• Sonuç bulunamadı

Kamuran Gündemir'in elinde 11 yaşında, üstün yetenekli bir fenomen filizleniyor:Emrecan Yavuz:piyanist, hoca ve aydın

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Kamuran Gündemir'in elinde 11 yaşında, üstün yetenekli bir fenomen filizleniyor:Emrecan Yavuz:piyanist, hoca ve aydın"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

CUMHURİYET SAYFA

KULTUR

[email protected]

15

Kamuran

Gündemir'm elinde 11 yaşında, üstün yetenekli bir fenomen filizleniyor: Emrecan Yavuz

ERHAN KARAESMEN____________ “Bak Emre, gökyüzüne bir çizgi çize­ ceksin. Bu kâğıtla, kalemle, fırçayla, bo­ yayla olsa işin kolaydı. Ama sen bunu seslerle yapacaksın. Sol, la... Başparma­ ğına çok iş düşecek... Derin nefes al, ken­ dini ayarla ve başlayalım...”

Kamuran Gündemir Hoca son çok

yetenekli öğrencisi Emrecan Yavuz ile piyano başında. Bu özel ve yoğun ça­ lışma seansının bir bölümünü ben de yoğun bir keyifle izliyorum. Emre­ can’m, 11 yaşındaki bu uyanık, cin gi­ bi zeki, sevimli ve müzik için doğmuş yaratığın henüz tam gelişememiş elleri tuşların üzerinde inanılmaz bir rahatlık ve berraklıkla akıyor.

Tuşlarla oynaşan, piyanoyla dövüşen, seslerle havalanan ve havalandıran, kuvvetli basan ya da kontrollü basan pek çok piyanist türü vardır. Farklı üs­ lupla da olsa, piyano denen o gizemli ve büyülü çalgıyı başarıyla kullananların hepsinin bir ortak özelliği, o müthiş ale­ ti gözükmez bir ağ ile yumuşakça sara­ rak kucaklamalarıdır. Emre 11 yaşında bu özel kucaklamayı becermiş. Kamu­ ran Bey’e göre: “İlk yıllarında belki bi­

raz zaman kaybı ve yönlendirilme eksik­ liği olmuş. Ancak, bu sevimli kerata, do­ kuz yaşında bile piy anoyla hamur olma­ yı ve onu sarmasını beceriyordu. Gele­ ceğin önemli bir müzisy enini yetiştiriyor olduğumu hissediyorum. Hepimiz ifti­ har edeceğiz onunla.”

Bu rastlaşmanın ve konuşmaların yer aldığı günden iki hafta kadar önce Emre AnkaralI müzikseverlerin önün­ de bir Mozart sonatla boy göstermişti. Ünlü Türk Marşı’yla biten o sevimli so­ nat... Ankara’nın müzik, kültür yaşa­ mına çeşitli ve değişik önemli katkılar­ da bulunagelen And Vakfı’mn 2001 yı­ lı büyük müzik ödülü Kamuran Günde­ m ir Hoca’ya veriliyordu. Bu ödül tö­ renlerinin geleneğine uyarak düzenle­ nen bir de küçük dinletiyi o akşam Em­ re sunuyordu. Türk ve dünya müzik çevrelerinde çoğu başarılı paraboller çi­ zen çok değerli eski öğrencilerinin ara­ sından böyle bir akşamdaki dinleti için Kamuran Hoca en son sevdalısını, 11 yaşındaki bu üstün yetenekli, sevimli

delikanlıyı seçmişti. O akşam, Ankara­

lI müzikseverler bir fenomeni ayılarak keşfediyordu. Bu fenomenin Kamuran Gündemir’in elinde filizleniyor oluşu, kendisi için, şanslı ve anlamlı bir du­ rum.

Serbest piyanistük yerine hocalık

Selçuk-Kamuran Gündemir İkilisini otuz yıl kadar önceki resitallerinde din­ lediğimde çok etkilendiğimi hatırlıyo­ rum. Ayrı ayrı çok iyi piyanistlerdi. İki­ si bir araya geldiklerinde ise çok anlam­ lı ve mutlu bir yaşam birlikteliğinin de görünmez desteğiyle harikalar yaratı­ yorlardı. Yetmişli yılların Türkiye’deki büyük piyano olayı gözüyle bakılıyor­ du bu İkiliye. Yıllar sonra Kamuran Ağabey, İdil Biret’in çok özel bir dinle­ ti programından sonra, bu satırların ya­ zarının da naçizane yönlendiricilik kat­ kısıyla sürdürdüğü bir söyleşi progra­ mında kendisine yönelttiğimiz bir soru­ yu tam bir berraklık içinde şöyle yanıt­ lıyordu: “Eşinizle birlikte konservatu-

varda hocasınız; bir yandan da bir

kon-sertist kariyeri sürdürme arayışları için­ desiniz. Olay, ülkeden ülkeye sık sık se­ yahat etmeyi; en uygun seçilmiş zaman­ larda, en uygun uluslararası ortamlar­ da bulunmayı; aynca plak şirketleriyle sürekli ilişkiler içinde kalabilmeyi gerek­ tiriyordu. Pırıltılı bir işti. Ama hocalık bitmeliydi. İkisine birden aynı yoğun­ lukta vakit ayırabilmek olanaksızdı. Oy­ sa hocalığı pek çok seviyorduk. 12 yaşın­ da ve hatta bazen daha küçük yaşlarda­ ki bir yetenekli filizin fiziksel, psikolojik ve entelektüel gelişmesini bir manevi ba­ ba heyecanıyla izlerken ona müzik yara­ tıcılığının derin dünyasını keşfettirmeye çalışmak gerçekten yoğun keyif veren bir işti Çok da yorucuydu. Ama bize, çok severek yaptığımızdan hiç de eziyet gibi gelmiyordu. Dolayısıyla, bir yol ay­ rımında serbest piyanisttik kariyeri ye­ rine hocalığı yeğledik. Sonraları bazen hayıflandığımız olmuştur, ama genelde hocalık kariyerimizde çok mutlu olduk.”

Gerçekten, şimdi kendileri müzik eği­ timinin üst basamaklarım tırmanmış

Salem Bey ve Binnur Hanım’dan gele­

rek gencecik bir Emrecan’a kadar iki kuşak insan, Gündemirler’in sevgi, bil­ gi ve bilgelik dolu rahlesinden geçtiler. Fazd’lar, Muhittin’ler, Emre’ler... Hoca­ ya ödül verilen akşam, Berlin’deki ka­ riyerini uluslararası arka arkaya yarış­ ma ödülleri kazanarak sürdüren Emre Elivar’ın sevinçten pırıldayan gözlerle, Gündemirler’in etrafında pervane gibi dolaşması, bunca yıllık özveriye çok iç­ ten ve insani bir alkışın tutulması anla­ mına geliyordu.

Atatürkçü aydın yönü__________

Müzisyen kişiliğiyle tanınan ve alkış­ lanan Kamuran Gündemir’in Atatürk­ çü aydın yönünü, insanlar daha az bilir. Kendisiyle ilgili hazırlanmış olan bir ta­ nıtma video bantında Ayvalık’ta son de­ rece alçakgönüllü ve sınırlı ailevi ve sosyal bir çevreden gelip “Halkevleri

Mucizesi”nin kanadı altında gelişen bir

yetenek olarak tanımlıyordu kendini.

Ahmet Adnan Saygun Hoca gibi pres­

tijli, güçlü isimler Kamuran Bey’in ola­ ğanüstü yeteneğini fark edip onu

kon-servatuvara almayı denemişlerdi. An­ cak babasınm da yetenekli bir amatör müzisyen olmasına karşın ailevi koşul­ lar Ayvalık’tan ayrılmasına izin verme­ miştir; ta ki o dönemlerin çok güçlü sos­ yal dayanak kurumu olarak Halkevi bu işe el koyup ve küçük Kamuran’ı alıp Ayvalık’tan Ankara’ya postalasın. Son­ raları Paris’e kadar uzanan hayat çizgi­ sinde Atatürk döneminin ve Halkevle­ ri’nin kuvvetli çizgisini buluyoruz böy- lece. Kendisi ve Selçuk Hanım birlikte, tüm yaşamlarını o dönemlerin, aydınlık coşkusunun sürdürücüsü olarak yaşa­ mışlardır.

Ferhunde Erkin ve Mitbah Fenmen

gibi iki efsanevi eğiticinin elinde yeti­ şip yabancı ülkelerde üst eğitimini ve musiki kültürü gelişimini tamamlayan Kamuran Bey, sonraki kuşağın büyük eğiticisi olmuştur. Kendileri çok alçak­ gönüllü oldukları için burada kullana­ cağım sıfatlardan belki memnun olma­ yacaklardır, ama gelecek kuşaklar Gün- demirler’den de efsane olarak söz ede­ cektir.

İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Nasıl ki yığınlara kötü eğitimi, kötü sağlık hizmetini yaraşık gör­ müyorsak, kötü sanatı, kötü kültürü de yaraşık göremeyiz.. Oysa yığınlara

Do¤rudan insanlar üzerinde daha önce yap›lan baz› çal›flmalar, ergenlikten yetiflkinli¤e kadar prefrontal korteks hacminde kademeli bir azalma oldu¤unu göstermifl; ancak

Neyzen Akagündüz Kut- bay, dün İstanbul Radyo- evi’nde program yaparken vefat etmiştir.Ses sanatçısı Süheyla Kutbay'la evli ou- lunan A kagündüz Kut- bay’m

Sanayi-î Nefise Mektebinden Üniversiteye Bir Mekân›n Tasar›m ve De¤iflimi/ The Conference Hall: Design and Transformation of a Unique Space at Mimar Sinan Fine Arts

Bu gruptan mimari projede 10 kadar kifli yeni düflüncelere yeni yaklafl›mlara daha aç›k ve imkan veren Bina Kürsüsü etraf›nda topland›k.. Ben 4 projemi ikisi Muammer hoca

Orta okuyucu için karan­ lık, fakat erbâbı için, şifresi çözüldükçe değeri ve tesiri artan yazılardı.. Hakkı Târik, kelime­ nin tam

Bir yandan cemiyetimizin nasıl bir tipe çevrilmesi gerektiği­ ne işaret ediyor, öte yandan bu­ nu mümkün kılacak ıslahatı ana çizgileri ile

Cemal Hoca, medrese kültürü çevresinde şekillenen ve giderek divan edebiyatının dil, söyleyiş ve tema özelliklerini yansılamanın yanısıra, hayata karşı tavırlarını