T.C.
SELÇUK ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI ESKİ TÜRK EDEBİYATI BİLİM DALI
NA‘TLERİN TASAVVUFÎ TEMELLERİ ve NA‘T MECMUALARI
(Süleymaniye Kütüphanesi Hamidiye Bölümü 1210, 1211 - Tenkidli Metin)
MURAT AK
DOKTORA TEZİ
Danışman
Doç. Dr. Semra TUNÇ Prof. Dr. Emine YENİTERZİ
T.C.
SELÇUK ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI ESKİ TÜRK EDEBİYATI BİLİM DALI
NA‘TLERİN TASAVVUFÎ TEMELLERİ ve NA‘T MECMUALARI
(Süleymaniye Kütüphanesi Hamidiye Bölümü 1210, 1211 - Tenkidli Metin)
MURAT AK
DOKTORA TEZİ
I.CİLT
Danışman
Doç. Dr. Semra TUNÇ Prof. Dr. Emine YENİTERZİ
ÖZET
Türk şiirinin klasik döneminde hemen her şair na‘t kaleme almıştır. Na‘t, şairin Hz. Peygamber’e olan sevgisini dile getirdiği en müstesna metindir. Klasik dönemde na‘tlerin muhtevasında tasavvufî bir Hz. Peygamber telakkisi karşımıza çıkar. Bu sebeple na‘tlerin anlaşılması için tasavvuf düşüncesindeki Hz. Muhammed telakkisinin bilinmesi gerekir. Hz. Muhammed tasavvufî düşüncede âlemin varlık sebebi ve varoluşun başlangıcıdır. Bütün bilgi ve hikmetlerin kaynağıdır. Ahlakın nihâi gayesi ve insanoğlunun en mükemmel var oluşudur. Hz. Peygamber’i varlık, bilgi ve ahlak açısından ifade eden bu düşüncelerin edebî tezahürlerini klasik dönem na‘tlerinde bütünüyle görmek mümkündür.
Tasavvufî telakki ile kaleme alınan na‘tlerin XV. yüzyıldan itibaren nicelik olarak arttığı görülür. Na‘tler zamanla birikmiş ve içlerinden seçmeler yapılarak özellikle XVIII. ve XIX. yüzyıllarda na‘t mecmuaları meydana getirilmiştir. Bu mecmualar Hz. Peygamber için yazılmış na‘tleri bir araya getiren önemli kaynaklardır. Edebiyatımızda müstakil birçok na‘t mecmuası bulunmakla birlikte, Süleymaniye Kütüphanesi Hamidiye Bölümü 1210 numarada kayıtlı na‘t mecmuası gerek içerdiği na‘t sayısı, gerek tertip hususiyetleri göz önünde bulundurulunca türün en güzel örneği olarak karşımıza çıkar. Aynı kütüphanede 1211 numarada bir başka na‘t mecmuası ile karşılaşırız. Bu iki mecmua birbirinden farklı metinleri de ihtiva eder.
Türk şiirinin klasik döneminde na‘t mecmuaları olarak isimlendirilen derlemelere, Cumhuriyet döneminde na‘t antolojileri denmiştir. 1962’den günümüze birçok na‘t antolojisi ortaya çıkmıştır. Alanın uzmanları tarafından bilimsel hassasiyetle hazırlanan antolojiler hariç birçok na‘t antolojisinin özensizce hazırlandığını söylemek mümkündür. Gerek na‘t mecmuaları gerekse na‘t antololojilerinin bir kısmı na‘tlerle birlikte tevhid, münacat, miraciye vb. dinî türlerde kaleme alınmış şiirlerin de yer aldığı eserlerdir.
Bu çalışmada na‘tlerin tasavvufî temelleri na‘t metinlerinden örneklerle ele alınmış, klasik dönemdeki na‘t mecmuaları incelenmiş ve Süleymaniye Kütüphanesi Hamidiye Bölümü 1210, 1211 numaralı na‘t mecmualarının metinleri verilmiştir.
ANAHTAR KELİMELER
SUMMARY
In the classical period of Turkish poetry nearly all poets have written na‘ts. A na‘t is an eulogy and a special text by which a poet expresses his love for Prophet Muhammed. In classical period, there is a mystical consideration of Prophet Muhammed in the content of na‘t texts. For that reason it is necessary to know this mystical view in order to understand na‘ts that are written in classsical period. In mystical thought, Prophet Muhammed is the main reason for creation of the universe and the beginning of existence. He is the spring of all knowledge and wisdom. He is the final goal of ethics and the perfect human being. It is possible to see all these considerations in na‘t texts.
After the 15th century, the number of na‘t texts increases. By time na‘t texts accumulated and in the 18th century na‘t anthologies were compiled by some compositors. There are many na‘t anthologies in Turkish poetry, but the most important one is located in the Süleymaniye Library, Hamidiye Section, no. 1210. This manuscript is the best model of na‘t anthologies according to characteristics of arrangement and the number of na‘ts it contains. There is another important manuscript, located in the Süleymaniye Library Hamidiye section no. 1211. Both antholologies contain different na‘t samples.
In the modern period of Turkish literature, from 1962 to present we also see many samples of na‘t anthologies. However, except some works which were compiled by professionals, it is possible to say that many of them lack in terms of content. Also some of na‘t anthologies include other religious literary types like mirajiyyas, tawhids and munajats.
In this thesis we studied mystical bases of na‘ts and examined na‘t antologies in classical period. We also gave na‘ts texts of two antologies, located in the Süleymaniye Library Hamidiye Section no. 1210, 1211.
KEY WORDS
Classical Turkish Poetry, Islamic Mysticism, Prophet Muhammed, Na‘t, Na‘t Anthologies
øÇøNDEKøLER
ÖN SÖZ ... X TRANSKRøPSøYON SøSTEMø... XIII KISALTMALAR ...XIV
GøRøù
EDEBÎ GELENEöøMøZDE HZ. MUHAMMED (SAV)
1. Hz. Peygamber’i Konu Edinen Edebî Türler ...3
1.1. Na‘t ...4 1.2. Sîre / Siyer ...4 1.3. Mevlid ...5 1.4. Mu‘cizât-ı Nebî...6 1.5. Esmâ-i Nebî...6 1.6. Evsâf-ı Nebî...7 1.7. ùemâil...8 1.8. Hilye...9 1.9. Mi‘râciye / Mi‘râcnâme...10 1.10. Regâibiye ...11 1.11. Gazavât-ı Nebî ...11 1.12. Hicretnâme...12 1.13. ùefâatnâme...12 1.14. Fazîletnâme...13
1.15. Kırk Hadis, Yüz Hadis, Bin Hadis...13
1.16. Bi‘setnâme ...14
1.17. Delâil-i Nübüvvet ...15
1.18. Neseb-i ùerîf ...16
1.19. Vasiyet-i Nebî...16
1.20. Vefât-ı Nebî ...16
2. Edebî Türler øçinde Na‘t ...17
3. Dîvân-ı Nu‘ût ...23
3.1. Himmetzâde (Abdî), Dîvân...24
3.2. Dîvân-ı Belâgat-Unvân-ı Nazîm ...24
3.3. Bursalıøsmail Beli÷, Seb‘a-i Seyyâre...25
3.4. Neccârzâde Rızâ Dîvânı...25
3.5. Dîvân-ı Nu‘ût-ı Salâhî ...26
3.6. Dîvân-ı Nu‘ût-ı Fâik ...26
3.7. Nazîf Dîvânı ...26
3.9. Dîvânçe-i Tevfîk (Kasâid-i Tevfîk) ...27
4. Na‘t Yazma Gelene÷inin Sebepleri ...28
4.1. Hz. Peygamber Sevgisini Dile Getirme øste÷i ...29
4.2. Kutsal Bir Vazifenin øfası ...30
4.3. Hz. Peygamber’den ùefaat Talebi...31
4.4. Hz. Peygamber’e Olan Ba÷lılı÷ın øfadesi ...32
4.5. Sözün Hz. Peygamber’in Zikri ile De÷er Kazanması ...32
4.6. Edebî Eserin Tertip Hususiyeti ...33
5. Na‘tlerin Kaynakları...34
BøRøNCø BÖLÜM NA‘TLERE KAYNAKLIK ETMESø AÇISINDAN TASAVVUF DÜùÜNCESøNDE HZ. MUHAMMED (SAV) 1. Âlemin Varlık Sebebi ve Varoluúun Baúlangıcı Olarak Hz. Muhammed (sav) ...39
1.1. Hakîkat-i Muhammedî / Nûr-ı Muhammedî...39
1.1.1. Nûr-ı Muhammedî ile øliúkilendirilen Ayetler... 45
1.1.1.1. Miúkât - Misbâh / Fânûs - Lamba... 46
1.1.1.2. Nûr Saçan Kandil... 48
1.1.1.3. Allah’tan Gelen Bir Nûr ... 50
1.1.2. Nûr-ı Muhammedî ile øliúkilendirilen Hadisler ... 51
1.1.2.1. Allah’ınølk Yarattı÷ı Benim Nûrumdur ... 52
1.1.2.2. Âdem Ruh ile Beden Arasında iken Ben Peygamberdim ... 54
1.1.3. Varlı÷a Bir Açıklama Olarak Levlâk Hadisi... 56
1.1.4. Varlı÷a Bir Açıklama Olarak Kenz-i Mahfî Hadisi ... 60
1.1.5. Nûr-ı Muhammedî ile ølgili Di÷er Hususlar ... 65
1.1.5.1. Hz. Muhammed’in (sav) Gölgesinin Olmaması ... 65
1.1.5.2. Hz. Muhammed’in (sav) Evvel ve Âhir Olması ... 67
1.1.5.3. Hz. Muhammed'in (sav) Mucizâtı ... 69
2. Bütün Bilgilerin ve Hikmetlerin Kayna÷ı Olarak Hz. Muhammed (sav) ...70
2.1. Âlim, Ârif, Hâce ve Dânâ Olarak Hz. Muhammed (sav)...77
2.1.1. Âlim... 78
2.1.2. Ârif ... 79
2.1.3. Hâce... 80
2.1.4. Dânâ ... 80
2.2. Mahzen-i Genc, Maden ve Menba‘ Olarak Hz. Muhammed (sav) ...81
2.2.1. Mahzen-i Genc ... 82
2.2.2. Ma‘den ... 82
3.Ahlakın Nihâî Gayesi ve ønsan Nev‘inin En Mükemmel Varoluúu Olarak Hz. Muhammed
(sav) ...84
3.1.ønsân-ı Kâmil Olarak Hz. Muhammed (sav)...85
3.1.1. Hz. Muhammed’in (sav) Ahlakının Kemâli ... 89
3.1.1.1. ønsanların En Hayırlısı / Yaratılmıúların En ùereflisi ... 90
3.1.1.2. Ümmetin Emîn’i / Muhammed el-Emîn ... 92
3.1.1.3. Kemâlâtın Mecma‘ı / Âyîne-i Hudâ ... 93
3.1.2. Hz. Muhammed’in (sav) Varlı÷ının Kemâli... 95
3.1.2.1. Peygamberlik Halkasının Sonu / Hâtemü’l-Enbiyâ ... 96
3.1.2.2. Yaratılmıúların En Güzeli / Ahsen-i benî Âdem... 98
3.2. Hz. Muhammed (sav) ve Seçilmiúlik...102
3.2.1. Istıfâ ve øctibâ... 103
3.2.2. øhtiyâr ve Tafdîl... 105
4. Tasavvufî Düúüncede Hz. Muhammed (sav) Tasavvurunun Na‘tlere Etkisine øliúkin De÷erlendirme ...108
øKøNCø BÖLÜM NA‘T MECMUALARI 1. Edebiyatımızda Mecmua...112
2. Klasik Dönem Na‘t Mecmuaları...115
2.1. Mecmûa-i Nu‘ût-ı Nebeviyye, Süleymaniye Ktp. Hamidiye Böl. No. 1210 ...118
2.1.1. Mecmuanın Fizikî Özellikleri... 118
2.1.2. Mecmuanın Muhteva Özellikleri... 121
2.1.3. Mecmuada Yer Alan ùiirlerin ùekil Özellikleri ... 123
2.1.3.1. Na‘tlerde Tercih Edilen Nazımùekilleri ... 123
2.1.3.2. Na‘tlerde Tercih Edilen Aruz Kalıpları ... 125
2.1.4. Mecmuanın Genel Dökümü ... 127
2.2. Mi‘râciyye ve Na‘t-i ùerîfler Mecmuası, Süleymaniye Ktp. Lala øsmail Paúa Böl. No. 733 ....139
2.2.1. Mecmuanın Fizikî Özellikleri... 139
2.2.2. Mecmuanın Muhteva Özellikleri... 141
2.2.3. Mecmuanın Genel Dökümü ... 143
2.3. Na‘t-i ùerîf Mecmuası, Milli Ktp. Adnan Ötüken øl Halk Kol. 312/1 ...155
2.3.1. Mecmuanın Fizikî Özellikleri... 155
2.3.2. Mecmuanın Muhteva Özellikleri... 157
2.3.2. Mecmuanın Genel Dökümü ... 159
2.4. Mir’ât-ı Muhammedî Yâhûd Safâ-yı Rûh, østanbul 1302/1886-87...167
2.4.1. Mecmuanın Fizikî Özellikleri... 167
2.4.2. Mecmuanın Muhteva Özellikleri... 168
2.4.3. Mecmuanın Genel Dökümü ... 171
2.5.1. Mecmuanın Fizikî Özellikleri... 174
2.5.2. Mecmuanın Muhteva Özellikleri... 175
2.5.3. Mecmuada Yer Alan ùiirlerin ùekil Özellikleri ... 177
2.5.3.1. ùiirlerin Nazım ùekilleri ve ùairlerinin Listesi... 177
2.5.3.2. Aruz Kalıpları ve Kullanım Sıklıkları ... 178
2.5.4. Mecmuanın Genel Dökümü ... 180
2.6. Mecmua-i Müntehab-ı Na‘t-i ùerîf, øst. Millet Ktp. 779/1 ...186
2.6.1. Mecmuanın Fizikî Özellikleri... 186
2.6.2. Mecmuanın Muhteva Özellikleri... 188
2.6.3. Mecmuada Yer Alan ùiirlerin ùekil Özellikleri ... 189
2.6.3.1. ùiirlerin Nazım ùekilleri ve ùairlerinin Listesi... 189
2.6.3.2. Aruz Kalıpları ve Kullanım Sıklıkları ... 191
2.6.4. Mecmuanın Genel Dökümü ... 192
2.7. Nu‘ût ve Kasâid Mecmuası,øst. Millet Ktp. 773/1 ...200
2.7.1. Mecmuanın Fizikî Özellikleri... 200
2.7.2. Mecmuanın Muhteva Özellikleri... 201
2.7.3. Mecmuada Yer Alan ùiirlerin ùekil Özellikleri ... 203
2.7.3.1. ùiirlerin Nazım ùekilleri ve ùairlerinin Listesi... 204
2.7.3.2. Aruz Kalıpları ve Kullanım Sıklıkları ... 205
2.7.4. Mecmuanın Genel Dökümü ... 206
2.8. Na‘t-i ùerîf Mecmuası (Rûúenî’nin Na‘tine Tahmisler), Süleymaniye Ktp. Uúúâkî Tekkesi Böl. 365/1 …...… ... 212
2.8.1. Mecmuanın Fizikî Özellikleri... 213
2.8.2. Mecmuanın Muhteva Özellikleri... 214
2.8.3. Mecmuada Yer Alan ùiirlerin ùekil Özellikleri ... 217
2.8.4. Mecmuanın Genel Dökümü ... 218
2.9. Na‘t-i ùerîf Mecmuası, øst. Sermet Çifter Ktp. 524 ...222
2.9.1. Mecmuanın Fizikî Özellikleri... 222
2.9.2. Mecmuanın Muhteva Özellikleri... 223
2.9.3. Mecmuada Yer Alan ùiirlerin ùekil Özellikleri ... 224
2.9.4. Mecmuanın Genel Dökümü ... 225
3. Klasik Dönem Na‘t Mecmualarınaøliúkin De÷erlendirme ...227
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM CUMHURøYET DÖNEMø NA‘T ANTOLOJøLERø 1.ùairlere Ait Na‘tlerden Seçilerek Oluúturulan Antolojiler...235
1.1. F. Abdullah Tansel, Dinî ùiirler Tanzîmat Devri Edebiyatı ...235
1.2. A. Öztemiz Hacıtahiro÷lu, Hazret-i Peygamber’e ùiirler Antolojisi ...236
1.3. Mustafa Necati Bursalı, Gönül Pınarı...239
1.5. Hasan Ali Kasır, Peygamber ùiirleri...242
1.6. Adem Özbay, Sevgililer Sevgilisine Gül Kokulu ùiirler ...244
1.7. Ali Budak-Ali Elba÷ı, Kâinâtın Efendisi’ne Na‘t Antolojisi ...245
1.8. Gülser Keçeci, ùefâ‘at Yâ Resûlallah –Sevgili Peygamberimize Na‘tler- ...247
1.9. Vedat Ali Tok, Gül Hasreti...249
1.10. Abdullah Arıdoru, Efendimize ùiirler...250
1.11. Sıtkı Çoban, Adı Güzel Kendi Güzel -Peygamberimiz’e (sav) ùiirler- ...251
1.12. Ahmet Özer, Türk Edebiyatında Naatler ...252
1.13. Sadık Yalsızuçanlar, Sevgiliye ùiirler -Naat Seçkisi-...254
1.14. Zülfikar Güngör, Osmanlı Padiúahlarından Hz. Muhammed’e Na‘tlar ...255
1.15. Ekrem Altıntepe, Yalansızùiirler -Son Peygamber’e (sav) Övgüler- ...256
1.16. Mustafa Akgün, Hazreti Peygambere ùiirler ...257
1.17. Seval Alkan, Gül Kokulu Mısralar Na‘t-ıùerifler ...260
1.18. Mehmet Emin Gerger, ùiir ve Naatlarla Rahmet Peygamberi ...262
1.19. Ömer Kara, Selam Olsun En Sevgiliye Naatlar ...263
2. Na‘t Yarıúmaları Sonucu Ortaya Çıkan Antolojiler...263
2.1. Tarih øçinde Hicret ve Na‘tler Antolojisi...264
2.2. Günümüz Dilinden Hz. Peygamber’e Naatlar Antolojisi ...265
2.3. Kutlu Do÷um Anısına Na‘t-ı ùerif...267
2.4. Na‘t-ıùerîf...268
2.5. Özlem Ya÷murları ...268
2.6. Mim ùiirleri -Peygamber (sav) ùiirleri-...269
3. Cumhuriyet Dönemi Na‘t Antolojilerine øliúkin De÷erlendirme ...270
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM SÜLEYMANøYE KTP. HAMøDøYE BÖL. 1210 VE 1211 NUMARALI NA'T MECMUALARININ METøNLERø 1. Metin Tespitine Dair Açıklamalar...274
2. Mecmua Metinleri ...276 MUADDøME... 276 1AৡƮDE-ø ‘ƖLƮ...279 2 MEլNEVƮ-ø ‘ƖLƮ...284 3AৡƮDE-ø ‘ƖRøFƮ ...288 4 MEլNEVƮ-ø ‘A৫ƖYƮ ...292 5 MEլNEVƮ-ø ‘A৫ƖYƮ ...298 6 MEլNEVƮ-ø ‘A৫ƖYƮ ...303 7 MEլNEVƮ-ø ‘A৫ƖYƮ ...307 8AৡƮDE-ø ‘A৫ƖYƮ ...312 9 MEլNEVƮ-ø ‘A৫ƖYƮ ...321
10 MEլNEVƮ-ø A৫ƖYƮ ...332
11 MEլNEVƮ-ø ‘A৫ƖYƮ ...340
12 MEլNEVƮ-ø ‘A৫ƖYƮ ...346
13 AৡƮDE-ø ƖZERƮ ...352
14 AৡƮDE-ø ‘AZƮZ (ùEYHÜ’L-øSLƖM ‘ABDÜ’L-‘AZƮZ) ...356
15 AৡƮDE-ø ‘AZƮZ (ùEYHÜ’L-øSLƖM ‘ABDÜ’L-‘AZƮZ) ...361
16 MEլNEVƮ-ø CELƮLƮ ...369 17 AৡƮDE-ø CEM‘Ʈ...373 18 AৡƮDE-ø CEVRƮ ...376 19 AৡƮDE-ø CEVRƮ ...380 20 àAZEL-ø CEVRƮ...384 21 AৡƮDE-ø CEZMƮ...386 22 AৡƮDE-ø CEZMƮ...393 23 AৡƮDE-ø CEZMƮ...398 24 AৡƮDE-ø CEZMƮ...403 25 MEլNEVê-ø CøNƖNƮ...408 26 AৡƮDE-ø DANøùƮ ...414 27 MÜSEDDES-ø DƖNøùƮ...418 28 AৡƮDE-ø DƖNøùƮ ...421 29 AৡƮDE-ø DƖNøùƮ ...426 30 ƤAZEL-ø DƖNøùƮ ...428 31 ƤAZEL-ø DƖNøùƮ ...430 32 AৡƮDE-ø FƖ’øĩƮ ...432 33 MEլNEVê-ø FƖ’øĩƮ ...434 34 MEլNEVƮ-ø FƖ’øĩƮ (AFZƖDE) ...436 35 AৡƮDE-ø FƖ’øZ-ø ৡULণƮ ...440 36 MEլNEVƮ-ø FAĩLƮ...445 37 AৡƮDE-ø FEHƮM...455 38 AৡƮDE-ø FEHƮM...461 39 TAӸMêS-ð FEVRƮ...466
40 TERKêB-ø BEND-ø FEVRƮ ...473
41 TERKƮB-ø BEND-ø FEVRƮ ...479
42 AৡƮDE-ø FEYĩƮ...495 43 AৡƮDE-ø FøRDEVSƮ ...500 44 MEլNEVê-ø FUĩNjLƮ...505 45 AৡƮDE-ø FUĩNjLƮ...510 46 AৡƮDE-ø FUĩNjLƮ...512 47 AৡƮDE-ø FUĩNjLƮ...516 48 AৡƮDE-ø FUĩNjLƮ...520 49 AৡƮDE-ø FUĩNjLƮ...524
50 MEլNEVƮ-ø ণAƖNƮ ...527 51 MEլNEVƮ-ø ণƖLETƮ ...532 52 AৡƮDE-ø HƖùøMƮ...538 53 AৡƮDE-ø ণAYLƮ...542 54 AৡƮDE-ø ণAYRETƮ ...549 55 AৡƮDE-ø HÜDÀYÎ ...551 56 àAZEL-ø HÜDƖYƮ...556 57 AৡƮDE-ø ‘IYDƮ ...557 58 AৡƮDE-ø ‘IYDƮ ...562 59 AৡƮDE-ø ‘ABDƮ...565 60 AৡƮDE-ø ‘ƮৡMETƮ ...570 61 MURABBA‘-I MEFTNjNƮ ...577 62 AৡƮDE-ø MEբƖƮ ...579 63 MEլNEVê-ø NƖBƮ ...584 64 ƤAZEL-ø NƖDøRƮ...588 65 àAZEL-ø NƖDøRƮ...589 66 ƤAZEL-ø NƖDøRƮ...590 67 AৡƮDE-ø NADøRƮ ...591 68 AৡƮDE-ø NƖDƮRƮ ...598 69 MEլNEVƮ-ø NAণƮFƮ ...605 70 AৡƮDE-ø NAণƮFƮ ...611 71 AৡƮDE-ø NAণƮFƮ ...619 72 AৡƮDE-ø NAণƮFƮ ...622 73 ƤAZEL-ø NAণƮFƮ ...627 74 ƤAZEL-ø NAণƮFƮ ...628 75 ƤAZEL-ø NAণƮFƮ ...629 76 AৡƮDE-ø NAণƮFƮ ...630 77 AৡƮDE-ø NAণƮFƮ ...633 78 ƤAZEL-ø NAণƮFƮ ...636 79 ƤAZEL-ø NAণƮFƮ ...637 80 MURABBA‘-I NAণƮFƮ...638 81 ƤAZEL-ø NAণƮFƮ ...640 82 ƤAZEL-ø NAণƮFƮ ...641 83 ƤAZEL-ø NAণƮFƮ ...642 84 ƤAZEL-ø NAণƮFƮ ...643 85 ƤAZEL-ø NAণƮFƮ ...644 86 AৡƮDE-ø NƖ’ƮLƮ...646 87 AৡƮDE-ø NƖ’øLƮ...651 88 AৡƮDE-ø NƖ’øLƮ...657 89 AৡƮDE-ø NƖ’øLƮ...664
90 AৡƮDE-ø ùEY NAՠMƮ...669 91 AৡƮDE-ø NAՠMƮ...682 92 AৡƮDE-ø NAMƮ...685 93 AৡƮDE-ø NEF‘Ʈ...689 94 AৡƮDE-ø NEùƖ৫Ʈ...694 95 AৡƮDE-ø NEùƖ৫Ʈ...698 96 AৡƮDE-ø NEùƖ৫Ʈ...702 97 MEլNEVê-ø NEV‘Ʈ ...705 98 MEլNEVƮ-ø REVƖNƮ...709 99 AৡƮDE-ø RIĩƖYƮ ...713 100 AৡƮDE-ø RIĩƖYƮ ...721 101 AৡƮDE-ø RIĩƖYƮ ...725 102 AৡƮDE-ø RIĩƖYƮ ...728 103 AৡƮDE-ø RIĩƖYƮ ...735 104 AৡƮDE-ø RIĩƖYƮ ...743 105 AৡƮDE-ø RIĩƖYƮ ...746 106 AৡƮDE-ø RIĩƖYƮ ...750 107 AৡƮDE-ø RIĩƖYƮ ...756 108 AৡƮDE-ø RIĩƖYƮ ...762 109 AৡƮDE-ø RøYƖĩƮ ...764 110 AৡƮDE-ø RøYƖĩƮ ...772 111 AৡƮDE-ø լƖBøT ...780 112 AৡƮDE-ø լƖBøT ...791 113 AৡƮDE-ø լƖBøT ...800 114 MEլNEVƮ-ø ৡUBণƮ...809 115 AৡƮDE-ø ùEHRƮ ...811 116 AৡƮDE-ø ùEHRƮ ...816 117 AৡƮDE-ø ùEHRƮ ...821 118 AৡƮDE-ø ùEHRƮ ...827 119 AৡƮDE-ø ùEHRƮ ...831
120 TERCƮ‘-ø BEND-ø ùEHRƮ...842
121 MÜSEMMEN-ø ùƮRƮ...847 122 AৡƮDE-ø TƖHøR...849 123 AৡƮDE-ø TIFLƮ ...854 124 MEլNEVƮ-ø TIFLƮ ...858 125 AৡƮDE-ø VECHƮ...866 126 AৡƮDE-ø VECƮHƮ ...874 127 AৡƮDE-ø VEHBƮ...880 128 MEլNEVƮ-ø VÜCNjDƮ ...885 129 MEլNEVƮ-ø VÜCNjDƮ ...896
130 MEլNEVƮ-ø YAণYƖ ...902 131 MEլNEVƮ-ø YAণYƖ ...906 132 MEլNEVƮ-ø YAHYƖ ...911 133 MEլNEVƮ-ø YAণYƖ ...917 134 MEլNEVƮ-ø YAণYƖ ...925 135 MEլNEVƮ-ø YAণYƖ ...929 136 MEլNEVƮ-ø YAণYƖ ...932 137 KAৡƮDE-ø ZAণMƮ...934 138 KAৡƮDE-ø ƖTƮ...939 139 TERCƮ‘-ø BEND-ø ƖTƮ ...944 140 KAৡƮDE-ø ƖTƮ...949 141 KAৡƮDE-ø ƖTƮ...952 142 KAৡƮDE-ø ZøHNƮ ...955 SONUÇ... ..961
METøNLERDE YER ALAN AYETLER ve HADøSLER TABLOSU ...966
ÖN SÖZ
Cenab-ı Hakk’ın sevgilisi Hz. Muhammed (sav) Osmanlı topraklarındaki dinî inancın merkezinde yer alır. Bu inançla do÷ru orantılı bir biçimde, Türk edebiyatında Hz. Peygamber’i konu edinen geniú bir literatür ortaya çıkmıútır. Klasik dönem úairleri Efendimizin hayatını, do÷umunu, dar-ı bekaya irtihalini, miracını ve di÷er bütün mucizelerini úiirlerine konu edinmiúlerdir. Bununla birlikte Hz. Peygamber’i konu edinen bütün bu geniú edebî çeúitlilik içinde na‘tlerin ayrı bir yeri vardır. Na‘t, Müslüman úairin Hz. Peygamber’e olan sevgisini ve özlemini dile getirdi÷i en müstesna edebî metindir.
Klasik edebî gelene÷imiz içinde hemen her úair na‘t kaleme almıútır. Bu na‘tler tasavvufî neúveyle temayüz eden øslâm inancını bütünüyle aksettirirler. Bu sebeple na‘tlerin anlaúılması için tasavvufî düúüncenin ve özelde ise bu düúüncede Hz. Peygamber’in ne anlam ifade etti÷inin bilinmesi elzemdir.
Özellikle XVII. ve XVIII. yüzyıllarda nicelik olarak sayısı artan na‘tler bir araya getirilerek na‘tlerden oluúan mecmualar meydana getirilmiútir. Ortaya çıktı÷ı dönemlerde Mecmûa-i Nu‘ût-ı Nebeviyye úeklinde isimlendirilen bu eserleri bugüne kadar topluca ele alan herhangi bir akademik çalıúma yapılmamıútır. De÷indi÷imiz hususları göz önünde bulundurarak tezimizin konusunu Na‘tlerin Tasavvufî Temelleri
ve Na‘t Mecmuaları olarak belirledik.
Klasik Türk úiirinde na‘tlerden seçkilerle derleme yapma gelene÷i günümüzde de devam etmektedir. XVII. ve XVIII. yüzyıllarda mecmûa-i nu‘ût-ı nebeviyye olarak isimlendirilen bu eserler günümüzde na‘t antolojileri olarak anılmaktadır. Tezimize Cumhuriyet dönemi na‘t antolojilerini de dâhil ederek devam eden gelene÷in günümüzdeki halini de anlamaya çalıútık.
Çalıúmamız giriú ve di÷er dört bölümden oluúmaktadır. Giriú kısmında edebî gelene÷imizde Hz. Peygamber’le ilgili türler, bu türler içinde na‘tin yeri, úairleri na‘t yazmaya sevk eden amiller ve na‘tlerin kaynakları hakkında bilgi verilmiútir.
Giriú’te Hz. Peygamber’in edebî gelenek içindeki yeri ve na‘tlere iliúkin verilen genel bilgilerin ardından birinci bölümde na‘tlerin tasavvufî temelleri tespit edilmeye çalıúılmıútır. Bu suretle bölüm tasavvufî düúüncede Hz. Peygamber telakkisine tahsis edilmiú ve konu na‘tlere kaynaklık etmesi açısından ele alınmıútır.
økinci bölümde klasik dönemde derlenen na‘t mecmuaları ele alınmıútır. Bu mecmuaların her birinin nüsha tavsifleri yapılmıú, mecmuaların içinde yer alan metinlerin úekil ve muhteva özellikleri üzerinde durulmuútur. Her mecmuanın içerik dökümü bir tablo úeklinde verilmiútir. Mecmualar birbiriyle mukayese edilerek, ortak ve farklı yönleri tespit edilmeye çalıúılmıútır.
Üçüncü bölümde na‘tlerden oluúan mecmuaların günümüzdeki örnekleri olan na‘t antolojileri ele alınmıútır. Cumhuriyet döneminde derlenen na‘t antolojileri tanıtılmıú, bu tanıtımda antolojilerin tertip hususiyetleri üzerinde durulmuú ve antolojilerde na‘tleri bulunan úairlerin isimlerine yer verilmiútir. Bu úekilde Cumhuriyet döneminde neúredilen çalıúmaların genel bir de÷erlendirmesi ortaya çıkmıútır.
Çalıúmanın dördüncü bölümü ise metin kısmıdır. Bu bölümde Süleymaniye Kütüphanesi Hamidiye Bölümü 1210 ve 1211 numarada kayıtlı olan iki mecmuanın metinleri verilmiútir. Bu bölümde na‘t metinleri, e÷er yayımlanmıú ise yayımdaki metinle karúılaútırılmıú, bir tezde verilmiú ise ilgili tezle karúılaútırma yoluna gidilmiútir. E÷er mecmuada yer alan metin yayımlanmamıú ya da yayımlanmıú oldu÷u tespitine varılamamıú ise mecmuadaki hali üzere aktarılmıútır. Bir metin her iki mecmuada da yer alıyor ise karúılaútırmaya her iki mecmua da dâhil edilmiútir. Çalıúmada úiir metinleri dıúında her bölümün sonunda bir de÷erlendirme yer alır.
Tezimiz mecmua metinlerinin ardından sonuç, na‘tlerin muhtevalarında yer alan ayet ve hadis iktibaslarını gösteren bir tablo ve bibliyografyayla son bulur.
Kanaatimizce bir çalıúmaya “Ön söz” yazmanın en zor yanı minnet ve úükran borçlu oldu÷unuz isimleri zikretmektir. Zira ne kadar teúekkür etseniz de karúılı÷ını veremeyece÷iniz bir borcun altında oldu÷unuzun farkındasınızdır. Burada öncelikle Hz. Peygamber’i akademik çalıúmalarına konu edinen ve bu tezin içeri÷ine eserleriyle katkıda bulunan herkesi minnetle anar, vefat etmiúler için Yüce Allah’tan (cc) sonsuz rahmet dilerim.
Yo÷un çalıúma dönemlerinde bana sürekli destek olan eúim Esra AK hanımefendiye minnettarım. Onun derin anlayıúı ve kızımızın sevecenli÷i olmasaydı úüphesiz bu tez ortaya çıkmazdı.
Tezin yazım sürecinde her zaman bilgilerinden istifade etti÷im hocam sayın Prof. Dr. Ahmet YILMAZ’a teúekkürü borç bilirim. Yazdı÷ım metinleri okuma zahmetinde bulunan sayın Doç. Dr. Hikmet ATøK’e katkılarından dolayı müteúekkirim.
Sahip oldu÷u geniú kütüphaneyi kullanma imkanı sa÷layan sayın Prof. Dr. Ahmet SEVGø’ye ve çalıúmanın belli dönemlerinde fikirlerine baúvurdu÷um sayın Doç. Dr. Mehmet KIRBIYIK’a hürmetim baki kalacaktır.
Doktora çalıúmasına baúladı÷ım ilk günden bugüne baúta akademik bilgi olmak üzere pekçok konuda deste÷ini gördü÷üm hocam sayın Prof. Dr. Emine YENøTERZø hanımefendiye derin bir minnettarlık içindeyim.
Çalıúma sürecinde bana bir ö÷renciden çok bir meslektaú gibi davranan, uzun vakitlerini aldı÷ım görüúmelerde beni her zaman güler yüzüyle karúılayan hocam sayın Doç. Dr. Semra TUNÇ hanımefendinin borcunu ödeyemeyece÷imi itiraf etmeliyim.
ønsan olmaktan ötürü ortaya koydu÷umuz her úey hata barındırır. Tezimizde dalgınlıktan, bilgi noksanlı÷ından kaynaklanan birçok hatanın olması muhtemeldir. Bu hatalardan ve bilgi eksikliklerinden ötürü affınızı dilerim. Yapıcı tenkitlerle bu eksikliklerin büyük oranda giderilece÷ini ümit ediyorum.
ønsan olmak bir anlamda hata yapmaktır. Fuzûlî, Hz. Peygamber medhini dile getirmenin hata ehli için derman vesilesi oldu÷unu söyler. Bu çalıúma vesilesiyle biraz da olsa Hz. Muhammed’in (sav) úefaatine nail olmak en büyük arzumdur. Fuzûlî’nin beytiyle sözlerimi tamamlıyorum:
ikr-i na‘tüñ virdini derman bilür ehl-i পa৬Ɨ Eyle kim def‘-i পumƗr içün içer mey-পƗre ৢu
Murat AK Meram, 2014
TRANSKR
øPSøYON SøSTEMø
Bu çalıúmada yer alan úiir metinlerinde aúa÷ıdaki transkripsiyon sistemi kullanılmıútır:
Kısa Sesliler: ˰˰˴ : a-e, ˰˰˶ : i, ˰˰˵ : u, ü
Uzun Sesliler: ˴˰˰ ϱ ,˴˰˰ , : Ɨ, ˰˰ ϱ˶ : Ư, ˰˰ ϭ˵ : nj, Sessizler: ˯ : ࢚ Ώ : b, p ̟ : p Ε : t Ι : խ Ν : c,ç ̧ : ç Ρ : ত Υ : প Ω : d Ϋ : έ : r ί : z ̫ : j α : s ε : ú ι: ৢ ν: Ī,ঌ ρ : ৬ υ : ω : ࢙ ύ : ƥ ϑ : f ϕ : ল ϙ : k, g, ñ ן : ñ ϝ : l ϡ : m ϥ : n ϭ : v ˰ϫ : h ϻ : la, lÁ ̵ : y
KISALTMALAR
age. : Adı geçen eseragm. : Adı geçen madde, makale b. : ibn/bin bk. : Bakınız Böl. : Bölümü bs. : Baskı C. : Cilt çev. : Çeviren D : Divan DT : Doktora Tezi
DTCF : Dil ve Tarih-Co÷rafya Fakültesi dzl. : Düzenleyen, düzenleyenler H. : Hicrî
haz. : Hazırlayan, hazırlayanlar Hz. : Hazret-i øA. : øslâm Ansiklopedisi øst. : østanbul Ktp. : Kütüphanesi Kol. : Koleksiyonu M : Mesnevi
MEB : Millî E÷itim Bakanlı÷ı No. : Numara, Numarası
NM1 : Mecmua-yı Nu‘ût-ı Nebeviyye, Süleymaniye Kütüphanesi, Hamidiye Böl., 1210
NM2 : Nu‘ût-ı Nebeviyye Mecmuası, Süleymaniye Kütüphanesi, Hamidiye Böl., 1211
NM3 : Mi‘râciyye ve Na‘t-ıùerîfler Mecmuası, Süleymaniye Kütüphanesi, Lala øsmail Paúa Böl. Nu: 733
NM4 : Na‘t-i ùerîf Mecmuası, Ankara Millî Kütüphanesi, Adnan Ötüken øl Halk Kütüphanesi Koleksiyonu, 312/1
NM5 : Mir’ât-ı Muhammedî Yâhûd Safâ-yı Rûh, Ahmed Esad b. Abdü’n-Nafi‘,østanbul 1302
NM6 : Mecmua-i Müntehab-ı Na‘t-i ùerîf, østanbul Millet Kütüphanesi, 779/1
NM7 : Nu‘ût ve Kasâid Mecmuası,østanbul Millet Kütüphanesi, 773/1 NM8 : Na‘t-ıùerîf Mecmuası (Rûúenî’nin Na‘tine Tahmîsler),
Süleymaniye Kütüphanesi, Uúúâkî Tekkesi Böl. 365/2
NM9 : Na‘t-ıùerîf Mecmuası, østanbul Sermet Çifter Kütüphanesi, Nu: 524
núr. : Neúreden
REZ : Nevzat Kaya, Kara Çelebi-zâde Abdülaziz Efendi
Ravzatü’l-Ebrâr Zeyli, Ankara 2003
S. : Sayı s. : sayfa sad. : Sadeleútiren
sav : Sallallahu Aleyhi ve Sellem SBE : Sosyal Bilimler Enstitüsü
Sù : Mustafa øsen-Ali Fuat Bilkan, Sultan ùairler, Ankara 1997 TDK : Türk Dil Kurumu
TDV : Türkiye Diyanet Vakfı tah. : Tahkik eden
vb. : Ve benzeri vd. : Ve di÷erleri vr. : Varak Yay. : Yayını, yayınları YLT : Yüksek lisans tezi YÖK : Yüksekö÷retim Kurulu
G
øRøù
EDEBÎ GELENE
öøMøZDE HZ. MUHAMMED (SAV)
Türkler øslamiyet’i kabul ettikten sonra, hayatın bütün kollarını kabul ettikleri yeni dinin de÷erleriyle inúa etmiúlerdir. øslam’ın getirdi÷i yeni de÷erler millî unsurlarla örtüúmüú ve zamanla øslam’ın Türk kültürü üzerindeki etkisi bu iki unsurun birbirinden ayırt edilemeyecek úekilde kaynaúmasına vesile olmuútur. Karahanlılar döneminde øslam dinini resmen kabul eden Türklerin, Müslüman olmalarıyla birlikte ortaya koydukları edebî eserlerde øslam’ın temel de÷erleri ile karúılaúırız. Türk edebiyatının kitap halindeki en eski eserleri olan Kutadgu Bilig’de Hz. Muhammed (sav) müstakil bir na‘tle övülmüú,1 Atabetü’l- Hakâyık’ta øslam peygamberinden birçok hadis-i úerif nakledilmiú ve yine Peygamber’in medhine yer verilmiútir.2 Dîvân-ı Hikmet’te de
birçok na‘t yer almıú,3 zengin bir úekilde sunulan Hz. Peygamber’e iliúkin unsurlarla da Türk toplumunda peygamber sevgisinin temelleri atılmıútır.4 ølk eserlerden itibaren øslam dininin temel ö÷retilerinin edebî eserlerde bu denli yer alması, øslamî de÷erlerin Türkler tarafından içselleútirildi÷ini ve millet olarak Türklerin dine ba÷lılı÷ındaki samimiyeti göstermektedir. øslam’ın temel kaynakları olan Kur’an-ı Kerim, hadis-i úerifler ve di÷er peygamberlerin kıssaları Türklerin oluúturdu÷u edebiyatın genel muhtevasını belirlemiútir. Bu anlamda klasik Türk edebiyatının en belirgin ve umumî vasfının, az ya da çok dinî bir karakter taúıdı÷ını söylemek mümkündür.5 Cenab-ı Hak’tan baúlayan, Hz. Peygamber’le devam eden bir hiyerarúiyle Türk edebiyatında oluúturulan birçok dinî tür mevcuttur.
Edebî gelene÷imizdeki dinî türleri Agâh Sırrı Levend, konularına göre dinî-úer‘î eserler, dinî-tasavvufî eserler olmak üzere iki baúlık altında tavsîf etmiútir.6 Daha sonra
1 Yûsuf Has Hacip, Kutadgu Bilig I, Reúid Rahmetî Arat, Ankara 1979, s. 20-22.
2 Ahmet b. Mahmut Yüknekî, Atabetü’l-Hakâyık, Reúid Rahmetî Arat, østanbul 1951, s. 42-43. 3
Hoca Ahmed Yesevî, Divan-ı Hikmet, haz. Hayati Bice, Ankara 1993. Eserin 54-61 sayfaları arasında yer alan beú hikmet Hz. Peygamber için kaleme alınmıú na‘tlerdir.
4
Mustafa Uzun, “Muhammed”, Türk Edebiyatı, TDV øslam Ansiklopedisi, østanbul 2005, C. 30, s. 457.
5 Âmil Çelebio÷lu, “Türk Edebiyatında Manzum Dinî Eserler”, Eski Türk Edebiyatı Araútırmaları,
østanbul 1998, s. 349.
6 Agâh Sırrı Levend, “Dinî Edebiyatımızın Baúlıca Ürünleri”, Türk Dili Araútırmaları Yıllı÷ı Belleten,
Ankara 1972, S. 371, s. 35-36. Agâh Sırrı Levend’in bu tasnifinde; Dinî-ùer‘î eserler baúlı÷ı altında tevhîdler ve münâcâtlar, na‘tler ve mi‘râciyeler, Esmâ-i Hüsnâ ve Esmâ-i nebî úerhleri ile muammâları, kırk hadis, yüz hadis ve bin hadisler, siyerler ve úemâiller, mevlidler, hilyeler, kasîde-i bürde ve kasîde-i bür’e çevirileri, Muhammediye, Ahmediye ve benzeri eserler, mersiyeler ve makteller, iman, itikad ve ibadetle ilgili eserler, mucizeler ve dinî hikâyeler bulunur. Dinî tasavvufî eserler baúlı÷ı altında ise, uyarıcı eserler, tasavvufî klasik úiirler, ilâhiler, nefesler, devriyeler, tasavvufî ve felsefî hikâyeler yer alır.
yapılan bir çalıúmada Âmil Çelebio÷lu edebiyatımızdaki manzum dinî türleri konularına göre Cenab-ı Hak’la ilgili manzum eserler, meleklerle ilgili manzum eserler, semâvî kitaplarla ilgili manzum eserler, peygamberlerle ilgili manzum eserler, Hz. Peygamber’le ilgili manzum eserler ve muhtelif dinî konularla ilgili eserler úeklinde baúlıklandırarak farklı bir tasnif ortaya koymuútur.7 Dinî edebî türler içinde yer alan manzum tercüme, tefsir, kırk ayet ve fâl-i Kur’an vb. eserler göz önünde bulundurulursa, bu tasnifte Kur’an-ı Kerim’le ilgili eserleri semâvî kitaplar baúlı÷ı altında de÷il de ayrı bir baúlık olarak ele almak da mümkündür.8
Edebî eserlerin türlere göre yo÷unlu÷u düúünülünce, edebiyatımızdaki dinî türler için; Cenab-ı Hak’la ilgili olanlar, Hz. Peygamber’le ilgili olanlar, di÷er peygamberlerle ilgili olanlar, Kur’an-ı Kerim’le ilgili olanlar ve di÷er konularla ilgili türler úeklinde bir tasnif uygun gözükmektedir. Cenab-ı Hak’la ilgili olanlara manzum ve mensur esmâ-i hüsnâúerhleri ve muammâları, tevhîd ve münâcât; Hz. Peygamber’le ilgili olanlara na‘t, siyer, mevlid, hilye, mi‘râcnâme, kırk hadis, gazavâtnâme, hicretnâme, úefaatnâme, fazîletnâme, kırk hadis, yüz hadis, bin hadis, bi‘setnâme, delâliü’n-nübüvve, neseb-i úerîf, esmâ-i Nebî, evsâf-ı Nebî, mu‘cizât-ı Nebî, vasiyet-i Nebî, vefât-ı Nebî, úemâil, regâibiye; Kur’an-ı Kerim’le ilgili olanlara manzum tercüme, satırarası Kur’an tercümeleri, tefsir, kırk ayet, fâl-i Kur’an örnek gösterilebilir. Di÷er peygamberleri, dört büyük halifeyi, aúere-i mübeúúereyi, di÷er ashâbı ve velileri konu edinen türler ise kısas-ı enbiyâ, hilye-i çâr-yâr-kısas-ı güzîn, hilye-i aúere-i mübeúúere, maktel-mersiye, tezkiretü’l-evliyâ ve menâkıbnâmelerle örneklendirilebilir. Bütün bunların dıúında kalan ramazâniye, bayrâmiye, tasavvufî eserler, fıkıh ve akâid kitapları, dinî ve destânî eserler, ahlâk ve nasihate dair eserler, pendnâmeler, sad kelimeler ise di÷er dinî türler içinde yer alan eserlerdir. Dinî türler üzerindeki tasnifin farklılaúması ve zamanla bu tasnifin detaylanması dinî türlerin edebiyatımızdaki çeúitli÷ini göstermesi bakımından oldukça önemlidir.
7Âmil Çelebio÷lu, “Türk Edebiyatında Manzum Dinî Eserler”, Eski Türk Edebiyatı Araútırmaları,
østanbul 1998, s. 349-365. Bu tasnifin öncekinden daha farklı bir bakıú açısıyla yapıldı÷ı ve biraz daha detaylı oldu÷u söylenebilir. Çelebio÷lu öncekinden farklı olarak manzum dinî eserleri Cenab-ı Hak, melekler, semâvî kitaplar, Hz. Peygamber, di÷er peygamberler ve bunlar dıúında kalan muhtelif dinî eserler ekseninde ele almıútır.
8 Özel bir tasnif giriúimi olmamakla beraber buna de÷inen bir metin için bk. Emine Yeniterzi, “Türk
Edebiyatında Na‘tlara Dair”, Türkler, Ankara 2002, C. 11, s. 762. Âmil Çelebio÷lu, di÷er semâvî kitaplardan Tevrat ve øncil’le ilgili herhangi bir müstakil eserle karúılaúmadı÷ını, bununla birlikte bunlara iliúkin edebî mevcudiyetin sadece Tevrat ve øncil’den bazı ayetlerin Muhammediye gibi eserler içinde yer alan tercüme beyitlerden ibaret oldu÷unu söyler. Yine aynı çalıúmada meleklerle ilgili herhangi bir eserle karúılaúılmadı÷ı zikredilmiú, bazı dinî, tasavvufî ve efsânevî eserlerde yer yer meleklerden, hûri ve gılmanlardan, cinlerden bahislerin mevcut oldu÷u dile getirilmiútir. Bk. Âmil Çelebio÷lu, age, s. 354.
Bununla birlikte farklı birçok dinî türde kaleme alınmıú eserlerden oluúan bu geniú muhtevanın merkezî karakteri Hz. Peygamber olmuútur. Türk edebiyatında dinî türler içinde kemiyet açısından en çok Hz. Peygamber’i konu edinen türlerle karúılaúırız.
1. Hz. Peygamber’i Konu Edinen Edebî Türler
Hz. Muhammed (sav), øslam etkisi altında geliúen Türk edebiyatının merkezinde yer alır. Edebî ürünlerin genel karakteri göz önünde bulunduruldu÷unda, Osmanlı co÷rafyasında Türk-øslam edebiyatı adı altında Hz. Peygamber a÷ırlıklı bir edebiyatın ortaya konuldu÷u söylenebilir.9 Hz. Peygamber’e duyulan samimî sevgi edebiyata aksetmiú, imanla da do÷rudan iliúkili olarak Efendimiz için beslenen duygular edebiyatımızdaki Hz. Peygamber’le ilgili türlerde kendini göstermiútir. Hz. Peygamber bu konuda biriciktir. Dünyada hiçbir peygambere, úahsa iliúkin asırlarca devam eden bir úekilde farklı nazım úekillerinde ve türlerde eserler telif edilmemiútir.10 Öyle ki Hz. Muhammed (sav) Müslüman olmayan úairlere bile ilham kayna÷ı olmuútur. Dünyaca ünlü romantik Alman úairi Goethe (ö. 1832) 1774 yılında Hz. Peygamber’e övgü olarak “Muhammed’in Na÷mesi” isimli úiirini kaleme almıútır.11 Alman asıllı bir di÷er úair Rainer Maria Rilke (ö. 1926) de Hz. Muhammed (sav) için bir úiir kaleme almıútır.12 Yine Rus úair ve yazar Puúkin “Kur’ân’ın Tesiri Altında” baúlı÷ıyla çevrilen úiirinde Hz. Peygamber’i anar. Bu úekilde Hz. Peygamber’e (sav) iliúkin manzum literatürün sadeceøslam co÷rafyasında üretilen edebiyatla sınırlı kalmadı÷ını görmekteyiz.
Türk edebiyatında, Hz. Peygamber’i konu edinen edebî türlerde efendimizin isim ve sıfatları, güzel ahlâkı, do÷umu, mi‘râcı, fizikî vasıfları, ruhî ve ahlâkî husûsiyetleri, aile yaúantısı, savaúları, hicreti, sahâbeyle iliúkisi, mucizeleri, özetle O’na dair her husus konu edilir. Hz. Muhammed’in (sav) maddî ve manevî varlı÷ının bu kadar ayrıntılı bir úekilde ele alınması O’nun Müslümanlar için Cenab-ı Hak’la birlikte
9
Mustafa Uzun, age, s. 457.
10
Emine Yeniterzi, age, s. 762.
11 Goethe’nin úiirinin orijinal ismi Mahomets Gesang úeklindedir. ùiir nehir metaforu üzerine
kurulmuútur. ùiirde Hz. Peygamber kayalardan fıúkıran bir pınara teúbih edilir. Kayalardan fıúkıran bu pınar önüne çıkan her úeyi ve di÷er kardeú pınarları akıntısına dâhil eder ve hakikate do÷ru taúır. Goethe’nin bu úiiri ve Türkçe çevirilerine iliúkin bir çalıúma için bk. Alim Kahraman, “Goethe’nin ‘Mahomete Gesang’ ùiiri: Türkçe Çevirileri Üzerine”, Diyanet ølmî Dergi, Peygamberimiz Hz.
Muhammed (sav) -Özel Sayı-, Ankara 2000, s. 575-588.
12
Rainer Maria Rilke, Seçilmiú ùiirler ve Duino A÷ıtları, østanbul 2013, s. 102, Rilke’nin Hz. Muhammed
(sav) için kaleme aldı÷ı úiir eserde Turan Oflazo÷lu tarafından Muhammed’in Yakarıúı baúlı÷ı ile çevrilmiútir.
imanın merkezî ö÷esi olması ile iliúkili olsa gerektir. Hz. Peygamber’e yo÷un bir sevgiyle ba÷lı olan Müslümanlar, bu sevgiyi edebî eserlere aksettirmiúlerdir.
Kendisine duyulan sevgi ve aúka ba÷lı olarak edebî gelene÷imizde Hz. Peygamber’le ilgili birçok tür ortaya çıkmıútır. Bu türleri bütün bir halde úu úekilde sıralamak mümkündür: Na‘t-i nebî, siyer-i nebî, mevlid-i nebî, mu‘cizât-ı nebî, esmâ-i nebî, evsâf-ı nebî, úemâil, hilye, mi‘râciye, regâibiye, gazavatnâme, hicretnâme, úefaâtnâme, fazîletnâme ve kırk hadis, yüz hadis, bin hadis, bi‘setnâme, delâilü’n-nübüvve, neseb-i úerîf, vasiyet-i nebî ve vefât-ı nebî. Bu aúamada Hz. Peygamber’i konu edinen dinî türler hakkında daha geniú bilgi verilecektir.
1.1. Na‘t
Na‘tlerin tasavvufî temelleri ve farklı birçok úaire ait na‘t seçkilerinden oluúan mecmualar bu çalıúmanın asıl konusunu teúkil etti÷i için bir edebî tür olarak na‘t çalıúmanın ileriki baúlıklarında ayrıca ele alınacaktır.
1.2. Sîre / Siyer
Sîret kelimesinin ço÷ulu olan siyer, sözlükte hâl, yol, gidiúât, bir kiúinin ahlâkı, seciyesi ve hayat hikâyesi anlamlarına gelir.13 ølmî bir faaliyet alanı olarak siyer, Hz. Peygamber’in hayatını ve úahsiyetini konu edinir.14 Edebî tür olarak siyer, Hz. Peygamber’in hayatını kronolojik olarak anlatan manzum ve mensur eserlere verilen isimdir.15 Siyer, Cumhuriyet öncesine kadar Osmanlılarda tarih ilminin bir dalı olmaktan ziyade edebiyat sahası içinde yer almıú ve geliúmiútir.16 Hz. Peygamber’e duyulan derin sevgiyle, siyerler duygu yo÷unlu÷u içinde lirik bir dille kaleme alınmıútır. Sevgi ve duygusallık boyutu siyerin bir ilim dalı olarak tarihten ziyade edebiyat içinde geliúmesini açıklar nitelikte olsa gerektir.
Erzurumlu Mustafa Darîr’e ait Sîretü’n-Nebî17 (1388) isimli eser bu türün Türk edebiyatındaki ilk telif örne÷idir. Türk edebiyatında siyer eserleri ilkin Arapçadan
13
Halil b. Ahmed el-Ferâhîdî, Kitâbü’l-‘Ayn, Lübnan 2004, s. 392; Ahmed Ebû Haka, Mu‘cemu’n-Nefâisi’l-Vasît, Beyrut 2007, s. 613-614; øsmâîl b. Hammâd el-Cevherî, Tâcu’l-Lu÷a ve
Sıhâhu’l-Arabiyye, (tah.: Ahmed Abdul÷afûr Attâr), Beyrut 1990, C.2, s. 691.
14
Mustafa Fayda, “Siyer ve Megâzî”, TDVøslam Ansiklopedisi, østanbul 2009, C. 37, s. 319.
15
Mustafa Uzun, “Muhammed”, Türk Edebiyatı, TDV øslam Ansiklopedisi, østanbul 2005, C. 30, s. 458.
16
Mustafa Uzun, “Siyer ve Megâzî”, Türkçe Siyer Kitapları, TDVøslam Ansiklopedisi, østanbul 2009, C.
37, s. 324.
17 Eser, Tercümetü’d-Darîr olarak da bilinir. Darîr eserini Ebü’l-Hasan el-Bekrî ve øbn Hiúam’ın
kitaplarından faydalanarak serbest tercüme yoluyla kaleme almıútır. Eser kendinden sonraki bu türde eserlere kaynaklık etmiú, Anadolu sahasındaki Türk edebiyatı üzerinde derin tesirler bırakmıútır. Bk. Mustafa Erkan, “Darîr”, TDV øslam Ansiklopedisi, østanbul 1993, C. 8, ,s. 499.
tercüme yoluyla Türkçeye kazandırılmıú ve tercümeler sonrasında telif eserler kaleme alınmıútır. Yazıcıo÷lu Mehmed’in (ö. 1451) Muhammediyye’si18, Karaçelebizâde Abdülaziz’in (ö. 1658) Fevâyihu’n-nebeviyye fî Siyer’il Mustafaviyye’si19, Kazasker Abdülbâkî Ârif Efendi’nin (ö. 1713) Siyer-i Nebî’si20, Münîrî’nin (ö. 1520-21) Manzum
Siyer-i Nebî’si21, Veysî’nin (ö 1627-28) Dürretü’t-Tâc fî Sîreti Sâhibi’l-Mi‘râc’ı22, Nâbî’nin (ö. 1712) Zeyl-i Siyer-i Veysî’si23, Eyüp Sabri Paúa’nın (ö. 1890)
Mahmûdü’s-siyer’i24, Türk edebiyatında siyer türünde kaleme alınmıú önemli eserler arasında yer alırlar.25
1.3. Mevlid
Sözlükte do÷um yeri ve zamanı anlamına gelen kelime, øslam edebiyatında Hz. Peygamber’in do÷um yıldönümünde yapılan törenlere verilen isim ve bu törenlerde okunmak üzere kaleme alınmıú eserlerin ortak adı haline gelmiútir.26 Mevlid, Türk edebiyatında Hz. Peygamber’i konu edinen, Efendimizin do÷umunun, mi‘râcının ve ahlâkî özelliklerinin anlatıldı÷ı zengin dinî türlerden biridir. Ço÷unlukla aruzun fâilâtün
fâilâtün fâilün kalıbıyla yazılmıú, mesnevî nazım úekli kullanılmıútır. Hemen hepsinin ehl-i sünnet inancı do÷rultusunda kaleme alındı÷ını söylemek mümkündür.27
Süleyman Çelebi’nin (ö.1422) asıl adı Vesîletü’n-necât olan 1409 yılında telif etti÷i mevlidi bu türün Türk edebiyatı içinde kaleme alınmıú en meúhur ve en etkili eseridir.28 Eser bestelenerek Osmanlı gelene÷inde mevlid törenlerinde okunarak toplum nezdinde hayli itibar kazanmıútır. Türkçede Mevlid özel olarak Süleyman Çelebi’nin eseri için kullanılmıútır ve halen kullanılmaktadır. Türk edebiyatında Süleyman
18 Âmil Çelebio÷lu, Muhammediye I-II, østanbul 1996. 19
Süleymaniye Kütüphanesi, Hâlet Efendi, Nr. 734.
20
Süleymaniye Kütüphanesi, Hüsrev Paúa, Nr. 414. Abdülbâkî Efendi’nin eseri damadı Faiz Efendi tarafından tamamlanmıútır. Bk. Mustafa Uzun, “Abdülbâkî Ârif Efendi”, TDV øslam Ansiklopedisi, østanbul 1988, C. 1, s. 197.
21 Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, Ko÷uúlar Kitaplı÷ı, Nr. 994-995. 22
Siyer-i Veysî ile ilgili yapılmıú bir çalıúma için bk. Nuran Öztürk, Siyer Türü ve Siyer-i Veysî, Yayınlanmamıú DT, Ege Üniversitesi SBE, øzmir 1997.
23ùâir Nâbî’nin, Veysî tarafından kaleme alınan siyere iki zeyli bulunmaktadır. Bk. Abdülkadir Karahan,
“Nâbî”, TDV øslam Ansiklopedisi, østanbul 2006, C. 32, s. 260.
24
Eyüp Sabri Efendi, Mahmûdü’s-Siyer,østanbul 1287/1870.
25
Türk edebiyatında siyer ve siyere ba÷lı edebî türleri ayrı bir bölümle detaylı bir úekilde sunan bir çalıúma için bk. Mustafa Özkat, Münîrî (öl. 1521 ?)’nin Manzum Siyeri Nebî’si Cilt: IV-V
(ønceleme-Metin), DT, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araútırmaları Enstitüsü, østanbul 2011.
26
Ahmet Özel, “Mevlid”, TDV øslam Ansiklopedisi, Ankara 2004, C. 29, s. 475.
27
Hasan Aksoy, “Eski Türk Edebiyatı’nda Mevlidler”, Türkiye Araútırmaları Literatür Dergisi, Eski Türk Edebiyatı Tarihi I, C. 5, S. 9, s. 325
28 Bir sehl-i mümtenî olarak kabul edilen, sade bir Türkçe ile kaleme alınan eser yazıldı÷ı andan itibaren
Osmanlı co÷rafyasının hemen her yerinde okunmuú, bestelenmiú, çeúitli dillere çevrilmiú ve esere nazireler yazılmıútır. Bk. A. Necla Pekolcay, “Mevlid”, TDV øslam Ansiklopedisi, Ankara 2004, C. 29, s. 485-486.
Çelebi’den baúka, Zaîfî (ö. 1546?), Recâî, Nasîbî (ö. 1682?), Muhyî, Sıdkî, Re’fet (ö. 1903), Naîm(î), Rüúdî-Mes‘ûd, Fatma Kâmile (ö. 1921), Zeynî, Muhyiddîn Mekkî (ö. 1936) mevlid türünde eser vermiú di÷er isimler arasında yer alırlar.29 Edebiyatımızda yüzü aúkın mevlid örne÷i mevcuttur.30
1.4. Mu‘cizât-ı Nebî
Mu‘cizât; Hz. Peygamber’in do÷umundan itibaren insanların úahit oldu÷u ola÷anüstü hallerini ve efendimizin mucizelerini konu edinen manzum ve mensur olarak kaleme alınmıú eserlerdir.31 Hz. Peygamber’in mucizelerine iliúkin en meúhur müstakil eser Edirneli Abdurrahman Ubeydî’nin Evsâf ve Mu‘cizât-ı Nebî isimli eseridir.32 Edebiyatımızda Hz. Peygamber’in mucizâtını konu edinen müstakil eserler olmakla birlikte, mucizât siyer ve mirâciye gibi di÷er dinî türlerin içinde de bölümler halinde yer almaktadır. Mucizâta iliúkin eserlerden manzum olanlarda esere lirik bir dil hâkimken, konuyu felsefî-kelâmî açıdan dile getiren eserler didaktik bir tarzda kaleme alınmıútır.33
Hz. Peygamber’in mucizelerini manzum olarak 80 beyitte kaleme alan øzzeto÷lu Gurbetî’nin (?) Mu‘cizât-ı Resûl ‘Aleyhi’s-selâm isimli manzumesi34, Cevâbî’nin (ö. 17. Yüzyıl) Mu‘cizât-ı Nebeviyye’si, Tireli Bostanzâde Yahyâ Efendi’nin (ö. 1639) Hz. Peygamber’in yüz mucizesini konu edindi÷i Gül-i Sad-berg’i35, Nâyî Osman Dede’nin (ö. 1729) Ravzatü’l-ø‘câz fî Mu‘cizâti’l-Mümtâz36 isimli 1170 beyitlik eseri türün edebiyatımız içindeki örneklerindendir.
1.5. Esmâ-i Nebî
Türk edebiyatında Cenab-ı Hakk’ın isimlerini úerh eden ve zikreden manzum ve mensur esmâ-i hüsnâlar oldu÷u gibi Hz. Peygamber’in isim ve sıfatlarını toplayan manzum ve mensur esmâ-i nebîler de mevcuttur. Esmâ-i nebîlerin konusu Hz. Peygamber’in üstünlükleri, rahmeti, úefaati, hidayeti, Cenâb-ı Hak katındaki özel yeri,
29 Bu isimlerin mevlidlerini topluca neúreden bir çalıúma için bk. M. Fatih Köksal, Mevlid-nâme, Ankara
2011.
30 Mustafa Özkat’a ait doktora çalıúmasında Türk edebiyatında yer alan dördü mensur 119 mevlid-i úerif
ve yazarının ismi zikredilmiútir. Bk. Mustafa Özkat, Münîrî (öl. 1521 ?)’nin Manzum Siyeri Nebî’si Cilt:
IV-V (ønceleme-Metin), DT, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araútırmaları Enstitüsü, østanbul 2011, s.
89-95.
31
Mustafa Uzun, “Muhammed”, Türk Edebiyatı, TDV øslam Ansiklopedisi, østanbul 2005, C. 30, s. 458.
32
Ubeydî, Evsâf ve Mu‘cizât-ı Nebî, Neúr: Ahmed Cevdet, Dersaâdet, 1313.
33
Mustafa Uzun, age, s. 458.
34
Beyazıt Devlet Ktp. Beyazıt Böl. Nr. 5308/2, vr. 72b-75a.
35ø.Çetin Derdiyok, “Gül-i Sad-berg”, TDV øslam Ansiklopedisi, østanbul 1996, C. 14, s. 226. 36
Müjgan Çakır, Nâyî Osman Dede: Hayatı, Sanatı, Eserleri ve Ravzatü’l-ø‘câz fi’l-Mu‘cizati’l- Mümtâz’ı, DT, Marmara Üniversitesi, Türkiyat Araútırmaları Enstitüsü, østanbul, 1998.
seçkinli÷i, ümmetinin gözündeki de÷eri, kendisine duyulan sevgi ve hürmettir.37 Dinî kültürümüzde yer alan, Hz. Muhammed’in (sav) isim ve sıfatlarını okuyanın, yazanın belâ ve musibetlerden korunaca÷ı, fakirlik ve hastalı÷a düçar olmayaca÷ı inancı, Hz. Peygamber’in isim ve sıfatlarını bir arada toplama ve úairleri bu türde eserler telif etme konusunda teúvik etmiú, aynı úekilde insanlar bu inançla Hz. Peygamber’in isim ve sıfatlarını levhalara yazarak hilyelerle birlikte evlerine asmıúlardır.38 Bu inanç do÷rultusunda Türk edebiyatında Hz. Peygamber’in isimlerini tadât gelene÷i ortaya çıkmıútır.39 Hz. Peygamber’in isim ve sıfatları baúta Kur’an-ı Kerim olmak üzere di÷er semâvî kitap ve sayfalardan, hadis-i úeriflerden ve Müslümanların kaleme aldı÷ı eserlerin Hz. Peygamber’i tavsîf ederken kullandıkları ifadelerden ö÷reniyoruz.40
Esmâ-i Nebî’ye iliúkin edebiyatımızdaki en tanınmıú eser Abdullah Salâhî-i Uúúâkî’nin 1763 yılında tamamladı÷ı Gül-i Sadberg-i Evrâd Berây-ı Tuhfe-i Ubbâd41 isimli eseridir. Eser sadece Hz. Peygamber’in isimlerine münhasır de÷ildir. Cenab-ı Hakk’ın güzel isimleri de eserin içinde yer almaktadır. Arapça ve Türkçe karıúık kaleme alınmıútır.42 Yine Hasîb-i Üsküdârî (ö. 1802’den sonra), Vecîhî Paúazâde Kemâl (ö. 1892), Yahyâ Nazîm (ö. 1727) esmâ-i Nebî’yi kaside ve mesnevî nazımúekliyle kaleme almıú úairlerdendir. Müstakimzâde Süleyman Sâdeddin’in (ö. 1788) Hz. Peygamber’in isimlerini kaleme aldı÷ı Mir’âtü’s-Safâ fî Nuhbeti Esmâi’l-Mustafâ isimli bir risalesi mevcuttur.43
1.6. Evsâf-ı Nebî
Evsâf-ı Nebîler Hz. Peygamber’in çeúitli özelliklerini anlatan eserlerdir.44 Bu türün örneklerine Kâzerûnî’ye (ö. 1357) ait el-Muntekâ fî Evsâfı’n-Nebiyyi’l-Mustafâ
37
Hz. Peygamber’in isimlerini derleyen ve edebiyatımızdaki manzum esmâ-i Nebî metinleri hakkında bilgi veren bir çalıúma için bk. Emine Yeniterzi, “Divan ùiirinde Hz. Peygamber’in øsim ve Sıfatları-Esmâ-i Nebî”, TDV Kutlu Do÷um Haftası II, 1-7 Ekim 1990, Ankara, 7 Ekim 1990, s. 87-100.
38
Emine Yeniterzi, Divan ùiirinde Na‘t, s. 162, Yeniterzi’ye ait bu çalıúmada Esmâ-i Nebî, na‘tlerde yer
aldı÷ı úekliyle ayrı bir baúlık altında detaylı bir úekilde verilmiútir.
39 Bu gelene÷e iliúkin bir çalıúma için bk. Ahmet Yılmaz, “Türk Edebiyatında Esmâ-i Nebeviyye-i
ùerîfe’yi Tadât Gelene÷i ve Müstakimzâde’nin Mir’âtü’s-Safâ øsimli Risalesi”, østem, Yıl 2, Sayı:4, 2004, s. 159-172.
40
Emine Yeniterzi, age, s. 163-165; Mustafa Uzun, age, s. 458.
41
DTCF Ktp. Muzaffer Özak, nr. 2/7, vr. 74b-107b.
42
Semih Ceyhan, “Salâhî Efendi”, TDV øslam Ansiklopedisi, østanbul 2009, C. 36, s. 18; Mehmet Akkuú, Abdullah Salâddîn-i Uúúâkî(Salâhî)’nin Hayatı ve Eserleri, østanbul 1998, s. 149-151.
43
Risalenin Süleymaniye ve Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanelerinde nüshaları bulunmaktadır. Bk. Süleymaniye Ktp. Esad Ef. No: 1426 / 3 vr. 25-36; Topkapı Sarayı Müz. Ktp. YY No: 347, vr. 136a-140b. Risaleye iliúkin bu bilgiler ve daha fazlası için bk. Ahmet Yılmaz, age, s. 162-172.
44
gibi meúhur Arapça eserler kaynaklık etmiútir. Hz. Peygamber’in vasıflarını anlatan bu telifler çok kez mucizât baúlıklı eserler ile birlikte yer alırlar.
1895’te neúredilen Edirneli Abdurrahman Ubeydî’nin Evsâf ve Mu‘cizât-ı
Nebî’si45, yine 1913’te neúredilen Mustafa Fevzi b. Nu‘mân’ın (ö.1871) ùümûsü’s-Safâ
fî Evsâfi’l-Mustafâ’sı46 bu türün iki örne÷idir. 1.7.ùemâil
Sözlükte huy, tabiat, seciye, ahlâk gibi anlamlara gelen úemâil, øslam kültüründe, Hz. Peygamber’in fizîkî ve ahlâkî özelliklerini ifade eden bir terim ve bu konuda yazılan ortak eserlerin adıdır.47 Hz. Peygamber’in beúerî yönü ve imtiyazlı bir insan gibi yaúamaktan titizlikle sakındı÷ı yaúayıú tarzı øslam ulemâsını bu do÷rultudaki vesikaların tespitine ve gelecek nesillere intikal ettirme gayretine sevk etmiú, zamanla toplanan vesikalar sistemleútirilerek müstakil olarak bir araya getirilmiú ve úemâil türü ortaya çıkmıútır.48
ùemâil eserlerinin kayna÷ı, Hz. Muhammed’in (sav) özelliklerinin anlatıldı÷ı rivayetlerdir. Bu türün Türk edebiyatındaki örneklerinin en temel kayna÷ı Tirmizî’nin (ö. 892) eú-ùemâilü’n-Nebeviyye isimli eserinin tercümesi ve úerhidir. Bu tür eserler
daha çok mensur olarak kaleme alınır. Türk edebiyatında türün bilinen en eski örne÷i ùeyhülislam Hoca Sâdeddin Efendi’ye (ö. 1599) nispet edilen er-Risâletü’ú-ùemâiliyye isimli eserdir.49 Aziz Mahmud Hüdâyî’nin (ö. 1628) Hilye-i Resûl’i50, Erzurumlu Dede Mehmed Efendi’nin (ö. 1640) el-Vesîletü’l-uzmâ fî ùemâ’il’il-Mustafâ’sı51, øbrahim Hanîf Efendi’nin (ö. 1775) Hulâsatü’l-Vefâ fî ùerhi’ú-ùifâ’sı52 ve Eyüp Sabri Paúa’nın (ö. 1890) Terceme-i ùemâil-i ùerîfe’si53 úemâil eserlerinin farklı yüzyıllardaki örneklerindendir.
45 Ubeydî, Evsâf ve Mu‘cizât-ı Nebî, Neúr: Ahmed Cevdet, Dersaâdet, 1313. 46
Mustafa Fevzi bin Numan, ùümûsü’s-Safâ fî Evsâfi’l-Mustafâ, Dersaadet 1331.
47 M. Yaúar Kandemir, “ùemâil”, TDV øslam Ansiklopedisi, østanbul 2010, C. 38, s. 497.
48 Ali Yardım, ùemâil Nev‘inin Do÷uúu ve Tirmizî’nin Kitâbü’ú-ùemâil’i, Dokuz Eylül Üniversitesi
ølâhiyat Fakültesi Dergisi I, øzmir 1983, s. 349.
49
Mustafa Uzun, “Muhammed”, Türk Edebiyatı, TDV øslam Ansiklopedisi, østanbul 2005, C. 30, s. 458.
50
Süleymaniye Ktp. Fatih, Nr. 5385, 2 vr.
51Süleymaniye Ktp. Âúir Ef. Böl. Nr. 434/3, vr. 18b-73b.
52 Cemil Akpınar, “Hanîf øbrâhim Efendi”, TDV øslam Ansiklopedisi, østanbul 1997, C. 16, s. 40.
53Tercemetü’ú-úemâil, Ebu øsa Muhammed b. øsa b. Sevre es-Sülemi Tirmizi, 279/892, çev: Eyüp Sabri
1.8. Hilye
Hilye; sözlükte süs, ziynet, yaratılıú, cevher, vasıflandırmak, zîb, sûret, sûret-i hasene, sıfat-ı hasene gibi anlamlara gelir.54 Edebî bir ıstılah olarak da Türk edebiyatında “Hz. Peygamber efendimizin bedenî özelliklerini anlatan manzum ve mensur eserler ile bu konuda kaynaklarımızda zikredilen rivâyetlerin yazılmasıyla meydana getirilen birer hüsn-i hat úaheseri olan levhalara denir.”55
Âúık Kadrî tarafından hilyenin manzum tarifinin yapıldı÷ı aúa÷ıdaki beyit kayda de÷erdir:
Hilyenin ma‘nâsı ey hüsn-i melek Vücûd-ı Nebî’nin ta‘rîfi demek56
Edebiyatımızda hilyenin Hz. Peygamber’le birlikte di÷er nebîler (hilye-i enbiyâ), dört büyük halife (hilye-i çâr-yâr-ı güzîn), aúere mübeúúere (hilye-i aúere-i mübeúúere), Hz. Peygamber’in torunları (hilye-i Hasaneyn) ve Allah dostları için (hilye-i evliyâ) yazılmıú örnekleri de mevcuttur.
ølk dönemlerde úemâile dair eserlerle birlikte ele alınan hilyenin, müstakil bir tür olarak Türk edebiyatında yayılmasında Hz. Peygamber’i rüyada gören bir Müslümanın onu gerçekten görmüú sayılaca÷ını bildiren rivâyetin etkisi büyüktür.57 Yine Hz. Ali’den nakledilen “Hilyemi gören beni görmüú gibidir. Beni gören insan bana muhabbetle ba÷lanırsa Allah ona cehennemi haram kılar; o kiúi kabir azabından emin olur, mahúer günü çıplak olarak haúredilmez.” úeklindeki rivayetin de hilye türünün müstakil olarak geliúmesinde etkisi vardır.58
Edebiyatımızdaki en meúhur hilye Hakânî Mehmed Bey’in hilyesidir. 1598-1599 senelerinde kaleme alınan Hilye-i Hakânî’den sonra bu tür edebiyatımızda yaygınlaúır.59 E÷irdirli Seyyid ùerîfî’nin (ö. 1574’den sonra) Risâle-i
Hilyetü’r-Resûl’i60, Aziz Mahmud Hüdâyî’nin (ö. 1628) Hilye-i Resûlu’llah’ı61, Niyâzî-i Mısrî’nin 54 Halil b. Ahmed, Kitâbu’l-Ayn, Lübnan 2004, s. 174; ùemseddin Sâmî, Kâmûs-ı Türkî, østanbul 2002, s.
558; Muallim Nâcî, Lügat-i Nâcî,østanbul 2006, s. 360; Hüseyin Kazım Kadri, Büyük Türk Lügatı, C. 2, s. 563.
55
Zülfikar Güngör, Türk Edebiyatı’nda Türkçe Manzum Hilye-i Nebevîler ve Nesîmî Mehmed’in
Gülistân-ıùemâil’i, Yayınlanmamıú DT, Ankara Üniversitesi SBE, Ankara 2002, s. 1-2.
56 Zülfikar Güngör, age, s. 2’de Âúık Kadrî, Hilye-i ùerîf vr, 3b’ye atıfla. 57
Mustafa Uzun, “Hilye”, TDV øslam Ansilopedisi, østanbul 1998, C 18, s. 44
58 ønsanlar arasında oldukça yaygın olan bu rivayet, Hakânî Mehmed Bey tarafından Hz. Ali’ye
dayandırılarak nakledilmiútir. Bk. Hakânî Mehmed Efendi, Hilye-i Hâkânî, Dersaâdet 1307, s. 11.
59
Mustafa Uzun, age, s. 44.
60Sadık Yazar,“Seyyid ùerîfî Mehmed Efendi ve Hilyesi”, Turkish Studies /Türkoloji Araútırmaları, Vol.
(ö. 1618) Terceme-i Hilye-i ùerîf’i62, Süleyman Nahîfî’nin (ö. 1738), Hakânî’nin hilyesine nazîre olarak kaleme aldı÷ı Hilyetü’l-envâr’ı ve Müstakimzâde Süleyman Sâdeddin’in (ö.1778) ùerh-i Hilye-i Nebeviyye’si türün edebiyatımız içindeki önemli
örneklerindendir.63
1.9. Mi‘râciye / Mi‘râcnâme
Yukarı çıkma, yükselme, yükselmeye yarayan araç ve çıkacak yer anlamlarına gelen mi‘rac64; Hz. Peygamber’in Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya ve oradan da Cenab-ı Hak katına olan yolculu÷unu ifade eder. Hz. Peygamber efendimiz bu gecede Cenab-ı Hakk’a ayet-i kerîmede bildirildi÷i úekliyle kâbe kavseyni ev ednâ derecesinde mülâkî olmuútur.65 Hz. Peygamber’in miracda do÷rudan vahiy aldı÷ı ve yine namazın beú vakit olarak mi‘racda farz kılındı÷ı bilinmektedir.
Bir edebî ıstılah olarak mi‘râciye ya da di÷er kullanımıyla mi‘râcnâme ise, Hz. Peygamber’in mi‘râcını konu edinen eserlere verilen isimdir. Hz. Peygamber’in mi‘râcı yalnızca edebiyat de÷il minyatür, hat ve musikî gibi sanat dallarının da konusu olmuútur.66
Türk edebiyatında mi‘râciye türü, müstakil edebî eserler úeklinde kaleme alındı÷ı gibi siyer, mucizât ve mevlidlerin içinde ve dinî-tasavvufî eserlerin bir kısmında müstakil fasıllar olarak da yer almıútır. Mirac konusu na‘tlerde de yer alır.
Edebiyatımızda ilk defa Satuk Bu÷ra Han Destanı’nda görülen mi‘râc bahsinin
Anadolu sahasındaki ilk müstakil örne÷i Ahmedî (ö. 1412) tarafından 1405 senesinde kaleme alınan Tahkîk-i Mi‘râc-ı Resûl67 isimli eserdir. Müstakil olmayan ilk mi‘râcnâme ise bu eserden çok daha önce 1330 senesinde Âúık Paúa (ö. 1332) tarafından kaleme alınan Garîbnâme’nin içinde yer alır.68 Abdülvâsî Çelebi’nin (ö.
61
Süleymaniye Ktp. Fatih, Nr. 5385, 2 vr.
62
Serpil Soydan, Niyazî`nin Tercüme-i Hilye-i ùerif Adlı Eserinin ønceleme, Metin ve Sözlük Çalıúması,
YLT, Ni÷de Üniversitesi SBE, Ni÷de 2002.
63
Müstakimzâde’nin eseri Nâfia-i ùâfia olarak da anılır. Mustafa Uzun, age, s. 45. Osmanlı
Müellifleri’nde ise eser Hilye-i Nebeviyye ve Hulefâ-i Erbaa adıyla kaydedilmiútir. Bk. Bursalı Mehmed Tâhir, Osmanlı Müellifleri, Ankara 2000, C 1, s. 168.
64 Halil b. Ahmed, Kitâbu’l-Ayn, Lübnan 2004, s. 527; ùemseddin Sâmî, Kâmûs-ı Türkî, østanbul 2002, s.
1373; Muallim Nâcî, Lügat-i Nâcî,østanbul 2006, s. 802.
65
Kur’an-ı Kerim’de yer alan “kâbe kavseyni ev ednâ” ifadesi iki yay arası hatta daha da yakını anlamına gelir. Hz. Peygamber’in miracda Cenab-ı Hakk’a olan yakınlı÷ını ifade eder. øfade ayet-i kerimede úu úekilde yer alır: “Sonra (Muhammed’e) yaklaútı, derken daha da yaklaútı. O kadar ki (birleútirilmiú) iki yay arası kadar, hatta daha da yakın oldu.” Necm 53/8-9.
66 Manzum edebî gelene÷imizde mi‘râciye türünü inceleyen bir çalıúma için bk. Metin Akar, Türk
Edebiyatında Manzum Mi‘râc-nâmeler, Ankara 1987.
67 Süleymaniye Kütüphanesi, ùâzelî Tekkesi Kitaplı÷ı, Nr. 110, vr. 16b-28b.
68 Kemal Yavuz, “Anadolu’da Baúlayan Türk Edebiyatında Görülen ølk Miraçnâmeler: Âúık Paúa ve
1414-5’den sonra) Mi‘râcnâme-i Seyyidü’l-Beúer Hazret-i Resûlullah ‘aleyh-i efdalü’s-salavât’ı69, øsmâil Hakkı Bursevî’nin Mi‘râciyye’si70, Nâyî Osman Dede’nin (ö. 1729)
Mi‘râcü’n-nebî’si71, Süleyman Nahîfî’nin (ö. 1738) Mi‘râcü’n-Nebî’si72 ve Ârif Süleyman’ın (ö. 1769) Mi‘râciyye’si73 türün önemli örnekleri arasında zikredilebilir.74
1.10. Regâibiye
øslam kültüründe, Hz. Peygamber’in Recep ayının ilk Cuma gecesinde ana rahmine düútü÷üne inanılır. Regâib gecesi olarak anılan bu gece Müslümanlar için kutsaldır. Regâib, “arzu olunan úey, hediye, ihsan” anlamlarına gelen ragîbe kelimesinin ço÷uludur.75 Hz. Peygamber’in ana rahmine düútü÷üne inanılan geceye müminler çokça ra÷bet etmiú ve yine bu gecede ra÷betler artmıú bu sebeple geceye regâib ismi verilmiútir. Bir tür olarak Regâibiye ise, edebiyatımızda Regâib kandili vesilesiyle kaside ve mesnevî úeklinde kaleme alınmıú ve kutsal olan bu gecede okunmak üzere bestelenmiú manzum eserlere verilen isimdir.76
Türk edebiyatında az rastlanılan bir tür olan regâibiyenin edebiyatımızdaki ilk örne÷i Salâhî Efendi (ö.1782) tarafından XVIII. yüzyılın ilk yarısında kaleme alındı÷ı tahmin edilen Risâle-i Regâibiyye’sidir. Eser Türkçe, Arapça ve Farsça olmak üzere üç ayrı dilde kaleme alınmıútır.77Yine Ârif Süleyman’a ait Farsça bir regâibiye manzumesi mevcuttur. Türün bir di÷er örne÷i ise Edirne Müftüsü Fevzî Efendi’nin 1898 senesinde kaleme aldı÷ı Envârü’l-kevâkib fî Leyleti’r-Regâib isimli 112 beyitlik manzûmedir.78
1.11. Gazavât-ı Nebî
Gazavât; akın, saldırı, din u÷runa yapılan savaú anlamına gelen gazve kelimesinin ço÷uludur. Gazve, Hz. Peygamber’in bizzat sevk ve idare etti÷i savaúlar hakkında kullanılan bir terimdir.79 Bir edebî tür olarak gazavât-ı Nebî, Hz.
69
Metin Akar, Türk Edebiyatında Manzum Mi‘râc-nâmeler, Ankara 1987, s. 161-164,
70
øsmail Hakkı Bursevî, Mi‘râciye, Haz.: ørfan Poyraz, Bursa, A÷ustos 2007.
71 Konya Mevlânâ Müzesi øhtisas Ktp., Nr.1172, vr. 1b-5a. 72
Metin Akar, Türk Edebiyatında Manzum Mi‘râc-nâmeler, Ankara 1987, s. 175-178.
73
Metin Akar, age,s. 184-189.
74 Türe ve türün önemli örneklerine iliúkin daha detaylı bilgi için bk. Metin Akar, Türk Edebiyatında
Manzum Mi‘râc-nâmeler, Ankara 1987, s. 155-202.
75
Mehmed Bahâddîn, Yeni Türkçe Lügat, Ankara 1997, s. 355.
76
Mustafa Uzun, “Regâibiyye”, TDV øslam Ansiklopedisi, østanbul 2007, C. 34, s. 536.
77 Matlau’l-Fecr hakkında detaylı bilgi ve eserin neúri için bk. Mehmet Akkuú, “Edebiyatımızda
Regâibiyye ve Salâhî’nin Matlau’ul-Fecr’i”, Ankara Üniversitesi ølâhiyat Fakültesi Dergisi, C. 32,
Ankara 1992, s. 129-153.
78 Envârü’l-kevâkib ve fî Leyleti’r-regâib hakkında detaylı bilgi ve eserin neúri için bk. Hakan Yekbaú,
“Klasik Türk ùiirinde Regâibiyye ve Mehmed Fevzî Efendi’nin Regâibiyyesi”, A.Ü. Türkiyat
Araútırmaları Enstitüsü Dergisi [TAED], S. 42, Erzurum 2010, s. 69-95.
79
Peygamber’in savaúlarını anlatan manzum ve mensur eserlerdir. Hülefâ-i Râúidîn döneminde özellikle øran ve Bizans’la yapılan savaúlarda mücâhidleri teúvik için Hz. Peygamber’in gazvelerini anlatma gelene÷i baúlamıú, zamanla kurumsallaúan bu gelenek di÷er Müslüman devletlerde de devam etmiútir.80
Bu türün edebiyatımızdaki ilk örne÷i Dursun Fakih’e (ö. 132’dan sonra) nispet edilen 640 beyitlik Gazavât-ı Resûlullah (Gazavât-ı Kıssa-i Mukaffâ)81 isimli manzum mesnevîdir. Niyâzî’nin (ö. 16. Yüzyıl) 1552 senesinde telif etti÷i Gazavât-ı Nebî’si82, Süleyman Nahîfî’nin (ö. 1738) ı Nebevî’si, Ahmet Refik’in (ö. 1937)
Gazavât-ı Celîle-i Peygamberî’si türün tanGazavât-ınmGazavât-ıú örneklerindendir.83 1.12. Hicretnâme
Kelime olarak terk etmek, ayrılmak anlamlarına gelen hicret, Hz. Peygamber’in Mekke’den Medine’ye göçünü ifade eden øslamî bir terimdir. Bir edebî tür olarak hicretnâme ise Hz. Peygamber’in Mekke’den Medine’ye göç ediúini anlatan eserlerdir.
Edebiyatımızda hicretnâmenin en eski örne÷i Süleyman Nahîfî’nin (ö. 1738)
Hicretü’n-Nebî’sidir. Eser bir mesnevî olup 788 beyitten oluúur. Nahîfî’nin eserinin 162 beyitlik ilk bölümünde do÷umundan baúlayarak hicretine kadar olan kısım anlatılır. Bu bölümden sonra ise eser hicret bahsine ayrılmıútır.84 Mustafa Fevzi bin Numan Efendi’nin (ö. 1924) ùümûsü’s-Safâ fî Evsâfi’l-Mustafâ isimli eseri Hz. Peygamber’in
hicretini yaklaúık 300 beyitle aktarır.85 Hz. Peygamber’in hicretine iliúkin bahisler siyer, mevlid, mi‘râciye gibi türlerin içinde de yer alır. Bununla birlikte siyer, mevlid, mi‘râciye gibi popüler türlere nispetle Hz. Peygamber’in hicretini konu edinen eserler sayıca daha azdır.
1.13.ùefâatnâme
Dinî bir ıstılah olarak úefâat; özellikle Hz. Peygamber’in, di÷er peygamberlerin veúefâat etme hakkına sahip di÷er kimselerin inananların ba÷ıúlanması için Hak katında
80
Hüseyin Algül, agm, C. 13, østanbul 1996, s. 489.
81 Millet Kütüphanesi, Ali Emîrî, Manzum, nr. 1222, vr. 79b-108a; østanbul Üniversitesi Kütüphanesi,
Türkçe Yazmalar, nr. 311, vr. 60b-71a; Koyuno÷lu Müzesi Kütüphanesi, nr. 11-930. Bk. Hasan Aksoy, “Dursun Fakih”, TDV øslam Ansiklopedisi, østanbul 1994, C. 10, s. 7-8.
82
Engin Yılmaz, Gazavat-nâmeler ve Niyâzî’nin Gazavât-ı Nebî’si, YLT, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araútırmaları Enstitüsü, østanbul 1995.
83
Mustafa Uzun, “Muhammed”, Türk Edebiyatı, TDV øslam Ansiklopedisi, østanbul 2005, C. 30, s. 459.
84 Amil Çelebio÷lu, “Süleyman Nahîfî’nin Hicretü’n-Nebî Adlı Mesnevîsi”, Eski Türk Edebiyatı
Araútırmaları, østanbul, 1998, s. 270.
85