? y,
s~g
1
I
1 M
Ü S A H
E
D E L E R J
I ngi l
izler,
il m
•
1
•
1
çt
I
ima
ve
S a b a h a
tt
i n b
e y
s
NİHAT REŞAT BELGER
Sayın Cahit Tanyol'un bir kaç gün ]
evvel Cumhuriyet’te (*> yayınladığı j be rm ut ad pek alâka çekici bir y a lıs ı-j nı gördüm- İlıuJ ve edebi kıymetinin takdirhanı olduğum bu seçkin mu harririmizin işlek ve kuvvetli kale minden çıkan güzel yazıları daima
dikkat ve zevkle okurum. Bu defa
j
meebur 0]aR adamlar elbet yaşadıkça sayın Tanyol'un fikri hayatınım em- içtimai kabiliyetlerinin arttığını gö- saisiz mürşidi büyük mütefekkir ve giz yaşadıkça azaldığını gö-fedakâr vatanperver aziz üstadım j rUvoruz Maniaları ezmek onlara eğ- merhum Sabahattin Beyin 55 sene- : len;.e bize işkence oluyor. Onların denberi benimsediğim içtimai fikir- menfaatleri ekseriyetle umumi lerirte ve esaslı kanaatlerine temas j menfaatin b îr cüz'ü. Çünkü işleri ile eden bu tahlil ve tenkid yazısını her j mernieketlerinin servet ve saadetini vakitkinden daha büyük bir alâka İle j ¡attırıyorlar.okudum. Mevzu «İngiliz terbiyesi ve | Bizcle jse şahsi menfaat umu- Sabahattin Beyti di. ; n j menfaatin zıddı. Çünkü şahsi men
Sayın Tanycl bu mevzuu birbiri- , fatimizi servetin üç menbaıtu teşkil
YAZAN
ne bağladığı iki kısımda tetkik edi- . eden ziraat, sanayi ve ticarette te- yor .Binnci kısımda Sabahattin Be- j m inden ziyade tahakkümde, istipdata
• _ ___ __ _ ı f t i r i r l g ı r ln l İ d a r î v e
| yin sosyal fikirlerin i idari ve içti- ; âıet 0ımada anyoruz. Şahsî say ile ‘ mat ıslâhat programını, ikinci kısım- yaşamak. zenginleşmek için malü-
da İngiliz terbiyesini ve İngiliz s o s -: mat, tecrübe, gayret sebat ve ihtiyat yetesini ele alıyor. Evvelâ Sabahat-i gjbj bir çok meziyetlere temellük tin Beyin ilmi içtimaa dayanan fi- j şart Biz eksel iyetıe bunlardan mah- kirlerinden, bu ilme göre insan ce-
j
runl olduğumuz için (Doğduğumuz- miyetlerini başlıca iki zümreye ayı- j danberi aldığımız terbiye neticesi) ran sosyal tasrifinden. terbiyede , kazanmadan yaşamak. çalışmadan ferdei, idarede ademi merkeziyetçidiye formüle ettiği programından. Türkivenin kurtulmasını ancak ce maatti olan İçtimaî teşekkülümüzün değişmesine ve bu değişmeyi sağlıya- cak terbiye sisteminin mekteplerde gerçekleşmesi şartına bağladığından. İngiliz terbiye sistemini övdüğün den, örnek memleket olarak Ingilte- reyi gösterdiğinden bahsediyor. Son ra sözü İngiliz cem iyet ve terbiye sine getirerek. Ingilizlerin
muhafa-zenginlesmek istiyor ve bittabi hü kümet memurluğuna göz dikiyoruz. Lüzumundan yüz kat fazla memuru olan hükümete çatmak için de ye gâne çare liyakat değil himaye. De mek ki cemiyete daha ilk adımı atar ken başkalarının himayesine sığm ı yoruz. Şahsi hayriyetimize ilk vedaı ettikten sonra kayrıldığımız yerde ilerliyebilmek için gene himayeye muhtacız. Böylece her kademei ir tifa bir koltuk değneğine ihtiyaç
î eden S i balla Un Bey için İsveç, Nor
İveç. Danimarka, Hollanda, Ren neh- î i i sahilleri, Fransanın şimali, îngil- i terede Sakson unsuruna mensup o- | lanlar ve onların Avustralya, Yeni | Zelanda, Kanada ve Şrimalî Ameri- | kalı torunları particulariste tipe; As-Urlar, 55 yıllık tekâmül ve terak k i! ^ C eu u b iA m erik a , Türki-n y "y e ile Rusya da dahil Avrupanm bir kısmı ve bilhassa cenup ahalisi
Com-zakâT, aııaneperest ve dindar olduk- i gösteriyor. Kayrılmadan başka hiç 1 atını ve bu sebeple İngiliz cemiye- j bir ter ıkki vasıtası bulunmıyan kavı ,tinde insan kendisini dünyadan uzak j bir şahsiyet sahibi olabilir mi? Elbet ve avn hattâ iptidaî bir dünya kad- j olamaz. Âm illerine karsı tapınmağı rosu içinde bulduğunu, İngiliz sos-(vazife edinen bu memurların ma- yetesinin daha ziyade fertlerinin j dunlarından ilk bekliye çekleri iş de hepsini içine alan millet halinde birI kendilerine tapınılmak oluyor. İşte tarikat olduğunu ve bunlara rağmen bu suretle büyük küçük devlet ricali İngiliz içtima! bünyesi içinde fertler
ve müesseseler teker teker ele alının- : ca bir yabancının hayranlık duyma- İmasına imkân bulunmadığını, hattâ ! Ingilterede bir yabancının en az ya- barcılık hissettiğini kaydettikten sonra bu kadar kuvvetli bir cemaat terbiyesi içinde yetişmesine rağmen nasıl oluyor da Îngilterede merkezi- lyetçi bir idare doğmuyor? Tam te r -ı
sine müesseselerrîe bir istiklâl ve a- demi merkeziyet kendisini hasetti-1
ı rıyor? Ve gene nasıl oluyor da «sci-
i ence sociale» mektebinin hayranlıkla (üzerinde durduğu teşebbüsü şahsî ve kendi kendire yetme İngiliz ırkının; bir nevi karakteristiği oluyor? Sual lerini irad ediyor.
Aziz Tanyol'un bu mütalâaları hakkında düşündüklerimi kısaca izah edeyim:
Sabahattin Bey vazıh bir surette formüle ettiği İçtimaî ve İdarî ıslahat programında terbiyede fertçi sözü yoktur, terbiyede teşebbüsü şahsî ke limesi vardır. Or.a izafeten zikredi len programın başına konulması icap eden iki kelime teşebbüsü şahsî ve ademi merkeziyettir. Sabahattin Bey müdafaa ettiği terbiye sisteminde tek örnek memleket olarak Ingilte- reyi göstermemiş, daima Anglo Sak- sonlardan ve onların terbiye usu lünden bahsetmiş ve bu terbiyeyi im tisal nüımınesi olarak görmüş ve göstermiştir. Yazılarında Amerikadan ziyade îngiltereyi zikretmesine sebep bundan tam 55 sene evvel fikirlerini ve kanaatlerini ilk defa memleketi miz umumî efkârına tanıtmak istedi ği sıralarda Amerikanın Avrupa iş lerine âdeta bigâne kalması ve bu nun tam tersine Ingilterenin dünya siyasetinin merkezi ve mihveri bu lunması idi. O zamanlar TÜrkiyenin haricî siyasetinde İngiltere ile olan münasebetlerimizin ne kadar büyük bir ehemmiyet taşıdığını bilmiyen vaı
(İstisnadan kat-ı nazar) koltuk değ neği ile yürür ahlâk düşkünlerinden toplanıyor. Memurlaı hükümetin de vamlı himayesi altında bir müsteh lik sınıfı vücuda getiriyor. Müstah siller, kazandıkları ile yaşıyanlar ve yaşatanlar, köylülerle esnaf ve kü çük tacirler. Bunlarda ise maddî ve manevî hiç bir sermaye bulunmadı ğı için tuttukları işi ilerletemiyor lar. Hükümetin elân devam eden meşum merkeziyet ve ataleti ile eski mevkilerini de kaybediyorlar. Bu felâketin önüne ancak terbiyeyi mil- liyemizi ihliyacatı hâzıraya tevfik eylemek, evler ve mekteplerimizde yaşanılan hayatı yeni ve sağlam te mellere istinat etirmekle geçilebilir. Böyle bir cemiyette insan fatraten ne kadar a fif olsa zamanla her hak sızlığa. her zillete katlarîmağa, kat- lana katîana da şahsî haysiyetten tamamile tecerrüde mahkûm olur: şu tecerrüd istikbalimizi tehdid eden âfetlerin en mühliki ... servetlerin en faidelisi, iktidarın en lüzumlusu, şereflerin en âlisi, saadetlerin en hakikîsi, istiklâllerin en kuvvetlisi hususî hâvatta kazanılanlarıdır... Şim di bir kere bu hayatın bizdeki boş luklarını düşünün, sonra da bu boş lukta temelîendirmeğe çalıştığımız hükümet, hayat ve müessesatı umu m i yemizden iş bekliyen ... fenalı ğın ası! menbaı kendimiz, seyyiatı- mızm asıl merkezi tarzı hayatımız dır. İslâhata evvelâ kendimizden bu lamazsak, devlet mtiesseselerinin ne resini ıslaha kalkışsak sayimiz dai ma templsiz kalacak, seneler geçtik çe inkıraz tehlikesi o nisbette arta cak. Bundan dolayıdır ki İçtimaî mânâsile bizce bir Abdülhamid ol madığı gibi bir İttihadı Terakki de yok. Fakat kelimenin olanca şümulü ile seviyeyi istihsaliyemizin alçaklı- ^ ğı, İçtimaî kabiliyetimizin kifayetsiz
liği, daima bir şahsiyet yoksulluğu
farkı ile. bugün dahi tazeliğini, «ac- tnahte» ligini muhafaza etm iyor mu? Îçtimaî nakiselerimiz baki ve arzu ettiğimiz şekilde terakki ve temed dünümüze mani olm uyor mu?
Sabahattin Beyin bu tarihî yazıları kendisinin kuvvelli zekâsını, emsali nadir müşahede ve tahlil kabiliyetini ve geniş ihata kudretini kuvvetle belirten canlı vesikalardır. Sayın Tanyol'un makalesinde sosyal has- t alığımızdan hiç bahis yok. Halbuki cemiyetimiz için dâvanın üssülesası bu değil midir? Bütün yazılan ve söylenilenler, münakaşalar ve ten kitler hep bu içtimai dertten biran evvel kurtulmaklığımız gayesini i tıhdaf etmek icap etmez mi? Saba hattin Beyden evvel bu hastalıktan söz açmak değil şüphe eden bile o l madı. Bütün münevverlerimiz muh taç olduğumuz ıslahata büsbütün başka bir zaviyeden baktılar. Onlar için siyasî ıslahat her müşkülü b edecek ve bizi kurtaracak yegâne çare idi. Yalnız Sabahattin Bey b öy le düşünmüyordu. Yalnız o, İçtimaî hastalığı gördü, teşhis etti ve teda visini gösterdi; Onun bizden farkı da bu değ*! midir? Sayın Tan yol is tihfaf ettiği ilmi içtima. metodik çatışmaları ve uzun yıllar devam e- den tedkikleri neticesinde elde edi len bilgileri reddetmek için bazı d e liller serdediyor. Bunlar yalnız ilmi içtima münfesihlerinin değil îngilte- rede kısa bir müddet yaşamış olan herkesin malûmudur: tngilizlerin millî ananelerine bağlılıkları, dinleri ne meri utiyetleri. hükümdarlarına hürmet ve avvgttert gibi. Fakat bun lar İngiliz cemiyetinin particulariste bir sosyal teşekkül olmadığını hiç bir veçhile ispat etmez ki... Sayın Tanyol İngiliz okullarında din ter biyesinin oynadığı rol, hayata ve müessese!ere nüfuz etmiş çeşitli â- yin ve merasimler hatırlanacak olur sa insan kendini dünyadan uzak ue ayrı ve hattâ iptidaî biı dünya kad rosu içinde bulur Bu bir cemiyet değil fertlerin hepsini içine alan bir tarikattir demekte bile tereddüd et m iyor. Basından sonuna kadar bir dakika dahi gevşemiyen dikkat ve alâka ile okuduğum yazının burasına gelince — doğrusunu soyi iveyim — dikkatime sürekli bir hayret katıldı. O derecede ki ilk önce bu kelime bir sürcü kalem olabilir diye düşündüm. Fakat hemen gördüm ki kelime bir fikri muhakeme mahsulüdür. Savın T an yolu bu görüsünde tasvib ve ta- kib edecek çok okuyucu bulunaca ğına inanamıyorum. îngilterede bir yabancı en az yabancılık hisseder diven Sayın Tanyol bu düşüncesini iptidaîlik ve tarikat mefhumları ile na^ıl bağdaştırabiliyor? İzahı
cıd-I mıdır? Balkan Harbi bir tarafa,
j tarihten bu yana yasadığımız iki â- ] Ancak kısmen zikretmek zaruretın- ■ mansız harb faciasında askerî ve si- j de olduğumuz bu yazıdan ve buna • yas! vakaların «eyrü inkişafı Saba- j benziyen bir çok diğerlerinden vazı-
hattin Beyin Amerikadan ziyade ni-| han anlaşılacağı üzere, memleketimız-çin îngiltereyi ilk plânda tuttuğunu
ve İngiliz dostluğuna — o zamana göre — lâyık olduğu mevkii verdiğini izaha yet^r zannederim.
Sabahattin Beyin ilm i içtima mek tebinden aktardığı fik ir ve kanaat yoktur. Kuruluşundan beri metodlu. verimli ve devamlı faaliyetinin 125 inci senesini idrâk eden îlm i içtima mektebinin ciddî ve muntazam ça lışmaları ve araştırmaları sayesinde beşeriyetin ilim ve irfan hâzinesine kazandırılmış olan hakikatleri bize tanıtması ve öğretmesi vardır. İtiraf etmek lâzımdır ki bu hakikatler Sa- bahatin Beyin meşkûr mesaisinden evvel hepimizin meçhulü idi. Mevzu un daha ziyade aydınlanması için şimdi Sabahattin Beyin İçtimaî mes leğini teşrih eden dikkate şayan pek
eski bir yazısından çıkardığım bazı parçalan gözden geçirelim:
Sabahattin Bey asmamzn başında bundan 55 sene evvel yani İkinci Meş rutlyetten önce Pariste neşrettiği Terakki mcmuasında ahlâkımızın zaafı ve İdarenin inbitatı sebeblerini teşrih ve tahlil sadedinde ezcümle şöyle diyor ki: »Müşküller ve m e şakkatlerle yapayalnız çarpışmağa
de ilk defa olarak ahlâkî zaafları mızdan ve içtimai dertlerimizden il mi bir şekilde bahseden Sabahattin Bey olmuştur. O. âdeta bir hekimin hastasını muayene ederken yaptığı gibi îçtimaî hastalığımızın alâmetle rini tahlil etmiş ve sosyal bir teş hise varmıştrr. Yakardaki beliğ
sa-eem.ı*»tci bir terbiye ile «Nasıl olu-idare doğmuyor? Tam tersine mües sese! erde bir istiklâl ve ademi mer keziyet kendisini hissettiriyor? Ve gene nasıl oluyor da «Science soci ale» mektebinin hayranlıkla üzerinde durduğu şahsî teşebbüs ve kendi kendine yetme İngiliz ırkının bir nevi karakteristiği oluyor? Demekle Sabahattin Beyin Anglo Saksonlar ve sosyal teşekkülleri hakkmdaki görüşünü tamamen kabul etmiş olu yor. Madem ki tnglterede sahsî te şebbüs ve ademi merk^zivet İngiliz ırkının bir karakteristiğidir, o halde bu fikri tam 55 sene evvel ileriye .süren Sabahattin Beyi tenkid için ortada bir sebeb kalmıyor. Çünkü, netice itibarile. Tanyol'un görüşü Sa bahattin Beyin kinin tamamen ayni. Aradaki farkın İngiliz içtima! teşek külünün sebeblrrinî izahdaki ihtilâf tan ibaret olduğu ortaya çıkıyor. Sa yın Tarrvola göre İngilizler commü- not.^r bir cemiyettir. particulariste değildir. Sabahattin Bey için kaziye tamamen tekinedir. İn ri! izler Parti- '•".1-»rinttir. Tanyol'un düşündüğü şah sî müşahedeye. Sabahattin Beyin ka naati İlmî bîr ırctrvi*! dıran ıvor.
İlmî içtimain tasnifini esas ittihaz
münoter teşekküle mensupturlar. Fa- ; kat Commünoter veya particulariste formasyonlar tahaccür etmiş içtimai ; kalıplar değildir/ Bunların da kendi sıralarında derece farkları ile b ir- j birlerinden ileri veya geri oldukları ! görülmektedir. İlmi içtima bu fark- j la n imkân derecesinde hakikate ter- ! cüman olacak bir tarzda tebarüz et- ; tirmeğe çalışmıştır. Bugün Commü-1 noter teşekkülün en tipik nümunesi | olarak kabul edilen Balkan memle- j ketleri Cenubî Amerika yahut Asya j steplerinde yaşıy an kavimlerle İngi-1 liz sosyetesi nasıl aynı kategoriye ithal edilebilir.
Sayın Tanyol ilmi içtimain metod j ve tasniflerini tenkid ve keşiflerini ! cerh ederken kendi araştırmalarını - ve bu araştırmalara esas teşkil eden ; ilmi metodları izah etmeli idi; o za- ! man, ama yalnız o zaman noktai j nazarları sathî müşahedeye bağlı ori- i jinal şahsî mütalâa şeklinden çıka- i rak kuvvetli, ımıknl ve İlmî bir t e z ! vasfını kerbederdi İlim Impersonnel, J gayri şahridir. Bu itibarla ilmi içti- • mada şahsî mütalâaya dayanan fik ir i 1ère yer yoktur. Yalnız ilmin ışığı j vardır ve o ışığın çizdiği meçhul u - \
fuklara doğru giden ve gittikçe ge- ! nişi iyen verimli aydınlık yol vardır, i Kaldı ki ilmi içtima mensuplan bü- ' tün İlmî müşahedelerin hakikatin] ta kendisi olduğu iddiasında değil-! dirler. îlnıl formasyonları buna ma- j nidir. Bilirler ki ilimde bugünün ha- \
kikati yarının hatası, bugünün ha- j tacı yarının hakikati olabilir ve h- '
kikate hatalardan geçilerek ulaşılır. ; Bun! an daima gorönünde tutan Sa bahattin Bey ilmi içtimada esaslı bir metodla çalışıldığına bu met©- j dun inkişafı ve âlimlerin on un la! yapacakları araştırmaların tahlil v e ' tefsiri sayesinde yeni ufuklar açıla- j cağına kani bulunuyordu. îşte Saba hattin Beyin fikrine hâkim olan pren sipler tu rla rd ır
Sayın Tanyol'un yazısındaki fikir lere ait ruhu tetikik ettikten sonra y azmin şekline ait olan hislerime geçiyorum.
Evvelce Sabahattin Bey için yaz- diği makalelerde Sayın Tanyol, b ü yük üstadımız için hakikaten kadir bilen, hattâ hayranlık derecesine yükselen cemilekâr hisler göstermiş ti. Hatıra-i minneti kalbîerimizde da ima yaşamakta olan o nefis yazılar dan dolayı kendilerine burada da can dan teşekküllerimi tekrar etmekten büyük bir zevk duymaktayım. Sa- bahatin Bey millî dâvamızı — Tan- yolun da dediği gibi — bütün ömrü boyunca müdafaa ederken ne büyük mihnetlere Ve meşakkatlere katlan-deri bîr kerire.. Arte TlttrrM hududunu aşan son-suz mahrumiyet ve ıztıraplann bar-ı yor da îngilterede merkeziyetçi bir -azabı altında ezilmiş ve nihayef e c nebi diyarında koyu bir sefalet için de manevî müzaheret ve şefkatten tamamen mahrum bir halde terki hayat etmiştir.
Sayın Tanyol yazısını bitirirken Sa- bahatin Beyi kasdederek «Ne çare ki biz, başkalarının elimize tutuştur duğu değnek olmadan yürüyem iyo- ruz;> diyor ve bunu işin en acı tarafı olarak gösteriyor. «Bütün hilkatte Halikı ve Hâlikte bütün hilkati hasbî bir sevgi ile seven «her ideyi ideale yükseltmek, her noksandan yavaş yavaş bir kemal çıkarabilmek için insanın dapdaracık şahsiyetnin ta biri diğerle âmali zaile veya gafilâne- sinin esiri olmaktan kurtulması ve binaenaleyh feragati nefsin bir se- piyei asliye hâline gelmesi elzem de ğil mi?» diyen ve fikrî ve ruhî haya tını son derecede ülvîleştirmeğe ça lışan büyük bir insan hakkında Sa yın Tanyolun yazısında kulaklarımı zı tırmalıyan ve gözlerimize çarpan bu eda kendisinin müsellem olan ne zaketi kal em iyesine ve zerafeti fik- riyesine yakışmıyor dersem gücen mesinler. Bizde, münakaşa ve ten kitte bir türlü vazgeçemediğimiz his- sî ve fikrî bir temayül ve itiyad var: Tetkik etmek istediğimiz fikirlerin hemen daima sathında kalarak de rinliklerine inmek zahmetine katlan mıyor ve nihaî bir karara gidilmeden evvel çok defa bir hayli beklemek icap ettiğini düşünmüyor ve şahsî kanaatlerimizi hakikatin ta kendisi j gibi kabul ediyoruz Asıl acı olan
hakikat işte budur.
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi