : Gref'ler sırtın bel bölgesinde daha önce eksperi-

mentel olarak hazır hale getirilen granulasyon dokusu üzerine, sağda I.

operasyon yöntemi solda II. operasyon yöntemi uygulanarak kondu.

Üzerine, yaradan daha geniş tutulan antibiotikli Cura-tuell gazı

kapa-tıldı. Sonrada steril gazlı bezlerle yapılan bir pansuman flaserle

(11)

Deri Autotransplantasyon'larl... 291

Sonuç : Birinci, ikinci ve dördüncü vakanın 5 gün son-

raki kontrolunda gref'lerin tuttuğu görüldü. İlk günlerde gazlıbez

ke-narlarından serumla bulaşık olarak gref'lere yapışmıştı. Iki gün daha

beklenerek gref'lerin yaraya iyice tutması sağlandı sonra gazlı bezler

alınarak yenileri kondu. 12. gün kontrol edildiğinde gref'lerin tamamen

tuttuğu ve yara yüzünü epitelizasyonun hemen hemen örtüldüğü

görül-dü. Artık pansumanlara devam edilmedi ve sağdaki dikişler alındı.

Üçüncü vakanın 6 gün sonraki kontrolünde; soldaki, mozaik (thiersch)

yöntemi ile uygulanan gref'te fazla yapışma, yarıya yakın küçük deri

parçacıklarının nekroze olduğu görüldü. Gaz alınarak, sonraki günler

Chloromycetin sprey ile sağıtıma devam edildi. 14. günü soldaki

gref'-in 3 /4 nisbetgref'-inde ttuttuğu görüldü.

VAKA : 19-20-21-22-23-24-25-26

Protokol : 817, 825, 842, 3 merkep ve kısrak

Operasyon : Gref'ler sağı= iki yanında sağa I. sola II.

Operasyon yöntemlerine göre uygulandılar. Ayrı ayrı serum

fizyolo-jikle ıslatılmış gazlı bezlerle kapatıldılar. Gazlıbezlerin devamlı ıslak

kalması temin edildi. Üzerine konan flasterle pansuman yerinde

tut-turuldu.

Sonuç : Hergün kontrol olanağı bulunan gref'lerin

üzerindeki gazlıbezler devamlı ıslak bulunduruldu. 21. ve 22.

vakalar-da ıslak halde bulundurulan gazlı bezlerin altındaki gref'lerden

su-purasyon başlangıcı görüldü ve derhal galıbezler alınarak sağıtıma

Chloromycetin sprey'i ile devam edildi. Ayrıca yaka 21 ve 24 de

uy-gulanan Thiersch yönteminde 3 /4 oranında nekrozlaşma; fakat buna

karşılık diğer ağ yöntemiyle uygulanan gref'lerin ı o-12 gün içerisinde

olumlu sonuçlar verdiği görüldü.

VAKA : 2 7-28-2 9-3o

Protokol : 12-14 8 yaşında doru kısrak, yerli

Operasyon : Bel ve sağrı bölgesindeki yaralara, sağda I

numaralı operasyon, solda II numaralı operasyon yöntemlerine

uyu-laral gref'ler uygulandı. Gref üzerlerine Cura-tuell gazlı bezi konarak

flaster yardımı ile tutturuldu.

Sonuç : 28. vakanın kontrolunda Mozaik (Thiersch)

yöntemi ile uygulanan gref'in sol üst köşesinde bulunan 3 deri

parça-sının nekroze olduğu görüldü. Diğer gref'ler ise sağlam ve

renkle-rinin çok iyi olduğu tesbit edildi. 12. günde ise 28. vakadaki gref'in

3 /4 oranında nekrozlaştığı diğer gref'lerin tamamının tuttuğu

(12)

292 Ö. Tekeli

VAKA 31-32-33-34-35-36-37-38

Protokol : 28, 57, 59, 64 at ve kısrak.

Operasyon : Gref'ler; sağrı, bel ve cidago'nun hemen arka-

sındaki yaralar üzerine sağda I. solda II. operasyon yöntemine göre

uygulandı. Gref'ler üzerine hiç bir pansuman konmıyarak sadece

Chloromycetin sprey kullanıldı.

Sonuç : Açık olan gref'leri her gün kontrol etme olana-

ğımız olduğu için epitelizasyonu yakından izleyebiliyorduk. Bir gün

sonra gref'lerin granülasyon dokusuna iyice yapışmış olduğu görüldü.

3 ve 4. günlerde kapiller anastomoz tamamen belirgin halde idi.

Zira bir köşesinden hafif tutulup kaldırılmak istendiğinde kapiller

kanamayla karşılaşıldı. Operasyondan 12 gün sonra Ağ yöntemi ile

uygulanan gref'lerin tuttuğu saptandı. Mozaik-pul yöntemi ile yapılan

transplantasyonun tam epitelizasyona kavuşması üç hafta kadar sürdü.

Bu arada 34. ve 38. vakalarda 3-4 küçük gref parças ı nekrozlaşarak

yerinden ayrıldılar.

Sonuçlar

. 7 Domuz ve 15 tek tırnaklı hayvanda, Ağ ve Mozaik-pul

(THİERSCH) yöntemleri ile deri Autotransplantasyon'ları üzerinde

deneysel olarak çalışıldı.

2. Vakların sırt, bel ve sağrı bölgelerinde; tek tırnaklılarda 8x ı 2

domuzlarda 6x ı o cm. genişliğinde sağlı sollu deri, derma katı ile

bir-likte rezeke edilerek yaralar bilinen yöntemlerle sağıtılıp deri

sevi-yesinde steril, gref yapmağa hazır granülasyon dokuları oluşturuldu.

3. Zürih Üniversitesi Veteriner Fakültesi Şirurji Kliniğinde Ağ

(I numaralı yöntem) yöntemini uyguladığımız domuz vakalarından

sadece gref'lerin üzerlerine konan bandajlar yönünden zorluklarla

kar-şılaşıldı. Vakalardan 4 tanesi iyi şekilde konan bandajlara rağmen

du-var ve benzeri sert yerlere sürterek gref'lerin yerinden oynamasına ve

nekrozuna sebeb oldu. Domuzlarda her bandaj değiştirme genel

anes-tezi altında uygulandı.

4. Gref'lerin korunması amacıyla pansuman altına konan geniş

ve dayanıklı plastik levhalardan olumlu sonuç alınamadı.

5. Cura-tuell gazlı bezı uygulanan iki tek tırnaklı vakada; gaz,

gref'lere yapıştığı görülerek uygun bir şekilde alınan gazların yerine

yenileri konmayarak Chloromycetin sprey'i ile sağıtımına devam

(13)

Deri Autotransplantasyon'ları... 293

6. Tek tırnakhlara ilişkin iki vakada, serum fizyolojikle ıslatılan

gazlı bezlerin kullanılmaları sonucu gref'lerde supurasyon başlangıcı

görüldü. Derhal ıslak gazlı bezler uzaklaştırılarak sağıtıma

Chloromy-cetin sprey'i ile devam olundu.

7. Uyguladığımız Ağ ve Mozaik yöntemleri içinden bazı

vakalar-da operasyonvakalar-dan bir ay sonra başlayan ve 20-25 gün devam eden

gref'-lerin hafif büzüşmelerine tanık olundu. Transplantasyondan sonra bir

ay içinde kıllar çıktı ve kıllarda Apigmentasycn görülmedi. Dermatom

ile deriyi aldıktan sonra oluşan yüzlek yaralar 15-2o gün içinde

ka-pandı.

8. Ağ yöntemi uygulanan tek tırnaklılara ilişkin vakaların

birin-de gref-gaz yapışması, bir diğerinde supurasyon başlangıcı, 13 vakada

ise tam iyileşme görüldü.

9. Mozaik yönteminin tek tırnakhlarda uygulanması sonucu;

5 vakada lokal nekrozlaşma, bir vakada gref gazlibez kısmi yapışması,

bir vakada supurasyon başlangıcı, 8 vakada da tam iyişleşme görüldü.

ı o. Ağ yöntemi ile uygulanan gref'ler açık olarak

Chloromyce-tin sprey'i ile sağıtıldıklarında, diğer kapalı bandajlara oranla çok iyi

sonuçlar verdiği kesin olarak saptandı.

ı I. Ağ yönteminin Mozaik-pul (THİERSCH) yöntemine

üstün-lüğü; gerek nekrozlaşmanın hiç görülmemesi ve gerekse gref'lerin

tutma süresinin 10-12 gün gibi kısa süreli oluşu açık olarak saptandı.

12. Tek tırnakhlarda uyguladığımız I ve II. yöntemlerimizde

Autotransplantasyon'lardan sonraki 4-5o günler arasında aldığımız

biopsilerin histopatolojik muayeneleri, Fakültemiz Patolojik Anatomi

Kürsüsünce yapılmış ve ilgili kürsünün I I. 3. 1971 tarih ve ı ı o sayılı

raporunda (Epitelizasyon'un tam oluştuğu, deri altı dokusunun kı

s-men arttığı, yer yer kıl ve yağ bezleri görüldüğü fakat ter bezlerine

rast-lanamadığı) kaydedilmektedir. Transplantasyon'dan sonra görülen

hafif büzülmeler, yine aynı kürsünün görüşüne göre etraftaki esas

deri-nin tazyiki sonucu meydana gelmiştir. Buna göre! tek tırnaklılardaki

deneysel vaklarımızda ret olayları ile karşılaşılmamış, sonuçlar baş

a-rılı olmuştur.

13. Ağ yöntemi için alınan deri, ağ haline getirildiğinde 3 misli

büyüdüğünden, THİERSCH yöntemine nazaran daha geniş yaralar

üzerine transplante etme olanağını bulduk. Demekki transplantasyon

için alınan ı cm2. lik deri parçası 3 cm2. lik bir yarayı örtüyor. Ayrıca

operasyondan sonra oluşan hafif kanama ve kan serumu, ağ şeklindeki

(14)

294 O. Tekeli

Tartışma

Enjektörle epitelizasyon yönteminden başka; REVERDİN,

BRAUN-AMMANN yöntemleri ile yapılan transplantasyon'larda

söz konusu sadece epitelizasyondur '14' 7'1 3'17'1 8'1 9'2 1'22'2 6' 3 o. THİE

ERSCH ve modifikasyonları ile tam veya yarım deri gref yöntem-

lerinde ise amaç derinin doğrudan doğruya transplantasyon ile yarayı

örtmesidirl, 4 , 5 , 8 , 1 6 , 21 , 2 5 , 2 6. Uygulamasında başarı sağladığımız Ağ

yönteminde; hem transplantasyon hemde epitelizasyon birlikte rol

oynadıkları için, yara kısa bir süre içerisinde kapanmaktadır2 8.

BRAUN-AMMANN yönteminde; granülasyon dokusu içine

sokulan deri parçaları epitel yüzü derine gelecek şekilde ters olarak

yerleştirilirse, ayrıca deri parçalarını alırken bir veya birden fazla kıl

folükülü birlikte kesilmişse ret olayının kaçınılmazlığı

kaydedilmek-tedirl'21'2 6. Halbuki bizim üzerinde çalıştığımız yöntemlerde bu gibi

ret olaylarına sebeb olacak bir durum yoktur.

THİERSCH ve tam veya yarım deri gref'i yöntemlerinde;

gra-nülasyon dokusu ile gref arasında bulunmaması istenen hava

kabar-akları, kan ve kan serumunun drenaj olanağı yoktur 1'12. Bunun

sonucu gref'lerde tam veya lokal nekrozlaşmalar görülür. Ağ

yönte-minde ise ağ şeklindeki gözeneklerden kan veya kan serumu kolayca

akabileceğinden böyle bir problemle karşılaşılmaz. Hava kabarcı

k-larının kalması ise söz konusu değildir. Ayrıca; BRAUN yöntemiyle

yapılan transplantasyon'dan sonra deri parçacıklarının yerleştirildiği

merkezlerde kanamalar meydana geldiğini ve bunlarında

elektroko-ter'le önlendiğini SCHEBİTZ kaydetmektedir.

BRAUN-AMMANN yönteminde; granülasyon dokusu içine

eki-len deri parçaları biraz derinde iseler yüze çıkmaları 3-4haftayı bulur.

Bu arada hızla üreyen granülasyon dokusu yüzeye çıkması beklenen

epitel adacıklarının oluşumunu büsbütün geciktirebilir. Bu süratli

üremeyi durdurmak için AMMANN çoğunluk bakır sülfat (Cuprum

sülfiricum) kullanmıştırl'21'2 6. Ağ yönteminde ise bu durum söz

ko-nusu değildir.

BRAUN-AMMANN yönteminde epitelizasyonla yaranın

kapa-tılması (şayet ekim derince olmuşsa) aylarca sürer26. THİERSCH

ve modifikasyonlarında iyileşme süresi en az 20-25 gündür 1'21'2 5'2 6 .

yönteminde ise bu süre insanlarda 8- ı o gün28 bizim çalışmamı

z-da ı o-ı 2 gün olarak saptanmıştır. Zira Ağ şeklini almış olan çok yönlü

deri kenarlarından; aşağı yukarı, sağa sola epitelleşme çabucak oluş

(15)

Deri Autotransplantasyon'ları... 295

Veteriner Şirurjide; transplantasyonu istenen eklemlerin

hare-ketsiz kılınması zordur. Onun için böyle yerlerde, uyguladığımız ağ

ve mozaik yöntemleri yerlerini BRAUN-AMMANN yöntemine ter-keder.

Değişik yöntemler üzerinde çalışan araştırıcılar grefler üzerine;

antibiotikli vazeline batırılmış steril gaz, serum fizyolojik ile ıslatı

l-mış gazlıbez konulduğunu kaydediyorlar 4' 7' 1 5'72'2 5'2 6. Fakat biz

sözü edilen bandaj uygulamaları sonucu gref ile gazın bir birine yapış

-ması ve supurasyon başlangıçları ile karşılaştık.

Ağ ve mozaik yöntemlerinin bazı vakalarında operasyondan bir

ay sonra başlayan 20-25 gün devam eden, greflerin hafif büzüşmelerine

tanık olduk fakat TANNER ve diğer araştırıcılar bundan söz

etmiyor-lar.

A

ğ

yönteminde kullan

ılacak gref, ağ şekline getirildiğinde üç

katı kadar genişleyebildiğinden; küçük deri parçalarıyle 3 misli büyük

yaraları kapayabilme olanağına sahip olduk.

Çoğu araştırıcıların öğütlediklerinin dışında greflerin çeşitli

pansu-man şekilleriyle kapamayıp açık olarak sadece Chloromycetin sprey'i

ile sağıttık ve çok olumlu sonuçlar aldık.

Literatür

. Ammann, K. (195o): Hautplastik und Transplantation beim pferd.

Schw. Arch. Tierhk., 94, 2. 2-20.

2 . Archibald, J. (1955): Procedure in Plastic Surgery. Jur. Amer.

Vet. Med. Assoc., 147, 1461-1664.

3 . Arnall, L. (1961) : Skin Grafting in a Dog. Jur. Small. Anim.

Prac., ı , 286.

4 . Artun B. S. (1964): Evcil Hayvanlarda Operasyon Bilgisi L Fasikül,

A. Ü. Vet. Fak. yayınları : 175, Ders Kitabı 77, 382-89, A. C.

Basımevi Ankara.

5 . Barsky, A. J., Kahn. S., Simons. E. B. (1964): Principles and Pratice of Plastic Surgery. 34-51, Mc. Graw-Hill Book Company, Newyork.

6 . Berge, E. und Westheus, M. (1969): Tıereirttliche

Operations-lehre

27.

Paul parey in Berlin und Hamburg.

7.

Bolz, W., Dietz, O., Schleiter, H., Teucher, R. und Schlaaff,

S. (1968): Lehrbuch der Speziellen Veterineirchirurgie. Teil II, 830 Veg Gustav Fischer Verlag Jena.

(16)

296 Ö. Tekeli

8 . Boyd, C. L. (1967): Equine Skin Autotransplartts for Wound Healding, Jur. Amer. Vet. Med. Assoc., 151, 1618-1624.

9. Doğaneli, M. Z. (1969): Süt İneklerinın Meme Başı Geniş Sathi

Yaralarının Plastik Şirurjisi Üzerine Experimentel Çalışmalar A. Ü. Vet. Fak. Derg., 16, (3), 207-219.

ıo. Doğuer, S. (1964): Evcil Hayvanların Komparativ Sistamatik

Ana-tomisi (Beş Duyu-Aesthesiologi)., A. Ü. Vet. Fak. Yayınları: 50, Ders

kitabı: 24, Fasikül IV, 72-76 A. Ü. Basımevi, Ankara.

. Douglas, B. (1930) : The Sieve Graft-A Stable Transplant .for

Go-vering Large Skin Defects, Surg. Gynec and Obst., 50, 1018. 1 2 . Dragstedt, L. R. and Wilson, H. A. (1937): Modified Sieve

Graft: Full Thickness Skin Graft for Covering Large Skin Defects.

Surg. Gynec. and Obst., 65, ıo4.

13. Eggers, H. (1955): Zur Behandlung des Narbenkeloids unter Berück-sichtigung der nach Ammann modifizierte Braun' schen Hauttransp-lantatinsmethode. Berl. Münsch. Tier,rzt. Wschr., 68, 187. 14. Erk, H. (1965): Evcil Hayvanların Genital Hastalıkları (Jinekoloji)

A. Ü. Vet. Fak. Yayınları: 182. Ders kitabı: 84., ıo5-1o7. A. Ü.

Basımevi. Ankara.

15. Finci, A. (1969): Doku Transplantasyonu. T. Vet. Hek. Derg., 39, (1), 13-14.

16. Hogle, R., Kingrey, B., W., and Tensen, E. C. (1959): Skin Grafting in the Horse, Jur. Amer. Vet. Med. Assoc., 135, (ı), 165-

ı7o.

17. Hofmeyr, C. F. B. (1968): VIIIth Congress of the Europen Society of Veterinary Surgery, Bologne.

18. Jensen, E. C. (1959): Canine Autogenous Skin Grafting, Amer. Jur. Vet. Res., 20, 898-908.

19. Markowitz, J. (1964): Experimental Surgery, Edit 3 Baltimore. 416-25 U. S. A.

20 . Meyer, K., Lacroix, J. V. Hoskins, H. P. (I 957) : Canine Surgery.

American Veterinary Publication, 217-22 Inc. Evanston, İ

llio-nis.

2 I . Moser, E. ( 95o) : Histologische Untersuchungen über die Hauttransp-lantation nach Braun beim Pferd, Dissertation. Zürich.

22 . Neal, P. A. (1958): Skin Grafting in Horses, A. Report of Three

(17)

Deri Autotransplantasyon'ları... 299

Resim 4. (Vaka 15). Elektrodermatom'la deri alındıktan sonra verici bölgenin görünümü.

Resim 5. (Vaka 21). Operasyondan önce, deri düzeyinde gref uygulamaya hazır granülas- yon dokusu.

(18)

300 0. Tekeli

Resim 6. (Vaka 15). I. operasyon yöntemi ile ağ haline getirilen gref'in ayrı dikişlerle yara kenarına tuturulması.

Resim 7. (Vaka 21). Operasyondan bir ay sonra transplantasyon yerinde kılların çıkışı

Referanslar

Benzer Belgeler

Avrupa Birliği’nin (AB) bu soruna yönelik politikası üye ülkelerin farklılıklarını hafifletip dış politikalarını uyumlu hale getirebilme, ortak ilkeleri, değerleri,

Ratlarda izole hepatik arteriyel iskeminin, hücresel düzeyde değişiklik yapabilmesi için ne kadar süre devam ettirilmesi gerektiğinin bilinmemesi ve iskemi

gruptaki bireyler için; yapılan ikili karşılaştırmalara göre; olguların ilk gelişteki ağırlık ölçümlerine göre birinci, ikinci, üçüncü ve son

Ekokardiyografi ile optimizasyon yapılan hastaların SlVÇY-ZHİ ve DDZ ve invazif olarak optimizasyon yapılan hastaların sol ventrikül dP/dt max ve sistol sonu basınç

The average risk premiums might be negative because the previous realized returns are used in the testing methodology whereas a negative risk premium should not be expected

To accomplish this, we isolated all of the largest background components in ki- nematically nearby regions of data in which no Higgs boson signal is expected and extrapolated

Bu harekete geçirici unsurlara, özel günlerde sosyalleşme ya da karşı tarafa beslediği değeri aktarma amacıyla gerçekleştirilen hediye alma eylemini eklediğimizde,

Enformasyon toplumuna geçişin alt- yapısını oluşturan gelişmiş enformas- yon ve iletişim ağları ile bilgisayar yazı- lım ve donanımları ithalinin ortaya çı- kardığı